Yeni Dünyanın Bilişimcilerine Sorular
Bilişim ve Yapay Zekâ Bölümlerine Yeni Başlayanlar İçin Sınıf Kılavuzu

Yeni broşürümüz "Yeni Dünyanın Bilişimcilerine Sorular" yayında.
Bilişim ve yapay zekâ ekosistemine adım atan genç arkadaşlara sesleniyor — ve onlara bir teknoloji bilgisi değil, teknolojiye bakma biçimi bırakmaya çalışıyor.
Bir sonuç ekranı açıldı
Bu ay yüz binlerce genç için aynı şey oldu. Bir sınav bitti, bir tercih listesi doldu, bir ekran açıldı. Ailenin telefonu çaldı.
Rakamlar bu yılki tabloyu anlatıyor: devlet üniversitelerinde doluluk %99,5 ile tarihî bir düzeye çıktı, 481.684 kontenjandan yalnızca 2.292'si boş kaldı. Mühendislik programlarında doluluk %98'in üzerinde. Ve yapay zekâ temelli bütün lisans ve önlisans programları %100 doldu.
Yoldaş, eğer o ekranın karşısındakilerden biriysen: hoş geldin. Bunu içtenlikle söylüyoruz. Bu broşür sana "yanlış bölümü seçtin" demiyor, hiçbir yerinde demiyor.
Söylediği şey başka: önümüzdeki dört yıl boyunca sana çok şey öğretecekler ve bir şeyi öğretmeyecekler — öğrendiğin şeyin kimin işine yarayacağını.
Bu broşür, o eksik dersin ilk sayfası olmak istiyor.
Duyacağın cümlelerin çoğu ikiye ayrılacak
Kayıt haftasından itibaren etrafını saracak cümleleri şimdiden tanı.
Birincisi pazarlama olacak. "Geleceğin mesleğini seçtin." "Yapay zekâ çağının kurucusu olacaksın." "Bu alanda iş bulamama diye bir şey yok." Bunları bir kariyer koçu, bir bootcamp reklamı, bir üniversite tanıtım filmi söyleyecek. Hepsi seni bir müşteri olarak görüyor.
İkincisi korkutma olacak. "Yapay zekâ yazılımcıya gerek bırakmayacak." "Junior pozisyon diye bir şey kalmadı." "Geç kaldın." Bunlar da genellikle sana bir ürün satmak isteyenlerden gelir — çünkü korku, en iyi satış tekniğidir.
Bizim söyleyeceğimiz üçüncü bir şey var ve o bir yöntem. Broşürün tamamı şu üç soruya dayanıyor:
Kimin elinde? Kimin denetiminde? Kimin yararına?
Bir teknoloji haberi okuduğunda, bir iş ilanı gördüğünde, bir ürün tanıtımı izlediğinde, bir devlet belgesi yayımlandığında — hep bu üçünü sor. Bu, dört yılda öğreneceğin en dayanıklı şey olabilir. Çünkü araçlar üç yılda bir değişir; bu sorular değişmez.
Broşürde ne var?
Broşür on üç bölümden oluşuyor ve her bölüm bir soru.
"Bu bölüme neden bu kadar talep var?" Bir alana talep patladığında iki şey aynı anda olur: alan değerlenir ve o alanda emek arzı hızla genişler. Kapitalizmde emek gücü de bir maldır; senin gelecekteki maaşın o malın fiyatıdır. Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı iki yılda 5 milyon kişiye okuryazarlık eğitimi, 115.000 uzman yetiştirmeyi hedefliyor — ama bir istihdam taahhüdü içermiyor. Bir önceki strateji 50.000 kişilik bir istihdam hedefi koymuştu; yenisinde onun yerine bir eğitim hedefi var. Fark önemli: eğitim taahhüdünü devlet tek başına yerine getirebilir, istihdam taahhüdünü getiremez.
"Yapay zekâ işimi alacak mı?" Bu en çok sorulan sorudur ve yanlış sorudur. Doğrusu üç parçalı: işimin hangi kısmını alacak, kalan kısımda ne olacağım, pazarlık gücüme ne olacak? Stanford Dijital Ekonomi Laboratuvarı'nın milyonlarca ABD'li çalışanın bordro verisiyle yürüttüğü çalışmanın Ağustos 2026 sürümü şunu gösteriyor: yapay zekâya maruz mesleklerde 22–25 yaş çalışanların istihdamı, daha az maruz akranlarına göre %19 geride — deneyimli çalışanlarda böyle bir fark yok. Ve daralma işten çıkarmayla değil, işe almamayla gerçekleşiyor.
Yani kapı daralıyor, oda boşalmıyor. Bir öğrenci için bu, mesleğin tamamına dair bir felaket haberi değil; ama tam da sana temas eden bir haber. Ve sonucu şu: çıraklık basamağı sökülüyor. Junior, senior'ın yanında hata yaparak öğrenir. O basamak kaldırıldığında deneyimli insanın nereden çıkacağını kimse söylemiyor — çünkü bu tek tek şirketler için değil, bütün sektör için bir sorundur ve piyasa böyle sorunları çözmez.
"Öğrendiğim şey kimin malı olacak?" 16.–18. yüzyıl İngiltere'sinde ortak topraklar çitlendi; köylü üretim aracından koparıldı. Marx buna ilkel birikim der. Bugün aynı işlem bilgi üzerinde yürüyor: patent, telif, kapalı kod, özel veri havuzları. Ve bu, bu meslek için soyut bir kavram değil — mezun olup imzalayacağın sözleşmenin bir maddesi. Hak devri, buluş maddesi, NDA, rekabet yasağı. Üstüne yeni bir katman eklendi: çalışma pratiğinin kendisinin model eğitiminde kullanılması.
"Beni kim, neye göre ölçecek?" Story point, velocity, commit sayısı, PR süresi. Yazılım emekçisi, kendi işini ölçülebilir kılan araçları kendisi kurdu. Broşür bu araçları şeytanlaştırmıyor — ölçmek kötü bir şey değil. Sorduğu şey yine aynı: ölçüyü kim koyuyor, sonuca kim erişiyor, sonuç neye kullanılıyor? Ekibin kendi işini planlamak için tuttuğu bir sayı ile yıl sonu performans kararına giren bir sayı aynı şey değildir. Aradaki fark teknik değil, güç farkıdır.
"Yazdığım şey kimin üstünde çalışacak?" Broşürün en önemli bölümü burası. Bilişim emekçisinin eşsiz bir konumu var: algoritmik yönetimin hem nesnesi hem yapıcısı. Kuryeyi puanlayan sistemi, depo işçisinin temposunu belirleyen yazılımı, çağrı merkezi çalışanının "script uyum yüzdesini" ölçen paneli birileri yazıyor — ve mezun olduğunda o birilerinden biri olma ihtimalin yüksek.
Bunu bir suçlama olarak kurmuyoruz. Şöyle kuruyoruz: Sistemi kuran el, onu sökebilecek tek eldir.
"Peki ne öğrenmeliyim?" Broşürün en pratik bölümü — ve altı maddesi aynı zamanda sınıfsal bir strateji, çünkü neyi öğrendiğin, ne kadar kolay ikame edileceğini belirler. Araç değil temel öğren. Sistemin tamamını görmeyi öğren; otomasyonun en kolay yuttuğu şey bağlamdan kopmuş parça iştir. Yapay zekâ araçlarını kullan, ama sahibi ol: bir aracın ürettiğini eleştirebiliyorsan onu kullanıyorsundur, eleştiremiyorsan o seni kullanıyordur. Açık kaynağı bir müşterek olarak öğren — ama "açık" olmasının "özgür" olmasını garanti etmediğini bilerek. Yazmayı ve anlatmayı öğren. Ve müfredat dışı oku.
Ve on tuzak
Broşürün en çok işine yarayacak bölümü muhtemelen bu: staj ve ilk işte karşılaşacağın on yaygın pratik. Birkaçı:
- Sigortanın asgari ücretten yatması. Reel ücretin 90 bin, bildirilenin asgari ücret olması. Bu bir "vergi avantajı" değil; senin emekliliğinden, işsizlik ödeneğinden, kıdem hesabından çalınmasıdır.
- Maaş gizliliği maddesi. İşçilerin birbirinin ücretini bilmesini engellemek, kolektif pazarlığın önkoşulunu ortadan kaldırır. Sır saklamak sana değil, karşı tarafa yarar.
- Unvan enflasyonu. "Uzman", "lead", "şef" — statü verilir, ücret verilmez. Üstelik unvan, seni "yönetici" sayarak sendikal kapsamın dışına çıkarmaya da yarar.
- "Biz burada aile gibiyiz." Bu cümle duyulduğu her yerde aynı işi görür: çıkar çatışmasını görünmez kılmak. Ailede toplu sözleşme olmaz, ailede bordro olmaz, aileden istifa edilmez.
Ve bölümün sonundaki cümle şu: bunların hiçbirini tek başına çözemezsin — ve bu bir başarısızlık değil, tasarımın kendisidir. Daha çok çalışmak, daha çok sertifika almak, "kendini geliştirmek" bu maddelerin hiçbirine dokunmuyor. Hepsinin ortak çözümü aynı yerde: birlikte hareket etmekte.
Broşürün sonunda ayrıca kesilip cüzdanda taşınabilecek on soruluk bir kart var — ilk iş görüşmesinde sorulacak sorular. Bir de kavram sözlüğü ve dört yıla yayılabilecek bir okuma listesi.
Bu ülkede senden önce buradan geçenler
"Bizim sektörde sendika olmaz", "bilim insanı siyasetle uğraşmaz" cümlelerini çok duyacaksın. Bunların en iyi cevabı teori değil, kendi tarihimizdir.
Necdet Bulut (1938–1978), Türkiye'de bilgisayar alanında doktora yapan ilk kişilerdendi; 1975'te ODTÜ Bilgisayar Merkezi müdürüydü, alanı yazılımın ölçülmesiydi. Ve aynı adam, 1963–69 arasında IBM'de sistem mühendisi olarak çalışırken şirkette sendikalaşmanın öncülerindendi. Yani bu ülkede bilişim emeğinin örgütlenme fikri, sektörün kendisiyle aynı yaşta.
Mustafa Akgül (–2017), bu ülkede interneti kamusal bir olanak, yazılımı özgür bir müşterek olarak kurmaya ömrünü verdi. Linux Kullanıcıları Derneği ve İnternet Teknolojileri Derneği'nin kurucusuydu.
Biri bilgiyi üretenin hakkını örgütledi, öteki üretilen bilginin herkesin kalmasını. İkisi de "bizim sektörde olmaz" denen şeyi yaptı — bugünkü araçların hiçbiri ellerinde yokken.
Kime, nerede, nasıl
Bu broşür kayıt haftalarında, oryantasyon günlerinde, üniversite kulüplerinde, öğrenci evlerinde elden ele dolaşsın diye yazıldı. Hedefi yalnızca bilgisayar mühendisliği değil: elektrik-elektronik, endüstri, matematik, istatistik — bilişim ve yapay zekâ ekosistemine girecek bütün teknik ve sayısal bölümler.
Baskıya hazır A4 düzeniyle ve ekranda okunabilir haliyle, ücretsiz ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla yayında. Çoğaltabilir, dağıtabilir, kendi kulübünüzün adını ekleyip yeniden basabilirsiniz. Bilginin çitlenmesine karşı yazılmış bir metnin telifle çitlenmesi, en görünür çelişki olurdu.
Metindeki her rakamın kaynağı arka kapakta. Bu bir üslup tercihi değil, bir ilke: kaynaksız yüzde kullanmıyoruz, ölçülemeyen büyüklükleri rakamlaştırmıyoruz. Çünkü tek bir çürütülmüş rakam, bütün bir metnin güvenilirliğini götürür — ve bu, tam da karşı çıktığımız yöntemdir.
Ve bu bir canlı belgedir. Bir veri hatalıysa, bir kaynak yanlış aktarıldıysa ya da bir çıkarım zorlamaysa — yazın. Düzeltmeler sürüm notlarında açıkça belirtilir; sessizce değiştirmeyiz. Kendi bölümünden, stajından ya da ilk işinden bir tanıklık paylaşmak istersen, ikinci sürümde yerin hazır.
Son söz
Önümüzdeki yıllarda sana çok kez "geç kaldın", "bu iş bitti", "artık makine yapıyor" denecek. O cümleler bazen doğru bir gözlemden, çoğu zaman bir satış stratejisinden gelir. Ama her hâlükârda aynı şeyi yapar: seni yalnız hissettirir. Ve yalnız hisseden insan pazarlık edemez.
Bu broşür karamsar değil. İyimser de değil. Uyanık olmayı savunuyor.
Hoş geldin.
Öğren, ama kime öğrettiğini bil. Üret, ama kimin için ürettiğini sor. Ve hiçbir zaman tek başına pazarlık etme.
Kolektif aklımızı geri istiyoruz.
Yoldaşça, Bilgi Müşterekleri
Yayın notu
Yeni Dünyanın Bilişimcilerine Sorular Bilişim ve yapay zekâ ekosistemine sınıf gözüyle bir giriş kılavuzu Bilgi Müşterekleri, Ağustos 2026 — Broşür sürüm 1.0.0
HTML ve baskıya hazır A4 PDF olarak ücretsiz erişime açıktır. Üniversite kulüplerinde, kayıt dönemi standlarında ve oryantasyon haftalarında serbestçe çoğaltılabilir.
Bu broşür, Yapay Zekâ Çağında Emek — Makine Yeni, Zincir Eski dosyasının ve Planı Onlar Yaptı, Hesabını Biz Soracağız broşürünün kardeş metnidir.
Eleştiri, katkı ve düzeltmeleriniz için: bilgimusterekleri.org
Lisans: CC BY-SA 4.0 — kaynak göstererek ve aynı lisansla paylaşmak koşuluyla çoğaltabilir, dağıtabilir, uyarlayabilirsiniz.








