Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaKılavuzlarPopüler İçeriklerİletişim

Bir Litre Mazotun Sınıfı

Yüz Lira Kimin İçin Ucuz ve Şimşek'in Avrupa Kıyaslamasının Anatomisi

Yazar: Oğuz Demirkapı
Bir Litre Mazotun Sınıfı

Yüz Lira Kimin İçin Ucuz? Şimşek'in Avrupa Kıyaslamasının Anatomisi ve Bir Litre Mazotun Sınıfı

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Bu cümleye iyi bakın:

"Avrupa'da 1 litre motorin 150 liranın altında değil. Bizde 100 lira civarında. Gerçekten vergiden feragat ettik."

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bunu 16 Eylül 2026'da, motorinin litresi tarihinde ilk kez üç haneye dayanmışken söyledi. Ertesi sabah, 17 Eylül'de, İstanbul Avrupa yakasında tabela 100,40 lirayı gösterdi. Cümle, bir savunma cümlesidir. Bir fiyatı savunmak için başka bir fiyatı gösterir. Ve tam da bu yüzden okunmaya değer: neyi gösterdiğinden çok neyi göstermediğiyle.

Bu yazıda üç soru soracağız:

  1. Bir litre mazotun fiyatını kim, nasıl belirler? Dünyada ve Türkiye'de.
  2. Bu ayki zamların gerçek nedenleri nedir? Rakamlarla, kalem kalem.
  3. "Ucuz" kimin için ucuzdur? Fiyatı ücrete, ücreti saate çevirdiğimizde ne görürüz?

Sevgili Genç Yoldaşlar, bir bakanın kıyaslaması bir aritmetik değil, bir çerçevedir. Çerçeveyi kabul ederseniz tartışmayı kaybedersiniz; "Avrupa'da 150, bizde 100" dendiğinde "hayır 130" diye yanıt vermek, tartışmanın pompanın tabelasında kalmasına razı olmaktır. Bizim işimiz tabelayı ücrete, ücreti çalışma saatine, çalışma saatini de mülkiyete bağlamaktır. Bu yazı bunun için var.


Ne Söylendi: Cümlenin Sökümü

Bakan Şimşek'in 16 Eylül'deki canlı yayın açıklamasının, akaryakıtla ilgili bölümü dört iddiadan oluşuyor (Son Dakika, Turkish Post, Yeni Akit):

  • Avrupa'da motorin 150 liranın altında değil, Türkiye'de 100 lira civarında.
  • Fiyat yalnızca ham petrolle belirlenmiyor; küresel arz sıkışıklığı, rafineri kesintileri ve taşımacılık sorunları da etkili.
  • Devlet motorinde maktu ÖTV'den vazgeçerek ("eşel mobil") artışın bir bölümünü bütçeden karşıladı; bu "ciddi miktarda kamu gelirinden feragat" demek.
  • Bu uygulama 2027'de devam etmeyecek; yıl sonuna kadar kısmen sürecek.

Aynı konuşmada bakan, bütçe açığının hedefin altında kaldığını (millî gelirin yüzde 3,1'i, hedef yüzde 3,5), vergi gelirlerinin millî gelire oranının 2023'ten bu yana yüzde 20,5'ten yüzde 24,5-25'e çıktığını ve gelir vergisi mükellefi sayısının 3,8 milyondan 5,5 milyona yükseldiğini de söyledi. Bu üç rakamı bir kenara not edin; yazının sonunda geri döneceğiz. Çünkü "vergiden feragat ettik" cümlesinin hemen yanında "vergi yükünü dört puan artırdık" cümlesi duruyor ve ikisi aynı ağızdan çıkıyor.

Cümlede dikkat edilecek üç şey var.

Birincisi, öznenin seçimi. "Avrupa'da 150, bizde 100." Karşılaştırılan iki _tabela_dır. Tabelanın önünde duran iki insan yok. Oysa fiyat, tek başına bir büyüklük değildir; fiyat bir orandır — bir şeyin, onu alacak olanın gelirine oranı. Bir litre mazotun 100 lira olması, ancak "100 lira kimin kaç dakikasıdır" sorusuyla anlam kazanır. Bakan bu soruyu sormuyor.

İkincisi, "feragat" kelimesi. Feragat, sahip olduğun bir şeyden vazgeçmektir. Devlet motorinin litresinden 13,90 lira ÖTV almaya hakkı olduğunu, bundan geçici olarak vazgeçtiğini söylüyor. Bu, verginin bir doğa yasası gibi sunulmasıdır. Oysa maktu ÖTV'nin tutarı bir Cumhurbaşkanı Kararı'yla belirlenir; 2026'da üç kez değişti. "Feragat" değil, tercih söz konusudur ve tercihler kimin lehine yapıldıklarıyla değerlendirilir.

Üçüncüsü, zamanlama. Cümle, motorin 100 liraya dayandığı gün söylendi. Fiyat 80 liradayken Avrupa kıyaslaması yapılmıyordu. Kıyaslama, artışın kendisini değil, artışa verilecek tepkiyi yönetmek için üretildi. Buna "beklenti yönetimi" deniyor; biz sınıf diliyle rıza üretimi diyoruz.

Şimdi çerçeveyi kırıp işin aslına geçelim.


Bir Litre Mazot Nasıl Fiyatlanır: Dünya Düzeni

Akaryakıt fiyatı, tek bir yerde belirlenmez; dört katmanlı bir zincirin ucunda oluşur. Katmanları bilmeden zamları okuyamazsınız.

Birinci katman: ham petrol

Dünyada günde yaklaşık 100 milyon varil ham petrol tüketilir. Fiyatı, fiziksel piyasadan çok vadeli işlem piyasalarında oluşur: Londra'da Brent, New York'ta WTI. Brent, Kuzey Denizi'nden çıkan bir petrol karışımının adıdır ama bugün dünya ham petrol ticaretinin büyük bölümüne referans olur. Bir varil Brent'in fiyatı, o günkü arz-talep dengesinden çok, gelecekteki arz-talep beklentisinin fiyatıdır. Bu yüzden bir tanker saldırısı, fiziksel tek bir varil eksilmeden fiyatı yüzde üç yükseltebilir. 9 Eylül 2026'da Brent'in 100 doları aşması tam olarak böyle oldu (Tanyeri Haber).

Ham petrol arzının belirleyici aktörü OPEC+ (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve Rusya'nın başını çektiği ortakları) kartelidir. Kartel, üretim kotalarıyla fiyatı yönetir. Öbür tarafta ABD kaya petrolü, arzın esnek ucudur. Bir de "stratejik rezervler" var: ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi, 2022'de fiyatı düşürmek için tarihinin en büyük satışını yaptı. Yani ham petrol fiyatı bir "piyasa" fiyatı gibi görünür ama iki tarafında da devletler ve karteller durur.

İkinci katman: rafineri ve ürün fiyatı

Ham petrol yakılmaz; rafineride benzine, motorine, jet yakıtına, fuel oil'e ayrıştırılır. Her ürünün kendi piyasası ve kendi fiyatı vardır. Motorin ile ham petrol arasındaki fark, "crack spread" (rafineri marjı) denen büyüklüktür ve ham petrolden bağımsız olarak dalgalanır. Avrupa, motorin açısından net ithalatçıdır: kendi rafinerileri Avrupa'nın motorin ihtiyacını karşılamaz, fark Orta Doğu, Hindistan ve ABD'den ithal edilir. Bu yüzden Orta Doğu'daki bir rafineri yangını Avrupa'da motorinin benzinden daha hızlı pahalanmasına yol açar. Bu ayki tabloda motorinin benzinden 20 lira pahalı olmasının ardında bu var; Avrupa'da da motorin (2,03 avro) benzinden (1,91 avro) pahalı (fuel-prices.eu, 7 Eylül haftası).

Ürün fiyatları için de referanslar vardır: Platts (S&P Global) adlı şirketin her gün yayımladığı "CIF Akdeniz" ve "CIF Kuzeybatı Avrupa" değerlendirmeleri. Bir ülkenin rafinerisi ürünü kendi üretse bile, satış fiyatını bu uluslararası referansa göre koyar. Buna "ithal paritesi" fiyatlama denir ve şu anlama gelir: Türkiye'de Tüpraş'ın rafinerisinde üretilen motorin, sanki İtalya'dan ithal edilmiş gibi fiyatlanır. Yerli üretim, yerli fiyat demek değildir.

Üçüncü katman: dağıtım ve perakende

Rafineriden çıkan ürün, dağıtım şirketine (depo, nakliye, marka, kâr) ve bayiye (istasyon, personel, kâr) geçer. Bu katmanın payı ülkeden ülkeye litre başına birkaç sent ile birkaç on sent arasında değişir. Katmanın kim tarafından denetlendiği önemlidir; Türkiye'de EPDK dağıtıcı ve bayi marjlarına tavan koyabilir, ama koymayı çoğu zaman tercih etmez.

Dördüncü katman: vergi

Pompadaki fiyatın en büyük belirleyicisi çoğu ülkede vergidir. İki tür vergi vardır: litre başına sabit maktu vergi (Almanya'da Energiesteuer, Fransa'da TICPE, Türkiye'de ÖTV) ve fiyat üstüne oransal katma değer vergisi (KDV). Almanya'da bir litre motorinin yaklaşık yüzde 43'ü, Fransa'da yaklaşık yüzde 45'i vergidir. Bu vergilerin yüksek olmasının resmî gerekçesi karayolu altyapısı ve iklim politikasıdır; sınıfsal gerçeği ise şudur: tüketim vergisi, gelir vergisinden daha kolay toplanır ve toplanırken kimden alındığı görünmez.

Dünya nasıl yönetiyor: dört model

Fiyat oluşumunun bu dört katmanı her ülkede vardır; ülkeler, devletin hangi katmana nasıl müdahale ettiğiyle ayrılır.

ModelNasıl işlerÖrneklerKimi korur
Serbest fiyat + yüksek maktu vergiPompa fiyatı uluslararası ürün fiyatını günlük izler; vergi sabit ve yüksek; devlet kriz anında geçici indirim yapar (Almanya 2022 "Tankrabatt", Fransa/İspanya 2022 litre başına 20-30 sent iade)AB ülkelerinin çoğu, İngiltereBütçeyi; kriz anında geçici olarak tüketiciyi
Serbest fiyat + düşük vergiFiyat dalgalanmasını doğrudan tüketici taşır; vergi düşük olduğu için pompa fiyatı dünya ortalamasının altındaABDOtomobil sahibi tüketiciyi; petrol şirketlerini
Sübvansiyonlu sabit fiyatDevlet iç fiyatı dünya fiyatının altında sabitler, farkı bütçeden ya da millî petrol şirketinden karşılarKörfez ülkeleri, İran, Venezuela, Cezayir, kısmen Endonezya-MalezyaRejimin toplumsal tabanını; sanayi ve ulaşım sermayesini
Kurala bağlı otomatik fiyatlamaFormül önceden ilan edilir, fiyat formülle günlük/haftalık değişir; devlet vergiyi "esnek" kullanarak dalgayı yumuşatır (Meksika'da IEPS, Hindistan'da 2017 sonrası günlük fiyatlama)Hindistan, Meksika, TürkiyeÖngörülebilirliği; vergi esnekliği ölçüsünde tüketiciyi

Bu tablodan çıkarılacak ders açıktır: hiçbir ülkede akaryakıt fiyatı "piyasada oluşmaz". Her ülkede devlet ya vergi, ya sübvansiyon, ya kota, ya rezerv yoluyla fiyatın içindedir. Soru, devletin fiyatın içinde olup olmadığı değil, kimin adına içinde olduğudur.


Türkiye'de Nasıl Oluyor: Zincirin Yerli Hâli

2005 dönüm noktası: 5015 sayılı kanun ve Tüpraş

Türkiye'de akaryakıt fiyatları 1 Ocak 2005'e kadar devlet tarafından belirlenirdi. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'yla "serbest fiyat" dönemine geçildi; EPDK düzenleyici oldu. Bir yıl sonra, 2006'da, ülkenin tek rafineri şirketi Tüpraş özelleştirildi ve Koç Holding'in oldu. Bugün Türkiye'de rafineri kapasitesinin büyük bölümü Tüpraş'ın (İzmit, İzmir, Kırıkkale, Batman), kalanı SOCAR'ın STAR rafinerisinindir. Yani "serbestleşme", devlet tekelinin yerine iki özel tekelin geçmesi demek oldu.

Fiyat formülü

Türkiye'de pompa fiyatı şu zincirle oluşur (Enerji Uzmanları Derneği):

  1. Rafineri çıkış fiyatı: Platts CIF Akdeniz ürün fiyatı (dolar/ton) × TCMB dolar kuru ÷ yoğunluk (motorin için 0,845 ton/m³). Rafineri Tüpraş'tır ama fiyat Akdeniz'de oluşur.
  2. + ÖTV: Litre başına maktu tutar; Cumhurbaşkanı Kararı'yla değişir.
  3. + Dağıtıcı marjı (depo, nakliye, marka; EPDK tavanı var) + bayi marjı (istasyon).
  4. + KDV: Yüzde 20; hem ürünün hem ÖTV'nin hem marjların üstüne. Verginin vergisi.

Bu formülün sonucu şudur: Türkiye'de pompa fiyatı, Akdeniz ürün fiyatı ve dolar kuru neyse onu bire bir izler; devletin elindeki tek fren ÖTV'dir.

Eşel mobil: frenin adı

"Eşel mobil" (échelle mobile, "hareketli merdiven"), uluslararası fiyat ya da kur yükseldiğinde ÖTV'nin otomatik olarak azaltılması, düştüğünde otomatik artırılmasıdır. Amaç pompa fiyatını sabit tutmaktır. Türkiye bunu 2018'de (kur krizi), 2022'de (Ukrayna savaşı) ve 2026'da (Hürmüz krizi) uyguladı. 5 Mart 2026 tarihli 10995 sayılı kararla ÖTV, 2 Mart'taki düzeyi (benzinde 12,53 TL, motorinde 6,12 TL) aşmayacak biçimde sabitlendi ve uluslararası artışların yüzde 75'i ÖTV'den karşılanmaya başlandı (PwC Türkiye). Motorinde ÖTV kısa sürede sıfıra indi.

Sonra, 13 Ağustos 2026'da, 11606 sayılı kararla motorinde eşel mobil kaldırıldı ve yerine bir takvim kondu (Prozon sirküleri, Sözcü):

DönemMotorin ÖTV (TL/litre)KDV dâhil pompaya yansıma
13-31 Ağustos 20260
Eylül 20263,00+3,60
Ekim 20266,00+3,60
Kasım 20269,00+3,60
Aralık 202612,00+3,60
1 Ocak 2027'den itibaren13,9006+2,28

Bu takvimin anlamı şudur: petrol fiyatı ve kur hiç kıpırdamasa bile motorin, bugünkü 100,40 liradan Ocak 2027'de yaklaşık 113,5 liraya çıkacaktır. Bakanın "2027'de eşel mobil olmayacak" sözü yeni bir haber değil, Ağustos'ta Resmî Gazete'de yayımlanmış bir takvimin tekrarıdır. Bu hesap bize aittir; sabit kur ve sabit ürün fiyatı varsayar.

Vergi payı: geçmiş ve bugün

2005-2017 arasında Türkiye'de pompa fiyatının yüzde 59 ile 69'u vergiydi; Türkiye, akaryakıtı en ağır vergilendiren ülkelerden biriydi. Bugün motorinde tablo tersine dönmüş görünür: 100,40 liralık fiyatın 3 lirası ÖTV, 16,73 lirası KDV'dir; vergi payı yüzde 19,7. Ocak 2027'de yüzde 29'a çıkacak. Almanya'da yüzde 43.

Bakanın "vergiden feragat ettik" dediği şey budur ve bu kadarıyla doğrudur. Ama cümlenin devamı söylenmiyor: vergisi düşük olan bir ürünün pompa fiyatı, vergisi yüksek bir ülkeninkine bu kadar yakınsa, vergisiz fiyat daha pahalı demektir. Bunu bir sonraki bölümde hesaplayacağız.


Bu Ayki Zamlar: Kalem Kalem

Rakamlar önce (EPDK aylık ortalama bayi fiyatları hakedis.org derlemesinden; günlük fiyatlar İstanbul Avrupa yakası, Bigpara 1 Eylül, Medyascope 15 Eylül, Sabah 17 Eylül):

TarihMotorin (TL/L)Benzin (TL/L)Not
Ocak 2026 (aylık ort.)55,4053,81Eşel mobil öncesi
Ağustos 2026 (aylık ort.)79,7770,69Motorinde ÖTV sıfır
1 Eylül 202681,0774,34ÖTV +3 TL (pompaya +3,60)
15 Eylül 202695,6080,26Motorine +6,62 TL
17 Eylül 2026100,4080,26Motorine +4,68 TL; ilk kez üç hane

On yedi günde motorin 19,33 lira, yüzde 23,8 arttı. Ocak ortalamasına göre artış yüzde 81. Aynı dönemde yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,51 (TÜİK, Ağustos 2026). Yani motorin, resmî enflasyonun iki buçuk katından hızlı pahalandı.

Şimdi nedenleri ayıralım. Dört kalem var; dördü de aynı anda ve aynı yönde çalıştı.

Hürmüz: ham petrol şoku

Eylül başından bu yana ABD ile İran arasındaki askerî gerilim Hürmüz Boğazı'na taşındı. ABD Merkez Komutanlığı üç İran tankerini vurduğunu, İran Devrim Muhafızları ABD gemilerini ve ticari tankerleri hedef aldığını açıkladı; Husiler Suudi Aramco'nun Yanbu'ya giden Doğu-Batı boru hattına saldırdı. Dünya petrolünün beşte biri bu boğazdan geçer; Kpler verilerine göre günlük geçiş on gemiye düştü (BirGün, Son Haber). Brent 1 Eylül'de 91,13 dolardı (En Son Dakika); 9 Eylül'de 100'ü aştı; 10 Eylül'de 109,68'i gördü; 17 Eylül'de 104,59 (Haber Kıbrıs). On yedi günde yüzde 15. OPEC+ toplantısında üretim politikasını değiştirmedi.

Bir kez daha altını çizelim: fiziksel arzda henüz büyük bir kesinti yok. Fiyatı yükselten, vadeli piyasanın _risk primi_dir. Yani bu ay pompada ödediğiniz farkın önemli bir kısmı, henüz gerçekleşmemiş bir kıtlığın bugünden fiyatlanmasıdır.

Motorin marjı: rafineri katmanı

Orta Doğu, Avrupa'nın motorin tedarikçisidir. Boğazın daralması motorini ham petrolden daha fazla vurdu. Almanya'da motorin 14 Eylül'de 2,38 avroya çıktı; Nisan'daki yılın zirvesine (2,446) yaklaştı; ING baş ekonomisti, petrol 110 doların üstünde kalırsa motorinin 3 avroya "tehlikeli biçimde yaklaşacağını" söyledi. Türkiye'de motorin-benzin makası bu yüzden 20 liraya açıldı: benzin 15 Eylül'den beri yerinde sayarken motorin iki zam aldı.

ÖTV takvimi: devletin katmanı

1 Eylül'de motorine 3 lira ÖTV geldi, KDV'siyle pompaya 3,60 lira yansıdı. Bu, on yedi günlük 19,33 liralık artışın yaklaşık beşte biridir. Kalan 15,7 lira ürün fiyatı, kur ve marjlardan geldi. Ekim'de bir 3,60 daha var.

Kur: sessiz kalem

Dolar 17 Eylül'de 48,67 lira (Dünya). Kur bu ay sakin görünüyor; ama bir yıl öncesine göre yaklaşık yüzde 18 yukarıda. Kurun akaryakıta etkisi bir günde değil, her hafta, her rafineri fiyat güncellemesinde, damla damla gelir. "Sessiz kalem" dememiz bundan.

Toplam
KalemKatkı (yaklaşık)Kim karar veriyor
Ham petrol (Brent +yüzde 15)Büyük payABD-İran askerî gerilimi; OPEC+; vadeli piyasa
Motorin marjı (crack spread)Orta payRafineri kapasitesi, Orta Doğu ihracatı
ÖTV (+3 TL → +3,60)~yüzde 19Cumhurbaşkanı Kararı (13 Ağustos)
KurKüçük ama sürekliTCMB politikası; sermaye hareketleri
Dağıtıcı/bayi marjıSabit ama yüksek fiyat üstünden KDV'liEPDK (denetlemeyi tercih etmiyor)

Sınıfsal okuma: Bu beş kalemin hiçbirinde ücretli emekçi bir taraf değildir. Savaş kararını veren devletler, kotayı belirleyen kartel, vergiyi belirleyen Saray, marjı belirleyen holding. Ama beş kalemin faturası tek bir adrese gider: bir sonraki bölümde göreceğiz.


"Avrupa'da 150" Doğru mu? Tabelayı Tabelayla Ölçmek

Bakanın kıyaslamasını önce kendi zemininde, tabela zemininde, sınayalım. Avrupa Komisyonu'nun haftalık petrol bültenine dayanan 7 Eylül haftası verileri şöyle (fuel-prices.eu; avro/litre; TL karşılığı 17 Eylül kuruyla, 1 avro = 55,91 TL, hesap bize ait):

ÜlkeMotorin (€/L)TL karşılığıTürkiye'ye göre
Finlandiya2,478138,5+yüzde 38
Hollanda2,442136,5+yüzde 36
Danimarka2,435136,1+yüzde 36
Almanya2,328130,2+yüzde 30
Fransa2,257126,2+yüzde 26
İtalya2,142119,8+yüzde 19
Yunanistan2,054114,8+yüzde 14
AB ortalaması2,030113,5+yüzde 13
Polonya1,982110,8+yüzde 10
Romanya1,942108,6+yüzde 8
Bulgaristan1,816101,5+yüzde 1
İspanya1,795100,40
Türkiye (17 Eylül)1,796100,40

Sonuç: 7 Eylül haftası itibarıyla AB'nin hiçbir üyesinde motorin 150 liranın üstünde değildi. En pahalı ülke Finlandiya 138,5 lira; AB ortalaması 113,5 lira; İspanya Türkiye'yle aynı; Bulgaristan bir lira pahalı. O haftadan bu yana Avrupa'da fiyatlar yüzde 3-5 daha arttı; Almanya 14 Eylül'de 2,38 avroya (133 TL) çıktı. Yine 150'nin altında. Bakanın rakamı, en pahalı Avrupa ülkesini bile yüzde 8 aşıyor; AB ortalamasını yüzde 32 aşıyor.

Bu, tabela zemininde yapılan bir düzeltmedir ve tek başına önemli değildir. Önemli olan sonraki adımdır: vergiyi çıkarınca ne kalır?

Vergisiz fiyat: asıl gösterge

Bakan, Türkiye'nin ucuzluğunu vergiden vazgeçmeye bağlıyor. Öyleyse vergiyi iki taraftan da çıkaralım (hesap bize ait; Almanya için enerji vergisi 47,04 sent + 2026 CO₂ fiyatı yaklaşık 16 sent + yüzde 19 KDV; İspanya için hidrokarbon vergisi 37,9 sent + yüzde 21 KDV; Fransa için TICPE yaklaşık 61 sent + yüzde 20 KDV; Türkiye için 3 TL ÖTV + yüzde 20 KDV):

ÜlkePompa (€/L)Vergiler (€/L)Vergisiz fiyat (€/L)
Almanya2,328~1,00~1,33
Fransa2,257~0,99~1,27
İspanya1,795~0,69~1,10
Türkiye1,796~0,35~1,44

Türkiye'de bir litre motorinin vergisiz fiyatı Almanya'dan yüzde 8, Fransa'dan yüzde 13, İspanya'dan yüzde 30 daha pahalıdır. Bakanın "ucuz" dediği tabela, devletin vergiden vazgeçmesiyle maskelenmiş daha pahalı bir üründür. Vergi geri geldiğinde (Ocak 2027) maske düşecek ve Türkiye motorin fiyatında AB ortalamasını geçecektir.

Vergisiz fiyat neden bu kadar yüksek? Üç aday var: Akdeniz ürün fiyatına eklenen navlun ve sigorta; rafineri ile dağıtıcı marjları; ve kurun ürün fiyatına geçişkenliği. Hangisinin ağır bastığını EPDK'nın açıklaması gerekir; açıklamıyor. Verinin yokluğu da bir veridir.


Asıl Kıyaslama: Tabelayı Ücrete Çevirmek

Şimdi bakanın sormadığı soruya geliyoruz. Bir litre mazot, onu alacak insanın kaç dakikasıdır?

Türkiye'de 2026 net asgari ücret 28.075,50 lira; brüt 33.030 lira (ÇSGB). Yıl ortasında artış yapılmadı. Avrupa asgari ücretleri için Eurostat'ın Ocak 2026 verilerini (brüt, aylık, avro) kullanıyoruz (Eurostat). Türkiye'nin brüt asgari ücreti 17 Eylül kuruyla 591 avro.

Bir aylık asgari ücret kaç litre motorin alır?

Brüt ücret, o ülkenin motorin fiyatına bölündü (hesap bize ait):

ÜlkeBrüt asgari ücret (€/ay)Motorin (€/L)Litre
Almanya2.3432,3281.006
Hollanda2.2952,442940
Fransa1.8232,257808
İspanya1.3811,795769
Polonya1.1391,982575
Yunanistan1.0272,054500
Romanya7951,942409
Bulgaristan6201,816341
Türkiye5911,796329

Türkiye'nin asgari ücreti avro cinsinden AB'nin en düşük asgari ücretinin (Bulgaristan) altındadır; motorin fiyatı ise Bulgaristan'la aynıdır. Sonuç: Türkiyeli asgari ücretli, AB'nin en yoksul üyesindeki asgari ücretliden daha az mazot alır. Alman asgari ücretliden üç kat, Fransız'dan iki buçuk kat, İspanyol'dan iki kat daha az. Net üzerinden hesaplarsanız (28.075,50 ÷ 100,40) rakam 280 litredir.

Bir litre motorin kaç dakika emektir?

Türkiye'de aylık 225 saat üzerinden net saatlik asgari ücret 124,8 liradır. Bir litre motorin 48 dakika, bir litre benzin 39 dakika çalışmaya eşittir. Almanya'da saatlik brüt asgari ücret 13,90 avro; bir litre motorin 10 dakika. Fransa'da 12,31 avro; 11 dakika. Bulgaristan'da yaklaşık 3,6 avro; 30 dakika (hesaplar bize ait).

Bir Türkiyeli asgari ücretli, bir litre mazot için Alman sınıf kardeşinin beş katı, Bulgar sınıf kardeşinin bir buçuk katı çalışır.

Bakanın "bizde 100, Avrupa'da 150" dediği yerde gerçek oran budur: 48 dakikaya karşı 10 dakika. Fiyatı dakikaya çevirdiğinizde Türkiye Avrupa'nın en pahalı ülkesi olur.

Alım gücü nereye gitti: 2026'nın hikâyesi

Burada bir noktada dürüst olalım. Muhalefetten gelen "2013'te benzin 5 liraydı, alım gücü daha yüksekti" itirazı (Karar) rakamla sınandığında tutmaz: 2013'te net asgari ücret 773 ile 804 lira arasındaydı, 5 liralık benzinle 155-161 litre alınıyordu; bugün 350 litre alınıyor. Litre sayısı üzerinden on üç yıllık bir gerileme yoktur. Bir rakamı sevdiğimiz için kullanmayız; doğru olduğu için kullanırız.

Gerileme başka yerdedir ve çok daha yakındır. Net asgari ücreti EPDK'nın aylık ortalama motorin fiyatına böldüğümüzde (hesap bize ait):

DönemNet asgari ücret (TL)Motorin (TL/L)Litre
Haziran 20238.506,8022,11385
Temmuz 202311.402,3229,49387
Ocak 202417.002,1239,45431
Ocak 202522.104,6746,29477
Ocak 202628.075,5055,40507
Ağustos 202628.075,5079,77352
17 Eylül 202628.075,50100,40280

Ocak 2026'da bir asgari ücret 507 litre motorin alıyordu; bugün 280 litre. Sekiz buçuk ayda yüzde 45 kayıp. Bu kaybın mekanizması basittir: ücret yılda bir kez belirlenir ve on iki ay sabit kalır; fiyat her hafta değişir. Ara zam yapılmadı; hükümetten bu konuda açıklama bile gelmedi (Bigpara). Ocak 2027'ye kadar ÖTV takvimiyle motorin 113 liraya çıktığında litre sayısı 248'e inecek; Ocak'taki artış yüzde 20 olursa 297'ye çıkacak; yani yılbaşında yapılacak "zam", bir yıl önceki alım gücünün yüzde 60'ını bile geri getirmeyecek.

Bakanın kıyaslamasında görünmeyen tam olarak budur. 16 Eylül'de "100 lira" derken, o 100 liranın Ocak'taki 55 liradan daha ağır olduğunu söylemedi; çünkü ağırlığı ölçen birim ücrettir ve ücret, bakanın cümlesinde yoktur.

TÜRK-İŞ sınırıyla karşılaştırma

TÜRK-İŞ'in Ağustos 2026 hesabına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 37.388,30 lira, yoksulluk sınırı 121.786 lira, bekâr bir çalışanın yaşam maliyeti 48.305,38 lira (TÜRK-İŞ). Net asgari ücret açlık sınırının yüzde 75'idir. Bu ücretle akaryakıt alan insan zaten yoktur; asgari ücretli mazotu pompada değil, ekmekte, domateste, servis ücretinde, kargoda öder. Bu yüzden bir sonraki bölüm pompadan çıkıp mutfağa giriyor.


Hayatımıza Etkisi: Mazot Nereye Sızar?

Motorin, Türkiye'de tüketilen akaryakıtın açık ara en büyük kalemidir ve büyük bölümü özel otomobilde değil, kamyonda, otobüste, traktörde, iş makinesinde, jeneratörde yakılır. Bu yüzden motorin zammı bir "sürücü sorunu" değildir; her şeyin fiyatının fiyatıdır. Sızma yollarını sıralayalım.

1. Gıda. Tarla ile market arasındaki her kilometre mazotla kat edilir. Traktörün deposu, soğuk zincir kamyonu, hal nakliyesi, market dağıtımı. Ağustos ortalamasına göre 20,63 liralık artış, 400 litrelik bir kamyon deposunda her dolumda 8.252 lira demektir (hesap bize ait). Nakliyeci bunu taşıma ücretine, toptancı fiyata, market etikete yazar. TÜRK-İŞ'in mutfak enflasyonu on iki ayda yüzde 37,9; motorin bunun iki katı hızla arttı ve henüz mutfağa tam yansımadı.

2. Toplu taşıma ve servis. Belediye otobüsleri, minibüsler, işçi servisleri motorinle çalışır. Servis ücreti işverenin "yan hak" kaleminde görünür; ilk kesilen kalemdir. Minibüs zammı belediye tarifesine gelir; tarife her zaman zamdan sonra ve zamdan az yükselir; farkı şoför emeği kapatır.

3. Esnaf kurye, taksi, nakliye işçisi. GİG Ekonomisi Dosyası yazısında anlattığımız "esnaf kurye", yakıtı kendi cebinden koyan işçidir. Motosikleti benzinle çalışır; benzin Ağustos'tan bu yana yüzde 13,5 arttı, parça başı ücret artmadı. Kamyon şoförü için motorin yüzde 26 arttı; navlun daha sonra ve daha az artacak. Aradaki fark, şoförün gelirinden çıkar.

4. Tarım. Çiftçi mazotu dünya fiyatından alır, ürününü hal fiyatından satar. "Mazot desteği" dekar başına ödenir ve zammın gerisinde kalır. Sonuç, ya ekilmeyen tarla ya da daha pahalı gıda.

5. Elektrik ve ısınma. Doğal gaz ve elektrik fiyatları petrolle dolaylı bağlantılıdır; kış öncesi enerji zamları bu şokun ikinci dalgasıdır.

6. Enflasyon-ücret makası. Motorin, TÜFE sepetinde doğrudan küçük bir kalemdir; ama nakliye üzerinden her kaleme girer. Bu ayki zam, Ekim-Kasım enflasyonuna işleyecek; Aralık'taki asgari ücret pazarlığı ise "geçmiş enflasyon" üzerinden yapılacak. Yani emekçi bu zammı bir kez pompada, bir kez markette, bir kez de gecikmiş ücret artışıyla öder.

7. Küçük mülk sahibinin çöküşü. Kendi kamyonuyla çalışan nakliyeci, kendi taksisiyle çalışan şoför, kendi traktörüyle üreten köylü: bunlar "işveren" değil, üretim aracına sahip emekçidir. Yakıt zammı onların kâr marjını değil, ücretlerini yer. Bu kesim, proleterleşmenin eşiğindedir ve her akaryakıt şoku eşiği bir adım yaklaştırır.


Sınıfsal Okuma: Faturayı Kim Kesiyor, Kim Ödüyor?

Maktu vergi, gizli oran

ÖTV litre başına sabit alınır: asgari ücretlinin arabasına da, holding yöneticisinin arabasına da aynı 13,90 lira. Sabit vergi, gelire oranlandığında tersine artan oranlı olur: geliri düşük olan, gelirinin daha büyük yüzdesini verir. Türkiye'de toplam vergi gelirinin yaklaşık üçte ikisi bu tür dolaylı vergilerden gelir. Bakanın "gelir vergisi mükellefi 3,8 milyondan 5,5 milyona çıktı" övüncü, tabana yayılan yükün itirafıdır; sermaye kazançlarının vergilendirilmesi konuşulmaz.

"Feragat" kime yaradı?

Motorinde ÖTV'nin sıfırlanmasının bütçeye maliyetini bakan ilkbaharda "iki ayda 90 milyar lira" diye açıklamıştı; Gelir İdaresi bunu 100 milyarın üstüne çıkardı; vergi uzmanı Ozan Bingöl'ün hesabı artan fiyatın getirdiği ek KDV'yi düşerek 90 milyara geri getirdi (Sözcü). Rakamı bırakıp soruyu soralım: bu paradan kim yararlandı? Motorinin büyük tüketicisi ticari araç filoları, lojistik şirketleri, inşaat ve tarım sermayesidir. Vergi sıfırlanırken ürünün vergisiz fiyatı Avrupa'nın üstünde kaldı; yani feragat edilen vergi, tüketiciye tam inmeden zincirin üst halkalarında kısmen soğuruldu. Devlet vergi almadı, rafineri ve dağıtıcı marjını korudu, kamyon sahibi "ucuz mazot" aldı ama navlunu düşürmedi. Feragat, zincirin sonundaki emekçiye ulaşana kadar erimişti.

Rafineri tekeli

Tüpraş, Türkiye'nin en büyük sanayi şirketidir ve tek bir holdingindir. Rafineri marjı (ham petrol ile ürün arasındaki fark) Hürmüz krizinde genişledi. Kriz dönemleri rafineriler için kâr dönemidir; 2022'de de öyle olmuştu. Kimse "Tüpraş bu krizden ne kazandı" sorusunu sormuyor; EPDK marj denetimi yetkisini kullanmıyor. Fiyat "Akdeniz'de oluşur" cümlesi, yerli tekelin kârını uluslararası bir doğa yasası gibi gösterir.

Savaşın faturası

Hürmüz'deki gerilim bir petrol krizidir ama daha önce bir emperyalist çatışmadır. ABD-İran karşı karşıya gelişinin bedelini ne Washington'daki ne Tahran'daki egemenler ödüyor; Ankara'daki bakan da ödemiyor. Faturayı, Hürmüz'ün nerede olduğunu haritada göstermesi beklenmeyen bir Bursa tekstil işçisi ödüyor; servis ücreti kesildiğinde. Barış Sürecine Dair Açık Sorular yazısında yazdığımız gibi: savaş, sınıfların en eşitsiz paylaştığı maliyettir.

Ücret rejimi

Asıl mekanizma budur: fiyatlar haftalık, ücretler yıllık belirlenir. Bu bir teknik ayrıntı değil, bir sınıf düzenlemesidir. Enflasyonun her ayı, ücretin sabit kaldığı her ay, ücretli emekten sermayeye bir transferdir. Eşel mobil akaryakıt fiyatı için kuruldu; ücret için bir eşel mobil yok. Oysa "hareketli merdiven" kavramı tarihte tam olarak bunun için, ücretlerin enflasyona otomatik endekslenmesi için icat edilmişti; İtalya'da scala mobile 1945'ten 1992'ye kadar işçi sınıfının en önemli kazanımıydı ve sermaye onu kaldırmak için kırk yıl uğraştı. Türkiye'de kavram ücretten alınıp vergiye verildi.

Resmî anlatı ve sınıfsal okuma
Resmî anlatıSınıfsal okuma
"Avrupa'da 150, bizde 100."AB'de hiçbir ülkede 150 yok; AB ortalaması 113. Vergisiz fiyat Türkiye'de Almanya'dan pahalı.
"Vergiden feragat ettik."Vergi bir Cumhurbaşkanı Kararı'dır; feragat değil tercih. Feragat edilen pay zincirde eridi, emekçiye tam inmedi.
"Vergi gelirleri millî gelirin yüzde 25'ine çıktı."Yük tabana yayıldı: dolaylı vergi ve ücretliden alınan gelir vergisi. Sermaye kazançları konuşulmuyor.
"Fiyat piyasada oluşuyor."Fiyat Akdeniz referansı + tekel marjı + Saray kararıdır; piyasa dediğin dört aktör.
"Küresel kriz, elimizde değil."Kriz küresel, ücret politikası yerli: ara zam yapılmadı, açıklama bile yapılmadı.
"Eşel mobil 2027'de olmayacak."Ağustos'ta imzalanmış takvim: Ocak'ta 113 lira, petrol hiç kıpırdamasa bile.
"Motorini ulaşım, tarım, sanayi için destekliyoruz."Destek sektöre gidiyor, navlun ve gıda fiyatı düşmüyor; işçi hem pompada hem markette ödüyor.

Neyin Üstü Örtülüyor?

Kıyaslamanın gösterdiği şeyden çok göstermediklerini listeleyelim.

Ücret. Cümlede yok. Bir fiyat kıyaslamasında ücretin olmaması, fiyatı gelirden kopararak nesneleştirir; nesne olduğunda tartışılacak tek şey "kaç lira" olur.

Vergisiz fiyat. Devlet "vergiden vazgeçtim" derken, vergisiz fiyatın Avrupa'nın üstünde olduğu söylenmez. Çünkü bu, Tüpraş'ı, dağıtıcıları ve EPDK'yı gündeme getirir.

Takvim. "2027'de eşel mobil olmayacak" cümlesi, Ağustos'ta yayımlanmış bir kararı yeni bir açıklama gibi sunar; Ekim, Kasım, Aralık zamları söylenmez.

Savaş. Fiyatı yükselten askerî gerilim "küresel belirsizlik" diye anılır. Kimin kiminle neden savaştığı, Türkiye'nin bu blokların neresinde durduğu konuşulmaz.

Kâr. Rafineri marjı, dağıtıcı kârı, kriz dönemi kazançları tek kelimeyle geçmez.

Zamanlama. Aynı hafta, borsada 130 fonun tasfiyesiyle küçük yatırımcının parası kilitlendi, kaldıraçlı büyük oyuncuya teminat kolaylığı sağlandı (Devre Kesici: Burjuvazinin Borsası Kendine Bile Güvenmiyor). Aynı hafta motorin 100 lira oldu. Aynı hafta asgari ücrete ara zam konusunda tek cümle edilmedi. Üçü birbirinden bağımsız haberler değil, aynı programın üç maddesidir: "dezenflasyon" adı verilen programın maliyeti ücrete yazılır, kazancı sermayede kalır. Bakan aynı konuşmada bunu açıkça söyledi: "Dezenflasyon, kısa vadede büyümede yavaşlama gerektirir." Yavaşlayan büyümenin ilk kestiği kalem istihdam ve ücrettir; TÜİK: İki Rakam, Tek Ülke: %8,1 ve %30,6 yazısında gösterdiğimiz geniş tanımlı işsizlik rakamları bunun kanıtıdır.


Genç Yoldaşlara: Bir Fiyatı Nasıl Okumalı?

Yoldaş, bu yazıdan tek bir şey kalacaksa şu kalsın: bir fiyat, tek başına hiçbir şey söylemez. Fiyatı okumak için onu üç kez çevirmeniz gerekir.

Önce ücrete çevirin. "Kaç lira" değil, "kaç saat". 100 lira, 48 dakikadır. Bu çeviri, fiyatı kimin ödediğini görünür kılar.

Sonra vergiye çevirin. Fiyatın ne kadarı devlete, ne kadarı üreticiye, ne kadarı aracıya gidiyor? Bu çeviri, fiyatın nerede oluştuğunu görünür kılar. Motorinde bugün yüzde 20 devlete, yüzde 80 zincire gidiyor; zincirin tepesinde tek bir rafineri var.

Sonra zamana çevirin. Bu fiyat bir yıl önce kaç saatti, bir yıl sonra kaç saat olacak? Bu çeviri, mekanizmayı görünür kılar: yıllık ücret, haftalık fiyat.

Üç çeviriyi yaptığınızda bakanın cümlesi şu hâle gelir: "Avrupa'da bir işçi bir litre mazot için 10 dakika çalışıyor, bizde 48 dakika. Aradaki farkın bir kısmını vergiden vazgeçerek kapatıyormuş gibi yaptık; ama vergisiz fiyatımız da Avrupa'dan pahalı. Ocak'ta vergiyi geri koyacağız; ücreti Ocak'a kadar dondurduk." Bu cümlenin öznesi sizsiniz. Bakan bunu söylemedi; siz söyleyeceksiniz.

Bir de şunu unutmayın: bu tartışmada size sunulan iki taraf da sınıfı görmüyor. Hükümet tabelayı gösteriyor, muhalefet "2013'te daha iyiydi" diyor. İkisi de aynı zeminde, "fiyat" zemininde duruyor; birinin rakamı yanlış, öbürünün rakamı da yanlış. Doğru zemin ücrettir, mülkiyettir, kimin karar verdiğidir. O zemine sizden başka kimse gelmeyecek.


Somut Görevler

  1. Fiyatı saate çevirmeyi alışkanlık edin. Her zam haberini "kaç dakika" diye yeniden yaz; paylaştığın her rakamın yanına ücreti koy. Tabela tartışmasına katılma.

  2. İşyerinde servis ve yol parasını gündem yap. Motorin zammının işçiye ilk yansıdığı yer servistir. Toplu sözleşmede ya da işyeri temsilciliğinde yol yardımının akaryakıt fiyatına endekslenmesini iste.

  3. Ücret için eşel mobil iste. Asgari ücretin ve tüm ücretlerin enflasyona altı ayda bir otomatik endekslenmesi bir teknik talep değil, sınıf talebidir. Sendikanın toplu sözleşme taslağına bunu yazdır.

  4. Esnaf kurye ve kamyoncuyla yan yana dur. Yakıtı cebinden koyan işçi, bu zammın ilk kurbanıdır. Kurye derneğinin, nakliyeci kooperatifinin yakıt talebini kendi talebin say.

  5. EPDK'ya soru sor. Bilgi edinme başvurusuyla motorinin vergisiz fiyatının Akdeniz referansından ne kadar saptığını, dağıtıcı marjının ne olduğunu iste. Yanıt gelmezse, gelmemesini yaz.

  6. Tüpraş'ın kriz dönemi kârını izle. Üç aylık finansal tabloları KAP'ta yayımlanır. Rafineri marjı genişlediğinde kimin kazandığını rakamla göster.

  7. Belediye meclisini izle. Toplu taşıma zamlarında belediyenin motorin ihalesini ve şoför ücretini sor; zammın kaç lirasının yakıt, kaç lirasının emek olduğunu iste.

  8. Vergi tartışmasını dolaylı vergiden çıkar. "Vergiden feragat" cümlesine "sermaye kazancından ne kadar aldınız" sorusuyla yanıt ver. Servet vergisi, kurumlar vergisi istisnaları ve KDV'nin gelire oranı üzerine bir sayfa hazırla, işyerinde dağıt.

  9. Savaşı gündemden düşürme. Hürmüz'deki her tanker saldırısı senin servis ücretindir. Barış talebi, ekonomik bir taleptir; öyle anlat.

  10. Kendi tablonu tut. Bu yazıdaki litre tablosunu her ay güncelle: net asgari ücret ÷ o ayın EPDK ortalaması. Aralık'ta asgari ücret komisyonu toplandığında elinde on iki aylık bir seri olsun. Rakam senin olsun; bakanın değil.


Sevgili Genç Yoldaşlar,

Bakan, iki tabelayı yan yana koydu ve "biz ucuzuz" dedi. Biz iki insanı yan yana koyduk: biri on dakika, öbürü kırk sekiz dakika çalışıyor aynı litre için. Tabelalar arasındaki fark bir kur meselesidir; insanlar arasındaki fark bir sınıf meselesidir.

Bir fiyat, onu ödeyecek olanın saatiyle ölçülmediği sürece ucuz da değildir, pahalı da. Sadece kimin söylediğidir.

Yoldaşça.

Bilgi herkesindir.


Bağlantılı Yazılarımız

Ekonomi ve sınıf hattımız için: bilgimusterekleri.org/tag/ekonomi

Aynı haftanın öteki yüzü

Ücret, yoksulluk, işsizlik

Savaş ve barış

Kaynaklar

Hesaplanmış oranlar (litre, dakika, vergisiz fiyat, TL karşılıkları) bize aittir; dayandıkları ham veriler yukarıda bağlantılıdır. Avrupa fiyatları 7 Eylül haftasına, Türkiye fiyatı 17 Eylül'e aittir; aradaki günlerde Avrupa'da fiyatlar yüzde 3-5 arttı ve bu fark sonuçları değiştirmez.

İlgili Başlıklar