Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaİletişim

Evrim Ağacı’na Açık Mektup ve Diyalektik Bir Müdahale

Çalıdaki Hışırtıdan Sermayenin "Kara Kutusu"na Yapay Zeka Yanılsamaları

Yazar: Oğuz Demirkapı
Evrim Ağacı’na Açık Mektup ve Diyalektik Bir Müdahale

Sevgili Evrim Ağacı ekibi ve sevgili Çağrı,

Teknoloji, yapay zeka ve zihinsel emeğin geleceği üzerine düşünen bir bilim gönüllüsü olarak, bu ülkedeki aydınlanma mücadelesinde üstlendiğiniz muazzam tarihsel misyonu ve ürettiğiniz nitelikli içerikleri her zaman büyük bir takdirle takip ediyorum. Türkiye gibi bilimselliğin sıkça hırpalandığı bir coğrafyada genç zihinlere bilim sevgisi aşılamanız, doğayı ve evreni anlamlandırma çabanız son derece kıymetlidir.

Ancak tam da bu değerinizden ve ulaştığınız milyonlarca insandan ötürü, içeriklerinizdeki felsefi ve ideolojik konumlanışları görünür kılmak diyalektik materyalizmin kaçınılmaz bir sorumluluğudur. Yapay Zeka Matematiği Bitirebilir mi? başlıklı videonuzda sergilediğiniz "tarafsız" ve apolitik duruş, ne yazık ki sizi kaçınılmaz olarak burjuva ideolojisinin, pozitivizmin ve biyolojik determinizmin sularına çekmektedir.

Bilim ve teknoloji; tarafsız bir laboratuvarın steril ortamında değil, sınıf mücadelelerinin, üretim ilişkilerinin ve mülkiyet biçimlerinin tam ortasında şekillenir. "Sadece bilimi anlatıyoruz" diyerek apolitik bir tutum takınmak, gerçekte var olan egemen üretim ilişkilerinin ve teknoloji fetişizminin edilgen bir kabulüne dönüşür.

Gelin, videonuzda işlediğiniz temaları, doğrudan sizlere seslenen diyalektik bir neşterle yeniden inceleyelim.

Sevgili Evrim Ağacı, İnsan Zihnini Çalıdaki Hışırtıya İndirgemek Neden Hatalıdır?

Videonuzun açılışında insan beynini ve onun en rafine üretimi olan matematiği açıklarken tamamen biyolojik bir hayatta kalma refleksine sığınıyorsunuz:

  • İnsan beyninin, atalarımızın çalıların arkasındaki hışırtının rüzgardan mı yoksa aç bir aslandan mı geldiğini hızlıca tespit etme zorunluluğundan doğan bir "örüntü tanıma makinesi" olduğunu ifade ediyorsunuz.

  • Bu hayati tespiti yapamayanların genlerini aktaramadığını, dolayısıyla bize miras kalan genlerin bu tehlikeleri sezmeye hiperoptimize olduğunu belirtiyorsunuz.

  • Matematiğin ise bu kadim evrimsel örüntü tanıma yeteneğimizin ulaştığı en soyut, en rafine ve bize özgü formdan başka bir şey olmadığını iddia ediyorsunuz.

Diyalektik Müdahale: İnsan bilincini ve düşüncesini salt "aslandan kaçan primatın genetik refleksine" indirgediğinde, insanı tarihselleştiren yegane unsuru, yani emeği ve praksisi (doğayı amaçlı olarak dönüştürme eylemini) tarihten silmiş oluyorsunuz. Matematik, genlerimizin pasif bir evrimsel uzantısı değildir. Nil Nehri’nin taşkın zamanlarını hesaplamak, toprağı bölüşmek, mimari yapılar inşa etmek ve ürün takası yapmak gibi doğrudan maddi üretim süreçlerinden ve toplumsal ihtiyaçlardan doğmuştur. Matematiği biyolojik evrime hapsetmek, onun arkasındaki binlerce yıllık kolektif insani emeği ve toplumsal pratikleri görünmez kılmaktadır.

Nicelikten Niteliğe Sıçrama ve Toplumsal Zeka (General Intellect)

Videonuzda yapay zekanın matematik dünyasında yarattığı son sarsıntıları son derece etkileyici örneklerle aktarıyorsunuz:

  • OpenAI modelinin, cebirsel sayılar teorisini kullanarak Paul Erdös’ün 1946 tarihli düzlemsel birim mesafe probleminde 80 yıllık öngörüyü yanlışlayan yepyeni bir örnek ailesi keşfettiğini anlatıyorsunuz.

  • Ernest Ryu’nun 42 yıldır çözülemeyen Nesterov optimizasyonu problemini, ChatGPT’nin ürettiği hatalı ispatların içindeki "değerli fikir kırıntılarını" insan zihniyle ayıklayıp sistemi yönlendirerek çözdüğünü vurguluyorsunuz.

  • DeepMind’ın AlphaEvolve modelinin Bruhat aralıklarındaki hiperküp örüntülerini kendiliğinden açığa çıkardığını ve Claude Fable ile Jacobi konjenktürüne karşıt örnek bulunduğunu aktarıyorsunuz.

  • Lean dili ve Aristotle gibi ispat asistanları sayesinde yapay zekanın biçimsel doğrulamalar yapabildiğini ve makaleleri okuyucu seviyesine göre anında yeniden yazabildiğini belirtiyorsunuz.

Diyalektik Müdahale: Ancak sevgili Çağrı, bu tabloyu sunarken yapay zekayı adeta "insan kısıtlarından bağımsız, sihirli bir yeni özne" olarak mistifiye ediyorsunuz. Oysa burada işleyen temel mekanizma, diyalektiğin niceliksel birikimin niteliksel sıçramaya dönüşmesi yasasıdır. Trilyonlarca verinin, tarihsel olarak birikmiş matematiksel külliyatın ve muazzam işlem gücünün (nicelik) bir araya gelmesi, algoritmik düzeyde yeni bağlantıların kurulduğu bir sıçrama (nitelik) yaratır. Yapay zeka bağımsız bir mucize değildir; Karl Marx'ın Grundrisse'de bahsettiği Toplumsal Zekanın (General Intellect), yani tüm insanlığın kolektif ve birikmiş ölü emeğinin sabit sermayeye dönüşmüş halidir.

Praksisin ve Maddenin Zaferi: Navier-Stokes ve Bedensel Sezgi

Videonuzdaki en kıymetli ve diyalektik açıdan en zengin kesit, yapay zekanın tıkanıp kaldığı 3 boyutlu Navier-Stokes denklemleri ve sörfçü matematikçi Steve Schorler örneğidir:

  • Viskoziteli 3D Navier-Stokes denklemlerinde yapay zekanın anlamlı bir tekillik kanıtı üretemediğini belirtiyorsunuz.

  • Çocukluğundan beri sörf yapan Steve Schorler’ın, okyanusun kaotik enerjisini bedensel olarak tecrübe ettiği için akışkanların sıçrama tekilliğini keşfettiğini aktarıyorsunuz.

  • Yapay zekanın rüzgarın direncini veya suyun ivmesini hiç hissetmediğini, dünyayı sadece veriler ve biçimsel temsiller üzerinden kurduğunu kabul ediyorsunuz.

Diyalektik Müdahale: Marx, Feuerbach Üzerine Tezler'de insan düşüncesinin nesnel hakikatinin soyut bir teori değil, "pratik bir soru" olduğunu söyler. Vermiş olduğunuz bu harika Schorler örneği, maddeden ve pratikten kopuk bir veri işleyicinin ontolojik sınırını çizer. Bilinç, doğayla girdiği bedensel, maddi ve pratik etkileşimden (praksis) doğar. Suyla, yerçekimiyle ve rüzgarla diyalektik bir ilişki kurmayan, onu kendi varlığında deneyimlemeyen bir sistemin soyutlama yeteneği, gerçeği bütünlüklü kavramakta her zaman eksik kalacaktır.

Zihinsel Emeğin Yabancılaşması: "Kara Kutu" Bilim

Videonuzda Robben H.S.’in uyarısı ve eğitimdeki ölçme-değerlendirme krizi üzerinden bilginin geleceğini sorguluyorsunuz:

  • Bir bilgisayarın hiçbir insanın anlayamayacağı kadar karmaşık on binlerce adımlık bir ispat yapması ve bunu bir başka programın onaylaması halinde, tek bir insanın bile o ispatı kavrayamaması durumunda bunun hala "matematik" sayılıp sayılmayacağını soruyorsunuz.

  • Anlaşılmayan "kara kutu" ispatlara körü körüne güvenilerek inşa edilecek kriptografi veya tıp sistemlerinin devasa felaketler doğurabileceğini belirtiyorsunuz.

  • Yapay zekanın ödevleri saniyeler içinde çözebilmesinin, üniversitelerde öğrencilerin zihin kaslarını geliştirmesini engelleyerek uzman yetişmesini zorlaştırdığına dikkat çekiyorsunuz.

Diyalektik Müdahale: Burada teşhis ettiğiniz kriz, yabancılaşmanın zihinsel emekteki zirvesidir. İşçi kendi ürettiği nesneye nasıl yabancılaşır ve nesne onun üzerinde egemen bir güce dönüşürse; insanlık da kendi kolektif verisiyle beslediği yapay zekanın ürettiği "kara kutu" bilgiye yabancılaşmaktadır. Bilgi, insanın dünyayı anlama ve özgürleşme aracı olmaktan çıkıp, sermaye elinde insansızlaşmış ve kontrol edilemez otonom bir kuvvete dönüşme riski taşımaktadır.

Burjuva Teknokratik Vizyon ile Marksist Diyalektik Vizyonun Karşılaştırması

Aşağıdaki tablo, videoda sergilenen apolitik-pozitivist yaklaşım ile bizim savunduğumuz diyalektik materyalist yaklaşım arasındaki temel ontolojik farkları özetlemektedir:

Tartışma AksıEvrim Ağacı'nın Yaklaşımı (Burjuva-Pozitivist)Marksist Felsefi Yaklaşım (Diyalektik-Materyalist)
Zekanın ve Matematiğin KökeniAslandan kaçan ataların genetik örüntü tanıma yeteneğinin soyutlanması.İnsanın doğayı dönüştürdüğü maddi üretim süreçlerinin (praksis) tarihsel sonucu.
Yapay Zekanın Niteliğiİnsandan farklı mimaride, problemleri otonom çözen bağımsız bir güç.İnsanlığın birikmiş toplumsal zekasının (General Intellect) sabit sermayede nesneleşmesi.
Fiziksel Sezgi SınırıYapay zekanın veri ve simülasyon kısıtı; bedensel tecrübe eksikliği.Bilincin pratikten koparılamayacağı; maddeyle diyalektik bağın yokluğu.
"Kara Kutu" İspatlarAnlaşılmayan bilginin teknolojik sistemlerde doğuracağı pratik hata riski.Zihinsel emeğin yabancılaşması; insanın kendi ürettiği bilginin kölesi haline gelmesi.
Gelecek ve Everest AnalojisiYapay zekanın parkur yapan robot, insanın rotayı çizen zihin olması.Üretim araçlarının mülkiyet mücadelesi; canlı emeğin ölü emek karşısındaki konumu.

Sonuç Yerine: Zirveye Kimin Bayrağı Dikilecek?

Sevgili Evrim Ağacı ekibi, videonuzun kapanışını yaparken burjuva felsefesinin iki tipik sığınağına dayanıyorsunuz: Bir yanda bilimi sınıflardan, mülkiyetten ve üretim ilişkilerinden yalıtılmış "karanlığı aydınlatan tarafsız bir fener" olarak gören pozitivist illüzyon; diğer yanda ise Terence Tao’nun analojisine sığınarak yapay zekayı 2-3 metrelik engellerden atlayan bir robot, insanı ise Everest’in zirvesine stratejik rota çizen asil bir irade olarak tanımlayan pragmatist bir iyimserlik.

Pozitivist Pozun ve Pragmatist Sığınağın Teşhiri

Pozitivist anlayış, yapay zekayı insana hediye edilmiş sınıfsız bir "fener" gibi sunar. Ancak diyalektik materyalist felsefe şu kaçınılmaz soruları sormak zorundadır:

  1. Fener kimin elindedir? Bu feneri tutan el, tüm insanlığın kolektif yararını gözeten kamusal bir irade midir, yoksa devasa sunucuları, mülkiyet haklarını ve algoritmik patentleri elinde tutan tekelci teknoloji sermayesi midir?

  2. Rotayı gerçekten insan zihni mi çizecektir? Tao'nun "Everest rotası" analojisi büyüleyicidir; ancak kapitalist üretim ilişkileri altında o rotayı çizen şey insanlığın özgür bilimsel merakı değildir. Rotayı belirleyen; piyasaların kâr marjları, askeri-endüstriyel kompleksin ihtiyaçları ve sermayenin getiri beklentisidir.

Dahası, enstrümantalist ve pragmatist anlayış, "kara kutu" ispatları sırf teknolojik olarak çalışıyor diye kabullenmeye meyllidir. İnsanın kavrayamadığı, neden doğru olduğunu idrak edemediği bir bilgi, insan bilincini özgürleştirmez; aksine insanı bilginin edilgen bir nesnesine dönüştürür.

Toplumsal Zekanın (General Intellect) Özgürleşmesi

Gerçek bir bilimsel gelecek vizyonu, yapay zekayı ne tapılacak mistik bir tanrı ne de korkulacak distopik bir canavar olarak görür. Yapay zeka, insanlığın kuşaklar boyunca ürettiği kolektif bilginin, matematiksel birikimin ve verinin algoritmik bir biçimde nesneleşmiş halidir, yani Toplumsal Zekadır (General Intellect).

Apolitik bilim anlayışı bu gelişimi "insan gücünün ikame edilmesi" krizine dönüştürürken; diyalektik vizyon bize şunu gösterir:

  • Yapay zeka ve otomasyon, angarya zihinsel ve fiziksel emeği ortadan kaldırmanın, insanlığın zorunlu çalışma saatlerini radikal biçimde düşürmenin en büyük olanağıdır.

  • Bu teknoloji sayesinde her birey, kendisini sanatta, felsefede ve temel bilimsel araştırmalarda özgürce gerçekleştirecek zamanı bulabilir.

  • Ancak üretim araçlarının hususi mülkiyeti altında bu muazzam potansiyel; kitleler için geleceksizlik kaygısına, zihinsel kütleşmeye ve yabancılaşmaya dönüşmektedir.

Everest'in Boş Duran Zirvesi

Terence Tao’nun bahsettiği o Everest’in zirvesi şu an boştur.

  • Şayet yapay zeka altyapıları ve bilgi üretim süreçleri Silicon Valley teknokratlarının ve tekelci sermayenin tescilli malı olarak kalmaya devam ederse; o zirveye dikilecek olan şey sermayenin amblemi, yabancılaşmış bilgi ve insansızlaştırılmış bir teknokrasi olacaktır.

  • Ancak eğer bu muazzam teknolojik üretici güç kâr hırsından koparılır, araçlar toplumsallaştırılır ve bilginin "kara kutulaşmasına" izin verilmeyip insanlığın ortak kullanımına sunulursa; o zirveye özgürleşmiş insan aklının ve kolektif geleceğin bayrağı dikilecektir.

Sevgili Evrim Ağacı, bilimsel aydınlanma mücadelesi apolitik olamaz. Geleceğin dünyasını belirleyecek olan şey algoritmaların işlem hızı değil, insanlığın bu üretim araçları üzerinde yürüteceği diyalektik ve sınıfsal mücadeledir.

Sevgi ve bilimsel dayanışmayla!

Etiketler:#evrimağacı#teknofetişizm#yapayzeka#matematik#bilim#felsefe#evrim#fetişizm#pozitivizm

İlgili Başlıklar