Otuz Bir Puan: İnternette Özgürlük 2026 Raporu ve Kimliğe Bağlanan Ekran
Freedom House Türkiye'yi yine "Özgür Değil" sayıyor; 1 Kasım'da başlayan e-Devlet doğrulaması ise raporun ancak kenarından gördüğü kapıyı açıyor

Kısaca: Ne oldu, ne diyoruz?
Freedom House, 22 Ekim 2026'da İnternette Özgürlük 2026 (Freedom on the Net 2026) raporunu yayımladı. Rapor Haziran 2025 – Mayıs 2026 dönemini kapsıyor ve 38 ülkeyi 100 puanlık ölçekle değerlendiriyor.
Türkiye ile ilgili sonuç:
- Toplam puan 100 üzerinden 31. Geçen yılla aynı. Kategori yine "Özgür Değil".
- Alt puanlar: Erişim engelleri 25 üzerinden 14; içerik sınırlamaları 35 üzerinden 10; kullanıcı hakları ihlalleri 40 üzerinden 7.
- Avrupa'da sonuncu. Kendinden önceki Sırbistan'ın (66) 35 puan gerisinde; Türkiye hariç Avrupa ortalaması 75.
- Puan neden sabit? Deprem bölgesinde bağlantı onarıldı, altyapı puanı 1 arttı; gazetecilere saldırılar arttı, "yıldırma ve şiddet" puanı 1 düştü. Biri ötekini sıfırladı.
- Raporun Türkiye için en dikkat çekici cümlesi: 15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren düzenleme, yaş doğrulamasını yalnızca e-Devlet üzerinden yaparak sosyal medya hesaplarını fiilen gerçek kimliğe bağlıyor. Freedom House bunu Çin'in "çocuğu koruma" diliyle getirdiği gerçek isim zorunluluğuna benzetiyor.
Bizim üç tezimiz var:
- Otuz bir puanın asıl haberi sabitlik değil, bileşim. Kablo iyileşiyor, kullanıcı hakları dipte. Teknik erişim ile siyasal denetim birlikte büyüyor. Bu bir çelişki değil, aynı sürecin iki yüzü: ağ ne kadar yaygınsa denetim o kadar karlı.
- Sansürün kimi hedeflediğine bakınca sınıf görünüyor. Engellenenler gazeteciler, kadın örgütleri, sendikalar, ekonomistler. Yani krizi, sömürüyü ve şiddeti kayda geçirenler.
- 4 gün sonra, 1 Kasım'da başlayan e-Devlet doğrulaması sansürü "içerik engelleme" aşamasından "kimlik kaydı" aşamasına taşıyor. Sorun artık yalnızca neyin söylendiği değil, kimin söylediğinin kalıcı olarak devletin elinde olması.
Aşağıda bunları ayrıntılı açıyoruz. Önce raporu okuyoruz, sonra raporun dışında kalanı, sonra sınıfsal okumayı, en sonda yapılacak işleri.
Sevgili Genç Yoldaşlar,
Bu yazıyı bir puan tablosu olarak değil, her gün elinizde tuttuğunuz cihazın kimin elinde, kimin denetiminde, kimin yararına çalıştığını anlatan bir harita olarak okuyun. Otuz bir puan sizin ekranınızın puanı.
Raporun söyledikleri
Puanın anatomisi
Freedom House ülkeleri üç ana başlıkta, toplam 21 göstergeyle ölçüyor. Türkiye'nin tablosu şöyle:
| Başlık | Türkiye | Azami | Oran |
|---|---|---|---|
| Erişim engelleri (altyapı, bant daraltma, piyasa yapısı, düzenleyici bağımsızlığı) | 14 | 25 | %56 |
| İçerik sınırlamaları (engelleme, kaldırma, öz-sansür, dezenformasyon) | 10 | 35 | %29 |
| Kullanıcı hakları ihlalleri (yasal çerçeve, kovuşturma, gözetim, saldırılar) | 7 | 40 | %17,5 |
| Toplam | 31 | 100 |
Oranlar tek başına çok şey söylüyor: Türkiye'de kablo var, söz yok. Erişim başlığında puanın yarısından fazlası korunurken kullanıcı hakları başlığında puanın beşte biri bile kalmamış. Avrupa'nın en düşük kullanıcı hakları puanı bu.
Puan neden kıpırdamadı?
Bu yıl iki gösterge değişti ve birbirini dengeledi:
- Altyapı göstergesi 5'ten 6'ya çıktı. 6 Şubat 2023 depremlerinde çöken bağlantı büyük ölçüde onarıldı.
- Gazetecilere yönelik yıldırma göstergesi 2'den 1'e düştü. Rapor iki olayı örnek veriyor: Ekim 2025'te Elazığ'da gazeteci Nafiz Koca'ya silahlı saldırı, Ocak 2026'da Eskişehir'de gazeteci Hakkı Sağlam'a fiziksel saldırı (ANKA).
Yani bir yanda baz istasyonu yeniden dikildi, öbür yanda gazeteci yere serildi. Tablo "değişmedi" diyor, hayat ise iki yönde birden değişti.
Raporun saydığı başlıca olaylar
- Bant daraltma. Muhalefet eylemleri sırasında sosyal medya yavaşlatıldı. Dönemin en somut örneği 7-8 Eylül 2025: CHP İstanbul İl Başkanlığı'na polis ablukası ve partinin miting çağrısı sonrasında X, Instagram, YouTube, TikTok, Facebook ve WhatsApp'a erişim birden fazla ağda kısıtlandı (Evrensel, Medyascope).
- Engelleme ve kaldırma. Çok sayıda internet sitesi için erişim engeli ve içerik kaldırma kararı verildi.
- Paylaşım yüzünden yargılama. Gazeteciler, aktivistler ve sıradan kullanıcılar çevrimiçi paylaşımları nedeniyle soruşturuldu ve yargılandı. Raporun ana metni açık konuşuyor: Türkiye'de insanlar çevrimiçi ifadeleri nedeniyle, özellikle Cumhurbaşkanı'nı eleştirdikleri için, "rutin olarak" gözaltına alınıp hapsediliyor (FOTN 2026, s. 9).
- Dezenformasyon. Hükümet yanlısı yalanlar örgütlü trol ağlarıyla yayılmaya devam etti.
Dünya tablosu: 16. yıl üst üste gerileme
- 38 ülkeden 16'sında durum kötüleşti, 8'inde iyileşti. Küresel internet özgürlüğü üst üste 16. yıl geriledi.
- Yılın en büyük düşüşü İran'da: yaklaşık 88 gün süren ülke çapında kesinti, raporun tarihindeki en uzunu.
- En alttakiler Çin, Myanmar ve İran (9'ar puan); en üstteki Estonya (91).
- Raporun ana başlıklarından biri yaş doğrulama: Haziran 2026 itibarıyla 38 ülkenin 10'unda sosyal medya ya da benzeri içerik için yaş doğrulama yasası önerilmiş, kabul edilmiş ya da uygulamaya girmiş. Avustralya ve Endonezya 16 yaş altına sosyal medyayı yasakladı (basın bülteni).
Türkiye 38 ülkelik listede Nikaragua (36) ile Etiyopya (30) arasında, 13 "Özgür Değil" ülkeden biri.
Raporun dönemi kapandıktan sonra: Eylül 2026'nın "dijital sıkıyönetimi"
Rapor 31 Mayıs 2026'da kapanıyor. Oysa asıl sıçrama sonra geldi. İfade Özgürlüğü Derneği'nin (İFÖD) verilerine göre (soL):
- Yalnızca 1-30 Eylül 2026'da en az 1.270 X hesabı Türkiye'den erişime kapatıldı. 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesiyle 2025'in tamamında engellenen hesap sayısı 995'ti. Bir ay, bir yılı geçti.
- Engellenenlerin 941'i ayın ikinci yarısında geldi.
- Takipçi bilgisine ulaşılabilen 1.227 hesabın toplam takipçisi 35 milyonu aşıyor; 70 hesabın 100 binden, 10 hesabın 500 binden fazla takipçisi var.
- Engellerin yaklaşık %90'ını X'in kendisi "Türkiye'den görünmez" kıldı.
- Ekim'in ilk günü, bu engellemeleri kayda geçiren EngelliWeb'in kendi X hesabı da erişime kapatıldı (Evrensel, Medyascope). Sansürü sayan sayaç da sansürlendi.
İFÖD'ün listesindeki adlara bakmak yeterli: gazeteciler (Erk Acarer, Naz Yavuzarslan, Canan Kaya, Meral Danyıldız, İrem Afşin ve diğerleri), yayın kuruluşları (Kısa Dalga, soL Haber, Mezopotamya Ajansı, JinNews, Kaos GL Haber), ekonomistler (Veysel Ulusoy, İnan Mutlu, Emre Şirin), örgütler (Uluslararası Af Örgütü Türkiye, MLSA, Barış Akademisyenleri, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Türkiye Psikiyatri Derneği), bir sendika (Umut-Sen) ve işçi hakları savunucuları.
Bu dalgayı daha önce Müstehcenlikten Milli Güvenliğe: 48 Saatte Bir Sansür Dalgasının Anatomisi yazısında başlangıç noktasından izlemiştik. Rapordaki 31 puan bu tabloyu henüz içermiyor; gelecek yılın raporu muhtemelen daha düşük bir sayıyla gelecek.
Raporun ancak kenarından gördüğü kapı: 1 Kasım ve e-Devlet
Takvim
- Nisan 2026: TBMM, 15 yaş altına sosyal medyayı yasaklayan düzenlemeyi kabul etti. Aynı torba yasada doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya, babalık izninin 5 günden 10 güne çıkması da var (NTV). Yani yasağı eleştirmek, doğum iznini eleştirmek gibi gösterilebilecek bir paket.
- 10 Ekim 2026: Uygulama ayrıntılarını belirleyen yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlandı.
- 1 Kasım 2026: Yönetmelik yürürlüğe giriyor. Yeni hesaplar e-Devlet üzerinden doğrulanacak.
- 31 Mart 2027: Platformlar doğrulanmamış mevcut hesapları en az bir kez doğrulamak zorunda. 15 yaş altına ait olduğu belirlenen hesaplar kapatılacak (Foreks, Politikam).
Nasıl çalışacak?
Yönetmeliğe göre kullanıcı e-Devlet Kapısı'na yönlendiriliyor, orada bir doğrulama "jetonu" (token) üretiliyor, platform bu jetonla yalnızca "15 yaş üstü mü, değil mi" bilgisini alıyor. Resmi söylem şu: başka kişisel veri aktarılmıyor.
Kağıt üzerinde makul görünen bu tasarımın teknik olarak gözden kaçan tarafını açalım:
- Platform az şey öğreniyor, devlet çok şey. Jeton platforma "evet/hayır" söylüyor olabilir. Ama jetonu üreten taraf, yani e-Devlet, hangi T.C. kimlik numarasının, hangi tarihte, hangi platform için doğrulama istediğini görüyor. Bu bilgi kaydedilirse devlet, kimin hangi sosyal ağda hesap açtığının listesine sahip olur. Yönetmelik özetlerinde bu kayıtların tutulup tutulmayacağına, ne kadar saklanacağına dair açık bir hüküm görünmüyor.
- Jeton ile hesap arasındaki bağ. Jeton hesap açılışında kullanılıyorsa, platform tarafında o hesabın "e-Devlet ile doğrulanmış" olduğu bilgisi kalıyor. Bir soruşturmada platformdan "bu hesabın doğrulama jetonu" istenip e-Devlet kaydıyla eşleştirildiğinde anonimlik biter. Freedom House'un "hesapları fiilen gerçek isme bağlıyor" saptaması bu.
- Mevcut hesaplar da kapsamda. Mesele çocukların yeni hesap açması değil. 31 Mart 2027'ye kadar doğrulanmamış hesaplar da en az bir kez doğrulanacak. Platformların "şüphe" durumunda yeniden doğrulama isteme yetkisi de var. Pratikte herkes doğrulamaya zorlanabilir.
- Yaptırım 5651'e bağlanıyor. Uymayan platforma ağır para cezası ve bant daraltma. Yani uyum sağlamayan platformun kullanıcıları cezalandırılıyor.
Dünyada nasıl gidiyor?
Freedom House'un derlediği iki veri ezber bozucu:
- Avustralya'daki 16 yaş altı yasağından sonra yaklaşık 5 milyon hesap silindi, ama ankete katılan 16 yaş altı çocukların %85'i sosyal medyayı kullanmaya devam ettiğini söyledi.
- Ekim 2025'te Discord'un bir yaş doğrulama tedarikçisindeki sızıntıda yaklaşık 70 bin kimlik fotoğrafının açığa çıkmış olabileceği bildirildi (Solidarity with Others).
Yani yaş doğrulaması çocuğu korumakta başarısız, büyüğün verisini toplamakta başarılı. Türkiye'de kişisel verinin nasıl korunduğunu KVKK'nın 80'ler akımı uyarısını yazarken konuşmuştuk: devlet veri tabanlarından sızan bilgilerin sorgu panellerinde satıldığı bir ülkede, her sosyal medya hesabını e-Devlet'ten geçirmek veriyi korumak değil, veriyi merkezileştirmektir.
Sınıfsal okuma
Bir: "Çocuğu koruma" kimin çocuğunu koruyor?
İSİG Meclisi'nin verilerine göre 2025-2026'da en az 95 çocuk iş cinayetinde hayatını kaybetti. MESEM'lerde 14 yaşındaki çocuklar haftada dört gün işyerinde. Aynı devlet bu çocukları korumak için fabrikaya müfettiş göndermiyor, ama ekranına e-Devlet koyuyor. Kimin Ailesi Güvende? yazısında söylediğimizi tekrar edelim: ahlaki panik, sınıfsal sorunları görünmez kılmanın en ucuz yoludur. Çocukların gerçek tehlikesi algoritma değil yalnızca; yoksulluk, çocuk emeği ve geleceksizlik. Bunların hiçbiri yaş doğrulamasıyla çözülmez.
Bu, sosyal medyanın çocuklar için zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Bağımlılık için tasarlanmış sonsuz kaydırma, kişiselleştirilmiş reklam ve kar için optimize edilmiş öneri motorları gerçek sorunlardır. Ama bunların kaynağı platform tekellerinin iş modelidir. Çözüm de iş modeline müdahaledir: reklam ve profilleme yasağı, algoritmanın kamusal denetimi, veri toplamanın sınırlanması. Yönetmelikteki 15-18 yaş için kişiselleştirilmiş reklam ve sonsuz kaydırma kısıtlaması doğru yönde bir adım; ama bu adım herkese neden uygulanmıyor? Çünkü platformların karına dokunmadan yalnızca kullanıcının kimliğine dokunmak, iki tarafın da işine geliyor.
İki: Sansürü kim uyguluyor? Devlet ve tekel aynı masada
Eylül'deki 1.270 hesabın %90'ını X'in kendisi gizledi. Bu ayrıntı önemli. Türkiye'de sansür artık yalnızca BTK'nın "erişim engeli" kararı değil; devletin talebiyle platform tekelinin kendi eliyle yaptığı bir iş. İzlenebilir bir mahkeme kararı yok çoğu zaman: İFÖD'ün tespitine göre 1.270 engelin yalnızca 115'inin hukuki dayanağı görülebiliyor. Kararlar yayımlanmıyor, engellenene tebliğ edilmiyor.
Bu bir iş bölümü:
| Devletin istediği | Platform tekelinin istediği |
|---|---|
| Muhalif sesin susması | Pazardan çıkarılmamak |
| Engellemenin hukuki izinin kalmaması | Reklam gelirinin sürmesi |
| Kimin ne yazdığının bilinmesi | Kimin ne yazdığının bilinmesi |
| Kimliğe bağlı hesap | Kimliğe bağlı hesap (daha değerli reklam profili) |
| Bant daraltma tehdidinin işe yaraması | 4 saatte uyum, maliyetsiz itaat |
Tablonun son üç satırı rastlantı değil. Kimliğe bağlı, gerçek isimli bir kullanıcı tabanı hem devlet için hem reklam piyasası için daha değerlidir. "Özgür ifade" söylemini en yüksek sesle kullanan platform sahiplerinin, ilk ciddi talepte hesapların %90'ını kendi eliyle kapatması bu yüzden şaşırtıcı değil. Bunu Palantir manifestosu ve Anthropic'in aktivist izleme haberi üzerine yazarken de görmüştük: tekelci kapitalizmde gözetim, devletle sermayenin ortak altyapısıdır.
Üç: Kimi susturuyorlar?
Engellenenlerin listesine yeniden bakalım: ekonomistler, kadın örgütleri, sendika, gazeteciler, hak örgütleri. Bunlar ortak bir işlev görüyor: krizin, sömürünün ve şiddetin kaydını tutuyorlar. Enflasyonun gerçek rakamını hesaplayan ekonomist, kadın cinayetlerini sayan platform, işçi hakkını savunan sendika, olayı yerinde kaydeden muhabir.
Sansür ilk bakışta "siyasi" görünür, ama neyin kaydının silindiğine bakınca sınıfsal içeriği açığa çıkar. Susturulan, emekçinin kendi durumunu bilmesini sağlayan bilgidir. Biz Susarsak yazısında basın emekçileri için söylediğimiz şey internetteki herkes için geçerli: haberi üretenin örgütsüzlüğü, haberin kaybolmasının ön koşuludur.
Dört: Bant daraltma, kararsız sansür
Bant daraltmanın özel bir işlevi var: arkasında yayımlanmış bir karar, itiraz edilecek bir makam, süresi belli bir yasak yok. Kullanıcı "internet yavaş" diye düşünür; eylem görüntüsü yüklenemez, canlı yayın kopar, çağrı yayılamaz. 8 Eylül 2025'te İstanbul'da olan buydu. Sansürün en verimli biçimi, sansür olduğu bile kanıtlanamayanıdır.
Burada bir noktanın altını çizelim: bant daraltmayı fiilen uygulayanlar, servis sağlayıcılarda çalışan ağ mühendisleri ve teknisyenlerdir. Bilişim emekçilerinin bu emirler karşısında örgütsüz olması, sansürün teknik maliyetini sıfıra indiriyor. Bilişim Emekçisinin El Kılavuzu'nda yazdığımız gibi, ağı işleten ellerin örgütlü bir sesi olmadıkça, ağ her zaman ağı denetleyenin aracı olarak kalır.
Beş: Ölçeğin kendisine de dikkat
Freedom House'un verisini kullanıyoruz, çünkü sayılar doğru bir şeyi gösteriyor. Ama ölçeğin kendisini de sorgulamak zorundayız.
- Freedom House, fonlarının önemli kısmını tarihsel olarak ABD hükümetinden alan bir kurum. ABD'nin internet özgürlüğü programlarının fonları 2025'te büyük ölçüde kesildi (Benton). Raporun önerilerinden birinin ABD'nin Open Technology Fund'ı finanse etmesi olması bu yüzden şaşırtıcı değil.
- Aynı raporda ABD 73 puanla "Özgür" kategorisinde. Oysa bir önceki rapor, çevrimiçi paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan ve sınır dışı edilen ABD vatandaşı olmayan kişileri kayda geçirmişti.
- Ölçek, "özgürlüğü" esas olarak devletin müdahalesi üzerinden tanımlıyor. Platform tekellerinin algoritmik denetimi, verinin özel mülkiyeti, reklam gözetimi ve dijital emek sömürüsü bu ölçekte neredeyse yer almıyor.
Kısacası rapor, devletin internete ne yaptığını iyi ölçüyor ama sermayenin internete ne yaptığını büyük ölçüde görmüyor. Türkiye'de ikisi bugün aynı masada oturduğu için, bu eksiklik Türkiye'yi anlamak için özellikle önemli.
Kimin elinde, kimin denetiminde, kimin yararına?
| Soru | Bugünkü yanıt | Bizim yanıtımız |
|---|---|---|
| Kimin elinde? | Altyapı birkaç operatörde, sosyal ağlar birkaç küresel tekelde, kimlik e-Devlet'te | Altyapı kamusal, platformlar birlikte çalışabilir ve müşterek |
| Kimin denetiminde? | BTK, 5651/8-A kararları, platformların gizli uyum ekipleri | Yayımlanan, itiraz edilebilen, bağımsız yargı denetimindeki kararlar |
| Kimin yararına? | Siyasal iktidar ve reklam sermayesi | Bilgiye erişen, haberi üreten, örgütlenen emekçi |
| Kim karar veriyor? | Kapalı kapılar ardında, 4 saatlik süreyle | Kullanıcılar, emekçiler ve meslek örgütlerinin katıldığı açık süreçler |
Ne yapmalı? Somut görevler
Kişisel güvenlik, kolektif alışkanlık:
- Bant daraltma ve engellemeye karşı VPN ve Tor gibi araçları öğrenin, çevrenize öğretin. Bunlar Türkiye'de kullanıcı için yasal araçlardır.
- Örgüt içi yazışmalarda uçtan uca şifreli, açık kaynaklı mesajlaşma uygulamalarını tercih edin.
- Önemli içerikleri tek bir platforma emanet etmeyin; arşivleyin, birden fazla yerde tutun.
Kendi ağlarımız:
- Tek bir şirketin "Türkiye'den görünmez" düğmesine bağlı kalmamak için federatif, merkezsiz ağlarda (Mastodon gibi) ve kendi sitelerimizde varlık kurun. Sırbistan'daki gençlik hareketinin algoritmaya karşı kurduğu federatif hesap ağları ve yüz yüze ağlar iyi bir örnek.
- Örgütlerin, sendikaların ve yayın kuruluşlarının e-posta bültenleri ve RSS beslemeleri hala en dayanıklı araçlar arasında.
Hukuki ve kurumsal itiraz:
- e-Devlet doğrulama yönetmeliğine karşı barolar, meslek örgütleri ve dernekler iptal davası ve KVKK başvurusu yoluyla soru sorabilir: Doğrulama kayıtları tutuluyor mu? Ne kadar saklanıyor? Kimlere açılıyor?
- İFÖD/EngelliWeb, MLSA gibi engelleri kayda geçiren ve hukuki destek veren yapıları destekleyin; engellenen hesapları onlara bildirin.
Örgütlenme:
- Bilişim emekçileri: bant daraltma ve engelleme emirlerinin teknik uygulayıcıları bizleriz. İşyerlerimizde, meslek örgütlerimizde ve sendikalarda bu emirlerin şeffaflığını ve hukuka uygunluğunu tartışma gündemine taşıyalım.
- Basın emekçileri: hesabı kapatılan gazeteci yalnız değildir. Dayanışma, örgütlülük olmadan anlık bir duygudan öteye geçmez.
- Veliler ve öğretmenler: çocukları korumak istiyorsak talebimiz kimlik kaydı değil, reklam ve profilleme yasağı, algoritma denetimi, okulda dijital okuryazarlık ve çocuk emeğinin gerçekten yasaklanması olmalı.
Sonuç: Kablo değil, söz
Otuz bir puan bir sabitlik gibi görünüyor ama içinde bir dönüşüm saklı. Türkiye'de internet giderek daha yaygın, daha hızlı ve daha denetimli. 1 Kasım'dan itibaren de daha kimlikli.
Bu dönüşümün adı "dijitalleşme" değil, sınıfsal denetimin dijitalleşmesi. Bir yanda kar için kurulmuş platform tekelleri, öbür yanda muhalefetten korkan bir iktidar; ikisi de kullanıcıyı tanımak, sınıflandırmak ve gerektiğinde susturmak istiyor.
Bizim yanıtımız ne "internet zaten özgür olamaz" kaderciliği ne de bir rapor puanına bel bağlamak. Yanıtımız şu: bilgi müşterektir, ağ müşterek olmalıdır. Bunu da ancak örgütlü emekçiler sağlayabilir: ağı kuranlar, haberi yazanlar, okulda çocuğa öğretenler ve ekranın öbür ucundaki milyonlarca kullanıcı.
Makine yeni, zincir eski. Zinciri kırmanın yolu da eski: örgütlenmek.
Kaynaklar
- Freedom House, New Report: Authoritarian Internet Controls Drive 16th Consecutive Year of Decline in Global Internet Freedom, 22 Ekim 2026
- Freedom House, Freedom on the Net 2026: Seismic Shifts on the Global Internet (PDF)
- ANKA, Freedom House'un 2026 İnternet Özgürlüğü Raporu: Türkiye 31 puanla yine "özgür değil" kategorisinde
- Son Dakika, Freedom House 2026 raporunda Türkiye'nin internet özgürlüğü puanı 31'de kaldı
- Artı Gerçek, Freedom House: Türkiye'de internet "özgür değil"
- Solidarity with Others, Freedom House scores Turkey 7 out of 40 on user rights
- soL Haber, Benzersiz sansür: Bir ayda 1270 hesaba erişim engeli
- Evrensel, Erişim engellemelerini takip eden EngelliWeb'in X hesabı da erişime engellendi
- Medyascope, EngelliWeb'in X hesabı engellendi: Şu ana kadar hangi hesaplar erişime engellendi?
- Evrensel, CHP İl Başkanlığına polis ablukası sonrası sosyal medyaya bant daraltma uygulandı, 8 Eylül 2025
- Medyascope, CHP İstanbul polis ablukasında: Sosyal medya kısıtlaması sürüyor
- NTV, 15 yaş altına sosyal medya yasağı yürürlüğe girdi
- Foreks, Sosyal medya platformlarına 15 yaş altı yasağı ve yaş doğrulama zorunluluğu
- Politikam, 15 Yaş Altına Sosyal Medya Yasağı 1 Kasım'da Başlıyor
- Benton Institute, US funding for global internet freedom 'effectively gutted'
Bilgi Müşterekleri'nden ilgili yazılar
- Müstehcenlikten Milli Güvenliğe: 48 Saatte Bir Sansür Dalgasının Anatomisi
- KVKK'nın 80'ler Akımı Uyarısı ve Dijital Mahremiyet
- Kimin Ailesi Güvende?
- Biz Susarsak
- Palantir Manifestosu
- Panoptikonun Kapıcısı
- Bilişim Emekçisinin El Kılavuzu
- Algoritmayı Yürüyerek Geçtiler: Sırbistan
Bilgi Müşterekleri — Bilgi Herkesindir. CC BY-SA 4.0.







