Ekranı Kim Kararttı?
Halk TV'ye Kayyım: Süreç, Gerekçe ve Sınıfsal Okuma

Ekranı Kim Kararttı?
Halk TV'ye Kayyım: Süreç, Gerekçe ve Sınıfsal Okuma
Sevgili Genç Yoldaşlar,
Bu sabah saat 05.15'te Türkiye'nin en çok izlenen muhalif haber kanallarından biri karardı.
Öğleye gelindiğinde ekran hâlâ kayyımın denetiminde; kanalın sahibi yurt dışından "Kanalımızı geri alacağız" diyor, gazeteciler meslektaşlarıyla dayanışmak için binanın önünde toplanıyor. Aynı saatlerde Silivri'de İmamoğlu, İBB davasında savunmasına başladı.
Bu yazı gün içindeki gelişmelere göre güncelleniyor; saat saat gelişmeler aşağıdaki Güncellemeler bölümünde.
Önce gün içindeki gelişmeleri ve tepkileri, ardından kısa bir durum özetini veriyoruz; sonra savcılığın iddialarına, arka plana ve olayın sınıfsal anlamına geçeceğiz.
Güncellemeler
Son güncelleme: 14 Ekim 2026, 12.00. En yeni gelişme en üstte. Saatler, gelişmenin duyurulduğu ya da ilk haberleştirildiği saattir.
- 11.53'ten kısa süre sonra — Medyascope muhabirinin aktardığına göre İBB davası başladı: İmamoğlu sanık kürsüsüne geldi, kimlik tespitinin ardından savunmasına başladı. Mesleği sorulduğunda "İstanbul Büyükşehir Belediye başkanıyım" dedi (Medyascope canlı).
- 11.53 — Halk TV binasının giriş kapısı polis tarafından kilitlendi; kanal çalışanları dışında kimse içeri giremiyor. Giremeyenler arasında YENİ Parti İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek de var. Medyascope muhabirine göre binanın çevresinde ve önünde yüzlerce polis konuşlanmış durumda (Medyascope canlı).
- 11.47 — Silivri'ye gelen YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel: "Bugün ilk kez, 589 gün sonra İmamoğlu savunma hakkını kullanacak, bu sabah Halk TV'yi kapatıyor. Bu iktidarın tükenmişliğinin, çaresizliğinin ve acziyetinin göstergesidir." Özel'e göre iktidar "Susturayım ki fon meselesi tartışılmasın, susturayım ki İmamoğlu'nun savunması duyulmasın" noktasına gelmiş; muhalefetin "yeni imecelerle yeni kanallar kurarak" bu cenderenin içinden çıkacağını söyledi (Medyascope canlı).
- 11.31 — Halk TV muhabiri Gamze Altunay, 97 gündür izlediği İBB davasında İmamoğlu'nun savunma yapacağı gün Silivri'de değil: "97 gündür takip ettiğim davada, Ekrem İmamoğlu savunma yapacakken orada olamıyorum. Türkiye'de gazetecilik gerçeğidir bu." Davayı izleyen gazeteci Zafer Arapkirli, Altunay'ın duruşma salonunda oturduğu masanın boş kaldığını yazdı (Medyascope canlı).
- 11.27 — Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin: "Türkiye, demokrasi ve basın özgürlüğü açısından kapkara bir güne uyandı." Bilgin, kayyımın İmamoğlu'nun savunma yapacağı güne denk gelmesine dikkat çekti: "Henüz basılmamış bir kitabın yasaklanmasının ardından, şimdi de savunmanın haberleştirilmesi mi engellenmek isteniyor?" Cemiyet, kayyım kararına son verilmesini istedi (ANKA).
- 11.24 — İfade Özgürlüğü Derneği'nin (İFÖD) EngelliWeb projesine göre Türkiye İşçi Partisi'nin 582 bin takipçili resmî X hesabına (@tipgenelmerkez) 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında erişim engeli getirildi. EngelliWeb'e göre X, hesabı henüz Türkiye'den görünmez kılmadı. Erişim engelleri böylece TBMM'de temsil edilen bir partinin resmî hesabına uzandı (Cumhuriyet, Evrensel, Karar).
- 11.23 — KESK: "Kayyumlar gidecek, halkın iradesi kazanacak." Konfederasyona göre fon yolsuzluğu gündemdeyken muhalif basına yapılan müdahaleler, "yolsuzluğun üzerinin örtülmek ve muhalif medyada tartışılmasının engellenmek istendiğine" işaret ediyor; KESK "tüm emek ve demokrasi güçlerini" ortak mücadeleye çağırdı. Mülkiyeliler Birliği de "Basın halktır, halk susturulamaz" dedi (Medyascope canlı).
- 11.05 — Gazeteciler, meslektaşlarına destek için Halk TV binasının önünde. Hilmi Hacaloğlu: "Türkiye'de basın özgürlüğü için kara çarşamba günü ve bunu uzun yıllar boyunca hatırlayacağız, tıpkı TELE1'e kayyum atandığı günü unutmadığımız gibi." Ve: "Halk TV'yi halk izliyor, özgürlük-eşitlik isteyenler izliyor. Peki burada gazetecilerin yanında kim var? Biz varız, maalesef bu kadar kalabalığın içinde gazetecilik yalnızlık yaşıyor" (Medyascope canlı).
- 11.02 — Binanın önüne gelen yurttaşlardan biri Medyascope'a konuştu: "Sözün bittiği yerdeyiz artık. Ne yapılacaksa eylem yapılacak. Ben iktidarı protesto etmek için gelmedim, muhalefeti protesto etmek için geldim" (Medyascope canlı).
- 10.43 — DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: "Basın özgürlüğünü kısıtlamakla, medyayı susturmakla hakikatin üstünü örtmek mümkün değildir. Basını susturmak demek yaptıkları yanlışların üzerini örtmeye çalışmak demektir" (Medyascope canlı).
- 10.42 — YENİ Parti milletvekilleri, kayyımı protesto etmek için TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısına ağızlarında ve gözlerinde siyah bantlarla katıldı (Medyascope canlı).
- 10.41 — bianet'in güncellenen basın örgütleri derlemesine Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nin (DFG) açıklaması eklendi: "Gazetecilik suç değildir. Halkın haber alma hakkı engellenemez" (bianet).
- 10.35 — Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: "Farklı seslerin, farklı kanaatlerin sesinin kısılması, bu sesleri duyacak mecraların her gün azalması kabul edilebilir bir durum değil" (Medyascope canlı).
- 10.33 — BBC Türkçe: "İBB davasında Ekrem İmamoğlu savunmasına başlıyor." Davanın en çok beklenen gününde Halk TV'nin ekranı kapalı (BBC Türkçe).
- 10.02 — Ankara Barosu Başkanı Elçin Özge Şimşek Çağlayan, alınan tedbirlerin Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerindeki ifade ve basın özgürlüğüne "ağır bir müdahale" olduğunu açıkladı (ANKA).
- 09.54 — Yurt dışında olduğu bildirilen Mahiroğlu, sosyal medyadan videolu bir açıklama yayımladı: "Bugün Türkiye adına karanlık bir gün. Halkın haber alma hakkına siyasi saiklerle engel konuluyor. […] Şu an yayınlarımızı kontrol edemiyoruz." Hakkında MASAK raporlarına dayanılarak ortaya atılan iddiaların "asılsız" olduğunu, ailesinden yedi kişinin gözaltına alındığını söyledi; iktidarı "bu yanlış adımdan geri dönmeye" çağırdı ve "Kanalımızı geri alacağız" dedi. Kılıçdaroğlu için de "bugünün işaret fişeğini ateşledi" ifadesini kullandı (halktv.com.tr).
- 09.45 — Gözaltı ayrıntıları netleşti: Gözaltına alınan 11 kişi arasında Halk TV'nin eski yönetim kurulu başkan vekili ve eski bir yönetim kurulu üyesi de var. Yurt dışındaki 4 şüpheliden biri Mahiroğlu; cezaevindeki şüphelinin CHP Silivri İlçe Başkanı Doruk Bulut olduğu bildirildi (Aksiyon).
- 09.40 — Sözcü'nün derlemesine göre Le Figaro, CNN Greece ve Svenska Dagbladet baskını son dakika olarak duyurdu. Reuters, AP ve BBC News'ün haberleri için Tepkiler bölümüne bakın (Sözcü).
- 09.34 — Milli Gazete'ye göre ekranda canlı yayın yerine daha önce kaydedilmiş bir program dönüyor; NTV'ye göre bu, "Görkemli Hatıralar" adlı programın tekrarı. Kanalın kalıcı olarak kapatıldığına ilişkin bir karar açıklanmadı; canlı yayına ne zaman dönüleceği de belli değil (Milli Gazete, NTV).
- 09.30 — YENİ Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, polis ablukasındaki binanın önünde konuştu: "Halk TV abluka altında değil; demokrasimiz, düşünce özgürlüğümüz ve basın özgürlüğümüz abluka altında" (GazeteKalem / ANKA).
- 09.26 — İstanbul Barosu, operasyonu "hukuk devleti normuna açıkça aykırı" buldu; yayının yeniden başlatılmasını ve TMSF'nin el koyma kararının geri çekilmesini istedi (ANKA).
- 09.25 — Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP'nin genel başkan yardımcıları Tahsin Tarhan ve Necdet Saraç, kayyımı "kabul edilemez" buldu (Cumhuriyet).
- 08.58 — TGS: "Bu zorbalığı kabul etmiyoruz! Basın hürdür, sansür edilemez!" (ANKA)
- 08.50 — Polis araması sona erdi; Halk TV çalışanları binaya girebildi (Medyascope).
- 08.24 — İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mahiroğlu hakkındaki rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve aklama soruşturmasını açıkladı: 17 kişi hakkında gözaltı kararı, 11 gözaltı; 4 şüpheli yurt dışında, 1'i cezaevinde, 1'i aranıyor. Mahiroğlu'yla ilişkili şirketlere TMSF kayyım atandı (Yeniçağ, Cumhuriyet). Açıklamada ne Halk TV'nin ne de el konulan şirketlerin adı geçiyordu.
- 08.09 — DİSK Basın-İş: Karar "yüzlerce basın emekçisinin alın terini, işini ve geleceğini" hedef alıyor (ANKA).
- 07.53 — ÇGD: "Türkiye'de hiçbir basın kuruluşunun yayın güvencesinin olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır" (ANKA).
- 07.00'den kısa süre önce — Halk TV'nin resmî hesabı, genel merkezdeki polis operasyonunu, kayyım atamasını ve yayının durdurulduğunu duyurdu (BGNES, İngilizce).
- 06.42 — Karar'ın bu saatteki ilk haberine göre kanal sahibi Mahiroğlu baskını sosyal medyadan duyurmuş ("Butlan lideri Kılıçdaroğlu ve ekibi mutlu olabilir. Polis Halk TV'de"), YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel de ilk siyasi tepkiyi vermişti: "Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp, kayyım atamak ancak diktatörlerin yapacağı iştir" (Karar). Halk TV'ye göre baskını ilk duyuran Mahiroğlu'ydu; ilk paylaşımında hakkındaki mali iddialara değinmedi (halktv.com.tr).
- 06.31 — "Parantez" programında sunucu Gizem Çetin ile ekonomi gazetecisi Erdal Sağlam, "455 bin kişi fon mağduru" ve "Fonların siyasi ayağında kim var?" başlıklarıyla yatırım fonu vurgununu konuşurken canlı yayın kesildi; ekrana 1973 yapımı "Canım Kardeşim" filmi verildi. Ardından İbrahim Paşalı başkanlığındaki kayyım heyeti polisle birlikte binaya geldi. Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, halkın haber alma hakkı için canlı yayının sürmesini istedi; görüşme sonuçsuz kalınca yayın tamamen durduruldu. Toktaş, heyetin birlikte çalışma teklifini "Şu anda burada haksız, hukuksuz bir şey oluyor" diyerek reddetti; heyet başkanının yanıtı: "Biz de bize verilen kamu görevini yerine getiriyoruz" (Karar, Karar, diyalog).
- 05.30 — Medyascope'a göre polis ekipleri bu saatte kanala geldi. Yüzlerce polis ve araçla binanın bulunduğu yol trafiğe kapatıldı, çalışanlar binaya alınmadı; Halk TV muhabiri Gamze Altunay, polislerin binada olduğunu ve çalışanların içeri alınmadığını duyurdu (Medyascope, Euronews, bianet).
- 05.15 — Halk TV programcısı Deniz Bayramoğlu'na göre kayyım heyeti bu saatte yönetimi devraldı; Mali Şube, KOM ve TEM ekipleri binada arama yaptı (Milli Gazete).
Tepkiler
Barolar ve hukuk örgütleri:
- Ankara Barosu Başkanı Elçin Özge Şimşek Çağlayan: "Ceza soruşturmaları gerekçe gösterilerek Türkiye'nin en çok izlenen haber kanallarından birinin yayın faaliyetlerini ve editoryal bağımsızlığını doğrudan etkileyebilecek tedbirlere başvurulması, Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleriyle güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir." Çağlayan, tedbirlerde ölçülülük ilkesinin gözetilmemesinin "demokratik toplum düzeninin dayandığı dengeyi" sarstığını da vurguladı (ANKA).
- İstanbul Barosu: Operasyonun ve kayyım atamasının "hukuk devleti normuna açıkça aykırı" olduğunu açıkladı. Baroya göre müdahale, Anayasa'nın 26. (düşünceyi açıklama ve yayma), 28. (basın özgürlüğü), 48. (çalışma ve sözleşme özgürlüğü), 49. (çalışma hakkı) ve 35. (mülkiyet hakkı) maddelerini ihlal ediyor. Açıklamada "TMSF … mülkiyet gaspına alet olmamalıdır. Anayasal bir kurum olan RTÜK devre dışı kalmış ve basın özgürlüğünün güvencelenmesinde işlevsizleştirilmiştir" denildi; talep ise açık: "Halk TV'ye yönelik hukuka aykırı müdahalelere derhal son verilmeli, yayın yeniden başlatılmalı ve TMSF'nin el koyma kararı geri çekilmelidir" (ANKA). Baro, operasyonun İmamoğlu'nun savunma yapmasının beklendiği güne denk gelmesine de dikkat çekti: "Savunmanın sesinin duyulmasının beklendiği bir günde basının polis ablukasına alınması, demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır." Kamu görevlilerini de Anayasa'nın 137. maddesi uyarınca hukuka aykırı emirleri yerine getirmemeye çağırdı (Diken).
Sendikalar ve basın meslek örgütleri (Cumhuriyet derlemesi):
- TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikası): "Halk TV'ye kayyum atandı! Son yıllarda siyasi iktidarın her sorunu aşmak için kullandığı hukuksuzluk, bugün bir kez daha basın özgürlüğünü vurdu. Keyfi bir kararla Halk TV sabah saatlerinde polislerce basıldı, yayına müdahale edildi. Bu zorbalığı kabul etmiyoruz! Basın hürdür, sansür edilemez!" (ANKA, halktv.com.tr)
- DİSK Basın-İş: "Halk TV'ye kayyum atanması ve yayının durdurulması, doğrudan basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını hedef alan kabul edilemez bir müdahaledir. Geçtiğimiz yıl TELE1'e yapılan uygulama, bugün Halk TV'de yinelenmektedir. Bu durum, Türkiye'de medyanın hiçbir hukuki güvencesinin kalmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu karar yalnızca yayını durdurmakla kalmamış; mutfağından ekran önüne yüzlerce basın emekçisinin alın terini, işini ve geleceğini de doğrudan hedef almıştır. Yüzlerce meslektaşımızın ve Halk TV emekçilerinin yanındayız." (ANKA, GazeteKalem) Halk TV aynı metni DİSK'in açıklaması olarak aktardı (halktv.com.tr).
- ÇGD (Çağdaş Gazeteciler Derneği): "Halk TV'ye kayyum atanması ve yayınının durdurulması, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir. Anayasal hakları ve halkın haber alma özgürlüğünü yok sayan bu karar kabul edilemez. Bundan tam bir yıl önce TELE1'e kayyum atanmış, basın tarihimize kara bir leke olarak geçmişti. Bugün ise Halk TV'ye yönelik bu kararla Türkiye'de hiçbir basın kuruluşunun yayın güvencesinin olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Halk TV çalışanlarının, meslektaşlarımızın yanındayız." (ANKA, GazeteKalem)
- Gazeteciler Cemiyeti: Başkan Nazmi Bilgin, "Türkiye, demokrasi ve basın özgürlüğü açısından kapkara bir güne uyandı" dedi. Bilgin, fon skandalını haberleştiren gazetecilerin tutuklanmasını ve erişim engellerini de hatırlatarak "medyanın korkutulup sessizliğe ve biata zorlanmak istendiği ortadadır" diye ekledi; Cemiyet kayyım kararına son verilmesini istedi (ANKA)
- Kültür Sanat-Sen (KESK): Sendikaya göre müdahale "yalnızca bir televizyon kanalına değil; halkın gerçekleri öğrenme hakkına, düşünce ve ifade özgürlüğüne vurulan açık bir darbedir." Sendika, "Halk TV çalışanlarının yanında omuz omuza" durduğunu açıkladı (ANKA)
- KESK: "Kayyumlar gidecek, halkın iradesi kazanacak." Konfederasyon, "Belediyelerden demokratik kurumlara, dijital mecralardan muhalif basına uzanan kayyum, sansür ve yasak politikalarının son hedefi Halk TV oldu" dedi ve Halk TV emekçileriyle dayanışma içinde olduğunu açıkladı (Medyascope canlı)
- DFG (Dicle Fırat Gazeteciler Derneği): "Basın kuruluşlarının kapılarına polisle gidilmesi, yayın faaliyetlerinin engellenmesi ve medya kurumlarının yönetimine müdahale edilmesi kabul edilemez. Bir kez daha hatırlatıyoruz: Basına yönelik baskılarla gerçekler susturulamaz. Gazetecilik suç değildir. Halkın haber alma hakkı engellenemez." (bianet)
- Mülkiyeliler Birliği: "Basın halktır, halk susturulamaz." Birliğe göre kayyım, "yalnızca bir yayın kuruluşuna değil; bağımsız gazeteciliğe, çoğulcu demokrasiye ve toplumun bilgiye özgürce erişim hakkına yönelik bir müdahaledir" (Medyascope canlı)
Bu tepkiler bir boşlukta gelmedi. 30 Eylülde aralarında TGS, DİSK Basın-İş, ÇGD, Gazeteciler Cemiyeti, Basın Konseyi, KESK Haber-Sen, MLSA ve Uluslararası Basın Enstitüsü'nün (IPI) bulunduğu 13 meslek örgütü, T24'e getirilen erişim engelinin geri alınmasını istemişti (MLSA). Baskından yalnızca bir gün önce, 13 Ekimde de IPI, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), ARTICLE 19, Human Rights Watch, Uluslararası Af Örgütü, PEN International, MLSA, P24 ve ÇGD'nin de aralarında bulunduğu 21 örgüt, Türkiye'deki sansürün "ciddi biçimde tırmandığı" uyarısında bulunmuştu (IPI, halktv.com.tr). Uluslararası örgütler Halk TV'ye yönelik önceki yaptırımlara da sessiz kalmamıştı: Nisan 2023'te RSF, CPJ, IPI, EFJ ve IFJ'nin de aralarında bulunduğu 20 örgüt, RTÜK'ün Halk TV, TELE1 ve Fox TV'ye verdiği cezaları "eleştirel habercileri susturma" aracı olarak kınamış (IFJ), IPI de daha sonra Halk TV'ye verilen 10 günlük yayın durdurma cezasının geri alınmasını istemişti (IPI). Saat 11.46 itibarıyla TGC, MLSA, RSF ve CPJ'nin Halk TV'ye özel bir açıklamasına rastlamadık; hükümetten, AKP'den ve RTÜK'ten de bir açıklama gelmedi. Açıklamalar geldikçe ekleyeceğiz.
Siyasetçiler (Cumhuriyet derlemesi, Medyascope derlemesi):
- Seyit Aslan (EMEP Genel Başkanı): "Saray rejimi basın özgürlüğünü boğduğu gibi halkın haber alma hakkını da gasbetmektedir." İktidarın "demokrasi, özgürlük ve adalet isteyen emekçileri de zapturapt altına almak" istediğini söyledi.
- Erkan Baş (TİP Genel Başkanı): "Halkın iradesini de sesini de teslim alamayacaksınız." Aynı gün partisinin 582 bin takipçili resmî X hesabına da erişim engeli getirildi (Cumhuriyet).
- İsmail Hakkı Tombul (SOL Parti Sözcüsü): "Oldu olacak iktidar, her gün resmi bülten yayınlasın, tüm basın yayın kuruluşları da halka onu iletsin." (Medyascope derlemesi)
- Kemal Okuyan (TKP Genel Sekreteri): "Halk tv'ye patronu nedeniyle el konmadığını herkes biliyor. Defalarca yayın yasağı getirilen, çalışanları tutuklanan bir kanaldan söz ediyoruz." Ve: "Bu koşullarda 'ama patronu…' diye söze başlayanları patronsuz Türkiye mücadelesine bekleriz!" (halktv.com.tr derlemesi)
- Özgür Özel (YENİ Parti Genel Başkanı): "Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp, kayyım atamak ancak diktatörlerin yapacağı iştir." Ve devamında: "Halk TV'nin, basın özgürlüğünün, orada çalışan yüzlerce emekçinin ve ailelerinin yanındayız" (Cumhuriyet). Silivri'de ise baskıyı iktidarın "tükenmişliğinin, çaresizliğinin ve acziyetinin göstergesi" olarak niteledi (Medyascope canlı).
- Mansur Yavaş (Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı): Anayasa'nın 28. maddesine atıfla, "Basın özgürlüğü, yalnızca gazetecilerin değil, halkın doğru haber alma hakkının da güvencesidir."
- Burhanettin Bulut (YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı): "Sandıkta kazanamadıkları belediyelere kayyımla çökenler, Tele 1'in ardından şimdi de Halk TV'ye kayyım atadılar…"
- Tülay Hatimoğulları (DEM Parti Eş Genel Başkanı): "Şafak vakti operasyonu ile Halk TV'ye kayyım atanması, muhalif medyayı susturmaya yönelik açık bir siyasi müdahaledir." Ve: "Kararı derhal geri çekin; basına ve basın emekçilerine yönelik baskılara son verin."
- Tuncer Bakırhan (DEM Parti Eş Genel Başkanı): "Halkın seçme ve seçilme hakkına kayyım atayan anlayış, şimdi de halkın haber alma hakkına aynı yöntemle müdahale ediyor."
- Ali Mahir Başarır (YENİ Parti Grup Başkanvekili), kanalın polis ablukasındaki binası önünde: "Halk TV abluka altında değil; demokrasimiz, düşünce özgürlüğümüz ve basın özgürlüğümüz abluka altında. Buradan milletimize sesleniyorum: Gelin, hep beraber birbirimize sahip çıkalım" (GazeteKalem / ANKA).
- Tahsin Tarhan ve Necdet Saraç (Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP'nin genel başkan yardımcıları): Tarhan, "Bugün susan basın, yarın susan demokrasidir" dedi; Saraç ise "Halk TV'ye kayyum atanması yanlıştır ve kabul edilemez" diye yazdı (Cumhuriyet).
- Buğra Kavuncu (İYİ Parti Sözcüsü): "Halk TV'nin ve basın emekçilerinin yanındayız. Siz kaybediyorsunuz, kaybedeceksiniz."
- Ümit Özdağ (Zafer Partisi Genel Başkanı): "Muhalif gazeteciler tutuklu ve tutuklanıyor. Muhalif sosyal medya hesapları erişime kapatılıyor." Ve: "Fon yolsuzluğu ise kapatılmak ve normalleştirilmek isteniyor."
- Ali Babacan (DEVA Partisi Genel Başkanı): "Basını susturmak demek yaptıkları yanlışların üzerini örtmeye çalışmak demektir" (Medyascope canlı).
- Mahmut Arıkan (Saadet Partisi Genel Başkanı): "Türkiye daha güzel günlere ve sabahlara uyanmayı hak ediyor" (Medyascope canlı).
Gazeteciler:
- Hilmi Hacaloğlu: "Basın özgürlüğü bir kez daha ayaklar altında… Demokrasi ve basın özgürlüğü için bir kara gün daha!" Gün içinde binanın önünde de konuştu: "Maalesef bu kadar kalabalığın içinde gazetecilik yalnızlık yaşıyor" (Medyascope canlı).
- Senem Toluay Ilgaz: "Gazetecilik susturulamaz."
- Gamze Altunay (Halk TV muhabiri): "97 gündür takip ettiğim davada, Ekrem İmamoğlu savunma yapacakken orada olamıyorum. Türkiye'de gazetecilik gerçeğidir bu."
- Zafer Arapkirli: "Gamze'yi de aramızda sayıyoruz. Onun habercilik aşkına - heyecanına engel olamayacaksınız! Özgür basını susturamayacaksınız!" (Medyascope canlı)
Dünya basını ve uluslararası örgütler:
- Reuters: Haberin ilk sürümü baskını ülkede "basın özgürlüğüne inen son darbe" diye verdi ve yetkililerden ilk aşamada açıklama gelmediğini yazdı (The Straits Times / Reuters, İngilizce). Güncellenen sürüm bir hatırlatma ekledi: Halk TV, Flash TV, Ekotürk, Habertürk ve Tele1'in ardından kayyım atanan beşinci büyük haber kuruluşu (WDSM / Reuters, İngilizce).
- AP: Halk TV'yi "Türkiye'de hükümetle aynı hizada olmayan az sayıdaki yayıncıdan biri" olarak tanıttı; basın özgürlüğü gruplarının ve muhalefet partilerinin bu adımı muhalif sesleri susturmaya yönelik yeni bir adım olarak kınadığını yazdı. Ajansın başlığı ise "yolsuzluk soruşturması" çerçevesini taşıyordu (AP, İngilizce).
- BBC News: Kanalı, CHP'ye yakın görülen ve Erdoğan'ın AKP'sini sık sık eleştiren bir yayıncı olarak tanıttı; haberi, Mayısta bir mahkemenin CHP yönetimini görevden almasına ve bir yılı aşkın süredir cezaevinde olan İmamoğlu'na bağladı (BBC News, İngilizce).
- Avrupa basını: Sözcü'nün derlemesine göre Fransız Le Figaro, Yunan CNN Greece ve İsveç'ten Svenska Dagbladet baskını son dakika olarak duyurdu. Le Figaro, polisin "Türkiye'nin ana muhalefetinin başlıca televizyon kanalı" Halk TV'nin merkez binasının kontrolünü ele geçirdiğini yazdı; Svenska Dagbladet kanalın İmamoğlu'nun partisi CHP'ye yakın olduğunu hatırlattı (Sözcü).
Dünya basınının dili de Türkiye'deki tartışmanın bir aynası: AP başlığa soruşturmayı, Reuters ilk cümlesine basın özgürlüğünü koydu. Uluslararası basın özgürlüğü örgütlerinden (RSF, CPJ, IPI, EFJ, ARTICLE 19) ve Avrupa Parlamentosu'ndan ise bu güncellemeye kadar Halk TV'ye özel bir açıklama gelmedi. Oysa daha bir gün önce IPI, CPJ ve ARTICLE 19'un da aralarında bulunduğu 21 örgüt, yukarıda andığımız ortak açıklamayla Türkiye'deki sansürün "ciddi biçimde tırmandığı" uyarısını yapmıştı.
Tepkiler arasında bir ayrıma dikkat çekmek isteriz. Siyasetçilerin çoğu olayı demokrasi ve basın özgürlüğü diliyle okudu. DİSK Basın-İş ise buna bir katman ekledi: emekçilerin işi, geliri ve geleceği. İstanbul Barosu da ihlal edilen haklar arasında basın özgürlüğünün yanına çalışma hakkını yazdı. KESK bir adım daha attı: muhalif basına yapılan müdahaleyi gündemdeki fon yolsuzluğunun üzerinin örtülmesine bağladı ve "tüm emek ve demokrasi güçlerini" ortak mücadeleye çağırdı. Bu ekleme küçük değil. Birinci dil bir ilkeyi savunur; ikinci dil, o ilkeyi gerçekte taşıyan insanları savunur. TELE1 deneyimi, ikinci dilin daha uzağa gidebildiğini gösterdi.
Durum Özeti
- Ne oldu? 14 Ekim 2026 sabahı yüzlerce polis Halk TV'nin İstanbul Zeytinburnu'ndaki binasına girdi. Kanala bir kayyım heyeti atandı, canlı yayın 06.31'de kesildi, binanın bulunduğu yol trafiğe kapatıldı, çalışanlar arama bitene kadar, saat 08.50'ye dek içeri alınmadı.
- Yayın ne durumda? Kanalın kalıcı olarak kapatıldığına ilişkin bir karar açıklanmadı; ama canlı yayınların ne zaman döneceği de belli değil. Ekran, kayyımın denetiminde; NTV'ye göre canlı yayın yerine "Görkemli Hatıralar" adlı programın tekrarı dönüyor. Öğleye doğru binanın giriş kapısı polis tarafından kilitlendi; çalışanlar dışında kimse giremiyor (Medyascope canlı, NTV, Karar, Milli Gazete).
- Gerekçe ne? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığını aklama suçlamalarıyla soruşturma yürütüyor. İddiaların merkezinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ihaleleri var.
- Kim gözaltında? 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildi; 11'i sabah gözaltına alındı, 4'ü yurt dışında, 1'i cezaevinde, 1'i aranıyor. Gözaltındakiler arasında kanalın eski yönetim kurulu başkan vekili ve eski bir yönetim kurulu üyesi de var (Aksiyon). Mahiroğlu ise ailesinden yedi kişinin gözaltına alındığını söyledi (halktv.com.tr).
- Kayyım kim? Bir sulh ceza hâkimliği, Mahiroğlu'nun ortağı olduğu, yönettiği ya da bağlantılı olduğu şirketlere el konulmasına karar verdi; kayyım olarak TMSF atandı. Polisle birlikte binaya gelen heyetin başında, daha önce Can Medya'ya (Habertürk, Show TV) ve TELE1'e de kayyım olarak atanan İbrahim Paşalı var.
- Kanal sahibi ne diyor? Yurt dışında olduğu bildirilen Mahiroğlu, 09.54'te yayımladığı videolu açıklamada hakkındaki iddiaların "asılsız" olduğunu söyledi, iktidarı "bu yanlış adımdan geri dönmeye" çağırdı ve "Kanalımızı geri alacağız" dedi (halktv.com.tr).
- Neden bugün? Baskın, İBB davasında Ekrem İmamoğlu'nun dört gün sürmesi beklenen savunmasının başlayacağı güne denk geldi. Türkiye'nin en büyük siyasi davasında baş sanığın konuşacağı hafta, o davayı en geniş kitleye aktaran ekranlardan biri karartıldı. Halk TV'nin 97 gündür duruşmaları izleyen muhabiri de bugün Silivri'deki salonda değil. İmamoğlu öğleye doğru kürsüye çıktı ve savunmasına başladı (Medyascope canlı).
- Kimler tepki gösterdi? İstanbul ve Ankara barolarından TGS, DİSK Basın-İş, ÇGD, Gazeteciler Cemiyeti ve KESK'e; EMEP, TİP, SOL Parti ve TKP'den YENİ Parti, DEM Parti, İYİ Parti, Zafer Partisi, DEVA ve Saadet'e kadar geniş bir yelpaze (ayrıntılar Tepkiler bölümünde). Hükümetten, AKP'den, RTÜK'ten ve Kılıçdaroğlu'nun kendisinden ise saat 11.46 itibarıyla bir açıklama gelmedi.
- Aynı gün başka ne oldu? TİP'in 582 bin takipçili resmî X hesabına 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında erişim engeli getirildi; erişim engelleri böylece TBMM'de temsil edilen bir partinin resmî hesabına uzandı (Cumhuriyet).
- Neden önemli? Bu, bir yıl içinde aynı yöntemle el konulan üçüncü büyük medya kuruluşu: Eylül 2025'te Can Holding (Habertürk, Show TV), Ekim 2025'te TELE1, bugün Halk TV. Yöntem her seferinde aynı: bir sermayedar hakkında mali soruşturma, şirketlere TMSF kayyımı, haber odasının susması. Üstelik üç ekranın başına da aynı kayyım geçti. Reuters, Flash TV'yi ve Ekotürk'ü de sayarak Halk TV'yi kayyım atanan beşinci büyük haber kuruluşu olarak verdi (Reuters, İngilizce).
- Bizim tezimiz: Mahiroğlu'nun aklanıp aklanmayacağı yargının işidir; masumiyet karinesi herkes içindir. Ama bir patronun ihale dosyası yüzünden yüzlerce medya emekçisinin işi, milyonların haber alma hakkı ve bir haber odasının arşivi rehin alınıyorsa, ortada bir yolsuzluk soruşturmasından fazlası vardır. Ekranı karartan, mülkiyet ile haberin birbirine zincirlenmiş olmasıdır.
Bir ayrıntıya dikkat edin: yayını durduran bir mahkeme kararı ya da RTÜK kararı açıklanmış değil. Mahkeme şirketlere el koydu; yayını durduran, şirketin yönetimine geçen kayyım heyetidir. Yani bir haber kanalının susturulması, bir yayın yasağı olarak değil, bir şirket yönetimi işlemi olarak gerçekleşti. Başsavcılığın açıklamasında kanalın adı bile geçmiyor. Bu ayrımı aklınızda tutun; yazının sınıfsal okuması tam olarak bunun üzerine kurulacak.
Bir ayrıntı daha: Canlı yayın kesildiğinde ekranda, 455 bin kişiyi mağdur eden bir yatırım fonu vurgunu ve bu vurgunun "siyasi ayağı" konuşuluyordu. Bir sermayedarın mali dosyası gerekçesiyle karartılan ekranda son konuşulan şey, başka bir mali skandalın kimleri koruduğu sorusuydu.
Şimdi tek tek bakalım.
Savcılık Ne Diyor?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasına göre soruşturmanın içeriği şöyle. Altını çizelim: bunlar iddiadır, sabit olmuş olgular değildir.
Suçlamalar: Rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama.
Dayanak: Başsavcılığa göre MASAK verileri, gizli tanık beyanları, şüpheli ifadeleri ve dosyadaki diğer belgeler birlikte değerlendirildi (açıklamanın tam metni, halktv.com.tr).
Rüşvet ve ihale iddiası:
- Mahiroğlu'nun İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilişkilerini kullanarak BUSTECH Araç Bakım Onarım Hizmetleri A.Ş.'yi kurdurduğu, sonra şirketi kendi belirlediği kişilere devrettiği iddia ediliyor.
- İhalelerle bağlantılı olarak 14 milyon 464 bin TL kayıt dışı rüşvet ödendiği iddia ediliyor.
- Şirketin ihale bedellerinin çok üzerinde faturalandırma yaptığı ve elde edilen gelirin Mahiroğlu'na ya da bağlantılı şirketlere aktarıldığı ileri sürülüyor.
MASAK verileri:
| Kalem | Tutar |
|---|---|
| Sahibi olduğu ya da yönettiği şirketlerin toplam işlem hacmi | 30.352.037.389,15 TL |
| Kişisel hesaplara 459 giriş | 1.062.260.003,28 TL |
| Kişisel hesaplardan 564 çıkış | 1.118.591.033,88 TL |
| Diğer | Yurt dışına yüksek tutarlı SWIFT transferleri; beyan edilen gelir ile malvarlığı arasında uyumsuzluk |
(Kaynak: Cumhuriyet — Başsavcılık açıklaması)
Burada küçük ama öğretici bir not düşelim. Hükümete yakın basının bir kısmı bu rakamı "30 milyarlık para trafiği" diye manşete taşıdı (Yeni Şafak). Savcılık metninde geçen ifade ise **"işlem hacmi"**dir. Bir şirketler grubunun yıllar içindeki tüm hesap hareketlerinin toplamı ile şüpheli para akışı aynı şey değildir; aynı lira bir hesaptan ötekine geçtikçe işlem hacmi büyür. Rakamın büyüklüğü suçun büyüklüğü değildir. Yoldaşlar, bir rakamı okurken önce neyin sayıldığını sorun.
Ayrı bir dosya: Açıklamaya göre Mahiroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında da ihaleye fesat karıştırma suçlamasıyla aranıyor; savcılık onun 10 Mart 2025'te yurt dışına çıktığını belirtiyor. Mahiroğlu ise Haziran 2025'te otuz beş yıldır yurt dışında yaşadığını söylemişti (Diken). BBC Türkçe'nin aktardığına göre bu yakalama kararı 11 Haziran 2025'te çıkarılmıştı ve başsavcılık kararın iş insanı Aziz İhsan Aktaş'ın ifadelerine dayandığını açıklamıştı. Halk TV ise Mahiroğlu hakkındaki kararın, onun tanımadığını söylediği kişilerin ifadelerine dayandığını yazdı (BBC Türkçe, Euronews). Mahiroğlu daha önceki savunmasında Aktaş'ı tanımadığını söylemiş, ihalelere müdahale iddialarını reddetmiş ve Halk TV'nin finansmanının şeffaf olduğunu savunmuştu; bu sözler bugün açıklanan yeni iddialardan önceydi (N24). Bugün 09.54'te yayımladığı videolu açıklamada ise MASAK raporlarına dayanılarak ortaya atılan iddiaların "asılsız" olduğunu söyledi (halktv.com.tr).
El koyma: Bir sulh ceza hâkimliği, Mahiroğlu'nun ortağı olduğu, yönettiği ya da bağlantılı olduğu şirketlere el konulmasına karar verdi ve kayyım olarak TMSF'yi atadı.
Arka Plan: Beş Gün Önce Söylenenler
Bu baskın boşlukta gerçekleşmedi. Siyasal takvime bakalım:
| Tarih | Olay |
|---|---|
| 28–29 Ocak 2025 | İmamoğlu hakkındaki soruşturmalarda görev alan bir bilirkişiyle yapılan telefon görüşmesini yayımladıkları için Halk TV'den Barış Pehlivan, Seda Selek, Serhan Asker, Kürşad Oğuz ve Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş gözaltına alındı; Toktaş tutuklandı, 34 gün sonra serbest bırakıldı, ardından "yargı görevlilerini etkilemeye teşebbüs" suçlamasından dört arkadaşıyla birlikte beraat etti (Turkish Minute) |
| 19 Mart 2025 | İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tutuklandı; ardından çok sayıda CHP'li belediyeye operasyon dalgası |
| 11 Eylül 2025 | TMSF, Can Holding'e kayyım olarak atandı; Habertürk ve Show TV'ye el konuldu (Medyascope) |
| 24 Ekim 2025 | TELE1'e baskın; Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ tutuklandı, kanala TMSF kayyımı atandı |
| Nisan 2026 | TMSF, TELE1'i 28 milyon TL muhammen bedelle satışa çıkardı (sol) |
| 21 Mayıs 2026 | Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP kurultayları için "mutlak butlan" kararı verdi; Özgür Özel görevden uzaklaştırıldı, Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığa döndü |
| Haziran 2026 | TELE1 çalışanlarının açtığı dava üzerine TMSF satış ihalesini durdurdu; aynı ay İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay CHP'den ayrıldı |
| 24 Temmuz 2026 | Özgür Özel ve 91 milletvekili CHP'den istifa etti; YENİ Parti kuruldu (Euronews) |
| 7 Ekim 2026 | Cemil Tugay AKP'ye katıldı (Turkish Minute); Halk TV soruşturmasının merkezindeki ihaleler İzmir Büyükşehir Belediyesine ait |
| 9 Ekim 2026 | Kılıçdaroğlu, KRT TV'de Halk TV'yi hedef aldı; aynı akşam MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, RTÜK'ten Halk TV'nin ve SZC TV'nin yayın lisanslarını yeniden ele almasını istedi |
| 10 Ekim 2026 | Mahiroğlu yanıt verdi: "Sen, Türkiye siyasetinin başına gelmiş en talihsiz vakasın!" (T24) |
| 14 Ekim 2026 | Halk TV'ye kayyım; aynı gün İBB davasında İmamoğlu'nun dört gün sürmesi beklenen savunmasının ilk günü |
9 Ekimdeki konuşma önemli. Kılıçdaroğlu KRT TV'deki "Liderler Özel" programında Halk TV için "Günün 24 saati yalan haber yapıyor" dedi; kanalın sahibine ilişkin olarak da "Sahibi yabancı bir ülkede olup da kendi ülkesinde yayın yapan bir televizyon kanalı dünyanın hangi ülkesinde var?" diye sordu. Kanalı RTÜK'e şikâyet ettiklerini, RTÜK'ün "bizim görev alanımıza girmez" yanıtını verdiğini de anlattı (sol).
Aynı akşam bir çağrı da iktidar ortağından geldi. MHP'nin medyadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, kanal sahiplerinin "yurtdışında kaçak durumda" olduğunu öne sürerek RTÜK'e seslendi: "RTÜK'ün anayasanın kendisine tanıdığı yetkiyle bir an evvel ilgili yayın (Halk Tv, SZC Tv) kuruluşlarının lisanslarını tekrar ele alması elzem hale gelmiştir." Özdemir, "geçen hafta" paylaştıkları görüşlerin haklı çıktığını da söyledi (Gazete Oksijen / ANKA). Yani aynı gün, iktidar ortağı ile mahkeme kararıyla CHP'nin başına getirilen yönetim, aynı kanalı aynı gerekçeyle, sahibinin yurt dışında olmasıyla hedef aldı.
Beş gün sonra kanala kayyım atandı. Cumhuriyet yazarı Mehmet Ali Güller de bu zamanlamaya dikkat çekenlerden biri oldu (Cumhuriyet).
Mahiroğlu bugünkü açıklamasında bu bağlantıyı açıkça kurdu: "Kemal Kılıçdaroğlu üç gün önce çıkıp bugünün işaret fişeğini ateşledi. Tarih sizi ve sinsiliğinizi asla unutmayacak" (Medyascope canlı). Kılıçdaroğlu'nun kendisinden saat 11.46 itibarıyla bir açıklama gelmedi; yönetimindeki iki genel başkan yardımcısı, Tahsin Tarhan ve Necdet Saraç ise kayyımı "kabul edilemez" buldu (Cumhuriyet).
Biz bu bağlantıyı kurmuyoruz; Mahiroğlu'nun sözü bir iddiadır ve elimizde olmayan bir bağı yazmak bizim işimiz değil. Ama bir olguyu kayda geçiriyoruz: mahkeme kararıyla genel merkezine kavuşan bir genel başkanın "RTÜK'ün görev alanına girmez" dediği bir kanal, beş gün sonra RTÜK'le değil, savcılık ve TMSF eliyle susturuldu. Bir yayın sorunu yayın hukukuyla çözülemeyince, mülkiyet hukukuyla çözülmüş oldu.
Manidar Takvim: İmamoğlu Savunmaya Başlarken Ekran Karardı
Takvimin ikinci ve daha ağır yaprağı, Silivri'de açık duruyor.
İBB davasının ilk duruşması 9 Mart 2026'da Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görüldü; ikinci celse Ağustosta başladı. Davada 53'ü tutuklu 436 sanık var; savcılık İmamoğlu için çeşitli suçlamalardan toplam 828 yıl 2 aydan 2.352 yıla kadar hapis istiyor (Oksijen). Tutuksuz sanıkların büyük çoğunluğu savunmasını tamamladı; sıra baş sanığa geldi. Medyascope'un aktardığına göre İmamoğlu'nun savunmasının 14 Ekim Çarşamba günü başlayıp 17 Ekim Cumartesiye kadar, dört gün sürmesi bekleniyor (T24). Medyascope'un 11.15'te aktardığına göre salon tamamen dolmuştu; İmamoğlu'nun annesi ve babası da duruşmayı izlemek için Silivri'ye geldi, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel de duruşmayı izlemek için Silivri'ye geldi (Medyascope canlı). İmamoğlu 11.53'ten kısa süre sonra kürsüye geldi ve kimlik tespitinin ardından savunmasına başladı; mesleği sorulduğunda "İstanbul Büyükşehir Belediye başkanıyım" dedi (Medyascope canlı).
Yani Halk TV, Türkiye'nin son on yıllardaki en büyük siyasi davasında baş sanığın kürsüye çıkacağı sabah, saat 05.15'te karartıldı.
Özgür Özel de baskının bu güne denk gelmesine dikkat çekti (bianet); Silivri'de bunu daha açık söyledi: "Susturayım ki fon meselesi tartışılmasın, susturayım ki İmamoğlu'nun savunması duyulmasın…" (Medyascope canlı). Gazeteciler Cemiyeti de aynı soruyu sordu: "Şimdi de savunmanın haberleştirilmesi mi engellenmek isteniyor?" (ANKA). Biz de bir rastlantı olup olmadığını iddia etmiyoruz; elimizde böyle bir belge yok. Ama şunu kayda geçiriyoruz:
- Halk TV gibi muhalif haber kanalları, İBB davasının geniş kitlelere aktarıldığı başlıca mecralar arasındaydı.
- Bir savunmanın kamusal etkisi, salonun içinde değil dışında belirlenir. Salona gazeteci sınırlı sayıda girer; savunmayı milyonlara taşıyan ekranlardır.
- Savunmanın başladığı hafta bu ekranlardan biri kapandığında, savunma yine yapılır ama daha az kişi tarafından duyulur.
Bu üçüncü madde bugün somut bir yüz kazandı. Halk TV muhabiri Gamze Altunay, 97 gündür her gün Silivri'ye gidip davayı aktarıyordu. Savunmanın başladığı gün ise salonda değildi: "97 gündür takip ettiğim davada, Ekrem İmamoğlu savunma yapacakken orada olamıyorum. Türkiye'de gazetecilik gerçeğidir bu." Davayı izleyen gazeteci Zafer Arapkirli, Altunay'ın salonda oturduğu masanın boş kaldığını yazdı (Medyascope canlı).
Burada Tayfun Kahraman yazısında koyduğumuz çizgiyi hatırlatalım: İmamoğlu'nu savunmuyoruz; o, burjuva siyasetin bir temsilcisidir ve hakkındaki iddialar bağımsız bir yargının adil bir yargılamasıyla değerlendirilmelidir. Ama adil yargılanma hakkının bir parçası, savunmanın da iddianame kadar kamuya duyurulabilmesidir. İddianame aylarca manşetlerde dolaştı; savunmanın aktarılacağı kanallardan biri ise savunmanın ilk sabahı susturuldu. Bu asimetri, tek başına bir hukuk sorunudur.
Ve iki dosyanın kesiştiği yere dikkat edin: Halk TV'nin sahibi hakkındaki iddialar da, İmamoğlu davası da belediye ihaleleri üzerine kurulu. Muhalefetin yönettiği belediyelerin ekonomik çevresi, bir yandan Silivri'de yargılanıyor, öte yandan o çevreye bağlı ekran TMSF'ye devrediliyor. Burjuva muhalefetin yerel iktidarı, medyası ve siyasal temsilcisi aynı hafta, aynı yöntemle, aynı gerekçe ailesiyle kuşatılıyor.
Kayyım Nedir, TMSF Neden Bir Medya Grubuna Dönüştü?
Genç yoldaşlar için kısaca toparlayalım.
Kayyım, bir malvarlığının ya da kurumun yönetimine, sahibinin yerine geçmek üzere atanan kişi ya da kurumdur. Türkiye'de bu aygıt üç alanda genişleyerek kullanıldı:
- Belediyelerde: Seçilmiş belediye başkanlarının yerine valiler ya da kaymakamlar. Dokuz yılda 164 belediyeye kayyım atandı; bunların ezici çoğunluğu Kürt siyasal hareketinin kazandığı belediyelerdi (Medyascope). Selçuk Mızraklı yazısında bu aygıtı sınıfsal olarak, bütçenin denetimden çıkması ve müştereklerin tasfiyesi olarak okumuştuk.
- Şirketlerde: 2016 sonrası olağanüstü hâl kararnameleriyle başlayan ve sonra olağan hukuka yerleşen uygulama. TMSF'nin kayyım olarak yönettiği şirket sayısı Nisan 2025'te 770'e ulaşmıştı; banka, televizyon, hamburgerci, reklamcı, elektrik santrali bir arada (ANKA).
- Siyasal partilerde: "Mutlak butlan" kararı, adı konmamış ama işlevi aynı bir müdahaledir: üyelerin kurultayda seçtiği yönetimin yerine mahkeme kararıyla başka bir yönetim.
TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) aslında batan bankaların mevduat sahiplerini korumak için kurulmuş bir fondu. Bugün Türkiye'nin en büyük medya sahiplerinden biri. TELE1'e kayyım atandığında bir siyasetçinin söylediği gibi: "TMSF büyüyen bir medya grubu haline geldi" (Gazete Pencere).
Bu sabah Halk TV'ye gelen kayyım heyetinin başındaki isim, bu büyümenin yüzü. soL'un derlemesine göre Yeni Şafak'ın eski yazarı İbrahim Paşalı daha önce Flash Haber'e, Can Holding'e el konulduktan sonra Can Medya'ya (Habertürk, Show TV, Bloomberg HT) ve TELE1'e kayyım olarak atanmıştı (soL). Medyascope, Paşalı'nın Flash TV'ye ve Ekotürk'e de kayyım olarak atandığını hatırlattı (Medyascope canlı). Üç ayrı soruşturma, üç ayrı gerekçe, aynı yönetici: Mülkiyet el değiştiriyor, ekranın başına geçen el değişmiyor.
Yöntem üç aşamalıdır ve her vakada tekrarlandı:
| Aşama | Can Holding (2025) | TELE1 (2025) | Halk TV (2026) |
|---|---|---|---|
| Giriş kapısı | Sermayedara yönelik mali soruşturma | Genel yayın yönetmenine yönelik soruşturma | Sermayedara yönelik mali soruşturma |
| Hukuki araç | Şirketlere el koyma, TMSF kayyımı | TMSF kayyımı | Şirketlere el koyma, TMSF kayyımı |
| Ekranın başına geçen | İbrahim Paşalı (Can Medya) | İbrahim Paşalı | İbrahim Paşalı |
| Haber odasına etkisi | Yayın çizgisinin değişmesi, istifalar | Muhalif yayının sona ermesi | Canlı yayının durdurulması; ekranda eski program tekrarı |
| Son durak | — | Satışa çıkarma | Henüz belli değil |
Dikkat edin: hiçbirinde "bu kanalın yayınları suçtur" diyen bir karar yok. Yayın içeriği tartışmaya açılmıyor. Çünkü yayın içeriği tartışılırsa basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi, AİHM içtihadı devreye girer. Mülkiyet tartışılırsa ise yalnızca ticaret hukuku ve ceza muhakemesi konuşulur. Sansür, sansür olarak değil, şirket yönetimi olarak yapılıyor.
Sınıfsal Okuma: Patronun Dosyası, Emekçinin Faturası
Şimdi yazının asıl kısmına geliyoruz. Bu olayı liberal çerçeve "basın özgürlüğüne saldırı" diye okur. Doğrudur. Ama eksiktir. Üç soru soralım: Kimin elinde? Kimin denetiminde? Kimin yararına?
Kimin elinde: Muhalefet medyasının mülkiyet sorunu
Halk TV, Türkiye'nin ana muhalefet çizgisinin televizyon ekranıydı. 2005'te yayına başlayan kanal, 2013'teki Gezi direnişini canlı yayınlarıyla geniş kitlelere ulaştırmıştı; Cafer Mahiroğlu onu 2020'de satın aldı (Turkish Minute). Bu ekran bir sermayedarın mülküydü. Savcılık iddialarına göre o sermayedarın serveti, bir kısmı muhalefetin yönettiği belediyelerin ihaleleriyle ilişkili şirketler üzerinden büyümüştü.
İddiaların doğru olup olmadığını mahkeme söyleyecek. Ama yapı, iddiadan bağımsız olarak görünür: burjuva muhalefetin medyası, burjuva muhalefetin yerel iktidarının ekonomik çevresinden besleniyordu. Bu bir ahlak sorunu değil, kapitalist toplumda medyanın nasıl finanse edildiğinin olağan biçimidir. İktidara yakın medya kamu ihaleleriyle büyüyen holdinglerin elindeyse, muhalif medya da muhalefetin yönettiği belediyelerin çevresindeki sermayeye yaslanır. İkisi de aynı kuralla oynanan aynı oyunun farklı takımlarıdır.
Bunun sonucu şudur: sermayeye yaslanan bir haber odası, sermayedarının dosyası kadar güvencededir. Patron hakkında bir soruşturma açıldığında haber odası da onunla birlikte gözaltına alınır. Halk TV'nin bu sabah yaşadığı tam olarak budur.
Kimin denetiminde: Mülkiyetin el değiştirmesi, yayın çizgisinin el değiştirmesidir
Medyada mülkiyet ile yayın çizgisi arasındaki bağ, bu ülkede hiç bu kadar çıplak görünmemişti. Can Holding'e kayyım atandıktan sonra Habertürk'ün çizgisinin nasıl değiştiğini hepimiz izledik. TELE1'in muhalif yayını kayyımla birlikte bitti.
Burada Marx'ın Alman İdeolojisi'ndeki tespiti hatırlatmak yerinde olur: maddi üretim araçlarını elinde tutan sınıf, zihinsel üretim araçlarını da elinde tutar. Türkiye'de bugün bu ilke, bir sulh ceza hâkimliği kararı ve bir TMSF atamasıyla, haftalar değil saatler içinde işliyor. Bir kanalın mülkiyeti el değiştirdiğinde, o kanalın ne söyleyeceği de el değiştirir. Arada ne bir okur ne bir izleyici ne de o haberi yapan gazeteci söz sahibidir.
Tablonun genel hâli de bunu doğruluyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler'in (RSF) 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye 180 ülke arasında 163. sırada; 2025'te 159.'ydu. Örgüte göre ulusal medyanın yüzde 90'ı hükümetin denetiminde (Turkish Minute). Halk TV, geriye kalan dilimin en çok izlenen ekranlarından biriydi.
Kimin yararına: Faturayı kim ödüyor?
Şimdi kameranın arkasına bakalım.
Halk TV'de yalnızca ekrandaki yüzler çalışmıyor. Kameramanlar, kurgucular, reji ekibi, teknik personel, yapımcılar, muhabirler, montajcılar, güvenlik ve temizlik emekçileri var. DİSK'e bağlı DİSK Basın-İş'in bugünkü açıklaması tam olarak bunu hatırlattı: Karar, "mutfağından ekran önüne" yüzlerce basın emekçisinin alın terini, işini ve geleceğini doğrudan hedef alıyor (Cumhuriyet, GazeteKalem).
Patronun hesabında bir milyar lira giriş çıkış iddiası var. O emekçilerin hesabına bu ayın maaşı yatacak mı, belli değil.
Fatura yalnızca maaşla da ödenmiyor. Bugün Halk TV'nin muhabiri, 97 gündür izlediği davanın en önemli gününde işini yapamıyor. Meslektaşları için binanın önünde toplanan gazetecilerin durumunu Hilmi Hacaloğlu şöyle özetledi: "Maalesef bu kadar kalabalığın içinde gazetecilik yalnızlık yaşıyor." Aynı kaldırımda bir yurttaş da öfkesini muhalefete yöneltti: "Ben iktidarı protesto etmek için gelmedim, muhalefeti protesto etmek için geldim" (Medyascope canlı). Tek bir yurttaşın sözü bir eğilimi kanıtlamaz; ama açıklamaların çokluğu ile sahadaki yalnızlık arasındaki mesafeye işaret ettiği açık.
İşte TELE1'in dersi tam burada. TMSF TELE1'i satışa çıkardığında, şartnamede çalışanların geçmişe dönük işçilik alacaklarını, tazminatlarını ve özlük haklarını güvenceye alan bir ödeme taahhüdü yoktu. Yani kanal satılacak, alacaklar ortada kalacaktı. Bir grup çalışan İstanbul 11. İdare Mahkemesi'nde dava açtı ve TMSF ihaleyi durdurmak zorunda kaldı (Karar).
Bu küçük bir olay gibi görünür. Değildir. Bir yıl boyunca siyasetçilerin açıklamaları, basın örgütlerinin bildirileri, uluslararası raporlar TELE1'in satışını durduramadı. Satışı durduran şey, emekçilerin kendi alacakları için açtığı davaydı. Basın özgürlüğü soyut bir ilke olarak savunulduğunda karşı tarafı bağlamıyor; somut bir alacak, somut bir hak, somut bir dava olarak savunulduğunda mülkiyetin el değiştirmesini durdurabiliyor.
| Resmî anlatı | Sınıfsal okuma |
|---|---|
| Bu bir yolsuzluk soruşturmasıdır, basınla ilgisi yoktur | Soruşturma patrona, ama yayın yasağı haber odasına uygulanıyor |
| Mahkeme şirketlere el koydu, yayına karışmadı | Yayını durduran, şirket yönetimine geçen kayyımdır; sansür şirket işlemi kılığında |
| TMSF kamu adına yönetiyor | TMSF, bir yılda üç büyük kanalı yöneten fiilî bir medya grubudur |
| Kayyım tarafsız bir yöneticidir | Halk TV'ye gelen kayyım, daha önce Can Medya'ya ve TELE1'e de atanan aynı isimdir |
| Rakamlar suçun büyüklüğünü gösteriyor | "İşlem hacmi" ile "para trafiği" aynı şey değildir; büyük rakam, kanıt değildir |
| Çalışanların hakları korunur | TELE1 satış şartnamesinde çalışan alacakları yoktu; korunması dava ile sağlandı |
| Muhalefet medyası bağımsızdır | Muhalefet medyası da bir sermayedarın mülküdür ve onun dosyası kadar güvencededir |
| Kayyım geçici bir tedbirdir | Can Holding'de çizgi değişti, TELE1'de satışa çıkarıldı; geçici olan, bağımsızlıktır |
Bizim Tutumumuz: Patronu Değil, Hukuku ve Emeği Savunuyoruz
Bu noktada açık olalım, çünkü yoldaşlarımızdan bu soruyu duyacağız: "Bir sermayedarı mı savunuyoruz?"
Hayır.
- Cafer Mahiroğlu'nu savunmuyoruz. Hakkındaki iddiaları bağımsız bir yargının adil bir yargılamayla değerlendirmesini istiyoruz; masumiyet karinesi onun için de geçerlidir, ama onun için de yargılanmak geçerlidir.
- Halk TV'nin yayın çizgisini de savunmuyoruz. Halk TV, işçi sınıfının değil, burjuva muhalefetin ekranıydı. Grevlerden çok parti içi kavgaları, iş cinayetlerinden çok kurultay hesaplarını konuşan bir ekrandı. Bunu bugün de söylüyoruz, dün de söylüyorduk.
- Ama şunu savunuyoruz: bir patronun ceza dosyası, bir haber odasını susturmanın gerekçesi olamaz. Soruşturma kişiye yönelikse, yaptırım da kişiye yönelik olmalıdır. Yüzlerce emekçinin işi, milyonların haber alma hakkı ve bir arşivin kaderi, bir ihale dosyasına rehin edilemez.
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan da bugün aynı soruya kendi tarzında yanıt verdi: "Bu koşullarda 'ama patronu…' diye söze başlayanları patronsuz Türkiye mücadelesine bekleriz!" (halktv.com.tr derlemesi). Patronun dosyası ile haber odasının kaderini birbirinden ayırmak patronu aklamak değildir; tersine, haberi patrona bağlayan düzeni sorgulamanın ilk adımıdır.
Tayfun Kahraman yazısında koyduğumuz ilke burada da geçerli: kişiyi savunmuyoruz, ama hukuk herkese lazım. Bugün bir burjuva muhalefet kanalına uygulanan yöntem, yarın bir sendika gazetesine, bir yerel haber sitesine, bir işçi bültenine uygulanabilir. Liste Uzuyor yazısında gösterdiğimiz genişleme yasası, sosyal medya hesapları için ne kadar geçerliyse televizyon kanalları için de o kadar geçerlidir: araç bir kez normalleşir, sonra kategori genişler. Bunun bir kanıtı aynı sabah geldi: Halk TV karartıldıktan saatler sonra, TBMM'de temsil edilen bir sosyalist partinin, TİP'in 582 bin takipçili resmî X hesabına da 8/A ile erişim engeli getirildi (Cumhuriyet).
Ne Yapılabilir? Somut Görevler
- Halk TV emekçilerinin haklarını şimdiden kayda geçirin. Maaş, kıdem, ihbar, fazla mesai alacakları; sözleşme ve bordro belgeleri. TELE1 deneyimi, kayyım döneminde çalışan alacaklarının kendiliğinden korunmadığını gösterdi. Bu belgeler, ileride bir satış şartnamesine itirazın temelidir.
- Medya emekçileri için sendika üyeliğini gündeme alın. Bir haber odasının patronundan bağımsız tek güvencesi örgütlü çalışanlarıdır. DİSK Basın-İş ve TGS gibi yapılara üyelik, bir kayyım sabahında bireysel çaresizlik ile toplu hak arayışı arasındaki farktır.
- TMSF'nin yönettiği medya varlıklarını izleyin. Hangi kanal, hangi tarihte, hangi gerekçeyle, kimin yönetiminde, hangi bedelle satışa çıkarıldı? Bu bir kamusal kayıttır ve sistematik olarak tutulmalıdır. Kayıt tutmak, liste uzarken yapılabilecek en dirençli iştir.
- Arşivi koruyun. Halk TV'nin yıllar boyu yayınladığı haberler, belgeseller, programlar bir toplumsal hafızadır. Kamuya açık yayınlanmış içeriklerin yasal yollarla arşivlenmesi, kayyım döneminde silinmelerine karşı bir güvencedir. Bilişim emekçileri için bu doğrudan bir görevdir.
- Basın özgürlüğünü emek diliyle savunun. "Basın özgürlüğü" soyut kaldığında kimseyi bağlamıyor. "Şu kadar emekçinin işi, şu kadar izleyicinin haber alma hakkı, şu alacaklar" dendiğinde somut bir hak mücadelesine dönüşüyor.
- Kategoriye göre dayanışma yapmayın. Halk TV'nin çizgisini beğenmeyebilirsiniz; biz de çoğu zaman beğenmedik. Ama yöntem karşısında susmak, yöntemi bir sonraki hedefe hazırlamaktır.
- Dayanışmayı sahada gösterin. Bugün Halk TV'nin önünde toplanan gazeteciler, kalabalığın içinde yalnız kaldıklarını söyledi. Bir açıklamayı paylaşmak kolaydır; bir haber odasının önünde, bir duruşma salonunda, bir sendika toplantısında bulunmak o yalnızlığı kırar.
- Kendi iletişim altyapınızı kurun. Bir sendikanın, bir derneğin, bir yerel yayının sesi tek bir patronun ya da tek bir platformun elinde olmamalı. Kooperatif medya, abone destekli yayıncılık, kendi alan adı ve kendi sunucusu olan yapılar, bir sermayedarın dosyasıyla birlikte susmayan yapılardır.
Sevgili Genç Yoldaşlar,
Bu sabah bir televizyon kanalı karardı. Haberlerde bunu "Halk TV'ye kayyım" diye okuyacaksınız. Ama ekranın arkasında olan şey, bu ülkede haberin kime ait olduğu sorusunun bir kez daha yanıtlanmasıydı.
Haber, onu yapanlara ait değil. Haberi izleyenlere de ait değil. Haber, haber odasının tapusunu elinde tutana ait. Tapu bir sermayedarın elindeyken, haber o sermayedarın dosyası kadar güvencededir. Tapu TMSF'ye geçtiğinde, haber de TMSF'yi atayanın sesine dönüşür.
Bu döngüyü kıracak olan, daha iyi bir patron bulmak değildir. Haberi yapanların örgütlü gücü ve haberin müşterek mülkiyetidir. TELE1 emekçilerinin bir dava ile durdurduğu satış, bunun küçük ama gerçek bir provasıdır.
Bugün Silivri'de bir muhabirin masası boş kaldı; Zeytinburnu'nda gazeteciler kalabalığın içinde yalnız kaldı. Bu boşlukları dolduracak olan açıklamalar değil, örgütlü dayanışmadır.
Bir kanal karartılabilir. Örgütlü bir haber emekçisi kolay karartılmaz.
Bilgi herkesindir.
Bağlantılı Yazılarımız
- Liste Uzuyor: Müstehcenlikten Millî Güvenliğe, 48 Saatlik Bir Sansür Dalgasının Anatomisi — sansür dizisinin ilk yazısı; listenin genişleme yasası
- Satın Alınamayanı Kapatırlar — sansür dizisinin ikinci yazısı; T24'ün kapatılması
- Selçuk Mızraklı ve Kayyım Aygıtı — kayyımın sınıfsal işlevi
- Tayfun Kahraman Davası — "kişiyi savunmuyoruz, ama hukuk herkese lazım"
- Rozet Değişti, Sınıf Değişmedi — CHP ve YENİ Parti'de aday belirlemenin sınıfı
- 12 Eylül Dosyası: Bir Sınıf Darbesinin Tarihi, Bilançosu ve Bugünü — kayyım ve el koyma aygıtının tarihsel kökleri
Kaynaklar
Olayın kendisi
- bianet — Halk TV'ye kayyım atandı, polis baskınıyla yayın durduruldu (14 Ekim 2026)
- Cumhuriyet — Başsavcılıktan Halk TV açıklaması: 11 gözaltı, şirketlere TMSF kayyımı
- Diken — Halk TV soruşturması: Cafer Mahiroğlu dahil 17 kişiye gözaltı kararı
- Yeni Şafak — Halk TV'nin sahibi Mahiroğlu'na rüşvet soruşturması
- Medyascope — Halk TV'ye kayyum atandı, İmamoğlu savunma yapacak (canlı anlatım)
- NTV — Halk TV'ye kayyum atandı
- BBC Türkçe — Halk TV'ye kayyum atandı, haber yayını durduruldu
- Euronews — Halk TV'ye kayyum atandı: Polis kanalı bastı, yayın durduruldu (14 Ekim 2026)
- Karar — Halk TV ekranı böyle karardı: Ekranda "fon vurgunu" konuşulurken yayın aniden kesildi
- soL — AKP'nin kadrolu kayyımı: Halk TV'nin başına atanan İbrahim Paşalı'yı nereden tanıyoruz?
- halktv.com.tr — Halk TV'ye operasyon! 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildi (Başsavcılık açıklamasının tam metni)
- Aksiyon — Rüşvet iddiaları sonrası 11 kişi gözaltında, şirketlere TMSF kayyum atandı
- BBC Türkçe — İBB davasında Ekrem İmamoğlu savunmasına başlıyor
- halktv.com.tr — Halkın kanalı Halk TV'ye kayyum atandı! Türkiye şokta
- halktv.com.tr — Halk TV'ye kayyum atandı Cafer Mahiroğlu ilk açıklamayı yaptı
- Milli Gazete — Halk TV neden açılmıyor? Canlı yayın kesildi mi? Kanal tamamen kapatıldı mı? Yayınlar geri gelecek mi?
- Yeniçağ — Başsavcılıktan Halk TV'ye soruşturma: Gözaltılar var
- Milli Gazete — Başsavcılıktan Halk TV açıklaması: 11 gözaltı ve TMSF kayyımı
- BGNES — Turkish Police Raid Opposition Broadcaster Halk TV, Trustee Appointed (İngilizce)
- Medyascope — Halk TV'ye kayyum atandı, yayın durduruldu (14 Ekim 2026)
- Karar — Halk TV'ye kayyum mu atandı, yayın neden birden kesildi? Halk TV kapatıldı mı?
- Milli Gazete — Halk TV neden açılmıyor? Yayınlar geri gelecek mi?
- N24 — TMSF Appointed Trustee for Companies Linked to Cafer Mahiroğlu (İngilizce)
- Turkish Minute — Turkish gov't takes control of leading pro-opposition news channel as pressure on media grows (14 Ekim 2026)
Tepkiler
- Cumhuriyet — Son dakika... Halk TV'ye şafak baskını: Kayyım atandı, yayın durduruldu
- Cumhuriyet — Siyasilerden ve gazetecilerden Halk TV'ye kayyım tepkisi
- Cumhuriyet — Basın meslek örgütlerinden, Halk TV'ye kayyım atanmasına peş peşe tepki
- halktv.com.tr — Halk TV'ye kayyum kararına basın sendikalarından tepki!
- Haberler.com / ANKA — Gazeteciler Sendikası Halk TV'ye kayyım atanmasına, yayına müdahaleye tepki gösterdi
- Haberler.com / ANKA — DİSK Basın-İş, Halk TV'ye kayyım atanmasına basın özgürlüğüne müdahale dedi
- GazeteKalem — DİSK Basın-İş açıklaması
- GazeteKalem — ÇGD açıklaması
- ANKA — Ankara Barosu Başkanı Çağlayan, Halk TV kayyımına basın özgürlüğü uyarısında bulundu
- ANKA — Kültür Sanat-Sen: Gerçeğin sesi karanlığa teslim olmayacak
- Cumhuriyet — Kılıçdaroğlu hedef göstermişti: Halk TV'ye kayyımın ardından CHP'den "dayanışma" çağrıları
- Medyascope — Halk TV'ye kayyum atandı: İşte tepkiler
- GazeteKalem / ANKA — YENİ Partili Başarır: "Halk TV abluka altında değil, demokrasimiz abluka altında"
- Diken — İstanbul Barosu: Halk TV'ye müdahale, anayasal güvencelerin ihlali
- bianet — Basın örgütlerinden kayyım tepkisi: "Bu zorbalığı kabul etmiyoruz"
- The Straits Times / Reuters — Turkish police raid office of opposition TV channel, the broadcaster says (İngilizce)
- WDSM / Reuters — Turkish prosecutors appoint government trustee to run pro-opposition Halk TV (İngilizce)
- AP — Authorities raid Turkish broadcaster headquarters amid corruption probe (İngilizce)
- BBC News — Turkey police raid opposition TV, halting live broadcasts (İngilizce)
- Karar — Halk TV binasına sabah saatlerinde polis girdi: Özgür Özel'den kayyum tepkisi
- Sözcü — Dünya medyası Halk TV'ye kayyum atanmasını son dakika olarak duyurdu
- Haberler.com / ANKA — İstanbul Barosu, Halk TV'ye şafak operasyonu ve kayyım atanmasını hukuka aykırı buldu
- halktv.com.tr — Halk TV'ye kayyum atamasına tepki yağıyor!
- Haberler.com / ANKA — ÇGD, Halk TV'ye kayyım atanmasına ve yayının durdurulmasına tepki gösterdi
- IFJ ve 19 örgüt — RTÜK'ün eleştirel yayınları cezalandırmasına karşı ortak açıklama (Nisan 2023, İngilizce)
- IPI — RTÜK'ün eleştirel kanallara yasak ve cezalarını kınama (İngilizce)
- MLSA — 28 Eylül-4 Ekim sansür bülteni (13 örgütün T24 ortak açıklaması)
- IPI ve 20 örgüt — Türkiye: Protect freedom of expression and stop internet censorship now (13 Ekim 2026, İngilizce)
- halktv.com.tr — Uluslararası insan hakları dernekleri ayakta: Türkiye'deki engelleme kararlarına tepki
- Cumhuriyet — Türkiye İşçi Partisi X hesabına erişim engeli
- Evrensel — Sansür dalgası devam ediyor: Türkiye İşçi Partisi'nin X hesabına erişim engeli
- Karar — Sonunda bu da oldu: TİP'in X hesabına erişim engeli
- Haberler.com / ANKA — Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bilgin, Halk TV kayyım kararına son verilmesini istedi
İBB davası
- Medyascope — İmamoğlu İBB davasında savunma yapacak: İşte bilmeniz gerekenler (13 Ekim 2026)
- Oksijen — Dört gün sürmesi bekleniyor: İmamoğlu İBB Davası'nda savunma yapacak
- T24 — İBB davasında sıra Ekrem İmamoğlu'nda: İlk celsede alınamayan savunma bugün başlayacak, dört gün sürecek
Arka plan
- sol — Kılıçdaroğlu Halk TV'yi hedef aldı: "Günün 24 saati yalan haber yapıyor" (10 Ekim 2026)
- Gazete Oksijen / ANKA — MHP'li Özdemir'den RTÜK'e çağrı: Halk TV ve SZC TV'nin lisansları yeniden incelenmeli (9 Ekim 2026)
- T24 — Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu'ndan Kılıçdaroğlu'na tepki (10 Ekim 2026)
- Euronews — Özgür Özel ve 91 milletvekili CHP'den istifa etti (24 Temmuz 2026)
- Medyascope — Can Holding'e operasyon: Habertürk ve Show TV'ye el konuldu (11 Eylül 2025)
- bianet — TELE 1 kanalına kayyım atandı
- sol — Resmî Gazete'de yayımlandı: TMSF, TELE1'i satışa çıkardı
- Karar — TMSF satışa çıkarmıştı: TELE 1'in satış ihalesi durduruldu
- Gazete Pencere — "TMSF büyüyen bir medya grubu haline geldi"
- ANKA — TMSF kayyımlarının yönettiği şirket sayısı 770'e yükseldi
- Medyascope — Kayyım atanan belediyeler (infografik)
Bu yazı Bilgi Müşterekleri'nde yayımlanmıştır. CC BY-SA 4.0 lisansıyla, kaynak göstererek çoğaltabilirsiniz. Çoğaltın.







