Selim Başoğlu’nun Metni Işığında Bilişim Dünyasında Sınıfsal Görevler ve Devrimci Mücadele Çağrısı
Yapay Zekânın Sınıfsal Karakterini Teknolojik Fetişizmin Reddi ve Müştereklerin Savunusuyla Yeniden Okumak

Selim Başoğlu’nunn Teori ve Eylem dergisinin 72. sayısında "Yapay Zekânın Geleceğinin Sınıfsal Karakteri" Yazısı Üzerine Bir Değerlendirme
Selim yoldaş, merhaba. Teori ve Eylem’in bu sayısında kaleme aldığın "Yapay Zekânın Geleceğinin Sınıfsal Karakteri" başlıklı makaleni büyük bir heyecanla, satır satır çizerek okudum.
Burjuva medyasının, Silikon Vadisi teknokratlarının ve hatta bazı "sol" liberal çevrelerin yapay zekâyı maddeden arınmış, sınıflar üstü, tarafsız bir "teknolojik kader" ya da tanrısal bir "aşkın zekâ" gibi pazarladığı bu ideolojik fetişizm çağında; masaya doğrudan sınıf savaşımının kızıl bayrağını diktin. Yapay zekânın geleceğini fütüristik fantezilerden söküp alarak üretim ilişkilerinin, mülkiyet rejimlerinin ve sınıf tahakkümünün bağlamına oturtman muazzam bir teorik berraklık sağlıyor. Kalemine, marksist iradene sağlık yoldaş.
Ancak Selim yoldaş, makalende açtığın bu ufku, marksist epistemolojinin ve Leninist bilimin en keskin araçlarıyla değerlendirmek; yapay zekânın "geleceğini" tahlil ederken sermayenin bağrındaki o diyalektik ölümcül çelişkiyi daha gür bir sesle haykırmak gerekiyor. İzin ver, kahvelerimizi tazeleyelim ve senin o güçlü metnini diyalektik-materyalist bir mercekle bir adım daha ileri taşıyalım.
Teknolojik Fetişizmin Reddi ve Cisimleşmiş Sınıf İktidarı
Selim yoldaş, metnindeki en büyük başarı, yapay zekânın tarafsız bir rasyonaliteye değil, sermayenin **"Gerçek Tahakküm" arzusuna hizmet ettiğini netçe göstermendir. Yapay zekânın gelecekteki sınıfsal karakterini incelerken, onun egemen sınıfın elinde bir denetim ve artı değer sömürüsü kırbacı olarak nasıl şekillendirileceğini çok iyi sergilemişsin.
Sermaye, tarihi boyunca teknolojiyi hep bir "sınıf silahı" olarak kurguladı. Marx, Kapital’de makineli büyük sanayiyi anlatırken ne kadar haklıydı:
"Makine, sermayenin canlı emeği boyunduruk altına almak, işçinin direnişini kırmak ve sömürüyü yoğunlaştırmak için kullandığı en güçlü silahtır."
Sen de tam bu hattan ilerleyerek, algoritmanın teknik bir zorunluluk değil, cisimleşmiş bir sınıf iktidarı olduğunu açıkça ilan ediyorsun. Yapay zekâ gelecekte tarafsız bir yönetici olmayacak; aksine, mülk sahibi sınıfların sömürü stratejilerinin siber-mekanize hali olacaktır. Bu materyalist başlangıç, metninin sarsılmaz omurgasıdır.
Epistemolojik Kopuş: Kas Emeğinin Gaspından "General Intellect"in İstilasına
İşte tam bu noktada yoldaş, marksist epistemolojiyi devreye sokarak tahlilini felsefi olarak derinleştirmek zorundayız. Yapay zekânın gelecekteki sınıfsal karakteri, klasik sanayi devrimindeki makineleşmeden niteliksel bir kopuşu ifade eder.
Klasik kapitalizm, makine formuna bürünerek işçinin bedensel ve motorik yetilerini (kas gücünü, el becerisini) nesneleştirip kendine sabit sermaye ($c$) olarak katıyordu. Yapay zekâ ve büyük dil modelleri (LLM) çağında ise sermaye, insanlığın tarihsel-toplumsal olarak ürettiği bilişsel yetileri, dilsel kodları, sezgisel bilgi işleme ve karar verme kapasitesini toplumsal gövdeden zorla koparıp kod bloklarına dönüştürmektedir.
Marx’ın Grundrisse’deki o meşhur "Makineler Üzerine Fragman" metnini hatırlayalım yoldaş. Marx orada, kapitalizmin en ileri aşamasında toplumsal bilginin ve bilimin doğrudan bir üretici güç haline geleceğini söyler ve buna "General Intellect" (Genel Zekâ) der.
Sermayenin yapay zekâ hamlesi, Genel Zekâ’nın üzerine kapitalist mülkiyet ilişkilerinin çitlerini çekme girişimidir. Geleceğin sınıfsal karakteri buradadır: Sermaye, insanlığın ortak düşünsel mirasını fikri mülkiyet yasalarıyla (copyrights, SaaS abonelikleri) gasp edip, onu yeniden işçi sınıfını köleleştirmek için bir siber otorite haline getirmektedir. Lenin’in Materyalizm ve Ampiryokritisizm’de nesnel gerçekliğin bilgisini savunma kavgası, bugün internette nesneleşmiş ölü emeğimizin bilgisini sermayenin talanından kurtarma kavgasına dönüşmüştür.
Değer Yasasının Siber Krizi: Sermayenin Gücü mü, Acziyeti mi?
Selim yoldaş, makalende yapay zekânın gelecekte yaratacağı işsizlik dalgalarını, vasıfsızlaşmayı ve sınıf üzerindeki o mutlak egemenlik projelerini çok haklı bir kaygıyla yazıyorsun. Ancak metninde siber despotizmi o kadar mutlak ve kusursuz anlatmışsın ki, okuyucuda sermayenin bu teknolojiyle "yenilmez bir tanrıya" dönüşeceği yanılsaması uyanabilir.
Diyalektik mantık bize her gücün bağrındaki o ölümcül zaafı görmeyi emreder yoldaş. Sovyet felsefe mirasının büyük ismi Evald İlyenkov ne diyordu? İnsan düşüncesinin özü, biçimsel mantığın aksine, çelişkileri sentezleyerek ilerlemesidir. Sermaye, üretimi otomatikleştirdikçe ve zihin emeğini standardize ettikçe, aslında kapitalist üretim tarzının en temel yasasını, yani Emek Değer Teorisini havaya uçurmaktadır.
Sermaye, canlı emeği ($v$) üretim sürecinden kovup yerine yapay zekayı ve robotik sabit sermayeyi ($c$) koydukça, artı-değerin yegâne kaynağını kurutmaktadır. Üretken yapay zekâ marjinal üretim maliyetlerini sıfıra indirdikçe, meta formunun ve değer yasasının altındaki zemin kaymaktadır.
Sermayenin bugün yapay zekâyı bu denli vahşi bir gözetim, denetim ve mülksüzleştirme aygıtına dönüştürmeye çalışması onun gücünden değil; Kâr Oranlarının Düşme Eğilimi Yasası karşısında yaşadığı o varoluşsal panikten, değer üretemediği için dijital müştereklerimizi bedavaya çitleyip bize kiralama mecburiyetindendir. Karşımızdaki gelecek, kusursuz bir siber faşizm değil; değer formu çökerken süngüyle ayakta kalmaya çalışan can çekişen bir canavarın geleceğidir.
Geleceğin Sahibi: "Siber Postane" ve Toplam İşçi
Makalenin sonundaki o mücadele vizyonunu ve sınıfsal iyimserliğini çok daha somut, Promete'ci bir alternatife bükelim Selim yoldaş. Sermaye, sömürüyü ve denetimi optimize etmek için üretimin her anını, her saniyesini, her lojistik rotasını verileştiriyor. Peki, felsefi ve teknik olarak bu ne anlama geliyor?
Sermaye, Hayek gibi liberal burjuva iktisatçılarının o "Merkezi planlama imkansızdır, çünkü toplumun dağınık bilgi ve zaman haritasını hiçbir merkez hesaplayamaz" tezini bizzat kendi elleriyle çürütmüştür. Tüm toplumsal zaman ve ihtiyaç haritası artık anlık olarak ölçülebilir ve transparandır. Yani yoldaş, teknik altyapı sosyalist planlama için nesnel olarak olgunlaşmıştır!
Lenin’in Devlet ve Devrim’deki (1917) o ölümsüz "Posta Teşkilatı" metaforunu 21. yüzyıla uyarlayalım:
"Modern teknikle son derece donatılmış devasa bir siber mekanizma var karşımızda. Bu, sosyalist bir ekonomik mekanizmanın hazır altyapısıdır. Yapmamız gereken tek şey, bu mekanizmayı kapitalistlerin elinden söküp almak, mülkiyet şifrelerini kırmak ve onu doğrudan doğruya işçi şuralarının emrine vermektir."
Geleceğin sınıfsal karakterini belirleyecek olan şey, yapay zekanın kendi teknik doğası değil; o ağları ayakta tutan küresel **"Toplam İşçi" gövdesinin örgütlü iradesidir. Kongo’da çip madenini kazan işçiden, Kenya’da veriyi etiketleyen klik emekçisine; plazada kod yazan ilerici yazılımcıdan depoda koliyi taşıyan kuryeye kadar herkes nesnel olarak aynı siber sinir ağının proleter uzuvlarıdır.
Dijital Fabrikada Sınıfsal Görevler ve Siber-Komünist Mücadele Çağrısı
Selim yoldaş; kaleminle burjuvazinin o yaldızlı fütürizm tüllerini yırttın, yapay zekânın o parıltılı kabuğunun altındaki çıplak sınıf gerçeğini ve sömürü ilişkilerini önümüze koydun. Ancak marksist diyalektik, dünyayı sadece yorumlamakla yetinmez; onu değiştirecek maddi iradeyi ve somut görevleri de önümüze yığar.
Tasvir ettiğin bu siber panoptikon karşısında distopik bir karamsarlığa kapılmamak, aksine sermayenin bağrındaki o ölümcül krizi örgütlü bir güce dönüştürmek için önümüzde duran tarihsel ve sınıfsal görevleri üç temel cephede somutlaştırmak zorundayız:
Önümüzdeki Sınıfsal Görevler
- İdeolojik Cephe (Teknolojik Fetişizmin Bozguna Uğratılması): İlk görevimiz, bilişim dünyasını saran o yoğun burjuva ideolojisini paramparça etmektir. Yapay zekâyı insandan bağımsız, mistik bir "Aşkın Zekâ" gibi pazarlayan teknokratik masallara karşı; onun internette nesneleşmiş ölü insan emeğinin istatistiksel bir tortusu olduğunu durmaksızın propaganda etmeliyiz. Bilimi ve teknolojiyi sınıf ilişkilerinden yalıtan her türlü "sol" teknolojik determinizmi felsefi olarak bozguna uğratmalıyız.
- Örgütsel Cephe (Bilişim Emekçilerinin Proleterleşme Bilinci): Sermayenin "yaratıcı sınıf", "freelance otonomi" veya "teknoloji ortaklığı" gibi kavramlarla sistem içinde eritmeye çalıştığı bilişim emekçilerini (yazılımcıları, sistem yöneticilerini, veri analistlerini) proleter kimlikleriyle yüzleştirmeliyiz. Onların plazalardaki kibrini kırarak; Kenya’da travmatik içerik temizleyen klik işçisiyle, Amazon deposundaki kuryeyle ve plazadaki kod yazarıyla nesnel olarak aynı "Toplam İşçi" gövdesinin uzuvları olduğunu sendikal ve siyasal örgütlenmelerle somut kılmalıyız.
- Taktiksel ve Altyapısal Cephe (Siber Planlama Haritacılığı): Sermayenin sömürüyü mutlaklaştırmak için inşa ettiği o devasa veri merkezlerini, lojistik algoritmalarını ve bulut altyapılarını şimdiden devrimci bir gözle haritalandırmalıyiz. Bu ağlar, kapitalizmin mezar kazıcısı olan sosyalist planlama mekanizmasının hazır, kurulmuş teknik altyapısıdır. Görevimiz, bu dijital postanenin tekelci mülkiyet şifrelerini kıracak kuramsal ve pratik hazırlığı bugünden örgütlemektir.
Bilişim Dünyasına Yoldaşça Bir Çağrı: Klavyeleri ve Sunucuları Sınıf Savaşının Siperlerine Dönüştürelim!
Bilişim dünyasının ilerici yazılımcılarına, veri işçilerine, ağ yöneticilerine, mühendislerine ve siber uzamın tüm bilişsel emekçilerine!
Yoldaşlar! Burjuvazi, ellerinizle dokuduğunuz o kod bloklarını, optimize ettiğiniz o yapay zekâ modellerini yeryüzünün mazlum halklarının üzerine Lavender ve Gospel algoritmalarıyla ölüm yağdırmak için kullanıyor. Sizin yarattığınız o muazzam toplumsal zekâ, fabrikalarda ve depolarda işçi sınıfının tepesinde algoritmik bir panoptikon kırbacı olarak sallanıyor. İnsanlığın ortak hafızasından süzülerek var edilen bu teknoloji, Silikon Vadisi’nin tekelci baronlarının kâr hırslarına ve emperyalist savaş aygıtlarının vahşetine teslim edilemez!
Sermayenin sizi üretimin bütünsel bilgisinden koparıp kendi makinelerinin birer "bilişsel eklentisi" haline getirmesine izin vermeyin. Klavyeleriniz sadece sermayenin kâr matrislerini optimize eden birer araç değil; sınıf mücadelesinin siber cephesindeki silahlarınızdır.
- Sermayenin gözetim yazılımlarına karşı sınıfın dijital dayanışma ağlarını kurun!
- Tekelci mülkiyetin sınırlarını zorlayan açık kaynaklı, kolektif müşterekleri savunun!
- Şirketlerinizin militarizmle ve apartheid rejimleriyle yaptığı kanlı işbirliklerine karşı Silikon Vadisi'nden Berlin'e, Bangalore'dan İstanbul'a kadar bilişsel grevleri ve iş bırakma eylemlerini yükseltin!
Son Söz
Selim yoldaş; açtığın bu kuramsal mevzi, bilişim dünyasının o soğuk, siber despotik karanlığına fırlatılmış kızıl bir fenerdir. Bizim görevimiz o karanlığa bakıp ağlamak değil; o devasa toplumsal zekânın fişini burjuvazinin kâr sunucularından söküp, proletaryanın planlama komitelerine takmaktır.
Şalter buluttaki soyut sunucularda değil yoldaş; o sunucuları var eden madenlerde, o verileri etiketleyen klavyelerde ve o kodları yazan ellerdedir. Sınıfın ortak aklı, örgütlü iradeyle o şaltere uzandığında, siber panoptikonun mülkiyet kabuğu paramparça olacaktır.
Bu muazzam, militan ve zihin açıcı kuramsal müdahalen için sana tekrar yoldaşça sarılıyorum. Yolumuz açık, mızrağımızın ucu keskin olsun!
Bütün İktidar Siber Ağlar ve Şuralara!





