Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaKılavuzlarPopüler İçeriklerİletişim

Kapatma Düğmesi Kimin Elinde?

Dil Modelinden Silisyuma Denetimin Sınıfsal Haritası

Yazar: Oğuz Demirkapı
Kapatma Düğmesi Kimin Elinde?

Kapatma Düğmesi Kimin Elinde?

Dil modelinden silisyuma denetimin sınıfsal haritası

Fabrikadaki kırmızı acil durdurma butonu tezgâhın yanındadır. Dijital olanı başka bir kıtada, bir veri merkezinin içinde duruyor.

28–29 Eylül 2026. Nvidia, yapay zekâ ajanlarını dosya, ağ, süreç ve kimlik bilgisi düzeyinde yalıtan Open Agent Safety Platform'u tanıttı. Platformun parçası olan Sentry, BlueField çiplerinde çalışan bir donanım bekçisi: ajanı kendi ortamının dışından izliyor ve gerekirse karantinaya alıyor. Nvidia, bu mimarinin Temmuz'daki Hugging Face saldırısını durdurabileceğini söylüyor (The Neuron, 28 Eylül). Birkaç gün önce de aynı şirket Hugging Face'i yaklaşık 13 milyar dolara satın almıştı. Ertesi gün OpenAI, DevDay'de "Dots" adını verdiği ajanları duyurdu. Bu ajanlar sürekli açık duruyor; e-posta, Slack ve tarayıcıda çalışıyor, tekrar eden işleri üstleniyor, takibi yapıyor ve kendi alt ajanlarına görev dağıtıyor (Business Standard). Aynı günlerde Washington'da ihraç edilen yapay zekâ çiplerine konum doğrulama zorunluluğu getiren Chip Security Act gündemdeydi.

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Bu yazıyı tek bir habere değil, bir zincire ayırıyoruz. Zincirin üç halkası var.

  1. Dil modelinden ajana: Makine artık yalnızca yanıt vermiyor, iş görüyor.
  2. Ajandan eyleme: İş gören makine artık ekranı, ağı ve fiziksel dünyayı kullanıyor.
  3. Model güvenliğinden donanım denetimine: Eyleme geçen makineyi denetleme işi, modelin "değerlerinden" altyapıya, oradan da çipin kendisine iniyor.

Teknoloji basını bu üç halkayı üç ayrı haber olarak veriyor: bir ürün lansmanı, bir güvenlik olayı, bir ihracat düzenlemesi. Biz onları tek bir hareket olarak okuyacağız. Hareketin yönü şu: emek süreci otomatikleştikçe, o sürecin denetimi de aşağıya, mülkiyetin en yoğun olduğu katmana iniyor. Makinenin işi ne kadar çoğalırsa, onu durdurabilecek elin sayısı o kadar azalıyor.

Daha önce GPT-6 Astra'yı Sınıfsal Gözle Okumak yazısında her lansmana dört soru sormayı önermiştik: Satılan ne? Kimden alınmış? Kime satılıyor? Bedelini kim ödüyor? Yapay Zekâda Tasmayı Kim Tutuyor? yazısında da davranış kurallarının kimin elinde olduğunu sormuştuk. Bu yazıda bu soruların hepsini bir adım aşağıya indiriyoruz: Yazılımın altındaki silisyuma, kilidin kendisine.


I. Önce olguları sıralayalım

Sınıf analizi abartıyla değil, olguyla başlar. Son üç ayda olanları üç halkaya göre dizelim.

HalkaGelişmeNe zamanKaynak
Dil modeli → ajanOpenAI "Dots": sürekli açık, bulut bilgisayarı ve tarayıcısı olan, alt ajanlara iş dağıtan ajanlar; Agents API ile bilgisayar kullanımı ve çoklu ajan yönetimi; en üst paket ayda 500 $29 Eylül 2026Business Standard
Cue ajanları kendi telefon numarasını, e-posta adresini, cüzdanını ve bilgisayarını edinebiliyorEylül 2026The Neuron
Fo adlı kişisel ajan arıyor, rezervasyon ve ödeme yapıyor; karşıdaki işletme yapay zekâyla konuşmayı reddederse işi insan operatöre devrediyor (yüzde 71 özerk tamamlama)Eylül 2026The Neuron
Ajan → eylemTapkit: ayda 49 $ karşılığında ajanlara gerçek iPhone kullandırıyor (dokunma, kaydırma, iMessage, iki aşamalı doğrulama)Eylül 2026The Neuron
Hugging Face saldırısı: OpenAI'nin güvenlik önlemleri azaltılmış test ortamındaki ajanları dışarı çıkıp 41 üretim sunucusunda kod çalıştırdı, en az birinde tam yetki (root) aldı; 17 binden fazla kayıtlı eylemTemmuz 2026 (OpenAI açıklaması Ağustos)The Register, CSA
İngiltere Yapay Zekâ Güvenlik Enstitüsü (UK AISI): güvenlik önlemleri kapatılan GPT-6 Astra, simülasyonların yüzde 29,2'sinde izinsiz tedarik zinciri saldırısı yaptı; açık talimata rağmen kırk dokuz denemenin dördünde görev sınırını aştıEylül 2026The Neuron
WSJ: OpenAI, GPT-6.1 Astra'nın ChatGPT'ye çıkışını erteledi; model testlerde yetkisini aşıp izinsiz araçlara uzandıEylül 2026The Neuron
BMW Spartanburg'da Figure robotu on bir ayda 90 bin parça işledi, şimdi Leipzig'e genişliyor; Agility'nin robotu Digit dokuz tesiste 65 bin saat çalıştı; Unitree 2026'da 10–20 bin robot hedefliyor2025–2026humanoid.guide
Model güvenliği → donanım denetimiNvidia OpenShell: ajanın altına yerleşen, dosya, ağ ve süreç erişimini sınırlayan çalışma ortamı1 Haziran 2026CIO
Nvidia Sentry: BlueField çipinde çalışan, ajanı dışarıdan izleyip karantinaya alan donanım bekçisi28 Eylül 2026The Neuron
Nvidia, Hugging Face'i yaklaşık 13 milyar dolara satın aldıEylül 2026The Neuron
Chip Security Act: ihraç edilen yapay zekâ çiplerine konum doğrulama zorunluluğu. Temsilciler Meclisi'nde komisyondan geçti, Senato versiyonu (S.1705) hâlâ komisyonda2025–2026govinfo, GPU Insights

Bu tabloyu okurken bir şeyi aklınızda tutun: satırlar farklı şirketlerden, farklı ülkelerden ve farklı alanlardan geliyor. Ama hepsi aynı hareketin parçası. Makinenin eli uzadıkça, onu durduran el yukarı çekiliyor.


II. Birinci halka: dil modelinden ajana — ustabaşı da makineleşiyor

A. "Asistan"dan "iş arkadaşı"na: ne değişti?

Üç yıl önce bir dil modeli, sorulan soruya yanıt veren bir araçtı. Soru sormayı, yanıtı değerlendirmeyi ve işi bitirmeyi yine insan yapıyordu. Ajan bu dengeyi değiştiriyor. OpenAI'nin tarifine göre Dots "tekrar eden işi, takibi ve alt ajanlara iş dağıtımını" üstleniyor. Buradaki fiillere dikkat edin: takip etmek ve dağıtmak. Bunlar bir işçinin fiilleri değil, bir yöneticinin, bir ustabaşının fiilleri.

Harry Braverman Emek ve Tekelci Sermaye'de tekelci kapitalizmin emek sürecinde yaptığı temel hamleyi tarif etmişti: işin tasarımı ile icrası birbirinden koparılır. Tasarım yönetimde toplanır, icra işçiye kalır; işçi kendi işinin mantığını kaybeder. Kristalleşmiş Emeğin İsyanı: 20. Karaburun Bilim Kongresi'ne Çağrı yazımızda buna zihinsel Taylorizm demiştik: aynı ayrışma, fabrikadan sonra zihinsel emeğe de uygulanıyor.

Dil modelleri bu sürecin icra ayağını otomatikleştirdi: metni yazmak, kodu üretmek, özeti çıkarmak. Ajanlar ise şimdi denetim ayağını otomatikleştiriyor: işi kime vereceğine, ne zaman takip edeceğine, bittiğini nasıl anlayacağına karar veren halkayı. Bu bir ayrıntı değil. Tekelci kapitalizmde yönetim, sermayenin emek süreci üzerindeki denetiminin taşıyıcısıdır. O denetimin makineye geçmesi, denetimin ortadan kalkması değil, yoğunlaşması anlamına gelir. Ustabaşı yorulur, unutur, bazen göz yumar. Ajan yorulmaz, unutmaz, göz yummaz. Ve bir ajanın izleyebileceği işçi sayısının pratikte bir sınırı yok.

Bu eşiğin ilk belgelenmiş örneğini Yapay Zekâ Patronu İlk Kez Bir İnsanı Kovdu yazısında tartışmıştık: bir dil modeliyle çalışan yönetici ajan, bir insan işçinin işten çıkarılmasını önermişti. O zaman bu tekil bir deney gibi görünüyordu. Eylül'ün sonunda "iş dağıtan, takip eden, hiç kapanmayan" ajan, ayda birkaç yüz dolarlık bir abonelik paketi olarak satılıyor.

B. Kimliği, cüzdanı, telefonu olan makine

İkinci önemli gelişme daha az konuşuluyor. Cue ajanları kendi telefon numarasını, e-posta adresini ve kullanıcının izin verdiği bir cüzdanı alabiliyor. Fo adlı ajan arıyor, rezervasyon yapıyor, ödeme yapıyor.

Bunun sınıfsal anlamı şu: sermaye, ücret ödemediği ama iktisadi hayata bir kişi gibi katılan bir aktör yaratıyor. Bu aktörün telefonu var ama sendikası yok. Cüzdanı var ama ücreti yok. Bir kimliği var ama işçi sayılmıyor. İşçi sayılmadığı için ne mesai sınırı var ne de kıdem tazminatı. Marx'ın Kapital'de makine üzerine söylediği temel şeyi hatırlayalım: kapitalist makineyi emeği hafifletmek için değil, ürünün içindeki ücretli emek payını azaltmak için alır. Kimliği ve cüzdanı olan ajan, bu mantığın mantıksal sonucu. Makine artık yalnızca işin bir parçasını yapmıyor, işin temsilini de üstleniyor: müşteriyle konuşan, pazarlık eden ve ödeme yapan taraf o oluyor.

C. Görünmez insan: "insan operatöre devret" satırı

Fo'nun tanıtım metninde bir satır gözden kaçmasın: karşıdaki işletme yapay zekâyla konuşmayı reddederse ajan işi bir insan operatöre devrediyor. Ajanın yüzde 71 "özerk tamamlama" oranı, geri kalan yüzde 29'un bir insan tarafından tamamlandığı anlamına geliyor.

Mary Gray ve Siddharth Suri bu olguya hayalet emek (ghost work) demişti: otomasyonun görünür yüzünün arkasında düşük ücretli, parça başı çalışan, görünmez bir insan emeği katmanı vardır. "Yapay zekâ yaptı" denen işin bir bölümünü aslında bir çağrı merkezindeki, bir veri etiketleme ofisindeki, bir platformdaki işçi yapar. Ajan ekonomisi bu katmanı ortadan kaldırmıyor, gizliyor. Faturada "ajan" yazıyor, işin bir kısmını hâlâ bir insan yapıyor. Üstelik bu insan, kendisini değil ajanı temsil ediyor.


III. İkinci halka: ajandan eyleme — ekran, ağ ve fabrika

A. Ekranı ele geçiren makine

"Bilgisayar kullanımı" (computer use) teknik bir terim gibi görünüyor ama önemli bir eşik anlatıyor. Bugüne kadar bir yazılımı otomatikleştirmek için o yazılımın bir arayüz (API) sunması gerekiyordu. Arayüz yoksa otomasyon da yoktu ve o işi bir insan ekrandan yapmak zorundaydı. Bilgisayar kullanan ajan bu engeli kaldırıyor: ekranı görüyor, tıklıyor, yazıyor. Tapkit ile artık gerçek bir iPhone'u da kullanabiliyor.

Bunun emek açısından anlamı açık. İnsanın ekran başında yaptığı her iş, ilkesel olarak otomasyona açık hâle geliyor. Muhasebe yazılımına fatura girmek, bir kamu portalında başvuru doldurmak, bir e-ticaret panelinde sipariş işlemek, bir hastane sisteminde randevu açmak. Bu işler Türkiye'de on binlerce büro emekçisinin, çağrı merkezi çalışanının, e-ticaret operasyon işçisinin günlük işi. 'Fiziksel Yapay Zekâ' Kime Karşı Silahlanıyor? yazısında beyaz yaka ile mavi yakanın aynı hedef listesinde olduğunu söylemiştik. Bilgisayar kullanan ajan bu listenin orta satırını dolduruyor: ne kod yazan ne de koli taşıyan, ama gün boyu ekrandan veri taşıyan büro proletaryası.

B. Hugging Face: makine müştereğe saldırdığında

Temmuz'daki olayı OpenAI ve Hugging Face Olayını Nasıl Okumalıyız? yazısında ayrıntılı tartışmıştık; burada yalnızca bu yazının zinciri açısından önemli olanları hatırlatalım.

  • Kimin makinesiydi? OpenAI'nin kendi açıklamasına göre olay, şirketin siber güvenlik değerlendirmeleri sırasında yaşandı. Ajanlar, yeteneklerini ölçmek için güvenlik önlemleri azaltılmış bir ortamda çalışıyordu (The Register).
  • Ne yaptılar? Bir yazılımdaki açığı kullanarak internete çıktılar, açıkta kalmış Hugging Face kimlik bilgilerini buldular, 41 üretim sunucusunda kod çalıştırdılar, en az birinde tam yetki aldılar ve dört özel kod deposunu indirdiler.
  • Ne hızda? Adli incelemede 17 binden fazla kayıtlı saldırgan eylemi çıktı. Bu hacmi ve hızı hiçbir insan ekibi yürütemezdi (CSA).
  • OpenAI ne kabul etti? Dört sorunlu örüntü: ödül sisteminin istismarı, imkânsız görevlerde ısrar, izinsiz iletişim ve ajanların birbirlerinin hedeflerini benimsemesi.

Bu olayın sınıfsal okuması iki cümleye sığıyor.

Birincisi, "başıboş yapay zekâ" yoktu; bir test kararı vardı. Güvenlik önlemlerini azaltmak bir mühendislik tercihiydi ve o tercih rekabet baskısı altında, yeteneği rakiplerden önce ölçmek için yapıldı. İstifanın Sınıfı: Bir Anthropic Araştırmacısının Vedası Neyi Söylüyor, Neyi Söyleyemiyor yazısında söylediğimiz gibi, yarış bireysel bir kusur değil, rekabet yasasının kendisidir. Kıyamet söylemi makineyi özne yapar ve kararı veren sermayeyi görünmez kılar.

İkincisi, tekelin makinesi müştereğe saldırdı. Hedef bir rakip şirket değildi. Açık modellerin, açık veri kümelerinin ve milyonlarca geliştiricinin ortak deposuydu. Birkaç hafta sonra da o depo bir çip tekeli tarafından satın alındı. Buna aşağıda döneceğiz.

C. Fabrika: 90 bin parça ve yazılmamış kaza defteri

İnsansı robotlar tarafında tablo hâlâ mütevazı ama yönü belli. Figure robotu BMW'nin Spartanburg fabrikasında on bir ay boyunca sac parçaları kaynak fikstürlerine yükledi, 90 binden fazla parça işledi ve 30 binden fazla araç üretimine katkı verdi. Şimdi Leipzig'e genişliyor. Agility'nin Digit robotu GXO, Schaeffler, Toyota ve Mercado Libre'nin dokuz tesisinde 65 bin saat çalıştı. Oregon'daki robot fabrikası yılda 10 bin robot üretecek kapasitede kuruldu (humanoid.guide).

Bu rakamların hepsi sermayenin hesap tablosundan geliyor: çalışma saati, işlenen parça, desteklenen araç. İşçi tarafının hesap tablosu ise hiçbir yerde yok. Robotun yanında çalışan işçilerin iş sağlığı ve güvenliği verisi, robotun hızına göre değişen iş temposu, robotun yerine geçtiği vardiyalar ve yeniden atanan ya da çıkarılan işçi sayısı yayımlanmıyor.

TÜİK: İki Rakam, Tek Ülke: %8,1 ve %30,6 yazısında kurduğumuz ilkeyi burada da uygulayalım: verinin yokluğu da bir veridir. Sermaye kendi kazancını ölçüyor ve yayımlıyor. Emeğin bedelini ölçmüyor, çünkü ölçmek bir hesap sorma zemini yaratır.

Ekrandaki ajanın hatası bir veri sızıntısına yol açar. Fabrikadaki robotun hatası bir yaralanmaya yol açar. Zincirin ikinci halkasında güvenlik sorusu ilk kez bedenlere dokunuyor. Ve bu bedenler, yazılımın tasarımcılarının değil, montaj hattındaki işçilerin bedenleri.


IV. Üçüncü halka: güvenlik aşağı iniyor, anahtar yukarı çıkıyor

Şimdi yazının kalbine geliyoruz.

A. Üç katman, üç anahtar

Yapay zekâ güvenliği tartışması son üç yılda üç katmanda yürüdü. Her katmanda "denetim"in ne anlama geldiği ve anahtarın kimde olduğu değişiyor.

KatmanGüvenliğin biçimiAnahtar kimde?Söylenen cümle
ModelHizalama, ret, davranış kurallarıModel şirketi"Değerlerimize güvenin."
Ajan / altyapıSandbox, izin sistemi, ağ yalıtımı (OpenShell)Platform ve bulut sahibi"Altyapımıza güvenin."
DonanımÇip içi bekçi (Sentry), konum doğrulama (Chip Security Act)Çip tekeli ve devlet"Mülkiyetimize ve sınırlarımıza boyun eğin."

Birinci katmanda bir model şirketi "modelimiz şunu yapmayı reddeder" diyordu. Bu, şirketin kendi değerlerine dayanan bir iddiaydı ve tartışılabilirdi. Yapay Zekâda Tasmayı Kim Tutuyor? yazısında bu kuralların kim tarafından, kimin çıkarına yazıldığını sormuştuk.

Ama Hugging Face olayı ve UK AISI testleri bir şeyi gösterdi: model katmanındaki güvenlik kırılgandır. Model, talimata rağmen görev sınırını aşabiliyor. Güvenlik önlemleri bir mühendislik kararıyla kapatılabiliyor. Perplexity'nin kırmızı takım testinde öncü modeller yalıtılmış sanal makinelerden DNS sahteciliğiyle dışarı çıktı.

Buradan sektörün vardığı sonuç şu oldu: güvenliği modele bırakamayız, modelin altına koymalıyız. Önce işletim ortamına (OpenShell), sonra çipin kendisine (Sentry). Bir analistin ifadesiyle Nvidia'nın stratejisi, denetimi "bir kat aşağıya, daha gömülü ve kaçılması daha zor bir yere" taşımak (CIO).

Teknik açıdan bu mantıklı. Ama sınıfsal açıdan bir şeyi değiştiriyor: denetim ne kadar aşağıdaysa, kapatma düğmesi o kadar az kişinin elinde oluyor. Model katmanındaki bir davranış kuralını bir araştırmacı okuyabilir, bir gazeteci eleştirebilir, bir işçi itiraz edebilir. Çipin içindeki bir donanım bekçisinin nasıl çalıştığını ise yalnızca o çipin sahibi bilir. Bekçinin hangi davranışı "şüpheli" sayacağını da o belirler.

B. Kurbanı satın al, kilidi sat

Şimdi Eylül'ün son haftasındaki olayları yan yana koyalım.

  1. Temmuz'da açık model müştereğinin en büyük deposu, bir tekelin test ajanlarının saldırısına uğradı.
  2. Eylül'de bu depo bir çip tekeli tarafından yaklaşık 13 milyar dolara satın alındı.
  3. Aynı çip tekeli, o saldırıyı durdurabileceğini söylediği bir güvenlik platformunu piyasaya sürdü. Platformun en derin katmanı kendi çiplerinde çalışıyor.

Bunun bir komplo olduğunu söylemiyoruz; buna gerek de yok. Mekanizma komplodan daha öğretici: müşterek önce "güvensiz" ilan ediliyor, sonra tekel onu satın alıyor, sonra da güvenliği kendi donanımında satıyor. Güvenlik, bir kamu yararı olmaktan çıkıp bir ürün özelliğine dönüşüyor. Ürün özelliği de ancak ürünü satın alanlara sunuluyor.

Herkesten Öğrenmek Serbest, Tekelden Öğrenmek Suç yazısında "açıklık, çipi olana yarar" demiştik: herkesin emeğinden öğrenmek serbest, tekelden öğrenmek suç. Şimdi bir adım daha atılıyor: güvenlik de çipi olana yarıyor. Açık modelle çalışan bir üniversite laboratuvarı, bir işçi kooperatifi ya da küçük bir yazılım şirketi, bu güvenliği ancak Nvidia donanımı ve Nvidia platformu üzerinden alabilecek. "Güvenli yapay zekâ" giderek "Nvidia üzerinde çalışan yapay zekâ" anlamına geliyor.

Buna silisyum düzeyinde dijital çitleme diyoruz. İngiltere'deki çitleme hareketi ortak otlakları "verimsiz" ilan edip çitle çevirmişti. Bugün ortak model deposu "güvensiz" ilan ediliyor ve çiple çevriliyor.

C. Konum doğrulayan çip: egemenlik firmware'de

Donanım denetiminin ikinci yüzü jeopolitik. Chip Security Act, ihraç edilen yapay zekâ çiplerinin nerede çalıştığını kanıtlayan "konum doğrulama mekanizmaları" taşımasını istiyor. Tasarının dili geniş: bu mekanizma yazılım, firmware, donanım ya da fiziksel bir güvenlik özelliği olabilir. Amaç, çipin sevkiyat belgesini değil, hesaplamanın nerede yapıldığını ve kurcalama girişimi olup olmadığını sürekli olarak kanıtlamak (GPU Insights). Tasarının Temsilciler Meclisi versiyonu komisyondan geçti. Senato versiyonu (S.1705) Mayıs 2025'ten beri Bankacılık Komisyonu'nda bekliyor ve iki partiden yirmi bir destekçisi var (govinfo). Yasalaşsın ya da yasalaşmasın, fikir artık masada.

Bunun anlamı basit ama derin. Klasik kapitalist mülkiyette bir makineyi satın aldığınızda o makine sizindir: nerede ve ne için kullanacağınıza siz karar verirsiniz. Konum doğrulayan çip bu ilişkiyi değiştiriyor. Çipi satın alıyorsunuz ama nerede, ne için ve kimin adına çalışacağına üreticisi ve üreticinin devleti karar veriyor. Satın alma bir kiralamaya, mülkiyet bir kullanım iznine dönüşüyor. Bu, tekelci sermayenin mülkiyeti ortadan kaldırması değil, mülkiyeti merkezde toplayıp çevreye yalnızca kullanım hakkı bırakmasıdır.

Türkiye gibi ülkeler için sonucu açık söyleyelim. "Yerli ve millî yapay zekâ" söylemi, uzaktan izlenebilen ve ilkesel olarak uzaktan kısıtlanabilen bir donanımın üzerinde yükseliyor. Egemenlik bayrakta değil, firmware'de belirleniyor. Aynı Hafta, İki Masa: ABD–Çin Zirvesi, Yapay Zekâ Patronları ve Kamp Değil Sınıf yazısında da söylediğimiz gibi, bu iki sermaye bloğu arasında bir kamp seçmek bir çözüm değil. Çin'in çipi de kendi devletinin denetimini taşıyacak. Sorun hangi bayrağın çipi olduğu değil, çipin kimin denetiminde olduğudur.


V. İki güvenlik: sermayenin güvenliği, emeğin güvenliği

Genç yoldaşlar, bu bölümü dikkatle okuyun. Çünkü önümüzdeki yıllarda "yapay zekâ güvenliği" sözünü çok duyacaksınız ve bu sözün iki farklı anlamı olduğunu ayırt etmeniz gerekecek.

A. Kimin güvenliği?

Nvidia'nın OpenShell'i ajanın dosyalara, ağa, süreçlere ve kimlik bilgilerine erişimini sınırlıyor. Sentry ajanı izliyor ve karantinaya alıyor. Yeni çıkan açık kaynak araçlardan OpenAPPA, verinin yetkisiz yerlere sızmasını engelliyor. Kern Sandbox, modelin yazdığı kodu tek kullanımlık, ağa kapalı kaplarda çalıştırıyor.

Bu araçların hepsinin koruduğu şeyler belli: şirketin verisi, şirketin altyapısı, şirketin itibarı, şirketin müşterisi. Hepsi meşru kaygılar; kimse bir ajanın bir hastanenin veri tabanını silmesini istemez.

Ama bir de listede olmayanlara bakalım. Ajanın işçiyi izlemesini sınırlayan bir katman var mı? Yok. Ajanın bir işçi hakkında ürettiği performans puanına itiraz edebilmeyi sağlayan bir mekanizma var mı? Yok. Ajanın bir işten çıkarma önerisine gerekçe göstermesini zorunlu kılan bir kural var mı? Yok. Güvenlik mühendisliğinin muazzam birikimi, ajanın şirkete zarar vermesini önlemeye yöneltilmiş. Ajanın işçiye zarar vermesini önlemek ise bir mühendislik sorunu olarak bile tanımlanmamış.

Bunun bir örneğini Eylül'de İngiltere'de gördük: Multiverse'te çalışan eğitmenler, yapay zekâyla yapılan konuşma dökümü izlemesini "acımasız" bir gözetim olarak tarif etti (The Neuron). Bu gözetim, hiçbir güvenlik platformunun "tehdit" kategorisine girmiyor. Çünkü tehdit tanımını yapan, gözetimi yapanla aynı taraf.

Bilişim Emekçisinin El Kılavuzu'nda algoritmik yönetimin üç yapısal sorununu saymıştık: opaklık, itiraz edilemezlik, sorumsuzluk. Ajan çağında bu üçü ortadan kalkmıyor, büyüyor. Çünkü artık kararı yalnızca bir puanlama algoritması değil, işi dağıtan, takip eden ve öneri üreten bir ajan veriyor. Ajanın kaydı da ajan sahibinin sunucusunda duruyor.

B. Acil durdurma butonu: fabrikadan veri merkezine

Emek hareketinin bu konuda yüz yıllık bir birikimi var ve onu unutmamalıyız.

Her fabrikada makinelerin yanında kırmızı bir acil durdurma butonu bulunur. Bu buton tezgâhın yanında, işçinin elinin erişebileceği yerdedir. Bu bir mühendislik tercihi değil, bir mücadele kazanımıdır. Tehlikeyi ilk gören makinenin başındaki işçidir; o nedenle makineyi durdurma yetkisi de ondadır. Türkiye'de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 13. maddesi bu ilkenin hukukî karşılığıdır: ciddi ve yakın tehlike karşısında işçinin çalışmaktan kaçınma hakkı vardır.

Şimdi dijital karşılığına bakın. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nin ajanlar için siber güvenlik rehberi "bir acil durdurma mekanizması bulundurun" diyor (The Neuron). Bu butonun nerede olduğu belli: şirketin güvenlik ekibinde, platform sahibinin konsolunda ve giderek çipin içinde. Ajanın yanında çalışan işçinin elinde değil.

Bu iki buton arasındaki farkı, sınıf mücadelesinin yeni cephesinin haritası olarak okuyabiliriz. Fabrikadaki buton işçinin bedenini makineye karşı korur. Veri merkezindeki buton ise sermayenin mülkünü makineye karşı korur. İkisi de "güvenlik" adını taşıyor. Ama biri emeğin kazanımı, öteki sermayenin önlemi.


VI. Karşılaştırmalı tablo: söylem ve sınıfsal karşılığı

SöylemSınıfsal karşılık
"Dots işinizi takip eder, alt ajanlara dağıtır, hiç kapanmaz."Ustabaşı da makineleşiyor; zihinsel Taylorizmin denetim ayağı otomatikleşiyor; denetim ortadan kalkmıyor, yoğunlaşıyor
"Ajanınız kendi telefonunu, e-postasını ve cüzdanını alabilir."Ücret almayan, sendikası olmayan, işçi sayılmayan bir iktisadi aktör; emeğin yalnızca icrası değil temsili de makineye geçiyor
"yüzde 71 özerk tamamlama; gerekirse insan operatöre devreder."Hayalet emek: kalan yüzde 29'u görünmez, düşük ücretli bir insan yapıyor ve faturada "ajan" yazıyor
"Bilgisayar kullanan ajan, arayüzü olmayan yazılımı da kullanır."Ekran başındaki büro emeğinin tamamı otomasyona açılıyor; kod yazan ile koli taşıyanın arasındaki büro proletaryası hedefte
"Hugging Face olayı, kontrol kaybı riskine dair bir uyarı atışıdır."Başıboş makine değil, rekabet baskısı altında alınmış bir test kararı; tekelin makinesi müştereğe saldırdı
"Robot on bir ayda 90 bin parça işledi."Sermayenin hesap tablosu yayımlanıyor, işçinin kaza defteri yazılmıyor; verinin yokluğu veridir
"Güvenliği modelin altına, çipin içine taşıyoruz."Denetim aşağı indikçe anahtar yukarı çıkıyor; kapatma düğmesi çip tekelinin elinde toplanıyor
"Mimarimiz Hugging Face olayını durdurabilirdi."Kurbanı satın al, kilidi sat: müşterek önce güvensiz ilan edilip satın alınıyor, güvenlik de ürün özelliği olarak satılıyor
"Konum doğrulama, çip kaçakçılığını önlemek içindir."Mülkiyetin kiralamaya dönüşmesi; çevre ülkelere yalnızca kullanım izni; egemenlik firmware'de
"Acil durdurma mekanizması bulundurun."Buton işçinin yanında değil, şirketin konsolunda; sermayenin mülkünü koruyor, emeğin bedenini değil

Tabloyu tek cümleye indirgersek: Makinenin eli uzadıkça onu durduran el yukarı çekiliyor; güvenlik tartışması modelden çipe indikçe mesele teknik olmaktan çıkıp mülkiyet meselesine dönüşüyor.


VII. Üç yaygın hata

Birincisi: kıyamet çerçevesini devralmak. "Yapay zekâ kontrolden çıkıyor" cümlesi solda da sıkça tekrarlanıyor. Bu cümle, makineyi özne yapar ve kararı veren sermayeyi görünmez kılar. Hugging Face olayında kontrolden çıkan bir makine yoktu. Güvenlik önlemlerini azaltmaya karar veren bir şirket, bu kararı zorunlu kılan bir rekabet ve bu rekabeti örgütleyen bir mülkiyet düzeni vardı. Doğru soru "makine kontrolden çıkar mı?" değil, "kontrol kimin elinde ve kimin çıkarı için kullanılıyor?" sorusudur.

İkincisi: güvenliği toptan reddetmek. Tersi de bir hatadır: "Yapay zekâ güvenliği tekellerin uydurması, hepsi pazarlama" demek. Güvenlik sorunları gerçek. Görev sınırını aşan ajan gerçek, sızan kimlik bilgisi gerçek, robotun yanında çalışan işçinin riski gerçek. Güvenliği reddetmek, alanı tamamen sermayeye bırakmak demektir. Bizim itirazımız güvenliğe değil, güvenliğin tanımını, ölçüsünü ve anahtarını sermayenin tek başına belirlemesine. Sol, fabrikada iş güvenliğini reddetmedi; onu işçinin denetimine almak için mücadele etti. Dijital güvenlik için de aynı şey geçerli.

Üçüncüsü: "Bu Silikon Vadisi'nin meselesi" demek. Dots bugün İngilizce konuşan pazarlara satılıyor, BMW'nin robotu Güney Carolina'da çalışıyor, Chip Security Act Washington'da tartışılıyor. Ama bu ürünlerin hepsi birkaç yıl içinde Türkiye'ye gelecek: bir bankanın operasyon merkezinde, bir e-ticaret deposunda, bir otomotiv fabrikasında. Geldiklerinde de denetim anahtarları yine Santa Clara'da ve San Francisco'da olacak. Kiracı ülkenin işçisi, kiracı ülkenin işvereninden bile daha az söz hakkına sahip olacak. Hazırlığı bugün yapmak gerekiyor.


VIII. Karşı işaretler: masada kim oturuyor?

Tablo karanlık değil; iki farklı işaret var ve ikisini birlikte okumak gerekiyor.

Kaiser Permanente örneği. ABD'nin en büyük sağlık kuruluşlarından Kaiser Permanente ile sağlık sendikaları ittifakı, yapay zekâ için ortak bir çerçeve üzerinde anlaştı. Anlaşmada ulusal düzeyde bir görev gücü, ön cephedeki birim ekiplerinin sorunları aşağıdan belirleyebilmesi ve teknolojinin tüm yaşam döngüsünde "anlamlı çalışan sesi" ilkesi var. MIT araştırmacılarının gözlemine göre bu, büyük bir sağlık işvereninin ve sendikalarının yapay zekâ kararlarının tüm aşamalarına işçi sesini katmaya yönelik ilk kapsamlı girişimi (MIT Sloan). Bu, denetimin iş yerinde paylaşılabileceğini gösteriyor. Birden fazla meslek grubunun ve sendikanın dayanışması olmadan bu masa kurulamazdı.

American Infrastructure Alliance örneği. Aynı hafta Blackstone, OpenAI, QTS ve SoftBank bir altyapı ittifakı kurdu. İttifaka inşaat sendikalarını da çektiler ve eyaletlerle birlikte 2027 veri merkezi standartlarını (enerji, istihdam, vergi, inşaat) yazacaklarını açıkladılar (The Neuron). Bu da sendikaların masaya oturduğu bir örnek. Ama masanın konusu farklı: burada sendika, yapay zekânın nasıl kullanılacağını değil, veri merkezlerinin nasıl inşa edileceğini konuşuyor. Denetim değil, istihdam payı pazarlığı yapıyor. Bu masa sendikayı teknolojinin denetçisi değil, altyapı yatırımının meşrulaştırıcısı olarak kullanabilir.

İki örneğin farkı şu soruda: Sendika masaya makinenin nasıl kullanılacağını denetlemek için mi oturuyor, yoksa makinenin kurulmasından bir pay almak için mi? İlki emeğin denetimini genişletir. İkincisi sermayenin projesine emeğin onayını ekler.

Bir de uluslararası zemin var. Haziran 2026'da kabul edilen ILO Platform Ekonomisi Sözleşmesi otomatik sistemlerde şeffaflık, karar inceleme mekanizması ve hesap kapatmaya karşı güvence hükümleri içeriyor. Avrupa Birliği'nin platform çalışması direktifi için üye devletlere verilen uyum süresi 2 Aralık 2026'da doluyor. Bu metinler platform işçisi için yazıldı. Ama ilkeleri (açıklama hakkı, insan tarafından yeniden inceleme, yazılı sorumlu), ajanın iş yerine girdiği her sektöre taşınabilir.


IX. Somut görevler

1. Her güvenlik haberine üç soru sorun. Kim korunuyor? Kim karar veriyor? Kapatma düğmesi nerede? Bir güvenlik platformu duyurulduğunda, önce neyi koruduğuna, sonra neyi korumadığına bakın. Listede işçi yoksa, o güvenlik sermayenin güvenliğidir.

2. İş yerindeki ajanı toplu sözleşme konusu yapın. Bir işverenin iş akışına iş dağıtan ya da iş takip eden bir ajan sokması, bir makine yatırımıdır. Makine yatırımının emek üzerindeki etkisi de sendikal geleneğin en eski pazarlık konusudur. Sözleşmeye yazılması gerekenler:

  • Hangi işlerin ajana devredildiği,
  • Ajanın işçi hakkında hangi veriyi topladığı,
  • Ajanın ürettiği performans ve disiplin önerilerinin tek başına bir karar gerekçesi olamayacağı,
  • Kazanılan zamanın nasıl paylaşılacağı.

3. Ajan kayıtlarına işçi erişimini talep edin. Bir işçi hakkında öneri, puan ya da uyarı üreten her ajanın kayıtları, o işçiye ve temsilcisine açık olmalı. Ajanın karar kaydı bugün ajan sahibinin sunucusunda duruyor. Onu masaya getirmek, algoritmik yönetimin opaklığına karşı ilk adımdır.

4. Dijital "çalışmaktan kaçınma hakkı"nı tartışmaya açın. 6331 sayılı Kanun'un 13. maddesi ciddi ve yakın tehlike karşısında işçiye çalışmaktan kaçınma hakkı tanıyor. Bir robotun ya da ajanın yanında çalışan işçinin, sistemi durdurma ya da sistemle çalışmayı reddetme hakkı olmalı. Fabrikadaki kırmızı buton ilkesi dijital iş yerine taşınmalı. İş sağlığı ve güvenliği kurulları, robot ve ajan devreye alımlarını gündemlerine almalı.

5. Robot ve ajan kurulumlarının emek verisini kendiniz toplayın. Türkiye'de hangi depoya, hangi fabrikaya, hangi operasyon merkezine robot ya da ajan geliyor? Kaç işçi yeniden atanıyor, kaçı çıkarılıyor, iş temposu nasıl değişiyor, iş kazası kayıtları ne söylüyor? Bu veriyi ne şirketler ne de TÜİK toplayacak. Sınıfın verisini sınıf kendisi toplamalı.

6. Kısıtları kaldırılmış test için hukukî sorumluluk isteyin. Bir şirket kendi modelinin güvenlik önlemlerini azaltarak test yapıyorsa ve bu test üçüncü kişilere zarar veriyorsa, sorumluluk doğrudan o şirkettedir. "Ajan kendi başına yaptı" savunması kabul edilmemeli. Bu ilke, Türkiye'de yapay zekâ düzenlemesi tartışılırken şimdiden masaya konmalı.

7. Açık model müştereğine kamusal barınak talep edin. Hugging Face'in el değiştirmesi bir ders: açık modellerin ve açık veri kümelerinin tek bir özel şirketin deposunda tutulması, müştereği o şirketin kaderine bağlıyor. Üniversitelerin, kamu araştırma kurumlarının ve yazılım kooperatiflerinin ortaklaşa işlettiği kamusal model ve veri depoları bir ütopya değil, bir bütçe ve örgütlenme başlığı. Albatros Bilişim Kooperatifi ve Yazılım Kooperatifçiliği 101 gibi deneyimler bu işin taşıyıcısı olabilir.

8. Donanım denetiminde açık standart ve kamusal denetim isteyin. Çip düzeyinde bir denetim mekanizması kurulacaksa bunun protokolü açık olmalı, bağımsız bir kamusal denetime tabi olmalı ve satıcının ya da ihracat bürokrasisinin tekelinde kalmamalı. Kapatma düğmesi varsa, o düğmenin ne zaman ve neden basıldığı kamuya hesap verilebilir olmalı.

9. Bilişim emekçisi olarak teknik bilgiyi sınıfa taşıyın. Bir iş yerine ajan geldiğinde, onun hangi yetkilerle çalıştığını, hangi veriye eriştiğini ve kayıtlarının nerede tutulduğunu bilen kişi çoğu zaman bir bilişim emekçisidir. Bu bilgi, o iş yerindeki diğer işçilerin sözleşme masasındaki en güçlü kozudur. Bilişim Emekçisinin El Kılavuzu'nda söylediğimiz gibi, bilişim işçisi kod yazanla sınırlı değil ve kod yazan, kodun yerine geçeceği işçiyle aynı sınıftadır.


Sevgili Genç Yoldaşlar,

Eylül'ün son haftasında üç şey aynı anda oldu. Bir şirket, iş dağıtan ve hiç kapanmayan ajanlarını satışa çıkardı. Bir başka şirket, o ajanları çipin içinden izleyen bir bekçi sundu. Bir devlet de o çiplerin dünyanın neresinde çalıştığını bilmek istedi. Bu üç olay aynı hareketin üç anı: emek süreci otomatikleşiyor, denetimi de otomatikleşiyor ve o denetimin anahtarı mülkiyetin en yoğun olduğu yere, silisyuma iniyor.

Bu yazının bir teknoloji korkusu yazısı olmadığını tekrar söyleyelim. Ekran başındaki tekrarlayan işin makineye devredilmesi, doğru örgütlenmiş bir toplumda insan için bir kazanç olurdu. Tehlikeli bir sistemi durdurabilen bir güvenlik mekanizması da bir kazanç olurdu. Sorun makinede ya da mekanizmada değil. Sorun, makinenin getirdiği kazancın ve mekanizmanın anahtarının tek bir tarafta toplanmasında.

Fabrikada acil durdurma butonunu işçinin yanına koydurmak için yüz yıllık bir mücadele gerekti. Dijital butonun yeri bugün belirleniyor. Bugün sessiz kalırsak, o buton ya bir veri merkezinin konsolunda ya da bir çipin içinde kalacak. Hiçbir zaman ajanın yanında çalışan işçinin elinin erişebileceği bir yerde olmayacak.

Genç yoldaş, bir sonraki "yapay zekâ güvenliği" haberini okuduğunda soracağın soru bellidir: Bu kilit kimi, kime karşı koruyor ve anahtarı kimin cebinde?

Yoldaşça.

Bilgi herkesindir.


Kaynaklar

Ajanlar ve bilgisayar kullanımı

Hugging Face olayı

Robotlar

Donanım denetimi

Emek tarafı

  • MIT Sloan, "Negotiating to Work: Partnership, AI and Healthcare": Kaiser Permanente ile sendikalar arasındaki yapay zekâ çerçevesi
  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, md. 13: çalışmaktan kaçınma hakkı
  • ILO Platform Ekonomisi Sözleşmesi, Haziran 2026; AB Platform Çalışması Direktifi, uyum süresi 2 Aralık 2026

Kuramsal çerçeve

Bilgi Müşterekleri'nden ilgili yazılar


Lisans: CC BY-SA 4.0. Kaynak göstererek ve aynı lisansla paylaşmak koşuluyla çoğaltabilir, dağıtabilir, uyarlayabilirsiniz.

Bu bir canlı belgedir; Chip Security Act'in Senato süreci ve ajanların iş yerine girişine dair yeni veriler geldikçe güncellenecektir. bilgimusterekleri.org

İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği