Eğitim Dosyamız Yayında: Okul Kimin?
Yeni Eğitim Dosyamız Yayında: 205 sayfa, 217 bölüm. Piyasadan, Cemaatten ve Algoritmadan Okulu Geri Almak Üzerine

Yoldaş, Okul Kimin? Yanıtı Müfredatta Değil, Bütçede Yazar
Yeni dosyamız Geleceğin Eğitimine Bakmak yayında. 205 sayfa, 13 kısım, 217 bölüm ve altı ek. Eğitim Sen'in 6. Demokratik Eğitim Kurultayı vesilesiyle yazıldı — ama bir kurultay değerlendirmesi değil. Ücretsiz ve CC BY-SA 4.0 lisanslı: PDF, EPUB ve Markdown olarak Kılavuzlar sayfamızda.
Yoldaş, bu dosya bir soruyla başlıyor ve o soru sandığından daha zordur.
Okul ne işe yarar?
Muhtemelen aklına ilk gelen cevap "bilgi öğretmek" oldu. Belki "meslek kazandırmak" dedin. Belki daha güzel bir şey: "insan yetiştirmek."
Şimdi aynı soruyu başka türlü sor:
Okul kimin işine yarar?
İki soru arasındaki mesafe — bu dosyanın konusu budur.
Önce beş kolay tuzak
Türkiye solunda eğitim, en çok konuşulan ve en az çözümlenen alanlardan biridir. Herkesin bir görüşü var, kimsenin bir programı yok. Ve dolaşımdaki görüşlerin neredeyse tamamı beş kalıptan birine oturuyor:
Birincisi: "Eğitime siyaset karıştırmayın." Müfredatın, sınavın, okul mimarisinin ve öğretmen istihdam biçiminin kendisinin bir siyaset olduğunu görmeyen teknokratik bakıştır.
İkincisi: "Sorun laiklik sorunudur." Dinselleşmeyi doğru teşhis eder ama piyasalaşmayı ve güvencesizleşmeyi ikincil sayar.
Üçüncüsü: "Sorun kalite sorunudur." PISA sıralamasını, "21. yüzyıl becerileri"ni ve "yapay zekâ okuryazarlığı"nı merkeze alır. Mülkiyeti hiç sormaz.
Dördüncüsü: "Okul zaten bir aygıttır, kurtarılamaz." Althusser'i yarım okuyup mücadele alanını terk eden karamsarlıktır.
Beşincisi: "Teknoloji her şeyi çözecek." Öğretmeni maliyet, öğrenciyi kullanıcı, bilgiyi içerik olarak kuran teknik-çözümcülüktür.
Beşi de aynı hatayı yapıyor: eğitimi tarihsel-maddeci bir çözümlemeye tabi tutmuyor.
Bu dosya altıncı bir şey denedi.
Elindeki alet: üç soru
Bu dosyanın sana bırakacağı en kullanışlı şey bir teori değil, bir alışkanlıktır. Her politika, her belge, her yeni teknoloji, her "reform" için aynı üç soruyu sor:
Kimin elinde? Kimin denetiminde? Kimin yararına?
Bu üç soru, "iyi mi kötü mü" tartışmasını "kim için" tartışmasına çevirir. Ve eğitimde en çok ihtiyacımız olan şey budur — çünkü eğitim, iyi niyetin en çok, mülkiyetin en az konuşulduğu alandır.
Merkezî tez
Metnin bütününü taşıyan iddia şu:
Okul ne salt bir kurtuluş aracı ne de salt bir tahakküm aygıtıdır. Kapitalizmde okul, emek gücünün yeniden üretildiği ve bu yeniden üretimin biçimi üzerine kavga verilen bir alandır.
Türkiye'de bu alan üç koldan kuşatıldı: piyasalaşma, dinselleşme, güvencesizleşme. 2020'lerin sonunda dördüncüsü eklendi: algoritmik yeniden yapılanma. Bu dördü ayrı politika değil, aynı birikim rejiminin dört yüzüdür.
Ve üzerine Türkiye'ye özgü beşinci bir katman biniyor: ulusal sorun.
Okul bir aygıt değil, bir alandır. Ve alanlar kazanılabilir.
Kanıtı uzakta değil: bu ülkede devlet 1940'ta Köy Enstitülerini kurdu, 1954'te aynı devlet kapattı.
Sor yoldaş: bir aygıt neden kendi parçasını söker?
Çünkü o parça, aygıtın yapması gerekeni yapmıyordu.
Dosyada ne var?
On üç kısım. Baştan sona okunmak üzere kurgulandı, ama her kısım kendi başına da ayakta duruyor.
Kısım I — Eğitim nedir? Marx'ın 1866 politeknik programı, Gramsci'nin birleşik okulu, Braverman'ın niteliksizleştirme kuramı ve gizli müfredat. Okulun bir aygıt değil, bir alan olduğu tezinin kuruluşudur.
Kısım II — Felsefi zemin: pozitivizmden kopuş. Dosyanın kalbi. "Ölçülebilir kazanım + standart test + veri panosu" üçlüsünün bir pedagoji değil, bir yönetim tekniği olduğunu gösteriyoruz. Psikometrinin öjeniyle başlayan tarihi; Campbell ve Goodhart yasaları; ve karşısına konan Vygotsky–Leontyev–Ilyenkov–Davydov hattıdır.
Kısım III — Türkiye'de eğitimin sınıfsal tarihi. Tevhid-i Tedrisat'tan Maarif Modeli'ne. Köy Enstitülerinin neden kapatıldığı — ve toprak reformuyla bağlantısıdır.
Kısım IV — Emek mücadelesi ve örgütlenme. Dünyada ve Türkiye'de öğretmen hareketinin tarihi; KESK'in kitle kaybının sınıfsal çözümlemesi; ve genellikle hiç konuşulmayan 177.738 kişi: özel okul öğretmenleri.
Kısım V — Ulusal sorun ve eğitim. Dosyanın en zor kısmı. Anadilinde eğitimin pedagojik gerekçesi, bu konumun bedeli, ve bedeli talebi terk etmeden azaltmanın on iki maddelik programı.
Kısım VI — Bugünkü tablo. Rakamlarla teşhis. Tartışmıyor, sayıyor.
Kısım VII — Kapitalizmin vahşeti. Çocuk emeği, staj rejimleri, eğitimin finansallaşması, savaş ve okul, mülteci çocuklar.
Kısım VIII — Karşılaştırmalı deneyimler. Fransa, Finlandiya, İsveç, Şili, ABD, Küba, Kerala, Vietnam — ve Çin, Singapur, Hong Kong. On üç ülke, on ölçüt, tek tablo.
Kısım IX — Teknoloji: kuşatma ve imkân. MEB'in yapay zekâ belgeleri, veri çitlemesi, algoritmik yönetim; platform modelinin sınıfsal yetersizliği; ve teknolojinin başka türlü kullanım modelleri.
Kısım X — Emek planlaması ve eğitim. İnsan sermayesi kuramının eleştirisi, Gosplan'da kadro planlaması, Cybersyn'in dersi, ve on yıllık bir eğitim-emek planı taslağı.
Kısım XI — Geleceğin eğitimi: bir program. Politeknik eğitim, birleşik okul, okul meclisleri, on altı ilke — ve bir geçiş takvimi.
Kısım XII — Kurultay ve tartışma. On iki itiraz, on iki yanıt.
Ekler. 1845-2026 kronolojisi, kavram sözlüğü, veri tabloları, otuz maddelik tartışma kartı, bir örgütlenme kılavuzu ve okuma listesi.
Seni şaşırtacak dört şey
Bir: "Yetenek" diye bir madde yok
Sovyetler'de Zagorsk'ta sağır-kör çocuklar için bir yatılı okul vardı. Ne duyabiliyor ne görebiliyorlardı — yani dilin iki büyük giriş kapısı kapalıydı.
Meşçeryakov ve Ilyenkov, egemen görüşün aksine bu çocuklarla soyut işaretlerden değil, ortak eylemden başladılar: yetişkin çocuğun elini kendi eliyle yönlendirerek kaşığı tutturdu, yemek yedirdi, giydirdi. Eylem önce tümüyle yetişkinindi, sonra paylaşıldı, sonunda çocuğa geçti. Nesneler yerleştikçe işaretler girdi; işaretlerden dile, dilden okuma-yazmaya, oradan soyut düşünmeye.
Bu programdan geçenlerden dördü, 1970'lerin sonunda Moskova Devlet Üniversitesi'nin psikoloji bölümünü bitirdi.
Şimdi düşün yoldaş. Duymayan ve görmeyen bir çocuk, doğru düzenlenmiş bir etkinlik ortamında üniversite bitirebiliyorsa — "yetenek" dediğimiz şey nedir?
Yetenek, çocuğun kafasında bulunan bir madde değildir. Girebildiği etkinliklerin toplamıdır.
Ve bir çocuk hangi etkinliklere girebileceğini kendisi seçmez. Onun yerine sınıfı seçer.
Bu cümleden sonra "bu çocuk zaten okumaz" demek zorlaşır.
İki: Bugünün en yeni eğitim teknolojisi, 1950'lerin makinesi
Sektörün en parlak vaadi "kişiselleştirilmiş öğrenme": her çocuğa kendi hızında, kendi seviyesinde eğitim.
Nasıl çalışıyor? Öğrenci soru çözer → sistem yanlışları ölçer → bir sonraki soruyu ona göre seçer.
Şimdi bu tarifi aklında tut ve B. F. Skinner'ın 1950'lerde geliştirdiği "öğretme makinesi"ne bak: bilgiyi küçük adımlara böl, her adımda soru sor, doğru cevabı anında pekiştir.
Aynı şey.
Bugünün en yeni eğitim teknolojisi, davranışçı öğretme makinesinin ekrana taşınmış hâlidir. Değişen pedagoji değil, veri toplama kapasitesidir.
Ve Freire'nin kavramıyla söylersek: uyarlanabilir öğrenme yazılımı, bankacı eğitimin otomatikleşmiş hâlidir. Öğrenci hâlâ bir hesap; tek fark, artık her çocuğa ayrı bir hesap açılması.
Buna "kişiselleştirme" deniyor.
Üç: Devlet 50.300 öğretmene soruşturma açtı, 11'ini ihraç etti
15-18 Aralık 1969'da Türkiye'de yüz binin üzerinde öğretmen boykota gitti — öğretmenlerin üçte ikisinden fazlası. Sonrasında açılan işlemler:
| İşlem | Sayı |
|---|---|
| Soruşturma açılan öğretmen | 50.300 |
| Maaş kesimi cezası | 45.520 |
| İşten el çektirilen | 2.118 |
| İl içi sürgün | 6.600 |
| Görevden alınan okul müdürü | 400 |
| Meslekten ihraç | 11 |
Elli binden fazla soruşturma — ve yalnızca on bir ihraç.
Amaç tasfiye değildi. Amaç kitlesel yıldırmaydı.
Cezalandırılan sayı küçüktür; caydırılan sayı büyüktür.
Ve bu mekanizma bitmedi. Bugün 320 eğitim emekçisi, yalnızca 21 Şubat Dünya Anadili Günü etkinliğine katıldığı için soruşturma geçirmiş durumda. O 320 kişi bir sayı. Asıl sayı, o etkinliğe katılmayı düşünüp vazgeçenlerdir.
Dört: Illich'in ütopyası, piyasanın distopyası olarak gerçekleşti
1971'de Ivan Illich okulun kaldırılıp yerine gönüllü, merkezsiz "öğrenme ağları" kurulmasını önerdi: uzman tekelini kıran, herkese açık, diplomasız bir bilgi paylaşımı.
Elli yıl sonra o ağlar kuruldu. Adı çevrimiçi kurs platformları.
Sonuç ne oldu?
- Bir büyük platformda eğitmenlerin %75'i yılda bin doların altında kazanıyor; en üstteki %1, toplam kazancın yarısından fazlasını alıyor.
- Kurumsal abonelik havuzundan eğitmene ayrılan pay iki yılda %25'ten %15'e indirildi — tek taraflı, bir duyuru metniyle, itiraz mercii olmadan.
- Ve 2026'da sektörün iki büyük oyuncusu birleşti.
On dört yıllık "eğitimi demokratikleştirme" hikâyesi, sermayenin merkezileşmesiyle bitti.
Ders: Bir kurumu ortadan kaldırmak, o kurumun işlevini ortadan kaldırmaz — yalnızca o işlevi kimin göreceğini piyasaya bırakır.
Türkiye'nin röntgeni: on bir rakam
Dosyanın kullandığı bütün veriler kaynağı ve tarihiyle ayrı bir veri ekinde toplandı. En çarpıcı on biri:
| Özel öğretimin payı, 2002 → 2026 | %1,9 → %8 |
| Din Öğretimi bütçesi, 2021 → 2025 | 11,9 → 109,8 milyar TL (9,2 kat) |
| Ücretli öğretmen (62 il) | 71.757 |
| Norm kadro açığı (55 il) | 80.449 |
| Başöğretmenin yoksulluk sınırına uzaklığı | −22.454 TL |
| MESEM'de ölen öğrenci | 20 |
| Örgün eğitimin dışındaki çocuk | 611.612 |
| Öğrenci başına kamu harcaması (yükseköğretim öncesi) | 4.032 $ — OECD ortalaması 13.527 $ |
| 15 yılda atanan Kürtçe öğretmeni | 132 (~2.000 mezuna karşılık 199 atama) |
| MEB bütçesinde yatırım payı, 2002 → 2026 | %17,8 → %8,2 |
| Eğitim Sen'in hizmet kolundaki yeri, 2002 → 2026 | 1. sıra (%22,84) → 4. sıra (%6,24) |
Ve bir tanesi tek başına bir bölüm: MEB, ücretli öğretmen sayısını ülke geneli için yayımlamıyor. Dolaşımdaki bütün rakamlar sendikaların bilgi edinme başvurularıyla derlediği il bazlı verilerdir.
Bu bir veri boşluğu değil. Bir yayımlamama tercihidir.
Dünyadan altı ders
Fransa. Dünyanın en katı laiklik yasasına sahip ülkede, öğrencilerin %17,6'sı bütçesinin %73'ü kamudan gelen özel okullarda; 2022'de aktarılan kamu fonu 8 milyar euro. Ve o okullarda üst gelir grubunun payı yirmi yılda %26,4'ten %40,2'ye çıktı. Ders: mülkiyet sorusundan ayrılan laiklik kendi kendini boşaltır.
Finlandiya. Efsanenin kaynağı eğitim politikası değil, refah devletiydi. Ve refah devleti daralınca: matematikte 2006'ya göre −64 puan, zayıf performans gösterenlerin oranı %7'den %25'e, mesleki eğitimde diploma başına ders saati 3.500'den 2.100'e. Ders: bir eğitim modeli, kendisini var eden koşul çekildiğinde ayakta kalamaz.
Şili. Kırk yıllık voucher rejiminden sonra öğrencilerin yalnızca üçte biri kamu okullarında. Ama aynı ülke dünyanın en güçlü öğrenci hareketini de üretti ve ücretsiz yükseköğretimi kazandı — nominal süre koşuluyla. Ve 201.716 öğrenci "geç kaldığı" için hakkını kaybetti. Kim geç kalır? Çalışarak okuyan. Ders: kazanılan hakkın koşulları, hakkın kendisi kadar önemlidir.
Çin. 2021'de kâr amaçlı özel ders sektörü yasaklandı: ~100 milyar dolarlık bir sektör yıkıldı, bir milyondan fazla insan işini kaybetti. Ve üç yıl içinde piyasa yeniden yüzeye çıktı — çünkü gaokao'nun eleme işlevi değişmemişti. Ders: bir piyasayı üreten toplumsal ilişki değişmeden, o piyasayı yasaklamak onu yok etmez. (Türkiye 2013'te dershaneleri kapatırken bunun küçük ölçekli provasını yaşadı.)
Singapur. PISA'da matematik, okuma ve fende dünya birincisi. Ve sosyoekonomik kökenin sınav puanına etkisinde 79 ülke içinde ikinci. Öğretmen haftada 47 saat çalışıyor; 30 yaş altındakilerin %40'ı mesleği bırakmayı düşünüyor. Ders: mükemmellik ile eşitlik ayrıldığında mükemmellik kazanır — ve "liyakat" eşitsizliğin panzehri değil, açıklaması olur.
Hong Kong. Öğretmenlerin yaklaşık %90'ını örgütleyen, 95.000 üyeli, 48 yıllık sendika tek bir yazda dağıldı (Ağustos 2021). Eleştirel düşünme dersinin yerine zorunlu bir anakara gezisi kondu. Ders: örgütlü olmak tek başına güvence değildir.
Karşı tezleri de en güçlü hâliyle kurduk
Yoldaş, bir metnin sana saygı duyup duymadığını şuradan anlarsın: karşı tarafı en zayıf hâlinden mi çürütüyor, en güçlü hâlinden mi?
Dosyada on iki itiraz ayrı bir bölümde, elimizden geldiğince güçlü biçimde kurulup yanıtlandı. En zorları:
- "Özel okul kaliteliyse ne olmuş? Aileler tercih ediyorsa saygı duyalım."
- "İmam hatip de bir tercihtir. Dindar ailenin tercihine niye karışıyorsunuz?"
- "Udemy'den yazılım öğrenip iş buldum. Platformlar gerçekten fırsat yaratıyor."
- "Singapur meritokrasisi işliyor — PISA'da birinciler."
- "Sınavı kaldırırsanız kayırmacılık gelir. Sınav en azından nesnel."
- "Sendika Kürt meselesine hiç girmeseydi bugün üç katı üyesi olurdu."
Sonuncusu en zorudur ve dosya onu geçiştirmiyor. Kısaca yanıtımız:
Olgusal olarak eksik — aynı dönemde, anadili konusunda taban tabana zıt bir çizgide duran Türk Eğitim-Sen de 12.932 üye kaybetti; ve o madde 2005–2011 arasında tüzükte yokken de büyüme olmadı. Asıl büyüyen Eğitim-Bir-Sen'dir (18.028'den 444.429'a, 24,6 kat) — ve bu büyüme anadili pozisyonuyla değil, yetki mekanizmasıyla açıklanır.
Ve karşı-olgusalı reddediyoruz: O pozisyonu bırakan bir sendika "daha çok üyeli bir sosyalist sendika" olmaz. Daha çok üyeli bir milliyetçi sendika olur.
Ama itirazın haklı bir payı var ve onu teslim ediyoruz: Talep uzun süre yalnızca bir hak dili içinde savunuldu; Türk emekçisiyle ortak çıkar bağı kurulmadı; batı illerinde tartışılmadı; pedagojik kanıtla donatılmadı.
Pozisyon doğrudur, savunma biçimi yetersizdir. Ve düzeltilecek olan pozisyon değil, savunma biçimidir.
Kendi tarafımıza da baktık
Dosyanın yöntem ilkelerinden biri şu: kendi geleneğimize de eleştiri.
O yüzden şunlar da metnin içinde:
- Köy Enstitüleri eleştirisiz yüceltilmiyor. Tek partili rejimin kurumuydular, müfredatları resmî ideolojiden bağımsız değildi, ve anadili meselesinde sessizdiler. Biz oradan dönemi değil, yöntemi alıyoruz.
- Sovyet politeknik okulunun 1930'larda geri alınması ayrı bir bölüm. Neden geri alındığı, dosyanın en önemli dersini veriyor: onu savunacak kurumsallaşmış bir özne yoktu.
- KESK'in kitle kaybı dört nedene ayrılıp ağırlıklandırılıyor — ve dördüncüsü sendikanın kendi payı. Şube ile okul arasındaki mesafe, iç dil, sembolik eylem yorgunluğu, gündelik sorunda görünmemek.
- Ve "haklıydık ama yalnız kaldık" teselli anlatısı reddediliyor. Bir sendikanın işi haklı olmak değil, kazanmaktır. Haklılık bir başlangıç koşuludur, bir sonuç değildir.
Peki ne istiyoruz?
Eleştirmek kolaydır; ne istediğini söylemek zordur. Dosyanın son üç kısmı bunun için var.
Politeknik, laik, anadilinde, parasız ve müşterek bir okuldur. Finansmanı devletten, yönetimi meclisten. Ayrımı 16 yaşa erteleyen, sıralamayan, çocuğu algoritmayla değil, insanla değerlendiren bir okul.
Ve bir geçiş takvimi — önce can, sonra güvence, sonra yapı:
Acil ve pazarlıksız: MESEM'in kaldırılması (20 çocuk öldü). Bütün okullarda parasız yemek. Ücretli öğretmenliğin kaldırılması. Öğretmen ücretinin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması. KHK ile ihraç edilen 806 eğitim emekçisinin iadesi.
Yapısal: Sınıf mevcudu, okul öncesinin kamusallaştırılması, rehber öğretmen, anadilinde eğitim, ve bir eğitim verisi rejimi — özgür yazılım zorunluluğu, veri kamuda, otomatik profilleme yasağı, algoritmik değerlendirme yasağı.
Dönüştürücü: LGS'nin kaldırılması, birleşik okul, okul meclisleri, üç katmanlı müfredat.
Ve bu programdaki hiçbir madde teknik olarak imkânsız değil.
Sınıf mevcudu bir bütçe kararıdır. Parasız yemek bir bütçe kararıdır. Çokdilli sınıf bir anayasa maddesi ve bir atama kararıdır. Özgür yazılım bir ihale şartnamesidir. Okul meclisi bir yönetmeliktir.
Hiçbiri gelecekte icat edilmeyi bekleyen bir teknoloji değil. Hepsi bugün verilebilecek kararlar. Eksik olan imkân değil — güçtür.
Bir de umut kısmı
Bu dosya bir kuşatma anlatısı gibi görünebilir. Değil.
Çünkü aynı sayfalarda şunlar da var:
Bu ülkede bir kez, çocuklar kendi okullarının duvarını kendileri ördü, elektriğini kendileri çekti, keman çaldı ve toprağın kimin olduğunu sordu. Kapatıldılar — çünkü işe yarıyorlardı.
1980'de Türkiye'de öğretmenlerin %69,2'si tek bir örgütte birleşmişti: TÖB-DER, 220.000 üye, 670 şube. O örgüt kapatıldı, 210-229 üyesi öldürüldü — ve öğretmen hareketi yeniden kuruldu. Bu ülkede öğretmen örgütlenmesi iki kez sıfırlandı ve iki kez yeniden ayağa kalktı.
Şili'de 2006'da kaybedildi, 2011'de kazanıldı. İlk dalga talebi kurar; ikinci dalga alır.
Küba'da 1961'de, sekiz ayda, okuma-yazma bilmeyenlerin oranı %23,6'dan %3,9'a indi. Ders teknik değil, politik: eğitim bir bütçe kalemi olarak ele alındığında yıllar sürer, bir seferberlik olarak ele alındığında sonuç bir yılda alınır.
Ve dünyanın 44 milyon öğretmen açığını kapatmanın yıllık maliyeti 120 milyar dolar — eğitimde yapay zekâ pazarının 2030 için öngörülen büyüklüğünün (42,48 milyar dolar) üç katı mertebesinde.
Kaynak yok değil. Kaynak başka yere gidiyor.
"Kaynak yok" bir tespit değil, bir tercih beyanıdır.
Nereden alacaksın?
Dosya ücretsiz ve CC BY-SA 4.0 lisanslı. Üç biçimde:
- PDF — baskıya hazır A4 düzeni, 205 sayfa. Çoğaltmak, okuma grubuna getirmek için.
- EPUB — telefonda ve e-okuyucuda okumak için.
- Markdown — kendi sitene, wiki'ne ya da örgütünün yayınına aktarmak için.
→ Kılavuzlar sayfamızdan indir
Ayrıca dosyanın içindeki EK E — Örgütlenme Kılavuzu bağımsız olarak dolaştırılabilir: okulda haritalama, ücretli öğretmene ulaşma, veli diliyle talep yazma, fiilî okul meclisi kurma ve belgeleme üzerine pratik adımlar. Ve EK D — Tartışma Kartı: otuz itiraz, otuz kısa yanıt.
Çoğaltın, basın, okuma grubunuzda işleyin, kendi örgütünüzün adını ekleyip yeniden yayımlayın. İzin istemenize gerek yok. Tek koşul, türetilen metnin de aynı özgürlükle dolaşması.
Bilginin çitlenmesine karşı yazan bir kolektifin metnini telifle çitlemesi, en görünür çelişki olurdu.
Son söz
Genç yoldaş, bu yazıdan bir tek şey aklında kalacaksa şu kalsın:
Eğitim tarafsız değildir; ya susmayı öğretir ya sormayı.
Okul bir aygıt değil, bir alandır — ve alanlar kazanılabilir.
Bu yüzden sorumuz "eğitim nasıl düzelir" değil: OKUL KİMİN?
Ve bir şey daha.
Karşına bir gün mutlaka çıkacak: "eğitim eskisi gibi değil" diye başlayan bir cümle. O anda kavga etme. Soru sor:
"Peki bu okulun bütçesi kaç lira? Öğretmeni kaç para alıyor? Sınıfta kaç çocuk var? Ve bu üç rakama kim karar verdi?"
Çünkü eğitim tartışması çoğu zaman bir adres şaşırtmasıdır. Ve adresi düzeltmek, tartışmayı kazanmaktan daha etkilidir.
Bu dosya da eleştirilmek üzere yazıldı. Tartışmalı rakamları aralık olarak verdik. Kapatamadığımız sekiz araştırma açığını metnin sonunda tek tek listeledik — MEB'in yapay zekâ politika belgesinin tam metnine erişemedik, dershane sektörünün büyüklüğünü bulamadık, Kürt illerinin karşılaştırmalı okullaşma verilerini çekemedik. Bilmediğimizi bildiğimiz gibi yazdık.
Yanlış bulduğun yeri göster: kaynağıyla, gerekçesiyle. Gelen eleştirileri yayımlayacağız, haklı bulduklarımızı metne işleyeceğiz. Düzeltmeler sürüm notlarında açıkça belirtilir; sessizce değiştirmeyiz.
Çünkü bu dosyanın anlattığı bütün kuşatmaların ortak paydası tek bir şeydi: sözün ve kararın elden alınması.
Kendi metnimizle aynı hataya düşmeyelim.
Zil çalıyor, yoldaş. Ama zilin kimin için çaldığına biz karar vereceğiz.
Yoldaşça, Bilgi Müşterekleri
Yayın notu
Geleceğin Eğitimine Bakmak — Piyasadan, Cemaatten ve Algoritmadan Okulu Geri Almak Genç Yoldaşlara Marksist Bir Eğitim Dosyası Bilgi Müşterekleri, Ağustos 2026 — Sürüm 1.0.1
205 sayfa · 13 kısım · 217 bölüm · 6 ek. PDF, EPUB ve Markdown olarak ücretsiz erişime açıktır: Kılavuzlar
Dosya, Eğitim Sen'in 6. Demokratik Eğitim Kurultayı (25–29 Ağustos 2026, Ankara) vesilesiyle yazılmıştır. Kurultayın sekiz komisyon başlığı — neoliberal ve neofaşist dönemde demokratik eğitim mücadelesi, laik eğitim, anadili temelli çok dilli kamusal eğitim, özerk-demokratik üniversite, toplumsal cinsiyet eşitliği, demokratik okul, yapay zekâ ve dijital dönüşüm, ekolojik eğitim — dosyanın kısım mimarisine doğrudan yansımıştır.
Bu dosya, "Yapay Zekâ Çağında Emek" dosyasının (Kısım IX), "Gerçek Çin" dosyasının (Bölüm 132–137), "Rusya Gerçeği" dosyasının (Kısım X) ve "Yoldaş, Bizi Kim Böldü? — Irkçılık ve Sınıf" yazısının (Kısım V) kardeş metnidir.
Veri notu. Dosyanın kullandığı bütün rakamlar, kaynağı ve tarihiyle birlikte ayrı bir veri eki belgesinde kayıtlıdır. Metinde geçen hiçbir sayı orada yer almadan yazılmamıştır. PISA 2025 sonuçları 8 Eylül 2026'da açıklanacaktır; Türkiye ve Finlandiya bölümleri o tarihten sonra güncellenecektir.
Sürüm notu. 1.0.1 (Ağustos 2026) — İlk tam sürüm.
Eleştiri, katkı ve düzeltmeleriniz için: bilgimusterekleri.org
Lisans: CC BY-SA 4.0 — kaynak göstererek ve aynı lisansla paylaşmak koşuluyla çoğaltabilir, dağıtabilir, uyarlayabilirsiniz.
Bu bir canlı belgedir; eleştiriyle büyür. bilgimusterekleri.org









