Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaPopüler İçeriklerİletişim

Kırşehir’in Tarlalarından Bağbaşı’nın Sokaklarına

Kırşehir’de Kimliğin ve Rantın Diyalektiği

Yazar: Oğuz Demirkapı
Kırşehir’in Tarlalarından Bağbaşı’nın Sokaklarına

Sevgili Kırşehirli hemşehrilerim,

Geçtiğimiz günlerde Yağmurlu aşiretinin değerli mensupları, kıymetli eşimiz, dostumuz ve akrabalarımızla bir araya geldiğimiz etkinlikte yan yana durmaktan, tarihsel ve insani bağlarımızı hissetmekten büyük bir mutluluk duyduk. Yabancılaşmanın en üst safhaya ulaştığı modern kapitalist dünyada, insanların bir araya gelme, köklerini hatırlama ve dayanışma arayışında bulunması son derece anlaşılırdır. Bu kıymetli buluşmanın gerçekleşmesinde emeği geçen, harç koyan ve bizleri aynı sofrada buluşturan tüm dostlara yürekten teşekkür ederiz.

Ancak bilimsel yöntem, görünüşün arkasındaki özü açığa çıkarmayı gerektirir. İdealist ve modern ideolojik illüzyonlardan sıyrılarak baktığımızda, halkımızın bu samimi bir arada olma arzusu; egemen sınıflar ve yerel rant odakları tarafından araçsallaştırılmakta, şovenist bir illüzyonla yeniden kurgulanmaktadır.

Kırşehir’in tarlalarından Bağbaşı ve Çukurçayır mahallelerine uzanan hatta yaşanan sosyo-ekonomik yıkımı, mülksüzleştirmeyi ve bunun üzerini örten ideolojik mekanizmaları akılcı bir süreç analiziyle incelemek zorundayız.

Tarihsel Çelişki ve Mekansal/Politik Cezalandırma

Tarihi yalnızca kralların, padişahların ve saray entrikalarının bir kronolojisi olarak okuyan burjuva-idealist tarih anlayışını reddetmeliyiz. Anadolu tarihi, merkezin (saray bürokrasisinin) çeperdeki üretici güçler (Türkmen köylülüğü ve Abdal toplulukları) üzerindeki artı-değer gaspı ve tahakküm kurma sürecidir.

  • Kuruluş ve Dışlanma: 13. ve 14. yüzyıllarda devletin kurucu unsurlarından olan "Abdalan-ı Rum" ve Türkmen dervişleri, devlet merkezileştikçe ve devşirme Kapıkulu bürokrasisi egemen oldukça üretim araçlarından ve yönetimden dışlanmıştır.

  • "Etrak-ı Bi-İdrak" Söylemi: Saray çevresinin Türkmen ve Alevi-Bektaşi halkı "Etrak-ı bi-idrak" (akılsız Türkler) diyerek aşağılaması, egemen sınıfın ezilen halka bakışının kanıtıdır. Kalender Çelebi ve Celali isyanlarında bu coğrafyanın yoksul halkı kanla bastırılmıştır.

  • Politik Cezalandırma Diyalektiği: Bu dışlama tarihi cumhuriyet döneminde de biçim değiştirerek sürmüştür. Adnan Menderes döneminden günümüze kadar Kırşehir, egemen siyasi iktidarlara koşulsuz biat etmediği, kendi politik tercihlerini koruduğu için bilinçli bir "mekansal cezalandırmaya" tabi tutulmuştur. Devlet yardımları engellenmiş, kentin kalkınması durdurulmuş, hatta demiryolu ağı bile bilerek ve kasten Kırşehir’in etrafından dolandırılmıştır. Halk, ekonomik yoksunlukla terbiye edilmek istenmiştir.

Altyapıdaki Çöküş: Tarım, Hayvancılık ve Gençliğin Göçü

Toplumsal üstyapıyı belirleyen nihai faktör maddi üretim ilişkileridir. Kırşehir’de köylülüğün ve üretimin ulaştığı aşama, tarımsal sermayenin tahribatını açıkça gösterir:

  • Orta Kademe Köylülüğün Tasfiyesi: Eskiden şeker pancarı, arpa ve buğday eken, hayvancılıkla geçimini sağlayan Kırşehir köylüsü; bugün mazot, gübre ve yem maliyetleri altında ezilmiştir. Ahırını boşaltmak zorunda kalan, banka kredisiyle aldığı traktörünün bakımını dahi yaptıramayan orta kademe köylü, toprağı olsa dahi fiilen tekelci şirketlerin ucuz işçisi haline getirilmiştir.

  • Sanayisizleştirme ve Göç: Kırşehir’de Petlas ve Çemaş dışında bir sanayi yatırımı ve istihdam alanı bırakılmamıştır. İş bulamayan, toprağında tutunamayan Yağmurlu ve Kırşehir gençliği; büyükşehirlere göç ederek metropollerin "yedek sanayi ordusu" (ucuz işgücü) olmaya mahkum edilmiştir.

Rantın İdeolojisi: Maden Tekelleri, Mehter ve Siyasi Fırsatçılık

Kırşehir’in altyapısı çökertilirken, kentimiz bu kez yeraltı zenginlikleriyle uluslararası maden tekellerinin ve yerel rant gruplarının iştahını kabartmaktadır. Perdivansızca açılan madenlerle su kaynakları ve tarım arazileri peşkeş çekilmektedir.

Tam bu noktada, şenliklerde ve toplumsal buluşmalarda dayatılan Mehter Marşı ve şovenist söylemin işlevi açığa çıkar:

İdeolojik İllüzyon: Mehter marşları ve "Vatan, Millet, Aşiret" nutukları; uluslararası maden tekellerinin Kırşehir doğasını yağmalamasını, çiftçinin borç kıskacını ve gençliğin işsizliğini gizlemek için kullanılan ideolojik bir örtüdür.

Kendi dernekleri içinde dahi en temel iç demokrasiyi işletemeyen, dar grup çıkarlarını savunan bu fırsatçı kafa; şovenist simgeleri dayatarak Kırşehir halkının seçtiği yerel yönetime ve Belediye Başkanı’na saldırmaktadır. Sokakta, meydanda hakkını arayan, soru soran vatandaşı pervasızca azarlayan il başkanlarının ve bürokratların kibri, egemen sınıfın sömürü düzenini soru sordurmadan sürdürme arzusudur.

İkiyüzlülüğün Anatomisi: Abdal Geleneği ve Metalaşma

Kapitalizm bir malın arkasındaki toplumsal emek ilişkisini gizler. Kırşehir’deki Abdal geleneği tam da bu çelişkiyi yaşar:

  • Gündelikte Dışlanma: Topraksızlaştırılan Abdallar, Bağbaşı ve Çukurçayır gibi gettolara sıkıştırılmış, gündelik hayatta "çıngan" etiketiyle ırkçı-sınıfsal ayrımcılığa uğramıştır.

  • Vitrin Malzemesi Yapılma: Abdal’ın ürettiği feryat ve bozlak, egemen kültür endüstrisi ve devlet aygıtı tarafından metalaştırılmıştır. Neşet Ertaş hayattayken gurbette yoksulluk çekerken, cenazesinde devlet erkanının şov malzemesi yapılmıştır.

İllüzyon ile Materyalist Gerçeklik Karşılaştırması

Aşağıdaki tablo, egemen ideolojinin halka sunduğu kurgusal görünüş ile Kırşehir’in somut materyalist gerçekliği arasındaki uzlaşmaz çelişkiyi sergilemektedir:

Analiz KategorisiEgemen Sınıfın İnşa Ettiği İllüzyon (Görünüş)Tarihsel Gerçeklik (Öz)
Kültürel SembollerMehter Marşı ve Osmanlı saray estetiği.Merkezin baskısına direnen, acıyı ve sömürüyü anlatan Bozlak, Deyiş ve Bağlama.
Doğa ve Vatan"Soyut vatanperverlik" ve aşiret övgüleri.Yeraltı kaynaklarının ve suların uluslararası maden tekellerine peşkeş çekilmesi.
Ekonomik Yapı"Kalkınan ve büyüyen Kırşehir" söylemi.Pancar/buğdayın bitmesi, Petlas/Çemaş dışında iş olmaması, gençlerin gurbete göçü.
Politik YaklaşımBiat kültürü, derneklerde anti-demokratik yapı.Menderes’ten beri süren politik cezalandırma (demiryolsuzluk) ve sorgulayan vatandaşa kibirli azarlama.
Abdal GeleneğiTV ve protokolde "milli kültür rengi".Gündelik yaşamda mülksüzleşme, "çıngan" ayrımcılığı ve Bağbaşı/Çukurçayır gettolaşması.

Çözülüşten Sınıf Bilincine

Kırşehir coğrafyasındaki toplumsal dönüşüm üç temel evrede gerçekleşmektedir:

  • Tez (Geleneksel Üretici Kırsal Yapı): Tarım ve hayvancılığın kendi kendine yettiği, Ahiliğin kolektif üretim etiği ile Alevi/Abdal/Türkmen kültürünün yatay ve paylaşımcı ilişkiler kurduğu tarihsel zemin.

  • Antitez (Neoliberal Mülksüzleşme ve İdeolojik Yabancılaşma): Tarımın çöküşü, işsizlik, gençlerin göçü ve maden talanı. Bu büyük çöküşü gizlemek için kitlelere Mehter Marşı, aşiret kabileciliği ve şovenist milliyetçilik enjekte edilerek halkın kendi gerçekliğine yabancılaştırılması.

  • Sentez (Emeğin ve Toprağın Devrimci Birliği): Yanlış bilincin kırılması. Traktörünü işletemeyen Sünni köylünün, Bağbaşı’ndaki Abdal işçinin, Çukurçayır’daki yoksulun ve gurbetçi gençliğin ortak mülksüzleşme kaderini kavrayarak sınıfsal ve ekolojik dayanışma zemininde birleşmesi.

Çizginin Çekilmesi ve Çağrı

Kırşehir’in Yağmurlu köyünden Bağbaşı ve Çukurçayır mahallelerine uzanan emekçi halkı;

Bizler, vatanın toprağını ve yeraltı zenginliklerini uluslararası maden tekellerine satıp bundan nemalanan rantçılarla bir arada değiliz ve olamayız!

Bizler; kendi derneğinde demokrasiyi işletmeyip halkın seçtiği belediye başkanına fırsatçılıkla saldıranlarla, meydanda soru soran vatandaşı kibirle azarlayanlarla, halkın soygunu görmemesi için Mehter çaldıran ideolojik tüccarlarla aynı hizada duramayız.

Bizi birleştiren gerçek yurt sevgisidir:

  • Yurt sevgisi; maden şirketlerinin siyanürüne karşı Kırşehir'in toprağını ve suyunu korumaktır.

  • Yurt sevgisi; pancarını ekemeyen köylünün, fabrikasızlık yüzünden gurbete giden gencin, güvencesiz Abdal emekçisinin hakkını savunmaktır.

  • Yurt sevgisi; ayrıştırıcı aşiret kabileciliğine değil, üretenlerin ortak sınıf dayanışmasına sahip çıkmaktır.

Gelin, ekmeğimize, toprağımıza ve çocuklarımızın geleceğine hep birlikte sahip çıkalım. Bize dayatılan kibirli marşlara ve yalanlara karşı, bağlamamızın telindeki bozlağın çığlığıyla acılarımızı bilince, dirence ve ortak bir geleceğe dönüştürelim!

Ekmeği için direnenlere, toprağına sahip çıkanlara, alın teriyle yaşayanlara selam olsun!

Etiketler:#yağmurlu#kırşehir#sınıf#sosyoloji#analiz#türkiye#rant#maden#şövenizm#memleket

İlgili Başlıklar