Uydu Kalabalığı ve Gözlemleme Hakkının Sınıfı
Bir Milyon Uydu, Bir Milyon Soru: Yapay Zekâ Tekelleri Gökyüzüne Çıkarken

Gökyüzünün Çitlenmesi: Uydu Kalabalığı ve Gözlemleme Hakkının Sınıfı
Bir şirket yörüngeye binlerce uydu yerleştirirken faturayı kim öder?
Sevgili Genç Yoldaşlar,
Bu yazı, astronominin bugün yürüttüğü en önemli toplumsal tartışmalardan biri üzerine. Önce kısa bir özet vereceğiz, sonra ayrıntıya gireceğiz.
Kısaca: Ne oluyor?
- Yörünge hızla doluyor. Bugün Dünya çevresinde 14 binden fazla çalışan uydu var; ölü uydular ve enkazla birlikte izlenen nesne sayısı 32 bine yaklaşıyor. Bu sayı üç yıldan kısa sürede neredeyse ikiye katlandı. Yalnızca SpaceX'in Starlink ağı, 11 Ekim 2026 itibarıyla yörüngede 11 binden fazla uyduya ulaştı (KeepTrack).
- Asıl dalga daha gelmedi. Avrupa Güney Gözlemevi (ESO) 1 Temmuz 2026'da yayımladığı çalışmada, düzenleyicilere sunulmuş başvuruların toplamının 1,7 milyondan fazla yeni uyduya ulaştığını hesapladı. Bunlar fırlatılmış uydular değil, önerilen projelerin toplam ölçeği. Bu toplamın bir milyonu tek bir başvurudan geliyor: SpaceX'in yapay zekâ için "yörüngede veri merkezi" planı (ESO).
- Bedel üç yerde ödeniyor. Teleskop görüntülerinde parlak izler ve genel gökyüzü parlaklığı, radyo teleskoplarında parazit, yörüngede çarpışma ve enkaz riski. Buna atmosfere geri dönüşte yanan uyduların yarattığı kirlilik de ekleniyor.
- ESO'nun önerisi bir sınır. Mevcutlar dâhil toplam uydu sayısının 100 bini aşmaması ve hepsinin çıplak gözle görülemeyecek kadar sönük olması. Çalışmanın yazarı Olivier Hainaut kişisel olarak 50 bini tercih ediyor.
- Karar kimde? Gökyüzü bütün insanlığın ama bu konuda kararı fiilen ABD'nin iletişim düzenleyicisi FCC veriyor. FCC, 9 Temmuz 2026'da gökbilimcilerin itirazlarına rağmen Reflect Orbital şirketinin "uzay aynası" deneme uydusuna izin verdi.
Temel soru şu: Bir şirket yörüngeye binlerce uydu yerleştirirken bunun astronomik araştırma, öteki uydular ve gelecek kuşaklar üzerindeki maliyetini kim üstlenecek? Bizim yanıtımız kısaca şöyle: Bugünkü düzende kârı şirket topluyor, maliyeti ise bilim, kamu ve gelecek kuşaklar ödüyor. Buna dışsallık deniyor. Marksist dille söylersek bu, ortak bir varlığın özel sermaye tarafından çitlenmesidir.
Şimdi ayrıntıya geçelim.
Gökyüzü neden bir "müşterek"?
Gece gökyüzü insanlığın en eski ortak mirasıdır. Takvimi, tarımı, denizciliği, dini, felsefeyi, şiiri ve elbette bilimi gökyüzüne bakarak kurduk. Bunun için kimse kimseden izin almadı, kimse kimseye kira ödemedi.
Hukuk da en azından kâğıt üzerinde bunu tanıyor. 1967 tarihli Dış Uzay Antlaşması'nın birinci maddesi, uzayın keşfinin ve kullanımının "bütün insanlığın alanı" olduğunu söyler. İkinci maddesi uzayın egemenlik iddiası, kullanım ya da işgal yoluyla hiçbir ulusal mülkiyete konu olamayacağını belirtir. Altıncı madde ise devletleri kendi şirketlerinin uzaydaki faaliyetlerinden sorumlu tutar.
Bu antlaşma Soğuk Savaş'ın ürünüdür. İki kutup birbirinin uzayı ele geçirmesinden korktuğu için "kimse sahiplenemez" demekte uzlaştı. Daha önce Sputnik yazımızda anlattığımız gibi uzay yarışı bir devletler yarışıydı. Bugünkü yarış ise farklı: Sahnede artık devletlerden çok şirketler var ve antlaşma "devlet sahiplenemez" diyor ama "şirket doldurabilir mi?" sorusuna net bir yanıt vermiyor.
Sonuç şu: Hukuken kimsenin olmayan yörünge, fiilen ilk gelenin oluyor. Uydu frekansları ve yörünge dilimleri Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nde (ITU) büyük ölçüde "ilk gelen alır" ilkesiyle dağıtılıyor. Mülkiyet tapuyla değil doluluk oranıyla kuruluyor.
Rakamlarla uydu kalabalığı
| Gösterge | Değer |
|---|---|
| Yörüngede çalışan uydu (Temmuz 2026) | 14.000'den fazla |
| Ölü uydu ve enkaz dâhil izlenen nesne | Yaklaşık 32.000 |
| Starlink uydusu (11 Ekim 2026) | 11.137 |
| Düzenleyicilere sunulmuş önerilerin toplamı | 1,7 milyondan fazla |
| Bunun içindeki SpaceX "yörüngede veri merkezi" başvurusu | 1 milyon |
| ESO'nun önerdiği üst sınır | 100.000 (Hainaut'nun tercihi 50.000) |
| Günde fırlatılan yeni uydu (2025 ortalaması) | Yaklaşık 10 |
| Günde atmosfere geri dönen uydu ya da roket gövdesi | 3'ten fazla |
Kaynaklar: ESO, KeepTrack, ESA Uzay Çevresi Raporu 2026.
Tablodaki en çarpıcı satır, bir milyon uyduluk tek başvurudur. SpaceX, Ocak 2026'da FCC'ye 500 ile 2.000 kilometre arasındaki yörüngelere bir milyona kadar uydu yerleştirme başvurusu yaptı. Gerekçe, "gelişmiş yapay zekâ modellerine güç verecek benzeri görülmemiş hesaplama kapasitesi" (DCD). Yani gökyüzünün yeni yükünün önemli bir kısmı internet erişimi için değil, yapay zekâ tekellerinin hesaplama ihtiyacı için talep ediliyor. Bu ayrıntıya aşağıda geri döneceğiz.
Teleskopta ne oluyor?
Optik gözlem: İzler ve parlayan gökyüzü
Uydular güneş ışığını yansıtır. Özellikle akşam ve sabah alacakaranlığında, yer karanlıkken yüksekteki uydu hâlâ güneş görür ve parlar. Uzun pozlamalı bir teleskop görüntüsünde bu, fotoğrafı boydan boya kesen bir çizgi olarak çıkar.
ESO çalışmasının bulguları özetle şöyle:
- SpaceX'in planlanan ağı tamamlanırsa, Şili'deki Çok Büyük Teleskop'un (VLT) gecenin ikinci saatinde çektiği her görüntüde onlarca iz olacak; görüş alanı kaybı yüzde 28'e kadar çıkabilecek.
- Uydular biraz daha parlak olursa, Vera C. Rubin Gözlemevi'nin görüntülerinin çoğu her gece birkaç saat boyunca kullanılamaz hâle gelebilecek.
- Gecenin büyük bölümünde yüzlerce, bazı saatlerde birkaç bin uydu gökyüzünde görünür olacak.
- Sönük uyduların dağınık ışığı ve parlakların saçılan ışığı gökyüzünün genel parlaklığını artıracak. Bu etki ilk kez bu çalışmada sayısal olarak hesaplandı.
Bu izler neden önemli? Çünkü uydular, gökbilimcilerin aradığı nesnelerden çok daha parlaktır. Bir iz uzak bir galaksiyi, Dünya benzeri bir ötegezegenin sönük ışığını ya da Dünya için tehlikeli olabilecek bir asteroidi örtebilir. Son madde, tartışmanın yalnızca "bilim insanlarının merakı" ile ilgili olmadığını gösteriyor. Gezegen savunması da bir kamu yararıdır.
ESO'dan Betty Kioko durumu açıkça adlandırıyor: "Optik astronomi için bu varoluşsal bir tehdittir." Hainaut ise alçak yörüngeyi "gökyüzünün kıyı şeridi" olarak niteliyor. Bu benzetme yerinde: Kıyılar da müşterektir ve kıyıların nasıl betonla çitlendiğini Türkiye'de çok iyi biliyoruz.
Gökyüzüne ayna: Reflect Orbital
Tartışmanın en uç örneği, ABD'li girişim Reflect Orbital. Şirket, güneş ışığını geceleyin yeryüzüne yansıtacak dev aynalı uydular kurmak istiyor. Hedef 2035'e kadar 50 bin uydu. ESO'nun hesabına göre bu uydular, ışın içinde kalan bir gözlemciye dolunaydan dört kat parlak, ışın dışındakilere ise Venüs kadar parlak görünecek. Tam filo, gökyüzünü genel olarak üç dört kat aydınlatabilecek.
FCC, 9 Temmuz 2026'da şirketin 18×18 metrelik aynası olan Earendil-1 deneme uydusuna iki yıllık test izni verdi. Amerikan Astronomi Derneği ve onlarca bilim ve karanlık gökyüzü kuruluşu iznin reddedilmesini istemişti. Dernek, kamu parasıyla kurulmuş gözlemevlerini korumak için resmî bir koordinasyon anlaşması bile şart koşulmamasını eleştirdi (Astronomy).
Burada durup düşünelim. Gecenin karanlığı, binlerce yıllık bir doğa döngüsüdür. Bir şirket bu döngüyü bir ürüne çevirip "gece güneşi" satmak istiyor. Bu, kapitalizmin doğayla ilişkisinin en saf hâlidir: Her doğal döngü, bir pazar boşluğu olarak görülür.
Radyo astronomi: Duyulmayan gürültü
Sorun yalnızca ışık değil. Uydular haberleşme yayınları yapar, ama bunun dışında da istemeden elektromanyetik sızıntı üretirler. Hollanda'daki LOFAR radyo teleskobuyla yapılan ve 2023'te Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlanan çalışma, gözlenen 68 Starlink uydusunun 47'sinde 110–188 MHz aralığında, radyo astronomi için korunan bantları da içeren istenmeyen yayın tespit etti. Bu yayın bir cep telefonundan milyon kat zayıf ama uydular yakın olduğu için uzak evrenden gelen sinyallerle kıyaslanabilecek ya da onlardan güçlü olabiliyor. Max Planck Enstitüsü'nden Benjamin Winkel'in sözleriyle: "Bu bizi yalnızca mevcut ağlar için değil, planlananlar için çok daha fazla endişelendiriyor" (MPG).
Radyo astronomlar onlarca yıldır gözlemevlerini dağların arkasına, çöllere, "radyo sessiz bölgelere" kurdu. Yerdeki gürültüden kaçmak mümkündü. Gökten gelen gürültüden kaçacak yer yok.
Yörüngede ne oluyor?
Çarpışma saati
Uyduların kendisi de birbirine tehdit. British Columbia Üniversitesi'nden Aaron Boley ve arkadaşlarının geliştirdiği "CRASH saati", tüm uydular kaçınma manevrası yapmayı bıraksa ilk tehlikeli çarpışmanın ne kadar sürede olacağını hesaplıyor. Ocak 2018'de bu süre yaklaşık 164 gündü. Haziran 2025'te 5,5 güne indi (Scientific American).
Bunun anlamı şu: Alçak yörünge artık kendiliğinden güvenli bir yer değil. Sürekli manevra, sürekli hesap ve sürekli yazılımla ayakta duran bir sistem. Güneş fırtınası, yazılım hatası ya da savaş gibi bir aksaklık zincirleme çarpışmaları başlatabilir. Bilim insanları buna, onu ilk tarif eden NASA bilimcisinin adıyla Kessler sendromu diyor: Her çarpışmanın ürettiği enkazın yeni çarpışmalara yol açtığı ve yörüngenin onlarca yıl kullanılamaz hâle geldiği bir çığ.
Enkaz kendi kendine çoğalıyor
Avrupa Uzay Ajansı'nın 14 Eylül 2026'da yayımladığı Uzay Çevresi Raporu daha da ürkütücü bir saptama yapıyor: Parçalanma olayları, doğal yollarla atmosfere düşüşten daha hızlı enkaz üretiyor. Yani hiç yeni fırlatma olmasa bile enkaz nüfusu artmaya devam edecek (ESA).
Bu, bugünün kararlarının yarının kuşaklarına bıraktığı bir borçtur. Bugün yörüngeyi dolduran şirket, yarın o yörüngeyi kullanmak isteyen her ülkenin, her bilim insanının ve henüz doğmamış her mühendisin önünü tıkıyor.
Gökten düşen kirlilik
Alçak yörüngedeki uyduların ömrü kısa; birkaç yılda bir yenileri fırlatılıyor, eskileri atmosferde yakılıyor. ESA'ya göre her gün ortalama üçten fazla uydu ya da roket gövdesi atmosfere geri dönüyor. 2024'te Geophysical Research Letters'ta yayımlanan bir çalışma, yanan uyduların üst atmosferde alüminyum oksit biriktirdiğini ve bunun ozon tabakasının iyileşmesini geciktirebileceğini öne sürüyor (Scientific American). Konu hâlâ araştırılıyor ama yön belli: Uydu bir "kullan at" ürününe dönüştükçe atmosfer de bir çöplüğe dönüşüyor.
Sınıfsal okuma: Kâr özel, maliyet toplumsal
Buraya kadar olguları sıraladık. Şimdi her zaman sorduğumuz soruları soralım: Kimin elinde? Kimin denetiminde? Kimin yararına? Bir de dördüncüsünü ekleyelim: Kim karar veriyor?
Kimin elinde: Yörüngenin çitlenmesi
Marx, kapitalizmin doğuşunu anlatırken İngiltere'de ortak otlakların çitlerle çevrilip özel mülke dönüştürülmesini anlatır. Köylülerin ortak kullandığı toprak, koyun yetiştiren toprak sahiplerinin malı olmuştu. Buna ilkel birikim diyoruz. Daha önceki yazılarımızda bu kavramı dijital dünyaya taşıyıp "dijital çitleme" demiştik: İnsanlığın ortak bilgisi, yapay zekâ şirketlerinin modellerine malzeme olarak el konuldu.
Yörüngede olan da budur. Kimsenin olmayan alçak yörünge, ilk gelenin ve en çok fırlatanın fiilî mülküne dönüşüyor. Tapu yok ama fiilî işgal var. Dış Uzay Antlaşması "işgal yoluyla sahiplenme" yasağı koyuyor; ama on binlerce uydu ile bir yörünge kabuğunu doldurmak, başkasının oraya girmesini fiilen imkânsız kılıyor. Bu, adı konmamış bir sahiplenmedir.
Marx'ın rant kuramı burada da işe yarar. Sınırlı ve çoğaltılamayan bir doğal koşulu, örneğin en verimli toprağı ya da şelaleyi tekeline alan, ondan tekel rantı elde eder. Alçak yörüngenin en elverişli kabukları ve en verimli frekans bantları tam olarak böyle sınırlı doğal koşullardır. Erken gelen şirket hem bu koşulları kapatır hem de sonradan gelenlerin maliyetini artırır.
Kimin yararına: Dışsallık, yani faturanın başkasına kesilmesi
Ekonomistler, bir şirketin faaliyetinin bedelini başkalarının ödemesine "dışsallık" der. Fabrikanın nehre kimyasal atması gibi. Uydu kalabalığı ders kitabı niteliğinde bir dışsallıktır:
| Kâr kimde? | Fatura kimde? |
|---|---|
| Abonelik geliri ve yapay zekâ hesaplama gücü şirkette | Kullanılamaz hâle gelen teleskop görüntüleri gözlemevlerinde |
| Yörünge ve frekans üzerindeki fiilî tekel şirkette | Kamu parasıyla kurulmuş gözlemevlerinin değer kaybı vergi ödeyende |
| Düşük maliyetli "kullan at" uydu modeli şirkette | Atmosferde yanan uyduların kirliliği herkeste |
| Hızlı büyüme ve hisse değeri sermayedarda | Çarpışma ve enkaz riski öteki uydularda ve gelecek kuşaklarda |
| "Gece güneşi" pazarı Reflect Orbital'da | Karanlık gökyüzü, ekosistemler ve biyolojik saatler doğada ve toplumda |
Bu tablonun en dikkat çekici satırı ikincisidir. Vera Rubin Gözlemevi ABD kamu kaynaklarıyla, ESO teleskopları Avrupa halklarının vergileriyle kuruldu. On yılların ve milyarlarca avronun ürünü olan bu kamusal bilim altyapısı, özel bir şirketin iş modeli yüzünden değer kaybediyor. Bu, kamu malının sessizce özel sermayeye aktarılmasıdır. Hiçbir özelleştirme ihalesi yapılmadan.
Kim karar veriyor: Bir ülkenin düzenleyicisi, bütün insanlığın gökyüzü
Belki de en çarpıcı nokta şu: Bütün insanlığın gökyüzü hakkındaki en önemli kararları ABD'nin ulusal iletişim düzenleyicisi FCC veriyor. ESO, Birleşik Krallık Kraliyet Astronomi Derneği ve Uluslararası Astronomi Birliği bile itirazlarını FCC'ye "kamu yorumu" olarak sunmak zorunda kaldı. Reflect Orbital başvurusuna 1.800'den fazla, SpaceX başvurusuna yaklaşık 1.500 yorum geldi. FCC, Reflect Orbital'a yine de izin verdi.
Teleskopların kurulduğu Şili'de gökyüzüne bakan bir çobanın, Anadolu'da yıldızlarla yön bulan bir yaylacının, Afrika'da gökyüzünü takvim olarak kullanan bir köylünün bu kararda hiçbir sözü yok. Gökyüzü küresel, karar ulusal, kâr özel.
Birleşmiş Milletler Uzayın Barışçıl Kullanımı Komitesi (COPUOS) "Karanlık ve Sessiz Gökyüzü" başlığını birkaç yıldır gündeminde tutuyor. Ama bu tartışmalar bağlayıcı kurallara dönüşmüyor. Uluslararası hukuk yavaş yürürken roketler haftada birkaç kez kalkıyor.
Yapay zekâ bağlantısı: Gökyüzü veri merkezine dönüşüyor
SpaceX'in bir milyon uyduluk başvurusunun gerekçesinin yapay zekâ olduğunu yukarıda yazdık. Bu ayrıntı, blogumuzda uzun süredir izlediğimiz bir hattı tamamlıyor. Yapay zekâ tekelleri önce insanlığın ortak bilgisini, yani genel zekâyı modellerine malzeme yaptı. Sonra bu modelleri çalıştırmak için dev veri merkezleri kurdular; bu merkezler suyu, elektriği ve toprağı tüketti. Şimdi yeryüzü dar gelince gökyüzüne çıkıyorlar.
Yani aynı birikim mantığı üç durakta işliyor: Bilgi müştereklerinin çitlenmesi, yerdeki doğal kaynakların tüketilmesi ve şimdi yörünge müştereğinin işgali. "Makine yeni, zincir eski" derken kastettiğimiz tam olarak bu.
Devlet ve sermaye: Sivil uydu, askerî yörünge
Bir de şunu not edelim: Bu uydular yalnızca ticari değil. Starlink'in Ukrayna savaşındaki rolü, bir şirketin bir savaşın seyrini etkileyebileceğini gösterdi. Musk'ın 2022'de Kırım çevresinde Starlink erişimini açmayı reddettiği, Walter Isaacson'ın yazdığı Musk biyografisinde anlatıldı. SpaceX'in Starshield adlı askerî kolu ABD istihbarat kurumları için uydu ağları kuruyor. Çin'in Guowang (13 binden fazla uydu hedefi) ve Qianfan ağları da devlet stratejisinin parçası.
Daha önce Roman Teleskobu yazımızda casus uydu aynasından doğan bir bilim teleskobunu anlatmıştık. Bugün yön tersine dönüyor: Bilimin gökyüzü, askerî ve ticari altyapının gölgesinde kalıyor.
"Ama internet erişimi de önemli değil mi?"
Bu itiraz ciddidir ve ciddiyetle yanıt verilmelidir. Evet, dünyada milyarlarca insan hâlâ düzgün internet erişiminden yoksun. Uzak köylerde, adalarda, afet bölgelerinde, gemilerde uydu interneti gerçek bir ihtiyacı karşılıyor. Biz bağlantıya karşı değiliz. Hatta internet erişimini bir kamusal hak olarak savunuyoruz.
Ama sorulması gereken üç soru var:
Birincisi, erişim kimin koşullarıyla? Starlink bir kamu hizmeti değil, ticari bir abonelik. Erişimin fiyatını, kapsamını ve hangi bölgede açılıp kapanacağını bir şirket belirliyor. Bir ülkenin iletişim altyapısının yabancı bir milyarderin kararına bağlı olması, bağımsızlık değil yeni bir bağımlılıktır.
İkincisi, bu ölçek gerçekten gerekli mi? Bir milyon uyduluk başvuru internet erişimi için değil, yapay zekâ hesaplaması için yapılmış. Kırsaldaki bir öğrencinin internet ihtiyacı ile bir yapay zekâ tekelinin hesaplama iştahı aynı şey değil. Bunları bir paket hâlinde sunmak, yoksulların ihtiyacını tekellerin genişlemesine kalkan yapmaktır.
Üçüncüsü, başka yol yok mu? Kamu yatırımıyla yaygınlaştırılmış fiber altyapı, kamu ya da kooperatif mülkiyetinde yerel kablosuz ağlar, uluslararası işbirliğiyle sınırlı sayıda ve sıkı kurallara bağlı kamusal uydu hizmeti mümkün. Sorun teknoloji değil, mülkiyet ve planlamadır.
Türkiye'den bakınca
Türkiye bu tartışmanın uzağında değil. Elon Musk Eylül 2023'te New York'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüştü ve Starlink için lisans talep etti; aynı ay SpaceX yetkilileri BTK'da toplantı yaptı (Hürriyet Daily News). Kasım 2025'te ise bakanlık kaynakları "Starlink konusu şu anda gündemimizde yok" açıklaması yaptı (Teknoblog).
Bu tabloda iki noktaya dikkat çekelim. Birincisi, Türkiye'de uydu internetine dair tartışma neredeyse yalnızca "güvenlik" ve "denetim" ekseninde yürüyor. Yani soru "halkın erişimi" değil, "devletin kontrolü" üzerinden soruluyor. Bunun sansür ve erişim engelleriyle dolu bir ülkede ne anlama geldiğini biliyoruz. İkincisi, astronomi tartışması kamuoyunda hiç yok. Oysa Türkiye'nin de gökyüzünde kamusal yatırımları var: Antalya'daki TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi ve Erzurum'daki Doğu Anadolu Gözlemevi'nin 4 metrelik teleskobu gibi. Bu yatırımların değerinin, başka bir ülkenin düzenleyicisinin verdiği kararlarla düşmesi, bizim de sorunumuzdur.
Türk gökbilimcilerin ve fizik mühendislerinin bu tartışmaya ses vermesi, mesleki örgütlerin bunu gündemine alması gerekiyor. Gökyüzü sorunu bir "Batı astronomi kulübü" sorunu değil, kamusal bilimin ve bilgi müştereklerinin sorunudur.
İki bakış, iki gökyüzü
| Piyasanın gökyüzü | Müştereklerin gökyüzü |
|---|---|
| Yörünge ilk gelenin | Yörünge bütün insanlığın, kullanımı planlı ve sınırlı |
| Karar ulusal düzenleyicide ve şirkette | Karar bağlayıcı uluslararası kurallarda ve bilim topluluğuyla birlikte |
| Maliyet dışsallaştırılır, topluma kesilir | Kirleten öder; yörünge kullanım bedeli alınır |
| Uydu kısa ömürlü "kullan at" ürünü | Uzun ömürlü, sökülebilir, geri dönüşü planlanmış altyapı |
| İnternet ticari abonelik | İnternet kamusal hak, altyapı kamu ya da kooperatif mülkiyetinde |
| Gece bir pazar boşluğu ("gece güneşi") | Gece karanlığı korunması gereken doğal ve kültürel miras |
| Bilim kalan boşluklarda çalışır | Bilim karar sürecinin kurucu tarafıdır |
| Yapay zekâ için yörünge veri merkezi | Hesaplama ihtiyacı toplumsal öncelikle planlanır |
Ne istiyoruz? Somut talepler
Bu tartışmada yalnızca eleştiri değil, öneri de sunmak gerekiyor. Bilim topluluğunun önerileri ile sınıf perspektifini birleştirerek şu talepleri öne çıkarıyoruz:
- Bağlayıcı bir üst sınır. ESO'nun önerdiği gibi toplam uydu sayısına bilimsel temelli bir tavan konmalı. Bu sınır ulusal düzenleyicilere değil, bağlayıcı bir uluslararası anlaşmaya dayanmalı.
- Parlaklık ve radyo yayını standartları. Uydular çıplak gözle görülmeyecek kadar sönük olmalı (görsel kadiri 7'den büyük, yani 7. kadirden sönük); istenmeyen elektromanyetik yayınlar sınırlanmalı. Bu standartlar gönüllü "iyi niyet" değil, lisans şartı olmalı.
- Kirleten öder ilkesi. Yörünge kullanımına bedel konmalı. İktisatçılar bu fikri yıllardır "yörünge kullanım ücreti" adıyla tartışıyor. Toplanan kaynak enkaz temizliğine, karanlık gökyüzü korumasına ve kamusal bilime aktarılmalı.
- Gökyüzüne ayna yasağı. Geceyi aydınlatmayı amaçlayan yansıtıcı uydu projeleri, doğal gece döngüsüne ve bilime verdiği zarar nedeniyle uluslararası düzeyde yasaklanmalı.
- Bilim topluluğunun karar hakkı. Gökbilimciler kamu yorumu yazan "paydaş" değil, karar sürecinin kurucu tarafı olmalı. Gözlemevlerinin çevresinde korunan gökyüzü bölgeleri tanımlanmalı.
- Kamusal iletişim altyapısı. İnternet erişimi kamusal hak olarak tanınmalı; kırsal ve uzak bölgelere erişim kamu yatırımıyla ve kooperatif modelleriyle sağlanmalı; bir ülkenin iletişimi tek bir şirketin açma kapama düğmesine bağlanmamalı.
- Yapay zekâ hesaplamasının toplumsal denetimi. Gökyüzünü veri merkezine çevirme planları, yapay zekâ hesaplamasının neye ve kime hizmet ettiği sorusundan ayrı tartışılamaz.
Genç yoldaşlar için somut görevler
- Gökyüzüne bakın ve not alın. Bir gece karanlık bir yere gidin, gökyüzünü on dakika izleyin. Kaç uydu sayıyorsunuz? Uygulamalarla hangilerinin Starlink olduğunu bulun. Bilimsel bir gözlem yapmak, sorunun soyut olmaktan çıkmasının ilk adımıdır.
- Yurttaş bilimine katılın. Dünyada gökyüzü parlaklığını ölçen gönüllü ağlar var. Bu verilere katkı vermek, gökyüzünün kamusal izlenmesine katılmaktır.
- Fizik ve astronomi bölümlerinde gündem açın. Üniversitelerde bu tartışmayı seminer, söyleşi ve bildiri konusu yapın. Astronomi öğrencileri ile bilişim ve iletişim öğrencilerini aynı masada buluşturun.
- Meslek örgütlerine taşıyın. Fizik, elektrik ve elektronik mühendisleri ile bilgisayar mühendislerinin meslek örgütleri, gökyüzü müştereğini ve kamusal iletişim altyapısını gündemlerine almalı.
- "İnternet mi, gökyüzü mü?" ikilemini reddedin. Size bu ikisi arasında seçim yapmanız söylendiğinde, sorunun mülkiyet ve planlama sorunu olduğunu anlatın.
- Bilgi müştereklerini birlikte düşünün. Yörünge, tıpkı insanlığın bilgi birikimi gibi bir müşterektir. Birinin çitlenmesine karşı çıkıp ötekine sessiz kalamayız.
Yıldızlara bakma hakkı
İnsan, gökyüzüne bakarak düşünmeyi öğrendi. Galileo'nun teleskobu yalnızca Jüpiter'in uydularını değil, kilisenin dünya görüşünün çatlaklarını da gösterdi. Gökbilim, tarih boyunca egemenlerin "yerin sabit, düzenin ezelî" anlatısını yıkan bir bilim oldu.
Bugün başka bir egemenlik gökyüzünü kapatmaya çalışıyor. Bu kez ruhban sınıfı değil, sermaye. Yasak bir kitapla değil, binlerce parlak noktayla. Gökyüzüne bakmayı yasaklamıyorlar; bakacak bir gökyüzü bırakmıyorlar.
Sevgili genç yoldaşlar, yıldızları görmek bir lüks değil, insanlığın ortak mirasıdır. Bu mirası bir şirketin bilançosuna yazdırmamak, gelecek kuşaklara karanlık ve temiz bir gökyüzü bırakmak bizim görevimiz. Gökyüzü kimsenin değil, herkesindir.
Bilgi herkesindir. Gökyüzü de.
Kaynaklar
- ESO, "Beyond the limit": one million satellites and mirrors in space pose grave threat to the night sky, basın bülteni eso2607, 1 Temmuz 2026 (çalışma: O. Hainaut, Astronomy & Astrophysics)
- Gizmodo, ESO Study Finds That No More Than 100,000 Satellites Should Orbit Earth, Temmuz 2026
- Phys.org, Planned 1.7 million satellites 'devastating' for astronomy: Study, Temmuz 2026
- KeepTrack, How Many Starlink Satellites Are in Orbit?, erişim 11 Ekim 2026
- DatacenterDynamics, SpaceX files for million-satellite orbital AI data center megaconstellation, 31 Ocak 2026
- Astronomy, FCC approves Reflect Orbital filing for mirror in space, Temmuz 2026
- ESA, ESA Space Environment Report 2026, 14 Eylül 2026
- Scientific American, Satellites Used to Have Months to Avoid Collisions—Now They Have Days
- Max Planck Gesellschaft, Starlink satellite electronics interfere with radio telescopes, 2023 (çalışma: Di Vruno vd., A&A 676, A75)
- Scientific American, Satellite Mega Constellations Could Jeopardize Ozone-Hole Recovery, 2024
- Wikipedia, Guowang
- Hürriyet Daily News, Musk's Starlink seeks to offer service in Türkiye, 23 Eylül 2023
- Teknoblog, Starlink Türkiye 2026: Bakanlık açıklaması, 10 Kasım 2025
- BM Dış Uzay İşleri Ofisi, Dış Uzay Antlaşması (1967)
Bilgi Müşterekleri'nden ilgili yazılar
- Gökyüzündeki İlk Bip: Sputnik'ten Starlink'e Uzay Yarışının Sınıfı
- Uzağa Bakmak, Geçmişe Bakmaktır
- Fütürizmden Tekno-Faşizme
Bu yazı CC BY-SA 4.0 lisansıyla yayımlanmıştır. Kaynak göstererek paylaşabilir, çoğaltabilir ve geliştirebilirsiniz.
Etiketler: uzay, bilim, müşterekler, yapay zekâ, Elon Musk, tekelci kapitalizm, ekoloji, hukuk







