Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaKılavuzlarPopüler İçeriklerİletişim

GİG Ekonomisi Dosyası

Esnaf Kuryelik: Algoritmik Patron, Parça Başı Ücret ve Kanunda Adı Olmayan Grevler

Yazar: Oğuz Demirkapı
GİG Ekonomisi Dosyası

Kapak: Gig Ekonomi Dosyası

Yeni dosyamız Gig Ekonomi Dosyası — Patronun Patronu Olmaz yayında. Sürüm 1.0.2. Ücretsiz ve CC BY-SA 4.0 lisanslı: PDF, EPUB ve Markdown olarak Kılavuzlar sayfamızda.

Sevgili Genç Yoldaş,

Bu sayfalarda aylardır yapay zekâyı tartışıyoruz: eylem planlarını, kurulları, veri merkezlerini, modelleri. Bugün aynı tartışmayı bir başka yere, E-5'in Beylikdüzü'ne bakan şeridine indiriyoruz.

Çünkü algoritmik yönetimin en somut, en kanlı ve en az konuşulan yeri orasıdır.

9 Temmuz 2026 gecesi orada 40 yaşındaki motokurye Merve Yılmazelli hayatını kaybetti. Aşırı hız yapan, makas atan bir araç motosikletine arkadan çarptı; sürücü kaçtı.

Kayıtlara "trafik kazası" olarak geçti.

Yeni dosyamızın bütün meselesi, o iki kelimenin nasıl seçildiğidir.


Bir ölümün hangi tabloya yazılacağını ne belirler?

O gecenin fiziği değildir — o gecenin hukukudur.

Ve o hukuku yazan, kaza tutanağını tutan trafik memuru da değildir; bir sözleşme metnine "iş ortağı" ibaresini koyduran şirkettir.

Merve'nin motosikleti kendisineydi. Yakıtını, bakımını, sigortasını kendisi ödüyordu. Vergi dairesinde adına açılmış bir dosyası vardı. Her ay, çalışsa da çalışmasa da kendi cebinden Bağ-Kur primi yatırıyordu. Resmiyette tek kişilik bir işletmeydi — yani kâğıt üstünde patrondu.

Dosyanın çıkış noktası olan programın kurduğu zincir, ezberlenmeye değer:

Patronun patronu olmaz. Patron olmayanın işvereni olmaz. İşvereni olmayanın da iş kazası olmaz.

Sonuç aritmetiktir. Resmî iş kazası istatistiği işveren bildirimi üzerinden tutulur: işveren yoksa bildirim yoktur, bildirim yoksa kayıt yoktur, kayıt yoksa rakam yoktur.

Bu ülkede iş cinayetlerini bir bakanlık değil, gönüllülerden kurulu İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi sayıyor.


Dosyanın tezi

"Gig ekonomi" yeni bir üretim tarzı değildir.

Parça başı ücretin, eve iş vermenin ve taşeronlaşmanın algoritmik bir arayüzle yeniden kurulmasıdır. 1888'de Lordlar Kamarası'nın tanımlayamadığı "terletme sistemi"nin 138 yıl sonraki hâlidir. Değişen tek şey, zincirin ortasındaki aracının artık bir insan değil, bir sunucu olmasıdır.

Ve tam bu yüzden ona "tekno-feodalizm" demiyoruz. Karşımızdaki şey rant değil, artı-değer; feodal bağımlılık değil, tekelci kapitalizmin bugünkü emek rejimidir.

Dosya bu tezi dört eksende örüyor.

1. Hukuki statü bir üretim aracıdır

İş sözleşmesinin üç unsuru vardır: iş, ücret, bağımlılık. Kurye paket taşıyor — iş vardır. Paket başına ödeniyor — ücret vardır. Bütün kavga üçüncü kelimededir.

"Bağımlılık" sözleşmeden silindiği anda şirketin bilançosundan altı kalem birden siliniyor: kıdem, ihbar, prim, izin, mesai ve iş kazası sorumluluğu.

Bu kalemler yok olmuyor. Sadece taraf değiştiriyor — kuryenin cebinden ödeniyor.

Ve bedeli ölümden sonra da sürüyor: iş kazası bildirimi yapılmadığı için geriye yalnızca muvazaa/hizmet tespiti davası kalıyor. Ortalama 1,5–3 yıl, ispat yükü tamamen ölenin ailesinde. Sermaye, kanıtlama maliyetini bile dışsallaştırmış durumdadır.

2. Algoritma, parça başı ücretin otomatikleşmiş hâlidir

Marx, parça başı ücreti "kapitalist üretim tarzına en uygun ücret biçimi" diye tanımlarken nedenini de söylemişti: bu biçimde işçinin başında durmaya gerek kalmaz, işçi kendi kendisinin gözetmeni olur.

Platform bunu ölçeklendiriyor ve cezayı negatifleştiriyor: kimse ceza vermiyor, sadece ekran sessizleşiyor. Bu, hukuken de dahice bir çözüm — yapılmamış bir şeyin davası açılmaz.

Zihinsel Taylorizm, dijital panoptikon ve genel zekânın gaspı. Üçü de burada, sokakta: şehri bilen kurye, o bilgi her teslimatta veri olarak toplanıp rota motoruna işleniyor ve kuryenin karşısına emir olarak geri dönüyor.

3. El değiştiren şey yazılımdı

Mayıs 2025 ile Temmuz 2026 arasında, on beş ay içinde Türkiye'nin teslimat sektörü üç işlemle el değiştirdi: Uber–Trendyol Go (700 milyon dolar), Uber–Getir teslimat (335 milyon dolar), Uber–Delivery Hero (~14,8 milyar dolar; Yemeksepeti ayrı bir işlemle New York merkezli SSW Partners'a satıldı).

Peki bu işlemlerde satılan şey neydi?

Motosikletler değil — onlar kuryelerindir. Yakıt değil. Emek değil — emek zaten sözleşmeyle bilançonun dışında bırakılmıştır.

El değiştiren şey, o motosikletin nereye gideceğine karar veren yazılımdı.

Ve o yazılım, milyonlarca teslimattan toplanan verinin kristalleşmiş hâli — yani ölü emek. Kurye, kendi ürettiği ölü emeğin karşısında, kendi motosikletiyle, kendi riskiyle duruyor. Ve o ölü emek ona her gün emir veriyor.

4. Yedek sanayi ordusu artık bekleme odasında değil

Platform, kurumsal istihdamın dışladığı insanı içeri almıyor — dışlanmışlığı bir iş modeline çeviriyor. Mülakat yok, referans yok, kimse yüzüne bakmıyor; belgeni yükle, kaydol.

Bu kulağa eşitlik gibi geliyor ama değildir. Esnekliğin karşılığı şu: kapıları kapalı olanların girebildiği tek kapı. Ve o kapıdan girenler, kapıyı açanın üstlenmediği bütün riski üstleniyor.

Marx'ın "nispi nüfus fazlası" dediği rezerv, artık istihdamın dışında değildir. Sermaye, rezerv koşullarını istihdamın kendisi hâline getirmiştir.


Dosyadan birkaç bulgu

  • 2026'nın ilk yedi ayında en az 1.279 işçi çalışırken öldü — günde ortalama altı kişi. Yalnızca Temmuz'da 214.
  • Temmuz'da ölen 214 işçinin 207'sinin sendikası yoktu: %97. Dosyanın en çok şey anlatan verisi bu — çünkü diğerleri ne olduğunu söylüyor, bu veri eksik olanı söylüyor.
  • 2026'da bir esnaf kuryenin asgari aylık Bağ-Kur primi 11.808 TL. Yani sıfır sipariş aldığı bir ay onun için sıfır gelir değil, eksi on bin liradır.
  • Sahadan gelen tanıklık: günde 12 saat çalışan bir kuryenin brüt cirosu 85–90 bin lira; masraflar düşüldüğünde eline geçen asgari ücret düzeyinde.
  • Devlet, 29 Ocak 2026'da SRC KURYE belgesini tanımladı: sınav vardır, adli sicil şartı vardır, yaş sınırı vardır. Yani devlet mesleği tanıyor — ama o mesleği yapanı işçi saymıyor. Bu, düzenleme yokluğu değil, seçici düzenlemedir.
  • Türkiye'de kaç esnaf kurye olduğunu hiçbir resmî kurum bilmiyor. Ne SGK, ne TESK, ne bakanlık. Basında dolaşan "bir milyon" rakamı kaynaksız bir tahmindir.
  • Ve 1888'de Lordlar Kamarası'nın iki yıl uğraşıp tanımlayamadığı "terletme sistemi"ni, Marx 1867'de Kapital'de zaten adıyla anmış ve mekanizmasını yazmıştı. Yirmi yıl önce.

Ama bu bir mağduriyet dosyası değil

24 Ocak 2022'de Trendyol Express kuryeleri kontak kapattı. Grev değildi — grev olamazdı, çünkü hukuken işçi sayılmıyorlardı. Sendikaları yoktu, toplu sözleşmeleri yoktu, grev yetkileri yoktu. Yaptıkları şeyin kanunda adı bile yoktu.

Sadece motoru çalıştırmadılar. İki gün sürdü. Şirket %11'lik zammı geri çekip %38,8 yaptı.

Ocak 2023'te Trendyol Go kuryeleri yine kapattı: yıllık %120 zam. 18–20 Ocak 2026'da yedi platformda eşzamanlı üç günlük eylem. Şubat 2026'da Kolay Gelsin'de 15 ilde iki bin kurye, üçüncü günün sonunda kısmi kazanım.

Dört yılda dört dalga. Bu bir kereye mahsus değildir — bu bir döngüdür.

Ve her seferinde aynı şey oldu: hukuki hakkı olmayan insanlar, hukuki hakkı olanlardan daha hızlı sonuç aldı. Çünkü kuryelerin gücü hukuktan değil, üretim sürecindeki konumlarından geliyor.

Ocak 2026 talep listesindeki üçüncü madde ise Türkiye işçi hareketi tarihinde bir ilk:

Mesafe ücretlerinin yapay zekâ hesapları yerine gerçek maliyetlere göre düzenlenmesi.

Bir işçi grubu, ücretini belirleyen algoritmanın kendisini bir pazarlık konusu hâline getirmiştir. Bu "teknolojiye karşı çıkmak" değildir; teknolojinin kimin çıkarına ayarlandığını sormaktır.


Peki bunu kim örgütlüyor?

Dört yılda dört dalga, hukuki hakkı olmayan insanlar tarafından yapıldı. Sorulması gereken soru şu: bu insanlar nerede, nasıl bir araya geliyor?

İki ayrı dünya: kargo işçisi ve esnaf kurye

Önce ayrımı netleştirelim, çünkü her şey buradan çıkıyor.

İşkolları Yönetmeliği'nde "kargo" ya da "kurye" diye ayrı bir kalem yok. Kurumsal kargo şirketleri fiilen 15 no'lu Taşımacılık işkolunda tescilli, ve orada klasik sendikal mekanizma çalışıyor. TÜMTİS, Aras Kargo'da 2015'te örgütlenmeyi tamamladı; işveren itirazıyla süreç 22 ay uzadı, yetki 2018'de Yargıtay kararıyla kesinleşti. Şubat 2023'te yaklaşık 5.000 işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi imzalandı; Şubat 2025'te dördüncü dönem sözleşmesi yaklaşık 6.000 işçiyi kapsadı. DHL'de altıncı dönem sözleşmesi, MNG'de örgütlenme çağrısı.

Yani sorun sendikaların bu alandan uzak durması değildir. Statüsü olan yerde sendika kazanıyor.

Esnaf kuryede ise tartışma bir adım öncesinde tıkanıyor. Yetki için önce işkolu barajı (%1), sonra işyerinde çoğunluk (%50+1) gerekir. Ama esnaf kurye hukuken işçi sayılmadığı için sendikaya üye bile olamıyor; üstelik ortada bir işyeri de yoktur. Baraj hesabı yapılacak bir zemin yoktur.

Bu yüzden esnaf kuryelerin örgütlenmesi, sendikal biçimin dışında ve başka araçlarla gelişti.

Dernekler, ağlar, meclisler
  • Kurye Hakları Derneği — 4 Kasım 2022'de kuruldu; 2021'den beri gönüllü emek haberciliği yapan Kurye Haber çevresiyle bağlantılı. Her yıl Moto Kurye Ölümleri Raporu yayımlıyor: 2022'den bu yana kesintisiz. 2025 raporuna göre ölenlerin çoğu 28 yaş altında, dördü çocuk yaşta ve yarısı dijital platform kuryesi. Ana talebi net: moto kuryeliğin çok tehlikeli meslekler sınıfına alınması. (X)
  • Motorlu Kurye İşçileri Derneği (MİD) — Ağustos 2023'te, TEHİS'in üç yıllık saha çalışmasının ürünü olarak kuruldu. İşleyişi dikkate değer: komiteler ve meclis, gönüllülük esaslı katılım, aylık açık toplantılar ve kendi ifadeleriyle "eşitler toplamı" ilkesiyle karar alma. Yani başkanlık değil, meclistir. Somut işleri arasında çalıntı motosiklet ihbar ağı, trafik çevirmelerine karşı uyarı zinciri ve ölen kuryelerin davalarının takibi vardır. İstanbul'da Bağcılar ve Maltepe'de örgütlü, İzmir'de girişim hâlinde. Web sitesi yoktur; X ve Instagram üzerinden ulaşılıyor.
  • Kadın Kuryeler Derneği — 14 Ağustos 2022'de kuruldu. Mobbing, trafikte taciz, düşük ücret ve "yardımcı işçi" muamelesi gibi kadın kuryelere özgü sorunlara odaklanıyor. (Derneğe ait doğrulanmış bir web sitesi ya da sosyal medya hesabı bulunamadı; varlığı basın haberleriyle sabit.)
  • MOTKURDER — 2007'de İstanbul'da kurulan, bu alandaki en eski dernek. Ölçek olarak ulusal, geleneği "yardımlaşma"dan geliyor. (X · Instagram)
  • Yerel dernekler — Adana Motosikletli Kuryeler Derneği gibi il düzeyindeki yapılar, yerel kontak kapatma eylemlerinin omurgası. Bu derneklerin çoğunun web sitesi yok; varlıkları eylem haberleriyle görünür oluyor.
  • Patronların Ensesindeyiz — motokurye dayanışma ağı; işçi mücadelelerini izleyen ve haberleştiren bir hat. Yanı sıra Motokurye-Kargo Emekçileri Dayanışma Ağı ve Van'da kurulan yerel ağ gibi yapılar vardır. Bunlar dernek değildir; haberleşme ve dayanışma kanallarıdır. (X · Instagram)
  • TEHİS — 11 Aralık 2020'de kurulan bağımsız sendika, 18 no'lu Eğlence ve Konaklama işkolunda. Motokurye örgütlenmesinde en ısrarlı sendikal aktör; esnaf-kurye modelinin kendisini hedef alan bir emsal dava yürütüyor. Sendika avukatlarının davayı tarif ederken kullandığı ifade akılda kalıcı: "Bu bir dalgakıran." (X)

Kargo tarafında ise TÜMTİS (Aras Kargo, DHL, MNG) ve Nakliyat-İş var; iş cinayeti sayımını yapan İSİG Meclisi de bu ağın vazgeçilmez halkası.

Ve unutulmaması gereken bir tarih: bu ilk deneme değildir. 2016'da Moto-Kur-Sen adında bir sendika girişimi olmuş, Nakliyat-İş de "BanaBiSendika" kampanyasıyla bu alanda çalışmıştı. On yıllık bir birikim vardır.

Asıl örgütlenme WhatsApp'ta

Ama dürüst olalım: 2022'den bu yana dört dalgayı yürüten şey bu derneklerin çağrıları değildi.

Eylemler WhatsApp ve Telegram gruplarında kuruluyor, X ve Instagram üzerinden yayılıyor, geçici sözcülerle sürdürülüyor. İzmir'den bir kuryenin cümlesi bunu tek başına anlatıyor:

"İzmir Kurye Tim olarak ancak ve ancak WhatsApp gruplarında örgütlenebildik."

Eylem biçimi de platforma özgü: kontak kapatma, slot kapatma, konvoy. Akademik literatür buna "sanal dayanışma mecrası" diyor — fiziksel işyerinin yerini alan dijital ortak alan.

Bunun bir gücü vardır: hızlı, yayılabilir, bastırılması zor. Ve bir zaafı vardır: kalıcı değildir. Dalga çekilince grup sessizleşiyor, kadro kalmıyor, bir sonraki dalga sıfırdan başlıyor. Dosyanın da vurguladığı gibi, bu alanda örgütlenmenin asıl sorunu eylem anı değil, eylem arasıdır.

Dünyada da aynı çıkmaz

Bu Türkiye'ye özgü bir sorun değildir, ve dünyadaki iki sendikal strateji birbiriyle çatışıyor.

Birleşik Krallık her ikisini de denedi. GMB, 2021'de Uber ile 70.000 sürücüyü kapsayan bir tanıma anlaşması, 2022'de Deliveroo ile 90.000 kuryeyi kapsayan bir "gönüllü ortaklık" anlaşması imzaladı — ama ikincisinde kuryelerin bağımsız yüklenici statüsü korundu. Taban sendikası IWGB — kurye ve lojistik şubesi kendini "kuryeler tarafından, kuryeler için" diye tanımlıyor — bunu "içi boş ve alaycı bir PR hamlesi" diye niteledi ve statü mücadelesini mahkemeye taşıdı. 2023'te Yüksek Mahkeme, Deliveroo kuryelerinin işçi sayılmadığına ve toplu pazarlık haklarının bulunmadığına hükmetti (IWGB v CAC). Yani anlaşma yolu sınırlı bir tanıma getirdi, dava yolu ise kaybedildi.

İspanya'da Ley Rider'ın arkasında yalnızca CCOO ve UGT değil, kuryelerin kendi kurduğu Riders x Derechos hareketi de vardı — yedi şehirde örgütlü bir taban yapısı.

İtalya'da 2020'de kurye şirketleri, temsil gücü tartışmalı bir sendikayla ulusal bir sözleşme imzaladı; CGIL, CISL ve UIL bunu parça başı ücreti meşrulaştıran bir "sarı sözleşme" olarak reddetti ve Avrupa'da gig işçileri adına açılan ilk toplu davayı başlattı. Tabanda ise kendini "talep üzerine sendika" diye tanımlayan Deliverance Milano ve CGIL'in atipik işçiler kolu NIdiL çalışıyor.

Fransa, platform çalışanları için zorunlu temsil seçimleri kurdu. Sonuç öğretici: 2024 seçimlerinde kurye kesiminde katılım oranı yalnızca %3,9 oldu. Devlet sandığı kurdu, işçiler gelmedi — çünkü kurumsal temsil, mekânsal dağınıklığın yarattığı kopukluğu tek başına gideremiyor.

Uluslararası düzeyde iki hat vardır. Biri kurumsal: ITF, platform işçileri için bağlayıcı bir ILO sözleşmesi kampanyasını yürüten ulaştırma federasyonu — TÜMTİS de üyesi. Diğeri taban: 2018'de Brüksel'de 12 ülkeden 34 örgütün kurduğu Transnational Federation of Couriers. İkincisinin kalıcı bir web sitesi bile yoktur; gevşek bir koordinasyon ağı olarak işliyor. Bu da başlı başına bir bulgudur.

Bir de üçüncü yol var: CoopCycle, kurye kooperatiflerini birleştiren uluslararası bir federasyon — 11 ülke, 60'tan fazla şehir, 50'yi aşkın üye kooperatif. Ortak yazılım altyapısını paylaşıyorlar; yani "el değiştiren yazılım"a kuryelerin ortaklaşa sahip olduğu bir model. Barselona'daki Mensakas en bilinen örneği. Türkiye'de henüz bir örneği yok; konu şimdilik akademik düzeyde tartışılıyor.

Sayının kendisi bir sorun

Son bir nokta, ve dosyanın ana argümanını doğruluyor. Kurye ölümlerini sayan üç ayrı gönüllü kaynak var ve üçü farklı rakam veriyor: Kurye Hakları Derneği son beş yıl için en az 265 diyor; MİD 2024 için 58, 2025 için ~68 veriyor; KHD'nin kendi yıllık raporları ise 2024 için 63, 2025 için 44.

Bu bir tutarsızlık değildir — bir kanıttır. Ortada tek bir resmî sayım olmadığı için herkes kendi ağıyla, kendi imkânıyla sayıyor.

Örgütlenmenin ilk işi bazen budur: saymak.

Nereye başvurulur?

Kuryeyseniz, kurye tanıyorsanız ya da bu alanda dayanışma örgütlemek istiyorsanız:

ÖrgütNe yapıyorBağlantı
Kurye Hakları DerneğiHak savunuculuğu, yıllık ölüm raporlarıkuryehaklari.org · X
Motorlu Kurye İşçileri DerneğiMeclis usulü örgütlenme, dava takibi, ihbar ağlarıX · Instagram
MOTKURDER2007'den beri; ulusal ölçekli dernekmotkurder.org.tr · X
TEHİSBağımsız sendika; esnaf-kurye modeline karşı emsal davatehis.org · X
TÜMTİSKargo/lojistikte toplu sözleşmeli örgütlenmetumtis.org
Nakliyat-İş (DİSK)Taşımacılık işkolu sendikasınakliyatis.org
Patronların EnsesindeyizDayanışma ve haberleşme ağıpatronlarinensesindeyiz.org
Kurye HaberBağımsız kurye haberciliğikuryehaber.com
İSİG Meclisiİş cinayeti sayımı ve raporlamasıisigmeclisi.org

Uluslararası: ITF platform işçileri kampanyası · IWGB Kurye ve Lojistik Şubesi (BK) · Riders x Derechos (İspanya) · NIdiL-CGIL riders (İtalya) · CoopCycle (kurye kooperatifleri federasyonu)

Bu listedeki bütün bağlantılar tek tek doğrulandı. Kadın Kuryeler Derneği ve çoğu yerel dernek listede yok, çünkü doğrulanabilir bir web adresine ulaşılamadı — bu da alanın örgütsel dağınıklığının bir göstergesi.


Cenevre'de imza, Ankara'da bekleme

12 Haziran 2026'da Cenevre'de, 114. Uluslararası Çalışma Konferansı'nda platform çalışmasına ilişkin dünyanın ilk bağlayıcı uluslararası standardı kabul edildi: ILO 193 sayılı Sözleşme.

Oylama: 406 kabul, 8 ret, 36 çekimser. Ve şu ayrıntı siyaseten çok kullanışlı:

Türkiye'den katılan hükümet delegesi, işveren delegesi ve işçi delegesi — her üçü de kabul oyu verdi.

ILO Anayasası'nın 19. maddesi uyarınca sözleşme, onaylanıp onaylanmayacağının değerlendirilmesi için 12 Haziran 2027'ye kadar TBMM'ye sunulmak zorunda.

Yani ortada muğlak bir "ileride bakarız" durumu yoktur. Sayılı bir takvim vardır.

Aynı dönemde AB'nin Platform Çalışması Direktifi'nin (2024/2831) üye devletlerce aktarılma süresi de 2 Aralık 2026'da doluyor. Aralık'tan itibaren şu tablo ortaya çıkacak: aynı şirketler, aynı algoritmalarla, Madrid'de işçi, İstanbul'da esnaf sayılan insanları çalıştıracak.

Bu bir teknoloji farkı değildir. Bir hukuk ve güç farkıdır.

Önümüzdeki dönemin en somut, en birleştirici talebi de buradan çıkıyor ve tek cümledir:

"Cenevre'de imzaladınız — Ankara'da onaylayın."

Dosyayı indirin

Gig Ekonomi Dosyası — Patronun Patronu Olmaz · Sürüm 1.0.2 · 66 sayfa

Dosya Kılavuzlar sayfamızda da duruyor.

Dosya tek parçadır: hiçbir ek dosyaya ya da yan metne atıf yapmaz. Yirmi bir bölüm, iki çerçeve tablosu, dokuz somut görev; ayrıca kendi içinde bir veri eki (aylık iş cinayeti serileri, dört ayrı kronoloji, maliyet ve gelir tabloları, hukuki dayanaklar), kaza sonrası delil toplama kontrol listesi ve tam kaynakça barındırıyor.

Kontrol listesi çoğaltılıp dağıtılmak üzere hazırlandı. İçindeki en kritik bilgi tek başına bir davanın kaderini değiştirebilir: hesap kapatıldığında sipariş geçmişi de gider. Kaza sonrası ilk iş, uygulamadaki bütün ekranların görüntüsünü almaktır.


Sayılar konusunda bir not

Dosyadaki bütün rakam ve tarihler bağımsız kaynaklardan doğrulandı. Bu süreçte çıkış noktamız olan programdaki iki rakamı düzeltmemiz gerekti:

KonuKaynakta geçenDoğrulanmış
Temmuz 2026 iş cinayeti sayısı219214 (İSİG Meclisi Temmuz raporu)
Uber–Getir teslimat işleminin bedeli435 milyon $335 milyon $

Ayrıca doğrulayamadığımız dokuz nokta dosyanın sonunda ayrı bir başlık altında açıkça listelendi — platform kuryeleri özelinde yayımlanmış bir Yargıtay emsal kararının bulunamaması da bunlardan biri.

Bu şeffaflık bir titizlik gösterisi değil, bir zorunluluktur. Çünkü sermayenin sayı tutturma zorunluluğu yoktur; bizim vardır. Bir tek yanlış rakam, doğru olan diğer her şeyi tartışmalı hâle getirmeye yeter.


Kapanış

2026'nın ilk yedi ayında ölen 1.279 işçinin neredeyse tamamının ortak bir özelliği vardı. Yoksul olmaları değildir. Dikkatsiz olmaları değildir. Şanssız olmaları hiç değildir.

Sendikasız olmaları.

15 Temmuz'da Silivri'de Merve Yılmazelli'nin mezarı başında toplananları hiçbir sendika örgütlemedi, izin alınmadı, basın çağrılmadı. Kuryeler birbirlerine haber verdiler, kontak kapattılar, motorlarıyla geldiler. Kasklarını mezarın çevresine dizdiler.

O kasklar, hukukun tanımadığı bir işçi sınıfının kendini tanımasıdır.

Esnaf kuryeler "sistemin bel kemiği biziz" demişlerdi. Doğru söylemişlerdi. Ve bel kemiği, kırıldığında değil, kıpırdadığında fark edilir.

Algoritma süreyi belirleyebilir. Kontağı kimin kapatacağını belirleyemez.


Dosyanın çıkış noktası: İzel Sezer, "Esnaf kuryelik: 19. yüzyıl sömürüsünün dijital arayüzü", İzel Sezer ile Deşifre.

Bu dosya CC BY-SA 4.0 (CopyFarLeft) lisansıyla paylaşılmıştır. Çoğaltın, dağıtın, tartışın.

İlgili Başlıklar