Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaPopüler İçeriklerİletişim

Friedrich Engels’in Ölüm Yıldönümünde Maddi Gerçeklikle Yüzleşmek

5 Ağustos 1895’ten Günümüze: Burjuva İllüzyonlarına Karşı Bilimsel Sosyalizmin Kurucu Akıl Sağlığı

Yazar: Oğuz Demirkapı
Friedrich Engels’in Ölüm Yıldönümünde Maddi Gerçeklikle Yüzleşmek

Genç Yoldaşlar,

Tarihsel maddeci yöntemin temel kuralı, olguları egemen sınıfların sunduğu biçimiyle değil, kendi iç çelişkileri ve maddi temelleriyle kavramaktır. Burjuva akademisi ve liberal "sol" çevreler, yıllardır Friedrich Engels’i önemsizleştirmek, onu Karl Marx’ın gölgesinde kalmış edilgen bir "ikinci keman" ya da Marksizmin felsefi derinliğini "mekanikleştiren" bir popülist gibi göstermek için devasa bir ideolojik çaba harcarlar.

Bu tavır bir rastlantı değildir. Egemen sınıfın amacı; bilimsel sosyalizmin bütüncül yapısını parçalamak, Marx’ı zararsız bir "akademik iktisatçı" ya da "soyut filozof" kalıbına sokarken, harekete eylemsel ve felsefi cephaneliğini sağlayan Engels’i devreden çıkarmaktır.

Oysa diyalektik materyalizm bize gösterir ki, Engels olmadan Marksizm bir bütün olamaz. Engels; sanayinin kalbinden gelen ampirik gözlemleriyle, doğa bilimlerine yönelik diyalektik müdahaleleriyle, devlet ve aile kuramıyla ve hepsinden önemlisi Kapital’in tamamlanmasındaki tarihsel rolüyle bilimsel sosyalizmin kurucu ortak aklıdır.

Burjuva / İdealist İllüzyonDiyalektik Materyalist Gerçeklik
"Engels, Marx’ın karmaşık fikirlerini basitleştiren sıradan bir uygulayıcıdır."Engels, ekonomi politiğin eleştirisini Marx’tan önce başlatmış ve teoriyi işçi sınıfının somut koşullarıyla buluşturmuştur.
"Doğanın Diyalektiği, Marksizme uymayan mekanik bir zorlamadır."Doğa bilimi ile toplum bilimi arasındaki metabolik bağı kuran, doğanın diyalektik hareketini sermaye birikim krizleriyle birleştiren kuramsal köprüdür.
"Engels sadece bir finansördür, Marx düşünürdür."Engels, hem teorik üretimin eşit ortağı hem de Marx’ın ailesini ve Kapital’in yazım sürecini maddi olarak ayakta tutan devrimci militandır.

Bir Yoldaşlığın Kronolojik Anatomisi: Engels ve Marx

Genç yoldaşlar, tarihin akışını değiştiren bu büyük felsefi ve siyasi ortaklık, soyut bir "dostluk" değil; tarihsel koşulların ve sınıf mücadelesinin zorunlu kıldığı diyalektik bir birleşmedir. Bu tarihsel hattı kronolojik olarak kavrayalım:

İlk Karşılaşma ve Soğuk Mesafe (1842)

Engels ve Marx ilk kez 1842 yılının Kasım ayında, Marx’ın editörlüğünü yaptığı Rheinische Zeitung gazetesinin Köln’deki bürosunda karşılaştılar. Bu ilk buluşma oldukça soğuktu. Çünkü Marx, o dönemde Engels’in de ilişki kurduğu Genç Hegelci "Die Freien" (Özgürler) grubunu soyut, eylemsiz ve romantik buluyor, sert bir eleştiriye tabi tutuyordu. Engels ise ailesinin kumaş fabrikasının yönetimi için İngiltere’ye, sanayi kapitalizminin başkenti Manchester’a gitmek üzere yoldaydı.

Dönüm Noktası: Manchester ve Ekonomi Politiğin Keşfi (1842 - 1844)

Engels Manchester’a gittiğinde, kapitalizmin en vahşi, en çıplak haliyle yüzleşti. Fabrikaları gezdi, proletaryanın sefaletini yerinde inceledi ve Chartist hareketle doğrudan bağ kurdu. 1844 yılında Deutsch-Französische Jahrbücher (Alman-Fransız Yıllıkları) için "Bir Ekonomi Politik Eleştirisi Taslağı" başlıklı makalesini yazdı.

Bu makale bir dönüm noktasıydı. Marx, bu metni okuduğunda adeta büyülendi. Engels, burjuva iktisatçılarının (Adam Smith, David Ricardo) "ezeli ve ebedi" gördüğü iktisat yasalarının, aslında özel mülkiyetin ve sermaye düzeninin geçici, çelişkili yasaları olduğunu Marx’tan önce ilan etmişti. Marx’ı ekonomi politik incelemelerine yönlendiren ilk kıvılcım Engels’ten geldi.

Paris Buluşması ve Kuramsal İttifak (Ağustos 1844)

1844 yılının Ağustos ayı sonunda Paris’teki Café de la Régence’ta gerçekleşen tarihsel buluşma, 10 gün sürdü. İki genç devrimci, toplumsal ve felsefi konularda tamamen aynı diyalektik materyalist sonuca vardıklarını gördüler. Bu an, bilimsel sosyalizmin doğum anıdır.

Engels'in Sanayi İncelemeleri (Manchester) + Marx'ın Felsefi Eleştirisi (Paris) = Bilimsel Sosyalizm

Hesaplaşma ve Program Dönemi (1845 - 1848)

İki yoldaş, önce kendi felsefi geçmişleriyle ve Genç Hegelcilerin idealizmiyle hesaplaştı. 1845’te Kutsal Aile’yi yayımladılar. Ardından 1845-1846 yıllarında, tarihsel materyalizmin temellerini attıkları ama sağlığında yayımlatmayıp "farelerin kemirici eleştirisine" terk ettikleri Alman İdeolojisi’ni kaleme aldılar.

Bu teorik netleşme, 1848’de Komünist Birlik’in programı olarak tarihin en etkili siyasi belgesi olan Komünist Manifesto’yu (Manifest der Kommunistischen Partei) doğurdu. Manifesto’nun ilk taslağı, Engels’in soru-cevap şeklinde hazırladığı Komünizmin İlkeleri metnidir.

Görev Bölümü: Manchester Sürgünü ve London Mektuplaşmaları (1850 - 1869)

1848 Devrimleri’nin yenilgisinden sonra Marx Londra’ya, Engels ise Manchester’a dönmek zorunda kaldı. Engels, nefret ettiği fabrika bürokrasisinin içine yeniden girdi. Neden? Çünkü Marx’ın British Museum’da Kapital’i yazabilmesi, ailesinin açlıktan ölmemesi ve devrimci yayınların sürmesi gerekiyordu.

Bu 20 yıllık dönem boyunca iki yoldaş neredeyse her gün mektuplaştı. Engels, Manchester’dan Marx’a sadece para değil; fabrikanın içinden canlı ticari verileri, hammadde fiyatlarını, kâr oranlarını ve askeri analizleri gönderdi. Marx, Kapital’deki sanayi ve makineleşme analizlerinin çoğunu Engels’in sağladığı bu somut veriler üzerine inşa etti.

Londra’da Yeniden Birleşme ve Kapital’in Tamamlanması (1870 - 1895)

1869’da Engels fabrikadaki hisselerini satarak Londra’ya, Marx’ın evinin birkaç sokak ötesine taşındı. Artık teorik mücadeleyi omuz omuza yürütüyorlardı. 1883’te Marx öldüğünde, Kapital’in sadece I. Cildi yayımlanmıştı. II. ve III. ciltler ise karmaşık, okunması imkansız el yazmaları halindeydi.

Engels, hayatının son 12 yılını kendi çalışmalarını ikincilleştirerek Marx’ın el yazmalarını deşifre etmeye adadı. Devasa bir emekle Kapital’in II. Cildini (1885) ve III. Cildini (1894) yayına hazırladı. Engels olmasaydı, Kapital bugün eksik bir teorik taslak olarak kalacaktı.

Tarihi Dönüştüren Eserler ve Kuramsal Sıçramalar

Genç yoldaşlar, Engels’in mirasını anlamak için onun temel kitaplarını ve bu kitapların düşünce tarihinde yarattığı niteliksel sıçramaları incelememiz gerekir:

İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu (1845)

Bu eser, modern sosyolojinin ve ampirik sınıf analizinin ilk büyük örneğidir. Engels, sadece kütüphanelerde oturmamış; Manchester’ın en yoksul işçi mahallelerine, varoşlarına girmiştir. İşçilerin çalışma koşullarını, beslenmelerini, hastalıklarını (tifüs, tüberküloz) ve yaşam sürelerini incelemiştir.

  • Dönüştürücü Yanı: Proletaryayı sadece "acı çeken, yardım edilmesi gereken yoksul bir kitle" olarak gören burjuva hayırseverliğini yıktı. İşçi sınıfının, yaşadığı sömürü koşulları nedeniyle kendi özgürleşmesinin ve devrimin tek tarihsel öznesi olduğunu kanıtladı.
Anti-Dühring (1878)

Eugen Dühring adlı bir Alman akademisyenin sosyalizm adına ortaya attığı sığ, idealist ve reformist fikirler Alman Sosyal Demokrat Partisi içinde yayılmaya başladığında Engels devreye girdi. Metnin tam adı Bay Eugen Dühring Bilimi Altüst Ediyor’dur.

  • Dönüştürücü Yanı: Metin sadece Dühring’e bir yanıt değildir; Marksizmin felsefi (diyalektik materyalizm), iktisadi (ekonomi politik) ve siyasi (bilimsel sosyalizm) ayaklarını bir bütün olarak sistemleştiren en kapsamlı başvuru kaynağıdır.
Doğanın Diyalektiği (1883)

Engels, burjuva bilim dünyasının pozitivist, parçalanmış ve mekanik yaklaşımına karşı doğa bilimlerindeki (fizik, kimya, biyoloji) gelişmeleri diyalektik materyalist yöntemle inceledi.

  • Dönüştürücü Yanı: Doğanın statik bir yapıda olmadığını, niteliksel sıçramalarla (örneğin enerjinin korunum yasası, hücrenin keşfi, Darwin’in evrim teorisi) diyalektik bir hareket içinde olduğunu gösterdi. İnsan ile doğa arasındaki metabolik bağı ve emeğin insansılaşma sürecindeki rolünü ortaya koydu.
Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni (1884)

Marx’ın tuttuğu notlardan hareketle yazılan bu eser, egemen sınıfların "ezeli ve ebedi" saydığı kurumların tarihsel ve sınıfsal kökenini açığa çıkardı.

  • Dönüştürücü Yanı: Özel mülkiyetin doğuşuyla birlikte kadının toplumsal konumunun nasıl gerilediğini ("kadın cinsinin tarihsel yenilgisi") ve devletin toplumsal çatışmaları bastırmak için kurulan sınıfsal bir baskı aygıtı olduğunu kanıtladı.
EserYayın YılıTemel Kuramsal KatkıYıktığı Burjuva İllüzyonu
İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu1845Proletaryanın devrimci özne oluşunun ampirik kanıtı."İşçiler sadece acınası ve yardım muhtaç kitlelerdir" (Burjuva Hayırseverliği).
Komünist Manifesto1848Sınıf mücadeleleri tarihi ve proletarya diktatörlüğü hedefi."Toplumlar soyut fikirlerle ve reformlarla değişir" (İdealist Tarih Anlayışı).
Anti-Dühring1878Bilimsel sosyalizmin bütüncül ve sistemli ifadesi."Sosyalizm ahlaki bir dilekten ibarettir" (Ütopik Sosyalizm).
Doğanın Diyalektiği1883Doğa bilimlerinde diyalektik materyalizmin uygulanması."Bilim sınıflar üstüdür ve doğa mekanik bir makinedir" (Pozitivizm).
Ailenin, Özel Mülkiyetin Kökeni1884Devletin ve ataerkinin tarihsel/sınıfsal analizi."Devlet tarafsız hakemdir, aile değişmez kutsaldır" (Burjuva Hukuku ve Ahlakı).

Doğanın ve Toplumun Diyalektiği: Engels’in Bilimsel Yöntemi

Genç Yoldaşlar,

Engels’in metodolojik olarak bize bıraktığı en büyük ders, bütünsel bakış açısıdır. Burjuva bilimi olguları parçalar, uzmanlaşma adı altında disiplinleri birbirinden koparır ve tarihi soyutlaştırır. Engels ise doğayı, toplumu ve insan düşüncesini tek bir diyalektik hareketin farklı biçimleri olarak kavrar.

Örneğin, Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü adlı çalışmasında Engels, biyolojik evrim ile toplumsal gelişme arasındaki diyalektik bağı kurar:

  1. Dik yürüme elin serbest kalmasını sağladı.

  2. Serbest kalan el, alet yapımını (emeği) doğurdu.

  3. Emek süreci, kolektif çalışmayı ve dilin (düşüncenin) gelişimini tetikledi.

  4. Beyin gelişti, insan kendi doğasını ve çevresini dönüştüren toplumsal bir varlığa dönüştü.

Bu analiz, idealizmin "önce düşünce vardı, insanı insan yapan aklıydı" masalını altüst eder. İnsanı insan yapan emek sürecidir.

Bugün modern kapitalizmin doğaya saldırdığı, ekolojik dengeleri altüst ettiği ve iklim krizini derinleştirdiği koşullarda Engels’in uyarısı daha da yakıcıdır: Doğa üzerinde kazandığımız zaferlerle kendimizi avutmayalım; çünkü doğa, metabolik yasaları çiğnendiğinde her defasında bunun bedelini sermaye düzenine ve insanlığa ödetir.

Genç Yoldaşlara Çağrı – Engels’in Yöntemini Kuşanmak

Genç Yoldaşlar,

Friedrich Engels’i anmak ve anlamak, onun kitaplarını rafımıza koyup akademik bir süs gibi dizmek demek değildir. Engels’i anlamak;

  • Manchester’ın arka sokaklarında işçi sınıfının yaşamını soğukkanlı bir materyalizmle inceleyen araştırmacı ruhu edinmektir.

  • Burjuva akademisinin yaydığı "bilim tarafsızdır", "devlet herkesin devletidir", "teknoloji kendi kendine ilerler" yalanlarına karşı diyalektik kılıcı çekmektir.

  • Marx öldüğünde, kendi özgün çalışmalarını bir kenara bırakıp devrimci mirasın geleceğe taşınması için Kapital’in taslaklarına gömülen o yoldaşlık ahlakını ve eylemselliği kuşanmaktır.

Bugün kapitalizm krizdedir. Sermaye düzeni, kâr oranlarının düşme eğilimini engellemek için dünyayı nükleer savaşların, ekolojik yıkımların ve teknolojik yabancılaşmanın kucağına itmektedir. Bu barbarlık çağında ihtiyacımız olan şey soyut hümanizm ya da teslimiyetçi pasifizm değildir.

İhtiyacımız olan şey; Engels’in netliği, onun doğaya ve tarihe yönelttiği materyalist neşterdir.

Sermayenin tahrifatlarına, akademinin illüzyonlarına ve burjuvazinin ideolojik ablukasına karşı; Friedrich Engels’in açtığı bilimsel ve devrimci bayrağı daha da yukarı taşıyacağız.

İlgili Başlıklar