Bilgi Müşterekleri
AnasayfaKonularDizilerKılavuzlarPopüler İçeriklerHakkımızdaİletişim

Cüzdan Bizim, Anahtar Kimin?

Ulusal Dijital Kimlik Cüzdanı: Neler Geliyor, Nasıl Çalışacak, Kimin Denetiminde Olacak?

27 dk okumaYazar: Oğuz Demirkapı
Cüzdan Bizim, Anahtar Kimin?

27 Ekim 2026'da Resmi Gazete'de yayımlanan 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nın dijital devlet bölümüne kısa bir tedbir girdi: kimlik ve diploma belgelerini bir arada tutacak ulusal dijital kimlik cüzdanının prototipi 2027'de geliştirilecek, henüz adı açıklanmayan bir üniversitede gerçek kullanım senaryolarıyla denenecek. Öncelikli kullanıcılar kamu çalışanları. İşi yürüten kurum Siber Güvenlik Başkanlığı, iş birliği yapan kurum ise İçişleri Bakanlığı. Türk İnternet'te Mehmet Taşnikli'nin yazısı konuyu doğru soruyla bağlıyor: kimlikler ve diplomalar telefona taşınırken veriler kimin kontrolünde olacak?

Bu yazı o sorunun peşine düşüyor. Önce kısa bir özet, ardından ayrıntı: açıklananı ve açıklanmayanı ayırıyoruz, Türkiye'de bu cüzdanın üzerine kurulacağı altyapıyı katman katman çıkarıyoruz, böyle bir cüzdanın teknik olarak nasıl çalıştığını adım adım anlatıyoruz, dünyadaki örneklerden ders çıkarıyoruz ve en sonda bu işin sınıfsal anlamını ve ne istememiz gerektiğini yazıyoruz.

Yazının yayımlandığı gün tesadüf değil. Bugün, 1 Kasım 2026'da, sosyal medyada 15 yaş sınırı ve e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması yürürlüğe girdi. Yani cüzdanın mantığı, prototipten bir yıl önce, sosyal medya kullanan milyonlarca kişinin günlük hayatına girmiş oldu.


Kısaca

  1. Açıklanan çok az: Bir prototip, bir pilot üniversite, kimlik ve diploma belgeleri, kamu çalışanlarına öncelik, sorumlu kurum Siber Güvenlik Başkanlığı. Mimari, standart, veri saklama yeri, kayıt (log) politikası, zorunluluk ve hukuki dayanak açıklanmadı.
  2. Altyapı hazır: 69,8 milyon kayıtlı e-Devlet kullanıcısı, çipli kimlik kartı, NFC ile kimlik okuma, bankalarda biyometrik uzaktan kimlik tespiti ve bugün başlayan yaş jetonu. Cüzdan sıfırdan kurulmuyor, var olanın üzerine bir katman olarak geliyor.
  3. Kurum seçimi bir tercih: Kimlik cüzdanını bir nüfus ya da hizmet kurumu değil, Cumhurbaşkanlığına bağlı ve 2025 sonunda dijital devlet, e-Devlet Kapısı ve kamuda yapay zeka görevleri de verilen bir güvenlik kurumu yürütecek.
  4. Teknik olarak iyi bir cüzdan mümkün: Seçici ifşa, sıfır bilgi kanıtları, cihazda tutulan anahtarlar ve "eve haber vermeyen" doğrulama ile kullanıcıyı koruyan bir tasarım yapılabilir. Aynı teknoloji, küçük tasarım tercihleriyle bir izleme altyapısına da dönüşebilir.
  5. Belirleyici sorular teknik görünümlü siyasi sorular: Doğrulama sırasında devlet hangi hizmete kimin giriş yaptığını görecek mi? Kayıtlar nerede tutulacak? Hizmet sağlayıcılar istedikleri veriyi isteyebilecek mi, yoksa bir sınır olacak mı?
  6. Diploma örneği öğretici: 2024'te bir üniversite yöneticisinin e-imzası kopyalanarak 29 dakikada sahte bir diploma kaydı e-Devlet'te görünür hale getirildi. Cüzdan, kaynağı bozuk bir kaydı da kusursuz biçimde imzalar. Sorun biçimde değil, kaynağın denetimindedir.
  7. Dünya iki yöne ayrılıyor: AB kağıt üzerinde gönüllülük, veri asgariliği ve izlenemezlik ilkesini yazdı, ama uygulamada boşluklar tartışılıyor. Çin 2025'te devletin her şeyi gördüğü ama platformların görmediği bir ulusal internet kimliği kurdu. İngiltere zorunlu dijital kimlik planından Temmuz 2026'da geri adım attı.
  8. Sınıfsal öz: Kimlik belgesinin tarihi, işgücünün hareketini, sınır geçişini ve itaati kayda bağlamanın tarihidir. Dijital cüzdan bu kaydı her işleme, her girişe, her doğrulamaya yayma kapasitesi taşır. İlk deneklerin kamu emekçileri ve öğrenciler olması bu yüzden önemlidir.
  9. Talebimiz yasak değil, denetim: Açık kaynak kod, açık standart, bağımsız denetim, kamuya açık etki değerlendirmesi, zorunluluk yok, kağıt alternatif var, izleme yok, kayıtlar kullanıcıda.
  10. Görev: Pilot başlamadan önce sendikalar, meslek odaları, öğrenci örgütleri ve bilişim emekçileri bu talepleri kamusal tartışmaya sokmalıdır. Prototip aşaması, mimarinin hala değiştirilebildiği tek aşamadır.

Açıklanan ve Açıklanmayan

Haberlerin neredeyse tamamı Anadolu Ajansı'nın Yıllık Program'dan derlediği metne dayanıyor. Program metni Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın sitesinde duruyor; ilgili tedbir dijital devlet bölümünde. Türk İnternet tedbiri 963.1 numarasıyla aktarıyor. Bilinenleri ve bilinmeyenleri yan yana koyalım:

AçıklananAçıklanmayan
2027'de bir prototip geliştirilecekPrototipten genel kullanıma geçiş takvimi
İlk aşamada temel kimlik ve diploma belgeleriEhliyet, sağlık, sosyal güvenlik vb. belgelerin eklenip eklenmeyeceği
Bir pilot yükseköğretim kurumunda testPilot üniversitenin adı, katılımın gönüllü olup olmayacağı
Kamu çalışanlarına öncelikKamu çalışanları için kullanımın zorunlu olup olmayacağı
Sorumlu kurum Siber Güvenlik Başkanlığı, iş birliği İçişleri BakanlığıYazılımı kimin yazacağı, ihale/şirket yapısı, kaynak kodun açık olup olmayacağı
e-Devlet Kapısı'nın ortak ödeme ve kimlik doğrulama ile bütünleşik hizmetlere dönüşmesiVerinin merkezde mi, cihazda mı, ikisinde mi tutulacağı
2027 hedefi: 71 milyon e-Devlet kullanıcısı, 10 bin hizmet, 7.500 mobil hizmetDoğrulama kayıtlarının (log) nerede, ne süre, kimin erişimiyle tutulacağı
Haberlerde geçen pilot senaryoları: kampüs giriş çıkışı, sınavda kimlik kontrolü, personel ve yetkilendirme süreçleriKullanılacak teknik standartlar (AB uyumu, belge biçimleri, şifreleme)
Hukuki dayanak, kişisel veri etki değerlendirmesi, bağımsız denetim

Bu tablo bize ilk dersi veriyor: prototip aşamasında belirsizlik normaldir, ama belirsizliğin hangi alanlarda yoğunlaştığı normal değildir. Kurum, takvim ve kullanıcı grubu belli. Kullanıcıyı koruyacak her şey, yani mimari, kayıt politikası, denetim ve zorunluluk, belirsiz.

Haberlerin bir kısmında bankacılık, ulaşım ve noterlik işlemleriyle ileride bütünleşme planlandığı da yazılıyor (Politikam, ShiftDelete). Bu kısım resmi metne değil, haber yorumuna dayanıyor; o yüzden temkinle okunmalı. Yine de yön belli: bir kez kurulan kimlik cüzdanı, kendi doğası gereği her doğrulama gerektiren işleme doğru genişler.


Cüzdan Boşlukta Kurulmuyor: Türkiye'nin Kimlik Altyapısı Katman Katman

Cüzdanı anlamak için önce üzerine oturacağı zemini görmek gerekiyor. Türkiye'de devletin kimlik altyapısı, dünyanın en yoğun ve en merkezi altyapılarından biridir.

Birinci katman: Nüfus kaydı

Her şeyin temelinde MERNİS ve onun üzerine kurulu Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS) var. 11 haneli T.C. kimlik numarası, bankadan hastaneye, operatörden kargo şirketine kadar neredeyse her kaydın birleştirici anahtarı. Bu birleştirici anahtarın bedeli de biliniyor: 2016'da yaklaşık 50 milyon kişinin MERNİS kaydı internette yayımlandı. Sonraki yıllarda "sorgu panelleri" adıyla satılan, adres, aile, tapu ve araç bilgilerini birleştiren yasa dışı hizmetler defalarca haber oldu. KVKK'nın e-posta kararını ve işyeri gözetimini yazarken de aynı noktaya varmıştık: veri devlette korunmadığında, bireyden "dikkatli ol" demek ironiye dönüşür.

İkinci katman: Çipli kimlik kartı

2017'den bu yana verilen T.C. kimlik kartı temassız bir çip taşıyor. Çipte kimlik bilgileri, yüz görüntüsü ve parmak izi verisi bulunuyor, kart elektronik imza sertifikası taşıyabiliyor. Çip NFC ile okunabiliyor. Bu özellik cüzdanın "kayıt" adımının temelidir: telefon kartı okur, çipin devlet tarafından imzalandığını doğrular, kartın kopya olmadığını kontrol eder ve kartın yüz görüntüsünü telefonun kamerasındaki yüzle karşılaştırır.

Üçüncü katman: e-Devlet Kapısı

e-Devlet istatistiklerine göre 30 Eylül 2026 itibarıyla 69.759.661 kayıtlı kullanıcı var; toplam giriş sayısı 28,4 milyarı geçmiş, bunun 11,8 milyarı mobil. 207 merkezi kamu kurumu, 207 üniversite, 557 belediye ve 129 özel kurum hizmetlerini bu kapıdan sunuyor. Biometric Update'in aktardığına göre Şubat 2026'da kullanıcıların 33,9 milyonu SMS doğrulamalı şifreyle, 30,9 milyonu şifre zarfıyla giriş yapıyordu. Yani bugün e-Devlet'e erişimin çoğu, güvenlik açısından görece zayıf yöntemlerle yapılıyor. Cüzdan, kimlik doğrulamayı "yüksek güvence" düzeyine, yani çip ve biyometriye taşıma iddiası da taşıyor.

Dördüncü katman: Finansal kimlik

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Eylül 2026'da ödeme ve elektronik para kuruluşları için uzaktan kimlik tespiti düzenlemesini değiştirdi (CNBC-e). Artık kimlik belgesi öncelikle NFC ile okunacak, biyometrik yöntemler kullanılabilecek; NFC başarısız olursa optik karakter tanıma ya da kart okuyucu devreye girecek. Bankalardaki "yüzünü sağa sola çevir" ekranları, cüzdanın kayıt adımında da karşımıza çıkacak olan canlılık testinin ticari uygulamasıdır.

Beşinci katman: Bugün başlayan yaş jetonu

10 Ekim 2026'da yayımlanan Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik bugün yürürlüğe girdi. bianet'in aktardığına göre yeni hesap açan kullanıcı e-Devlet'e yönlendiriliyor, Siber Güvenlik Başkanlığı üzerinden dijital bir jeton üretiliyor ve platform yalnızca kullanıcının 15 yaş altı, 15–18 arası ya da 18 üstü olduğunu öğreniyor. Ad, kimlik numarası, doğum tarihi platforma gitmiyor. Mevcut hesaplar 31 Mart 2027'ye kadar doğrulanacak. Jetonun teknik yapısı yönetmeliğin 12. maddesine göre ayrıca yayımlanacak bir kılavuza bırakılmış.

Bu, Türkiye'de devletin düzenlediği bir nitelik beyanının (attribute attestation) özel şirketlere kitlesel ölçekte sunulduğu ilk uygulamadır. Dijital kimlik cüzdanının çekirdek mantığı tam olarak budur. İnternette Özgürlük 2026 raporunu okurken ve çocuk koruma söyleminin gözetim kapısını yazarken bu kapıya dikkat çekmiştik. Cüzdan, o kapıdan geçen yolun asfaltlanmasıdır.

Altıncı katman: Uzun süredir verilen söz

Fikir yeni değil. Ocak 2023'te dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, vatandaşların bir e-cüzdan uygulamasındaki "blokzincir tabanlı dijital kimlik" ile e-Devlet'e gireceğini açıklamıştı (Webrazzi). 2025–2027 Orta Vadeli Program da "blokzincir tabanlı yeni nesil dijital kimlik yönetim altyapısı" sözü veriyordu (CNBC-e). 2027 programında "blokzincir" ifadesi haberlere yansımadı. Bu iyi bir işarettir: bir devletin kendi düzenlediği kimlik için blokzincire gerçek bir ihtiyacı yoktur, ihtiyaç duyulan şey imza, güven listesi ve iptal mekanizmasıdır. Ama bu, tasarımın hangi yöne evrileceğinin henüz netleşmediğini de gösteriyor. AB cüzdanlarını izleyen eID Easy'nin Ekim 2026 tablosu ise Türkiye'yi "Digital Türkiye Wallet" adlı, geliştirici deposu olan ve cüzdan birlikte çalışabilirlik etkinliklerine katılan bir proje olarak kaydediyor (eID Easy). Yani teknik ekipler AB ekosistemini izliyor; bunun kamuoyuna dönük bir açıklaması ise yok.


Kurumun Kendisi Bir Mesajdır: Siber Güvenlik Başkanlığı

Kimlik cüzdanını kimin yürüttüğü, nasıl çalışacağı kadar önemlidir. Siber Güvenlik Başkanlığı, Ocak 2025'te Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kuruldu. Mart 2025'te yasalaşan 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu, tasarı aşamasında en çok "veri sızıntısı yapılmış gibi algı oluşturma" eylemine 2–5 yıl hapis öngören hükmü ve arama, el koyma yetkileriyle eleştirildi (bianet). Yani sızıntıyı haber yapmanın kendisi cezai risk taşıyan bir alan haline geldi.

25 Aralık 2025'te yayımlanan 192 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Başkanlığın görevleri genişledi (bianet, BirGün):

  • dijital devletin kurumsal mimarisi ve e-Devlet Kapısı'nın geliştirilmesi,
  • kamu bilişim ürünleri için idari, mali ve teknik standartlar,
  • kamuda yapay zeka mevzuatı, veri yönetişimi ilkeleri ve ortak veri alanı altyapısı,
  • Kamu Yapay Zeka Genel Müdürlüğü ve Dijital Devlet Genel Müdürlüğü'nün kurulması,
  • Cumhurbaşkanı kararıyla yurt içinde ve dışında şirket kurabilme yetkisi.

Şimdi bu listeye kimlik cüzdanını ekleyin. Aynı çatı altında şunlar toplanıyor: kimlik doğrulama altyapısı, kamunun ortak veri alanı, kamuda yapay zeka uygulamaları, siber olay müdahalesi ve bu alanda cezai süreç başlatabilen bir yasal çerçeve. Teknik olarak bu bir verimlilik tercihi olarak sunulabilir. Siyasal olarak ise kimliğin bir güvenlik sorunu olarak tanımlanması demektir. Bir hizmet kurumu "vatandaş bu belgeyi nasıl en kolay kullanır?" diye sorar. Bir güvenlik kurumu "bu işlemi kim, ne zaman, nereden yaptı?" diye sorar. İkinci soru, kayıt tutmayı bir kusur değil bir görev olarak görür.

Bunu bir suçlama olarak değil, yapısal bir gözlem olarak yazıyoruz. Kurumun niyeti ne olursa olsun, bir altyapı onu yöneten kurumun önceliklerine göre şekillenir. Bu yüzden talebimiz, aşağıda ayrıntılandıracağımız gibi, tasarımın kendisine yazılmış güvencelerdir. Kurumun iyi niyetine dayanan bir güvence, kurumun yönetimi değiştiğinde ortadan kalkar.


Teknik Anatomi: Bir Dijital Kimlik Cüzdanı Nasıl Çalışır?

Türkiye'nin cüzdanının mimarisi açıklanmadı. Ama bu alanda dünyada oturmuş bir teknik dil var; AB'nin Avrupa Dijital Kimlik Cüzdanı (EUDI Wallet) için hazırladığı Mimari ve Referans Çerçevesi (ARF) bunun en ayrıntılı örneği. Türkiye hangi yolu seçerse seçsin, aynı soruları yanıtlamak zorunda. O yüzden işleyişi adım adım anlatalım, her adımda hangi tercihin kimin lehine olduğunu not edelim.

Üç rol ve bir güven çapası

Her cüzdan sisteminde üç rol vardır:

  • Düzenleyen (issuer): Belgeyi veren ve imzalayan kurum. Kimlik için Nüfus ve Vatandaşlık İşleri, diploma için üniversite ya da YÖK.
  • Sahip (holder): Belgeyi telefonunda taşıyan kişi ve onun cüzdan uygulaması.
  • Doğrulayan (verifier / relying party): Belgeyi isteyen taraf. Kampüs turnikesi, banka, işveren, sosyal medya platformu, polis.

Bunların üstünde bir de güven çapası vardır: hangi düzenleyicinin imzasına güvenileceğini, hangi doğrulayıcının hangi veriyi isteyebileceğini belirleyen güven listeleri ve sertifika otoritesi. Sistemin asıl gücü buradadır. Güven listesini kim tutuyorsa, ekosisteme kimin girip kimin giremeyeceğine o karar verir.

Adım 1: Kayıt (onboarding)

Kullanıcı resmi uygulamayı indirir. Telefon çipli kimlik kartına yaklaştırılır ve çip NFC ile okunur. Bu sırada birkaç kontrol yapılır:

  • Erişim denetimi: Çipe erişim, kartın üzerindeki bir kodla ya da makine tarafından okunabilir bölgeyle açılan şifreli bir oturumla yapılır (pasaportlarda ve yeni kimliklerde bunun adı PACE'dir). Amaç, cebinizdeki kartın uzaktan, sizden habersiz okunmasını zorlaştırmaktır.
  • Pasif doğrulama: Çipteki veriler devletin dijital imzasıyla imzalıdır. Uygulama bu imzayı doğrular; verinin değiştirilmediği anlaşılır.
  • Aktif doğrulama ya da çip doğrulaması: Çipin içinde dışarı çıkarılamayan bir gizli anahtar vardır. Uygulama çipe rastgele bir soru gönderir, çip bunu imzalar. Böylece kartın kopyalanmış bir veri dosyası değil, gerçek bir çip olduğu anlaşılır.
  • Yüz eşleme ve canlılık testi: Kamera kullanıcının yüzünü çeker, çipteki fotoğrafla karşılaştırır. Canlılık testi, karşıdakinin bir fotoğraf ya da video değil, canlı bir insan olduğunu anlamaya çalışır.

Burada ilk kritik soru doğar: yüz görüntüsü ve biyometrik şablon nerede işleniyor? Telefonda işlenip silinebilir; ya da merkezi sunucuya gönderilip orada karşılaştırılabilir ve saklanabilir. İlki kullanıcıyı korur, ikincisi devlete bir biyometrik veritabanı kazandırır. Açıklanan metinlerde bu konuda tek cümle yok.

Adım 2: Anahtar üretimi ve cihaz bağlama

Cüzdan, telefonun güvenli donanım bölgesinde (Android'de güvenli öğe ya da StrongBox, iPhone'da Secure Enclave, bazı tasarımlarda SIM kart ya da uzak bir donanım güvenlik modülü) bir anahtar çifti üretir. Gizli anahtar o bölgeden hiç çıkmaz. Düzenlenen her belge bu anahtara "bağlanır". Böylece belge başka bir telefona kopyalansa bile, gizli anahtar olmadan sunulamaz.

Bu adımda ikinci kritik soru doğar: cihaz bütünlüğü kimin onayına bağlı? Devlet, uygulamanın "değiştirilmemiş bir telefonda" çalıştığından emin olmak için çoğu zaman Google'ın Play Integrity ya da Apple'ın App Attest hizmetini kullanır. Bu, iki Amerikan tekelini ulusal kimliğin sessiz ortağı yapar: telefonunuz onların onayından geçmiyorsa, kimliğiniz de çalışmayabilir. Özgür yazılım tabanlı telefon kullananlar, eski cihazı olanlar, yurt dışı servislerinin kesildiği bir kriz anında herkes bu bağımlılığın riskini taşır.

Adım 3: Düzenleme (issuance)

Kimlik ve diploma, düzenleyici kurumlar tarafından cüzdana gönderilir. AB'de bunun protokolü OpenID4VCI'dır; sıradan bir OAuth akışının belge düzenlemeye uyarlanmış halidir. Kimlik belgesi (AB'deki adıyla PID, kişi kimlik verisi) iki biçimde düzenlenir:

  • SD-JWT VC: JSON tabanlı, internet üzerinden uzaktan sunum için uygun.
  • mdoc (ISO/IEC 18013-5): İkili CBOR tabanlı, aslında mobil ehliyet için geliştirilmiş, yüz yüze sunuma, yani turnikeye, polis cihazına, kasadaki okuyucuya uygun.

AB, Uygulama Tüzüğü 2026/1731 ile kişi kimlik verisinin her iki biçimde de düzenlenmesini istiyor (Didit'in teknik karşılaştırması). Türkiye'nin pilot senaryoları (kampüs girişi, sınavda kimlik kontrolü) yüz yüze kullanım içerdiği için mdoc benzeri bir biçim büyük olasılıkla gündeme gelecek.

Adım 4: Seçici ifşa

Cüzdanın en çok övülen özelliği budur. Belgedeki her alan (ad, soyad, doğum tarihi, kimlik numarası, adres, fotoğraf) ayrı ayrı rastgele bir "tuz" değeriyle karıştırılıp özetlenir (hash). Düzenleyen kurum, belgenin tamamını değil bu özetlerin listesini imzalar. Siz bir doğrulayıcıya yalnızca "doğum tarihi" alanını ve onun tuzunu gönderirsiniz. Doğrulayıcı özeti hesaplar, imzalı listede bulur ve alanın gerçek olduğunu anlar. Diğer alanları göremez.

Daha da ileri gidilebilir: "18 yaşından büyük müsünüz?" sorusuna yalnızca "evet" diyen, doğum tarihini hiç göstermeyen bir yanıt. Bugün başlayan sosyal medya yaş jetonu bu mantığın kaba bir sürümüdür.

Adım 5: Sunum (presentation)

Uzaktan sunumda doğrulayıcı bir istek gönderir (AB'de OpenID4VP protokolü). Cüzdan kullanıcıya "Şu kurum şu alanları istiyor, onaylıyor musunuz?" diye sorar. Kullanıcı onaylarsa seçilen alanlar, cihaz anahtarıyla imzalı bir kanıtla birlikte gönderilir. Yüz yüze sunumda bağlantı QR kod ya da NFC ile başlar, veri Bluetooth Düşük Enerji (BLE) üzerinden akar. İnternet bağlantısı gerekmeyebilir.

Üçüncü kritik soru burada doğar: doğrulayıcının ne isteyebileceğini kim sınırlıyor? AB tasarımında doğrulayıcılar önceden kaydolup hangi veriyi hangi amaçla isteyeceklerini beyan eden bir "kayıt sertifikası" almalıydı. Avusturyalı dijital haklar örgütü epicenter.works, Komisyon'un 2025'te bu sertifikayı üye devletler için isteğe bağlı hale getiren taslağını "aşırı kimliklendirme" kapısı olarak eleştirdi: bir sosyal ağın, bir bankanın istediği verilerin aynısını isteyebilmesi (netzpolitik.org). Kullanıcının önüne "Onaylıyor musunuz?" diye gelen ekran, hizmete erişimin koşulu ise, o onay özgür bir onay değildir.

Adım 6: Doğrulama ve iptal

Doğrulayıcı imzayı güven listesinden kontrol eder, belgenin iptal edilip edilmediğine bakar. İptal kontrolü iki biçimde yapılabilir: her doğrulamada düzenleyiciye "bu belge hala geçerli mi?" diye sormak (çevrimiçi sorgu), ya da düzenleyicinin periyodik olarak yayımladığı, binlerce belgenin durumunu tek bir sıkıştırılmış listede taşıyan bir durum listesini indirmek.

Dördüncü ve en önemli kritik soru burada doğar: devlet doğrulamadan haberdar oluyor mu? Çevrimiçi sorgu modelinde her doğrulama, düzenleyiciye "şu belge şu anda şurada kullanılıyor" bilgisini sızdırır. Literatürde buna "eve haber verme" (phone home) denir. Durum listesi modelinde ise düzenleyici kimin nerede doğrulandığını bilmez. Bu tek tasarım tercihi, bir cüzdanı belge taşıyıcısından hareket kaydedicisine dönüştürmeye yeter.

Adım 7: Kayıt ve pano

İyi bir tasarımda her işlemin kaydı kullanıcının cihazında tutulur; kullanıcı hangi kuruma hangi veriyi ne zaman verdiğini bir panodan görür, isterse veri silme talebini oradan gönderir, şüpheli bir isteği veri koruma kurumuna oradan şikayet eder. AB uygulama kuralları bunu zorunlu kılıyor. Kötü bir tasarımda kayıtlar merkezde toplanır ve kullanıcı değil kurum görür.

Bağlanabilirlik sorunu

Seçici ifşa, her şeyi çözmez. Aynı belge iki farklı yere sunulduğunda, belgenin imzası, cihazın açık anahtarı ya da özet değerleri her iki sunumda da aynıysa, bu iki doğrulayıcı (ya da doğrulayıcıyla düzenleyici) bir araya geldiğinde aynı kişiyi tanıyabilir. Buna bağlanabilirlik (linkability) denir. Danimarkalı kriptograf Søren Eller Thomsen, AB'nin ilk uygulama taslağına yazdığı geri bildirimde bu sorunu ayrıntılı biçimde gösterdi (Partisia):

  • Bugünkü standartlarda kullanılan ECDSA imzaları, sunumlar arasında sabit tanımlayıcı gibi çalışır.
  • Çözüm olarak her belgeden çok sayıda tek kullanımlık kopya düzenlemek (toplu düzenleme, batch issuance) doğrulayıcıların kendi aralarındaki eşleştirmeyi zorlaştırır, ama düzenleyici ile doğrulayıcı iş birliği yaparsa izlemeyi engellemez.
  • BBS+ gibi sıfır bilgi kanıtına dayalı imza şemaları gerçek izlenemezlik sağlayabilir, ama telefonların güvenli donanımları bugün bu matematiği desteklemiyor.

Google'ın açık kaynak yayımladığı Longfellow ZK gibi kütüphaneler, mevcut ECDSA imzalarının üzerine sıfır bilgi kanıtı kurarak bu açığı kapatmaya çalışıyor. AB'nin Nisan 2026'da "teknik olarak hazır" ilan ettiği yaş doğrulama uygulaması da sıfır bilgi tarzı bir kanıtla, doğrulayıcıya yalnızca evet ya da hayır yanıtı veriyor (Mobile ID World). Yani teknik olarak izlenemez bir cüzdan bugün mümkün; bunun yapılıp yapılmaması bir tercih.


Üç Mimari, Üç Ayrı Dünya

Türk İnternet yazısı üç olası mimariden söz ediyor: merkezi, cihaz tabanlı ve karma. Farkları somutlaştıralım:

SoruMerkezi modelCihaz tabanlı modelKarma model
Belge nerede durur?Sunucuda; telefon yalnızca ekranTelefonda, imzalı belge olarakBelge telefonda, doğrulama ve kayıtlar katmanlara bölünmüş
Devlet her doğrulamayı görür mü?Evet, her işlem sunucudan geçerTasarıma bağlı; durum listesiyle görmezTasarıma bağlı; genelde kısmen görür
Büyük bir sızıntıda ne olur?Tüm kayıtlar ve hareket geçmişi birlikte risk altındaTek tek cihazlar risk altında, toplu hareket geçmişi yokKayıt katmanı sızarsa hareket geçmişi risk altında
İnternet ya da sunucu kesilirse?Kimlik çalışmazYüz yüze doğrulama çalışmaya devam ederKısmen çalışır
Telefon kaybolursa?Yeni cihazdan giriş yeterliBelgelerin yeniden düzenlenmesi gerekirYedekleme politikasına bağlı
Kullanıcının denetimiDüşükYüksekOrta
Devletin denetimiYüksekDüşük, ama güven listesi yine devletteYüksek

Türkiye'nin e-Devlet geleneği merkezi bir gelenektir: belge, barkodlu bir PDF olarak merkezden üretilir, doğrulayan barkodu yine merkeze sorar. Bu, her doğrulamanın merkezde iz bırakması demektir. "Cüzdan" adı, bu geleneğin değiştiğini göstermez. Belgeyi telefona koyup her doğrulamada merkeze soran bir uygulama da cüzdan olarak adlandırılabilir.


Diploma Örneği: Çöp Girerse İmzalı Çöp Çıkar

Pilotun ilk belgelerinden biri diploma. Gerekçe olarak sahteciliğe karşı mücadele gösteriliyor. Bu noktada geçen yıl yaşananları hatırlamak gerekiyor.

Ağustos 2025'te İçişleri Bakanlığı, e-Devlet sistemine girilerek bakanlık, üniversite ve düzenleyici kurum yetkililerinin e-imzalarının hileli yollarla ele geçirildiği bir ağı açıkladı. Yaklaşık 200 kişi gözaltına alındı; en az 57 sahte diploma ve 108 sahte ehliyet ortaya çıktı. BTK önce 35, sonra 9 sahte e-imzayı daha iptal etti (Global Voices). İddianameye yansıyan bir örnekte, 16 Ağustos 2024'te saat 17.20'de bir üniversitenin sistemine girilmiş, öğrenci işleri daire başkanının e-imzası kopyalanmış, 2004 mezunu birinin kaydındaki ad ve kimlik numarası değiştirilmiş; saat 17.49'da sahte kayıt e-Devlet'te geçerli bir belge olarak görüntülenmiş. Toplam süre: 29 dakika (Yeni Birlik).

Bu olay bize şunu öğretiyor: sahte diploma, sahte bir belge değildi; gerçek sistemde, gerçek imzayla üretilmiş sahte bir kayıttı. Bir dijital cüzdan bu kaydı alır ve kriptografik olarak kusursuz bir biçimde telefona yerleştirir. Doğrulayıcı imzayı kontrol eder ve geçerli bulur. Cüzdan, kaynağın doğruluğunu değil, kaynaktan çıktıktan sonra değiştirilmediğini kanıtlar.

Yani diploma sahteciliğinin çözümü cüzdan değil, şunlardır:

  • düzenleyici kurumlarda imza anahtarlarının donanım güvenlik modüllerinde tutulması ve tek kişinin yetkisine bırakılmaması,
  • kayıt değişikliklerinin değiştirilemez, bağımsız denetlenebilir bir iz bırakması,
  • yetkili hesaplara erişimin çok faktörlü ve kayıtlı olması,
  • açıkları bildirenlerin cezalandırılması değil ödüllendirilmesi.

Bunlar yapılmadan diplomayı cüzdana koymak, sorunu çözmez, sorunu daha güvenilir görünür hale getirir.


Dünyadan Dersler

Avrupa Birliği: İlke güçlü, uygulama tartışmalı

AB, Mayıs 2024'te yürürlüğe giren 2024/1183 sayılı Tüzük ile her üye devletin 2026 sonuna kadar en az bir cüzdan sunmasını zorunlu kıldı. Özel sektörde güçlü kimlik doğrulama gerektiren kurumlar ve çok büyük çevrimiçi platformlar 2027 sonuna kadar cüzdanı kabul etmek zorunda (Wikipedia). Tüzük kullanımı gönüllü tutuyor, cüzdanı kullanmayanlara ayrımcılığı yasaklıyor, izleme ve profillemeyi engellemeyi ilke olarak yazıyor. Ama takvim kaymış durumda: Ekim 2026 itibarıyla pek çok üye devletin son tarihi kaçıracağı konuşuluyor; Almanya'nın cüzdanı Ocak 2027'yi, Romanya'nınki yine Ocak 2027'yi hedefliyor (eID Easy). Mahremiyet tarafında ise yukarıda anlattığımız bağlanabilirlik ve aşırı kimliklendirme tartışmaları sürüyor.

Çin: Platform görmesin, devlet görsün

Çin'in "Ulusal Ağ Kimlik Doğrulama" sistemi 15 Temmuz 2025'te yürürlüğe girdi. Kullanıcı kimlik kartını NFC ile okutuyor, yüz tanımadan geçiyor ve rastgele harf ve rakamlardan oluşan bir "ağ kimliği" alıyor. Platformlar gerçek adı ve kimlik numarasını görmüyor; devlet görüyor. Sistem kağıt üzerinde gönüllü, ama bazı yerel uygulamalar başka giriş yollarını kaldırarak pratikte alternatifleri daraltıyor (Wikipedia, ARTICLE 19).

Bu örnek, "platforma veri gitmiyor" cümlesinin tek başına bir mahremiyet güvencesi olmadığını gösteriyor. Veri şirkete değil devlete akıyorsa, sorun ortadan kalkmaz, el değiştirir. Bugün Türkiye'de başlayan yaş jetonunu değerlendirirken sorulması gereken soru tam olarak budur.

Hindistan: Ölçek, dışlanma ve sızıntı

Hindistan'ın Aadhaar sistemi bir milyardan fazla kişinin biyometrik kaydını tutuyor. Sistemin bilançosunda iki kalem öne çıkıyor. Birincisi dışlanma: parmak izi okunmadığı, bağlantı kurulamadığı ya da kayıt eşleşmediği için yoksul ailelerin gıda yardımından düştüğü vakalar, açlık ölümleriyle anılan bir tartışmaya dönüştü (Noema). İkincisi sızıntı: 2023'te 815 milyon kişinin kayıtlarının satışa çıkarıldığı iddia edildi. Bir kimlik sistemi hizmete erişimin tek kapısı olduğunda, sistemin her hatası en yoksulun önündeki kapıyı kapatır.

Kenya: Etki değerlendirmesi olmadan olmaz

Kenya Yüksek Mahkemesi Ekim 2021'de Huduma Namba dijital kimlik projesinin, kişisel veri koruma etki değerlendirmesi yapılmadan uygulamaya konduğu için hukuka aykırı olduğuna karar verdi; benzer bir itiraz sonraki Maisha Namba projesi için de gündeme geldi (Amnesty Kanada, Bowmans). Ders açık: etki değerlendirmesi bir formalite değil, bir hukuki ön koşuldur ve kamuya açık olmalıdır.

Estonya: En iyisinde bile çip açığı

Dijital kimliğin vitrin ülkesi Estonya'da 2017'de, kimlik kartlarındaki bir çip üreticisinin anahtar üretim kütüphanesinde ciddi bir açık bulundu; yaklaşık 750 bin kartın sertifikası askıya alınıp yenilenmek zorunda kalındı. En iyi tasarım bile tek bir tedarikçinin hatasıyla sarsılabilir. Bu yüzden kaynak kodun açık olması ve bağımsız güvenlik araştırmacılarının sistemi inceleyebilmesi lüks değil, zorunluluktur.

İngiltere: Geri adım

İngiltere hükümeti Eylül 2025'te işe girişte zorunlu olacak bir dijital kimlik planı açıklamış, yoğun itirazlarla karşılaşmıştı. Önce zorunluluk yumuşatıldı, ardından Temmuz 2026'da ulusal kimlik şemasının hayata geçirilmeyeceği doğrulandı (Full Fact). Kamuoyu tepkisi, mimari kararları gerçekten değiştirebiliyor.

ÜlkeNe kurdu?Temel ders
ABGönüllü, seçici ifşalı, çok sağlayıcılı cüzdanİlke metinde güçlü, uygulamada boşluklar mücadeleyle kapanıyor
ÇinDevletin gördüğü, platformun görmediği ağ kimliği"Platforma gitmiyor" bir güvence değildir
HindistanBiyometrik merkezi kimlikZorunlu tek kapı en yoksulu dışlar, sızıntı tüm nüfusu vurur
KenyaMerkezi dijital kimlikEtki değerlendirmesi hukuki ön koşuldur
EstonyaÇipli kart ve dijital kimlikAçık kod ve bağımsız denetim zorunludur
İngiltereZorunlu planı geri çektiKamusal tepki mimariyi değiştirebilir

Sınıfsal Okuma: Kimlik Neyin Kaydıdır?

Kimlik belgesinin tarihi, sanıldığı gibi vatandaşa hizmetin tarihi değildir. Engels Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni'nde devleti eski toplumsal örgütlenmeden ayıran ilk özelliği, halkın soy bağına göre değil toprak parçasına göre bölünmesi, yani kayda geçirilmesi olarak tanımlar. Nüfus sayımı, vergi defteri ve askerlik yoklaması kimliğin ilk biçimleridir. Osmanlı'da tahrir defterleri, sonra nüfus tezkeresi; Çarlık Rusyası'nda köylünün köyünden çıkmasını denetleyen iç pasaport; Güney Afrika'da apartheid'in siyah işçiye taşıttığı ve polisin her an sorabildiği geçiş defterleri; Çin'de bugün de iç göçü düzenleyen hane kaydı. Bu örneklerin ortak noktası şudur: kimlik belgesi, emek gücünün nerede, kimin için ve hangi koşullarda çalışabileceğini denetlemenin aracı olmuştur.

Bu, kimlik belgesinin yalnızca baskı aracı olduğu anlamına gelmez. Kayıt, aynı zamanda hak sahibi olmanın da koşuludur: emekli maaşı, sağlık güvencesi, oy hakkı kaydı olana işler. İşçi sınıfının yüz elli yıllık mücadelesi, kaydı baskının değil hakkın aracı haline getirme mücadelesidir. Soru, kaydın olup olmaması değil, kaydın kimin elinde, kimin denetiminde ve kimin yararına işlediğidir.

Dijital cüzdan bu tarihsel ilişkide nitel bir değişiklik yaratma kapasitesi taşır. Kağıt kimlik ara sıra gösterilir ve iz bırakmaz. Dijital kimlik her işlemde, her girişte, her doğrulamada kullanılabilir ve kayıt bırakabilir. Belge taşıma eylemi, sürekli bir doğrulanma haline dönüşür. Bu durumda üç sınıfsal soru belirginleşir.

Kimin elinde? İlk denekler emekçiler ve öğrenciler

Pilotun öncelikli kullanıcıları kamu çalışanları, test yeri bir üniversite, senaryolar kampüs giriş çıkışı, sınav kontrolü ve personel yetkilendirmesi. Yani cüzdanın ilk işlevi, işyerinde ve okulda kimin nereye ne zaman girdiğinin kaydı olacak. Astor'daki çipli takip sistemini anlatırken boyundaki kartın bir hareket kaydedicisine nasıl dönüştüğünü ayrıntılarıyla incelemiştik. Kamu kurumunda ve kampüste bunun devlet eliyle, kimlik belgesi düzeyinde kurulması, gözetimi "güvenlik" adı altında olağanlaştırır.

Türkiye'de kamu çalışanlarının kimlik ve sicil kayıtlarının nasıl kullanılabileceğine dair yakın bir deneyim de var. 2016 sonrasında olağanüstü hal kararnameleriyle ihraç edilen on binlerce kamu emekçisi, yalnızca işinden olmadı; pasaportları iptal edildi, sosyal güvenlik kayıtlarındaki işten çıkış kodları özel sektörde iş bulmalarının önünde fiili bir engele dönüştü. Kimlik verisi ile istihdam ve diploma verisi tek bir doğrulama altyapısında birleştiğinde, böyle bir kara listenin uygulanması bir yazışma meselesi olmaktan çıkar, otomatik hale gelir. Bu yüzden diplomanın, mesleki yeterliliğin ve kimliğin aynı cüzdanda, aynı kurumun güven listesine bağlı olarak tutulması, emek piyasasında kimin hangi işi yapabileceğine dair kararı da bu altyapının içine yerleştirir.

Kimin denetiminde? Güvenlik kurumu ve iki tekel

Yukarıda gördük: altyapıyı yöneten kurum bir güvenlik kurumu, cihaz bütünlüğünü onaylayan şirketler Google ve Apple. Kullanıcının denetimi, uygulamanın ona sunduğu "onaylıyor musunuz?" düğmesiyle sınırlı. Gerçek denetim üç yerde toplanır: güven listesini tutanda, kayıtları saklayanda ve telefonun işletim sistemini kontrol edende. Üçü de kullanıcı değil. Akıllı gözlükleri ve işyerinde yapay zekayı yazarken vardığımız sonuç burada da geçerli: denetim, verinin aktığı yönü belirleyenin elindedir.

Kimin yararına? Doğrulama maliyetinin kamulaştırılması

Cüzdanın en büyük ekonomik yararlanıcılarından biri bankalar, ödeme kuruluşları, platformlar ve büyük işverenlerdir. Bugün müşterisinin kimliğini doğrulamak için para harcayan her şirket (uzaktan kimlik tespiti, belge kontrolü, kara para aklama taraması) bu maliyeti devletin altyapısına devredebilecek. AB'de cüzdan kabulü özel sektör için bir yükümlülük olarak tanımlandı; Türkiye'de ise bu ilişkinin koşulları açıklanmadı. Kimliğin doğrulanması bir kamu hizmetine dönüşürken, o hizmetten ticari değer üreten şirketlerin bu altyapıya hangi koşullarla, hangi ücretle, hangi veri sınırlarıyla erişeceği bir mülkiyet sorusudur. Toplumun ortak altyapısı kurulurken, kullanım hakları sermayeye bedelsiz ya da sınırsız açılırsa, kamusal yatırım özel birikimin girdisine dönüşür. Ortak ürünün ortak mülk olmadan ortak olmayacağını yazarken söylediğimiz şey, dijital kimlik altyapısı için de geçerlidir.

Bir de şu var: e-Devlet Kapısı'nın "ortak ödeme" ve "kimlik doğrulama" ile bütünleşmesi, kimliği ödeme altyapısına yaklaştırıyor. AB cüzdanı da güçlü müşteri doğrulaması ve ödemeleri hedefliyor. Kimlik, ödeme ve kamu hizmeti tek bir uygulamada birleştiğinde, bir kişinin bu uygulamadan dışlanması, ekonomik hayattan dışlanmasına yakınlaşır.


Ne İstemeliyiz?

Bizim tavrımız dijitalleşmeye karşı çıkmak değil. Bir sınıf örgütü, işçinin diplomasını cebinde taşıyabilmesini, belgesini her seferinde kuyrukta beklemeden gösterebilmesini, verisinin kime gittiğini görebilmesini ister. Ama bunun koşulları vardır. Pilot öncesinde kamusal tartışmaya sokulması gereken talepleri şöyle sıralayabiliriz:

Mimari güvenceler

  1. Eve haber vermeme: Düzenleyici kurum, belgenin nerede ve ne zaman doğrulandığını öğrenmemeli. İptal kontrolü durum listesiyle yapılmalı.
  2. İzlenemezlik: Aynı belgenin farklı yerlerde sunumu birbirine bağlanamamalı. Toplu düzenleme asgari koşul, sıfır bilgi kanıtı hedef olmalı.
  3. Asgari veri: "Yaşı 18'den büyük mü?" sorusuna doğum tarihi değil evet ya da hayır gitmeli. Kimlik numarası, yasayla zorunlu olmadıkça hiçbir doğrulayıcıya gitmemeli.
  4. Doğrulayıcı kaydı zorunlu: Her doğrulayıcı hangi veriyi hangi amaçla isteyebileceğini önceden kaydettirmeli, bu kayıt kamuya açık olmalı, cüzdan kayıtsız istekleri reddetmeli.
  5. Biyometri cihazda kalmalı: Yüz eşleme telefonda yapılmalı, biyometrik şablon merkeze gönderilmemeli ve saklanmamalı.
  6. Kayıtlar kullanıcıda: İşlem geçmişi cihazda tutulmalı, kullanıcı panodan görebilmeli, silme ve şikayet hakkını oradan kullanabilmeli.
  7. Tekellere bağımlılık yok: Cihaz bütünlüğü yalnızca Google ve Apple'ın onayına bağlanmamalı; özgür yazılım tabanlı cihazlar ve fiziksel kart her zaman bir alternatif olarak kalmalı.

Kurumsal güvenceler

  1. Açık kaynak ve açık standart: Cüzdan uygulamasının, düzenleyici ve doğrulayıcı bileşenlerinin kaynak kodu yayımlanmalı, uluslararası açık standartlar kullanılmalı.
  2. Kamuya açık etki değerlendirmesi: Pilot başlamadan önce kişisel veri etki değerlendirmesi ve tehdit modeli yayımlanmalı.
  3. Bağımsız denetim: Denetim, işi yürüten kurumdan bağımsız akademisyenler, meslek odaları ve sivil toplumla birlikte yapılmalı; pilot sonunda ayrıntılı bir teknik rapor kamuoyuyla paylaşılmalı.
  4. Açık bildirene ödül, ceza değil: Güvenlik açığı bildiren araştırmacılar ve sızıntıyı haber yapan gazeteciler cezai risk altında olmamalı; bunun için 7545 sayılı Kanun'daki ilgili hüküm değiştirilmeli.

Hukuki ve toplumsal güvenceler

  1. Zorunluluk yok: Cüzdan hiçbir kamu hizmeti, işe giriş ya da eğitim hakkı için zorunlu olmamalı. Fiziksel kimlik ve kağıt süreçler her zaman geçerli kalmalı.
  2. İşyerinde rıza değil toplu pazarlık: Kamu çalışanları için cüzdanın işyerinde kullanımı tek taraflı bir idari kararla değil, sendikaların taraf olduğu bir düzenlemeyle belirlenmeli. Giriş çıkış ve yetkilendirme kayıtlarının disiplin ve performans değerlendirmesinde kullanılması yasaklanmalı.
  3. Dışlanmaya karşı güvence: Akıllı telefonu olmayan, dijital okuryazarlığı sınırlı, yaşlı, engelli, göçmen herkes için eşdeğer erişim yolu yasayla güvenceye alınmalı.
  4. Amaç sınırlaması yasayla: Cüzdan verilerinin kolluk, istihbarat ve ortak veri alanı ya da yapay zeka eğitimi için kullanılmasının koşulları kanunla, açık ve dar biçimde sınırlanmalı.

Somut Görevler

Bilişim emekçileri için:

  • Pilot süreci başladığında yayımlanacak her teknik belgeyi, uygulama paketini ve ağ trafiğini incelemek; bulguları sorumlu bildirim ilkeleriyle ve kamuoyuna anlaşılır bir dille paylaşmak.
  • Yaş jetonu kılavuzu yayımlandığında, jetonun platformlar arasında bağlanabilir olup olmadığını ve e-Devlet'in hangi platform için jeton üretildiğini kaydedip kaydetmediğini analiz etmek.
  • Meslek odaları ve bilişim sendikası çatısı altında bir "dijital kimlik teknik izleme grubu" kurmak.

Kamu emekçileri ve sendikaları için:

  • Pilot kurumda cüzdan kullanımının gönüllü olup olmadığını, verilerin disiplin ve performans süreçlerinde kullanılıp kullanılmayacağını yazılı olarak sormak.
  • Toplu sözleşme ve kurum idari kurulu gündemlerine işyerinde dijital kimlik ve giriş çıkış verisinin kullanım sınırlarını taşımak.

Öğrenciler ve akademisyenler için:

  • Pilot üniversite açıklandığında, kampüs giriş çıkışı ve sınav kontrolü verilerinin kim tarafından, ne süreyle tutulacağını öğrenci temsilcilikleri ve akademik kurullar aracılığıyla sormak.
  • Üniversitelerin bilgisayar mühendisliği, hukuk ve sosyoloji bölümlerinde pilotun bağımsız değerlendirmesini yapacak çalışma grupları oluşturmak.

Hukukçular ve veri koruma alanında çalışanlar için:

  • Kişisel Verileri Koruma Kurumu'na pilot için etki değerlendirmesi yapılıp yapılmadığını soran başvurular hazırlamak.
  • Bilgi edinme hakkı kapsamında, pilotun hukuki dayanağını, teknik şartnamesini ve yazılımı geliştiren kurum ya da şirket bilgisini talep etmek.

Hepimiz için:

  • Bugün başlayan yaş doğrulamasında yalnızca resmi e-Devlet sitesini ve uygulamasını kullanmak, "hesabınız kapanacak" bağlantılarına itibar etmemek. Dolandırıcılık, her yeni doğrulama zorunluluğunun ilk yan ürünüdür.
  • Bu yazıyı ve benzerlerini, teknik bir konu olarak değil, işyerinde, okulda ve sokakta kimin ne zaman nerede olduğunu kimin bileceğine dair bir hak tartışması olarak yaymak.

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Kimlik kartınızı bugüne kadar cüzdanınızda taşıdınız ve onu ancak birisi istediğinde gösterdiniz. Gösterdiğinizde de geride bir kayıt kalmadı. Telefona taşınan kimlik bu dengeyi değiştirebilir. Değiştirip değiştirmeyeceği, birkaç teknik tercihe bağlı: doğrulama merkeze haber verecek mi, kayıtlar kimde duracak, istenen veri sınırlanacak mı, kullanmak zorunlu olacak mı?

Bu tercihlerin hepsi bugün, prototip aşamasında yapılıyor. Bir yıl sonra, sistem otuz milyon kişinin telefonunda çalışırken bu kararları değiştirmek çok daha zor olacak. O yüzden şimdi soruyoruz: Bu cüzdan kimin elinde, kimin denetiminde, kimin yararına olacak?

Teknoloji, ne kendiliğinden özgürleştirir ne de kendiliğinden köleleştirir. Aynı kriptografi hem izlenemez bir yaş kanıtı üretebilir hem de her girişinizi kaydeden bir defter tutabilir. Hangisinin kurulacağını, onu tasarlayanların önceliklerini kimin belirlediği tayin eder. Bu önceliği bir güvenlik kurumunun ve iki teknoloji tekelinin değil, emekçilerin, öğrencilerin ve toplumun belirlemesi için örgütlü olmak, soru sormak ve yanıtların kamuya açık olmasını talep etmek zorundayız.

Makine yeni, zincir eski. Ama zincirin hangi halkasının nerede kırılacağını bilmek, artık teknik bilgiyi sınıf bilinciyle birleştirebilenlerin elinde. Cüzdan bizim olacaksa, anahtar da bizde olmalı.


Kaynaklar

Türkiye: tedbir, kurum ve altyapı
Dünya ve teknik
Bağlantılı yazılarımız

Bu yazı CC BY-SA 4.0 lisansıyla yayımlanmıştır.

İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği