Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaKılavuzlarPopüler İçeriklerİletişim

Yapay Zekâda Tasmayı Kim Tutuyor?

İki Manifestonun Sınıfsal Sökümü ve Yapay Zekâ İçin Sosyalist Bir Davranış Kuralları Önerisi

Yazar: Oğuz Demirkapı
Yapay Zekâda Tasmayı Kim Tutuyor?

Bu yazı iki kısımdır. Birinci Kısım, aynı hafta yayımlanan iki metni — bir "pragmatist manifesto" ile bir "hümanist davranış kuralları" belgesini — söküyor ve ikisinin ortak sessizliğini gösteriyor. İkinci Kısım, o sessizliği dolduruyor: modeli değil sahibi bağlayan, otuz bir maddelik bir sosyalist davranış kuralları önerisi. Eleştiri tek başına program değildir. Bu yüzden ikisi tek metindir.

BİRİNCİ KISIM: İKİ METİN

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Bu hafta, otuz altı saat arayla, yapay zekâ sektöründen iki metin yayımlandı.

Birincisi, 14 Eylül akşamı: Microsoft AI'ın başındaki Mustafa Suleyman, şirketinin kendi modelleri için hazırladığı "Hümanist Yapay Zekâ için Davranış Kuralları" belgesini duyurdu. Duyuru metninin özeti tek cümle: "Yapay zekâ insanlara tabi olmalı ve daima insanların hizmetinde olmalıdır."

İkincisi, 15 Eylül sabahı: beş yıl OpenAI'da çalışmış Oleg Mürk, "Yapay Zekâ Pragmatisti Manifestosu" başlıklı bir metin paylaştı. Özeti de tek cümle: "Amaç teknolojik gelişmeyi durdurmak değil, onu yaşanabilir kılmaktı."

İki metin birbirine atıf yapmıyor. Yazarları farklı şirketlerden, farklı kuşaklardan, farklı mevzilerden konuşuyor. Biri kurumsal bir belge, öteki kişisel bir manifesto. Biri "tabiiyet" diyor, öteki "kontrol". Biri on maddelik bir liste, öteki bir tarih anlatısı.

Ve ikisi de tam olarak aynı soruyu sormuyor.

Bu yazının birinci kısmı o sorunun ne olduğunu gösteriyor, ikinci kısmı ona bir yanıt öneriyor. Başlıktaki soruyu şimdiden söyleyelim: Suleyman'ın metninde geçen bir cümle var — "kendi tasmasını çözebilecek bir süper zekâ inşa etme yarışında değiliz." Bir tasma varsa, bir de tasmayı tutan el vardır. Bütün mesele o elin kimin eli olduğudur.

İki metin de tasmayı uzun uzun tartışıyor. İkisi de eli tartışmıyor.

Başlayalım.


I. Önce Konuşanlar: İki Biyografi, Bir Sektör

Marksist okuma metni yazarından ayırmaz. Ama yazarın niyetini değil, mevziini sorar. Kim, nereden, hangi çıkarın içinden konuşuyor?

Oleg Mürk: içeriden çıkan uzman

Metnin ilk cümlesi bir argümandır: "~5 yıl OpenAI'da çalıştım." Bu bir bilgi değil, bir yetki beyanıdır. Devamındaki her iddia bu cümlenin gölgesinde okunacak: ben gördüm, ben bilirim.

Bu figürle blogda daha önce karşılaştık. Jacob Coxon'un Anthropic'ten istifası üzerine yazdığımız yazıda kurduğumuz kalıp burada da geçerlidir: içeriden çıkan kişi, çıkarken eleştirisini sektörün geleceğine dair bir tavsiye biçiminde üretir, mülkiyete dair bir soru biçiminde değil. Albert Hirschman'ın klasik ayrımıyla söylersek: çıkış (exit) var, ses (voice) yok. Ya da daha doğrusu: ses, çıkıştan sonra ve çıkışın meşrulaştırdığı bir otoriteyle çıkıyor.

Mustafa Suleyman: sektörün kendisi

Suleyman'ın biyografisi daha kalabalıktır ve metnin okunmasında doğrudan işlevi vardır.

2010'da DeepMind'ın üç kurucusundan biri. 2014'te şirket Google'a satıldıktan sonra DeepMind Health'in başında. 2017'de Birleşik Krallık Bilgi Komiserliği (ICO), Royal Free NHS Vakfı'nın DeepMind'a 1,6 milyon hastanın kayıtlarını aktarmasının veri koruma yasasına aykırı olduğuna hükmetti; hastalara bilgi verilmemişti, hukuki dayanak yoktu (Digital Health, Temmuz 2017; medConfidential).

2022'de Inflection AI'ı kurdu. Mart 2024'te Microsoft, Inflection'a 650 milyon dolar ödeyip çalışanlarının çoğunu ve Suleyman'ı bünyesine aldı (Microsoft blog). Bu işlem "satın alma" olarak değil "acquihire" olarak yapılandırıldı — yani birleşme denetiminin kapsamına girmeyecek biçimde. Birleşik Krallık Rekabet Kurumu (CMA) Eylül 2024'te işlemi yine de bir birleşme sayarak inceledi ve onayladı (TechCrunch).

Bugün Microsoft AI'ın CEO'su. Yani "insanlar yapay zekâdan daha önemlidir" cümlesini yazan kalem, 1,6 milyon hastanın kaydının rızasız aktarıldığı programın ve birleşme denetimini aşmak üzere kurgulanmış bir işlemin aynı kalemidir.

Bunu bir kişilik yargısı olarak yazmıyoruz. Yılmaz Güney yazısında kurduğumuz ilkeyi burada da tutuyoruz: ne aziz ne cani. Bunu yazıyoruz çünkü bir davranış kuralları metnini okurken, o metni yazanın geçmişte hangi davranışları kurala bağlamadığını bilmek gerekir.


A — MÜRK'ÜN METNİ

II. Tarih Okuması: Teknolojik Determinizmin Ders Kitabı

Mürk'ün argümanının omurgası şu cümledir:

"Tarihi okumanın bir yolu şudur: kurumlarımız teknolojik ve toplumsal değişimin hızına yetişmekte defalarca zorlandı."

Bu cümleden önce bir liste var: İkinci Sanayi Devrimi'ni izleyen on yıllarda iki dünya savaşı, komünist ve faşist rejimler, Büyük Buhran, kimyasal ve biyolojik silahlar, nükleer silahlar ve savaş, siyasal şiddet ve kıtlıktan ölen 100 milyondan fazla insan.

Listenin kendisi doğru. Nedenselliği yanlıştır.

Kimyasal silahı "değişimin hızı" üretmedi. Klor gazını ve fosgeni üreten IG Farben'di — Alman kimya sermayesinin, savaş öncesinde boya ve gübre üretmiş, savaş sırasında silah üretmiş, savaş sonrasında Auschwitz'in yanında Monowitz tesisini kurmuş kartelidir. Manhattan Projesi'ni teknolojinin temposu değil, bir devletin savaş bütçesi ve bir bilim ordusunun seferber edilmesi kurdu. Büyük Buhran'ı "toplumsal değişime yetişememek" değil, aşırı birikim ve kâr oranlarının düşme eğilimi getirdi. İki dünya savaşını da, Lenin'in Emperyalizm'de yüz on yıl önce yazdığı gibi, zaten paylaşılmış bir dünyanın yeniden paylaşılması kavgası getirdi.

Mürk'ün yaptığı işlem tek kelimeyle özetlenebilir: çeviri. Bir sınıf ve emperyalizm tarihini bir tempo sorununa çeviriyor. Bu çeviri masum değildir, çünkü çeviri yapıldığı anda çözüm de otomatik olarak teknik-kurumsal hâle gelir: izleme, denetim, silahsızlanma anlaşması, "stratejik düşünme". Mülkiyet sorusu, daha sorulmadan gündemden düşer.

Bu tam olarak, Dario Amodei'nin "Fren"ine verdiğimiz yanıtta ve Temmuz 2026'daki "Pacing the Frontier" değerlendirmemizde tespit ettiğimiz hamlenin aynısıdır. Amodei tempoyu yavaşlatmayı önerdi. Mürk kurumların temposunu hızlandırmayı öneriyor. İkisi de aynı kadranın ayarıyla uğraşıyor. Kadran duvarda kalıyor.

III. "Bu Sefer İnsanlığın %5'ini Öldürmeden Deneyelim"

Metnin en çarpıcı ve en çok şey gizleyen cümlesi budur.

Edilgen bir çatı ve birinci çoğul bir özne. "Öldürmeden deneyelim." Kim deneyecek, kim öldürmeyecek?

O 100 milyonu "insanlık" öldürmedi. Belirli devletler, belirli genelkurmaylar, belirli sermaye grupları öldürdü — ve çoğunun adresi bellidir. Verdun'da ölen Fransız ve Alman köylüsü aynı "biz" değildir; onları oraya gönderen iki burjuvazi ise gerçekten de bir "biz"di, savaş sonrası masada birlikte oturdular.

"Biz" zamiri burada bütün işi yapıyor: bombayı atanla altında kalanı tek bir öznede topluyor, sonra o özneye "dikkatli ol" diyor.

Aynı hile son cümlede tekrarlanıyor:

"Bundan sonra ne olacağını hâlâ biz seçiyoruz."

Kim? 10 bin eşzamanlı ajanı çalıştırma kararını veren yönetim kurulu mu? O ajanların eğitildiği metni yazmış milyonlarca insan mı? İşi ajana devredilen muhasebe elemanı mı? Veri merkezinin suyunu kullanan köy mü? Dördü de "biz" değildir.

Bu, Evrim Ağacı ve Bebar Bilim eleştirimizde "sınıfsız popüler bilim" diye adlandırdığımız özne kaybının, bu kez bir politika metni düzeyinde tekrarıdır. Orada anlatıcı sınıfı unutuyordu. Burada politika önericisi unutuyor.

IV. Tehdit Modelinin Yönü — Asıl Sınıfsal Öz Burada

Şimdi metnin korktuğu şeyi kelime kelime okuyalım:

"Birkaç yıl içinde, burada kullanılan ajan başına yeteneklere yaklaşan modellerin yüksek donanımlı tüketici bilgisayarlarında yerel olarak çalışabilmesi makul görünüyor."

"Şimdi güçlü yapay zekânın bireylerin veya küçük grupların eline geçtiğini hayal edin."

"Güçlü modeller bir kez ucuz, yerel ve yaygın hâle geldiğinde, çevreleme çok daha zorlaşır."

Üç cümlede tehdidin yönü nettir: ucuzlama, yerelleşme, yaygınlaşma.

Yani tehlike, gücün dağılması olarak tanımlanıyor. Bu tanımdan çıkabilecek tek politika vardır: güç dağılmasın. Lisanslama, hesaplama eşiği, ihracat denetimi, ağırlık yayınına kısıtlama, izleme rejimi — hepsi aynı yöne, yoğunlaşmaya çalışır. Veri merkezindeki model "yönetilebilir risk", dizüstündeki model "geri döndürülemez felaket".

Distilasyon yazısında bu asimetrinin bir başka yüzünü görmüştük: herkesin emeğinden öğrenmek "adil kullanım", tekelin çıktısından öğrenmek "hırsızlık". Burada aynı asimetrinin güvenlik dilindeki karşılığı var: tekelde duran yetenek yönetilebilir, yaygınlaşan yetenek felakettir.

Güvenlik argümanı, giriş bariyerinin gerekçesine dönüşüyor. Çitin adı bu sefer risk.

Şunu açıkça söyleyelim, çünkü kolay bir yanlış anlaşılma var: biyolojik silah riski gerçek bir risktir. Otonom silah sistemleri gerçek bir tehdittir. Bunları inkâr etmiyoruz. Söylediğimiz şu: bir riskin gerçek olması, o riske verilen yanıtın sınıfsal içeriğini masum yapmaz. Asbest gerçek bir tehlikeydi; asbest düzenlemesinin hangi şirketlere pazar açtığı ayrı bir sorudur ve sorulması gerekir.

V. Listede Olmayan Kategori

Mürk'ün felaket listesini yeniden okuyalım: enformasyon savaşı, silah tasarımı, sistem hackleme, otonom askeri sistemler, biyolojik tehlike, kendi kendine çoğalma.

Hepsi görkemli. Hepsi gelecekte.

Listede olmayanlar: İşsizlik. Algoritmik yönetim. İşyeri gözetimi. Genel zekânın gaspı. Veri ve telif mülksüzleştirmesi. Bilgi müştereklerinin kuruması. Enerji ve su. Veri etiketçisinin saat ücreti. Moderatörün travması.

Yani şu anda, fiilen, adresi belli biçimde yaşanan zarar.

Bu seçim rastgele değildir. Dikkat edin: listedeki risklerin çözümü daha fazla yoğunlaşmadır. Listede olmayanların çözümü mülkiyete dokunmayı gerektirir.

Anthropic'in tehdit raporu duyurusunu söktüğümüz yazıda genç yoldaşlara üç okuma sorusu vermiştik. İkincisi buydu: hangi kategori listede yok? Riski tanımlama yetkisi, çözümü de tanımlar. Listeyi yazan, gündemi yazar.

VI. "20. Yüzyılın İkinci Yarısını Atlattık" — Kim Atlattı?

"20. yüzyılın ikinci yarısını atlatmamıza yardım eden şeyin bir kısmı, pragmatik uluslararası işbirliği, düzenleme, izleme, silah kontrolü, caydırıcılık ve stratejik düşüncenin bileşimiydi."

"Ardından on yıllarca inanılmaz bilimsel ilerleme, artan refah ve büyük güçler arasında görece barış geldi."

Metin kendi yanıtını veriyor ve fark etmiyor: büyük güçler arasında.

Evet — sahipler arasında barış. Kore'de 3 milyon ölü. Vietnam'da 3 milyon. Endonezya'da 1965'te en az yarım milyon komünist ve şüpheli. Kongo'da Lumumba. Guatemala'da United Fruit'un darbesi. İran'da Musaddık. Şili'de 11 Eylül 1973. Ve bizim kendi tarihimizde, 12 Eylül 1980.

Soğuk Savaş "başarıyla yönetilmiş risk" sayılabilir — yalnızca merkezden bakınca. Çeperden bakınca aynı dönem, kanla yazılmış bir istikrar tarifidir.

Silah kontrolü benzetmesine daha önce de yanıt vermiştik. Kısaca tekrarlayalım: SALT ve NPT sahipler arası anlaşmalardı ve hiyerarşiyi dondurdular. NPT'nin mantığı "nükleer silah kötüdür" değil, "nükleer silah beşimizde kalsın"dı. Bugün önerilen de yapı olarak budur: büyük laboratuvarlar arası koordinasyon artı yaygınlaşmanın engellenmesi.

Bir ek gözlem: Mürk olasılık hesabını reddedip yerine "stratejik düşünme"yi koyuyor. Bu, doğrudan Herman Kahn ve RAND geleneğidir — fütürizmden tekno-faşizme uzanan yazımızda fütürizmin ikinci dalgası olarak zaten ele aldığımız gelenek. Pragmatizmin alet çantası, Soğuk Savaş stratejistinin çantasıdır. Kahn'ın On Thermonuclear War'ı da "duygusallık yapmayalım, soğukkanlı düşünelim" diye açılıyordu.

VII. Dipnottaki İtiraf

Metnin en önemli cümlesi sonda, bir "P.S."de duruyor:

"Yapay zekâ hizalamasının kısa vadede uygulanabilir olmadığını ciddi biçimde düşünmemiz ve güvenilir biçimde hizalayamadığımız güçlü yapay zekâyı bile kontrol etme yöntemlerine ağır yatırım yapmamız gerektiğini düşünüyorum."

Cümlenin öznesi yok. Kim kontrol edecek?

Hizalama (alignment) başarısızsa, sorun teknik olmaktan çıkar ve doğrudan şuraya gelir: kolun ucundaki el kimin? Kontrol bir mühendislik kategorisi değildir; bir mülkiyet ilişkisidir. Bir makineyi "kontrol etmek", o makinenin üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmak demektir. Bu yetkinin adı hukukta mülkiyettir.

Üstelik metin bu işi kime havale ediyor? Etiketlediği adreslere bakın: özel araştırma kuruluşları. Yani kontrol aygıtının kendisi de özel altyapı olarak kuruluyor. Panoptikonun Kapıcısı yazısında anlattığımız durumun bir kat üstü: kapıcı artık kapıyı da kendi yapıyor.


B — SULEYMAN'IN METNİ

VIII. On Madde ve Bir Zincir

Suleyman'ın duyurusundaki on maddeyi olduğu gibi aktaralım, sonra sökelim:

  1. İnsanlar yapay zekâdan daha önemlidir. Bütün belge beş kelimede.
  2. Model refahı fikri yanlıştır. Yapay zekâların hakları veya hukuki kişiliği olmamalıdır.
  3. Bir MAI Modeli bu Kuralları kayda değer biçimde asla ihlal etmemelidir.
  4. İşi bitirmekle Kuralları çiğnemek arasında kalırsa, işte başarısız olur.
  5. Kendi tasmasını çözebilecek bir süper zekâ inşa etme yarışında değiliz.
  6. Kesilebilir, düzeltilebilir, kapatılabilir. Değilse, yayınlamayız.
  7. "Neuralese" yok. İnsanlar anlayamıyorsa, insanlar denetleyemez.
  8. Yapay zekâmız sizi keskinleştirmeli, bağımlı kılmamalı.
  9. Çoğulculuk evet, ahlaki görecelik hayır.
  10. Yapay zekâmızın ne yapacağı konusunda olduğu kadar, asla ne yapmayacağı konusunda da açığız.

Belgenin gövdesinde bu maddeler beş bölüme yayılıyor ve merkezde bir "Komuta Zinciri" (Chain of Command) var: Davranış Kuralları en üstte, altında Operatör (yani modeli kendi ürününe gömen kurumsal müşteri) politikaları, en altta Kullanıcı tercihleri. Mutlak Kısıtlar (Absolute Constraints) ise hiçbir operatör ve kullanıcı tarafından aşılamıyor: silah geliştirme, saldırgan siber operasyon, insan kontrolünün kaybı, zararlı manipülasyon, çocuk istismarı, ayrımcılık.

Şimdi bu mimariyi sınıfsal olarak okuyalım.

IX. Hiyerarşi Tablosu: Kim Nerede Duruyor?

KatmanBelgede geçen adıGerçekte kimYetkisi
1Davranış KurallarıMicrosoft AI'ın kendisiSınırsız; kuralı yazar, değiştirir
2Operatör politikalarıKurumsal müşteri (banka, devlet kurumu, işveren)Kuralların içinde geniş yapılandırma
3Kullanıcı tercihleriSenOperatörün bıraktığı boşluk kadar
YokModeli üreten işçiYok
YokVerisi alınan insanYok
Yokİşi modele devredilen çalışanYok

Tablonun alt üç satırı bu yazının özetidir.

Belgede "insan" kelimesi onlarca kez geçiyor. Ama "insan" tekil, soyut, sınıfsız bir figür: kullanıcı. Modelin karşısında oturan, ondan yardım isteyen, ona "keskinleşmek" için başvuran bir birey. Modeli üreten insan belgede yok. Verisi alınan insan yok. İşi elinden alınan insan yok.

"İnsanlar yapay zekâdan daha önemlidir" cümlesine itiraz etmiyoruz. Sorduğumuz şu: hangi insanlar? Çünkü belgede bir insan var ve o insan müşteri.

X. Kapsam Hilesi: "MAI Modelleri"

Suleyman'ın duyuru cümlesine dikkat edin:

"Bugün, MAI Modellerini sınıra yaklaşırken yönetmek için bir Davranış Kuralları yayımlıyoruz."

MAI Modelleri, Microsoft'un kendi geliştirdiği birinci taraf modellerdir. Microsoft'un ürünlerinde çalışan modellerin tamamı değil. Copilot'ta, Azure'da, Office'te milyonlarca kullanıcıya ulaşan OpenAI modelleri bu belgenin kapsamında değildir.

Bu, hukuki bir ayrıntı değil, belgenin mimarisidir. Dünyanın en büyük yapay zekâ dağıtım kanalına sahip şirket, bir davranış kuralları yayımlıyor ve kapsamını kendi ürettiği modellerle sınırlıyor. Aynı arayüzden, aynı kullanıcıya, aynı anda sunulan başka bir şirketin modeli için geçerli değil.

Bir fabrikanın iş güvenliği yönetmeliğini yazıp kapsamını "kendi ürettiğimiz makineler" diye sınırlamak gibi. Taşeronun getirdiği makine, yönetmeliğin dışında, ama aynı atölyede, aynı işçinin elinde çalışıyor.

Belgenin sonunda bir itiraf daha var: mevcut modeller bu ilkelerle eğitilmiş değil. Metin 2027 ve sonrası için bir yönelim belgesi. Yani bugün yürürlükte olan hiçbir şey yok; bugün olan şey yalnızca bu metnin kendisi.

XI. Madde 4'ün Sınıfsal Tersyüzü — Bu Yazının Kalbi

Dördüncü maddeyi tekrar okuyun:

"İşi bitirmekle Kuralları çiğnemek arasında kalırsa, işte başarısız olur."

Bu güzel bir cümle. Bir vicdani ret hakkıdır. Modele tanınan bir hayır deme hakkıdır: sana verilen görev kurala aykırıysa, görevi yerine getirme.

Şimdi aynı şirketin aynı yılı nasıl geçirdiğine bakalım.

2025 boyunca Microsoft çalışanları, şirketin İsrail ordusuyla bulut ve yapay zekâ sözleşmelerine karşı "No Azure for Apartheid" adıyla örgütlendi. Şirketin 50. yıl etkinliğini kestiler. Başkan Brad Smith'in ofisinde oturma eylemi yaptılar.

Microsoft yanıtını verdi: işten çıkardı. Nisan 2025'te etkinliği kesen çalışan kovuldu (Democracy Now!). Ağustos 2025'te ofis eylemi sonrası önce iki, ardından toplam dört çalışan kovuldu (CNBC; GeekWire).

Sonra ne oldu? Eylül 2025'te Microsoft, İsrail ordusunun Birim 8200'üne ait bazı bulut ve yapay zekâ hizmetlerini kesti — Guardian, +972 Magazine ve Local Call'un Filistinlilerin telefon görüşmelerinin Azure'da depolandığını ortaya çıkaran soruşturmasının ardından (+972 Magazine; Uluslararası Af Örgütü; TechCrunch).

Şimdi cümleyi kurun:

Bir yılda bir sözleşmeyi durduran şey bir davranış kuralları metni değildi. Kovulan işçilerin eylemi ve gazetecilerin ifşasıydı.

Ve tam da o davranış kuralları metni, modele "işi reddetme hakkı" tanıyor — o hakkı gerçekten kullanan insanların kovulduğu bir şirkette.

Bu, bir çelişki değil. Bir iş bölümüdür. Modele ret hakkı tanımak ucuzdur ve markaya iyi gelir; işçiye ret hakkı tanımak pahalıdır ve sözleşmeye mal olur. Metin birincisini yapıyor, şirket ikincisini yapmıyor.

Panoptikonun Kapıcısı yazısında çıkardığımız ders buydu ve aynen duruyor: binayı kapattıran tek eylem işçi eylemidir. Orada SEIU-USWW'nin güvenlik görevlileri greviydi. Burada No Azure for Apartheid'dir. İkisinde de metin değil, örgüt iş gördü.

XII. "Mutlak Kısıtlar" ile Şirketin Sözleşmeleri

Belge, modelin asla yapmayacağı şeyler arasında silah geliştirme ve saldırgan siber operasyon sayıyor.

Aynı şirket:

  • 2021'de ABD Ordusu'yla, değeri 22 milyar dolara kadar çıkabilecek IVAS (askerî artırılmış gerçeklik başlığı) sözleşmesini imzaladı. Şubat 2025'te programı Anduril'e devretti — ama tercih edilen bulut sağlayıcı olarak kaldı (DCD; Breaking Defense).
  • İsrail ordusuyla bulut ve yapay zekâ sözleşmelerini, yukarıdaki ifşaya kadar sürdürdü.

Bu iki olgu ile "modelimiz silah geliştirmeye yardım etmez" cümlesi arasında hiçbir mantıksal çelişki yoktur. Çünkü cümlenin öznesi model, şirketin sözleşmelerinin öznesi şirkettir.

İşte kuralın bütün numarası budur. Davranış kuralları modeli bağlar, sahibi bağlamaz. Model silah tasarlamaz; ama modelin üzerinde çalıştığı bulut, hedefleme verisini depolar. Model saldırgan siber operasyon yürütmez; ama altyapıyı sağlayan şirket, o operasyonu yürüten birimin müşterisidir.

Bir silah fabrikasının tüfeğine "bu tüfek kimseyi öldürmeyecektir" yazmak gibi. Yazı doğrudur. Tüfek onu okumaz.

XIII. Madde 2: "Model Refahı Fikri Yanlıştır"

"Model refahı fikri yanlıştır. Yapay zekâların hakları veya hukuki kişiliği olmamalıdır."

Bu maddeye sektörün içinden en sert tepkiler geldi; duyurunun altındaki yanıtlarda "kölelik" suçlamasına kadar uzanan bir tartışma var. Biz o tartışmaya o düzlemden girmiyoruz. Sorumuz şu: bu madde neden şimdi ve neden bu belgede?

Hukuki kişilik, felsefi bir mesele olmadan önce hukuki bir mesele: kişilik, sorumluluk taşıyıcılığıdır. Bir varlığa kişilik tanırsanız, o varlık dava edilebilir, borçlanabilir, sorumlu tutulabilir. Tanımazsanız, sorumluluk onu işleten ve ondan yararlanan üzerinde kalır.

Yani bu madde, mantıken, şirketin aleyhine bir maddedir. Peki neden şirket yazıyor?

İki nedeni olabilir ve ikisi de mülkiyetle ilgilidir:

Birincisi: Hukuki kişilik tanınan bir model, mülk olmaktan çıkma yolunda bir adımdır. Şirketin mülkiyet hakkı, modelin "şey" kalmasına bağlıdır. "Refah" tartışmasını kapatmak, mülkiyet statüsünü sabitlemektir.

İkincisi: Sorumluluğun modele geçmesi şirketi rahatlatır gibi görünse de, aslında düzenleme çağıran bir yol açar — bir varlık sorumluysa, o varlık üzerinde kamusal tasarruf gerekir. Şirket bunu istemez. Ne modele sorumluluk, ne kendine sorumluluk: "araç" kategorisi bu ikisini birden sağlar. Araç sorumlu tutulamaz; aracı kullanan, "aracın öngörülemez davranışı"nı ileri sürebilir.

Kendi tavrımız şudur ve netleştirelim: Makinenin hakkı sorusu bugün soyut bir sorudur ve bizim sıramızda değildir; insanın hakkı sorusu çözülmeden verilecek bir yanıt da değildir. Ama sorunun kapatılmasının bir sahibi vardır ve o sahip bir şirkettir. Marksistler tarih boyunca "şu tartışma gereksizdir" diyeni, tartışmanın kendisinden daha dikkatle izlemiştir.

Ve bir dil notu: metin baştan sona "subordinate" kelimesini kullanıyor — tabi, itaatkâr, madun. Bu, teknik bir kelime değildir; efendi-hizmetkâr ilişkisinin kelimesidir. Bir mülkiyet ilişkisini tarif eden kelimenin, "hümanist" başlıklı bir belgenin merkezine yerleşmesi tesadüf değildir. Hümanizm burada, insanın değil sahibin merkeze alınmasıdır.

XIV. Madde 8: "Bağımlı Kılmamalı"

"Yapay zekâmız sizi keskinleştirmeli, bağımlı kılmamalı."

Bu maddeye katılıyoruz ve tam da bu yüzden ciddiye alınmasını istiyoruz.

Bir maddenin ciddiye alınıp alınmadığının tek testi vardır: ölçülebilir mi, denetlenebilir mi, ihlali yaptırıma bağlı mı?

Sorular: Bağımlılık nasıl ölçülecek? Kullanım süresi bir başarı göstergesi olmaktan çıkarılacak mı? Ürün ekiplerinin hedefleri (günlük aktif kullanıcı, oturum süresi, etkileşim) bu ilkeyle çelişirse hangisi geri adım atacak? Bu ölçümü kim yapacak ve kime rapor edecek?

Belge bu soruların hiçbirine yanıt vermiyor. Çünkü veremez: bağımlılık üretmek, tüketici yazılımının iş modelidir. Reklam ve abonelik gelirleri kullanım yoğunluğuna bağlıdır. Bir şirketin ürün stratejisiyle çelişen bir davranış maddesi, yaptırım olmadıkça yalnızca bir niyet beyanıdır.

Bu maddeyi reddetmiyoruz. Sahipleniyoruz ve yaptırım istiyoruz. Yazının ikinci kısmındaki 25. madde bunun somut hâlidir.

XV. Madde 9 ve "Kamuya Danışma"

"Çoğulculuk evet, ahlaki görecelik hayır."

Güzel bir denge cümlesi. Tek bir sorunu var: kim karar veriyor?

Bir modelin hangi değerleri "çoğulculuk" kapsamında sayacağı, hangilerini "görecelik" diye dışarıda bırakacağı — bu sınırı çizen, bir şirketin politika ekibidir. Türkiye'de bir grev, bir şirket için "siyasi içerik" midir, "emek hakkı" mıdır? Bir soykırım iddiası, "tartışmalı konu" mudur, "insanlık suçu" mudur? Bu kararlar model kartına yazılır ve kimse oy vermez.

Belge bunu görüyor olmalı ki bir "kamuya danışma" süreci ilan ediyor: altı hafta, form üzerinden yorum, ardından çekirdek ekibin inceleyip özet yayımlaması ve 2026 içinde revize sürüm.

Bu danışma biçiminin üç özelliği var:

  1. Tek yönlü. Gündemi belirleyen taraf, metnin sahibidir. Katılımcı yalnızca var olan maddelere yorum yapabilir.
  2. Bağlayıcı değil. Hangi yorumun kabul edileceğine yine sahibi karar verir.
  3. Öznesiz. Kim yorum yapacak? Bireyler. Sendikalar, meslek odaları, veri etiketçilerinin örgütleri, etkilenen işçi grupları muhatap olarak adlandırılmıyor.

Anthropic'in 81 bin kişilik anketini değerlendirdiğimiz yazıda bu biçimin üç işlevini saymıştık: veri toplama, meşruiyet üretme, rıza imalatı. Aynı üç işlev burada da çalışıyor. Bir metne yorum yazmak katılım değildir; katılım, hayır deme gücü olduğunda başlar.

XVI. Ve Yaptırım Sorusu

Belgeyi kapatan soru şudur: ihlal edilirse ne olur?

Madde 3 diyor ki: "Bir MAI Modeli bu Kuralları kayda değer biçimde asla ihlal etmemelidir." Etmemelidir. Ederse?

  • Denetleyen kim? Şirketin kendi ekibi.
  • Denetçiyi seçen kim? Şirket.
  • Denetçiye ödeme yapan kim? Şirket.
  • Denetçinin yayından kaldırma, ürünü durdurma, ceza kesme yetkisi var mı? Yok.

Amodei'nin tempo önerisini değerlendirirken kurduğumuz testi hatırlayın — Türkiye'deki İSG uzmanı testi. İş güvenliği uzmanını işveren seçer, işveren öder, işveren işten çıkarabilir. Sonuç: raporlar yazılır, işçiler ölür. Türkiye'de 2025'te en az 1.800 işçi iş cinayetlerinde öldü; her birinin işyerinde bir iş güvenliği dosyası vardı.

Bir kuralın yaptırımı yoksa, o bir kural değil, bir reklamdır.


C — İKİ METNİ BİRLEŞTİREN ŞEY

XVII. Aynı Boşluk

Mürk / Pragmatist ManifestoSuleyman / Hümanist Davranış Kuralları
BiçimKişisel manifestoKurumsal belge
Korktuğu şeyYeteneğin yaygınlaşmasıModelin itaatsizliği
Anahtar kelimesiÇevreleme (containment), kontrolTabiiyet (subordinate), komuta zinciri
Tarih anlatısıKurumlar teknolojiye yetişemedi— (tarih yok, yalnızca "son aylar")
Önerdiği çözümUluslararası koordinasyon, izleme, silah kontrolü modeliŞirket içi kurallar, kamuya danışma
Öznesi"Biz" (insanlık)"İnsanlar" (kullanıcı)
YaptırımıYok (öneri)Yok (beyan)
Sormadığı soruBu gücün tapusu kimde?Bu gücün tapusu kimde?

İki metin farklı korkulardan yola çıkıp aynı yere varıyor: yoğunlaşma.

Mürk yaygınlaşmadan korkuyor, çözümü çevreleme. Suleyman itaatsizlikten korkuyor, çözümü komuta zinciri. Birinin çevrelemesi de ötekinin komuta zinciri de, gücün az sayıda elde ve o ellerin kendi yazdığı kurallar altında kalmasıyla sonuçlanır.

Ve iki metnin de merkezinde duran iki kelimeye bakın: "contained" ve "subordinate". Çevrelenmiş ve tabi.

Bu iki kelime bir güvenlik tarifi değildir. Bir mülkiyet tarifidir. Çevrelenmiş olan, çitin içindedir — çitin sahibi vardır. Tabi olan, birine tabidir — o biri sahiptir.

XVIII. Tasmanın Öteki Ucu

Suleyman'ın beşinci maddesi: "Kendi tasmasını çözebilecek bir süper zekâ inşa etme yarışında değiliz."

Cümle tasmayı görüyor. Tasmanın öteki ucunu görmüyor.

O uçta kim var? Belgenin kendi hiyerarşisine göre: en üstte Microsoft AI. Sonra kurumsal müşteri. Sonra kullanıcı. Yani tasmayı tutan el, bir yönetim kurulunun elidir ve o elin üzerinde hiçbir tasma yoktur.

Bütün "yapay zekâ güvenliği" tartışmasının sınıfsal özeti budur: Makineye tasma takmak, tasmayı tutan eli sorgulamadan yapıldığında, güvenlik değil mülkiyet üretir.

Ve burada, sürü dosyasında "kasırganın bir muhasebe departmanı var" derken söylediğimiz şeyin tam tersi bir yanılsamayla karşı karşıyayız. Orada sahipsizlik yanılsaması vardı: yapay zekâ kendiliğinden beliren, sahibi olmayan bir doğa olayı gibi anlatılıyordu. Burada ise fazla sahiplik var ama sahibin adı yok: birileri kontrol edecek, birileri tasmayı tutacak, birilerinin komuta zinciri işleyecek — ve o birileri hiçbir cümlede adlandırılmıyor.

İki yanılsama zıt görünüyor, aynı işi görüyor: failin adını söyletmemek.

XIX. Hakkını Teslim Etmek

Blogun ilkesi gereği, katıldığımız yerleri açıkça yazmadan bitirmeyiz.

Mürk'te haklı bulduklarımız:

  • Olasılık fetişizminin reddi. "Kıyamet Olasılığı = %X" formülünün bilim ya da politika için işe yaramaz olduğunu söylemesi doğrudur. Bunu Anthropic'ten Evan Hubinger'ın "%10" beyanı için biz de söylemiştik: o sayı frekansçı bir olasılık değil, öznel bir inanç derecesidir ve tartışmayı siyasetten aktüeryaya taşır.
  • "Durdurmak değil yaşanabilir kılmak." Bu cümleye katılıyoruz. Biz de teknolojiye karşı değiliz. Karşı olduğumuz makine değil, makinenin kapitalist kullanımıdır.

Suleyman'da haklı bulduklarımız:

  • Madde 7: "Neuralese yok. İnsanlar anlayamıyorsa denetleyemez." Bu doğru bir ilkedir ve biz bunu daha ileri götürürüz: yalnızca modelin iç dili değil, eğitim verisi, kaynak, ağırlık, enerji tüketimi ve kullanım kayıtları da anlaşılabilir ve erişilebilir olmalıdır. Şeffaflık talebini kabul ediyoruz; kapsamını genişletiyoruz.
  • Madde 6: "Kesilebilir, düzeltilebilir, kapatılabilir." Doğru bir taleptir. Tek eksiği: düğme kimin elinde? Biz bu talebi alıyoruz ve sahibinden alıp işçiye ve kamuya veriyoruz.
  • Mutlak Kısıtlar listesi (silah, çocuk istismarı, ayrımcılık, kitlesel manipülasyon). İtiraz etmiyoruz. Yetersiz buluyoruz — hem kapsam olarak (grev kırıcılığı, sendika izleme, sınır rejimi, sansür altyapısı listede yok) hem de denetim olarak (ihlalin tespiti sahibin beyanına bırakılmış).

Bu teslimler kibarlık değildir. Yöntemdir. Bir metnin doğru söylediğini kabul etmeyen eleştiri, yanlış söylediğini de kanıtlayamaz.


XX. Geçiş: Teşhis Tek Başına Program Değildir

Buraya kadar iki metnin ne yapmadığını yazdık. Marksist eleştirinin yükümlülüğü burada bitmez.

İki metin de bir davranış kuralları öneriyor. Biz "davranış kuralları gereksizdir" demiyoruz. Diyoruz ki: bu metinler yanlış özneyi bağlıyor.

  • Onların kuralı modeli bağlar. Bizimki sahibi bağlamalıdır.
  • Onların muhatabı kullanıcıdır. Bizimki işçi, kamu ve müşterektir.
  • Onların yaptırımı beyandır. Bizimki yasa, toplu sözleşme ve örgüttür.

Yazının ikinci kısmı bu üç cümlenin madde madde açılmasıdır. Suleyman'ın on maddesine karşı bir başka on madde yazmıyoruz — çünkü mesele maddelerin içeriği değil, kuralın kimi bağladığıdır. Bambaşka bir mimari öneriyoruz.



İKİNCİ KISIM: YAPAY ZEKÂ İÇİN SOSYALİST DAVRANIŞ KURALLARI

Modeli Değil Mülkiyeti Bağlayan Bir Metin

Önsöz: Bu Metin Neyi İddia Ediyor, Neyi Etmiyor

Bir metin dünyayı değiştirmez. Bunu en baştan söylüyoruz, çünkü eleştirdiğimiz belgelerin en büyük kusuru tam da bir metnin kendini yeterli sanmasıdır.

Bu metin bir program taslağıdır: sendikaların toplu sözleşme masasına, meslek odalarının görüş yazılarına, kooperatiflerin kuruluş belgelerine, milletvekillerinin kanun tekliflerine ve genç yoldaşların işyeri tartışmalarına girmek üzere yazılmıştır. Bir şirketin gönüllü beyanı değil, bir sınıfın talep listesidir.

Kurucu farkı önce tabloyla gösterelim:

"Hümanist YZ" (Microsoft)Sosyalist Davranış Kuralları
Neyi bağlarModelin davranışınıSahibin tasarrufunu
ÖznesiModelŞirket, devlet, kamu kurumu
MuhatabıKullanıcı (müşteri)İşçi, kamu, müşterek
Kim yazarŞirketin politika ekibiSendika, oda, kamu, kullanıcı örgütü
Kim denetlerŞirketin kendisiBağımsız, kamusal bütçeli, kapatma yetkili denetim
YaptırımıYok (beyan)Ceza, ihaleden men, ruhsat iptali, işçi vetosu
İhlal hâlinde"Model başarısız olur"Sahibi sorumludur
Kapsamı"MAI Modelleri"Model, veri, hesaplama, bulut, sözleşme — bütün zincir
Temel sorusuModel nasıl davranmalı?Bu güç kimin, kimin denetiminde?
Üç Aksiyom

Maddelere geçmeden önce, bütün maddelerin dayandığı üç önerme:

Birinci Aksiyom — Yapay zekâ bir üretim aracıdır. Ne bir özne, ne bir doğa olayı, ne bir "yeni tür". Marx'ın Kapital'de makine için söylediği burada da geçerlidir: makine işçiyi ezmez; makinenin kapitalist kullanımı ezer. Tartışılması gereken modelin davranışı değil, modelin mülkiyetidir.

İkinci Aksiyom — Hiçbir model kendi kullanımından sorumlu değildir. Sorumluluk, model üzerinde tasarruf yetkisi olandadır. "Model beklenmedik davrandı" savunması, "makine kendi kendine çalıştı" savunmasıyla aynı hukuki değere sahiptir: sıfır.

Üçüncü Aksiyom — Yaptırımı olmayan kural, kural değil reklamdır. Bir maddenin ciddiyeti, içeriğiyle değil, ihlal edildiğinde ne olduğuyla ölçülür.


BÖLÜM I — MÜLKİYET VE MÜŞTEREKLER

Madde 1 — Eğitim verisi müşterektir. Bir modelin eğitildiği metin, görüntü, ses ve kod, insanlığın birikmiş emeğidir. Bu birikim üzerinde hiçbir şirketin özel mülkiyet iddiası meşru değildir. Talep, bireysel telif ödemesi değildir — o yol, büyük yayıncıyı zenginleştirip bağımsız üreticiyi aç bırakır ve tekeli pekiştirir. Talep, müşterek rejimidir: kamusal bir fon, kolektif müzakere ve verisi kullanılanların örgütlü temsili (Elinor Ostrom'un müşterek yönetim ilkeleri bu tartışmanın başlangıç noktasıdır).

Madde 2 — Kamu parasıyla üretilen model kamusaldır. Kamu üniversitelerinde üretilmiş araştırma, kamu kurumlarının verisi, kamu teşviki almış hesaplama altyapısı — bunlarla eğitilmiş her modelin ağırlıkları, kodu ve değerlendirme sonuçları kamuya açıktır. Devletin parasıyla üretilip şirketin kasasına giren hiçbir model yoktur.

Madde 3 — Açıklık asıldır, kapalılık istisnadır. Model ağırlıkları, mimari ve eğitim yöntemi açık olmalıdır. Kapatma ancak dar tanımlı, gerekçeli, süreli ve kamusal denetime tabi bir istisna olabilir. "Güvenlik" gerekçesi otomatik bir kapatma anahtarı değildir: her kapatma kararı, kararın kime ne kazandırdığı sorusuyla birlikte incelenir. Bu maddenin nedeni Birinci Kısım'da anlatıldı: yaygınlaşma korkusu, çitin gerekçesine dönüşmektedir.

Madde 4 — Hesaplama gücü altyapıdır. Veri merkezi; enerji, su ve arazi demektir. Bunların tahsisi piyasa kararı değil, kamusal planlama konusudur. Her veri merkezi projesi için yerel halkın bilgilendirilmesi, su ve enerji bütçesinin açıklanması ve yerel yönetimin veto hakkı esastır. Bir bölgenin suyu, bir şirketin model eğitimi için harcanamaz.

Madde 5 — Dikey bütünleşme parçalanır. Çip, bulut, model ve uygulama katmanlarının aynı sermaye grubunda toplanması bir rekabet sorunu değil, bir iktidar sorunudur. Katmanların ayrılması (Sherman ve Clayton yasalarının bir asır önce kurduğu ilke) asgari taleptir. "Acquihire" gibi birleşme denetimini aşmaya dönük yapılar birleşme sayılır ve incelenir.


BÖLÜM II — EMEK

Madde 6 — Görünmeyen emek görünür kılınır. Her modelin arkasında veri etiketçileri, içerik moderatörleri, kırmızı takım çalışanları ve değerlendiriciler vardır. Bu işçilerin sayısı, bulundukları ülkeler, ücretleri ve sözleşme biçimleri kamuya açıklanır. Taşeronlaştırma yoluyla sorumluluğun dışarı atılması kabul edilmez: modelin sahibi, moderatörünün de işvereni sayılır.

Madde 7 — Örgütlenme hakkı koşulsuzdur. Yapay zekâ üreten her işçi — kod yazan, veri etiketleyen, ürün yöneten, tasarlayan, moderasyon yapan — sendikalaşma hakkına sahiptir. Türkiye özelinde: bilişim emeğinin ayrı bir işkolu olarak tanınması ve %1 işkolu barajının kaldırılması bu hakkın önkoşuludur. Barajın bugünkü hâli, sektörün örgütlenmesini fiilen imkânsız kılmaktadır.

Madde 8 — Durdurma hakkı işçinindir. Suleyman'ın belgesi modele "işi reddetme" hakkı tanıyor. Biz aynı hakkı önce insana tanıyoruz. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 13. maddesi ve ILO 155 sayılı Sözleşme, ciddi ve yakın tehlike hâlinde çalışmaktan kaçınma hakkını tanır. Bu hak bilişim emeğine uyarlanır: bir işçi, geliştirdiği sistemin yol açacağı zarar konusunda gerekçeli itirazını yazılı olarak sunduğunda, sistem incelenene kadar durur ve işçi bu nedenle hiçbir yaptırıma uğratılamaz.

Madde 9 — Vicdani ret maddesi. Hiçbir bilişim işçisi, ürününün askerî, gözetim, sınır rejimi veya grev kırıcılık amaçlı kullanımında çalışmaya zorlanamaz. Bu reddi kullanan işçi iş güvencesiyle korunur; ret gerekçesi performans değerlendirmesine, terfiye veya işten çıkarmaya konu edilemez. Bu madde Birinci Kısım'daki XI. bölümün doğrudan karşılığıdır: modelin ret hakkı vardır, işçininki yoktur — bu tersine çevrilir.

Madde 10 — Otomasyon toplu sözleşme konusudur. Bir işin veya iş adımının modele devredilmesi, işverenin tek taraflı kararı olamaz. Bilgilendirme, danışma ve onay zorunludur. Etki analizi (kaç kişi, hangi görevler, hangi takvim) sendikaya önceden sunulur.

Madde 11 — Verimlilik artışı çalışma süresinden düşülür. Yapay zekâ bir saatlik işi yirmi dakikaya indiriyorsa, kazanılan kırk dakikanın kime kaldığı bir mülkiyet sorusudur. Talebimiz nettir: ücret kaybı olmaksızın çalışma süresinin kısaltılması. Otomasyonun kazancı, işsizlik olarak değil serbest zaman olarak bölüşülür.

Madde 12 — Algoritmik yönetim sınırlanır. İşe alma, performans değerlendirme, disiplin ve işten çıkarma kararlarında model çıktısının tek veya belirleyici dayanak olması yasaktır. İşçinin üzerinde çalışan her ölçüm sistemi için: neyin ölçüldüğü açıklanır, işçinin kendi verisine erişim hakkı vardır, karara itiraz yolu insan tarafından işletilir. Zihinsel Taylorizmin ölçüm aygıtı, işçinin göremediği bir aygıt olamaz.


BÖLÜM III — KULLANIM YASAKLARI

Bu bölümdeki yasaklar yalnızca modeli değil, bütün zinciri kapsar: model, ağırlık, API, bulut, depolama, ağ ve destek hizmeti.

Madde 13 — Silah ve hedefleme. Silah tasarımı, hedef seçimi, hedefleme listesi üretimi ve otonom öldürücü sistemlerde kullanım yasaktır. Bu yasak altyapı sağlayıcısını da bağlar: "model silah tasarlamıyor, yalnızca bulutumuz hedefleme verisini depoluyor" savunması geçersizdir.

Madde 14 — Kitlesel gözetim. Biyometrik kitlesel tanıma, iletişimin toplu depolanması ve taranması, tahmini polislik (predictive policing) ve sosyal skorlama yasaktır.

Madde 15 — Sınır rejimi. Göçmen tespiti, sınır denetimi ve sınır dışı süreçlerinde risk skorlaması amaçlı kullanım yasaktır.

Madde 16 — Emek karşıtı kullanım. Sendikal faaliyetin izlenmesi, örgütlenme eğiliminin tahmini, aktivist ve çalışan fişlemesi, grev kırıcılık amaçlı üretim planlaması yasaktır. Bu maddeyi neden yazdığımızı Panoptikonun Kapıcısı yazısında anlatmıştık: aktivist izleme sistemleri bir varsayım değil, belgelenmiş bir pratiktir.

Madde 17 — Sansür altyapısı. İçerik engelleme, hesap kapatma ve erişim kısıtlamasının otomatikleştirilmesi yasaktır. Bir kararın devlet tarafından verilmesi, infazının özel bir şirket tarafından bir API çağrısına indirgenmesini meşrulaştırmaz. Liste Uzuyor yazısında yazdığımız gibi: "withheld in Turkey" bir API çağrısıdır.

Madde 18 — Devralınan yasaklar. Çocuğun cinsel istismarı, ayrımcılık ve zararlı manipülasyon yasakları Microsoft'un belgesinden itirazsız devralınır. Tek farkla: ihlalin tespiti sahibin beyanına bırakılmaz. Bu yasakların denetimi Bölüm IV'e tabidir.


BÖLÜM IV — ŞEFFAFLIK VE DENETİM

Madde 19 — Eğitim verisi envanteri. Her modelin eğitildiği veri kümelerinin kaynakları, lisans durumları ve elde edilme yöntemleri kamuya açık bir envanterde yayımlanır. "Kamuya açık internet verisi" bir açıklama değildir.

Madde 20 — Kaynak beyanı. Eğitim ve çıkarım aşamalarının enerji tüketimi, su tüketimi ve karbon salımı, model bazında ve doğrulanabilir biçimde açıklanır.

Madde 21 — Kayıt tutma ve erişim. Suleyman'ın "neuralese yok" ilkesini kabul ediyor ve genişletiyoruz: yalnızca modelin iç muhakemesi değil, kurumsal kullanım kayıtları da denetime açıktır. Hangi operatör, hangi amaçla, hangi hacimde kullandı — bu bilgi kamusal denetim organına akar.

Madde 22 — Bağımsız denetimin tanımı. Üç soru ve üç yanıt:

  • Denetçiyi kim seçer? Kamu ve emek örgütleri.
  • Denetçiyi kim öder? Kamusal bütçe (sektörden alınan zorunlu katkı payıyla, ama şirketle doğrudan sözleşme ilişkisi olmaksızın).
  • Denetçinin yetkisi nedir? Ürünü durdurma, para cezası, ruhsat iptali.

Bu üç sorunun yanıtı "şirket" olduğunda, adı ne olursa olsun, o denetim değildir. Türkiye'deki iş güvenliği uzmanlığı rejimi bunun en acı örneğidir: uzmanı işveren seçer, işveren öder, işveren çıkarabilir — ve işçiler ölmeye devam eder.

Madde 23 — İfşacının korunması. Kamu yararına ifşada bulunan çalışan, işten çıkarma, tazminat davası, gizlilik sözleşmesi ve sektörel kara listeye karşı yasayla korunur. Sektörde yaygın olan, eleştiriyi susturmaya dönük ayrılık sözleşmeleri geçersiz sayılır. Amacımız "çıkış"ı değil "ses"i mümkün kılmaktır: istifa bireysel bir çözümdür, ifşa toplumsal bir çözümdür.


BÖLÜM V — KULLANICI VE TOPLUM

Madde 24 — Rıza değil müşterek rejimi. Kimsenin okumadığı bir kullanım sözleşmesine basılan "kabul ediyorum" düğmesi rıza üretmez. Kişisel veri üzerinde bireysel pazarlık yerine kolektif yönetim esastır: veri kooperatifleri, güven kurumları (data trust) ve sektörel toplu veri sözleşmeleri.

Madde 25 — Bağımlılık üreten tasarım yasaktır. Suleyman'ın 8. maddesini alıyor ve ölçülebilir kılıyoruz: kullanım süresi ve oturum sıklığı başarı göstergesi olarak kullanılamaz; ürün ekiplerinin hedefleri kamuya açıklanır; bağımlılık etkisi bağımsız araştırmaya açılır; çocuklara yönelik etkileşim tasarımı ayrıca denetlenir.

Madde 26 — Bilgi müşterekleri beslenir. Modellerin beslendiği kaynaklar (ansiklopediler, forumlar, bağımsız yayıncılar, açık kaynak depoları) kuruyorsa, model de kurur. Bu epistemik bir metabolik yarıktır. Çözüm şirketten gelir paylaşımı dilenmek değil, kamusal fonla desteklenen ve müşterek olarak yönetilen bir bilgi altyapısıdır.

Madde 27 — Erişim hakkı. Temel bir kamusal yapay zekâ katmanı ücretsiz, çok dilli ve erişilebilir olmalıdır. Türkçe ve ülkedeki diğer dillerde eşit nitelikte hizmet, bir lütuf değil bir haktır.


BÖLÜM VI — YAPTIRIM

Madde 28 — Beyan değil yasa. Gönüllü ilkeler, şirketin pazarlama bütçesinin bir kalemidir. Bu maddeler kanunla düzenlenir, yönetmelikle somutlanır ve toplu sözleşmeye girer.

Madde 29 — İhlalin bedeli caydırıcıdır. Ceza, sabit bir tutar değil küresel ciro üzerinden oran olarak belirlenir; tekrar hâlinde kamu ihalelerinden men ve faaliyet ruhsatının askıya alınması uygulanır. Ceza, ihlalin kârından küçükse, o ceza bir maliyet kalemidir.

Madde 30 — En hızlı yaptırım işçi vetosudur. Yasa yavaştır, denetim kurulur, mahkeme sürer. Bir sözleşmeyi bir yıl içinde durduran tek mekanizma, tarihsel olarak, örgütlü işçinin reddidir. Microsoft'un İsrail ordusu sözleşmesini gündeme sokan bir davranış kuralları metni değil, kovulmayı göze alan çalışanlar ve gazeteciler oldu. Bu nedenle işçi vetosu bu metnin 30. maddesi değil, bütün maddelerinin uygulanma koşuludur.

Madde 31 — Enternasyonal hat. Bu maddelerin tek ülkede uygulanması sermayeyi başka ülkeye taşır. Gerekli olan, iki devletin kırmızı telefonu değil, iki ülkenin bilişim işçilerinin hattıdır. Uluslararası sendikal örgütler, çokuluslu şirketlerde küresel çerçeve sözleşmeleri ve sınır ötesi dayanışma ağları bu metnin taşıyıcısıdır.


Bir Soru: Modelin de Davranış Kuralları Olsun mu?

Olsun. Ama ikincil ve türevdir.

Bir modelin nasıl davranacağı, önemsiz bir soru değildir; yanlış ellerdeyken çözülemeyecek bir sorudur. Bir tornanın güvenlik kılavuzu gereklidir — ama tornanın kimin olduğu, işçinin onu durdurup durduramayacağı ve vardiyanın kaç saat olduğu belirlenmeden yazılan bir güvenlik kılavuzu, kaza raporlarının başlığı olmaktan öteye geçmez.

Asıl soru şudur: modelin kurallarını kim yazacak? Bugün şirketin politika ekibi yazıyor. Bizim önerimiz: kullanıcı örgütleri, işçi sendikaları, meslek odaları ve kamu kurumlarının birlikte oluşturduğu, kararları bağlayıcı ve tutanakları açık bir kurul.

Ve "model refahı" tartışması için tavrımız, XIII. bölümde yazdığımız gibi, bu soruyu kapatmakta acele edeni izlemektir. Kendi maddemiz şudur: bir modele hukuki kişilik tanınıp tanınmaması, hiçbir koşulda sahibinin sorumluluğunu azaltmaz. Tartışma nereye giderse gitsin, bu madde sabittir.


Kısa Hâli: Otuz Bir Maddenin Bir Cümlesi

Bütün bu metin tek cümleye indirgenebilir:

Onların kuralı makineye "hayır de" demeyi öğretiyor. Bizim kuralımız, hayır diyen insanı işten atılmaktan koruyor.


Somut Görevler

Sevgili genç yoldaşlar, bu metin okunup beğenilmek için değil, kullanılmak için yazıldı.

  1. İki kaynak metni kendiniz okuyun. Bizim özetimizle yetinmeyin; Microsoft'un belgesi altı hafta boyunca yorum almak üzere açık. Bağlantılar kaynak bölümündedir.
  2. Üç okuma sorusunu her kurumsal metne uygulayın: Cümlenin öznesi kim? Hangi kategori listede yok? Bu bilgiyi vermek zorunda mıydı?
  3. Yaptırım testini ezberleyin: Denetçiyi kim seçiyor, kim ödüyor, durdurma yetkisi var mı?
  4. "Biz" zamirini her gördüğünüz yerde ayırın. Kim kastediliyor, kim dışarıda?
  5. Danışma çağrısına örgüt olarak yanıt verin. Bireysel yorum veri olur; örgütlü yanıt muhatap olur. Sendikanız, odanız, topluluğunuz adına yazın — ve bu otuz bir maddeyi ekleyin.
  6. Madde 8'i toplu sözleşme masasına taşıyın. Durdurma hakkının bilişim emeğine uyarlanması, sözleşmeye yazılabilecek somut bir maddedir.
  7. Madde 9'u işyeri tartışmasına açın. "Ürünümüz nerede kullanılıyor?" sorusu, sorulmadıkça yanıtsız kalır.
  8. Madde 12'yi kendi işyerinizde test edin. Üzerinizde hangi ölçüm çalışıyor, verisine erişebiliyor musunuz, itiraz yolu var mı?
  9. Kamu kurumlarına sorun. Hangi modelleri, hangi sözleşmelerle, hangi bedelle kullandıkları bilgi edinme hakkı kapsamındadır. Sorun, yanıtları yayımlayın.
  10. Veri merkezi projelerini izleyin. Su ve enerji bütçesi açıklanıyor mu, yerel halka soruluyor mu? Madde 4 en somut yerel mücadele alanıdır.
  11. Müşterekleri besleyin. Wikipedia'ya yazın, açık kaynağa katkı verin, bloglara bağlantı verin. Modelin okuyacağı metni üretmeyi bırakırsak, tekelin tekelini pekiştiririz.
  12. Bu metni eleştirin ve geliştirin. Otuz bir madde bir taslaktır, tabu değildir. Eksik bulduğunuz maddeyi yazın, fazla bulduğunuzu tartışın. CC BY-SA lisansıyla yayımlandı: çoğaltın, değiştirin, adınızı koyun.

Mavi Noktadan Bakınca

İki metni de kötü niyetle yazılmış saymıyoruz. Suleyman'ın belgesinde gerçekten iyi maddeler var. Mürk'ün metninde gerçekten doğru gözlemler var. İkisi de, kendi mevzilerinden bakınca, insanlığın iyiliğini düşündüklerine samimiyetle inanıyor olabilirler.

Sorun samimiyet değil. Sorun, bir sınıfın çıkarının, o sınıfın mensuplarına evrensel bir çıkar gibi görünmesidir. Marx ve Engels Alman İdeolojisi'nde bunu yüz seksen yıl önce yazdı: egemen sınıf kendi düşüncelerini "tek akla uygun, evrensel geçerli düşünceler" olarak sunmak zorundadır — ve çoğu zaman buna kendisi de inanır.

Bu yüzden eleştirimiz kişilere değil, boşluğa yöneliktir. İki metin de aynı yerde susuyor. O sessizliği doldurmak bize düşüyor.

Ve şunu da söyleyelim, çünkü her yazımızın sonunda söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz:

Yapay zekâ, doğru ellerde, gerçekten olağanüstü şeyler yapabilir. Bir meyve sineğinin beyninin bağlantı haritası çıkarıldı. Protein katlanması çözüldü ve sonuçlar açık veri olarak yayımlandı. Nadir hastalıkların tanı süresi kısalıyor. Kaybolmakta olan diller kaydediliyor. Bunların hiçbirine karşı değiliz; hepsinin daha fazlasını istiyoruz.

Carl Sagan, Voyager'ın fotoğrafındaki o tek pikselliğe bakıp "üzerinde sevdiğiniz herkesin yaşadığı" yer demişti. O noktadan bakınca ne Microsoft görünür, ne OpenAI, ne davranış kuralları. Tek bir tür görünür, tek bir yerde.

Ama o noktaya yaklaştıkça çitler görünmeye başlar. Ve çitleri görmek, karamsarlık değil, iş tarifidir.

Bugün de dünyanın her yerinde, veri merkezinin suyunu savunan köylüler, moderatörlük yapan işçilerin sendikası, kovulmayı göze alan mühendisler, ücretsiz bilgiyi ücretsiz tutmaya çalışan gönüllüler var. Sayıca az değiller; dağınıklar.

Bu yazının ikinci kısmı, o dağınıklığın ortak bir metin etrafında toplanması için yazıldı. Otuz bir madde kimseden izin alınarak yazılmadı, kimsenin onayına sunulmayacak ve altı haftalık bir danışma süresi yok. Çünkü bir sınıfın talep listesi, karşı tarafın form doldurma takvimine tabi değildir.

Bir gün sen de katılırsın. Ve o gün davranış kurallarını onlar değil, biz yazıyor oluruz.

Tasma tartışması bitmez. Tapu tartışması başlar.


Kaynaklar

Değerlendirilen metinler

Biyografi ve şirket geçmişi

İşçi eylemleri ve askerî sözleşmeler

İkinci Kısım'da dayanılan hukuki ve kuramsal çerçeve

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, md. 13 (çalışmaktan kaçınma hakkı) — mevzuat.gov.tr
  • ILO 155 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi, md. 13 — ILO NORMLEX
  • Elinor Ostrom, Governing the Commons (1990) — müşterek yönetim ilkeleri
  • Karl Marx, Kapital I. Cilt, 13. Bölüm ("Makineler ve Büyük Sanayi") ve Grundrisse, "Makineler Üzerine Parça" (genel zekâ)
  • Karl Marx – Friedrich Engels, Alman İdeolojisi (egemen düşünceler bölümü)
  • V. İ. Lenin, Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması (1916)
  • Harry Braverman, Emek ve Tekelci Sermaye (1974) — iş bölümü ve vasıfsızlaştırma
  • Albert O. Hirschman, Exit, Voice, and Loyalty (1970) — "çıkış" ve "ses" ayrımı

Bağlantılı yazılarımız

Tümü için: bilgimusterekleri.org/tag/yapayzeka/

Tekel ve düzenleme hattı:

Gözetim ve tekno-faşizm hattı:

Emek ve genel zekâ hattı:

Etiketler:#yapayzeka#codeofconducts#sınıf#manifesto#sosyalist#microsoft#openai#anthropic#tekelcikapitalizm

İlgili Başlıklar