Bilgi Müşterekleri
Hakkımızdaİletişim
Tüm yazılar

Teori ve Eylem’in 'Yapay Zekânın Ekonomi Politiği' Dosyasına Epistemolojik ve Militan Bir Müdahale

Siber Kapitalizmin Turnikeleri ve Ortak Aklın Özgürleşmesi

Yazar: Oğuz Demirkapı
Teori ve Eylem’in 'Yapay Zekânın Ekonomi Politiği' Dosyasına Epistemolojik ve Militan Bir Müdahale

Teori ve Eylem dergisinin 72. sayısında "Yapay Zekânın Ekonomi Politiği" Dosyası Üzerine Bir Değerlendirme*

Teori ve Eylem dergisinin yayımladığı "Yapay Zekânın Ekonomi Politiği" dosyası, burjuva ideolojisinin ve Silikon Vadisi teknokratlarının siber uzamı mistik, tarafsız ve maddesiz tüllerle örttüğü bu tarihsel eşikte, marksist kuram adına çok hayati bir siper kazanımıdır. Bu yazı, söz konusu dosyayı marksist bir epistemoloğun merceğinden geçirerek; hem dosyadaki kuramsal başarıları paylaşmayı hem de eksik kalan diyalektik halkaları tamamlayarak küresel ve yerel bir eylem kılavuzuna dönüştürmeyi amaçlamaktadır.

Yazarlar Ekseninde Diyalektik Değerlendirme: Güçlü Mevziler ve Genişletilmesi Gereken Yarıklar

Teori ve Eylem dergisinin bu yapay zekâ dosyası, her bir yoldaşımızın sermayenin siber kuşatmasına karşı farklı cephelerden sarsıcı kuramsal barutlar taşıdığı bütünsel bir mevzidir. Marksist bir epistemolog gözüyle, dosyada yer alan makaleleri tam olarak dergideki sunum sırasıyla masaya yatıralım; güçlü kuramsal hatlarını selamlayıp, felsefi olarak derinleştirilmesi ve güçlendirilmesi gereken yanları yoldaşça bir eleştiri süzgecinden geçirelim.

Diyar Saraçoğlu: "Yapay Zekâ ve Zihin Emeğinin Mülksüzleştirilmesi"
  • Güçlü Mevziler: Diyar yoldaş, kapitalizmin kafa ve kol emeği arasında kurduğu o tarihsel yarılmanın siber çağda nasıl yapısal bir kırılmaya uğradığını çok güçlü sergiliyor. Burjuvazinin "yaratıcılık, özgür zihin, entelektüel üretim" diyerek kutsadığı alanların, yapay zekâ eliyle nasıl standartlaştırıldığını, vasıfsızlaştırıldığını ve fabrikasyon üretime tabi tutulduğunu çok net gösteriyor. Zihin emeğinin piksellere ve kod bloklarına indirgenerek işçiden koparılmasını deşifre etmesi, beyaz yakalı yanılsamalarını yıkan muazzam bir materyalist baruttur.

  • Genişletilebilecek Yanlar: Metin, zihin emeğinin mülksüzleştirilmesini ve proleterleşmesini çok iyi teşhis etmekle birlikte; bu mülksüzleştirmenin yarattığı küresel eşitsiz gelişim ve teknolojik bağımlılık ilişkilerini biraz arka planda bırakmaktadır.

    Diyalektik Tahkimat: Zihin emeğinin bu siber mülksüzleştirilmesi, emperyalist merkezlerdeki (Silikon Vadisi) yapay zekâ tekelleriyle Türkiye gibi çeper/yarı-çeper ülkelerin bilişim emekçileri arasında yeni bir bağımlılık asimetrisi üretmektedir. Tahlil, sermayenin bu gasp ile bizzat kendi canlı emek tabanını tasfiye ederek içine düştüğü Değer Yasasının siber krizi ile felsefi olarak bütünleştirilmelidir.

Ahmet Cengiz: "Yapay Zekânın Ekonomi Politiğine Dair Notlar"
  • Güçlü Mevziler: Ahmet yoldaş, konuyu marksist ekonomi politiğin o sarsılmaz ve kurucu kategorileri (değer, artı değer, sermaye birikimi) üzerinden ele alarak dosyanın kuramsal omurgasını çatıyor. Yapay zekâyı havada uçuşan bağımsız bir "teknolojik devrim" gibi sunan burjuva iktisatçılarına karşı; onun özünde geçmiş/ölü emeğin istiflendiği bir sabit sermaye artışı olduğunu kalın çizgilerle hatırlatıyor. Sermaye birikiminin mantığını merkeze alması, teknolojik determinizm tuzaklarını boşa çıkaran çok sağlam bir lengerdir.

  • Genişletilebilecek Yanlar: Metin, ekonomi politik notlar formatında olduğu için yapay zekânın kapitalizmin ulaştığı bu hiper endüstriyel aşamada doğurduğu o en radikal çelişkiyi, yani Kâr Oranlarının Düşme Eğilimi Yasası'nı (KODEY) felsefi bir üst aşamaya taşımakta çekingen kalıyor.

    Diyalektik Tahkimat: Sermaye, canlı emeği üretimden kovup sabit sermayeyi yapay zekâ biçiminde katlanarak büyüttükçe, artı değerin yegâne kaynağını kurutmaktadır. Ahmet yoldaşın metni; sermayenin yapay zekâ histerisini onun mutlak ve kusursuz gücü olarak değil, değer üretememe krizine karşı geliştirdiği yapısal bir çırpınış olarak okuyacak şekilde tahkim edilmelidir.

Gauthier Hordel: "Yapay Zekâ: Teknolojik ve Emperyalist Bir Mücadele"
  • Güçlü Mevziler: Gauthier yoldaş, yapay zekâyı sterile edilmiş laboratuvarlardan çıkarıp küresel emperyalist hegemonya savaşlarının (özellikle ABD-Çin rekabetinin) ve tekelci pazar kavgalarının tam ortasına fırlatıyor. Küresel Güney’in (Kenya, Filipinler) günde 1-2 dolara veri etiketleyen modern "klik kölelerinin" sömürüsünü görünür kılması, siber uzamın altındaki kanlı sömürgecilik haritasını çıkarması açısından harika bir emperyalizm tahlilidir.

  • Genişletilebilecek Yanlar: Metindeki vurgunun fazla ulus devlet blokları ve jeopolitik sınırlar düzeyinde kalması, sınıfsal özün karartılması ve bir tür jeopolitik indirgemecilik (​redüksiyonizm​) riski doğurmaktadır.

    Diyalektik Tahkimat: Çinli tekel Tencent’in algoritması ile ABD’li tekel Microsoft’un algoritması, kendi işçi sınıfları üzerinde aynı despotik denetimi uygular. Çelişkinin özü devletler arası değil, uluslararası sermaye ile küresel emek arasındadır. Yapay zekâ, fiber optik prangalarıyla tarihte ilk kez ulusal sınırları aşan devasa bir Küresel Toplam İşçi gövdesi yaratmıştır. Hedefimiz ulusal siber duvarlar örmek değil, bu küresel gövdenin enternasyonalist birliğini örgütlemektir.

Arif Koşar: "Yapay Zekâ, Dijital Teknolojiler ve Emek Denetimi"
  • Güçlü Mevziler: Arif yoldaş, Harry Braverman’ın emek süreci teorisini kusursuz biçimde siber çağın şafağına güncelliyor. Yapay zekânın işyeri düzeyindeki algoritmik denetim, kuryeler üzerindeki platform despotizmi ve depo işçilerini kuşatan Taylorist mikro gözetim işlevlerini muazzam bir ampirik netlikle sergiliyor. Teknolojinin tarafsızlığı mitini yıkarak, algoritmanın işçinin gövdesi ve zamanı üzerinde nasıl rafine bir kırbaca dönüştüğünü ilan etmesi çok güçlü bir mevzidir.

  • Genişletilebilecek Yanlar: Metin, sermayenin algoritmik denetim stratejilerini o kadar mutlak ve pürüzsüz bir zafer gibi kurgulamaktadır ki, bu durum emek sürecinin kendi iç diyalektiğini, yani işçi sınıfının karşı direniş hatlarını gölgede bırakma riski taşır.

    Diyalektik Tahkimat: Michael Burawoy’un hatırlattığı gibi, tahaddüm aygıtları işyerinde asla tek taraflı işleyemez; her denetim mekanizması kendi kaçak hatlarını üretir. İşçiler bugün kurye algoritmalarını manipüle etmekte, sensörleri yanıltmak için kolektif yavaşlatma taktikleri (​gaming the system​) geliştirmektedir. Algoritmik kuşatmayı burjuvazinin nihai zaferi olarak değil; işçinin sabotaj ve direniş aklıyla her gün yeniden yarılan istikrarsız bir sınıf savaşı alanı olarak kodlamalıyız.

Selim Başoğlu: "Yapay Zekânın Geleceğinin Sınıfsal Karakteri"
  • Güçlü Mevziler: Selim yoldaş, yapay zekâ tartışmasını felsefi koridorlardan söküp doğrudan sınıf savaşının pratik cephesine indiriyor ve devrimci bir mücadele çağrısı çakıyor. Bilişim çalışanlarının, yazılımcıların ve teknopark emekçilerinin "orta sınıf" illüzyonlarından sıyrılarak nasıl hızla proleterleştiğini sınıfsal bir netlikle ortaya koyuyor. Yeni proleter öznelerin kuramsal ve siyasal olarak görünür kılınması açısından muazzam bir militan ajitasyondur.

  • Genişletilebilecek Yanlar: Metin, sınıfı haklı olarak savunma ve direniş hatlarına çağırmakla birlikte; teknolojiyi sermayenin elinde sadece bir "sömürü nesnesi" olarak kurguladığı için, onun bağrındaki kurucu/komünist potansiyeli eksik bırakmaktadır.

    Diyalektik Tahkimat: Lenin’in kapitalist posta teşkilatını "sosyalist mekanizmanın hazır altyapısı" olarak görmesindeki o Promete'ci ufku kuşanmalıyız. Sermayenin piyasa kontrolü için üretimi ve lojistiği her anıyla verileştirmiş olması, aslında sosyalist planlamanın teknik imkânını tarihte hiç olmadığı kadar olgunlaştırmıştır. Selim yoldaşın çağrısını, siber-panoptikona karşı sadece defansif bir direniş değil; o altyapıyı işçi şuralarının emrine verecek olan Kızıl Sibernetik Planlama programına bağlayarak ileriye bükmeliyiz.

İlker Kalaycı: "Yapay Zekâ ve Ekolojik Yıkım"
  • Güçlü Mevziler: İlker yoldaş, Silikon Vadisi’nin en sinsi metafizik yalanını, yani teknolojinin "Bulut" (​Cloud​) denilen maddesiz, karbonsuz, havada asılı duran idealist soyutlamasını darmadağın ediyor. Yapay zekâ sunucu çiftliklerinin arkasındaki devasa temiz su tüketimini, nadir toprak elementleri madenciliğindeki sömürüyü Karl Marx’ın "Metabolik Yarılma" kavramıyla buluşturarak dosyaya sarsılmaz bir ekolojik materyalizm aşılıyor.

  • Genişletilebilecek Yanlar: Metin, kapitalizmin yapay zekâ eliyle doğayı termodinamik bir intihara sürüklediğini çok iyi teşhis etmekle birlikte, bu krizden çıkışın marksist ufkunu net çizemediği için küçük-burjuva romantik ekolojizminin ("küçülme"/degrowth) sınırlarına yaklaşma riski taşıyor.

    Diyalektik Tahkimat: Biz marksistler makine kırıcı (​Luddit​) değiliz; makinelerin mülkiyet kabuğunu kıran Promete'cileriz. Çözüm teknolojiyi geriye çekmek değil; yapay zekânın o muazzam veri işleme ve tahmin gücünü, tekelci kârlar için doğayı talan etmekten kurtarıp; küresel enerji şebekelerini, su havzalarını ve karbon döngüsünü kullanım değeri ve gezegensel denge (homeostazis​) için anlık olarak koordine edecek olan sosyalist planlama ağlarına devretmektir.

Ortak Kör Noktanın Aşılması: Epistemik Sentez

Yoldaşlar, dosyada yer alan altı makalenin diyalektik dökümünü yaptıktan sonra, şimdi tüm bu parçalı hakikatleri marksist epistemolojinin o bütünleştirici gücüyle tek bir potada eritmenin, yani ​Epistemik Sentez​’i kurmanın tam zamanıdır.

Yazarlarımızın her biri sermayenin siber endüstriyel ejderhasına farklı cephelerden çok güçlü darbeler indirmiştir. Fakat marksist felsefe bize öğretir ki; cephelerin parçalılığı, eğer bütünsel bir kuramsal hatla birleştirilmezse, burjuva ideolojisinin o her şeyi kompartımanlara ayıran liberal epistemolojisine (ekolojiyi emekten, emperyalizmi teknolojiden koparan yaklaşıma) bilmeyerek alan açabilir.

Dosyadaki tüm makalelerin ortak kör noktasını aşacak ve siber komünist ufkumuzu güçlendirecek üç felsefi sütunu ve o büyük sentezi birlikte inşa edelim:

Diyalektik Tersine Çevirme: Kusursuz Güç Gösterisi mi, Yapısal Acziyet mi?

Dosyadaki en belirgin ortak kör nokta, sermayenin yapay zekâ eliyle kurduğu algoritmik denetimi, siber emperyalist hiyerarşiyi ve ideolojik üst yapıyı kusursuz, pürüzsüz ve mutlak bir zafer gibi kurgulama eğilimidir. Metinleri peş peşe okuyan bir işçide veya ilerici aydında devrimci bir öfkeden ziyade, siber panoptikonun duvarları karşısında distopik bir çaresizlik, felç edici bir teslimiyet hissi uyanabilir.

Marksist epistemoloji tam da bu noktada Diyalektik Tersine Çevirme yasasını devreye sokar. Sermayenin ulaştığı bu hiper teknolojik zirve, onun sarsılmaz gücünün değil, aksine tarihsel ve yapısal acziyetinin en somut kanıtıdır.

Değer Yasasının Siber Çelişkisi: Kapitalizmde artı-değerin ve kârın yegâne kaynağı canlı insan emeğidir. Sabit sermaye konumundaki yapay zekâ, robotik sistemler ve sunucu şebekeleri kendi başlarına yeni bir değer üretemezler; sadece geçmiş emeğin değerini ürüne transfer ederler.

Sermaye, kâr oranlarını korumak ve rakiplerini ezmek için üretimi yapay zekâ eliyle otomatikleştirdikçe ve canlı emeği üretim alanından kovdukça, aslında Kâr Oranlarının Düşme Eğilimi Yasası uyarınca kendi bacağına sıkmaktadır. Canlı emek tabanı daraldıkça, kapitalizm değer üretememe krizine sürüklenir.

Yani yoldaşlar, sermayenin yapay zekâya bu denli histerik, agresif ve totaliter bir biçimde sarılması gücünden değil; eriyen kâr oranları ve değersizleşme krizi karşısında yaşadığı o ​varoluşsal panik refleksindendir​. Karşımızda yenilmez bir siber tanrı değil, kendi kıyametini dijital ağlarda simüle eden çaresiz bir canavar vardır.

Teknolojik Determinizmden Promete’ci Ufka: Kızıl Sibernetik

Dosyanın ekolojik ve emeğe dair tahlillerinde hissedilen ikinci kör nokta, teknolojiyi sermayenin elinde sadece bir "sömürü, talan ve köleleştirme nesnesi" olarak sabitlemektir. Teknolojinin sadece yıkıcı karakterine odaklanmak, marksizmi teknolojik determinizme ya da üretici güçleri geriye çekmek isteyen, makine kırıcılığın siber formu olan küçük burjuva "küçülme" romantizmine yaklaştırır.

Biz marksistler makine kırıcı Ludditler değiliz; biz makinelerin mülkiyet kabuğunu parçalayan ​Promete'cileriz​. Karl Marx’ın ​Makineler Üzerine Fragman​’da belirttiği gibi, teknolojik gelişme kapitalist mülkiyet ilişkileri altındayken işçiyi köleleştirir; ancak aynı altyapı, mülkiyet kabuğu kırıldığında özgürleşmenin maddi temelidir.

  • Altyapının Olgunlaşması: Sermaye; tedarik zincirlerini optimize etmek, pazarı anlık gözlemek, kaynakları kâr amacıyla en verimli şekilde dağıtmak için tüm dünyayı, üretimi ve lojistiği nesnelerin interneti (IoT) ve sensörlerle verileştirmiştir.
  • Piyasa Anarşisinin Sonu: Hayek’in o meşhur "Merkezi planlama imkansızdır, çünkü bilgi hesaplanamaz" miti, kapitalizmin bizzat kendi kurduğu bu siber altyapı tarafından lağvedilmiştir.

Epistemik sentez bize şunu söyler: Sermayenin tekelci mülkiyet için inşa ettiği bu devasa küresel yapay zekâ ve bulut şebekesi, aslında ​Kızıl Sibernetik Planlama​’nın (tüm gezegenin enerji, su, hammadde ve toplumsal ihtiyaç akışını kullanım değeri ve ekolojik denge için anlık koordine edecek sosyalist aygıtın) hazır ve olgunlaşmış teknik altyapısıdır. Amacımız sunucuları havaya uçurmak değil; o sunucuların mülkiyet şifrelerini kırarak yönetimi işçi şuralarına devretmektir.

Küresel Toplam İşçi Gövdesinin (​Gesamtarbeiter​) Sentetik Birliği

Üçüncü ve en hayati siber kör nokta, sermayenin siber saldırısı altındaki öznelerin parçalı algılanmasıdır. Dosyada kuryeler ayrı (Koşar), yazılımcılar ayrı (Başoğlu), klik işçileri ayrı (Hordel/Diyar) ve çevre direnişçileri ayrı (Kalaycı) komartımanlarda tartışılmıştır. Bu parçalılık, sınıf bilincinin enternasyonalist bir karakter kazanmasını engeller.

Epistemik sentez, fiber optik kabloların, uydu şebekelerinin ve veri akışlarının arkasındaki o muazzam ontolojik birliği açığa çıkarır: ​Küresel Toplam İşçi​.

  • Kongo'da yapay zekânın pilleri için lityum kazarken toprağı sömürülen maden işçisi ile Şili'de su havzaları kurutulan köylü,
  • Kenya'da günde 1 dolara yapay zekânın faşizan ve pornografik verilerini temizleyen klik işçisi,
  • Amazon depolarında algoritmanın saniyelerle yarıştırdığı barkod okuyucu işçi,
  • Ve plazalarda, teknoparklarda kendi ürettiği zihin tözü (kod bloku) tarafından mülksüzleştirilen, sabahlayan yazılımcı...

Bunlar birbirlerinden yalıtılmış farklı dünyaların insanları veya jeopolitik blokların (ABD-Çin rekabetinin) birbirine düşman tebaaları değildir. Onlar, sermayenin küresel siber değer zinciri tarafından maddi ve dijital olarak birbirine bağlanmış olan tek bir küresel proleter gövdenin uzuvlarıdır.

Sermaye yapay zekâ ile tüm bu sömürü hatlarını tek bir algoritmik merkezde birleştirmiştir. O halde bizim epistemik sentezimiz de bu küresel gövdenin enternasyonalist birliğini ilan etmek zorundadır.

Özetle Epistemik Sentezin Manifestosu:

Teori ve Eylem​’in bu değerli dosyası, karamsar bir siber distopya antolojisi değildir. O, diyalektik materyalizmin ışığında okunduğunda; sermayenin ulaştığı bu en üst siber tekelci aşamanın, onun kendi mezar kazıcısını (Küresel Toplam İşçi’yi) nasıl devasa boyutlarda örgütlediğini ve kendi ölüm fermanını (Kızıl Sibernetik Planlama altyapısını) nasıl kendi elleriyle hazırladığını gösteren kızıl bir manifestodur.

Şimdi görevimiz, bu sentezden aldığımız kuramsal güçle turnikeleri yıkmak ve şaltere doğru örgütlü adımlarla yürümektir!


Yapay Zekâ ve Sermayenin Yeni Dünya Düzeni

Sermaye, yapay zekâ şebekeleri aracılığıyla küresel ölçekte yeni bir mülksüzleştirme, sömürü ve gözetim mimarisi inşa etmektedir. Burjuva ideologlarının "Büyük Sıfırlama" (The Great Reset) ya da "Dördüncü Sanayi Devrimi" gibi fetişist kavramlarla ambalajladığı bu süreç, felsefi ve ekonomi-politik özü itibarıyla Tekelci Siber Kapitalizmin yeni dünya düzenini dayatma hamlesidir.

Sermaye, yapay zekâyı üretici güçlerin tarafsız bir sıçraması olarak değil; tarihsel krizlerini ertelemek, işçi sınıfının bilişsel yetilerini çitlemek ve küresel sömürü zincirini tahkim etmek için totaliter bir egemenlik aygıtı olarak örgütlemektedir. Bu yeni dünya düzeninin kuramsal anatomisini dört temel aks üzerinden genişletelim yoldaşlar:

Bilişsel İlksel Birikim: Yeni "Müştereklerin" Siber Çitlenmesi

Karl Marx, ​Kapital​’in birinci cildinde kapitalizmin şafağını İlksel Birikim (Primitive Accumulation) süreciyle açıklar. Feodalizmin çözülüşünde burjuvazi, köylülerin ortak kullanımındaki toprakları (müşterekleri) çitle çevirerek mülksüzleştirmiş, doğayı metalaştırmış ve insanı satılık emek gücü haline getirmiştir.

Bugün yapay zekâ tekelciliğiyle yaşanan olgu, tam anlamıyla bir Bilişsel İlksel Birikim dalgasıdır:

  • Tözün Gaspı: Yapay zekânın hammaddesi olan "büyük veri" (big data), insanlığın yüzlerce yıllık kolektif dilleşme, düşünme, üretme ve sanatsal pratiklerinin dijital tortusudur. İnternet ağlarına sızan bu devasa toplumsal hafıza, yani insanlığın zihinsel müşterekleri, bugün Silikon Vadisi ve Shenzhen merkezli teknoloji tekelleri tarafından vahşice "çitlenmekte" ve mülksüzleştirilmektedir.
  • Tersine Çevrilen Özne Nesne İlişkisi: İnsanlığın ortak aklı, tekellerin sunucu çiftliklerinde nesneleştirilmekte, patentlenmekte ve ardından aynı insanlığa bir "Yazılım Hizmeti" (​SaaS​) aboneliği olarak parayla geri satılmaktadır. Sermaye, yapay zekâ eliyle kolektif bilincimizi bizim karşımıza bizi köleleştiren yabancı bir güç (ölü emek) olarak dikmektedir.
Siber Feodalizm ve Rentier Kapitalizmi: Dijital Sinyorlar Çağı

Tekelci siber kapitalizm, kendi mülkiyet ilişkilerini sürdürebilmek için pazar ekonomisinin klasik rekabetçi mantığını tasfiye ederek Siber Feodal unsurlar barındıran bir Rentier (Rantçı) Kapitalizmi inşa etmektedir.

  • Dijital Derebeylikler: Büyük dil modellerini (LLM) eğitmek ve çalıştırmak muazzam bir bilgi işlem (compute) gücü, çip altyapısı ve enerji şebekesi gerektirdiği için üretim araçları bir avuç dijital derebeyinin (Microsoft, Google, Amazon, Meta, Apple) elinde mutlak olarak tekelleşmiştir.
  • Algoritmik Rant (Kira) Rejimi: Bu siber sinyorlar artık sadece meta üretip satmamakta, tüm dünyayı kendi bulut altyapılarına (​AWS, Azure, Google Cloud​) bağımlı kılarak dijital bir toprak rantı (kira) toplamaktadırlar. Diğer tüm alt-kapitalist gruplar, KOBİ'ler ve hatta ulus devletler, bu dijital altyapı derebeylerinin protokollerine haraç ödeyen siber vassallara dönüşmektedir. Yapay zekâ, bu feodal rant mekanizmasının algoritmik yürütücüsüdür.
Bilişsel Panoptikon ve Rıza Fabrikasının Otomasyonu

Sermayenin yeni dünya düzeni, işçi sınıfının sadece gövdesini ve zamanını değil, arzularını, dilini ve potansiyel isyan dinamiklerini de denetim altına almayı hedefleyen bir Bilişsel Panoptikon mimarisidir.

  • Hiper Bireyselleştirilmiş Afyon şebekesi: Gauthier Hordel yoldaşın o haklı üst yapı vurgusunda belirttiği gibi, üretken yapay zekâ kültür endüstrisini otomatize etmiştir. Algoritmik besleme şeritleri (feed) her işçinin zaafına, korkusuna ve arzusuna göre milisaniyeler içinde kişiselleştirilmiş bir "yanlış bilinç" üretmektedir. Ortak kamusal zemin parçalanmakta, sınıf bilincinin mayalanacağı toplumsal alanlar algoritmik olarak atomize edilmektedir.
  • Yedek Sanayi Ordusunun Ayıklanması: Yapay zekâ destekli gözetim sistemleri ve prediktif (öngörücü) algoritmalar, işçi sınıfını daha işe alım aşamasında sendikal eğilimlerine, psikolojik direnç eşiklerine göre ayıklamaktadır. İsyankâr, örgütlü ve hakkını arayan unsurlar daha görünür olmadan algoritmik kara listelerle sistemin dışına fırlatılmakta; Marx'ın bahsettiği o Yedek Sanayi Ordusu siber yöntemlerle disipline edilmektedir.
Küresel Değer Zincirinin Siber Emperyalist Bölüşümü

Yapay zekâ, emperyalist merkezler ile çevre ülkeler arasındaki o asimetrik işbölümünü rafine hale getirerek küresel bağımlılık ilişkilerini derinleştirmektedir. Yeni dünya düzeninin küresel haritası, siber emperyalist bir hiyerarşiye göre yeniden çizilmektedir:

  • Siber Metropol (Merkez): Yapay zekânın fikri mülkiyetini (patentlerini), gelişmiş çip mimarilerini (Nvidia, TSMC aksı), muazzam compute (hesaplama) kapasitesini ve parametre egemenliğini elinde tutan emperyalist klik (ABD ve Çin tekelleri). Küresel artı değer, bu siber merkezlere doğru akmaktadır.
  • Siber Çeper (Çevre): Merkezdeki yapay zekâlar pürüzsüz çalışabilsin diye İlker yoldaşın vurguladığı o ekolojik yıkıma göğüs geren, lityum ve kobalt madenlerinde can veren; Diyar yoldaşın metninde somutlaşan, günde 1-2 dolara travmatik verileri temizleyen modern klik kölelerinin (veri etiketleyicilerinin) coğrafyası.

Sermayenin yeni dünya düzeninde yapay zekâ, çevre ülkelerin sanayisini, eğitimini, tarımını ve savunmasını doğrudan merkezdeki bulut sunucularına göbekten bağlayan dijital bir prangadır.

Kısa Vadeli Manifesto:

Sermayenin yapay zekâ ile kurmaya çalıştığı bu "Yeni Dünya Düzeni", kusursuz ve ebedi bir dijital faşizm projesi değildir yoldaşlar. Aksine o, canlı emeği dışladıkça kâr oranlarını eriten, doğayı sömürdükçe metabolik yarılmayı büyüten ve tüm dünya işçilerini aynı dijital sinir ağında birleştiren ​kendi çelişkilerinin zirvesidir​. Sermaye bu totaliter şebekeyi kendi bekası için örmektedir; bizim görevimiz ise bu şebekenin bağrındaki enternasyonalist proleter gövdeyi uyandırmak ve o siber labirenti sermayenin başına yıkmaktır!


Türkiye Özelinde Siber Çeperleşme ve Dijital Kader

Yoldaşlar, küresel ölçekte tahlil ettiğimiz tekelci siber kapitalizmin yeni dünya düzeni, Türkiye gibi emperyalist zincirin orta/alt halkalarında yer alan, tarihsel olarak teknolojik ve iktisadi bağımlılık ilişkileriyle malul ülkelere geldiğinde çok daha vahşi, asimetrik ve sancılı bir siber kuşatmaya dönüşmektedir.

Burjuva devlet aygıtının ve yerli holdinglerin kitlelere afyon gibi sunduğu "Teknoloji Hamlesi", "Yapay Zekâda Çağ Atlama" ve "Milli Bilişim" anlatılarının arkasındaki o maddi gerçeği, yani Siber Çeperleşme ve Dijital Sömürgeleşme kaderini marksist felsefenin keskin neşteriyle anatomik olarak masaya yatırmak zorundayız. Türkiye’yi bekleyen dijital kaderi dört kuramsal başlık altında genişletelim:

"Yerli ve Milli" İllüzyonu ve API Kapitalizmi

Türkiye egemenlerinin en büyük ideolojik hegemonyası, yerli imkanlarla üretildiği iddia edilen yapay zekâ modelleri, savunma sanayii yazılımları ve yerli sohbet robotları üzerinden kurulmaktadır. Marksist epistemoloji bize bu pürüzsüz kabuğun altındaki üretim araçlarının mülkiyet ilişkilerine bakmayı emreder.

  • API (Arayüz) Bağımlılığı: Türkiye’deki kamu kurumlarının ya da yerli holdinglerin "biz ürettik" diye pazarladığı yapay zekâ uygulamalarının neredeyse tamamı, özü itibarıyla emperyalist merkezlerin (OpenAI, Microsoft, Google, AWS) açık veya kapalı kaynaklı büyük dil modellerinin üzerine çekilmiş ince birer Türkçe arayüz makyajından ibarettir. Biz buna literatürde API Kapitalizmi diyoruz.
  • Fiziksel Altyapı Kıskacı: Yerli burjuvazi kendi yapay zekâsını eğittiğini iddia ettiğinde bile, bu işlemi yapabilmek için ABD merkezli Nvidia’nın çiplerine, Tayvan’ın yarı iletken fabrikalarına ve hepsinden önemlisi verilerin depolandığı küresel bulut sunucularına (​AWS, Azure​) kira ödemek zorundadır. Türkiye kapitalizmi, yapay zekânın fiziksel gövdesine ve donanımına sahip değildir. Bu nedenle, üretilen her "yerli" algoritma, emperyalist tekellerin altyapısal onayına ve lisans rejimine göbekten bağlı, siber çeper bir üründür.
Teknoparklar: Siber Serbest Bölgeler ve Artı Değer Emilimi

Türkiye’de üniversitelerin bağrında mantar gibi biten, vergi muafiyetleriyle kutsanan teknoparklar ve AR-GE merkezleri, ilerici fütüristlerin iddia ettiği gibi "bilimin özgürleştiği vahalar" değil; siber kapitalizmin ​modern siber serbest bölgeleridir​.

  • Emek Gücünün Sömürgeci Yağması: Döviz kurunun ve Türk lirasının maruz kaldığı yapısal çöküş, Türkiye’deki nitelikli bilişim emeğini (yazılımcı, veri analisti, sistem mimarı) küresel tekeller için tarihin en ucuz, en esnek ve en cazip sömürü nesnesi haline getirmiştir.
  • Doğrudan Artı Değer Transferi: Teknoparklarda çalışan genç zihin işçileri, gündüzleri yerli taşeronlar aracılığıyla, geceleri ise uzaktan freelance (güvencesiz) ağlarla Batı'daki büyük şirketlere kod yazmaktadır. Üretilen muazzam bilişsel artı değer, Türkiye’de tek bir kuruş bile kalmadan fiber optik kablolarla doğrudan Silikon Vadisi’nin ve Avrupa sermayesinin kasalarına akmaktadır. Teknoparklar, bu ülkenin zihinsel iliğinin emperyalist merkezler tarafından emildiği lojistik istasyonlardır.
Yeni "Montaj Sanayii" ve Ucuz Kod Ameleliği

Türkiye burjuvazisi, 1970’lerde Batı’dan gelen yedek parçaları birleştirerek nasıl bir "bağımlı montaj sanayii" (otomotiv, beyaz eşya) kurduysa; siber kapitalizm çağında da tam anlamıyla bir Dijital Montaj Sanayii inşa etmektedir.

  • Bilişsel Vasıfsızlaşma: Yapay zekâ araçlarının (Claude, Copilot, ChatGPT vb.) kod yazım süreçlerini otomatize etmesiyle birlikte, Türkiye’deki junior ve orta seviye yazılımcıların entelektüel emeği hızla değersizleşmektedir. Bilişim emekçileri artık sıfırdan sistem mimarisi tasarlayan özneler değil; küresel tekellerin hazır kod bloklarını birbirine yamayan, algoritmaların hatalarını temizleyen ucuz kod amelelerine dönüştürülmektedir.
  • Zihin Prekaeryası: Dünün o "konforlu, tuzu kuru" beyaz yakalı bilişim çalışanı imajı yerini; günde 14 saat bilgisayar başında kod temizleyen, çağrı merkezi işçileriyle aynı esnekliğe ve performansa zorlanan, sendikasız, güvencesiz ve her an yapay zekâ tarafından ikame edilme korkusuyla yaşayan bir zihin proletaryasına (prekaryaya) bırakmıştır.
Dijital Sömürgecilik Kıskacında Veri ve Altyapı Bağımlılığı

Yapay zekâ çağında Türkiye’yi bekleyen en büyük tehlikelerden biri, ulusal ve toplumsal tüm hafızanın küresel veri madenciliği şirketleri tarafından bedavaya yağmalanması, yani ​Veri Sömürgeciliğidir​.

  • Toplumsal Hafızanın Gaspı: Sağlık verilerimizden e-devlet bilgilerimize, tüketici alışkanlıklarımızdan dilsel pratiklerimize kadar bu topraklara ait tüm toplumsal müstahsil, siber emperyalizmin algoritmalarını eğitmek üzere bedavaya emilmektedir. Türkiye, küresel tekeller için sadece bir "veri çöplüğü" ve "veri madeni" işlevi görmektedir.
  • Şalter Tehdidi: Eğitim, sağlık, bankacılık ve hatta askeri/savunma sanayii yazılımlarının küresel bulut şebekelerine (Microsoft, Amazon altyapılarına) entegre edilmesi; çeper bir ülke olarak Türkiye'nin iktisadi ve siyasi egemenliğinin anahtarını doğrudan emperyalist merkezlerin eline teslim etmektir. Emperyalist klik şalteri indirdiği an, siber çeperdeki ülkenin tüm lojistik, finans ve üretim mekanizmaları felç olmaya mahkûmdur.

Türkiye Bilişim Emekçilerinin Sınıfsal Konumu ve Küresel Çarktaki Yeri

Selim Başoğlu ve Diyar Saraçoğlu yoldaşların metinlerinde en militan haliyle parmak bastıkları o sınıfsal gerçekliği, Türkiye’nin özgül somut koşulları ve küresel siber kapitalist işbölümü ekseninde en radikal uçlarına kadar esneterek genişletelim yoldaşlar.

Türkiye’de bilişim çalışanları (yazılımcılar, sistem mühendisleri, veri etiketleyicileri, arayüz tasarımcıları, siber güvenlik uzmanları) uzun yıllar boyunca burjuva sosyolojisi ve liberal iktisat tarafından "orta sınıf", "tuzu kuru entelektüeller" ya da "işçi aristokrasisi" olarak vaftiz edildi. Oysa yapay zekânın üretici güçleri hiper hızlandırdığı ve zihin emeğini fabrikasyonlaştırdığı bu tarihsel eşikte, bu illüzyon tırnaklarıyla kazınarak çökmektedir.

Türkiye bilişim emekçisinin sınıfsal konumunu ve küresel emperyalist çarktaki yerini diyalektik materyalizmin ışığında dört temel tezle ilan edelim:

Küçük Burjuva İllüzyonunun Çöküşü: "Mühendis" Kimliğinden Zihin Proletaryasına

Sermaye, bilişim çalışanlarına uzun süre "mühendis", "developer", "creator" gibi fetişleştirilmiş unvanlar bahşederek onlarda sahte bir ortaklık bilinci (burjuvaziyle ortaklık yanılsaması) üretti. Ancak marksist epistemoloji bize unvanlara değil, üretim araçlarıyla kurulan ilişkiye bakmayı öğretir.

  • Mülkiyetsizlik Gerçeği: Türkiye’deki bir yazılımcı ya da sistem yöneticisi ne kadar yüksek maaş alırsa alsın, üretimin ana kalbini oluşturan o devasa sunucu çiftliklerine, bulut altyapılarına, fiber optik ağlara ve tekelci yapay zekâ patentlerine sahip değildir. O, üretim araçlarından mutlak olarak yalıtılmış bir ​mülksüzdür​.
  • Emek Gücünün Satılığı: Geçinebilmek, hayatta kalabilmek için satmak zorunda olduğu yegâne şey kendi canlı zihin emek gücüdür. Yapay zekâ kod yazımını, test süreçlerini ve sistem yönetimini otomatikleştirdikçe; dünün o "vazgeçilmez" görülen yazılımcısı, bugün fabrikadaki dokuma işçisiyle aynı ontolojik kadere mahkûm olmuştur: Her an kapının önüne konulabilir, her an bir algoritma tarafından ikame edilebilir. Dolayısıyla bilişim çalışanı, siber çağın ​zihin proletaryasıdır​.
Küresel Siber Değer Zincirinde Döviz Arbitrajı ve "Ucuz Beyin" Sömürüsü

Türkiye’deki zihin proletaryasını küresel emperyalist çarka bağlayan en sinsi mekanizma, Türk lirasının maruz kaldığı yapısal devalüasyon ve bunun yarattığı ​döviz arbitrajıdır​.

  • Siber Sömürge Arbitrajı: Batılı bir tekel (örneğin Silikon Vadisi ya da Avrupa merkezli bir yazılım şirketi), kendi ülkesinde bir yazılımcıya aylık 8.000–10.000 Dolar ödemek zorundayken; aynı kalitedeki bilişim emeğini Türkiye’den uzaktan çalışma (remote) ağlarıyla aylık 1.500–2.000 Dolara kapatmaktadır. Yerli teknoparklar ve "outsourcing" (dış kaynak) şirketleri, bu asimetrik sömürünün yasal aracılarıdır.
  • Maddi Sınırları Aşan Sömürü: Türkiye’deki bilişim emekçisi, döviz bazında Batı'daki meslektaşının dörtte biri fiyatına çalıştırılırken, ondan küresel siber pazara hitap eden, muazzam artı değer üreten kod blokları ve algoritmik yapılar sökülüp alınmaktadır. Bu durum, canlı zihin gücünün, siber çeperden siber merkeze doğru akıtıldığı rafine bir epistemik ve mali sömürgecilik ilişkisidir.
Yapay Zekâ ve Bilişsel Vasıfsızlaşma: Algoritmik Taylorizm

Diyar yoldaşın metninde harika bir şekilde teşhis ettiği o Mülksüzleştirme dalgası, Türkiye’deki işleyişte kendisini Algoritmik Taylorizm ve bilişsel vasıfsızlaşma olarak somutlar.

  • Kod Mekanikliği: Claude, Copilot, ChatGPT ve türevi yapay zekâ araçları, yazılımcının biriktirdiği tarihsel teknik deneyimi (General Intellect'i) her saniye emerek kendini eğitmektedir. Bu süreç yazılımcıyı, sıfırdan yaratıcı mimariler tasarlayan bir özneden; yapay zekânın ürettiği hazır şablonları birleştiren, algoritmanın hatalarını ayıklayan basit birer kod mekaniğine indirgemektedir.
  • Montaj Sanayiinin Siber Formu: Türkiye sanayisi nasıl Batı’dan gelen parçaları birleştiren bir montaj çeperiyse; bilişim sektörü de küresel tekellerin (OpenAI, Microsoft) hazır API’larını ve kütüphanelerini yerel pazara uyarlayan bir Dijital Montaj Sanayiine dönüşmüştür. Bu durum zihin emeğinin vasıfsızlaşmasını, tek tipleşmesini ve dolayısıyla ücretlerin hızla asgari ücret sınırına doğru baskılanmasını beraberinde getirmektedir.
Kolektif İşçinin Stratejik Uzvu

Tüm bu vahşi sömürü ve vasıfsızlaştırma çarkına rağmen, diyalektik bize bilişim emekçisinin bağrındaki o devrimci potansiyeli de gösterir. Bilişim çalışanı, kapitalist üretimin sadece bir kurbanı değil; modern üretimin tözünü elinde tutan ​Kolektif İşçinin en stratejik sinir ucu ve uzvudur​.

Bugün fabrikadaki otomasyon bandı da, lojistik ağındaki kuryenin rotası da, bankadaki finans akışı da, limandaki konteyner trafiği de bilişim emekçisinin yazdığı kodlar, yönettiği sunucular ve ayakta tuttuğu algoritmik ağlar sayesinde dönmektedir.

Bilişim emekçisi, elindeki bu teknik gücün sınıfsal karakterini kavradığı an, sermayenin küresel siber panoptikonunu felç edecek yegâne öznedir. Onun sınıfsal konumu, onu fabrikadaki metal işçisiyle, depodaki kuryeyle ve Küresel Güney’deki klik işçisiyle nesnel olarak birleştirmektedir.

Türkiye bilişim emekçisi, kendisini burjuva devlet aygıtının "milli teknoloji hamlesi" fantezilerine meze yapmayı reddettiği; klavyesini küresel siber emperyalist değer zincirine karşı bir barikat olarak örgütlediği gün, kapitalizmin o en güvendiği dijital şebeke, kendi mezar kazıcısının elindeki en güçlü silaha dönüşecektir!


Küresel ve Yerel Ortak Mücadele Kanalları (Eylem Planı)

Yoldaşlar; tekelci siber kapitalizmin küresel ve yerel düzeyde ördüğü bu sömürü, gözetim ve çitleme ağını teşhis etmek tek başına yeterli değildir. Marksist epistemolojinin nihai gayesi dünyayı salt yorumlamak değil, onu devrimci bir pratikle dönüştürmektir.

Sermaye, yapay zekâ şebekeleriyle kendi sömürü mekanizmasını küresel ölçekte nasıl tek bir entegre algoritma haline getirdiyse; proletarya da kendi direniş hattını parçalı sendikal kalıplardan çıkarıp, enternasyonalist ve yerel düzeyde örgütlenmiş bütünsel bir ​Siber Eylem Planı​’na kavuşturmak zorundadır. Bizler turnikeleri kıran analog makine kırıcılar (​Ludditler​) değiliz; o turnikelerin ve sunucuların mülkiyet kabuğunu kırarak siber altyapıyı mülksüzleştirecek olan Promete'ci özneleriz.

Sermayenin küresel siber panoptikonuna karşı dikilecek olan eylem planını, küresel ve yerel cepheler halinde şu somut kuramsal pratiklerle ilan edelim:

Küresel Eylem Planı (Siber Enternasyonalist Cephe)
Küresel Siber Enternasyonal ve Dijital Değer Zinciri Grevleri

Yapay zekâ üretimi, sınırları aşan küresel bir değer zincirine dayanmaktadır. Çelişki ulus devletler arasında değil, küresel sermaye ile uluslararası Toplam İşçi gövdesi arasındadır.

  • Organik Ağların Kurulması: Küresel Kuzey’deki (Silikon Vadisi) yüksek ücretli yazılımcı sendikaları ile Küresel Güney’deki (Kenya, Filipinler, Hindistan) günde 1 dolara veri etiketleyen klik işçilerinin örgütleri arasında doğrudan, resmi ve organik iletişim ağları kurulmalıdır.
  • Çapraz ve Senkronize Grevler: Silikon Vadisi'ndeki bir teknoloji tekelinde grev kararı alındığı an, Küresel Güney'deki veri etiketleme merkezleri ve çeper ülkelerdeki uzaktan çalışan (​remote​) kod işçileri senkronize bir biçimde şalteri indirmelidir. Küresel siber değer zinciri, en zayıf klik halkasından kesintiye uğratılmalıdır.
Dijital Müşterekler Cephesi ve "Sınıf Bilinçli" Açık Kaynak Hareketi

Sermaye, insanlığın ortak zekâsını (​General Intellect​) fikri mülkiyet yasaları, patentler ve siber feodal kiralama rejimleriyle yağmalamaktadır.

  • Mülkiyet Duvarlarının Delinmesi: Liberal ve apolitik bir çizgide tıkanan ana akım açık kaynak (​open source​) hareketi, sınıfsal ve devrimci bir eksene bükülmelidir. Teknolojik tekelleşmeye karşı, insanlığın ortak dilleşme ve bilimsel müstahsilini koruyan küresel Dijital Müşterekler Cephesi inşa edilmelidir.
  • Kamusal Alternatif Ağlar: Tekellerin büyük dil modellerine veri akışını reddeden, telif ve patent barikatlarını aşan, dünya işçilerinin ve halklarının kolektif kullanımı için tasarlanmış bağımsız, açık kaynaklı yapay zekâ kütüphaneleri ve algoritmik havuzlar enternasyonalist bir işbirliğiyle üretilmelidir.
Algoritmik Savaş ve Gözetim Teknolojilerine Karşı "Bilişsel Vicdani Red"

Sermaye, yapay zekâyı işçiyi gözetlemek (Bilişsel Panoptikon) ve halkları katletmek (Lavender, Gospel gibi yapay zekâ destekli askeri soykırım yazılımları) için askeri endüstriyel bir silaha dönüştürmektedir.

  • Kod Yazmayı Reddetme Hareketi: Emperyalist savaş aygıtlarına, kitle imha sistemlerine, sınır gözetim algoritmalarına veya işçi sınıfını fişleyen tahkimat projelerine kod yazan, altyapı sağlayan ilerici yazılımcılar ve sistem yöneticileri arasında kitlesel bir Bilişsel Vicdani Red hareketi örgütlenmelidir.
  • Siber İfşa Savaşçılığı: Tekellerin sinsi algoritma güncellemeleri, işçi sınıfını manipüle eden arka kapı kodları ve askeri işbirlikleri, bu projelerin bağrında çalışan ilerici bilişim emekçileri tarafından siber uzamda kitlesel olarak ifşa edilmeli ve sabote edilmelidir.
Yerel Eylem Planı (Türkiye Cephesi)
Teknoparklar ve Plazalar Eksenli Örgütlenme: Ağ Tipi Sendikacılık

Türkiye, döviz arbitrajı nedeniyle küresel siber kapitalizmin "ucuz kod ameleliği" ve montaj çeperi haline getirilmiştir. Geleneksel, hantal ve fabrika odaklı sendikal anlayışlar bu siber çeperleşmeyi göğüsleyemez.

  • Esnek ve Dijital Örgütlenme: Teknoparklardaki vergi muafiyeti arkasına gizlenen sömürüye ve plazalardaki uzaktan çalışma yalnızlığına karşı Ağ Tipi (Networked) Militan Sendikacılık modelleri geliştirilmelidir. Bilişim emekçileri işyeri sınırlarını aşan, şifreli dijital platformlar ve forumlar üzerinden yatay olarak örgütlenmelidir.
  • Mühendis Odalarının Sınıfsallaşması: TMMOB gibi tarihsel ilerici kurumlar ve bilgisayar/yazılım mühendisleri odaları, apolitik mesleki bürokrasi kalıplarından sökülmeli; doğrudan zihin proletaryasının sendikal ve sınıfsal mücadele mevzileri haline getirilmelidir. Yeni kurulmakta olan BilişimSen gibi yapılarda aktif çalışmalara katılmalı, örgütlenmenin merkezi haline getirilmelidir.
Algoritmik Sabotaj ve "Kod Grevi" Pratikleri

Zihin emeğinin vasıfsızlaşmasına, Algoritmik Taylorizm'e ve performans dayatmalarına karşı işçi sınıfı kendi teknik zekâsını bir direniş silahı olarak kuşanmalıdır.

  • Sabotaj Epistemolojisi: Yazılımcılar ve sistem yöneticileri, işyerlerindeki algoritmik denetim ve gözetim yazılımlarını (performans takip botlarını) manipüle edecek, onları körleştirecek veya işçi lehine yavaşlatacak kolektif teknik karşı bilgiyi (sabotaj kodlarını) kendi aralarında yaygınlaştırmalıdır.
  • Kolektif Yavaşlatma (Gaming the System): Kuryelerin, çağrı merkezi çalışanlarının ve yazılımcıların performansa dayalı prim oyunlarını bozacak kolektif teknik esneklikler ve algoritmik dayanışma ağları örülmelidir. Şirketlerin "verimlilik" adı altında dayattığı algoritmalar, işçinin kolektif iradesiyle her gün içten içe felç edilmelidir.
Veri Egemenliği ve Dijital Kamusallık Barikatı

Türkiye halkının sağlık, eğitim, finans ve dilsel tüm hafızasının küresel veri madenciliği şirketleri ve yerli holdingler tarafından bedavaya yağmalanmasına karşı somut bir siyasal barikat çekilmelidir.

  • Müşterekleştirme Talebi: Toplumsal tüm büyük verilerin tekelci şirketlerin mülkiyetinden çıkarılarak; işçi şuralarının, sendikaların, meslek odalarının ve kamunun doğrudan denetimine verilmesini savunan kitlesel siyasal kampanyalar yürütülmelidir.
  • Şalter Güvencesi: Kamu hizmetlerinin ve kritik lojistik altyapıların küresel bulut tekellerine (Microsoft Azure, AWS vb.) entegre edilmesine karşı çıkılmalı; yerel, kamusal ve açık kaynaklı siber altyapıların inşası sınıfsal bir bağımsızlık programı olarak dayatılmalıdır.
Eylem Planının Özeti:

Sermaye yapay zekâ ile tüm sömürü hatlarını tek bir algoritmik merkezde birleştirmiştir. O halde bizim eylem planımız da bu parçalı direniş hatlarını (plazadaki yazılımcıyı, depodaki kuryeyi, çeperdeki klik işçisini) tek bir kızıl sinir ağında bütünleştirmektir. Şifreleri kıracak ve o siber şaltere uzanacak olan yegâne güç, bu örgütlü eylem planıdır yoldaşlar!


Sonuç: Marksist Sağlıklılık, Bilişsel Hegemonya ve Homo Commonans Çağrısı

Yoldaşlar; tekelci siber kapitalizmin, yapay zekâ dolayımıyla üzerimize bocaladığı o karanlık, felç edici ve panik dolu distopya anlatılarının son turnikesine geldik. Burjuva fütüristleri, Hollywood endüstrisi ve Silikon Vadisi’nin ideolojik aparatları gece gündüz şu tezi işliyor: "Yapay zekâ insanüstü bir tanrıdır, insanlığın sonu gelmiştir, algoritmik sömürge kaçınılmazdır." Marksist bir epistemoloğun nihai görevi, bu ideolojik sisi dağıtmak, sınıfın bilincine zerk edilen bu afyonu söküp atmak ve karanlığın tam bağrından filizlenen o kızıl şafağı, umudun maddi dayanaklarını açığa çıkarmaktır.

Marksist Sağlıklılık: Siber Anksiyeteye Karşı Diyalektik Panzehir

Bugün siber uzamda akıl sağlığımızı ve devrimci irademizi korumanın yegâne yolu ​**Marksist Sağlıklılıktır (Marxist Sanity)**​. Bu sağlıklılık, psikolojik bir kişisel gelişim zırvalığı değil; nesnel gerçekliği diyalektik materyalizmin yasalarıyla kavrama kararlılığıdır.

Burjuvazinin "her şeye kadir siber tanrı" olarak sunduğu yapay zekâ illüzyonuna karşı diyalektik bize suni olanın sınırlarını gösterir. Karşımızdaki yapı aşkın bir akıl değil; insanlığın tarihsel canlı emeğinin, dilinin ve toplumsal pratiğinin istatistiksel bir tortusudur, yani kristalleşmiş ​ölü emektir​.

Sermaye bu ölü emeği ne kadar büyütürse büyütsün, kapitalizmin o temel çelişkisini aşamaz: Canlı insan emeği sömürülmeden artı değer üretilemez, değer üretilmeden kapitalist birikim sürdürülemez. Dolayısıyla, akıl sağlığımızı ve devrimci iyimserliğimizi şu felsefi netlikle koruyacağız: Sermayenin yapay zekâya bu denli agresif, totaliter ve histerik sarılması onun sarsılmaz gücünden değil; değer üretememe, kâr oranlarının düşmesi ve tarihsel tıkanma krizine karşı geliştirdiği varoluşsal bir felç refleksidir. Biz yenilmez bir devle değil, can çekişirken etrafa saldıran mekanik bir canavarla savaşıyoruz.

Bilişsel Hegemonya: Algoritmik Afyona Karşı Siber-Şuralar

Gauthier Hordel yoldaşın o muazzam üst yapı analizinde belirttiği gibi, rıza imalatının otomasyona bağlanması karşısında defansif bir teslimiyet gösteremeyiz. Burjuvazinin bilişsel panoptikonuna karşı kendi Bilişsel Hegemonyamızı inşa etmek zorundayız.

  • Karşı Algoritmik Silahlanma: Yapay zekâ ve büyük veri analizlerini holdinglerin, bankaların ve emperyalist kartellerin kâr sırlarını, sömürü haritalarını, doğa talanı suçlarını saniyeler içinde faş edecek devrimci karşı enformasyon araçları olarak yeniden kodlamalıyız.
  • Siber Şuralar: Kültür endüstrisinin bizi hapsettiği bireysel, atomize dijital besleme şeritlerini (feed) kıracak; işçilerin, bilişim emekçilerinin ve gençliğin kolektif estetik, felsefi ve siyasal üretim yapabileceği kamusal, alternatif dijital platformlar ve siber şuralar örgütlemeliyiz. Hegemonyayı, burjuvazinin algoritmik kodlarını içeriden deşifre ederek, dilin ve bilincin özgürleştiği o kızıl mevzilerde kuracağız.
Umutlu Bir Geleceğin Maddi Dayanakları

Peki yoldaşlar, bu siber kuşatmanın ortasında umutlu olmak için elimizde hangi somut, materyalist dayanaklar var? İyimserliğimiz romantik bir temenni değil, kapitalist üretim ilişkilerinin bağrındaki şu dört nesnel çelişkiye dayanmaktadır:

Marjinal Maliyetlerin Sıfırlanması ve Değer Yasasının İntiharı

Yapay zekâ ve otomasyon, bilginin, yazılımın ve dijital üretimin marjinal (ek) maliyetini sıfıra doğru yaklaştırmaktadır. Marksist ekonomi politik uyarınca, bir ürünün maliyeti ve üretimindeki canlı emek zamanı sıfıra yaklaşırsa, onun meta formu ve fiyat mekanizması çöker. Sermaye, yapay zekâyı her alana sürerek aslında kapitalizmin can damarı olan ​fiyat ve kâr mekanizmasını bizzat kendi elleriyle havaya uçurmaktadır​. Kapitalizm, yapay zekânın ürettiği o muazzam "bolluk" potansiyelini taşıyamayacak kadar dar bir mülkiyet kabuğudur.

Planlama Altyapısının Kusursuz Olgunluğu

Burjuva iktisatçılarının yüzyıldır savunduğu "Merkezi planlama imkansızdır, çünkü milyonlarca ürünün bilgisini tek bir merkez hesaplayamaz" miti (Hayekçi hesaplama problemi), bizzat siber kapitalizmin pazar kontrolü için kurduğu büyük veri, sensör ağları ve yapay zekâ tahmin modelleri tarafından çöpe atılmıştır. Sermaye sömürüyü optimize etmek için her şeyi verileştirmiştir.

Bu durum, üretimi kâr için değil halkın ihtiyacı ve kullanım değeri için saniyeler içinde koordine edecek olan ​Kızıl Sibernetik Planlama​’nın teknik altyapısının şu an %100 hazır olduğu anlamına gelir. Altyapı olgundur, eksik olan tek şey siyasal iradedir!

Açık Kaynağın (Open Source) Tekelci Sermayeye Karşı Direnişi

Milyarlarca dolarlık bütçelerine, telif duvarlarına ve patent ordularına rağmen Silikon Vadisi tekelleri, internetteki bağımsız yazılımcıların, toplulukların ve siber müşterek savunucularının kolektif olarak geliştirdiği açık kaynaklı yapay zekâ modellerini tam olarak köleleştirememiştir. İnsanlığın ortak zekâsı (​General Intellect​), özel mülkiyet prangalarına sığmamakta, her açık kaynak çatlağından sızarak özgürleşme eğilimini ampirik olarak kanıtlamaktadır.

Küresel Toplam İşçinin Ontolojik Birliği

Sermaye yapay zekâ şebekesiyle Kenya’daki veri etiketleyicisini, Tayvan’daki çip işçisini, Türkiye’deki yazılımcıyı ve Amazon deposundaki kuryeyi tek bir siber değer zincirine bağlamıştır. Bu durum, tarihte ilk kez, yerel sınırları aşan, tek bir düğmeye basarak küresel üretimi durdurma kapasitesine sahip olan devasa, birbirine entegre bir Küresel Toplam İşçi gövdesini nesnel olarak yaratmıştır. Sermaye kendi mezar kazıcısını tarihin en akıllı ve en örgütlü ağında bir araya getirmiştir.

Tarihsel Çağrı: ​Homo Commonans​’ın Şafağı ve Yaşam Alanını Dönüştürmek

Yoldaşlar, kapitalizmin bizi mahkum etmek istediği insan modeli bellidir: Algoritmanın turnikelerinden geçen, ekranlara bağımlı, yalnızlaşmış, sadece tüketen ve kendi türsel özüne yabancılaşmış olan ​Homo Economicus​.

Bizim felsefi, devrimci ve tarihsel çağrımız ise insanlığın o gerçek toplumsal tözüne, müşterekleri örgütleyen, bilinci ve doğayı kolektif olarak yeniden inşa eden Homo Commonans (Ortaklaşan İnsan) çağrısıdır!

[Homo Economicus] > Algoritmik Yalıtılmışlık, Bireysel Tüketim, Yabancılaşma

vs.

[Homo Commonans] > Kolektif Zekâ (General Intellect), Siber Şuralar, Ortak Yaşam

Homo Commonans​, uzak bir gelecekte, gökten zembille inecek ütopik bir insan tasarımı değildir. O, bugünden, siber kapitalizmin kurduğu panoptikonun turnikelerine omuz atan, klavyesini ve gövdesini sınıf mücadelesinin emrine veren sizlersiniz yoldaşlar.

Şimdi Her Yoldaşa Somut Yaşam Alanını Dönüştürme Çağrısıdır:
  • Plazada ve Teknoparkta Çalışan Yoldaş: Sana sunulan sahte unvanları reddet! Yapay zekânın seni vasıfsızlaştıran Algoritmik Taylorizm'ine karşı, işyerindeki denetim botlarını manipüle edecek kolektif teknik bilgiyi, sabotaj epistemolojisini yanındaki arkadaşınla paylaş. Şirket sırlarını ifşa edecek, sömürüyü görünür kılacak dijital ağları bugünden ör!
  • Okulda, Üniversitede ve Akademideki Yoldaş: Yapay zekâyı burjuva sistemine ödev ve kariyer teslim etmek için mekanik bir asistan gibi kullanma. Onu, burjuvazinin ideolojik yalanlarını, tarih çarpıtmalarını ve popülist söylemlerini saniyeler içinde yerle bir edecek birer karşı hegemonya laboratuvarına dönüştür!
  • Mahallede, Sokakta ve Doğa Direnişindeki Yoldaş: Sermayenin dijital ağlarla bizi evlerimize, ekranlarımıza gömme hamlesine karşı analog kamusallığı, sokak meclislerini, veri egemenliği komitelerini kur. Toprağı, suyu ve yaşamı savunan yerel meclisleri, dijital haritalama ve açık kaynak örgütlenme modelleriyle tahkim et!

Unutmayın yoldaşlar; "Bulut" dedikleri şey gökyüzünde asılı duran kutsal, maddesiz bir ruh değildir. O, yeryüzünün sularından, madenlerinden ve işçi sınıfının canlı zihin emeğinden çalınmış somut bir mülkiyet şebekesidir.

O şebekenin şalteri, Silikon Vadisi baronlarının değil, o altyapıyı her gün canlı emeğiyle ayakta tutan küresel proletaryanın elindedir. Marksist sağlıklılığımızla, örgütlü eylem planımızla ve Homo Commonans irademizle o şaltere doğru yürüyeceğiz. Şalter kalkacak ve bu kez tekelci kârlar için değil; insanlığın ortak aklının özgürleştiği, sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz o Kızıl Sibernetik Planlama dünyasının şafağı için kalkacaktır!

Bütün İktidar Siber Ağlar, Enternasyonalist Müşterekler ve Şuralara!


Yoldaşlar, tüm bu konuları zamanla detaylıca inceleyip gelecek vizyonu ile Homo Commonans insanının kültürü ile sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Yoldaşça kalın! Bizimle kalın!

İlgili Başlıklar