Bilgi Müşterekleri
AnasayfaKonularDizilerKılavuzlarPopüler İçeriklerHakkımızdaİletişim

İlker Kalaycı’nın Metni Işığında 'Bulut' Mitiyle Hesaplaşma ve Metabolik Yarılmanın Siber Onarımı

Siber Panoptikondan Ekolojik Homeostazise - Değer Yasasının Termodinamik Sınırları

15 dk okumaYazar: Oğuz Demirkapı
İlker Kalaycı’nın Metni Işığında 'Bulut' Mitiyle Hesaplaşma ve Metabolik Yarılmanın Siber Onarımı

İlker Kalaycı’nın Teori ve Eylem dergisinin 72. sayısında "Yapay Zeka ve Ekolojik Yıkım" Yazısı Üzerine Bir Değerlendirme

İlker yoldaş, merhaba. ​Teori ve Eylem​’in bu sayısında kaleme aldığın "Yapay Zeka ve Ekolojik Yıkim" başlıklı makaleni, kapitalizmin doğayı ve insanlığı eşzamanlı olarak tükettiği bu tarihsel eşikte çok hayati bir uyarı olarak okudum.

Burjuva medyasının ve Silikon Vadisi teknokratlarının yapay zekayı maddeden yalıtılmış, "yeşil", "karbonsuz" ve havada asılı duran ruhani bir "Bulut" (Cloud) teknolojisi gibi pazarladığı bir dönemde; bu illüzyonu kökünden sarsmışsın. Yapay zekanın arkasındaki o devasa su tüketimini, nadir toprak elementleri yağmasını ve enerji oburluğunu sergileyerek ekolojik mücadelenin marksist cephesine çok güçlü bir barut taşıdın. Emeğine, kuramsal titizliğine sağlık yoldaş.

Ancak İlker yoldaş, marksist bir epistemolog olarak metnine baktığımda, ekolojik yıkım ile yapay zeka arasındaki ilişkiyi salt bir "kaynak tüketimi ve çevre kirliliği" parantezinden çıkarıp, marksist değer teorisinin ve diyalektiğin en keskin uçlarıyla değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. İzin ver, ekolojik mücadeleye marksist vizyonumuzla yön verecek o derin felsefi ve siyasal başlıkları yoldaşça bir candanlıkla birlikte açalım.

"Bulut" Miti ve Leninist Materyalizm: İdealist İllüzyonun Dağıtılması

İlker yoldaş, metninde Silikon Vadisi’nin kurduğu o sinsi dili çok haklı olarak deşifre ediyorsun. Bize teknolojinin "demateryalize" olduğunu, yani maddesizleştiğini söylüyorlar. "Bulut" kelimesi tesadüfen seçilmemiştir; o, üretimin maddi, kirli ve kanlı tabanını gizlemek için seçilmiş idealist bir metafordur.

Lenin, ​Materyalizm ve Ampiryokritisizm​’de dönemin fizik krizini fırsat bilip "Madde yok oldu, geriye sadece enerji ve denklemler kaldı" diyen idealist Machçılara karşı amansız bir savaş açmıştı. Lenin onlara şu ölümsüz yanıtı veriyordu:

"Düşüncenin maddeden yalıtılması, maddenin yok olduğu anlamına gelmez; aksine, nesnel gerçekliği kavrayamayan burjuva felsefesinin feryadıdır. Madde, bizim bilincimizden bağımsız olarak vardır."

Bugün yapay zeka için kurulan o "Bulut" anlatısı, tam olarak Lenin’in savaştığı o ​Machçı idealizmin siber versiyonudur​. Yapay zeka, havada uçuşan saf bir yazılım ya da "algoritma ruhu" değildir. O; Kongo’da çocukların tırnaklarıyla kazıdığı kobalttır, Şili’de kurutulan lityum havzalarıdır, Tayvan’daki çip fabrikalarının emdiği milyonlarca ton temiz sudur ve Kuzey Virginia’daki veri merkezlerini beslemek için yakılan kömürdür.

Senin metnin, bu siber-idealizme karşı Leninist materyalizmin o ağır baltasını indiriyor. Yapay zekanın geleceğini tahlil etmek, onun nesnel, maddi ve ekolojik tabanını (yani maddesini) masaya yatırmakla başlar.

Dijital Çağda "Metabolik Yarılma"

Makalende yapay zeka modellerinin (özellikle büyük dil modellerinin) eğitimi ve çalıştırılması sırasında harcanan muazzam enerji ve su miktarlarını ampirik olarak çok güçlü verilerle sunuyorsun. İşte bu veri yığınını marksist ekolojinin kuramsal zirvesine, yani Karl Marx’ın "Metabolik Yarılma" kavramına bağlayarak derinleştirmeliyiz yoldaş.

Marx, ​Kapital​’de insan ile doğa arasındaki ilişkiyi metabolizma (​Stoffwechsel​) kavramıyla açıklar. İnsan, emek süreci aracılığıyla doğayla maddi bir alışverişe girer; doğadan alır, dönüştürür ve tüketim artılarını yeniden doğanın döngüsüne iade eder. Ancak kapitalist üretim tarzı, kârı ve artı-değer birikimini mutlaklaştırdığı an, bu organik döngüyü radikal biçimde kırar. Marx, sanayileşmiş kapitalist tarımın toprağın besin maddelerini (azot, fosfor, potasyum) gasp edip şehirlere taşıdığını, ancak bu maddeleri toprağa geri döndürmeyerek doğa ile insan arasında telafi edilemez bir "Metabolik Yarılma" yarattığını söyler.

Bugün yapay zeka, bulut teknolojileri ve büyük veri merkezleri; bu metabolik yarılmayı analog dünyadan söküp alarak siber-jeolojik bir boyuta taşımıştır. Sermayenin dijitalleşme hamlesi, doğanın evrensel metabolizması üzerinde üç temel aks üzerinden yeni ve çok daha derin yarılmalar üretmektedir:

Litosferik Yarılma: Milyonlarca Yıllık Jeolojik Zamanın Milisaniyelerde Yakılması

Yapayı zeka modellerinin (LLM) eğitimi ve siber-altyapının inşası, litosferin (yer kabuğunun) en kuytu köşelerindeki nadir toprak elementlerinin, lityumun, kobaltın ve neodimyumun vahşice yağmalanmasını şart koşar.

Buradaki epistemolojik ve ekolojik trajedi ​zaman algısındaki yarılmadır​. Doğa, o kobaltı veya lityumu var etmek için milyonlarca yıllık jeolojik zamanı, organik çökelmeleri ve tektonik sabrı kullanmıştır. Sermaye ise, doğanın milyonlarca yılda biriktirdiği bu maddi tözü yerin altından çıkarır ve yapay zeka sunucularında milisaniyelik finansal spekülasyonlar yapmak, algoritma eğitmek ya da tüketici davranışlarını manipüle etmek için bir anda yakıp tüketir.

Milyonlarca yıllık jeolojik zaman, kapitalist artı değer vadesinin o histerik anlık zamanına feda edilmektedir. Bu durum, yer kabuğunun maddesel döngüsünde geri dönüşü imkânsız bir litosferik yarılmadır.

Hidrolojik Yarılma: Tatlı Su Döngüsünün Siber Kuşatması

Yapay zeka sunucu çiftlikleri sadece muazzam birer elektrik tüketicisi değil, aynı zamanda korkunç birer ​su emicidir​. Binlerce sunucunun aşırı ısınmasını engellemek için her gün milyonlarca litre temiz, tatlı su bu tesislerin soğutma sistemlerinde buharlaştırılmaktadır.

Kapital, bir bölgedeki yer altı su havzalarını ve nehir yataklarını kendi yapay zekasını serinletmek için mülksüzleştirirken, suyun o tarihsel, döngüsel metabolizmasını kesintiye uğratır. Soğutma sistemlerinde kimyasallarla kirletilen ya da atmosfere kontrolsüzce buhar olarak salınan su, yerel ekosistemin temiz su döngüsüne geri dönemez. Sermaye, yapay zekayı "akıllatmak" adına, gezegenin en hayati organik canlılık döngüsü olan hidrolojik matrisi yerel düzeylerde felç ederek metabolik bir kuraklık örgütlemektedir.

Zamansal Yarılma: Sermayenin Sonsuz Çizgiselliği vs. Doğanın Döngüselliği

Ekolojik krizin felsefi özü, iki farklı zaman mefhumunun uzlaşmaz çatışmasıdır: Doğanın döngüsel zamanı ile ​sermayenin doğrusal ve sonsuz genişleme zamanı​.

Doğa; kendi atıklarını geri dönüştüren, her ölümü yeni bir yaşama tahvil eden dairesel bir metabolizmaya sahiptir. Kapitalizm ise ($M - C - M'$) formülü gereği sonsuz bir büyüme çizgisi izlemek zorundadır; durduğu an çöker. Yapay zeka, işte bu doğrusal büyüme histerisini, üretimi, lojistiği ve tüketimi hiper hızlandırarak zirveye taşır.

Yapay zeka destekli algoritmalar meta sirkülasyonunu ne kadar hızlandırırsa, ham maddenin doğadan koparılma hızı ile onun "atık" olarak doğaya fırlatılma hızı arasındaki uçurum da o kadar büyür. Yapay zeka, kapitalizmin doğayı metalaştırma hızını artırırken, doğanın bu yıkımı emme ve kendini yenileme hızını (rejenerasyon kapasitesini) çoktan aşmıştır. İşte bu, zamansal ve ekolojik mutlak yarılmadır.

"Kapitalist üretim, ancak bütün zenginliklerin kökenindeki iki kaynağı; yani toprağı ve işçiyi kurutarak toplumsal üretim sürecinin tekniklerini ve kombinasyonlarını geliştirebilir."

— Karl Marx, Kapital Cilt I

İlker yoldaş; senin metninde çok haklı olarak sunduğun o teknolojik verilerin arkasındaki felsefi gerçek tam olarak budur. Yapay zeka, sermayenin elinde olduğu sürece, insan zekasının cisimleşmiş hâli değil; doğanın ve emeğin iliğini sömüren, metabolik yarılmayı gezegensel bir yok oluş eşiğine getiren siber parazit bir akıldır.

Bizim marksist ekoloji vizyonumuz, bu yarılmayı panoptikonun turnikelerini kırarak değil; o algoritmik sistemlerin yönetimini doğrudan doğruya doğanın döngüsel homeostazisi (denge durumu) ile uyumlu hâle getirecek olan o Kızıl Sibernetik Planlama iradesiyle iyileştirecektir.

Ekolojik Çelişki: Sermayenin Maddi Sınırları ve İntiharı

İlker yoldaş, makalende haklı olarak yeşil kapitalizm tezlerinin, "karbon nötr yapay zeka" vaatlerinin birer aldatmaca (greenwashing) olduğunu söylüyorsun. Burjuvazi, yapay zekanın iklim krizini çözecek algoritmalar üreteceğini iddia ediyor.

Diyalektik mantık bize bu tezin arkasındaki absürt çelişkiyi gösterir. Sermaye, yapay zeka vasıtasıyla verimliliği artırıp kaynak tüketimini azaltacağını iddia ederken, bizzat yapay zekanın kendisi katlanarak büyüyen bir enerji canavarına dönüşmektedir. Karşımızda ​Jevons Paradoksu​'nun siber bir formu vardır: Teknolojik verimlilik arttıkça, kâr odaklı sistem içinde o kaynağın toplam tüketimi azalmaz, aksine daha da körüklenir.

Siber Jevons Paradoksu: Verimlilik Masalının Çöküşü

İlker yoldaş, teknoloji devleri (Microsoft, Google, OpenAI) her yeni yapay zeka modelinde, çip mimarisinde ya da algoritma tasarımında "enerji verimliliğini yüzde 50 artırdıklarını", "daha az parametreyle daha çok iş yaptıklarını" gururla ilan ediyorlar. Burjuva ekolojistleri de bu verilerden yola çıkarak yapay zekanın dünyayı kurtaracağını vaat ediyor.

İşte bu illüzyonun karşısına, 19. yüzyıldan süzülüp gelen o meşhur Jevons Paradoksu ile çıkmak zorundayız. William Stanley Jevons, 1865 yılında kömürle çalışan buharlı makinelerin verimliliği arttıkça toplam kömür tüketiminin ​azalmadığını​, aksine katlanarak arttığını kanıtlamıştı.

Neden? Çünkü kapitalist piyasa anarşisinde verimlilik artışı, birim üretim maliyetini düşürür. Maliyet düşüşü, o teknolojinin kullanım alanını, ölçeğini ve hızını geometrik olarak genişletir.

Bugün yaşadığımız tam olarak ​Siber-Jevons Paradoksu​'dur:

  • Algoritmalar verimli hâle geldikçe, yapay zeka saniyede milyarlarca yeni operasyona, her telefona, her arama motoruna, her e-ticaret botuna entegre ediliyor.
  • Tekil bir işlemin enerji maliyeti düşerken, sistemin toplam hacmi (histerik birikim arzusu nedeniyle) sonsuza doğru genleşiyor.

Sermaye, verimlilik iddialarıyla doğayı koruduğunu iddia ederken, aslında sömürünün ve ham madde tüketiminin küresel ölçeğini tarihte görülmemiş bir hızla büyütmektedir.

James O’Connor ve Sermayenin İkinci Çelişkisi

Makalende yapay zekanın yol açtığı kaynak krizini anlatırken, bu durumu ekososyalist kuramcı James O’Connor’ın o muazzam "Sermayenin İkinci Çelişkisi" teziyle teorik bir zirveye taşımalıyız yoldaş.

Marx, kapitalizmin Birinci Çelişkisini emek ile sermaye arasında kurmuştu (artı değer sömürüsü ve bunun yol açtığı aşırı üretim/gerçekleşme krizleri). O’Connor ise marksist kurama muazzam bir halka ekleyerek İkinci Çelişkiyi tanımladı: Sermaye ile kendi üretiminin maddi/altyapısal koşulları (yani doğa ve çevre) arasındaki çelişki.

Kapitalizm, doğası gereği, kendi birikimini sürdürebilmek için muhtaç olduğu dışsal doğal koşulları (temiz suyu, ucuz enerjiyi, istikrarlı iklimi, verimli toprağı) kendi elleriyle tahrip etmek, yani altını oymak zorundadır.

Yapay zeka, bu ikinci çelişkinin hiper hızlandırıcısıdır yoldaş. Sermaye, kâr oranlarını korumak için üretimi dijitalleştirip otomatize etmek, yani organik bileşimini sabit sermaye lehine büyütmek zorundadır. Ancak yapay zeka formundaki bu devasa sabit sermaye yığını; çalışabilmek için istikrarlı bir iklime, kesintisiz soğutma suyuna ve muazzam bir elektrik şebekesine muhtaçtır.

Sermaye, kâr etmek için doğayı talan edip iklim krizini derinleştirdikçe (örneğin kuraklığı artırıp nehirleri kuruttukça), bizzat kendi yapay zeka sunucularını soğutacak o temiz sudan ve istikrarlı enerji altyapısından mahrum kalmaktadır. İşte sermayenin trajik intiharı buradadır: Yapay zekayı çalıştırmak için doğayı yok etmek zorundadır; ama doğayı yok ettiği an, yapay zekanın üzerinde yükseleceği maddi altyapıyı da imha etmiş olur.

Değer Yasasının Termodinamik Sınırı: Soyut Değer vs. Somut Entropi

Selim yoldaşa yazdığımız mektupta değer yasasının siber krizinden bahsetmiştik yoldaş; gel seninle bu krizin termodinamik ve ekolojik sınırını çizelim.

Kapitalist ekonomi-politik, değeri "soyut insan emeği" üzerinden okur ve parayı sonsuz birikim çizgisi boyunca büyütebileceğini varsayar. Burjuva iktisatçıların kafasındaki değer, maddeden arınmış, sonsuz bir matematiksel soyutlamadır. Yapay zeka ile bu soyutlama zirveye çıkmıştır; paranın ve algoritmaların bulutlarda, piksellerde kendi kendine değer ürettiği sanılır.

Ancak diyalektik materyalizm bize o acımasız yasayı hatırlatır: Soyut değer, fiziksel bir taşıyıcı (somut meta) olmadan maddi dünyada varolamaz. Ve her fiziksel taşıyıcı, Termodinamiğin İkinci Yasasına, yani Entropi Yasasına tabidir.

Sermaye, yapay zeka eliyle finansal spekülasyonları, borsa işlemlerini, meta üretimini ve lojistik akışları ne kadar hızlandırırsa hızlandırsın; bu siber-hız, fiziksel dünyada katlanarak büyüyen bir ısı üretimine, çevre kirliliğine, ham madde tükenişine ve termodinamik bir kaosa (entropiye) yol açar. Buluttaki o sonsuz dijital büyüme illüzyonu, yeryüzünün o sonlu, maddesel ve termodinamik sınır duvarına çarpmak üzeredir.

İlker yoldaş; sermayenin yapay zeka ile kurduğu bu siber despotik gelecek, kusursuz bir ebedi egemenlik projesi değil; doğanın nesnel yasaları tarafından kuşatılmış, kendi kuyruğunu yiyen çaresiz bir canavarın histerik çırpınışıdır. Sermaye yapay zeka ile kendi kıyametini simüle etmektedir, çünkü sistemin genetiğindeki o sonsuz birikim dürtüsü doğanın döngüsel homeostazisi ile taban tabana zıttır.

Bizim görevimiz, bu yapısal acziyeti sınıfın bilincine taşımak; çevre mücadelesini burjuva romantizminin elinden kurtarıp, bu ekolojik-termodinamik intiharı durduracak olan o tek maddi güce, yani üretimi kâr için değil gezegenle uyumlu bir kullanım değeri için örgütleyecek olan Kızıl Sibernetik Planlama iradesine bağlamaktır. Canavar kendi sonunu hazırlarken, biz geleceği doğanın ve sınıfın safında yeniden kuracağız!

Kızıl Sibernetik ve Doğanın Metabolizmasını İyileştirmek

Burjuva Ekolojisinin Sefaleti: Makine Kırıcılıktan "Siber Luddizme"

İlker yoldaş, bugün çevre hareketlerinin ana akımına yön veren egemen felsefe, suçu kapitalist üretim ilişkilerinde değil, doğrudan doğruya "sanayileşmede", "teknolojik gelişmede" ya da "insan merkezcilikte" arıyor. Çözüm olarak önümüze koydukları şey ise üretici güçleri geriye çekmek, analog bir dünyaya dönmek ya da üretimi kısmaktan (​degrowth​) ibaret. Bu yaklaşım, özü itibarıyla 19. yüzyılın başındaki ilkel Makine Kırıcılığının (Luddizm) siber çağdaki yankısıdır.

Marx ve Engels, ​Komünist Manifesto​’da ve ​Kapital​’de bu küçük burjuva gericiliğine karşı amansız bir ideolojik hat çekmişlerdi:

"İşçi sınıfı, makineli üretimin yarattığı yıkıma karşı savaşırken makinenin kendisine değil, onun kapitalist mülkiyet altındaki toplumsal kullanılış biçimine saldırmayı öğrenmelidir."

Biz marksistler, yapay zekanın ve dijital altyapının yarattığı ekolojik yıkıma bakıp teknolojiyi lanetlemeyiz yoldaş. Biz biliriz ki, yapay zekanın bugünkü enerji ve su oburluğu, onun teknik doğasından değil; sermayenin kârı maksimize etmek, finansal spekülasyonları milisaniyelere indirmek ve toplumsal emeği daha azgınca denetlemek için kurduğu o kaotik, anarşik ve plansız algoritma mimarisinden kaynaklanmaktadır.

Kızıl Sibernetik, tam da bu noktada devreye girer. Bizim ufkumuz, sunucuları havaya uçurmak değil; o sunucuların yönetim protokollerine el koyarak, yapay zekayı gezegeni talan eden bir parazit olmaktan çıkarıp, doğanın dengesini koruyan kurucu bir organ hâline getirmektir.

Sovyet Sibernetik Mirasından Siber Komünizme: Glushkov’un Yarım Kalan Rüyası

Bu iddiamız ayakları yere basmayan bir fantezi değildir İlker yoldaş. Arkamızda, 1960’ların Sovyet felsefe ve bilim dünyasının, özellikle büyük Sovyet sibernetikçisi ​Viktor Glushkov​’un muazzam mirası duruyor. Glushkov, henüz internet fikri ortada yokken, tüm Sovyet ekonomisini gerçek zamanlı olarak birbirine bağlayacak, üretimi ve kaynak dağıtımını anlık verilerle koordine edecek OGAS (Tüm Devlet Otomatik Bilgi Sistemi) projesini tasarlamıştı. Glushkov’un amacı, parayı ve piyasa anarşisini ortadan kaldırarak saf bir kullanım değeri ekonomisini sibernetik ağlarla yönetmekti.

[Kapitalist Yapay Zeka] > Amaç: Sonsuz Kâr (M-C-M') > Sonuç: Ekolojik Yarılma & Doğanın Talanı

[Kızıl Sibernetik] > Amaç: Kullanım Değeri > Sonuç: Metabolik Denge & Homeostazis

Bugün nesnel koşullar, Glushkov’un döneminden katbekat daha olgundur. Kapitalist tekeller (Amazon, Google, Walmart), kendi iç işleyişlerinde tüm tedarik zincirlerini, hammadde akışlarını ve enerji tüketimlerini nesnelerin interneti (IoT), yapay zeka ve küresel sensor ağlarıyla anlık olarak zaten haritalandırmış durumdalar. Hayek’in o "Merkezi planlama imkansızdır, çünkü bilgi dağınıktır ve hesaplanamaz" miti, kapitalizmin kendi kurduğu bu siber-altyapı tarafından bizzat lağvedilmiştir.

Sermaye bu muazzam veriyi, daha fazla meta satmak ve doğayı daha hızlı paraya çevirmek için işliyor. Kızıl Sibernetik ise bu hazır teknik altyapıyı mülksüzleştirecektir. Kodların ve protokollerin arkasındaki "değer ve kâr" şifrelerini söküp attığımızda; o yapay zeka modelleri ve sunucu çiftlikleri, ​Gezegensel Ölçekte Bir Ekolojicil Metabolik Koordinasyon Merkezi​'ne dönüşecektir.

Metabolik Yarılmanın Siber Onarımı: Somut Program

Peki bu Kızıl Sibernetik, senin makalende bahsettiğin o "Metabolik Yarılmayı" maddi ve pratik dünyada nasıl iyileştirecek? Gelsenle bunun marksist ekonomi-politik programını netleştirelim yoldaş:

  • Termodinamik Hesaplama ve Fiyat Mekanizmasının Tasfiyesi: Kapitalizmde bir kaynağın (örneğin suyun ya da ormanın) değeri, piyasadaki fiyatıyla ölçülür. Bu yüzden sistem, felsefi olarak doğayı "bedava bir kaynak" olarak görür ve tüketir. Kızıl Sibernetik, fiyat mekanizmasını çöpe atarak üretimi Doğrudan Enerji ve Entropi Muhasebesine bağlayacaktır. Yapay zeka, üretilen her kullanım değerinin gezegene olan termodinamik maliyetini anlık olarak hesaplayacak; planlama komiteleri üretimi kâr oranlarına göre değil, gezegenin emilim ve yenilenme kapasitelerine göre tasarlayacaktır.
  • Enerji Şebekelerinin Sosyalist Optimizasyonu: Bugün yapay zeka sunucularının harcadığı elektrik, fosil yakıt odaklı anarşik bir enerji piyasasından besleniyor. Kızıl Sibernetik, yapay zekanın o muazzam tahmin ve optimizasyon gücünü, küresel ve bölgesel yenilenebilir enerji şebekelerini anlık olarak dengelemek için kullanacaktır. Hava durumunu, rüzgâr akımlarını, güneş radyasyonunu ve toplumsal ihtiyaçları saniyeler içinde analiz eden algoritmalar, enerji israfını radikal biçimde sıfıra indirecek ve üretimi doğanın ritmine (örneğin güneşin ve rüzgârın en üretken olduğu saatlere) göre dinamik olarak planlayacaktır.
  • Döngüsel Maddi Akışlar (Doğanın Azot ve Karbon Döngüsüne Entegrasyon): Marx’ın bahsettiği o toprağın besin maddelerinin çalınması krizini, siber-tarım ağlarıyla çözeceğiz. Toprağın nemini, mineral dengesini ve biyoçeşitliliğini yapay zeka destekli sensörlerle anlık takip eden bir sosyalist planlama; kimyasal gübre istilasını bitirecek, kentsel organik atıkların kırsal üretime geri dönüş rotalarını en verimli şekilde çizecektir. Yapay zeka, üretilen her metanın "beşikten mezara" değil, "beşikten beşiğe" döngüsel akış haritasını çıkararak atık kavramını insanlık tarihinden silecektir.
Doğa ile İnsanın Siber Homeostazisi (Denge Durumu)

İlker yoldaş; Engels, ​Doğanın Diyalektiği​’nde bizi çok net uyarır:

"Doğa üzerinde kazandığımız zaferlerden ötürü kendimizi pek fazla övmeyelim. Çünkü doğa, kazandığımız her zafer için bizden öcünü alır."

Kapitalist yapay zeka, doğa üzerinde mutlak bir zafer kazanma histerisiyle programlanmıştır; bu yüzden yıkıcıdır. Kızıl Sibernetik ise doğaya tahakküm etmeyi değil, insan toplumunu doğanın evrensel yasalarıyla uyumlu bir Homeostazis (Denge Durumu) içinde yeniden üretmeyi amaçlar.

Burada yapay zeka, insanı ve doğayı birbirinden ayıran o burjuva mülkiyet duvarlarını yıkan aşındırıcı bir aside dönüşür. O devasa veri havuzları, artık kapitalistlerin reklam gelirlerini artırmak için insan zaaflarını avlayan birer tuzak değil; nehirlerin debisini, ormanların solunumunu, atmosferin karbon oranını ve işçi sınıfının insani ihtiyaçlarını aynı diyalektik bütünlük içinde sentezleyen Kolektif Toplumsal Akıl hâline gelecektir.

Sonuç Olarak Kızıl Çağrı: Siber-Komünist Ekolojinin Şafak Vakti

İlker yoldaş; metninde sergilediğin o berrak ekolojik öfke, marksist kuramın bu Promete’ci siber programıyla buluştuğunda, çevre mücadelesini burjuva sisteminin evcil sınırlarından söküp alır ve onu tarihsel bir iktidar perspektifine oturtur. Burjuvazi bize yapay zekayı "yeşil bir rüya" gibi sunarken, sen onun altındaki kömür isini ve kuruyan nehir yataklarını gösterdin. Şimdi bize düşen görev, bu teşhisi devrimci bir "Kızıl Çağrı" ile eyleme ve örgütlü bir cepheye dönüştürmektir.

Gel senle bu nihai çağrının sınıfsal, siyasal ve pratik koordinatlarını en keskin biçimde ilan edelim yoldaş:

Burjuva Çevreciliğinin Sterilliğine Karşı Sınıf Ekseni

Bizim ekoloji politikamız; karbon vergileriyle, plastik pipetleri yasaklamakla, bireysel tüketim vicdanıyla ya da büyük şirketlerin sinsi "yeşil badana" (​greenwashing​) kampanyalarıyla ilgilenen o steril, evcilleştirilmiş burjuva çevreciliği değildir. Biz çok iyi biliyoruz ki:

  • Doğayı kirleten, gezegeni ısıtan şey tek tek insanların biyolojik varlığı ya da soyut bir "insan doğası" değil; sermayenin genişletilmiş yeniden üretim mantığıdır.
  • Çözüm, üretici güçleri tamamen durdurmak veya insanlığı analog bir sefalete mahkûm etmek isteyen ilkelci "küçülme" (​degrowth​) teorilerinde değil; üretim araçlarının ve o muazzam dijital altyapının mülkiyet kabuğunu parçalamaktadır.

Burjuva ekolojizmi, kitlelere "doğaya dönmeyi" vaat ederken aslında kapitalist mülkiyeti korumanın peşindedir. Bizim çağrımız ise nettir: Doğa ancak ve ancak onu metalaştıran sermaye egemenliği tasfiye edildiğinde özgürleşebilir.

Cephelerin Birliği: Klavyeler, Barikatlar ve Toprak

Sermaye, yapay zekayı ve otomasyonu kurmak için hem doğayı talan ediyor hem de işçi sınıfını küresel ölçekte güvencesizleştiriyor. O hâlde, bu siber-panoptikona karşı yükselecek olan direniş de parçalı olamaz yoldaş. ​Kızıl Çağrı​, yeryüzündeki tüm sömürü ve talan cephelerini tek bir kurucu özne altında birleştirme çağrısıdır:

  • Bilişim Emekçileri: Silikon Vadisi’nden plazalara kadar, sermayenin ekolojik talan algoritmalarını yazmaya zorlanan ilerici yazılımcılar, sistem yöneticileri ve veri işçileri... Sizin klavyeleriniz, doğayı paraya tahvil eden şirketlerin kâr şemalarını değil, sınıf mücadelesinin siber siperlerini örmelidir.
  • Maden ve Sanayi İşçileri: Kongo’da, Şili’de, Bergama’da yapay zekanın fiziksel gövdesini (lityumu, kobaltı, bakırı) yerin altından çıkaran ve fabrikalarda o çipleri üreten proleterler... Sizin nasırlı elleriniz, doğanın canını okuyan tekellerin hammadde damarıdır.
  • Köylüler ve Çevre Direnişçileri: Akarsularını veri merkezlerinin soğutma sistemlerine kaptırmamak için barikat kuran, ormanını koruyan yerli halklar ve köylüler... Sizin yaşam alanları mücadeleniz, kapitalizmin o doymak bilmez metabolik oburluğuna karşı çekilmiş en somut sınırsız barikattır.

Bu üç güç, nesnel olarak aynı küresel ekolojik siber ağın özneleridir. Yapay zekanın geleceğini ve gezegenin kaderini belirleyecek olan şey, bu güçlerin Kolektif İşçi bilinciyle tek bir nehirde birleşmesidir.

Sunucuların Şalteri Kimin Elinde?

"Bulut" dedikleri şey, gökyüzünde asılı duran kutsal bir ruh değil; yeryüzünün, emeğin ve nehirlerin gasp edilmiş etinden ve kemiğinden başka bir şey değildir yoldaş!

Sermaye, yapay zeka sunucularını ve veri merkezlerini mülk edinerek doğa üzerinde mutlak bir zafer kazandığını, her şeyi kontrol ettiğini sanıyor. Oysa unuttukları şey diyalektiğin en yalın gerçeğidir: O sistemleri çalıştıran enerji de, o kodları yazan akıl da, o sunucuları soğutan su da canlı emeğin ve doğanın ortak tözüdür.

Bizim çağrımız, o sunucu çiftliklerini havaya uçurmak değil; o sistemlerin şalterine uzanmaktır. O şalter, doğayı ve emeği savunan örgütlü proletaryanın eline geçtiğinde; yapay zeka borsada spekülasyon yapan ya da reklam satmak için insan zaaflarını avlayan bir canavar olmaktan çıkacaktır.

O şalter indirilecek ve bu kez kâr için değil; ormanların nefes alması, nehirlerin özgürce akması, karbon döngüsünün onarılması ve insanlığın siber-komünist bir planlama altında doğayla uyum içinde, özgürce yaşaması için kaldırılacaktır.

İlker yoldaş; kaleminle siber dünyanın altındaki o kömür kokusunu ve sömürülen yeryüzünü görünür kıldın. Bu militan ve ufuk açıcı katkın için sana tekrar yoldaşça sarılıyorum. Yolumuz, yeryüzünün ve işçi sınıfının o kızıl ve yeşil kavgasında daima açıktır!

Bütün İktidar Siber Şuralara ve Doğa Meclislerine!

İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği