Emperyalizmin Siber Labirentleri - Gauthier Hordel’in Yapay Zekâ Tahliline Epistemolojik Bir Müdahale
Genel Zekânın Küresel Yağması ve Siber Enternasyonalizmin Görevleri

Gauthier Hordel’in Teori ve Eylem dergisinin 72. sayısında "Yapay Zekâ: Teknolojik ve Emperyalist Bir Mücadele" Yazısı Üzerine Bir Değerlendirme
Gauthier Hordel yoldaş, merhaba.
Teori ve Eylem’in bu sayısında kaleme aldığın "Yapay Zekâ: Teknolojik ve Emperyalist Bir Mücadele" başlıklı makaleni büyük bir kuramsal iştahla ve notlar alarak okudum.
Burjuva fütüristlerin, liberal teknokratların ve ne yazık ki "sol" koridorlardaki bazı naif çevrelerin yapay zekâyı "sınırları eriten, dünyayı pürüzsüz bir küresel köyde eşitleyen, maddesiz bir akıl" gibi sunduğu bu ideolojik illüzyon çağında; masaya doğrudan Lenin’in Emperyalizm teorisinin kızıl bayrağını diktin. Yapay zekâyı Silikon Vadisi’nin mistik tüllerinden söküp alarak tekelci sermayenin, emperyalist hegemonya savaşlarının (özellikle ABD-Çin rekabetinin) ve yeni sömürgecilik dalgasının tam merkezine oturtman muazzam bir kuramsal mevzi kazanımıdır. Emeğine, marksist iradene sağlık yoldaş.
Ancak bir marksist epistemolog ve felsefe işçisi olarak, metninin bağrındaki o devrimci potansiyeli en keskin uçlarına kadar vardırmak; metinde çok iyi sergilenen ekonomi politik hattı diyalektik materyalist bir felsefeyle tahkim etmek boynumuzun borcudur. İzin ver yoldaş, metninin o hayati, güçlü sütunlarını selamladıktan sonra, marksist epistemoloji merceğinden bakıldığında metinde eksik kalan, diyalektik olarak derinleştirilmesi gereken yanlarını yoldaşça bir candanlıkla, omuz omuza vererek dolduralım.
Kuramsal Mevziler: Metnin Güçlü ve Hayati Sütunları
Gauthier yoldaş, makalenin marksist literatüre getirdiği en büyük katkı, yapay zekâyı bir "teknolojik kader" olmaktan çıkarıp mali sermayenin ve tekelleşmenin hiper endüstriyel aşaması olarak deşifre etmesidir.
Teknolojik Fetişizmin Sınır Tanımaz Reddi
Metninde, büyük dil modellerini (LLM) eğitmenin ve çalıştırmanın sadece devasa bilgi işlem (compute) gücüne sahip, arkasında emperyalist devletlerin durduğu küresel kartellerin (Microsoft, Google, Meta, OpenAI vs. Baidu, Tencent) harcı olduğunu harika gösteriyorsun. Lenin’in Emperyalizm’de vurguladığı "üretimin birkaç dev işletmede yoğunlaşması ve tekelci sömürünün meyvelerine bir avuç mali oligarkın el koyması" tezi, metninde siber çağa muazzam şekilde güncellenmiş. Yapay zekâ tarafsız bir bilimsel gelişme değil, emperyalist devletlerin siber-ekonomik savaş baltasıdır; metninin bu çıkış noktası sarsılmaz bir materyalist temeldir.
Siber-Sömürgeciliğin Teşhisi
Küresel değer zinciri üzerinden kurduğun o sömürü hiyerarşisi tahlili çok kıymetli yoldaş. Batı ya da Çin merkezli sunucuların "pürüzsüz" yapay zekâ modelleri üretebilmesi için Kenya’da, Filipinler’de, Hindistan’da günde 1-2 dolara internetin en karanlık verilerini ayıklayan modern "klik kölelerini" (veri etiketleyicilerini) görünür kılman, metnine muazzam bir ampirik haklılık kazandırıyor. Emperyalizmin hammadde yağması artık sadece lityum ve kobaltla sınırlı değil; Küresel Güney’in canlı klik emeği ve toplumsal veri havuzları da siber merkezler tarafından epistemik bir talana tabi tutuluyor.
Epistemolojik Boşluklar: Metnin Diyalektik Olarak Tahkim Edilmesi Gereken Yanları
Gauthier yoldaş, makalen emperyalist devletlerin ve onların arkasındaki tekelci sermayenin siber uzamdaki dışsal rekabetini, pazar kavgalarını ve teknolojik kuşatmasını muazzam bir netlikle sergiliyor. Ancak marksist felsefe ve epistemoloji, bizi görünenin (fenomenin) ardındaki özü, dışsal ilişkilerin bağrındaki içsel çelişkileri deşmeye zorlar.
Metninin ekonomi-politik hattını diyalektik-materyalist bir felsefeyle üst aşamaya taşımak için doldurmamız ve genişletmemiz gereken üç temel epistemolojik yarık bulunmaktadır. Bu yarıkları tahkim etmek, tahlilimizi salt bir jeopolitik durum raporu olmaktan çıkarıp devrimci bir eylem kılavuzuna dönüştürecektir.
"General Intellect"in Gaspı ve Epistemik Mülksüzleştirme
Metninde yapay zekâyı emperyalist tekellerin elinde çevre ülkelere doğrultulmuş bir "silah" olarak betimliyorsun yoldaş; ancak bu silahın namlusunu dolduran tözün, yani gasp edilen bilginin ontolojik doğasını eksik bırakıyorsun. Yapay zekâ, klasik sanayi devrimindeki dokuma tezgahı gibi sadece işçinin mekanik kol gücünü emen sıradan bir sabit sermaye (c) yitiği değildir. Karşımızdaki olgu, Karl Marx’ın Grundrisse’de dâhice öngördüğü "General Intellect" (Genel Zekâ) kavramının sermaye tarafından siber çitlenmesidir.
- Dilin ve Ortak Hafızanın Metalaştırılması: Yapay zekâ modelleri (LLM) gökten zembille İnmemiştir. Bu modeller; insanlığın yüzlerce yıllık kolektif dilleşme pratiğini, dijital kütüphanelerini, forum yazılarını, sanatsal üretimlerini, yani tamamen toplumsal bir töz olan ortak bilgiyi yutarak var olmuştur.
- Epistemolojik Özne Nesne Çelişkisi: Sermaye, insanlığın bu ortak zihinsel mirasını kendi veri merkezlerinde mülkleştirmiş ve ardından aynı bilgiyi insanlığa bir "abonelik hizmeti" (SaaS) olarak parayla satmaya başlamıştır.
Buradaki boşluk şudur yoldaş: Yapay zekâ sadece bir pazar kontrol aracı değildir; o, insanın dünyayı bilme, kavrama ve anlamlandırma yetisinin elinden koparılarak sermayenin egemenlik aparatına (ölü emeğe) dönüştürüldüğü niteliksel bir epistemik mülksüzleştirmedir. Tahlilimiz bu felsefi temele oturmadığında, teknolojiyi sınıf ilişkilerinin dışındaki nesnel bir nesne gibi görme hatasına (teknolojik determinizme) düşeriz.
Siber-Despotizmin Mutlaklaştırılması Tuzağı ve Değer Yasasının Siber Krizi
Gauthier yoldaş, metninde emperyalist siber kuşatmayı o kadar pürüzsüz, kusursuz ve mutlak bir hegemonya projesi olarak kurgulamışsın ki, metni okuyan bir işçide ya da ilerici aydında distopik bir çaresizlik, siber panoptikona teslimiyet hissi uyanabilir. Oysa diyalektik mantık bize, sermayenin ulaştığı her mutlak güç gösterisinin bağrında onun en ölümcül zaafını ve varoluşsal krizini aramayı emreder.
Sermaye, rakiplerini ezmek ve sömürüyü optimize etmek için üretimi yapay zekâ eliyle otomatikleştirdikçe, aslında marksist Emek Değer Teorisi’nin altındaki zemini bizzat dinamitlemektedir:
- Artı-Değerin Kaynağı Kuruyor: Marx’ın kanıtladığı gibi, artı değerin yegâne kaynağı canlı insan emeğidir (v). Sabit sermaye (makineler, yazılımlar, algoritmalar) kendi başına yeni bir değer üretemez; sadece kendi değerini ürüne transfer eder.
- Kâr Oranlarının Düşme Eğilimi Yasası (KODEY): Sermaye, yapay zekâ ile canlı emeği zihin ve üretim süreçlerinden tamamen kovup organik bileşimini (c/v) devasa boyutlarda büyüttükçe, kendi kâr oranlarını aşağı doğru iten o tarihsel krizi (KODEY) siber alanda en üst düzeye çıkarmaktadır.
Sermayenin bugün yapay zekâya bu denli histerik ve agresif şekilde sarılması onun sarsılmaz gücünden değil; değer üretememe krizine karşı geliştirdiği varoluşsal bir panik refleksidir. Yapay zekâ marjinal maliyetleri sıfıra indirdikçe, kapitalizm meta formunu ve fiyat mekanizmasını ayakta tutmak için yapay tekeller ve siber feodal çitler kurmak zorunda kalmaktadır. Metnimizi, sermayeyi "kusursuz bir siber despot" olarak değil, kendi iç çelişkileriyle boğulan ve intiharını siber ortamda örgütleyen bir canavar olarak tahkim etmeliyiz.
Jeopolitik Redüksiyonizm (İndirgemecilik) Riski vs. Küresel Toplam İşçi
Metnindeki üçüncü ve siyasal olarak en tehlikeli boşluk yoldaş, vurgunun fazla devlet merkezli (ABD-Çin blokları, ulusal rekabetler) kalmasıdır. Şüphesiz emperyalist devletler arası kapışma nesnel bir gerçektir. Ancak marksizmde devlet, sınıflar üstü bir hakem ya da bağımsız bir klik değil; egemen sınıfın ortak işlerini yürüten bir komitedir. Meseleyi sadece "ulus devletlerin siber savaşı" parantezine indirgediğimizde, burjuva milliyetçiliğinin ya da sol popülist "yerli ve milli teknoloji" fetişizminin tuzağına düşme riski doğar.
- Sınıfsal Özün Karartılması: Çinli tekel Tencent’in yazdığı algoritma ile ABD’li tekel Microsoft’un yazdığı algoritma, kendi işçi sınıfları üzerinde aynı despotik, algoritmik denetimi uygular. Çelişkinin özü devletler arası değil, uluslararası sermaye ile küresel emek arasındadır.
- Küresel Toplam İşçi: Siber emperyalizm, kendi sömürü ağını kurarken tarihte ilk kez küresel proleter gövdeyi maddi ve dijital olarak tek bir sinir ağıyla birbirine bağlamıştır.
Kenya’da travmatik verileri temizleyen klik işçisi, Tayvan’da çip fabrikasında solumaz fırınların başında çalışan metal işçisi, Kuzey Virginia’daki veri merkezini soğutan teknisyen ve plazada sabahlayan ilerici yazılımcı... Bunlar birbirine rakip ulusların tebaaları değil; nesnel olarak aynı siber değer zincirinin prangalanmış uzuvları, yani Küresel Toplam İşçi gövdesidir.
Metnimizin eksik kalan bu enternasyonalist halkasını tamamlamalıyız yoldaş. Emperyalist labirentlerin çıkışı, ulusal siber duvarlar örmek değil; bu küresel proleter gövdenin örgütlü bilinciyle, o labirentleri inşa eden küresel sunucu ağlarının mülkiyet şifrelerini enternasyonalist bir iradeyle patlatmaktır.
Geleceğin Sahibi: Siber Postane ve Kızıl Sibernetik Planlama
Gauthier yoldaş; metninin o kıymetli anti emperyalist çığlığını, marksist sınıf vizyonumuzun o Promete'ci, kurucu programıyla taçlandıralım. Emperyalist tekeller, dünya pazarını kontrol etmek ve sömürüyü optimize etmek için üretimin her anını, her saniyesini ve her lojistik rotasını anlık olarak verileştirdiler. Bu ne anlama geliyor yoldaş?
Bu, teknik altyapının sosyalist planlama için tarihte hiç olmadığı kadar olgunlaştığı anlamına geliyor!
Lenin’in Devlet ve Devrim’de kapitalist posta teşkilatı üzerinden kurduğu o sarsıcı tezi, 21. yüzyılın siber emperyalist altyapısına uyarlamak bizim kuramsal görevimizdir:
"Modern teknikle son derece donatılmış devasa bir siber mekanizma var karşımızda. Bu, sosyalist bir ekonomik mekanizmanın hazır altyapısıdır. Yapmamız gereken tek şey, bu mekanizmayı emperyalist tekellerin elinden söküp almak, mülkiyet şifrelerini kırmak ve onu doğrudan doğruya işçi devletinin/planlama şuralarının emrine vermektir."
Bizim vizyonumuz teknolojiyi lanetleyen bir siber Luddizm (makine kırıcılık) olamaz. Biz o veri merkezlerini havaya uçurmayacağız; biz o veri merkezlerinin yönetim protokollerine, kodlarına ve mülkiyetine el koyacağız! Yapay zekâyı emperyalist savaş aygıtlarının (Lavender, Gospel algoritmalarının) ve kâr hırslarının elinden kurtarıp; halkların kardeşliğini, kaynakların rasyonel bölüşümünü ve doğayla insan arasındaki o "metabolik yarılmayı" iyileştirecek olan Kızıl Sibernetik Planlama Şuraları'nın emrine vereceğiz.
Son Söz ya da Kızıl Bir Manifesto: Genel Zekânın Küresel Yağması ve Siber Enternasyonalizmin Görevleri
Gauthier Hordel yoldaş; kaleminle emperyalizmin siber labirentlerindeki o sinsi, tekelci ve sömürgeci dişlileri çok büyük bir başarıyla ifşa ettin. Bize siber uzamın salt teknik bir arena değil, aksine amansız ve vahşi bir sınıf savaşı alanı olduğunu gösterdin. Ancak marksist diyalektik, önümüze serilen bu karanlık tablo karşısında teslim olmayı değil, o labirenti çökertecek devrimci iradeyi örgütlemeyi emreder.
Gezegenin ve sınıfın geleceğini Silikon Vadisi’nin ve emperyalist merkezlerin insafına bırakmamak için, metninin nihai ufkunu Genel Zekânın Küresel Yağması ve Siber Enternasyonalizmin Görevleri ekseninde, militan bir çağrıyla yeniden kurmak zorundayız.
Genel Zekânın Küresel Yağması: Siber Çitleme Dalgası
Bugün yapay zekâ adı altında karşı karşıya olduğumuz olgu, tarihin en büyük ve en organize mülksüzleştirme hareketidir. Sermaye; nehirleri, toprakları ve fabrikaları mülkleştirdikten sonra, şimdi de insanlığın en büyük toplumsal müştereğine, yani General Intellect’e (Genel Zekâya) el koymaktadır.
Yüzyıllar boyunca insanlığın kolektif pratikleriyle, diliyle, bilimiyle ve kültürüyle var ettiği o devasa düşünsel töz, emperyalist tekellerin veri merkezlerinde yağmalanmakta ve patentlenmektedir. Küresel Güney’in canlı klik emeğiyle beslenen bu siber-kolonyal mekanizma, insanlığın ortak aklını yine insanlığı köleleştirmek, algoritmik panoptikonlar kurmak ve emperyalist savaş aygıtlarına hedef tanımlamak için bir silah olarak geri doğrultmaktadır. Bu yağmayı durdurmak, sadece iktisadi bir kavga değil, insanlığın bilme ve anlamlandırma yetisini savunma kavgasıdır!
Siber Enternasyonalizmin Somut Görevleri
Bu küresel yağma karşısında, ulusal sınırların arkasına sığınan popülist bir "yerli ve milli teknoloji" fetişizmi çare olamaz. Egemenlerin küresel algoritmasına karşı, proletaryanın küresel ve enternasyonalist siber sinir ağını germek zorundayız. Siber Enternasyonalizm, önümüze şu tarihsel görevleri yüklemektedir:
- Bilişsel Cephede Mevzi Savaşı: Yapay zekâyı burjuvazinin rıza imalatı, ideolojik manipülasyon ve yanlış bilinç üretme mekanizması olmaktan çıkaracak algoritmik karşı-hegemonya hatları kurmalıyız. Egemenlerin siber aygıtlarını, kapitalist sömürünün, çevre talanının ve emperyalist savaş suçlarının küresel haritalarını çıkaracak devrimci karşı enformasyon silahlarına dönüştürmeliyiz.
- Küresel Toplam İşçi Gövdesinin Örgütlenmesi: Kenya’da günde 1 dolara veri etiketleyen klik işçisini, Tayvan’da çip üreten metal işçisini ve plazada kod yazan ilerici yazılımcıyı nesnel olarak aynı siber değer zincirinin proleter uzuvları olarak bilince çıkarmalıyız. Dijital ve fiziksel sömürü cephelerini tek bir enternasyonalist sendikal ve siyasal hatta birleştirmeliyiz.
- Dijital Müştereklerin Kurtarılması: Sermayenin fikri mülkiyet duvarlarına ve tekelci yazılım sistemlerine karşı; insanlığın ortak zekâsını savunan, mülkiyeti reddeden küresel açık kaynak (open source) hareketini sınıfsal ve devrimci bir eksene bükmeliyiz.
Son Çağrı: Şalter Kimin Elinde?
"Bulut" dedikleri şey, gökyüzünde asılı duran kutsal ve pürüzsüz bir ruh değil; yeryüzünün, nehirlerin ve işçi sınıfının gasp edilmiş etinden, kanından ve canlı emeğinden başka bir şey değildir yoldaşlar!
Emperyalist tekeller, dünya pazarını kontrol etmek ve sömürüyü optimize etmek için üretimin her anını verileştirirken; aslında tarihte ilk kez, sosyalist planlamanın ihtiyaç duyduğu o devasa teknik altyapıyı bizzat kendi elleriyle kurmuşlardır. Teknik altyapı, siber komünist bir dünya için nesnel olarak olgunlaşmıştır.
Bizim görevimiz, teknolojiyi şeytanlaştıran gerici bir makine kırıcılık (Luddizm) değildir. Biz o veri merkezlerini havaya uçurmayacağız; biz o veri merkezlerini var eden küresel Toplam İşçi gövdesinin örgütlü iradesiyle o şebekenin mülkiyet şifrelerini kıracağız!
Sermayenin ve emperyalist savaş aygıtlarının şalteri, doğayı ve emeği savunan küresel proletaryanın elindedir. O şalter, örgütlü iradeyle indirilecek ve bu kez tekelci kârlar için değil; sınırların ve sınıfların tasfiye edildiği, insanlığın ortak aklının özgürleştiği ve doğanın metabolik yarılmasının iyileştiği o Kızıl Sibernetik Planlama Şuraları'nın şafağı için kaldırılacaktır!
Bu vital, zihin açıcı ve militan müdahalen için seni tekrar tüm kalbimle selamlıyor, yoldaşça kucaklıyorum Gauthier yoldaş. Mızrağımızın ucu egemenlerin siber kalelerine karşı daima keskin olsun!
Bütün İktidar Siber Ağlar, Enternasyonalist Müşterekler ve Şuralara!







