Altın Kelepçe Çözülürken
Silikon Vadisi'nde Teknoloji İşçileri Ne İstedi, Ne Aldı? Yarım Asırlık Bir Bilanço

Altın Kelepçe Çözülürken
Silikon Vadisi'nde Teknoloji İşçileri Ne İstedi, Ne Aldı? Yarım Asırlık Bir Bilanço
Özet
Sevgili Genç Yoldaşlar,
ABD'nin kamu yayıncısı KQED 11 Ekim'de bir haber yayımladı. Başlığı bir soru: "Teknoloji işçileri uzun süre sendikaya direndi. Yapay zekâ ve siyaset, denklemi değiştirecek mi?"
Soru tuhaf görünebilir. Silikon Vadisi'nde çalışanlar dünyanın en yüksek maaşlarını alıyor, ücretsiz yemek yiyor, hisse senedi sahibi oluyor. Böyle bir yerde sendikaya ne gerek var?
Bu yazı o soruya yanıt veriyor. Önce kısaca sonucu söyleyelim.
Temel sorunlar yedi başlıkta toplanıyor:
- İş güvencesi yok. 2023'te teknoloji sektöründe 260 bini aşkın kişi işten çıkarıldı. 2026'da yapay zekâ gerekçesiyle yapılan çıkarmalar rekor kırdı. Giriş seviyesi yazılımcı istihdamı 2024'ten bu yana %20 düştü.
- İşin denetimi işçiden alınıyor. Mühendis karar veren kişi olmaktan çıkıp modele veri taşıyan kişiye dönüşüyor. Kimin ne kadar yapay zekâ kullandığı "token takibi" ile ölçülüp performans notuna yazılıyor.
- Ürettiği şeyin nerede kullanılacağına işçi karar veremiyor: Pentagon'un drone projesi, İsrail ordusunun bulutu, göçmen avlayan ICE.
- İşgücü iki katmanlı. Aynı binada kadrolu mühendisin yanında yarı ücretle çalışan taşeron şoför, aşçı, güvenlikçi, veri etiketçisi ve yapay zekâ değerlendiricisi var.
- Ücretler gizlice baskılanıyor. Apple, Google, Intel ve Adobe birbirlerinin çalışanını almamak için gizli anlaşma yaptı. H-1B vizesi işçiyi işverene bağlıyor.
- Taciz ve ayrımcılık yaşanıyor, şikâyetler de zorunlu tahkimle kapalı kapılar ardında boğuluyor.
- Oyun sektöründe "crunch" denen bitmeyen fazla mesai var.
Ne istediler? Kabaca üç şey:
- Ekmek: ücret, iş güvencesi, mesai sınırı.
- Söz hakkı: işten çıkarmada, yapay zekânın işe sokulmasında, ürünün kime satılacağında.
- Örgüt: sendikanın tanınması ve toplu sözleşme.
Ne aldılar? Bilanço karışık ama okunaklı:
- Kazanılanlar. Google'ın 2018'deki iş bırakması zorunlu tahkimi kaldırttı. Project Maven sözleşmesi yenilenmedi. Kickstarter'da sendika kuruldu; 2025'teki 42 günlük grevle haftada dört gün çalışma ve yapay zekâyla işten çıkarma yasağı sözleşmeye yazıldı. Microsoft'ta ilk ABD toplu sözleşmesi imzalandı ve %13,5 zam alındı. Google'ın arama algoritmasını eğiten 3-5 bin taşeron işçi zam aldı. Pittsburgh'daki taşeronlar Çelik İşçileri Sendikası'yla ilk sözleşmeyi imzaladı. Yemekhane işçileri ve şoförler sendikalaştı.
- Kaybedilenler. Kadrolu beyaz yakada tek bir şirket genelinde tanınmış sendika yok. Alphabet Workers Union 190 bin kişilik şirkette "binden fazla" üyeyle resmî tanınma olmadan çalışıyor. İsrail sözleşmesini protesto eden yaklaşık 50 Google çalışanı kovuldu. 2025'te örgütlenmeye çalışan 200'ü aşkın yapay zekâ değerlendiricisi işten çıkarıldı. Bilgisayar ve matematik mesleklerinde sendikalaşma oranı hâlâ %3,7.
Asıl ders: Kalıcı kazanımlar hep iki yerden geldi: en alt katmandan (taşeron, kalite güvence, şoför, aşçı) ya da kendisini işçi olarak gören beyaz yakadan. Hisse senedine güvenen, "biz ayrıcalıklıyız" diyen kesim ise her kriz dalgasında eli boş kaldı.
Yapay zekâ bu iki kesimi aynı gemiye bindiriyor. Bu yazının tezi şu: Vadi'deki "iyi koşullar" bir ayrıcalık değil, bir yönetim tekniğiydi. Yapay zekâ bu tekniğin bedelini düşürünce koşullar da geri alınıyor. İşçinin elinde kalan tek kalıcı güvence, örgüttür.
Şimdi ayrıntılara geçelim.
Vesile: KQED Ne Anlatıyor?
Ella Jackson'ın yazısı birkaç tanıklık üzerine kurulu.
Google'da ürün yöneticisi olan Joshua Carroll, Tech Workers Coalition'ın (Teknoloji İşçileri Koalisyonu) Körfez Bölgesi örgütleyicilerinden. 2023'e kadar siyaseti işe karıştırmadığını anlatıyor. Kırılma noktası İsrail'in Gazze saldırısında Google ve Amazon teknolojisinin kullanılması oldu. Bugünkü işini de şöyle tarif ediyor: ürün kararı vermekten, yapay zekâ sistemlerine "veri küreklemeye" geçtik.
Google yazılım mühendisi Alex Samburov, Alphabet Workers Union üyesi ve "Googlers Against ICE" kampanyasının öncülerinden. Kampanya Google'ın İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) ve Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ile yaptığı ortaklıklara karşı 1.700 imza topladı. Samburov'un tespiti net: Google yönetimi kullanıcıya da seçmene de yanıt vermiyor, şirketi değiştirecek en büyük kaldıraç işçilerin elinde.
Arizona'da avukat ve CWA (ABD İletişim İşçileri Sendikası) üyesi Jeremy Bernick şunu söylüyor: "70'ler ve 80'lerden beri ilk kez gerçek bir yerinden edilme korkusu var. Sendikalar buna güçlü bir yanıttır."
Yazıdaki rakamlar:
- Stanford'un 2026 AI Index raporuna göre giriş seviyesi yazılımcı istihdamı 2024'ten bu yana %20 düştü. Ankete katılan kurumların üçte biri yeni işten çıkarmalar bekliyor.
- layoffs.fyi verilerine göre 2026, işten çıkarmaların doğrudan yapay zekâya bağlandığı en yoğun yıl. Toplam çıkarma sayısı ise 2023'te daha yüksekti.
- ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'na göre bilgisayar ve matematik mesleklerinde sendikalaşma oranı %3,7. Diğer sektörlerde ortalama %10.
- Wikimedia'nın beyaz yakalı çalışanları Eylül'de sendikalaşma kararı aldı. Blizzard'da CWA ile toplu sözleşme imzalandı. İki kampanyada da yapay zekânın işe sokulması temel kaygılardan biriydi.
- CWA bir yapay zekâ danışma kurulu kurdu ve bir "yapay zekâ pazarlık rehberi" yayımladı.
Yazıda bir de karşı görüş var. Eski Mountain View belediye başkanı Lenny Siegel, yapay zekâ balonu patlamadıkça kitlesel sendikalaşma beklemiyor. Ona göre yüksek ücretli işçi bireysel pazarlığı tercih edecek. H-1B vizesiyle çalışanlar da vizelerini kaybetme korkusuyla seslerini çıkarmayacak.
Yazı iyi bir haber. Ama gazetecilik olarak kalıyor: kimin ne dediğini aktarıyor, işçilerin neden böyle düşündüğünü sormuyor. Biz o soruyu soracağız.
"İyi Koşullar" Ne Demek?
Önce bir yanılgıyı ortadan kaldıralım.
Silikon Vadisi'nin iyi koşulları kendiliğinden ortaya çıkmadı. Bilinçli olarak tasarlandı. Amaç, sendikayı dışarıda tutmaktı.
Tarihçi Margaret O'Mara KQED'e bunu açıkça anlatıyor. Hewlett-Packard 1939'da kurulduğunda kâr paylaşımı ve hisse opsiyonunu sendikaya alternatif olarak geliştirdi. Vadi yönetimi "güçlü biçimde sendika karşıtı"ydı. Sendikanın varlığı kötü yönetimin kanıtı sayılıyordu. Fairchild'ın kurucularından ve Intel'in ortak kurucusu Robert Noyce'a atfedilen bir cümle dönemin ruhunu özetler: "Sendikasız kalmak, şirketlerimizin çoğunun hayatta kalması için şarttır."
Hisse opsiyonu üç işlev gördü:
- Bağlama. Hisse dört yılda hak ediliyor. Erken ayrılan, hak etmediği kısmı kaybediyor. Sektörde buna "altın kelepçe" denir.
- Bireyselleştirme. Her çalışanın hissesi, primi ve zammı ayrı ayrı pazarlık konusu oluyor. Toplu sözleşmenin yerini kişisel pazarlık alıyor.
- İdeoloji. Hisse fiyatı yükseldikçe işçi kendini küçük bir ortak sanıyor. Şirketin çıkarı onun da çıkarı gibi görünüyor.
Marksist literatürde bunun bir adı var: işçi aristokrasisi. Lenin bu kavramı, tekel kârlarından pay alarak sınıfının geri kalanından ayrışan üst işçi katmanı için kullandı. Silikon Vadisi'nin kadrolu mühendisi bu katmanın 21. yüzyıldaki en saf örneklerinden biri oldu. Ayrıcalığı gerçekti. Ama kendisine verilmiş bir ayrıcalıktı, kazanılmış bir hak değildi. Verilen ayrıcalık da geri alınabilir.
2022-2023'teki işten çıkarma dalgası bunu ilk kez açıkça gösterdi. Google Ocak 2023'te 12 bin kişiyi tek bir e-postayla çıkardı. Kimisi kart okuyucuda kartının çalışmadığını görünce öğrendi. "Google ailesi" söylemi o gün bitti.
2026'nın yapay zekâ dalgası bu kez başka bir şeyi gösteriyor: mühendisin kendi emeği de ikame edilebilir. Ayrıcalığın maddi temeli, yani bilgi tekeli, aşınıyor.
Yedi Temel Sorun
Yarım asırlık hikâyeyi anlatmadan önce sorunları başlık başlık sıralayalım. Hikâyenin her döneminde bu sorunlardan birkaçı öne çıktı.
Birincisi: İş güvencesi
ABD'de iş hukukunun temel ilkesi "at-will employment" (keyfî istihdam). İşveren gerekçe göstermeden işçiyi çıkarabilir. Toplu sözleşme yoksa kıdem tazminatı da yok, çıkarma sırasını belirleyen bir kural da yok. Teknoloji sektörü bu hukuk zemininde büyüdü. Şirketler büyürken bu fark edilmedi. Daralmada ise toplu işten çıkarma bir e-posta kadar kolay oldu.
İkincisi: İşin denetimi
Harry Braverman 1974'te yazdığı Emek ve Tekelci Sermaye'de bir süreci tarif etti. Sermaye işin tasarımını (kafa emeği) işin yürütülmesinden (el emeği) ayırır. Tasarımı yönetimde toplar, yürütmeyi parçalayıp vasıfsızlaştırır. Braverman bunu fabrika ve büro için yazmıştı. Bugün aynı şey yazılımın içinde yaşanıyor.
Carroll'ın "veri küreklemek" dediği şey budur. Mühendis artık ürün kararı vermiyor. Modele girdi hazırlayan, çıktısını denetleyen bir ara halkaya dönüşüyor. "Token takibi" ise fabrikadaki kronometrenin dijital karşılığı: kim ne kadar yapay zekâ kullanıyor, kim "yeterince verimli" değil. Biz buna zihinsel Taylorizm diyoruz.
Üçüncüsü: Ürünün kullanımı
Marx 1844 Elyazmaları'nda yabancılaşmayı dört boyutta anlatır. İlki, işçinin emeğinin ürününe yabancılaşmasıdır: ürettiği şey ona ait değildir ve ona karşı bir güç olarak geri döner.
Teknoloji işçisi bunu çok somut biçimde yaşıyor. Yazdığı görüntü tanıma kodu bir drone'un hedef seçmesine yarıyor. Kurduğu bulut altyapısı Filistinlilerin telefon görüşmelerini depoluyor. Geliştirdiği veri platformu ICE'ın göçmen ailelerini bulmasına yardım ediyor. İşçi bunu çoğu zaman haberlerden öğreniyor.
Dördüncüsü: İki katmanlı işgücü
Google'da yıllarca taşeron ve sözleşmeli çalışan sayısı kadrolu çalışan sayısını aştı. Aynı kampüste iki ayrı sınıf yaşıyor:
- Kadrolu mühendis: yüksek maaş, hisse, ücretsiz yemek.
- O yemeği pişiren aşçı, mühendisi eve götüren şoför, binayı koruyan güvenlikçi, arama motorunu ve sohbet robotunu eğiten değerlendirici. Bunlar başka bir şirketin bordrosunda, saatlik ücretle, hissesiz ve güvencesiz.
Bu ikilik bir tesadüf değil, bir yönetim aracıdır. Kadrolu çalışanın ayrıcalığı, alt katmanın ucuzluğuyla finanse ediliyor. Alt katman da kadrolu kesime "siz bizden değilsiniz" mesajını her gün veriyor.
Beşincisi: Gizli ücret baskısı
"Biz bireysel pazarlık yaparız" diyen mühendisin bilmediği bir şey vardı. Patronları kolektif pazarlık yapıyordu.
2005-2009 arasında Apple, Google, Intel, Adobe ve başka şirketler birbirlerinin çalışanlarını işe almamak için gizli anlaşmalar yaptı. Steve Jobs'un Google'a yazdığı e-postalar dava dosyasına girdi. 64 bin mühendis toplu dava açtı. Şirketler 2015'te 415 milyon dolar ödemeyi kabul etti.
Ders basit: işçi bireyken patron örgütlüydü.
H-1B vizesi de aynı işi başka yoldan görüyor. Vize işverene bağlı olduğu için işini kaybeden yabancı mühendisin ülkede kalma hakkı da tehlikeye giriyor. 2025'te getirilen 100 bin dolarlık H-1B harcı bu bağımlılığı derinleştirdi. Siegel'in KQED'deki tespiti doğru: vize sahibi işçi, misillemenin bedelini iki kez öder.
Altıncısı: Taciz, ayrımcılık ve zorunlu tahkim
Teknoloji sektörünün iş sözleşmelerinde yıllarca "zorunlu tahkim" maddesi vardı. İşçi tacize ya da ayrımcılığa uğrarsa mahkemeye gidemiyordu. Şikâyet, şirketin seçtiği hakemin önünde, gizlilik içinde görülüyordu. 2018'de Android'in kurucusu Andy Rubin'in taciz iddialarına rağmen 90 milyon dolarlık tazminatla uğurlandığı ortaya çıkınca bu sistemin kime hizmet ettiği açıkça görüldü.
Yedincisi: Bitmeyen mesai
Oyun sektöründe teslim tarihinden önceki haftalara "crunch" deniyor: haftada 80-100 saat, fazla mesai ücreti çoğu zaman yok. 2004'te bir Electronic Arts çalışanının eşi "EA Spouse" imzasıyla bir mektup yayımlayıp bu düzeni ifşa etti. Mesai davaları açıldı. Ama sektörün yapısı değişmedi ve bugünkü oyun sendikalarının çekirdeğini bu sorun oluşturuyor.
Yarım Asırlık Hikâye: Ne İstediler, Ne Aldılar?
Şimdi tarihe geçiyoruz. Her dönemde üç şeye bakacağız: sorun neydi, ne istendi, ne alındı.
1939–1970: Sendikasız Modelin Kuruluşu
Silikon Vadisi Soğuk Savaş'ın savunma bütçesiyle büyüdü. Askerî elektronik, füze güdüm sistemleri, uzay programı. HP, babacan bir yönetim anlayışıyla kâr paylaşımı ve hisse modelini kurdu. IBM de benzer bir babacanlıkla çalışanlarına ömür boyu iş vaat edip sendikayı dışarıda tuttu.
Bir istisna var ve önemli: telefon sektörü. AT&T'nin Bell sisteminde çalışan telefon işçileri 1930'lardan itibaren örgütlendi. 1947'deki büyük telefon grevinin ardından bu örgütlülük Communications Workers of America'ya (CWA) dönüştü. Bugün Google'dan Microsoft'a, Kickstarter'dan oyun stüdyolarına kadar teknoloji işçilerinin örgütlendiği çatı bu sendika. Yani teknoloji sendikacılığının kökü, Vadi'nin "yeni ekonomi"sinde değil, eski telefon santrallerinde.
- Sorun: Sendikasızlık bir yönetim ideolojisi olarak kuruldu.
- İstek: Bu dönemde beyaz yakada örgütlü bir istek yok. Rıza, ücretle satın alınmış.
- Kazanım: Telefon işçilerinin kurduğu CWA, onlarca yıl sonra teknoloji işçilerine çatı olacak bir örgütsel miras bıraktı.
1970–1990: Fabrika Katı ve Zehir
Vadi'nin adı yarı iletkenden, yani silikondan geliyor. Silikon çipler temiz odalarda üretiliyordu ve bu odalarda çalışanların çoğunluğu mühendis değil, göçmen ve kadın işçilerdi: Meksikalı, Filipinli, Vietnamlı. Ağır kimyasallarla, düşük ücretle, iş güvenliği önlemi olmadan çalışıyorlardı.
National Semiconductor'da teknisyen ve sendika örgütleyicisi olarak çalışmış David Bacon, KQED'e bu fabrikaları "sendikasız kalmanın laboratuvarları" olarak tarif ediyor. Şirketler, gözdağına daha açık gördükleri göçmen ve kadın işçileri bilinçli olarak tercih etti. Örgütleyiciler işten atıldı ve kara listeye alındı.
1975'te Navajo topraklarındaki Shiprock'ta bir Fairchild fabrikası, işten çıkarmalara karşı Amerikan Kızılderili Hareketi (AIM) tarafından bir hafta işgal edildi. Fairchild kısa süre sonra fabrikayı kapattı.
1981'de Fairchild'ın San Jose'deki tesisinden sızan kimyasalların yeraltı suyunu kirlettiği ortaya çıktı. Mahallede düşük vakaları ve doğum kusurları tartışıldı. Bu olay iki örgütün doğmasına yol açtı: 1978'de kurulan Santa Clara İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi (SCCOSH) güçlendi, 1982'de Silicon Valley Toxics Coalition kuruldu. Santa Clara County, ABD'de federal toksik atık temizlik programına (Superfund) en çok alan veren ilçelerden biri oldu.
Sermayenin örgütlenmeye yanıtı ise üretimi Asya'ya taşımak oldu.
1981'de bir başka örgüt kuruldu: Computer Professionals for Social Responsibility (Sosyal Sorumluluk İçin Bilgisayar Profesyonelleri). Pentagon'un "Stratejik Bilgisayar Girişimi"ne ve Reagan'ın "Yıldız Savaşları" programına karşı çıktı. Bugünkü "Maven'a hayır" ve "Nimbus'a hayır" kampanyalarının ilk atasıdır.
- Sorun: Zehirli kimyasallar, düşük ücret, göçmen ve kadın işçiye yönelik gözdağı. Mühendis tarafında askerî projelere katılım.
- İstek: Sendika tanınması, iş güvenliği, toksik madde düzenlemesi. Mühendisler arasında: askerî projeleri reddetme hakkı.
- Kazanım: Fabrika katında sendika kazanılamadı, üretim taşındı. Çevre ve iş sağlığı alanında ise yerel düzenlemeler ve "bilmeye hakkım var" (right-to-know) yasaları kazanıldı. Bu, sendikasız ama örgütlü bir zaferdi.
1990'lar: Geçici İşçiler ve Temizlikçiler
1990'larda iki ayrı mücadele yürüdü.
Birincisi, temizlikçilerin mücadelesiydi. SEIU'nun "Justice for Janitors" (Temizlikçilere Adalet) kampanyası Vadi'ye geldi. Apple'ın binalarını temizleyen taşeron işçileri hedef aldı. Kampanya kampüs önünde eylemler ve kamuoyu baskısıyla yürüdü ve zamanla Vadi'deki büyük teknoloji binalarını temizleyen işçilerin önemli bir kısmı sendikalı sözleşmeye kavuştu.
İkincisi, "kalıcı geçici işçiler"in (permatemps) mücadelesiydi. Microsoft yıllarca yüzlerce kişiyi "geçici" statüde ama kadrolu çalışanlarla yan yana, aynı işte çalıştırdı. Bu kişiler hisse alım planından ve yan haklardan yararlanamıyordu. Açtıkları Vizcaino davası 2000'de 97 milyon dolarlık uzlaşmayla sonuçlandı. Davanın içinden 1998'de, CWA'ya bağlı WashTech (Washington Teknoloji İşçileri Birliği) doğdu.
1990'da yürürlüğe giren göç yasasıyla H-1B sistemi oturdu. Yazılım işi hızla büyürken iş gücü ithalatı da büyüdü.
2001'de dot-com balonu patladı. Yüz binlerce teknoloji işçisi işini kaybetti. Ama örgütlenme dalgası gelmedi. İşçiler krizi bireysel bir talihsizlik olarak yaşadı.
- Sorun: Taşeronlaştırma, geçici statüyle hak gaspı, iş gücü ithalatıyla ücret baskısı.
- İstek: Taşeron temizlikçiler için sendika; geçici işçiler için kadrolu çalışanlarla eşit haklar.
- Kazanım: Temizlikçiler sendikalı sözleşme kazandı. Microsoft'un geçici işçileri tazminat aldı ve şirket geçici işçilik kurallarını değiştirmek zorunda kaldı. Ama 2001 krizi örgütsüzlükle geçiştirildi. Siegel'in "balon patlarsa sendika gelir" beklentisinin 2001'de gerçekleşmediğini unutmayalım: kriz, örgüt yoksa örgüt doğurmaz.
2000'ler: Mesai Davaları ve Gizli Anlaşmalar
2004'teki "EA Spouse" mektubu oyun sektöründeki crunch kültürünü ifşa etti. Electronic Arts'a karşı açılan fazla mesai davaları uzlaşmayla bitti ve bazı çalışanlar fazla mesai ücreti almaya başladı.
Aynı yıllarda, yukarıda anlattığımız gizli işe almama anlaşmaları yürürlükteydi.
- Sorun: Ücretsiz fazla mesai; gizlice baskılanan ücretler.
- İstek: Fazla mesai ücreti; adil rekabet ortamında iş değiştirme özgürlüğü.
- Kazanım: Mesai davalarında tazminat; işe almama davasında 415 milyon dolar. İkisi de mahkeme yoluyla, bireysel davaların toplu davaya dönüştürülmesiyle alındı. Sendika yoktu, sistem de değişmedi.
2014–2017: Alt Katman Ayağa Kalkıyor
Vadi'de ilk kalıcı sendikal kazanımlar kadrolu mühendislerden değil, onlara hizmet edenlerden geldi.
- 2014'te Facebook, Apple, Google ve eBay çalışanlarını taşıyan servis şoförleri Teamsters'a katıldı. Bölünmüş vardiyalar (sabah 3 saat, akşam 3 saat, arada ücretsiz bekleme) ana sorundu.
- 2015'te SEIU, Teamsters ve UNITE HERE gibi sendikalar ile topluluk örgütleri Silicon Valley Rising (Silikon Vadisi Ayağa Kalkıyor) koalisyonunu kurdu. Hedef, teknoloji kampüslerindeki taşeron hizmet işçileriydi.
- 2017'de Facebook'un Menlo Park kampüsündeki yaklaşık 500 yemekhane işçisi UNITE HERE ile sendikalaştı. Aynı yıl güvenlik görevlileri SEIU ile örgütlendi.
- 2014'te, bu mücadelelerle dayanışma için Tech Workers Coalition kuruldu. Kurucuları bir mühendis ve bir yemekhane işçisiydi. Bu ayrıntı önemli: koalisyon en baştan iki katmanı birleştirme fikriyle doğdu.
- 2016'da Trump'ın seçilmesinin ardından binlerce mühendis "Never Again" (Bir Daha Asla) taahhüdünü imzalayıp Müslümanları kayıt altına alacak bir veritabanı kurmayı reddetti.
Bu dönemdeki gelişmelerden biri de Panoptikonun Kapıcısı yazımızda anlattığımız SEIU-USWW güvenlik görevlileri örgütlülüğüdür. O yazıdaki ders burada da geçerli: binayı fiilen kapatabilen tek eylem, işçi eylemidir.
- Sorun: Taşeron hizmet işçilerinin düşük ücreti, bölünmüş vardiya, sağlık sigortasının olmaması. Bu işçiler Vadi'nin pahalı konut piyasasında arabada ya da garajda yaşamak zorunda kalıyordu.
- İstek: Sendika tanınması, ücret artışı, sağlık sigortası, düzenli vardiya.
- Kazanım: Şoförler, aşçılar ve güvenlikçiler sendikalaştı ve toplu sözleşme imzaladı. Google 2019'da tüm taşeronlarına saatlik en az 15 dolar ücret ve sağlık sigortası şartı koymak zorunda kaldı. Vadi'nin ilk gerçek sendikal zaferleri bunlardır.
2018–2020: İçeriden Başkaldırı
2018 bir dönüm noktasıdır. Kadrolu beyaz yaka ilk kez kitlesel olarak sokağa çıktı.
Project Maven. Google'ın Pentagon'la yaptığı bu sözleşme, drone görüntülerinde insanları ve nesneleri ayırt eden bir yapay zekâ geliştirmeyi içeriyordu. 4 binden fazla Google çalışanı "Google savaş işinde olmamalı" diyen mektubu imzaladı. Bir düzine çalışan istifa etti. Haziran 2018'de Google sözleşmeyi yenilemeyeceğini açıkladı ve "Yapay Zekâ İlkeleri"ni yayımladı. Bu ilkelerde silah geliştirmeme taahhüdü vardı.
Dragonfly. Google'ın Çin için sansürlü bir arama motoru geliştirdiği ortaya çıktı. Yüzlerce çalışan protesto etti ve proje askıya alındı.
Google Walkout. 1 Kasım 2018'de dünyanın dört bir yanındaki ofislerde yaklaşık 20 bin Google çalışanı iş bıraktı. Vesile, Andy Rubin'e ödenen 90 milyon dolardı. Beş talep vardı:
- Taciz ve ayrımcılık davalarında zorunlu tahkime son verilmesi
- Ücret ve fırsat eşitsizliğinin giderilmesi
- Taciz raporlarının kamuya açıklanması
- Güvenli ve anonim bir şikâyet süreci
- Çeşitlilik sorumlusunun doğrudan yönetim kuruluna bağlanması ve yönetim kuruluna bir çalışan temsilcisi atanması
Sonuç: Google Şubat 2019'da zorunlu tahkimi tüm çalışanlar için kaldırdı. Facebook, eBay ve Airbnb de benzer adımlar attı. Ama yönetim kurulunda çalışan temsilcisi talebi reddedildi. Walkout'un iki örgütleyicisi, Meredith Whittaker ve Claire Stapleton, sonraki aylarda misillemeye uğradıklarını açıklayıp şirketten ayrıldı.
Diğer şirketler. Microsoft çalışanları ICE sözleşmesine ve ordu için geliştirilen HoloLens başlığına karşı çıktı. Salesforce çalışanları CBP sözleşmesine itiraz etti. 20 Eylül 2019'da binlerce Amazon çalışanı küresel iklim grevine katılıp iş bıraktı. Amazon bir gün önce, 19 Eylül'de, 2040'a kadar karbon nötr olma hedefini içeren "İklim Taahhüdü"nü açıkladı.
Misilleme. Kasım 2019'da Google, şirketin ICE ile ilişkisini sorgulayan ve örgütlenen dört çalışanı işten çıkardı. "Thanksgiving Four" (Şükran Günü Dörtlüsü) olarak anılan bu işçiler için NLRB (ABD Ulusal Çalışma İlişkileri Kurulu) şirkete karşı şikâyet açtı. 2018'de yazılım şirketi Lanetix'te CWA'ya başvuran 14 mühendis topluca işten atıldı. Şirket NLRB önünde uzlaşıp tazminat ödemek zorunda kaldı.
İlk sendikalar.
- 2019'da Pittsburgh'da HCL Technologies üzerinden Google'a çalışan taşeron işçiler United Steelworkers'a (Çelik İşçileri Sendikası) katıldı. 2021'de 65 işçi ilk üç yıllık sözleşmeyi onayladı.
- Şubat 2020'de Kickstarter çalışanları 46'ya 37 oyla sendikalaştı. Bu, büyük bir ABD teknoloji şirketinde kadrolu beyaz yakanın kurduğu ilk sendikaydı.
- Aynı yıl yazılım şirketi Glitch'te CWA'ya bağlı sendika kuruldu. 2021'de sektörde beyaz yaka için ilk toplu sözleşme imzalandı.
- Ocak 2020'de CWA, teknoloji ve oyun işçilerini örgütlemek için CODE-CWA kampanyasını başlattı.
Bu dönemin ne istendiği, ne alındığı:
- Sorun: Ürünün askerî ve baskıcı kullanımı, taciz, zorunlu tahkim, şeffaflık eksikliği.
- İstek: Maven ve Dragonfly'ın iptali, tahkimin kaldırılması, yönetim kurulunda işçi temsili, ICE sözleşmelerinin iptali.
- Kazanım: Maven yenilenmedi, Dragonfly askıya alındı, zorunlu tahkim kalktı, Amazon iklim taahhüdü verdi. Bunlar dönemin en görünür zaferleri. Ama hepsi şirketin tek taraflı kararıyla verildi ve hiçbiri sözleşmeye bağlanmadı. Bu yüzden geri alınabilirdi. Gerçekten de Google Şubat 2025'te Yapay Zekâ İlkeleri'nden silah geliştirmeme taahhüdünü sessizce sildi. Yedi yıl önce kazanılan şey, bir web sayfası güncellemesiyle geri alındı.
Bu dönemin en önemli dersi budur: sözleşmeye yazılmayan kazanım, kazanım değil ödünçtür.
2021–2023: Kurumsallaşma ve İşten Çıkarma Dalgası
Alphabet Workers Union. 4 Ocak 2021'de 200'ü aşkın Google çalışanı CWA'ya bağlı Alphabet Workers Union'ı (AWU) kurduğunu açıkladı. Üye sayısı kısa sürede 800'e yaklaştı. AWU bilinçli olarak NLRB seçimine gitmedi. Bunun yerine bir "azınlık sendikası" ya da "dayanışma sendikası" olarak kuruldu: resmî tanınma ve toplu sözleşme peşinde koşmak yerine, kadrolu ve taşeron fark etmeksizin herkesi üye alıp kampanyalar yürüten bir örgüt.
Bu modelin bir mantığı var. Google'ın kampüslerinde kadrolu çalışanlar ile taşeronlar farklı şirketlerin bordrosunda. NLRB seçimi ancak tek bir işverene karşı yapılabiliyor. AWU iki katmanı ayırmamak için tanınmadan vazgeçti.
AWU'nun somut kazanımları da bu tercihin ürünü:
- Google'ın arama algoritmasını eğiten, Appen'e bağlı RaterLabs'de çalışan 3-5 bin değerlendirici, saatte 10 dolara kadar düşen ücretlerle çalışıyordu. AWU'nun kampanyası sonucunda Ocak 2023'te ücretler saatte 14-14,50 dolara çıktı. Toplamda yaklaşık 10 milyon dolarlık zam.
- Cognizant üzerinden YouTube Music'te çalışan taşeronlar sendikalaştı. NLRB, Google'ın bu işçilerin "ortak işvereni" olduğuna hükmetti. Bu karar, taşeron zincirinde gerçek patronun kim olduğunu hukuken tespit etmesi bakımından önemliydi. Ama Cognizant kısa süre sonra bu işçilerin sözleşmesini sonlandırdı.
Oyun sektörü. 2022'de Activision'a bağlı Raven Software'de kalite güvence (QA) testçileri sendikalaştı. Microsoft, Activision Blizzard'ı satın alma sürecinde rekabet otoritelerinin onayını kolaylaştırmak için Haziran 2022'de CWA ile bir tarafsızlık anlaşması imzaladı: şirket sendikalaşmaya karşı kampanya yürütmeyecekti. Aralık 2022'de ZeniMax'ın yaklaşık 300 QA çalışanı sendikalaştı. Bu, Microsoft'ta ABD'deki ilk sendikaydı.
Burada bir sınıfsal ayrıntıya dikkat edin: tarafsızlık anlaşmasını Microsoft'un vicdanı değil, tekel birleşmesinin onay ihtiyacı getirdi. Sermayenin kendi içindeki çatışma, işçiye bir kapı araladı. İşçiler o kapıdan girdi.
Diğer gelişmeler. 2022'de Amazon Labor Union Staten Island'daki JFK8 deposunda sendika seçimini kazandı. Apple'ın Towson ve Oklahoma City mağazalarında ilk sendikalar kuruldu. New York Times'ın teknoloji çalışanları NewsGuild çatısında örgütlendi ve 2024 seçim gününde greve çıktı.
İşten çıkarma dalgası. 2022'nin sonundan itibaren sektörü toplu işten çıkarmalar sardı. Meta, Amazon, Microsoft, Google... 2023'te toplam 260 bini aşkın teknoloji işçisi işini kaybetti. Bu dalga beyaz yakanın psikolojisini değiştirdi: iş güvencesi artık soyut bir kavram değildi.
- Sorun: Toplu işten çıkarmalar, taşeron ücretlerinin düşüklüğü, oyun sektöründe crunch ve düşük QA ücretleri.
- İstek: İşten çıkarmalarda danışma ve kıdem güvencesi, taşeronlar için ücret artışı ve ortak işveren tanınması, oyun sektöründe sendika tanınması.
- Kazanım: Taşeronlara zam, oyun sektöründe tarafsızlık anlaşması ve sendika tanınması, Kickstarter'da ilk toplu sözleşme (2022, 59 işçi). Ama işten çıkarma dalgası karşısında beyaz yaka hiçbir şirkette toplu bir güvence alamadı. Sendikası olmayan yerde çıkarmalar e-postayla yapıldı.
2024–2025: Siyasetin Sertleşmesi ve İlk Gerçek Sözleşmeler
Nimbus ve Gazze. Google ve Amazon 2021'de İsrail hükümeti ve ordusuyla 1,2 milyar dolarlık "Project Nimbus" bulut sözleşmesini imzalamıştı. No Tech for Apartheid (Apartheid'a Teknoloji Yok) kampanyası bu sözleşmeye karşı örgütlendi. Nisan 2024'te New York ve Sunnyvale ofislerinde oturma eylemleri yapıldı. Google önce 28, ardından 20'yi aşkın çalışanı daha işten çıkardı. Toplam yaklaşık 50 kişi. Bazıları eylemlere katılmamış, yalnızca izlemişti.
Microsoft'ta No Azure for Apartheid kampanyası benzer bir yol izledi. 2025'te şirketin 50. yıl etkinliğini kesen ve başkan Brad Smith'in ofisinde oturma eylemi yapan çalışanlar kovuldu. Eylül 2025'te Microsoft, +972 Magazine ve Guardian'ın soruşturmasının ardından İsrail ordusunun 8200 Birimi'ne verdiği bazı bulut hizmetlerini kesti. Yapay zekâ davranış kuralları üzerine yazdığımız Yapay Zekâda Tasmayı Kim Tutuyor? yazısında bunu şöyle özetlemiştik: bir sözleşmeyi durduran şey bir şirket ilkesi değil, kovulan işçilerin eylemi ve gazetecilerin ifşasıydı.
Yapay zekâ değerlendiricileri. Google'ın Gemini sohbet robotunu ve arama özetlerini eğiten değerlendiriciler, Hitachi'ye ait GlobalLogic gibi taşeron firmalar üzerinden çalışıyordu. Bunların önemli bir kısmı yüksek lisans ya da doktora sahibiydi. GlobalLogic'te saatte 28-32 dolar, alt taşeronlarda aynı iş için 18-22 dolar alıyorlardı. Düşük ücret, güvencesizlik, kaliteyi değil hızı ödüllendiren süre baskısı ve ofise dönüş zorunluluğuna karşı örgütlenmeye başladılar. Ağustos 2025'te 200'ü aşkın değerlendirici işten çıkarıldı. İki işçi NLRB'ye misilleme şikâyeti yaptı. İç belgeler, GlobalLogic'in bu işçilerin yerini alacak yapay zekâ sistemlerini eğittiğini gösteriyordu.
Bu vaka bütün hikâyenin bir özetidir. İşçi makineyi eğitiyor, makine işçinin yerini alıyor, işçi örgütlenince kapı dışarı ediliyor. Kristalleşmiş Emeğin İsyanı bildirimizde "genel zekânın gaspı" dediğimiz süreç tam olarak budur.
İlk gerçek sözleşmeler. Aynı dönem, sendikalı olunan yerlerde sözleşmenin neler kazandırabildiğini de gösterdi:
- ZeniMax (Microsoft). Yaklaşık 300 QA testçisi iki yıllık müzakerenin ardından Haziran 2025'te Microsoft'un ABD'deki ilk toplu sözleşmesini imzaladı. Herkese %13,5 zam. Yapay zekânın kullanımına ilişkin önceden yapılan anlaşma da sözleşmeye eklendi. CWA çatısında artık 2 binden fazla Microsoft oyun çalışanı var.
- World of Warcraft ve Blizzard. 2024'te World of Warcraft geliştiricileri, yaklaşık 500 kişiyle şirketin en büyük sendikalarından birini kurdu. Diğer Blizzard ekipleri onu izledi. KQED'in haberine göre Blizzard işçileri 2026'da CWA ile toplu sözleşmeyi onayladı.
- United Videogame Workers-CWA. Mart 2025'te kuruldu. İşyeri seçimi beklemeden bireysel üyeliğe açık, sektör çapında bir sendika.
- Kickstarter'ın ikinci sözleşmesi. İlk sözleşme Temmuz 2025'te sona erdi. Yönetim, 2022'den beri uygulanan haftada dört gün (32 saat) çalışmayı geri alma hakkı ve ücret tabanı konusunda direnince Kickstarter United (OPEIU Local 153) 2 Ekim 2025'te greve çıktı. 42 gün süren uzaktan grevin ardından şunlar kazanıldı:
- Haftada dört gün çalışma sözleşmeye yazıldı. Beş güne geçici dönüş ancak gerekçeli, önceden bildirimli ve süreli olur.
- Ücret tabanı hayat pahalılığına bağlandı. En düşük ücretli işçiler için ortalama %6 artış ve 6 bin dolar tek seferlik ödeme alındı.
- Kickstarter hiçbir pozisyonu yapay zekâyla ikame edemeyecek. Yapay zekâ bir işi değiştirirse yönetim çalışanla birlikte çalışmak zorunda.
- Kadrolu çalışanların yerine taşeron getirilmesine karşı güçlü koruma.
Kickstarter grevi, ABD teknoloji sektöründe yapay zekâya karşı toplu sözleşmeyle kazanılmış en açık güvencelerden biridir. Küçük bir şirkette, küçük bir işçi grubunun kazanımı. Ama gösterdiği şey büyük: yapay zekâya karşı en somut güvence bir şirket ilkesinden değil, bir grevden çıktı.
Devletin tavrı. Trump yönetimi Ocak 2025'te NLRB üyesi Gwynne Wilcox'u görevden alarak kurulun toplantı yeter sayısını uzun süre ortadan kaldırdı. İşçinin misilleme şikâyetinin karara bağlanacağı kurum fiilen felç edildi. Aralık 2025'te çıkarılan başkanlık kararnamesi, eyaletlerin yapay zekâyı düzenleme yetkisini sınırladı. KQED'in de hatırlattığı gibi teknoloji sektörü bu kararname için lobi yapmıştı. Eylül 2025'te getirilen 100 bin dolarlık H-1B harcı yabancı işçinin bağımlılığını artırdı.
- Sorun: Ürünün savaşta ve göç rejiminde kullanımı, yapay zekâyla ikame, taşeron değerlendiricilerin güvencesizliği, devletin iş hukuku kurumlarını felç etmesi.
- İstek: Nimbus ve ICE sözleşmelerinin iptali, sendika tanınması, yapay zekâyla ikame yasağı, ücret tabanı, haftada dört gün.
- Kazanım: Sendikalı yerlerde gerçek sözleşmeler (ZeniMax, Kickstarter, Blizzard). Microsoft'un 8200 Birimi hizmetini kısmen kesmesi. Sendikasız yerlerde ise ağır yenilgi: Nimbus sürüyor, protestocular kovuldu, değerlendiriciler çıkarıldı, silah taahhüdü silindi.
2026: Bugün Neredeyiz?
KQED yazısının anlattığı tablo, bu yarım asırlık hikâyenin bugünkü kesiti:
- Yapay zekâya bağlanan işten çıkarmalar rekor düzeyde.
- "Token takibi" ve yapay zekâ kullanım zorunluluğu yayılıyor.
- Anthropic ve Google'dan bazı çalışanlar, şirketlerinin yapay zekâyı denetleyemeyeceği kaygısıyla istifa etti. Coxon'un istifası üzerine yazdığımız gibi istifa bir "çıkış"tır, "ses" değil.
- Googlers Against ICE 1.700 imzaya ulaştı ve AWU tarafından desteklendi.
- Wikimedia'da sendikalaşma kararı alındı, Blizzard'da toplu sözleşme imzalandı.
- CWA yapay zekâ pazarlık rehberini yayımladı.
Bilanço Tablosu
Yarım asrı tek tabloda toplayalım.
| Mücadele | Ne istediler | Ne aldılar |
|---|---|---|
| Yarı iletken fabrikaları (1970-80'ler) | Sendika, iş güvenliği | Sendika yok; çevre ve iş sağlığı düzenlemeleri var |
| Justice for Janitors (1990'lar) | Taşeron temizlikçiye sendika | Sendikalı sözleşme |
| Microsoft geçici işçileri (1990'lar) | Kadroluyla eşit hak | 97 milyon dolar tazminat, kural değişikliği |
| İşe almama davası (2010'lar) | Gizli ücret baskısına son | 415 milyon dolar tazminat |
| Şoför, aşçı, güvenlikçi (2014-17) | Sendika, ücret, sigorta | Sendika ve sözleşme; 15 dolar taban |
| Project Maven (2018) | Askerî sözleşmenin iptali | Yenilenmedi; ilke 2025'te silindi |
| Google Walkout (2018) | Tahkimin kaldırılması, yönetimde işçi temsili | Tahkim kalktı; temsil reddedildi |
| HCL Pittsburgh (2019-21) | Taşerona sendika | İlk üç yıllık sözleşme |
| Kickstarter (2020-22) | Sendika tanınması | Tanınma ve ilk sözleşme |
| Appen değerlendiricileri (2022-23) | Ücret artışı | 3-5 bin işçiye zam |
| ZeniMax QA (2022-25) | Sendika, ücret, yapay zekâ güvencesi | Microsoft'un ilk ABD sözleşmesi, %13,5 zam |
| Nimbus protestoları (2024) | İsrail sözleşmesinin iptali | Yaklaşık 50 kişi kovuldu, sözleşme sürüyor |
| GlobalLogic değerlendiricileri (2025) | Ücret, güvence, örgütlenme hakkı | 200'ü aşkın kişi çıkarıldı |
| Kickstarter grevi (2025) | Haftada dört gün, ücret tabanı, yapay zekâ güvencesi | Üçü de sözleşmeye yazıldı |
Tabloyu dikkatli okuyun. Kazanımla biten satırların neredeyse hepsinde ya bir sendika ya da bir toplu dava var. Yenilgiyle biten satırların neredeyse hepsinde örgüt ya yok ya da tanınmamış.
Kim Kazandı, Kim Kaybetti? Dört Örüntü
Birinci örüntü: Alt katman kazandı
Vadi'de ilk ve en kalıcı sendikal zaferleri temizlikçiler, şoförler, aşçılar, güvenlikçiler, taşeron testçiler kazandı. Bunun nedeni basit: bu işçiler kendilerini hiçbir zaman "ortak" sanmadı. Hisseleri yoktu, kaybedecek ayrıcalıkları da yoktu. Kendilerini işçi olarak gördüler ve işçi gibi örgütlendiler.
İkinci örüntü: Lütufla verilen, lütufla geri alındı
Maven yenilenmedi, Google silah geliştirmeme ilkesi yayımladı. Yedi yıl sonra ilke silindi. Zorunlu tahkim kalktı ama yönetim kurulunda işçi temsili verilmedi. Şirketin tek taraflı kararıyla verilen her şey, şirketin tek taraflı kararıyla geri alınabilir. Sözleşme bu yüzden sendikanın kalbidir: kazanımı patronun iyi niyetinden alıp hukuki bir yükümlülüğe dönüştürür.
Üçüncü örüntü: Siyasi talep ekonomik örgüt olmadan korunamıyor
Carroll'ın KQED'deki gözlemi bu örüntünün özeti. İşten çıkarmalar arttıkça siyasi örgütlenme zorlaşıyor, çünkü işini kaybetmekten korkan işçi Gazze ya da ICE hakkında konuşamaz.
Nimbus'a karşı eylem yapan 50 kişinin hiçbirinin iş güvencesi yoktu. Kickstarter'daki işçilerin ise vardı ve 42 gün grev yapabildiler.
Marksist gelenekte bu, ekonomik ve siyasal mücadele ilişkisi olarak tartışılır. Biri ötekinin yerine geçmez. Ama ekonomik örgüt olmadan siyasal talep havada kalır. İş güvencesi, siyasi sözün maddi ön koşuludur.
Dördüncü örüntü: Kriz tek başına örgüt doğurmuyor
2001'de dot-com balonu patladı, yüz binlerce kişi işsiz kaldı, örgüt doğmadı. 2023'te 260 bin kişi işini kaybetti, kitlesel sendikalaşma gelmedi. Siegel'in "balon patlarsa sendika gelir" tezinin zayıf noktası budur.
Kriz bir fırsattır, ama yalnızca onu karşılayacak bir örgütlü çekirdek varsa. Tech Workers Coalition'ın, AWU'nun, CODE-CWA'nın bugün yaptığı şey bu çekirdeği kurmak. Balon patladığında işçilerin bireysel talihsizlik yerine ortak bir mücadele görmesi, o çekirdeğin varlığına bağlı.
Yapay Zekâ Neyi Değiştiriyor?
Şimdi baştaki soruya dönebiliriz: iyi koşullarda çalışan bir işçi neden sendika ister?
Ayrıcalığın maddi temeli aşınıyor
Mühendisin yüksek ücreti, bir bilgi tekeline dayanıyordu: kod yazmak, sistem tasarlamak az sayıda insanın bildiği bir işti. Yapay zekâ, milyonlarca programcının ortak emeğinden (açık kaynak kod, forumlar, belgeler) öğrenerek bu tekeli kırıyor. Ama kırılan tekel işçiye değil, modelin sahibine geçiyor.
Marx'ın Grundrisse'teki "Makineler Üzerine Parça"da anlattığı şey tam olarak bu: toplumun genel zekâsı (general intellect) makineye aktarılır ve sermayenin malı olur. Biz bu süreci Bilişim Emekçisinin El Kılavuzu'nda ve İllüzyonun Yırtılışı yazısında ayrıntılı tartışmıştık.
Yedek ordu kafa emeğine geldi
Giriş seviyesi istihdamdaki %20'lik düşüş, yeni mezunları sektörün kapısında bekleyen bir yedek iş gücü ordusuna dönüştürüyor. Marx'ın "yedek sanayi ordusu" kavramı, işsizlerin çalışanların ücretini aşağı çektiğini anlatır. Bu ordu artık fabrika kapısında değil, LinkedIn'de bekliyor.
İki katman aynı gemiye biniyor
İşte en önemli değişiklik bu. Dün kadrolu mühendis ile taşeron değerlendirici farklı dünyalarda yaşıyordu. Bugün ikisi de aynı makinenin karşısında. Değerlendirici makineyi eğitiyor ve işinden oluyor. Mühendis makineye veri küreklemeye başlıyor ve işinden olmaktan korkuyor.
Yabancılaşmanın iki yüzü birleşiyor:
- Üründen yabancılaşma: "Yaptığım şey nerede kullanılıyor?" (Maven, Nimbus, ICE)
- Süreçten yabancılaşma: "İşimi nasıl yapıyorum, kim ölçüyor?" (Token takibi, veri küreklemek)
Bu iki soru tek bir yanıta çıkıyor: kararlar yönetim kurulunda alınıyor ve işçinin elinde örgütten başka kaldıraç yok.
İki dil, iki dünya
| Şirketin dili | Sınıfın yanıtı |
|---|---|
| "Biz bir aileyiz." | Aile üyesi e-postayla kapı dışarı edilmez. |
| "Hisse senediniz var, siz de ortaksınız." | Ortak, işten çıkarma kararına katılır. Siz katılabiliyor musunuz? |
| "Yapay zekâ sizi güçlendirecek." | Güçlendirmek, kazanılan zamanın işçiye kalmasıdır. Kime kalıyor? |
| "Bireysel pazarlık sizin lehinize." | Patronlarınız sizinle işe almama anlaşmasıyla pazarlık etti. |
| "Sendika kötü yönetimin işaretidir." | Sendika, iyi yönetimin patronun lütfuna bırakılamayacağının işaretidir. |
| "Siyaseti işe karıştırmayın." | Pentagon sözleşmesini imzalayan siyaseti işe karıştırmış olmuyor mu? |
| "Token kullanımınız performansınızı gösterir." | Kronometre de işçinin hızını gösteriyordu. |
| "Yapay zekâ ilkelerimiz var." | Sözleşmeye yazılmayan ilke, bir sonraki güncellemeye kadar geçerlidir. |
KQED Yazısının Eksikleri
Haber iyi ve olgular doğru. Ama dört yerde eksik kalıyor.
Taşeron katman görünmüyor. Yazı yalnızca kadrolu beyaz yakaya bakıyor. Oysa Vadi'deki sendikal zaferlerin çoğu taşeron katmanda kazanıldı. AWU'nun bugünkü gücü de iki katmanı birden örgütlemesinden geliyor. Bu katmanı anlatmamak, hikâyenin yarısını anlatmamaktır.
Patronların örgütlülüğü anılmıyor. "Teknoloji işçileri bireysel pazarlığı tercih etti" anlatısı, patronların gizlice kolektif hareket ettiği gerçeği anılmadan eksik kalıyor. 415 milyon dolarlık dava bu anlatının en güçlü karşı kanıtıdır.
Lütuf ile sözleşme ayrımı yapılmıyor. Yazı Maven'ı bir zafer olarak anıyor ama Google'ın 2025'te silah taahhüdünü silmesinden bahsetmiyor. Oysa bu, hikâyenin en öğretici dönemecidir.
Kickstarter grevi yok. ABD teknoloji sektöründe yapay zekâya karşı toplu sözleşmeyle kazanılmış en somut güvence, KQED'in sorusuna en doğrudan yanıttı. Yazıda geçmiyor.
Türkiye'den Bakınca
Bu hikâye bize uzak değil.
Türkiye'de bilişim işçisinin önündeki ilk engel hukuki. Bilişim, ayrı bir işkolu olarak tanınmıyor. Yazılımcı, ağ uzmanı, veri analisti, içerik moderatörü çoğunlukla 10 numaralı "Ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar" işkoluna sıkıştırılıyor ya da başka işkollarına dağılıyor. %1 işkolu barajı da örgütlenmeyi fiilen imkânsız kılıyor. Bunu Bilişim Emekçisinin El Kılavuzu'nda ayrıntılı anlatmıştık.
İkinci engel ideolojik ve Vadi'dekiyle aynı: "Biz beyaz yakalıyız, sendika bize göre değil." Türkiye'de beyaz yaka hisse senedi almıyor belki, ama "kariyer", "performans primi", "yan haklar" diliyle aynı bireyselleştirmeyi yaşıyor.
Üçüncü engel ise iki katmanlı işgücü. Bizde de bir yazılım şirketinin kadrolu mühendisi ile o şirketin uygulamasıyla çalışan kurye farklı dünyalarda yaşıyor. Ama aynı algoritmanın iki ucundalar.
Vadi'nin yarım asırlık deneyiminden bir bilişim sendikası için çıkarılabilecek dersler şunlar:
- Taşeronla kadroluyu ayırmayın. AWU'nun modeli bunun için önemli. Tanınma uğruna iki katmanı bölmek, örgütü baştan zayıflatır.
- Lütfu sözleşmeye çevirin. İşverenin verdiği her iyileştirme, sözleşme masasında bir maddeye dönüşmedikçe geri alınabilir.
- Yapay zekâyı masaya getirin. Kickstarter'ın "yapay zekâyla ikame yok" maddesi ve CWA'nın pazarlık rehberi, toplu sözleşmeye yazılabilecek somut örnekler sunuyor.
- Siyasi soruyu ekonomik örgütle taşıyın. "Ürünümüz nerede kullanılıyor?" sorusu, iş güvencesi olan işçinin sorabileceği bir sorudur.
- Krizi beklemeyin. Kriz, örgüt yoksa örgüt doğurmaz. Çekirdek bugün kurulmalı.
Somut Görevler
Sevgili genç yoldaşlar, bu hikâye okunup geçilmek için anlatılmadı.
- Kendi iş sözleşmenizi okuyun. Tahkim maddesi var mı? Rekabet yasağı var mı? Fikrî mülkiyet maddesi neleri kapsıyor? Bilmediğiniz şeye itiraz edemezsiniz.
- İşyerinizdeki iki katmanı görün. Sizinle aynı binada, aynı projede başka bir şirketin bordrosundan çalışan kim var? Onlarla konuşun.
- Yapay zekâ kullanımının nasıl ölçüldüğünü sorun. Token takibi, ekran izleme, verimlilik puanı. Neyin ölçüldüğünü, verinin nerede tutulduğunu, performans değerlendirmesine nasıl girdiğini öğrenin. KVKK yazılarımız bu konuda haklarınızı anlatıyor.
- "Ürünümüz nerede kullanılıyor?" sorusunu sorun. Kimin için kod yazdığınızı bilmek hakkınızdır.
- Kazanımı yazıya dökün. İşvereniniz bir iyileştirme yaparsa (uzaktan çalışma, esnek saat, eğitim bütçesi), bunun yazılı bir belgeye ve tercihen toplu bir metne dönüşmesini isteyin.
- Örgütlenmenin hukukunu öğrenin. Carroll KQED'e, misillemenin yasa dışı olduğunu insanlara sürekli anlatmak zorunda kaldığını söylüyor. Türkiye'de de sendikal nedenle işten çıkarmanın hukuki sonuçlarını bilen çok az bilişim işçisi var.
- Dünyadaki örnekleri takip edin. CWA'nın yapay zekâ pazarlık rehberini, Kickstarter sözleşmesini, ZeniMax'ın yapay zekâ anlaşmasını okuyun. Hazır maddeler var, yeniden icat etmeye gerek yok.
- Bu yazıyı tartışın. Ekip arkadaşlarınızla, yemek arasında. Örgüt bir konuşmayla başlar.
Kelepçe ve Zincir
Silikon Vadisi'nde işçiye yarım asır boyunca bir altın kelepçe takıldı. Hisse senedi, prim, ücretsiz yemek, "aile" söylemi. Kelepçe altındandı ama yine de kelepçeydi.
Şimdi yapay zekâ o kelepçenin altın kaplamasını kazıyor. Altından çıkan şey, Marx ile Engels'in Manifesto'da söz ettiği zincir: işçinin kaybedecek tek şeyi.
Vadi'nin tarihine bakınca şunu görüyoruz: işçiler istediklerinin bir kısmını aldılar. Aldıklarının bir kısmını kaybettiler. Kalıcı olarak ellerinde kalanlar ise yalnızca örgütle ve sözleşmeyle kazandıklarıydı. Temizlikçinin sendikası duruyor. Kickstarter'ın dört günlük haftası duruyor. Google'ın silah taahhüdü ise silindi.
Yarım asırlık bilançonun tek cümlelik özeti budur: Kalıcı olan, kazanılan haktır. Verilen ayrıcalık geri alınabilir.
Ve bir not: Bu hikâyede kazananların hiçbiri kahraman değildi. Temizlikçiler, şoförler, testçiler, birkaç düzine Kickstarter çalışanı. Sıradan insanlar. Ortak noktaları, bir gün masaya oturup "bunu birlikte yapalım" demeleriydi.
Siz de bir gün o masaya oturacaksınız.
Kaynaklar
Vesile
Ücret baskısı ve işe almama anlaşmaları
- Insurance Journal, "Judge OKs $415M Settlement in Worker Suit Against Silicon Valley Giants", Eylül 2015
- AppleInsider, "Apple, Google agree to pay $415M to settle no-poach class action suit", Ocak 2015
Taşeron hizmet işçileri
- The Stand, "Facebook cafeteria workers unite in Seattle, Menlo Park", Ağustos 2017
- The Nation, "500 Workers Staffing Facebook's Cafeteria Just Voted to Unionize"
Google Walkout ve zorunlu tahkim
- Wikipedia, "2018 Google walkouts"
- NBC News, "After employee protests, Google ends policy that forced employee complaints behind closed doors", Şubat 2019
Taşeron teknoloji işçilerinin sendikaları
- TechCrunch, "Pittsburgh Google contractors ratify deal with HCL", Temmuz 2021
- USW, "USW Tech Workers Ratify Historic First Contract at HCL"
- CODE-CWA, "Thousands of Alphabet Contract Workers Secure Historic Pay Raise"
- KQED, "Google's 'Ghost Workers' Demand to Be Seen", Mart 2023
Kickstarter
- LaborPress, "Kickstarter Workers Ratify First Contract", Haziran 2022
- BoardGameWire, "Kickstarter workers celebrate end to 42-day strike after securing four-day workweek, minimum salary, AI protections", Kasım 2025
- Columbia News Service, "Kickstarter Employees Launch Historic Remote Strike", Ekim 2025
Oyun sektörü
- TechCrunch, "Video game union announces first contract with Microsoft", Haziran 2025
- Aftermath, ZeniMax sendika sözleşmesi
Nimbus ve yapay zekâ değerlendiricileri
- Times of Israel, "Google fires more workers for 'disruptive' protests over contract with Israel", 2024
- Allwork.Space, "Hundreds of Google AI workers fired as company clamps down on organizing", Eylül 2025
- Fortune, "Alphabet AI workers illegally silenced over pay complaint, complaint alleges", Şubat 2025
Kuramsal çerçeve
- Karl Marx, 1844 Ekonomik ve Felsefi Elyazmaları (yabancılaşmış emek)
- Karl Marx, Grundrisse, "Makineler Üzerine Parça" (genel zekâ)
- Karl Marx, Kapital I. Cilt, 23. Bölüm (yedek sanayi ordusu)
- V. İ. Lenin, Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması (işçi aristokrasisi)
- Harry Braverman, Emek ve Tekelci Sermaye (1974)
- Margaret O'Mara, The Code: Silicon Valley and the Remaking of America (2019)
Bağlantılı yazılarımız
- Bilişim Emekçisinin El Kılavuzu
- Kristalleşmiş Emeğin İsyanı: 20. Karaburun Bilim Kongresi'ne Çağrı
- İllüzyonun Yırtılışı
- İstifanın Sınıfı
- Panoptikonun Kapıcısı
- GİG Ekonomisi Dosyası
- Palantir Manifestosu
- Sosyalist Yapay Zekâ Manifestosu
- Tüm yapay zekâ yazıları: bilgimusterekleri.org/tag/yapayzeka/
Bu yazı Bilgi Müşterekleri'nde CC BY-SA lisansıyla yayımlanmıştır. Çoğaltın, değiştirin, yayın.







