Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaPopüler İçeriklerİletişim

Coğrafyanın ve Kentin Sınıfsal Anatomisi

Sermayenin Mekânsal Çözümü ve David Harvey’in Teorik Mirası

Yazar: Oğuz Demirkapı
Coğrafyanın ve Kentin Sınıfsal Anatomisi

Genç Yoldaşlara Çağrı: Burjuva akademisinin, liberal kent plancılarının ve postmodern ideologların kitlelerin zihnine boca ettiği "tarafsız kent", "küreselleşme hümanizmi", "akıllı şehirler" ve "sınıflar üstü mekân" felsefelerine karşı elimizdeki en güçlü felsefi cephane diyalektik ve tarihsel materyalizmdir. Kapitalist üretim tarzı sadece fabrikada, madende ve işyerinde değil; kentin taşında, toprağında, kentsel dönüşüm yağmasında, barınma krizinde ve mekânın yeniden üretildiği her alanda canlı emeği sömürmeye devam eder.

Bu çalışma; çağdaş Marksist teorinin en önemli isimlerinden David Harvey’i derinlemesine tanıtmak, onun diyalektik materyalist metoda yaptığı tarihsel katkıları kavramak ve bu katkıları Marksizmin devrimci çizgisi ışığında geliştirerek genç yoldaşların teorik cephanesini güçlendirmek amacıyla hazırlanmıştır.

David Harvey Kimdir ve Marksist Teori İçin Neden Hayatidir?

David Harvey (1935 doğumlu), İngiliz Marksist coğrafyacı, felsefeci ve sosyal teorisyendir. 1960’ların sonunda burjuva coğrafyasının pozitivist, haritacı ve teknik sınırlarını reddederek diyalektik materyalist metoda yönelmiş; yarım asrı aşan teorik üretimiyle Karl Marx’ın Kapital’ini çağdaş dünyaya taşıyan en istikrarlı düşünürlerden biri olmuştur. Harvey, sadece akademik bir figür değil; onlarca yıldır açık dersleriyle, metinleriyle ve konferanslarıyla Marx’ın ekonomi-politik eleştirisini kitlelere ulaştıran bir teorik rehberdir.

Harvey’in Marksizm içindeki tarihsel ve felsefi önemini anlamak için, onun teoride gerçekleştirdiği niteliksel sıçramaya bakmak gerekir. Klasik Marksist literatür, haklı olarak sermayenin zamansal boyutuna (çalışma günü, sermayenin dolaşım süresi, artı-değer üretimi ve kâr oranlarının düşme eğilimi yasası) yoğunlaşmıştır. Harvey ise Marx’ın metinlerinin derinliklerinde yatan ancak tam olarak sistematikleştirilmemiş olan coğrafi ve mekânsal boyutu açığa çıkarmıştır.

Harvey’in Teorik Katkılarının Hayati Önemi
  • Sermaye Birikiminin Mekânsallaştırılması: Harvey, kapitalizmin sadece meta veya hizmet üretmediğini, aynı zamanda mekânın kendisini ürettiğini kanıtlamıştır. Kentler, otobanlar, limanlar, gayrimenkul projeleri ve altyapı ağları tesadüfi mimari gelişmeler değildir. Bunlar, sermayenin krizlerini ertelemek için inşa ettiği fiziksel çevrelerdir.

  • Krizlerin Coğrafi Boyutu: Kapitalizmin kâr oranlarının düşme eğilimi yasası gereği girdiği aşırı birikim krizleri, sadece üretimin durmasıyla değil; sermayenin yeni coğrafyalara fırlatılmasıyla (emperyalist genişleme, kentsel dönüşüm, altyapı yatırımları) yönetilmeye çalışılır.

  • Barınma ve Kent Hakkı Mücadelesi: Günümüz metropollerinde yaşanan fahiş kira artışları, barınma krizleri, kentsel dönüşüm adı altındaki mahalle yıkımları ve soylulaştırma süreçleri, Harvey’in geliştirdiği "Sermayenin İkinci Devresi" kavramı olmadan diyalektik olarak kavranamaz. Harvey, kentlerin burjuvazi için bir kâr birikim aygıtı, emekçiler için ise bir sömürü alanı haline getirildiğini teşhir etmiştir.

Geleneksel liberal teori mekânı ve coğrafyayı "tarafsız bir sahne" olarak resmederken; Harvey, coğrafyanın doğrudan sınıf mücadelesinin ve sermaye birikim kanunlarının diyalektik bir savaş alanı olduğunu göstermiştir.

Günümüz Türkiyesi Açısından Harvey’in Teorik Yaşamsallığı: Kriz, Mekân ve Mülksüzleştirme

Türkiye kapitalizminin 21. yüzyıldaki birikim rejimini ve devlet-sermaye blokunun yönetim stratejilerini diyalektik materyalist bir çerçevede kavramak, David Harvey’in ortaya koyduğu teorik araçlar olmadan imkânsızdır. Türkiye’de sermaye birikimi; sanayideki düşük artı-değer kârlılığı, teknolojik dışa bağımlılık ve küresel finans-kapitalizmin dönemsel krizleri karşısında kendisini esas olarak mekânın üretimi ve yeniden üretimi üzerinden tahkim etmiştir.

Burjuva akademisi ve ana akım medyanın "kalkınma hamlesi", "büyüme mucizesi" veya "kentsel modernleşme" olarak pazarladığı süreç; özünde sermayenin aşırı birikim krizlerini ertelemek için başvurduğu devasa bir mekânsal çözümdür (spatial fix). Harvey’in kavramsallaştırdığı üç temel eksen, günümüz Türkiye’sinin sosyo-ekonomik panoramasına birebir karşılık gelir:

Sermayenin İkinci Devresinin Hegemonyası ve İnşaat Odaklı Birikim

Türkiye’de egemen sermaye klikleri (gerek geleneksel finans-kapital gerekse iktidar etrafında palazlanan çeper burjuvazi), imalat sanayiindeki kâr oranlarının düşme eğilimi yasasıyla sıkıştığı anlarda, sermayeyi kitlesel biçimde inşa edilmiş çevreye aktarmıştır.

  • Gayrimenkul ve Megaprojeler: Şehir hastaneleri, otoyollar, köprüler, havalimanları ve çılgın proje söylemleri; sadece altyapı hizmeti değil, devasa kamu kaynaklarının Gelecek Nesil Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) ihaleleriyle iştirakçi tekellere aktarıldığı, sermayenin krizini erteleyen devasa birer emme supabıdır.

  • Maddi Gerçeklik: Sanayide yaratılamayan artı-değer, kentsel rant aracılığıyla emekçi sınıfların gelecekteki gelirlerine el konularak (borçlandırma, ipotek, uzun vadeli devlet garantileri) yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu durum, finans kapital ile inşaat sektörünün tamamen iç içe geçmesine yol açmıştır.

Afet Kapitalizmi, "Rezerv Alan" Zorbalığı ve Mülksüzleştirme Yoluyla Birikim

Marx’ın kapitalizmin doğuşuna yerleştirdiği "ilksel birikim" mekanizması, Türkiye’de devlet eliyle ve kesintisiz biçimde mülksüzleştirme yoluyla birikim (accumulation by dispossession) olarak sürdürülmektedir.

  • Rantsal Dönüşüm ve Hukuki Kılıf: 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’da yapılan son düzenlemelerle genişletilen "Rezerv Yapı Alanı" kavramı, mülksüzleştirmenin yasal aygıtıdır. İstanbul Tozkoparan, Fetihtepe, Okmeydanı gibi tarihsel işçi mahallelerinde kolluk zoruyla yürütülen tahliyeler ile 6 Şubat depremlerinin ardından Antakya ve Hatay genelinde halkın tapulu mülklerine, ata topraklarına "rezerv alan" adı altında el konulması bunun somut örnekleridir.

  • İllüzyonun Deşifresi: Burjuvazi, bu süreci "afete karşı güvenli kentler yaratma" illüzyonuyla sunar. Oysa diyalektik gerçeklik; mülksüzleştirilen yoksul kitlelerin kentin çeperlerine sürülmesi, merkeze yakın yüksek değerli arazilerin ise yerli ve uluslararası finans-kapitalin yağmasına açılmasıdır.

Barınma Krizinin Metalaşma Boyutu: Kullanım Değerinin Mübadele Değerine Feda Edilmesi

Metropollerde ve sanayi havzalarında derinleşen fahiş kira artışları, derin barınma krizi ve yurtsuzluk; Harvey’in işaret ettiği temel çelişkinin, yani konutun kullanım değeri ile mübadele değeri arasındaki antagonist çatışmanın sonucudur.

  • Metalaşan Konut: Konut, insanlığın en temel biyolojik ve toplumsal ihtiyacı (insanca barınma hakkı / kullanım değeri) olmaktan çıkarılmış; finansal bir spekülasyon, sermaye birikim aracı ve kâr kaynağı (mübadele değeri) haline getirilmiştir.

  • Sınıf Çelişkisi: Bir yanda boş duran, servet saklama aracı olarak kapatılan lüks kuleler ve rezidanslar dururken; diğer yanda maaşının %70’ini kiraya vermek zorunda kalan, çürük binalarda yaşamaya mahkûm edilen veya cemaat yurtlarına zorlanan milyonlarca proleter ve üniversite gençliği bulunmaktadır.

Ekolojik Talan ve Coğrafi Çitleme

Mülksüzleştirme sadece kent merkezleriyle sınırlı değildir; kırsal alanlar ve doğa da doğrudan sermayenin metalaştırma hamlesinin hedefindedir.

  • Maden ve Enerji Yağması: İliç’te siyanür felaketine yol açan uluslararası maden tekelleri, Akbelen Ormanları’nı termik santral için yok eden sermaye grupları, Kazdağları’ndaki kıyım ve HES projeleri; doğanın ortak bir varlık olmaktan çıkarılıp "çitlenmesi" (enclosure) ve sermayenin kâr oranlarını yükseltmek için bedelsiz bir hammadde deposuna dönüştürülmesidir.
Türkiye Kapitalizminde İllüzyonlar ve Diyalektik Materyalist Gerçeklik

Burjuva/reformist söylemin bu mekânsal dinamikleri nasıl sunduğu ile Türkiye’deki sınıf sömürüsünün maddi gerçekliği aşağıda özetlenmektedir:

Kentsel / Mekânsal OlguBurjuva / Reformist İllüzyon ("Görünen")Diyalektik Materyalist Gerçeklik ("Olan")
Kentsel Dönüşüm ve Rezerv Alan"Depreme karşı hayat kurtaran, modern ve estetik şehircilik hamlesi."Emekçi sınıfların mülksüzleştirilmesi, kentsel rantın finans-kapitale transferi ve mekânsal ayrışma.
Megaprojeler (Köprü, Otoyol, Şehir Hastaneleri)"Ülkenin prestijini artıran, erişilebilirliği sağlayan kalkınma projeleri."Aşırı birikmiş sermayeyi emmek için kurgulanmış, kamu bütçesini geleceğe dönük ipotek altına alan mekânsal çözüm (spatial fix).
Konut Fiyatları ve Kira Krizleri"Piyasa dengeleri, arz-talep uyuşmazlığı ve geçici enflasyonist etki."Konutun finansallaşması, kullanım değerinin mübadele değerine ezdirilmesi ve canlı emeğin geliri üzerindeki sermaye gaspı.
Maden ve Enerji Projeleri (İliç, Akbelen vb.)"Milli madencilik, enerji bağımsızlığı ve istihdam olanağı."Doğanın çitlenmesi (enclosure), ilksel birikimin kesintisiz sürdürülmesi ve ekolojik altyapının kâr uğruna imhası.

Türkiye’de yaşanan kentsel, ekolojik ve mekânsal krizler; münferit bir iktidar hatası, kötü yönetim veya soyut bir müteahhit açgözlülüğü değildir. Bunlar, kapitalist üretim tarzının krizlerini mekânı yağmalayarak erteleme çabasının zorunlu diyalektik sonuçlarıdır. Harvey’in teorik mirası, bu saldırı hattının sınıfsal karakterini kavramamız ve mücadeleyi sivil toplumcu "kent güzelleştirmeciliğinden" çıkarıp anti-kapitalist devrimci bir kulvara taşımamız için hayati bir kılavuzdur.

David Harvey’in Temel Eserleri ve Teorik Çerçevesi

Harvey’in külliyatı, kapitalizmin mekânsal dinamiklerini ve kriz çözme mekanizmalarını anlamada anahtar rol oynar:

Sermayenin Sınırları (The Limits to Capital, 1982)

Harvey’in şaheseri sayılan bu yapıt, Marx’ın değer teorisini coğrafi düzleme taşır. Nika Yayınevi tarafından Türkçe literatüre kazandırılan Sermayenin Sınırları, sermayenin birikim süreçlerini M - C - M' döngüsü üzerinden üç devre halinde diyalektik olarak inceler:

  • Birinci Devre: Doğrudan üretim süreci (sanayi, canlı emek sömürüsü ve artı-değer üretimi).

  • İkinci Devre: Sanayi üretiminde kâr oranları düştüğünde sermayenin aktığı inşa edilmiş çevre (gayrimenkul, altyapı, konut sektörü).

  • Üçüncü Devre: Bilim, teknoloji, eğitim ve sosyal harcamalar gibi sermayenin uzun vadeli reprodüksiyon alanları.

Postmodernliğin Durumu (The Condition of Postmodernity, 1989)

Postmodern kültür ve felsefeyi "geç kapitalizmin ideolojik kılıfı" olarak teşhir eder. Harvey, bu eserinde "Zaman-Mekân Sıkışması" (Time-Space Compression) kavramını geliştirerek; sermayenin dolaşım hızını artırmak ve kâr oranlarını korumak için coğrafi engelleri nasıl sıfırlamaya çalıştığını ve bu altyapısal dönüşümün postmodern parçalanmış üstyapıyı nasıl doğurduğunu kanıtlar.

Asi Şehirler (Rebel Cities, 2012)

Metis Yayınları tarafından yayımlanan Asi Şehirler, kentsel rant, kentsel dönüşüm ve "Şehir Hakkı" (Right to the City) kavramlarını doğrudan sınıf mücadelesi bağlamında ele alır. Kentlerin sermaye birikim aygıtı olmaktan çıkarılıp devrimci mücadelede emekçi kitlelerin denetimine geçmesi gerektiğini vurgular.

On Yedi Çelişki ve Kapitalizmin Sonu (Seventeen Contradictions and the End of Capitalism, 2014)

Sel Yayıncılık bünyesinde sunulan On Yedi Çelişki ve Kapitalizmin Sonu, kapitalizmin içsel çelişkilerini (kullanım değeri/mübadele değeri, özel mülkiyet/devlet, sermaye/emek, sürekli büyüme/doğal sınırlar) haritalandırarak sistemin sürdürülemezliğini gösterir.

Harvey’in Marksizme Temel Katkıları ve Diyalektik Kavramlar

Mekânsal Çözüm (Spatial Fix)

Kapitalizm, kâr oranlarının düşme eğilimi yasası ve aşırı birikim krizleri ile karşılaştığında sermayeyi ve emeği yeni coğrafi alanlara kaydırır. Devasa altyapı projeleri, kentsel dönüşümler, yeni otoyollar ve uluslararası sermaye transferleri aracılığıyla krizlerini zamansal ve mekânsal olarak erteler. Ancak diyalektiğin yasaları gereği kriz ortadan kalkmaz; sadece daha büyük boyutta patlamak üzere yeni bir coğrafyaya taşınır.

Mülksüzleştirme Yoluyla Birikim (Accumulation by Dispossession)

Evrensel gazetesinin mülksüzleştirme yoluyla birikim üzerine analizinde vurgulandığı gibi, Marx'ın Kapital’de anlattığı "ilksel birikim" (primitive accumulation) mekanizması tarihsel olarak kapanmış bir dosya değil, kesintisiz bir süreçtir. Neoliberalizm döneminde kamu kaynaklarının özelleştirilmesi, doğanın, suyun ve kamusal alanların metalaştırılması, emekçilerin konut haklarının ellerinden alınması kesintisiz bir "mülksüzleştirme yoluyla birikim" mekanizması olarak işler. Akademik araştırmalarda da gösterildiği üzere bu durum, zora dayalı kaynak transferidir.

Kentsel Rant ve Sermayenin İkinci Devresi

Sermaye, imalat sanayiinde kâr oranları düştüğünde devasa finansal birikimini inşaat, gayrimenkul ve altyapı sektörüne (ikinci devre) yönlendirir. Metropollerdeki kentsel dönüşüm yağması, finans-kapitalin tıkanan damarlarını açma hamlesidir.

Güncel Marksizm Çizgisinden David Harvey Eleştirisi ve Teorik Katkının Geliştirilmesi

Marksizmin devrimci çizgisi, Harvey’in teorik katkılarını selamlamakla birlikte, onun akademik ve reformist sınırlarını diyalektik bir tutumla aşmayı zorunlu kılar:

  • Sınıfın Tanımı ve Proletarya Hegemonyası: Harvey, kentsel muhalefeti ve "kent hakkı" mücadelelerini öne çıkarırken zaman zaman sanayi proletaryasının devrimci öncü rolünü ikincilleştirme riskine düşmektedir. Marksizm çizgisine göre; kent hareketleri ve anti-kapitalist odaklar kıymetlidir, ancak bu mücadelelerin motor gücü ve önderi bağımsız devrimci partisiyle örgütlenmiş işçi sınıfıdır.

  • Devlet Teorisinde Netleşme: Harvey’in kentsel reformlar ve kamusal alan tahlillerinde burjuva devlet aygıtının niteliği konusunda reformist hayallere kapılınmamalıdır. Burjuva devleti mekânı düzenlerken sermaye sınıfının kolektif organı olarak hareket eder; çözüm devlet içi düzenlemelerde değil, burjuva devlet aygıtının parçalanarak proletarya iktidarının kurulmasındadır.

  • Emperyalizm Tahlili: Harvey'in "Yeni Emperyalizm" kavramında emperyalist sistemin asıl bağlamı zaman zaman coğrafi bölgesel rekabete indirgenmektedir. Lenin’in emperyalizm teorisine sadık kalarak, çelişkinin özünün tekelci finans-kapitalin egemenliği ve pazar/nüfuz alanları paylaşım savaşı olduğunu vurgularız.

Karşılaştırmalı Kavramsal ve Sınıfsal Analiz Tablosu

Analiz KriteriBurjuva / Liberal İllüzyon ("Görünen")David Harvey’in Katkısı ("Olan")Güncel Marksizm Çizgisiyle Geliştirilmesi ("Devrimci Hat")
Kent ve Mimari"Tarafsız kamusal alanlar, estetik gelişim ve mimari başarı."Sermayenin aşırı birikim krizini erteleme aracı (Sermayenin İkinci Devresi).Kentsel rant yağmasına karşı sanayi ve hizmet proletaryasının öncülüğünde devrimci barikat.
Küreselleşme ve Altyapı"Dünyanın küçülmesi, teknolojik entegrasyon ve refahın yayılması."Zaman-Mekân Sıkışması (Time-Space Compression) ve Mekânsal Çözüm (Spatial Fix).Tekelci finans-kapitalin pazar paylaşımı; bağımlılık ilişkilerinin derinleştirilmesi.
Özelleştirme ve Rant"Serbest piyasa verimliliği ve ekonominin modernleşmesi."Mülksüzleştirme Yoluyla Birikim (Accumulation by Dispossession).İlksel birikimin kesintisizliği; tekellere karşı tavizsiz anti-kapitalist ve anti-emperyalist mücadele.
Toplumsal Özgürleşme"Sivil toplum, oy hakkı ve yerel yönetim reformları."Kent Hakkı (Right to the City) ve mekânsal direnişler.Burjuva devlet aygıtının parçalanması, işçi konseyleri ve Proletarya Diktatörlüğü.

Genç Yoldaşlara Devrimci Görevler: Türkiye Sahasında Somut Müdahale Hattı

Genç yoldaşlar! David Harvey’i okumak, teorik bir fantezi ya da akademik bir üslup kazanma çabası değildir. Harvey’in araçları, bugün Türkiye’de sokak sokak, mahalle mahalle yürüyen sermaye saldırısını göğüslemek için devrimci pratikle buluşturulmalıdır. Sermayenin mekânsal saldırısı karşısında soyut kitle ajitasyonlarıyla yetinemeyiz. Türkiye emekçilerinin ve gençliğinin yakasına yapışan somut kriz alanlarına Marksist-Leninist hat üzerinden şu somut görevlerle müdahale etmek zorundayız:

Barınma Krizine ve Kiracı Sömürüsüne Müdahale
  • Somut Durum: İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere metropollerde fahiş kira artışları ve yurtsuzluk, gençliğin ve işçi sınıfının en birinci yaşam krizine dönüşmüştür. İşçi aileleri kentin çeperlerine (Sancaktepe, Esenyurt, Arnavutköy vb.) sürülmekte, üniversite gençliği cemaat yurtlarına veya fahiş ev kiralarına mahkûm edilmektedir.

  • Devrimci Görev: Kiracı hakları mücadelelerini ve üniversitelerdeki yurtsuzluk protestolarını ("Barınamıyoruz" dinamikleri) tekil bir mağduriyet söyleminden çıkarıp doğrudan kentsel rantı üreten finans-kapitale ve inşaat tekellerine karşı anti-kapitalist bir barikata dönüştürmeliyiz. Mahallelerde Kiracı Meclisleri ve üniversitelerde Barınma Komiteleri kurarak barınma hakkının ticari bir meta değil, devrimci bir hak olduğunu örgütlemeliyiz.

Kentsel Dönüşüm Yağması ve "Rezerv Alan" Zorbalığına Karşı Barikat
  • Somut Durum: 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun'da yapılan değişikliklerle getirilen "Rezerv Yapı Alanı" tanımı, halkın mülksüzleştirilmesinin açık yasal kılıfıdır. Antakya ve Hatay’da deprem sonrası halkın ata toprağına, tapulu mülklerine "rezerv alan" ilan edilerek el konulması; İstanbul Tozkoparan, Fetihtepe ve Okmeydanı’nda kolluk kuvveti zoruyla yaşanan ev tahliyeleri mülksüzleştirme yoluyla birikimin kanlı örnekleridir.

  • Devrimci Görev: Kentsel dönüşüm mağduru mahallelerde halkın mülksüzleştirilmesine karşı Rant Karşıtı Mahalle Komiteleri inşa edilmelidir. Deprem güvenliği kılıfıyla sunulan burjuva propagandasını deşifre etmeli; "Afete karşı güvenli konut evet, rantsal dönüşüme ve mülksüzleştirmeye hayır!" sloganıyla halkın barınma hakkını mahalle barikatlarında savunmalıyız.

Ekolojik Yıkım ve Doğa Yağmasına Karşı Anti-Tekelci Mücadele
  • Somut Durum: Erzincan İliç’te Anagold altın madeninde yaşanan siyanürlü toprak kayması felaketi, Muğla Akbelen Ormanları’nın Limak/YK Energy termik santrallerine peşkeş çekilmesi, Kazdağları’ndaki maden yağması ve Cudi/Maden dağlarındaki ağaç kıyımları; doğanın sermayenin doğrudan yağmasına açılmasıdır. Burjuva idaresi, Maden Kanunu değişiklikleriyle uluslararası ve yerli tekellerin önünü açmaktadır.

  • Devrimci Görev: Ekoloji mücadelesini küçük burjuva çevreciliğinden, NGO/STK tiplemesi pürüzsüz "doğa sevgisi" retoriğinden temizlemeliyiz. Akbelen'deki köylünün, İliç'teki maden işçisinin ve Kazdağları'ndaki direnişçinin öfkesini sermayenin kâr hırsına karşı birleştirmeliyiz. Doğa talanı, sanayideki artı-değer sömürüsünün coğrafi uzantısıdır; bu nedenle köylü ve çevre direnişlerini işçi sınıfının örgütlü gücüyle buluşturmalıyız.

Sivil Toplumculuk ve Reformizm İllüzyonunu Parçalamak
  • Somut Durum: Avrupa Birliği fonlarıyla desteklenen kent dernekleri, reformist belediyecilik illüzyonları ve "katılımcı bütçe" gibi burjuva parlamenter makyajları, kitlelerin öfkesini düzen içi kanallara akıtmaya çalışmaktadır.

  • Devrimci Görev: Genç yoldaşlar, kent hakkı mücadelesinin burjuva belediyeciliğinin restorasyon projelerine yedeklenmesine asla izin vermemelidir. Çözüm, sermayenin kentsel rantına ortak olan burjuva belediye idarelerinden medet ummak değil; fabrikalarda, kampüslerde ve sokaklarda işçi sınıfının bağımsız devrimci hattını inşa etmektir.

Mekânı da, üretimi de, doğayı da, geleceği de sermaye tekellerinin yağmasından kurtaracak yegâne güç; proletaryanın örgütlü, tavizsiz devrimci iradesidir!

Etiketler:#kent#davidharvey#marksizm#diyalektik#coğrafya#mekân#ekoloji#sınıf#kentseldönüşüm

İlgili Başlıklar