Bilgi Müşterekleri
Hakkımızdaİletişim
Tüm yazılar

Sivil Siyasetin Kıskacı: Türkiye’de "Mutlak Butlan" Kararı ve Muhalefeti Dizayn Operasyonu

Yargı eliyle ana muhalefeti dizayn etme çabalarına karşı toplumsal iradenin ve birleşik mücadelenin gücü

Yazar: Bilgi Müşterekleri
Sivil Siyasetin Kıskacı: Türkiye’de "Mutlak Butlan" Kararı ve Muhalefeti Dizayn Operasyonu

Türkiye, 21 Mayıs 2026 tarihinde siyaset ve hukuk tarihi açısından eşi benzeri görülmemiş bir yargı müdahalesine sahne olmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi (İstinaf), ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultayı'nı iptal ederek mevcut yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırmış ve partiyi eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu yönetimine iade etmiştir. Bu gelişme, uluslararası kamuoyunda demokratik kuralların ve seçme-seçilme hakkının açık bir ihlali olarak tartışılmaktadır.

Aşağıda, yaşanan bu karmaşık süreç temel başlıklar ve analizlerle detaylandırılmıştır:

1. Mutlak Butlan Nedir?

  • Hukuki Tanımı: Mutlak butlan (kesin hükümsüzlük), bir hukuki işlemin kurucu unsurlarında emredici hukuka, ahlaka veya kamu düzenine aykırılık bulunması nedeniyle baştan itibaren hiç yapılmamış ve hukuk aleminde hiçbir sonuç doğurmamış sayılması durumudur.
  • Örneklerle Anlatımı: Medeni hukukta yetkisiz bir kişinin nikah kıyması ya da evli bir kişinin yeniden evlenmesi gibi durumlar mutlak butlanla sakattır ve sonradan düzeltilemez.
  • Siyaset Hukukundaki Konumu: Siyasi partilerin kongrelerine karşı normal itiraz ve dava açma süreleri geçmiş olduğu için, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve arkadaşları tarafından bu kurultayı iptal ettirebilmenin tek yolu olarak Medeni Kanun’daki "mutlak butlan" zeminine dayanılmıştır.

2. AKP Neden Mutlak Butlan Kararını İstemektedir?

  • Muhalefeti Felç Etmek: Son yerel seçimlerde yüzde 38 oyla birinci parti konumuna yükselen CHP'nin iktidar yürüyüşünü engellemek, partiyi kendi iç tartışmalarıyla meşgul ederek siyaset üretemez hale getirmektir.
  • Ehlileştirilmiş Muhalefet Yaratmak: İktidar hedefi olmayan, kontrollü ve konforlu bir muhalefet yapısı inşa ederek mevcut rejimin kalıcılığını sağlamaktır.
  • Baskın Seçim Takvimi: 2026 sonbaharında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olabileceği bir baskın seçime giderken en güçlü rakibini liderlik krizine sokarak adaysız ve seçeneksiz bırakmaktır.
  • Meclis Aritmetiği ve Anayasa Planı: Kılıçdaroğlu’na yakın milletvekillerinin desteğiyle yeni bir anayasa değişikliği yapmak veya olası iktidar değişimi durumunda eski bakanların Yüce Divan'da yargılanmasını engelleyecek Meclis aritmetiğini korumaktır.

3. Hangi Nedenlerle ve Nasıl Sağlandı?

  • İrade Fesadı İddiaları: Kararın resmi gerekçesi; 2023 kurultayında Özgür Özel lehine oy kullanılması için delegelere bavullarla nakit para, lüks telefonlar (iPhone) ve tabletler dağıtıldığı, belediyelerde iş vaatleri verilerek delege iradesinin sakatlandığı iddiasıdır.
  • Yalın İfadeler ve İtirafçılar: Görevden uzaklaştırılan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın "etkin pişmanlık" kapsamında verdiği ve Özel'e para aktardığını öne süren ifadeleri mahkemeye delil olarak ulaştırılmıştır.
  • Zaman Ayarlı Siyasi Hamleler: Karardan hemen bir gün önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun "partide arınma" videosu paylaşması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aynı saatlerde CHP'yi hedef alan grup konuşması, sürecin organize yürütüldüğünün işareti olarak görülmektedir.
  • Tedbir Mekanizması: Normal şartlarda mutlak butlan kararlarının uygulanması için Yargıtay onayından geçerek kesinleşmesi gerekirken, mahkeme "ihtiyati tedbir" kararı vererek bu şartı bypass etmiş ve eski yönetimi hemen göreve iade etmiştir.

4. Kararın Hukuksuzluk Yanı Nedir?

  • Yetki Aşımı ve YSK'nın Devre Dışı Bırakılması: Anayasa'nın 79. maddesine göre seçimlerin yönetimi ve denetimi münhasıran Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) yetkisindedir. Adli yargı mahkemelerinin (Asliye Hukuk ve İstinaf) YSK denetiminden geçmiş ve kesinleşmiş kurultay seçimlerini iptal etmesi açıkça hukuka aykırıdır.
  • Ceza Mahkemesi Yerine Geçilmesi: Henüz devam eden ceza davaları ve soruşturmalar sonuçlanmamışken, hukuk mahkemesinin fiilen "seçime hile karıştırıldı" kanaatiyle kesin hüküm gibi tedbir kararı tesis etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
  • Kazanılmış Hakların ve Kararların Yok Sayılması: Sakat olduğu iddia edilen kurultaydan sonra partinin yaptığı iki olağanüstü ve bir olağan kurultayın, yeni delege yapılarının ve alınan tüm siyasi kararların toptan iptal edilmesi parti içi demokrasiye ağır bir darbedir.

5. Şimdi Olabilecek Senaryolar Nedir?

Gelişen bu olağanüstü yargı müdahalesinin ardından, Türkiye’nin en köklü ve son anketlerde birinci parti konumunda olan siyasi yapısını bekleyen 5 kritik ve detaylı senaryo şu şekildedir:

Senaryo A: Genel Merkez Eksenli "Fiili Direniş" ve Toplumsal Boykot Hattı

  • Özgür Özel Yönetiminin Kararı: Özgür Özel, "Bizi buraya sokağın sesini dinleyen delegeler oturttu, ancak onlar kaldırabilir" diyerek genel merkezdeki odasından ve binadan çıkmayacağını ilan etmiştir. Kararı "saray yargısı eliyle yapılmış bir sivil darbe" olarak nitelendiren mevcut yönetim, meşruiyet zeminini korumaktadır.
  • Hukuki Hamleler: İlk reaksiyon olarak tedbir kararının kaldırılması amacıyla Yargıtay’a başvurulmuş, eş zamanlı olarak Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) verilen mazbatanın korunması ve anayasal yetki alanına sahip çıkması yönünde acil çağrı yapılmıştır.
  • İttifak ve Taban Kenetlenmesi: 81 il başkanı ve meclisteki 100'den fazla milletvekili Özel'e tam destek açıklamıştır. Sol partiler, sendikalar, barolar ve geniş muhalefet yelpazesi genel merkez önünde toplanarak "Demokrasi Cephesi" oluşturmuştur.
  • Eylemlilik Planı: Eğer bu müdahale geri çekilmezse gerekirse hayatı durdurma, genel grev ve tüketimden gelen gücü kullanarak boykot dalgası başlatma gibi kitlesel sivil itaatsizlik yöntemleri devreye sokulacaktır.

Senaryo B: Kılıçdaroğlu’nun "Örgütü Tasfiye" ve Zamana Yayma Stratejisi

  • Kurumsal ve Maddi Abluka: İstinaf mahkemesinin tedbir kararı uyarınca partinin resmi temsil yetkisi, imza hakları ve en önemlisi hazine yardımının yönetimi (parti kasası) Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine geçmektedir. Bu durum, Özel yönetimini finansal açıdan tamamen felç etme potansiyeline sahiptir.
  • Mekansal Strateji: Kılıçdaroğlu, "polis zoruyla genel merkeze giren başkan" görüntüsünün kamuoyunda yaratacağı devasa olumsuz algıyı bildiği için binaya hemen gitmekte ısrarcı olmayacaktır. Bunun yerine, kendisine yakın vekillerin odaları üzerinden Meclis'i ana çalışma merkezi haline getirecektir.
  • Delege Yapısını Kökten Değiştirme: Kılıçdaroğlu partiyi hemen bir kurultaya götürmeyecektir; çünkü mevcut delege yapısıyla kaybedeceğini bilmektedir. Stratejisi süreci 1 ila 1,5 yıla yaymaktır. Bu sürede "arınma" adı altında tüm il/ilçe başkanlıkları görevden alınacak, mahallelerden başlayarak kendisini kesin olarak genel başkan seçecek yeni bir delege mimarisi inşa edilecektir.
  • İmamoğlu Denkleminden Çıkış: Kılıçdaroğlu’nun bu süreçteki temel önceliği, "yola İmamoğlu olmadan devam etme" çizgisini uygulayarak partiyi onun delege ve finansal etkisinden tamamen arındırmaktır.

Senaryo C: "Eminağaoğlu Formülü" – Temyiz Etmeden Yıldırım Kurultaya Gitmek

  • Hukuki İnce Nokta: Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun Özel yönetimine sunduğu bu stratejide, karara karşı Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılmaması önerilmektedir. Çünkü temyiz yoluna gidilirse Yargıtay dosyayı aylarca bekletebilir ve Kılıçdaroğlu tedbiren görevde kalmaya devam eder.
  • Zorunlu Kurultay: Karar temyiz edilmeyip kesinleştiği an, mahkeme kararıyla 2023 kurultayı yok hükmünde kalacaktır. Siyasi Partiler Kanunu uyarınca 3 yıllık olağan kurultay toplama süresi çoktan aşılmış olduğu için, Kılıçdaroğlu hukuken kurultayı derhal toplamak zorunda kalacaktır.
  • Sandıkta Hesaplaşma: Kurultay kesinleştiğinde Kılıçdaroğlu’nun örgütleri tasfiye etme veya delege değiştirme takvimi elinde patlayacaktır. 2023 kurultayının mevcut delegeleri (mahkemenin usulsüz bulduğu İstanbul delege seçimi yenilenerek) noter kanalıyla (5'te 1 imza) veya PM çağrısıyla partiyi hemen sandığa götürür. Sandıkta Özel ve ekibi Kılıçdaroğlu’nu yeniden ezici bir çoğunlukla yenerek yargı müdahalesini tamamen hükümsüz kılabilir.

Senaryo D: Bahçeli’nin İşaretiyle "Uzlaşı ve Feragat" Masası

  • Cumhur İttifakı Çatlağı: Kararın hemen ardından MHP Lideri Devlet Bahçeli’den iktidar blogunun planlarını sarsan bir çıkış gelmiştir. Bahçeli, mahkemenin Kılıçdaroğlu’nun haksızlığa uğradığını tescillediğini ancak asırlık bir çınar olan CHP'nin parçalanmasının ve sokağın hareketlenmesinin ülkeye ağır zarar vereceğini belirtmiştir.
  • Feragat Çağrısı: Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nu tarihi bir sorumluluk üstlenmeye, Özgür Özel ile masaya oturup ortak bir formül bulmaya ve genel başkanlık iddiasından feragat ettiğini açıklamaya davet etmiştir.
  • Müzakere İhtimali: Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, kaosun engellenmesi adına Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’i arayacağını doğrulamıştır. Bu senaryoda Kılıçdaroğlu, tabandan gelen muazzam öfkeyi sönümlendirmek ve meşruiyet devşirmek adına Özel yönetimiyle uzlaşarak partiyi ortak bir "geçici kurul/çağrı heyeti" ile doğrudan seçime veya kurultaya götürmeyi kabul edebilir. (Ancak Özel, saray yargısının kararını normalleştirecek hiçbir diyalog zeminine girmeyeceğini peşinen ilan etmiştir ).

Senaryo E: "Yedek Parti" ile Sandığa Gitme (B Planı)

  • Kapatma ve Engelleme Bariyeri: Özgür Özel, iktidarın yargı gücüyle CHP'nin gırtlağına basma, parasına el koyma ve baskın seçimle önünü kesme ihtimallerine karşı bir "yedek parti" formülünün kapatma davası tedbiri olarak halihazırda ceplerinde bulunduğunu doğrulamıştır. Gökhan Günaydın da daha önce bir "B planlarının" hazır olduğunu belirtmiştir.
  • Baskın Seçim Kıskacı: İktidarın sonbahar 2026'da bir erken/baskın seçim planladığı ve Kılıçdaroğlu eliyle resmi listeleri kontrol etmek istediği iddia edilmektedir. Resmi CHP tabelası Kılıçdaroğlu'na geçse de seçmen, örgütler ve finansal güç nezdindeki tüm meşruiyet Özel ve İmamoğlu ekibindedir.
  • Yeni Tabela Altında İttifak: Kılıçdaroğlu’nun iktidar blogunu rahatlatacak kontrollü listeler dayatması halinde; Özel, İmamoğlu, 81 il örgütü ve milletvekilleri kitlesel olarak hazır tutulan seçime girme yeterliliğine sahip yedek partiye geçiş yapacaktır. Muhalefetle kurulan devasa "Türkiye İttifakı" bu yeni tabela altında seçime girecek ve sandıkta iktidara karşı tarihi bir hesaplaşma başlatacaktır.

6. Yöntemsel Olarak Gerçekçi Çözümler Neler Olabilir?

Yargı eliyle tasarlanmak istenen bu liderlik krizini ve kurumsal ablukayı dağıtmak, adliye koridorlarına sıkışmış savunma mekanizmalarıyla mümkün değildir. Hukuksuzluğun kurumsallaştığı bu tür dönemlerde netice alıcı çözümler; anayasal güvencelerin aktif kullanımı, taktiksel hukuki hamleler ve en önemlisi halk iradesinin birleşik bir cephe oluşturarak sokağa yansımasıyla inşa edilir.

  • Yöntemsel olarak uygulanabilecek en gerçekçi ve somut çözüm yolları şu başlıklar altında toplanabilir:

    A) "Anayasal Yetki Duvarı" ve YSK Bloku Stratejisi

    • YSK’nın Kurumsal Varlığına Sahip Çıkması: Anayasa'nın 79. maddesi gereğince Türkiye'de seçimlerin yönetimi ve denetimi münhasıran Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) yetkisindedir ve YSK kararları kesindir. Siyasi partilerin kongre iradeleri ve aldıkları mazbatalar seçim hukuku rejiminin bir parçasıdır. Bir asliye hukuk mahkemesinin veya istinaf dairesinin bu alanı çiğnemesi YSK’nın kendi varlık sebebini inkar etmesi anlamına gelir.
    • Acil Başvuru ve Müdahale: Mevcut parti yönetimi, YSK’ya istikrarlı kararlarına ve kendi verdiği meşru mazbataya sahip çıkması için doğrudan başvuruda bulunmalıdır . YSK’nın adli yargı mahkemelerinin bu iptal kararını "yetki aşımı" gerekçesiyle reddetmesi, krizin en hızlı ve meşru yoldan çözülmesini sağlayacaktır.

    B) Taktiksel Kesinleştirme: "Eminağaoğlu Formülü" ile Yıldırım Kurultayı

    • Temyiz Tuzağından Kaçınmak: İktidar blokunun ve kayyum yönetiminin asıl arzusu, mevcut yönetimin karara karşı Yargıtay’a temyize gitmesidir. Çünkü temyiz süreci Yargıtay tarafından aylarca veya yıllarca sürüncemede bırakılabilir. Bu süre zarfında ihtiyati tedbir kararı yürürlükte kalacağı için parti uzun süre Kılıçdaroğlu’nun kontrolünde kalır.
    • Yasal Kurultay Zorunluluğu: Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun işaret ettiği üzere, CHP yönetimi temyiz başvurusunda bulunmayarak kararın hızla kesinleşmesine izin vermelidir. Karar kesinleştiğinde 2023 kurultayı hukuken tamamen yok hükmünde kalacaktır. Siyasi Partiler Kanunu’na göre 3 yıllık olağan kurultay süresi çoktan aşılmış olacağından, Kılıçdaroğlu’nun kurultayı toplamaktan başka hiçbir yasal seçeneği kalmayacaktır.
    • Sandıkta Siyasi Hesaplaşma: Kurultay delegeleri zaten daha önceden belirlenmiş durumdadır. Kılıçdaroğlu örgütleri tasfiye etmeye fırsat bulamadan, mevcut delegelerin 5'te 1'inin noter kanalıyla yapacağı çağrı veya Parti Meclisi kararıyla yıldırım hızıyla olağanüstü kurultay toplanabilir. Örgüt iradesi sandıkta Özel ve ekibini yeniden seçerek yargı müdahalesini tamamen çökertebilir.

    C) "Demokrasi Cephesi": Tüm Bileşenlerle Birleşik Mücadele

    • Hiyerarşisiz Ortak Mücadele: Bu kriz sadece bir partinin iç işleyiş sorunu değil, çok partili siyasal yaşamın geleceğine vurulmuş ağır bir darbedir. Çözüm; en sağından en soluna kadar, oy oranına bakılmaksızın demokrasiye inanan tüm siyasi partilerin genel merkez düzeyinde bir araya gelerek bir "Birleşik Cephe" kurmasıdır .
    • Meşru Sivil Direnişin Aktive Edilmesi: Hukuksuzluğun fiilen uygulanmasını imkansız kılmak adına barolar, sendikalar, meslek odaları ve demokratik kitle örgütleri ortak eylemlilik planı hazırlamalıdır . Genel başkan Özgür Özel’in de vurguladığı gibi; haksız bariyerlere takılmadan, meşru ve barışçıl zeminde genel direniş, genel grev, tüketimden gelen gücü kullanma (boykot) ve gerekirse hayatı yavaşlatma gibi kitlesel dayanışma yöntemleri organize bir şekilde devreye sokulmalıdır .

    D) Parti İçi Sağduyu ve Özerk Kongre Takvimi

    • Gerilimi Büyütmemek: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da önerdiği üzere, iktidarın ekmeğine yağ sürecek olan parti içi husumet ve fiziksel çatışma görüntülerinden kesinlikle kaçınılmalıdır .
    • Özerk İrade Beyanı: Mevcut parti iradesi, dışarıdan dayatılan yargı baskısını boşa çıkarmak için kendi özerk kararıyla partinin 1-2 ay içerisinde doğrudan kongreye gideceğini topluma ilan etmelidir. Bu hamle, kayyum yönetimine sığınan odakların "partide kaos ve yolsuzluk var" algısını toplumsal düzeyde kıracaktır.

CHP Dışı Muhalefetin ve Demokratik Güçlerin Ortak Tepkisi

Bu yargısal müdahale, CHP dışındaki tüm muhalif unsurlar ve sivil toplum tarafından çok partili sisteme yönelik ortak bir tehdit olarak algılanmış ve sert tepkilerle karşılanmıştır.

Siyasi Partilerin Görüşleri

Siyasi YapıTemel Yaklaşım ve Karara Yönelik Eleştiri
Emek Partisi (EMEP)"Muhalefetsiz bir rejime geçiş" hamlesidir. Karar, Saray rejiminin faşizmin inşası hedefiyle yürüttüğü sürecin dönüm noktalarından biridir.
Türkiye İşçi Partisi (TİP)Kararı tanımıyoruz. Karşı devrim teşebbüsüdür. İcazetli hiçbir CHP koltuğu sahibini siyaseten muhatap almayacağız, hepsi Sarayın kuklasıdır .
SOL PartiMuhalefetsiz ve seçimsiz bir ortamda, Erdoğan'ın fiilen tek aday olduğu bir sandık kurgusunun parçası olarak ana muhalefete Saray kayyumu atanmıştır .
DEM PartiSiyaseti yargı eliyle dizayn etme operasyonudur. Bu karar, yürütülen toplumsal barış ve demokratik toplum sürecine olan inançsızlığı büyüterek güven bunalımı yaratır .
İYİ Parti"Millet iradesine karşı yapılan demokrasi dışı her türlü müdahaleye sonuna kadar karşıyız. Bizim gözümüzde; alınan butlan kararının, kendisi mutlak butlandır." (Müsavat Dervişoğlu)
Yeniden Refah (YRP)Çözüm merci mahkemeler değil millettir. Geciktirmeyin, sandığı getirin nihai kararı millet versin.
Anahtar PartiSandık ve demokrasi yok sayılmıştır. Bu kararın ülkenin ekonomisine ve uluslararası itibarına ağır sonuçları olacaktır.

Sivil Toplum ve Baroların Duruşu

  • İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları: Adli yargının (istinafın) kurultay iptal yetkisi olmadığını, bu kararın gelecekte Türkiye'de yapılmış tüm genel ve yerel seçimlerin yıllar sonra yargı konusu yapılabilmesinin önünü açacağını ilan etmişlerdir .
  • İnsan Hakları Derneği (İHD): Otoriter yönetimin yargı eliyle siyasal partileri, dernekleri, meslek odalarını ve sendikaları dizayn etmeye yöneldiğini; seçilmiş her iradenin mutlak tehdit altında olduğunu vurgulamıştır .

Sonuç: Birleşik Cephe ve Demokrasinin Gerçek Sahibi Olarak Halk

Türkiye’de ana muhalefet partisine yönelik gerçekleştirilen bu "mutlak butlan" müdahalesi, sivil siyasetin hareket alanını daraltmaya ve toplumsal muhalefeti ehlileştirmeye yönelik otoriter eğilimlerin en somut yansımasıdır. Ancak bu karanlık tablo, sadece bir partinin iç meselesi olmanın ötesinde, ülkedeki tüm demokratik kazanımlara ve anayasal düzene yönelik açık bir tehdit oluşturmaktadır. Uluslararası insan hakları normları ve demokratik bir toplum kültürünün yeniden inşası açısından bakıldığında, bu tür hukuksuz uygulamalar karşısında netice alabilmenin yegane yolu, parçalanmış tepkiler yerine kararlı bir birleşik cephe yaratmaktan geçmektedir.

Farklı ideolojik çizgideki siyasi partilerin, baroların, sendikaların, meslek odalarının ve sivil toplum örgütlerinin tüm yapısal ayrışmaları bir kenara bırakarak ortak bir demokrasi ve adalet hattında buluşması hayati bir zorunluluktur. Yöntemsel olarak, tekil partilerin adliye koridorlarında yürüteceği sınırlı hukuki süreçler ya da elitler arası siyasi pazarlıklar bu ölçekteki sistematik bir kuşatmayı kırmaya yetmeyecektir. Bu hukuksuz operasyonlar karşısında ancak sivil toplumun tüm bileşenleriyle omuz omuza, ortak bir akıl ve vicdan etrafında kenetlendiği örgütlü bir birleşik mücadele yapısı gerçek anlamda sonuç üretebilir.

Hepsinden daha önemlisi ve bu tarihsel eşiğin kaderini belirleyecek asıl unsur; halkın kendi demokratik haklarına, iradesine ve geleceğine doğrudan sahip çıkmasıdır. Demokrasi, iktidar odaklarının veya mahkeme heyetlerinin topluma lütfettiği dönemsel bir imtiyaz değil; halkın kendi mücadelesiyle kazandığı, her ne pahasına olursa olsun savunmak zorunda olduğu en temel varlık senedidir. Siyasi partileri var eden kurumsal binalar veya mühürler değil, seçmenlerin ve toplumun ortaya koyduğu hür iradedir. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesi, ancak vatandaşların kendi seçme ve seçilme hakkına yönelik gasp girişimlerine karşı barışçıl, kararlı ve kitlesel bir duruş sergilemesiyle korunabilir.

Nihayetinde, toplumu adaysız, lidersiz ve seçeneksiz bırakarak siyasal alanı tanzim etmek isteyenlerin hesapları, toplumun ve onun yarattığı birleşik cephenin demokratik direnci karşısında erimeye mahkumdur. Türkiye’nin geleceğini otoriter konsolidasyon senaryoları veya saray yargısının kararları değil; kendi haklarına, sandığına ve demokrasi kültürüne ödün vermeden bizzat sahip çıkan halkın iradesi tayin edecektir.

İlginizi çekebilir ...

https://paragraph.com/@bilisimsen/uluslararasi-hak-belgeleriyle-siyaseti-dizayn-etme-girisiminin-ifsasi-ve-emekci-guclerin-birlesik-mucadele-cagrisi

https://paragraph.com/@bilisimsen/yargi-eliyle-siyaseti-dizayn-etmek-turkiyede-mutlak-butlan-karari-ve-demokratik-direnc-yol-haritasi

İlgili Başlıklar