Zil Herkese Aynı Çalmaz
Okullar Açılırken Yoksulluğun ve Eşitsizliğin Rakamları

Zil Herkese Aynı Çalmaz
Okullar Açılırken Yoksulluğun Rakamları ve Genç Yoldaşlara Notlar
Sevgili Genç Yoldaşlar,
Yarın sabah, 14 Eylül 2026 Pazartesi, Türkiye'de on yedi milyonu aşkın çocuk ve 1,2 milyon öğretmen için zil çalacak. Gazeteler bunu bir "heyecan" haberi olarak verecek: yeni çantalar, ilk gün fotoğrafları, bakanın açılış konuşması.
Biz başka bir şey yapacağız. Aynı sabahı rakamlarla okuyacağız — sonra da o rakamların sizin için ne anlama geldiğini konuşacağız.
Çünkü zil aynı anda çalar ama herkese aynı şeyi söylemez. Bir çocuğa "bugün öğrenmeye başlıyorsun" der; bir başkasına "bu sene de idare et" der; bir üçüncüsüne hiç ulaşmaz, çünkü o çocuk okulda değil, atölyededir.
Ve bu üç farklı cümlenin nedeni çocukların kafasında değildir. Hanenin gelirindedir.
Ağustos ayında yayımladığımız Eğitim Dosyası, okulun neden bir sınıf kurumu olduğunu 217 bölümde tartışmıştı. Bu yazı onun güncel eki ve iki bölümden oluşuyor: birinci bölümde 2026-2027 eğitim öğretim yılının hangi maddi koşullarda açıldığını resmî istatistikle, sendika araştırmalarıyla ve Hacer Foggo'nun sahasıyla belgeliyoruz; ikinci bölümde bu tablonun karşısında genç yoldaşın nerede durduğunu ve ne yapabileceğini konuşuyoruz.
Bir tek yöntemsel ilkeyle ilerleyeceğiz: her iddianın altında bir rakam, her rakamın altında bir kaynak.
Birinci Bölüm — Rakamlar
1. İlk rakam: eğitim, enflasyon şampiyonu
TÜİK'in 3 Eylül 2026'da açıkladığı Ağustos 2026 verilerine bakalım.
| Harcama grubu | Yıllık artış |
|---|---|
| TÜFE (genel) | yüzde 31,51 |
| Eğitim | yüzde 53,44 |
| — yükseköğretim (alt kalem) | yüzde 102,69 |
| Sağlık | yüzde 43,46 |
| Konut, su, elektrik, gaz | yüzde 39,77 |
| Ulaştırma | yüzde 35,08 |
| Gıda ve alkolsüz içecekler | yüzde 33,79 |
(Kaynak: TÜİK Ağustos 2026 TÜFE; bianet aktarımı, 3 Eylül 2026)
Eğitim, on iki ana harcama grubu içinde yıllık artışın en yüksek olduğu kalem. Genel enflasyonun 1,7 katı. Yükseköğretim ise genel enflasyonun 3,3 katı — tek bir yılda fiyatlar ikiye katlanmış.
Yoldaş, buradaki ilk dersi kaçırma:
Enflasyon bir "genel" olgu değildir. Her hane aynı sepeti taşımaz, dolayısıyla aynı enflasyonu yaşamaz.
Ve okul çağında çocuğu olan bir hane, yılın bu ayında tam olarak enflasyonun en hızlı koştuğu kalemle karşı karşıyadır.
"Enflasyon yüzde 31" cümlesi, çocuğunu okula yazdıran veli için doğru değildir.
2. Okul kapısındaki fatura
Rakam soyut kalmasın. Eğitim-İş'in 7 Eylül 2026'da açıkladığı fiyat taraması, bir çocuğu okula başlatmanın maliyetini kalem kalem veriyor.
Kalemler
| Kalem | Tutar |
|---|---|
| Kırtasiye — ilkokul | 6.363 TL |
| Kırtasiye — ortaokul | 7.666 TL |
| Kırtasiye — lise | 10.328 TL |
| Giyim (iki takım önlük/forma + ayakkabı + kaban) | 15.900 TL |
| Servis — kısa mesafe (sezonluk) | 42.194 TL |
| Servis — uzun mesafe (sezonluk) | 55.296 TL |
| Öğrenci otobüs abonmanı (sezonluk) | 5.850 TL |
Toplam başlangıç maliyeti
| Kademe | Uzun mesafe servisli | Kısa mesafe servisli | Otobüs abonmanlı |
|---|---|---|---|
| İlkokul | 77.559 TL | 64.457 TL | 28.113 TL |
| Ortaokul | 78.862 TL | 65.760 TL | 29.416 TL |
| Lise | 81.524 TL | 68.422 TL | 32.078 TL |
(Kaynak: Eğitim-İş 2026-2027 okul masrafları araştırması, 7 Eylül 2026)
Kırtasiye bir yılda yüzde 27-32, servis yüzde 25,49, öğrenci abonmanı yüzde 44,44 zamlanmış.
Şimdi bu tabloyu tek bir sayının yanına koyalım.
2026 net asgari ücret: 28.075,50 TL.
- Servisli bir lise öğrencisini okula başlatmanın maliyeti, net asgari ücretin 2,9 katı.
- En ucuz seçenek — servis yok, çocuk otobüsle gidiyor, ilkokul — 28.113 TL. Yani net asgari ücretin tamamından 37,50 lira fazla.
Cümleyi olduğu gibi kuralım:
Asgari ücretle çalışan bir işçi, bir aylık maaşının tamamını verse, bir tek çocuğunu ancak en ucuz koşullarda okula başlatabiliyor.
Başlatabiliyor — sürdüremiyor. Çünkü bu rakam yalnızca Eylül ayının faturasıdır. Ekim geldiğinde beslenme ve ulaşım yeniden ödenecek.
Eğitim Sen'in 11 Eylül 2026 tarihli açıklaması — başlığı "Okullar Ders Ziliyle Değil, Çözümsüzlükle Açılıyor" — servis ve beslenme hariç, yalnız temel ihtiyaç kalemleri için üç yıllık bir seri veriyor:
| Kademe | 2024-25 | 2025-26 | 2026-27 | Artış |
|---|---|---|---|---|
| İlkokul | 1.800–2.400 TL | 2.800–3.800 TL | 4.200–5.800 TL | yaklaşık yüzde 51 |
| Ortaokul | 2.500–3.500 TL | 4.000–5.800 TL | 5.800–8.200 TL | yaklaşık yüzde 43 |
| Lise | 2.800–4.000 TL | 4.000–5.800 TL | 6.500–9.500 TL | yaklaşık yüzde 63 |
İki sendikanın yöntemi ve sepeti farklı; sonuç aynı yöne bakıyor. Eğitim, ücretliler için karşılanamaz hâle geliyor.
3. Hangi hanenin bütçesinden konuşuyoruz?
Bu faturayı ödeyecek hanenin tablosuna bakalım.
Geçim sınırları
TÜRK-İŞ'in Ağustos 2026 hesabı, dört kişilik bir aile için:
| Gösterge | Tutar |
|---|---|
| Açlık sınırı (yalnız gıda) | 37.388,30 TL |
| Yoksulluk sınırı | 121.786,00 TL |
| Bekâr çalışanın aylık yaşama maliyeti | 48.305,38 TL |
| Mutfak enflasyonu (12 aylık) | yüzde 37,90 |
(Kaynak: TÜRK-İŞ Ağustos 2026 Açlık ve Yoksulluk Sınırı)
Net asgari ücret 28.075,50 TL, açlık sınırının yüzde 75'i. Yani asgari ücretli bir hane, dört kişinin yalnızca gıda ihtiyacını bile karşılayamıyor. Yoksulluk sınırına oranı: yüzde 23.
Ve bu istisna değil, norm. DİSK-AR'ın Haziran 2026 raporuna göre çalışanların yüzde 35'i asgari ücret ve +yüzde 5 bandında, yüzde 42'si asgari ücret +yüzde 20'nin altında; yüzde 15'i asgari ücretin bile altında çalışıyor. (DİSK-AR, İşçi Sınıfının Geçim Krizi, Haziran 2026)
Aynı rapordan tarihsel bir sayı: asgari ücretin kişi başına düşen milli gelire oranı 1974'te yüzde 80,6 iken 2026'da yüzde 45,7. Yarım yüzyılda emeğin milli gelirden aldığı pay neredeyse yarıya inmiş.
Eşitsizliğin resmi ölçüsü
TÜİK'in 26 Aralık 2025'te açıkladığı gelir dağılımı istatistikleri (gelir referans yılı 2024):
| Gösterge | Değer |
|---|---|
| Gini katsayısı | 0,410 |
| En zengin yüzde 20'nin gelirden payı | yüzde 48,0 |
| En yoksul yüzde 20'nin gelirden payı | yüzde 6,4 |
| P80/P20 oranı | 7,5 kat |
| P90/P10 oranı | 12,9 kat |
| En zengin bölge / en yoksul bölge geliri | 2,6 kat |
(Kaynak: TÜİK Gelir Dağılımı İstatistikleri 2025; bianet aktarımı)
Gini bir önceki yıla göre 0,003 puan düşmüş. Bu, ölçüm hatası payı içinde kalan bir dalgalanmadır; manşetinin "eşitsizlik azaldı" olması bir yorumdur, bir bulgu değil. Yapı yerinde duruyor: nüfusun beşte biri gelirin yarısını alıyor.
Ve çocuklar
TÜİK'in 30 Aralık 2025 tarihli Yoksulluk ve Yaşam Koşulları bülteninden, yaş gruplarına göre yoksulluk veya sosyal dışlanma riski:
| Yaş grubu | Oran |
|---|---|
| 0-17 yaş | yüzde 36,8 |
| 18-64 yaş | yüzde 25,1 |
| 65+ yaş | yüzde 22,8 |
| Türkiye geneli | yüzde 27,9 |
TÜİK İstatistiklerle Çocuk 2025 ise şunu ekliyor: Türkiye'de 21.375.930 çocuk yaşıyor (nüfusun yüzde 24,8'i) ve 15-17 yaş grubunun yüzde 25,5'i işgücüne katılıyor — erkek çocuklarda bu oran yüzde 36,5.
Yoldaş, bu üç tablo yan yana okunmalıdır:
Yoksulluk bu ülkede en çok çocuklarda yoğunlaşıyor. Yani nüfusun okula gitmesi gereken kesiminde.
Ve bu bir tesadüf değildir. Çocuk, hanenin gelir getirmeyen ama masraf getiren üyesidir. Kapitalizmde bir hanenin çocuk sayısı arttıkça kişi başına düşen gelir düşer; devlet bu farkı kapatmadığında yoksulluk otomatik olarak çocuklarda birikir.
Türkiye'de devlet bu farkı kapatmıyor. Rakamı da bu.
4. İstatistiğin eşiğinin altı: Hacer Foggo'nun sahası
Buraya kadar resmî istatistikle konuştuk. Ama istatistik ortalamayı gösterir; ortalamanın altındakini değil. TÜİK "yoksulluk riski" dediğinde bir eşik çizer. O eşiğin çok altında, anketin kapısından girmediği bir katman vardır: düzenli işi, adresi, bazen kimliği bile olmayan haneler.
O katmanı Türkiye'de en ısrarlı biçimde belgeleyen kişi Hacer Foggo'dur. 1989'dan itibaren emek ve insan hakları muhabirliği yapmış, 2000'lerin başından bu yana kent yoksulluğunu — Sulukule'den Kâğıthane'ye — sahada izlemiş, 2016'da okul dışı kalan çocuklar için Çimenev'i, Mart 2020'de Derin Yoksulluk Ağı'nı kurmuş bir araştırmacı. Askıda Hayatlar: Yoksulluk Günlükleri (2022) kitabı ve ağın bilgi notları, resmî eşiğin altına inen az sayıdaki düzenli sahadan biridir.
Kavramı kendisi şöyle tanımlıyor:
"Derin yoksulluk bir erişememe hâlidir. Sadece gelir yoksunluğu değil; gıdadan temiz suya, barınmadan eğitime, sağlıktan kültüre kadar insana yakışır bir yaşam hakkından mahrum bırakılmaktır." (17 Ekim 2025)
Ve zamansal boyutu: yoksulluk beş yılı aşınca "sürekli yoksulluk" oluyor ve üç kuşak sürüyor.
Sahanın okula dair bulguları
| Bulgu | Kaynak |
|---|---|
| İzlenen 108 haneden 91'i çocuğuna her sabah beslenme koymakta zorlanıyor; 16'sı haftanın hiçbir günü koyamıyor. 97 hanede gıda güvensizliği; 22 çocuk örgün eğitimi bıraktı. | DYA, 17 Ekim 2025 |
| 141 hanelik izlemede, 108 ailede iki yılda 27 çocuk okulu bıraktı — 16'sı çalışmak için. 61 hane en az iki kez kira ödeyemedi, 66 hane ilaç için borçlandı. | DYA, Ağustos 2026 |
| 90 hanede 234 çocuk: 10 çocuktan 1'i yeni giysiye ulaşamıyor; 2 çocuktan 1'inin yeterli iç çamaşırı, 4 çocuktan 3'ünün uygun ayakkabısı yok. yüzde 18,7'si giysi yetersizliği nedeniyle okul etkinliklerine katılamıyor. | DYA Giyim Güvensizliği Bilgi Notu, Nisan 2025 |
| Çocuk Yoksulluğu Bilgi Notu: 7,9 milyon çocuk yoksulluk/sosyal dışlanma riskinde; yüzde 75,8'inin yaşına uygun kitabı yok; yalnızca yüzde 34'ünün kendi odası var; yüzde 10'u her gün taze meyve-sebze yiyemiyor. | DYA, Temmuz 2026 |
| Bir çocuğun günlük okul beslenmesi yaklaşık 150 TL, aylık 3.000 TL. Dayanışılan ailelerin çoğu seyyar satıcılık, kâğıt toplayıcılığı ya da günlük işlerle geçiniyor. | Foggo, X, 12 Eylül 2026 |
| Bazı çocuklar çantası olmadığı için okula poşetle gidiyor; yedek üniforması olmayan çocuk kışın kıyafeti kurumadığı için üniformasız gitmek zorunda kalıyor. | DYA, 25 Ağustos 2026 |
Ve geçen yılın okul açılışından, 7 Eylül 2025 tarihli bir paylaşımı:
"Dikkat dikkat, yarın okullar açılıyor. Üniforma alamadığı için yarın okula gidemeyecek onbinlerce çocuk var abartmıyorum. Sadece bugün 9 çocuğun anneleri ile konuştum. Yarın çocuklar okula gitmeyecek çünkü üniforma alamamışlar."
Üç sahne
Foggo'nun anlattıkları arasında, hiçbir istatistiğin veremeyeceği üç sahne var. Üçü de okul kapısında geçiyor.
Muz. "Bazı aileler okul önlerinde kendi kendilerine strateji geliştiriyorlar. 'Lütfen muz koymayın, hepimiz aynı şeyleri koyalım' diyorlar." (Medyascope, Eylül 2023) — Veliler, çocukları arasındaki farkın beslenme saatinde görünmemesi için aralarında anlaşıyor. Eşitliği devlet değil, yoksul anneler kendi aralarında kuruyor.
Kalem. "Beslenmeleri olmayan çocuklar en iyi kalemini, en iyi tokasını arkadaşının sandviç ile değiştirmek zorunda kalıyor." (aynı söyleşi) — Sekiz yaşında bir çocuğun ilk piyasa deneyimi: elindeki tek varlığı bir öğün yemeğe çevirmek.
Ali. Okulu bırakmak üzere olan bir çocuğa söylediği: "Ne olur okulu bırakma, tamam mı? Ali, lütfen bırakma." (Medyascope, Nisan 2026) — Bir araştırmacının, elinde başka hiçbir araç kalmadığında çocuğa yalvardığı an. O anın kendisi, sosyal devletin nerede olmadığının kaydıdır.
Hatırlattığı gerçekler
Foggo'nun yıllardır tekrar ettiği birkaç cümle var. Bunlar slogan değil, sahadan çıkarılmış tezlerdir:
- "Açlıkla eğitimin bir bağı var. Konsantrasyon, öğrenme yetisi, bunlar hep beslenmeyle alakalı." — Okul yemeği bir sosyal yardım kalemi değil, öğrenmenin ön koşuludur.
- "Çocuk yoksulluğunu önlediğiniz zaman o ülkedeki yoksulluğu da önlersiniz." — Yoksulluk çocukta birikiyorsa, müdahale de orada başlamalıdır.
- "Sürekli yardım, sürekli yoksulluk ve kalıcı yoksulluğa doğru giden bir süreç anlamına geliyor." — Yardım, hakkın yerine geçtiğinde yoksulluğu bitirmez, yönetir.
- "Yoksulluğu bitireceğiz diyen çok fazla siyasetçi var ama yoksulluğu önleyeceğiz diyen yok."
- "Yoksullarla değil, yoksullukla mücadele et."
- "Kemer sıkması gereken büyümeyen bodur çocuklar değil, dünyada eşitsizliği derinleştiren bir avuç zengindir."
- "Sağlıksız bir nesil geliyor, yetişkin olduklarında bütün hayatlarını etkileyecek. Bir nesil kaybediliyor."
Yoldaş, Foggo'nun sahasını bizim tablomuza şöyle bağla:
"yüzde 75,8'inin yaşına uygun kitabı yok, yalnızca yüzde 34'ünün kendi odası var" cümlesi, Eğitim Dosyası'nda kurduğumuz tezin sahadaki karşılığıdır: yetenek, çocuğun girebildiği etkinliklerin toplamıdır. Kitabı ve odası olmayan çocuğun giremediği etkinlikler, sınav günü "yetenek eksikliği" olarak ölçülür.
Foggo'nun çerçevesi hak temellidir: yoksulluğu bir insan hakları ihlali olarak adlandırır. Biz o çerçeveye bir soru ekliyoruz: hakkı ihlal eden kim, ihlalden kim kazanıyor? Bu bir düzeltme değil, bir tamamlamadır. Onun "bir avuç zengin" dediği yerde biz mülkiyet ilişkisini adlandırıyoruz; onun "önleme" dediği yerde biz bütçenin sınıfsal dağılımını soruyoruz.
Ve ortak nokta şudur: Sahaya inmeden konuşulan yoksulluk, bir istatistik kategorisidir. Sahaya inince, bir çocuğun kalemidir.
5. Gün içi: kantin, servis, yemekhane
Başlangıç maliyeti bir defalıktır. Asıl yük her gün tekrarlanandır.
Kantin. Türkiye Kantinciler Federasyonu'nun 14 Eylül'de yürürlüğe giren 2026-2027 tarifesi:
| Ürün | Fiyat |
|---|---|
| Su (şişe) | 15 TL |
| Ayran | 30 TL |
| Poğaça | 30 TL |
| Açma | 35 TL |
| Çorba | 80 TL |
| Peynirli/sucuklu tost | 100 TL |
| Karışık tost | 120 TL |
| Sandviç | 100–125 TL |
(Kaynak: Türkiye Kantin İşletmecileri Federasyonu 2026-2027 tarifesi, 10 Eylül 2026)
Bir tost ve bir ayran: 130 TL. Ayda yirmi okul günü: 2.600 TL. Tek çocuk için, yalnızca kantin. Bu, net asgari ücretin yüzde 9,3'ü.
Okulun içi. CHP'nin 8 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre Türkiye'deki devlet okullarından yalnızca 15 bininde kantin var. (kaynak) MEB'in 2024/2025 istatistiklerinde resmî okul sayısı 59.336. Yani devlet okullarının yaklaşık dörtte üçünde çocuğun bir şey satın alabileceği bir yer bile yok — parasız yemek verilen bir yer ise çok daha az.
MEB'in kamuoyuna açıkladığı en son ücretsiz yemek rakamı 2023-2024 dönemine ait: 1.029.250 öğrenci. Yaklaşık 18 milyonluk öğrenci kütlesi içinde bu yüzde 6 civarıdır. 2026-2027 için güncel bir kapsam rakamı yayımlanmamıştır — bu da başlı başına bir bilgidir.
Servis. 2026-2027 tarifeleri:
| Şehir | Yıllık başlangıç | Yıllık tavan | Zam |
|---|---|---|---|
| İstanbul | 39.970 TL | 93.610 TL | yüzde 10 |
| Ankara | 27.331 TL | 40.432 TL | yüzde 25,49 |
| İzmir | 32.850 TL | 83.250 TL | yüzde 35 |
(Kaynak: 2026-2027 okul servis ücretleri)
Ve bir çelişkiyi işaretleyelim:
TÜİK'in 2025 Hanehalkı Tüketim Harcaması araştırmasına göre hanehalkı bütçesinden eğitime ayrılan pay yalnızca yüzde 1,8. Konut yüzde 29,3, ulaştırma yüzde 20,5, gıda yüzde 17,3.
Bu, "eğitim ucuz" demek değildir. Tam tersini söyler: hane gelirinin üçte ikisi barınma, ulaşım ve gıdaya gittikten sonra eğitime sıra gelmiyor. Eğitim fiyatı yüzde 53 artarken payının yüzde 1,8'de kalması, harcamanın değil vazgeçmenin göstergesidir.
İstatistikte "düşük pay" görünen şey, hayatta "çocuğu okuldan çekmek" diye görünür.
6. Sınav sanayii: eşitsizliğin ölçülüp meşrulaştırıldığı yer
2026'da sınavlara başvuran çocuk ve genç sayısı:
- 2026 LGS: 8. sınıfta 1.274.629 öğrenci, merkezi sınava başvuran 1.022.658 (yüzde 80,2)
- 2026 YKS: toplam başvuru 2.425.560, ilk kez girecek 921.225
(Kaynaklar: MEB/LGS, ÖSYM/YKS)
Bu üç buçuk milyon çocuk ve gencin karşısında duran hazırlık piyasasının fiyatları:
| Hizmet | Fiyat |
|---|---|
| LGS kursu (İstanbul, başlangıç) | 150.000 TL |
| LGS butik kurum | 250.000–350.000 TL |
| YKS kursu (standart) | 250.000–350.000 TL |
| YKS "VIP" sınıf | 600.000–750.000 TL |
| YKS elit hazırlık merkezi | 900.000–1.000.000 TL |
| Özel ders (matematik, saat) | 2.000–2.500 TL |
| Özel ders (İstanbul, popüler hoca, saat) | 4.000–7.000 TL |
| Beş kitaplık test seti | 1.500–1.800 TL (bir yılda yüzde 70–100 artış) |
(Kaynak: 2026 LGS ve YKS hazırlık maliyeti derlemesi)
Bir saatlik özel ders — 2.000 TL — asgari ücretli bir işçinin yaklaşık iki günlük kazancıdır. Standart bir YKS kursunun alt sınırı (250.000 TL) ise yaklaşık dokuz aylık net asgari ücrettir.
Yoldaş, sınav sisteminin işlevini burada gör.
Sınav, "herkese aynı soruyu sorarak" eşitlik görüntüsü üretir. Ama soru aynıyken hazırlanma koşulu aynı değildir.
Bir çocuk 1.000.000 TL'lik hazırlık merkezinde, bir başkası ücretli öğretmenin girdiği kalabalık bir sınıfta, bir üçüncüsü akşam çalıştığı işten sonra hazırlanıyor. Üçünün de puanı aynı cetvelde sıralanıyor.
Ve o sıralamanın adı "yetenek" oluyor.
Eğitim Dosyası'nda yazmıştık, burada tekrar edelim: "Yetenek", çocuğun kafasında bulunan bir madde değildir. Girebildiği etkinliklerin toplamıdır. Ve bir çocuk hangi etkinliklere girebileceğini kendisi seçmez — onun yerine sınıfı seçer."
Sınav sistemi eşitsizliği ölçmez, aklar. İşlevi budur.
7. Aynı ülkede iki okul
Özel okul ücretleri 2026-2027:
Milliyet/Uzmanpara'nın 2026-2027 taramasında özel okul yıllık ücretleri 450.000 TL ilâ 2.751.000 TL aralığında. Yemek, servis, forma, kitap ve kurs kalemleri toplam yükü yüzde 30-40 daha artırıyor; yalnız yemek kalemi bazı kampüslerde 150.000–220.000 TL. Farklı derlemelerde en üst uç için 4 milyon liranın üzerini bildirenler de var; biz burada tarama verisinin üst sınırıyla, 2.751.000 TL ile konuşacağız.
MEB'in bu yıl belirlediği tavan zam oranları da tabloyu tamamlıyor: ara sınıflarda yüzde 30,74, kademe başlangıcında (anasınıfı, 1., 5. ve 9. sınıf) yüzde 43,92.
(Kaynaklar: Milliyet/Uzmanpara, 1. sınıf ücretleri, Pervin Kaplan, MEB tavan zam oranları)
Bir özel okulun üst uçtaki yıllık ücreti — 2.751.000 TL — 98 net asgari ücrete denk geliyor.
Ve aynı ülkede, aynı sabah, otobüs abonmanıyla okula giden bir ilkokul çocuğunun başlangıç maliyeti 28.113 TL, yani bir net asgari ücret.
Payın seyri
Özel öğretimin toplam içindeki payı 2002'de yüzde 1,9 iken bugün yüzde 8 (Eğitim Sen, 2025-26 Yıl Sonu Raporu, 25 Haziran 2026). MEB'in 2024/2025 istatistiklerinde özel okullarda 1.539.579 öğrenci, 14.700 okul var.
2002'den 2025'e:
| Gösterge | Değişim |
|---|---|
| Özel okul öğrenci sayısı | yüzde 560 artış |
| Özel okul sayısı (2.395 → 14.700) | yüzde 513 artış |
| Devlet okulu öğrenci sayısı (13,67 → 15,33 milyon) | yüzde 12,15 artış |
| Devlet okulu sayısı | yüzde 37 artış |
| Kapanan köy okulu | 24 binden fazla |
(Kaynak: soL Haber, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya'nın verilerine dayanarak)
Bu tablodaki asıl bilgi oranlarda değil, oranların birlikte hareketinde:
Özel okul beş kat büyürken köy okulu kapanıyor. Bunlar iki ayrı olgu değil, tek bir sürecin iki ucu. Kamusal okulun çekildiği her yerde piyasa bir kapı açar; ve piyasanın açtığı kapıdan geçebilmenin bedeli vardır.
8. Öğretmen: okulun içindeki yoksulluk
Eşitsizlik yalnız sıraların önünde değil, tahtanın önünde de duruyor.
Maaş
Temmuz 2026 zammı sonrası öğretmen maaşları ve aynı ayın TÜRK-İŞ yoksulluk sınırı (120.325 TL) karşılaştırması:
| Kademe | Maaş | Yoksulluk sınırının altında | Sınıra oranı |
|---|---|---|---|
| 9/1 (göreve yeni başlayan) | 72.578 TL | −47.747 TL | yüzde 60,3 |
| 4/1 | 77.404 TL | −42.921 TL | yüzde 64,3 |
| Uzman öğretmen | 91.775 TL | −28.550 TL | yüzde 76,3 |
| Başöğretmen (en yüksek) | 97.871 TL | −22.454 TL | yüzde 81,3 |
(Maaş kaynağı: MEB Personel, 30 Temmuz 2026; tutarlar kaynakta aktarıldığı biçimiyle verilmiştir, net/brüt ayrımı belirtilmemiştir. Oran hesapları bize aittir.)
Tabloda yoksulluk sınırının üstünde tek bir satır yok. Türkiye'nin en kıdemli, en üst kariyer basamağındaki öğretmeni bile yoksulluk sınırının 22.454 lira altında.
Ve tablonun dışında kalan bir kategori var: ücretli öğretmen. Eğitim Sen'in Haziran 2026 verisine göre aylık geliri yaklaşık 24.000 TL — yani açlık sınırının (37.388 TL) bile altında.
Kadro
Türk Eğitim-Sen'in 4 Ağustos 2026 tarihli, valiliklerden derlenen araştırması:
- 62 ilde 71.757 ücretli öğretmen
- 55 ilde 80.449 norm kadro açığı
- İstanbul tek başına 21.947 ücretli öğretmen
- Ücretli öğretmenlerin 35.359'u eğitim fakültesi dışı lisans, 5.862'si ön lisans mezunu
- Özel eğitimde çalışan 20.979 ücretli öğretmenin 2.205'i ön lisans mezunu
(Kaynak: Türk Eğitim-Sen, 4 Ağustos 2026)
Dikkat: bu sayım 81 ilin tamamını kapsamıyor. Gerçek toplam daha yüksektir. Eğitim Sen'in kadro dökümünde ise 945.162 kadrolu öğretmenin yanında 64.509 sözleşmeli öğretmen var.
Yoldaş, buradaki bağı kur:
Ücretli öğretmenlik bir "geçici çözüm" değil, bir maliyet stratejisidir. Aynı dersi, kadrolu öğretmenin maaşının üçte biriyle verdirmenin yoludur.
Ve bedelini iki taraf birden öder: öğretmen açlık sınırının altında yaşayarak, çocuk her yıl değişen bir öğretmenle karşılaşarak.
Sınıfsal eşitsizlik okula yalnızca velinin cüzdanından girmiyor. Öğretmenin bordrosundan da giriyor.
9. Okulda olmayan çocuklar
Eğitim Reformu Girişimi'nin 2024-25 verilerine dayanan Eğitim İzleme Raporu 2025'i:
| Kategori | Sayı |
|---|---|
| Örgün eğitim dışındaki toplam çocuk | 1.470.694 |
| — zorunlu eğitim çağında, örgün eğitim dışında | 804.250 |
| — bunun T.C. vatandaşı olanı | 611.612 |
| — bunun yabancı uyruklu olanı | 192.638 |
| Açık öğretim lisesinde | 273.557 |
| MESEM'de | 392.887 |
(Kaynak: ERG Eğitim İzleme Raporu 2025; bianet aktarımı)
Ve okul yerine iş
MESEM — Mesleki Eğitim Merkezi — bu tablonun en keskin yeridir. Öğrenci sayısı MEB'in 2024/2025 örgün eğitim istatistiklerinde 421.930, ERG'nin aynı döneme ait derlemesinde 392.887 (iki sayım farklı kapsam kullanıyor). Aynı dönemde mesleki ve teknik liselerin öğrenci sayısı 2012-13'teki 2.269.651'den 1.259.170'e düşmüş. Yani okul biçimindeki mesleki eğitim küçülürken, işyeri biçimindeki mesleki eğitim büyüyor.
Bedeli:
- MEB'in açıkladığı rakama göre son iki yılda MESEM'lerde 9.950 iş kazası ve 37 öğrenci ölümü yaşandı. Buna dikkat: Bakanlığın Haziran 2026'daki bir başka açıklamasında 2016'dan bu yana toplam 3.080 kaza ve 13 ölüm bildirilmişti. İki yıllık rakam, dokuz yıllık rakamın üç katı. Aynı kurumun iki beyanı birbirini tutmuyor; hangisinin ölçüm, hangisinin beyan olduğu belirsiz. (BirGün analizi)
- İSİG Meclisi'nin sayımına göre 2025'te en az 94 çocuk işçi hayatını kaybetti; 6'sı MESEM'de, 7'si staj sırasında. 2024'te bu sayı 71'di — bir yılda yüzde 32,4 artış. (İSİG Meclisi, 31 Ocak 2026)
- Yalnız Ağustos 2026'da 15 çocuk işçi öldü; dördü 14 yaş ve altında. Aynı ay toplam işçi ölümü 226; Ocak-Ağustos 2026 toplamı en az 1.509. (İSİG Meclisi Ağustos 2026 raporu)
- İSİG Meclisi'nin sayımına göre 2013'ten bu yana en az 862 çocuk işçi çalışırken öldü: 292'si 5-14, 570'i 15-17 yaşında.
Görmemenin de bir yöntemi var
Buraya bir not düşelim, çünkü yöntemsel olarak önemli:
TÜİK'in son Çocuk İşgücü Anketi 2019 yılına aittir. 31 Mart 2020'de yayımlandı ve bir daha tekrarlanmadı. O ankette çalışan çocuk sayısı 720.000 olarak ölçülmüştü. Aradan geçen yedi yılda Türkiye'de çalışan çocuk sayısına dair güncel resmî bir ölçüm yapılmadı.
Yoldaş, bunu bir ihmal sanma.
İstatistik üretmek bir bütçe kalemidir ve bir tercihtir. Bir devlet, her ay enflasyon sepetini ölçebiliyorsa, yedi yıldır çalışan çocukları sayamıyor değildir — saymamayı seçmiştir.
Ölçülmeyen sorun, tartışılamaz. Tartışılmayan sorun, politika konusu olamaz.
Verinin yokluğu da bir veridir.
10. Üniversite: barınamayan öğrenci
Sınavı geçen genç için tablo şöyle:
- Yaklaşık 4 milyon yükseköğretim öğrencisine karşılık 993.258 KYK yatağı (30 Haziran 2026). Yani her dört öğrenciden yaklaşık üçü devlet yurduna yerleşemiyor.
- Kapasite artmadı, azaldı: Kasım 2025'te 1.003.259 olan yatak sayısı, 2026 ortasında 993.258'e indi. Yeni yatak eklenirken yapısal sorunlu bloklar kapatıldı ve net değişim eksiye döndü.
- Özel yurt yıllık ücretleri (10 ay): İstanbul 110.000–700.000 TL, Ankara 160.000–800.000 TL.
- İstanbul'da öğrenci kirası 30.000–80.000 TL/ay bandında. Eve giriş maliyeti (ilk kira + iki depozito + emlakçı) 100.000–200.000 TL — yani net asgari ücretin üç buçuk ilâ yedi katı.
- KYK lisans bursu/kredisi 4.000 TL/ay. Bu, İstanbul'daki kira bandının alt ucunun bile yalnızca yüzde 13'ü.
(Kaynaklar: Kısa Dalga, barınma krizi; BirGün, 20 Ağustos 2026)
Ve sonucu: CHP milletvekili Bekir Başevirgen'in soru önergesine MEB'in verdiği resmî yanıta göre yalnız 2025'te 57.437 öğrenci kaydını dondurdu; 2020-2025 arasında toplam 453.852 öğrenci.
Bu sayıya bir kez daha bak. Dört yüz elli üç bin. Sınavı kazanmış, kaydını yaptırmış, sonra devam edememiş insanlar. Yükseköğretim enflasyonunun yüzde 102,69 olduğu bir yılda bu sayının neden büyüdüğünü açıklamak için pedagojiye ihtiyaç yok.
(Kaynak: MEB'in soru önergesi yanıtı, 13 Şubat 2026)
11. Bütçe: "kaynak yok" bir tespit değil, bir tercihtir
Şimdi sorunun tek merkezine gelelim: para nereye gidiyor?
| Gösterge | Değer |
|---|---|
| MEB 2026 bütçesi | 1 trilyon 943,97 milyar TL |
| Toplam eğitim bütçesi (MEB + YÖK + üniversiteler) | 2 trilyon 905,04 milyar TL — merkezî bütçenin yüzde 15,33'ü |
| 2027 OVP'de MEB ödeneği | 2 trilyon 458 milyar TL — merkezî bütçenin yüzde 9,89'u |
(İki satırın tabanları farklıdır: ikincisi yalnız MEB'i, birincisi yükseköğretim dahil bütün eğitim harcamasını kapsar. Karşılaştırılabilir olan, MEB'in tek başına payının seyridir.)
(Kaynaklar: MEB 2026 bütçe sunumu, 20 Kasım 2025; OVP 2027-2029, 6 Eylül 2026)
MEB'in merkezî bütçe içindeki payının seyri: 2014'te yüzde 12,8 → 2017'de yüzde 13,1 → 2027'de yüzde 9,8. Uluslararası ölçütlerde kabul edilen yüzde 12 eşiğinin üç puan altında. (BirGün analizi)
Yatırım payı ise aynı yönde: 2002'de yüzde 17,18 → 2024'te yüzde 9,17. Eğitim Sen'in hesabına göre MEB bütçesinin yüzde 83'ü zorunlu giderlere gidiyor — yani okul yapmaya, donatmaya, yemekhane açmaya kalan pay son derece dar.
Dağılım nereye bakıyor?
MEB'in 1 Ağustos 2026 tarihli Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu, 2026'nın ilk altı ayındaki fiili harcamayı veriyor:
| Kalem | Ocak-Haziran 2026 harcaması |
|---|---|
| Toplam MEB harcaması | 941,76 milyar TL |
| İmam hatip okulları | 72,8 milyar TL |
| Genel ortaöğretim (Anadolu, fen, sosyal bilimler liseleri) | 108,4 milyar TL |
| Mesleki ve teknik eğitim | 109,6 milyar TL |
| Vakıflara aktarım (Maarif + Yunus Emre) | 2,12 milyar TL |
(Kaynaklar: Cumhuriyet, BirGün)
Burada dikkatli bir okuma gerekiyor. Basında bu üç kalem çoğu zaman "dinî ve mesleki eğitim" diye toplanıp genel liselerle kıyaslanıyor. Biz bu toplamayı yapmayacağız: mesleki eğitim kendi başına savunulacak bir alandır — sorunumuz mesleki eğitime kaynak ayrılması değil, o kaynağın çocuğu işyerine göndermek için kullanılmasıdır.
Anlamlı kıyas şudur: tek bir okul türü — imam hatipler — ilk altı ayda 72,8 milyar lira harcarken, Anadolu, fen ve sosyal bilimler liselerinin tamamı 108,4 milyar lira harcadı.
Ve Eğitim Dosyamızda ayrıntısıyla işlediğimiz kalem yerinde duruyor: Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bütçesi dört yılda 11,9 milyar TL'den 109,8 milyar TL'ye — nominal olarak 9,2 kat büyüdü. Aynı dört yılın kümülatif enflasyonu düşüldüğünde bile reel büyüme birkaç kattır; hiçbir başka genel müdürlük bu hızda büyümedi.
Yoldaş, bütçe bir muhasebe belgesi değildir. Bir siyasal beyandır.
"Bütün okullarda parasız tek öğün yemek" talebine verilen yanıt "kaynak yok"tur. Ama aynı bütçede din öğretimi dört yılda dokuz kat büyüyebiliyor, ilk altı ayda vakıflara 2,12 milyar lira aktarılabiliyor.
Demek ki kaynak var. Kaynağın nereye gideceğine dair bir tercih var.
Ve o tercih bizim yerimize, bize sorulmadan yapılıyor. Sorunun adı budur.
12. Aynı sabah, iki çocuk
Bütün rakamları tek bir tabloya indirelim. İkisi de yarın sabah aynı zili duyacak.
| A: Asgari ücretli hanenin çocuğu | B: Özel okul velisinin çocuğu | |
|---|---|---|
| Hane aylık geliri | 28.075,50 TL (net asgari ücret) | — |
| Okula başlama maliyeti | 28.113 TL (otobüsle, ilkokul) — bir aylık maaşın tamamı | 450.000–2.751.000 TL yıllık ücret |
| Ulaşım | 5.850 TL sezonluk abonman, kalabalık otobüs | Okul servisi, ücrete dahil |
| Sabah beslenmesi | Derin yoksullukta 108 haneden 91'i koymakta zorlanıyor; anneler "muz koymayalım" diye anlaşıyor | Sorun değil |
| Öğle yemeği | Kantin: tost + ayran 130 TL/gün → 2.600 TL/ay; ya da evden bir şeyler | Kampüs yemekhanesi (yıllık 150.000–220.000 TL, pakete dahil) |
| Ders çalışma koşulu | Yoksul çocukların yalnızca yüzde 34'ünün kendi odası, yüzde 24'ünün yaşına uygun kitabı var | Kendi odası, kütüphanesi, gerekirse koçu |
| Sınıf mevcudu | 30-40 kişi, kalabalık bölgelerde daha fazla | Sınırlı mevcut, ilan edilmiş oran |
| Öğretmen | Bazı derslerde ücretli öğretmen (~24.000 TL/ay, açlık sınırının altında) | Kadrolu, özel okul ölçeğinde ücretli |
| Sınav hazırlığı | Okul + ders kitabı; kurs bütçe dışı | 150.000–1.000.000 TL kurs / saati 2.000–7.000 TL özel ders |
| Sınavda | Aynı soru kitapçığı | Aynı soru kitapçığı |
| Sonucun adı | "Yeterince çalışmadı" | "Yetenekli" |
| Üniversitede barınma | KYK sırası (4 öğrenciden 3'üne yer yok), 43.000 TL kira / 4.000 TL burs | Aile desteği veya yurtdışı |
| Riskli yol ayrımı | MESEM / açık öğretim / okulu bırakma | Yok |
Ve tablonun tek satırı, bütün tartışmanın düğümüdür:
"Sınavda: aynı soru kitapçığı."
Egemen anlatı, eşitliğini bu tek satırdan devşirir. "Bakın, aynı sınava giriyorlar."
Oysa eşitlik sınav anında değil, sınava kadar geçen on iki yılda kurulur ya da kurulmaz. O on iki yılın tamamı yukarıdaki tabloda yazılıdır.
Aynı çizgide yarıştırmak, aynı noktadan başlatmak değildir.
İkinci Bölüm — Genç Yoldaşlara Notlar
Buraya kadar rakamlarla konuştuk. Şimdi size dönüyorum.
Bu bölümü, o zilin sesini duyan herkese yazıyorum: yarın sıraya oturacak olana, tahtanın önüne geçecek olana, bir kardeşini okul kapısına bırakıp işe gidecek olana. Rakamlar yukarıda; burada onların sizin için ne anlama geldiğini konuşacağız. Tek bir tez etrafında: yarın sabah yaşayacağınız şeyin adı kader değil, sınıftır.
Önce bir soru
Size bir soru sorayım, yanıtını aceleyle vermeyin.
Yarın aynı saatte iki çocuk sıraya oturacak. İkisi de sekiz yaşında. İkisinin de defteri, kalemi, önlüğü var. İkisine de aynı öğretmen aynı dersi anlatacak. Sekiz yıl sonra ikisi de aynı sınava girecek, önlerine aynı soru kitapçığı konacak.
Bu iki çocuk eşit mi?
Egemen yanıt "evet"tir. Ve o yanıtın bütün dayanağı son cümlededir: aynı soru kitapçığı. "Bakın, aynı sınava giriyorlar."
Bizim yanıtımız ise şudur: Aynı çizgide yarıştırmak, aynı noktadan başlatmak değildir. Eşitlik sınav anında kurulmaz; sınava kadar geçen on iki yılda kurulur ya da kurulmaz. Ve o on iki yılın her günü bir bedelle ödenir.
Bedelin ne olduğunu yukarıda gördünüz. Şimdi o bedelin nasıl görünmez kılındığına bakalım.
"Yetenek" denen şey
Şimdi başa dönelim. O iki çocuk sekiz yıl sonra sınava girdi. Biri kazandı, öteki kazanamadı. Sistem bu sonuca bir ad verir: yetenek.
Ama aradaki sekiz yılda neler oldu, hatırlayın. Biri kantinden, öteki evden getirdiği ekmekten yedi. Birinin öğretmeni dört yıl aynı kaldı, ötekininki her yıl değişti. Biri LGS için 150 bin liralık kursa gitti — bu, standart bir YKS kursunda 250 bin liradan başlıyor, "elit" merkezlerde bir milyona çıkıyor — öteki okuldan sonra dükkânda çalıştı. Bir saatlik özel ders 2.000 lira; asgari ücretlinin iki günlük emeği.
Bir milyon çocuk LGS'ye, iki buçuk milyon genç YKS'ye girdi bu yaz. Hepsinin puanı aynı cetvelde sıralandı.
Bu yazıda iki kez geçti; üçüncü kez söyleyelim, çünkü tezin kendisi budur:
"Yetenek", çocuğun kafasında bulunan bir madde değildir. Girebildiği etkinliklerin toplamıdır. Ve bir çocuk hangi etkinliklere girebileceğini kendisi seçmez — onun yerine sınıfı seçer.
Sınav sistemi eşitsizliği ölçmez. Aklar. İşlevi budur: sınıfsal bir farkı bireysel bir kusur gibi göstermek. Kaybeden çocuk "yeterince çalışmadı" der; kendine der. Sistemin en büyük başarısı, mağdurunu kendi savcısına dönüştürmesidir.
"Fırsat eşitliği" söylemi ne işe yarar?
Genç yoldaş, bu rakamlara bakan egemen söylem üç hamle yapar. Üçünü de tanımayı öğren.
Birinci hamle: bireyselleştirme. "Devlet okulundan da çok başarılı çocuklar çıkıyor." Doğrudur. Ama bir istisnanın varlığı kuralı çürütmez — kuralı gizler. Bin çocuktan birinin sıçraması, dokuz yüz doksan dokuzunun sıçrayamadığını değiştirmez; yalnızca sıçrayamayanların suçunu kendilerine yükler.
İkinci hamle: yardımlaştırma. Kırtasiye kampanyaları, "bir çanta bir umut", burs organizasyonları. Bunlar kötü değildir; dayanışma değerlidir. Ama hak yerine geçtiğinde işlev değiştirir: parasız eğitim bir yurttaşlık hakkı olmaktan çıkar, iyi kalpli insanların lütfuna dönüşür. Hak talep edilir; lütuf beklenir.
Üçüncü hamle: teknikleştirme. "Müfredat güncellenecek", "dijital dönüşüm", "yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş öğrenme". Eğitim tartışması pedagojik bir teknik sorununa indirgenir; ve teknik sorunu uzmanlar çözer, veliler değil. Eğitim Dosyası'nda bunun adını koymuştuk: kamusal okulun EdTech için bir test ortamına dönüştürülmesi.
Üç hamlenin ortak yanı şudur: hiçbiri mülkiyeti ve kaynak dağılımını sormaz.
Ve sormadıkları için, hepsi tabloyu yerinde bırakır.
Marksist eleştirinin farkı bir öfke farkı değil, bir soru farkıdır. Biz "çocuk neden başaramadı" diye sormayız. "Bu koşulları kim, nasıl, kimin yararına üretiyor" diye sorarız.
Peki siz bu tabloda neredesiniz?
Bu yazıyı okuyan birçoğunuz o iki çocuktan biriydi. Belki ücretli öğretmenin girdiği sınıfta oturdunuz, belki kantine parası yetmeyen çocuktunuz, belki kursu olmayan ilçede sınava hazırlandınız. Belki de şanslı taraftaydınız — ve bu yazıyı okuyorsanız, o şansın şans olduğunu fark ettiniz.
Size iki şey söylemek istiyorum.
Birincisi: Kazanamadıysanız, kusur sizde değildi. Bunu bir teselli olarak söylemiyorum; bir teşhis olarak söylüyorum. Yukarıdaki rakamlar sizin yetersizliğinizi değil, sistemin işleyişini anlatıyor.
İkincisi: Kazandıysanız da mesele bitmedi. Çünkü kazanmak, sistemin sizi "istisna" olarak sergilemesi demektir — yukarıdaki birinci hamlenin malzemesi olmak. Sizin sıçramanız, sıçrayamayan dokuz yüz doksan dokuzun suçunu ağırlaştırmak için kullanılacaktır. Buna izin vermemenin tek yolu, kendi hikâyenizi bir başarı öyküsü olarak değil, bir istisna raporu olarak anlatmaktır: "Ben geçtim; koşullar şuydu; aynı koşullarda kimler geçemedi."
Her iki durumda da yapılacak iş aynıdır: kişisel hikâyenizi sınıfsal bir hikâye olarak yeniden okumak. Ve sonra o okumayı yalnız bırakmamak.
Ne yapabilirsiniz?
Teşhis bir program değildir. Somut olalım. Önce ne istediğimiz, sonra sizin ne yapabileceğiniz.
Taleplerimiz — bütçeye yazılabilir, maliyeti hesaplanabilir
- Bütün okullarda parasız, nitelikli, günlük tek öğün yemek. Bugün ücretsiz yemek verilen öğrenci sayısı yaklaşık bir milyon; toplam öğrenci sayısı on sekiz milyona yakın. Bu, listenin en ucuz ve en etkili talebidir: maliyeti hesaplanabilir, etkisi ölçülebilir.
- Parasız ve kamusal okul ulaşımı. Servis ücreti (yıllık 27.331–93.610 TL) aileden alınmayı bırakmalı, belediyeler ve MEB tarafından karşılanmalıdır.
- Kırtasiye ve giyimin merkezî bütçeden karşılanması. Ders kitabı parasızsa defter, kalem ve önlük neden değildir?
- Okulun işletme giderlerinin (temizlik, güvenlik, fatura, bakım) doğrudan merkezî bütçeden karşılanması. "Bağış" denen şey, devletin kendi masrafını veliye devretmesidir; kaynağı verilmeyen okul müdürü bağış istemek zorunda kalır. Sorun kişisel değil, yapısaldır.
- Öğretmen ücretlerinin yoksulluk sınırının üstüne çıkarılması ve ücretli öğretmenliğin kaldırılıp kadrolu atamayla değiştirilmesi. Bir yanda 80.449 norm açığı ve 71.757 ücretli öğretmen, öbür yanda yüz binlerce atama bekleyen mezun var. Bu, çözülemeyen bir sorun değil — bütçelenmeyen bir sorundur.
- MESEM'de çalıştırma rejiminin sonlandırılması, işyerlerinde çalışan bütün öğrencilere tam İSG güvencesi ve bağımsız denetim; çocuk işçi ölümlerinin ayrı ve düzenli olarak raporlanması.
- TÜİK Çocuk İşgücü Anketi'nin yıllık olarak yeniden yapılması. Ölçülmeyen şey tartışılamaz.
- Yükseköğretimde barınmanın kamusal hak sayılması: yurt kapasitesinin öğrenci sayısına göre planlanması, burs tutarının barınma maliyetine endekslenmesi.
- MEB bütçesinin merkezî bütçe içindeki payının en az yüzde 12'ye çıkarılması ve yatırım payının 2002 düzeyine (yüzde 17) döndürülmesi.
Sizin yapabilecekleriniz
Sahaya inin. Foggo'nun yöntemi budur: evlere girmek, sormak, yazmak. Yoksulluk uzaktan bakınca bir istatistik kategorisidir; yakından bakınca bir çocuğun kalemidir. Kendi mahallenizde, kendi okulunuzda o kalemi görün. Ama bir uyarıyla: sahaya yardım dağıtmak için değil, hak talep etmek için inin. Foggo'nun kendisi söylüyor: "Sürekli yardım, sürekli yoksulluk ve kalıcı yoksulluğa doğru giden bir süreç anlamına geliyor."
Yerelleştirin. Bu yazıdaki sayılar ulusal ortalamalardır; sizin okulunuzda başka türlü görünür. Kendi okulunuzun sınıf mevcudunu, kaç dersin ücretli öğretmenle yürüdüğünü, kantin fiyatlarını, servis ücretini, yemekhane olup olmadığını yazın. Yerelleşmiş bir rakam, genel rakamdan daha çok iş görür; çünkü inkâr edilemez.
Sorun. Okul aile birlikleri bugün çoğu yerde bağış toplama aygıtıdır; hesap sorma aygıtına dönüştürülebilir. Bağış "gönüllü" ise neden liste var? Kantin ihalesini kim aldı? Okulun elektrik faturasını neden veli ödüyor? Bu sorular yıkıcı değil, kurucudur.
Birleştirin. Öğretmenin maaşı ile çocuğun yemeği ayrı gündemler değildir; ikisi de aynı bütçe tercihinin sonucudur. Bu iki talebi ayrı masalarda savunmak, ikisini birden kaybetmenin en emin yoludur. Veli, öğrenci ve eğitim emekçisi aynı masaya oturmadıkça masa kurulmaz.
Özne olun. Kantin fiyatını, servis ücretini, yurt koşullarını en iyi bilen sizsiniz. Öğrenci meclisleri, kulüpler, dernekler — kendi adınıza konuşacağınız her zemin bir taleptir. Sizin adınıza konuşulmasına izin vermeyin.
Örgütlenin. Bir talebin muhatabı bulabilmesi için arkasında örgütlü bir güç olması gerekir; aksi halde talep bir dilek olarak kalır. Sendika, dernek, meclis — hangisi elinizin altındaysa. İşsizlik verilerini tartışırken de yazmıştık: örgütsüz bilgi, bilgi değil hüzündür.
Ve öğrenin. Bu sistemin sizi okuldan ne kadar soğutmaya çalıştığını görüyorsunuz. Buna karşı en inatçı yanıt, okumaktan vazgeçmemektir — ama onların istediği biçimde değil. Diplomayı bir yarış ödülü olarak değil, sınıfınızın ihtiyaç duyduğu bir araç olarak kazanın. Marx'ın politeknik okulu, Gramsci'nin birleşik okulu, Köy Enstitüleri: hepsi bu ülkede ve dünyada okulun başka türlü kurulabildiğinin kanıtıdır. Ve bir aygıt kendi parçasını sökmez; Köy Enstitülerini kuran devlet, 1954'te aynı devlet olarak kapattı. Alanlar kazanılır, kendiliğinden verilmez.
Sevgili Yoldaşlar,
Yarın sabah zil çaldığında, on yedi milyonu aşkın çocuk sıraya oturacak. Kaçının karnı tok olacağı, kaçının önlüğü yeni olacağı, kaçının öğretmeninin gelecek yıl da aynı kişi olacağı, kaçının Haziran'da hâlâ okulda olacağı — bunların hiçbiri çocuğa dair bir soru değil. Hepsi bize dair, bizim örgütlü gücümüzün büyüklüğüne dair sorular.
Zil herkese aynı çalmıyor. Ama ziller değiştirilebilir.
Bu yazı bir yakınma değil, bir çağrıdır. Yukarıdaki rakamları size şikâyet etmek için değil, silah olarak verdim. Kullanın.
Okul kimin sorusunun yanıtı hâlâ açık. Ve açık sorular kazanılabilir.
Yarın görüşürüz — sırada, tahtada ya da kapıda.
Yoldaşça,
Bilgi herkesindir.
Bağlantılı yazılarımız
- Eğitim Dosyamız Yayında: Okul Kimin? — Piyasadan, Cemaatten ve Algoritmadan Okulu Geri Almak (29 Ağustos 2026)
- TÜİK: İki Rakam, Tek Ülke
- Yoldaş, Bizi Kim Böldü? — Irkçılık ve Sınıf
- İHD 2025 Raporunu Sınıf Gözüyle Okumak
- GİG Ekonomisi Dosyası
Kaynaklar
Enflasyon ve gelir
- TÜİK Ağustos 2026 TÜFE — eğitim enflasyonu yüzde 53,44, yükseköğretim yüzde 102,69 (bianet, 3 Eylül 2026)
- TÜİK, Gelir Dağılımı İstatistikleri 2025 (26 Aralık 2025) — bianet aktarımı, BirGün aktarımı
- TÜİK, Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri 2025 (30 Aralık 2025) — aktarım
- TÜİK, İstatistiklerle Çocuk 2025 (PDF)
- TÜRK-İŞ Ağustos 2026 Açlık ve Yoksulluk Sınırı
- DİSK-AR, İşçi Sınıfının Geçim Krizi, Haziran 2026 (PDF)
- DİSK-AR, İşsizliğin Görünümü — Temmuz 2026 verisi (bianet, 31 Ağustos 2026)
Eğitim maliyeti
- Eğitim-İş, 2026-2027 okul masrafları araştırması (7 Eylül 2026)
- Eğitim Sen, "Okullar Ders Ziliyle Değil, Çözümsüzlükle Açılıyor" (11 Eylül 2026)
- Eğitim Sen, 2025-26 Eğitim-Öğretim Yılı Sonunda Eğitimin Durumu (25 Haziran 2026, PDF)
- CHP, okula başlangıç maliyeti açıklaması (8 Eylül 2026)
- Türkiye Kantinciler Federasyonu 2026-2027 kantin tarifesi (10 Eylül 2026)
- 2026-2027 okul servis ücretleri — İstanbul, Ankara, İzmir
- 2026 LGS ve YKS hazırlık maliyeti derlemesi
- Özel okul ücretleri 2026-2027 (Milliyet/Uzmanpara) · 1. sınıf ücretleri (Pervin Kaplan)
Okul, öğretmen, bütçe
- MEB, 2024-2025 Örgün Eğitim İstatistikleri (30 Eylül 2025)
- MEB, 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Takvimi
- MEB 2026 bütçe sunumu (20 Kasım 2025)
- Orta Vadeli Program 2027-2029 (6 Eylül 2026)
- MEB'in kaynak dağılımı: dinî ve mesleki eğitim (Cumhuriyet) · BirGün
- MEB bütçe payının seyri: 2014 yüzde 12,8 → 2027 yüzde 9,8 (BirGün)
- Türk Eğitim-Sen, 62 ilde 71.757 ücretli öğretmen, 55 ilde 80.449 açık (4 Ağustos 2026)
- Öğretmen maaşları ve yoksulluk sınırı (30 Temmuz 2026)
- Özel okul öğrenci sayısı yüzde 560 arttı, 24 binden fazla köy okulu kapandı (soL Haber)
Hacer Foggo ve Derin Yoksulluk Ağı
- Derin Yoksulluk Ağı — 17 Ekim 2025 Dünya Yoksullukla Mücadele Günü açıklaması, 108 hane araştırması · T24 aktarımı
- Derin Yoksulluk Ağı — Giyim Güvensizliği 1. Bilgi Notu (Nisan 2025)
- Derin Yoksulluk Ağı — Çocuk Yoksulluğu Bilgi Notu (Temmuz 2026; bianet aktarımı)
- Derin Yoksulluk Ağı — 141 hane izlemesi ve Kırtasiye Dayanışması (Ağustos 2026) · Çocuklar okula poşetle gidiyor (25 Ağustos 2026)
- Hacer Foggo — "Çocuklar eğitim masrafları nedeniyle okula gidemiyor" (Medyascope, 4 Eylül 2023)
- Hacer Foggo — "Yoksulluğun içinde kaybolan çocuklar" (Medyascope, 10 Eylül 2024)
- Hacer Foggo — "Eğitim artık öncelik değil" (Cumhuriyet, 5 Ağustos 2024)
- Hacer Foggo — Eşitlik İzleme Merkezi söyleşisi, "Beslenme çantaları boş" (Ekim 2024)
- Hacer Foggo — "2025 çocuklara iyi gelmedi" (Cumhuriyet, 31 Aralık 2025)
- Hacer Foggo — "Yoksulluğu silemezsiniz" (BirGün, 25 Şubat 2026)
- Hacer Foggo — Medyascope söyleşisi (6 Nisan 2026)
- Hacer Foggo — "Bir nesil kaybediliyor" (Diken, 17 Nisan 2022)
- Hacer Foggo, Askıda Hayatlar: Yoksulluk Günlükleri, Doğan Kitap, 2022
- Derin Yoksulluk Ağı, Hikâyenin Yok Hali, 2021
Okul dışındaki çocuklar, çocuk emeği, barınma
- ERG Eğitim İzleme Raporu 2025 — 1.470.694 çocuk örgün eğitim dışında (bianet)
- İSİG Meclisi — 2025'te en az 94 çocuk işçi öldü (31 Ocak 2026)
- İSİG Meclisi Ağustos 2026 raporu — 226 iş cinayeti, 15'i çocuk işçi (bianet)
- MESEM'lerde 9.950 iş kazası ve 37 ölüm (BirGün)
- TÜİK, Çocuk İşgücü Anketi 2019 (31 Mart 2020) — bu alanda son yayımlanan resmî ölçüm; sonrasında tekrarlanmadı
- Üniversite öğrencilerinin barınma krizi (Kısa Dalga)
- Yükseköğretimde ilk ders: barınma krizi (BirGün, 20 Ağustos 2026)
- 2026 LGS başvuru sayıları (MEB) · 2026 YKS başvuru sayıları (ÖSYM/AA)
Kuramsal arka plan
- Karl Marx, Gotha Programının Eleştirisi (1875), eğitim ve devlet üzerine bölüm
- Karl Marx, Kapital, I. Cilt, "İşgünü" ve "Makine ve Büyük Sanayi" (çocuk emeği ve fabrika eğitimi) bölümleri
- Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri, "Birleşik Okul" notları
- Bilgi Müşterekleri, Okul Kimin? Piyasadan, Cemaatten ve Algoritmadan Okulu Geri Almak (Eğitim Dosyası, 2026)







