Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaKılavuzlarPopüler İçeriklerİletişim

Okulun Kapısındaki Komün

Fransa'da Gençler Ne İstiyor, Neden Sokaktalar?

Yazar: Oğuz Demirkapı
Okulun Kapısındaki Komün

Okulun Kapısındaki Komün: Fransa'da Gençler Ne İstiyor, Neden Sokaktalar?

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Beş gün önce, 2 Ekim'de, "Avrupa Gençliği Ne İstiyor?" başlıklı yazıda Fransa'dan Almanya'ya, Sırbistan'dan İspanya'ya uzanan gençlik hareketlerine bakmış ve bir soru bırakmıştık: Talep listesi reformcu görünüyor; peki karşısına çıkan duvar neden sistemin kendisi? O günden bu yana Fransa'da hareket büyüdü, sınırı aştı, devletin yanıtı sertleşti, hükümet geri adım atmak zorunda kaldı.

Bu yazı o soruya bir yanıt öneriyor. Yanıtın adı komün. Fransız liselilerinin sandalye, öğretmen, yemek ve yurt talepleri tek tek okunduğunda birer reformdur; birlikte okunduğunda ise ortak olanın onu kullananlarca ve ihtiyaca göre yönetilmesi çağrısıdır. Bu çağrının ne anlama geldiğini öne çıkarmak, bu yazının asıl derdidir. Önce kısa bir özet, sonra komün çağrısının anlamı, ardından olayların ayrıntısı.

29 Eylül 2026, Paris. Liseliler okulun kuzeybatı kapısını bloke ediyor.

29 Eylül 2026, Paris. Liseliler okulun kuzeybatı kapısını bloke ediyor. Camille Hestaux, CC0, Wikimedia Commons.


Özet: Bir Bakışta

  • Komün çağrısı: Gençlerin talepleri (ücretsiz ve nitelikli okul, eleme yerine ihtiyaç, piyasa dışı barınma ve beslenme, kurumlarda söz hakkı, yerli-yabancı ayrımının reddi) bir araya geldiğinde, toplumsal yeniden üretimin ortak (commun) bir alan olarak yönetilmesini talep ediyor. Fransızcada commune ve commun aynı köktendir; 1871 Paris Komünü'nün ilk işlerinden biri ücretsiz, laik eğitimdi. Komün çağrısı, bu taleplerin sonuna kadar götürülmesinin adıdır.
  • Neden önemli? Çünkü bu talepler kapitalist bütçe çerçevesinde kalıcı olarak güvenceye alınamaz; her krizde ilk kesilen kalemler bunlardır. Komün vurgusu, mücadelenin "biraz daha bütçe" düzeyi ile "ortak olanı kim yönetecek?" sorusu arasındaki farkı görünür kılar.
  • Ne oluyor? 17 Eylül'de Créteil'deki Saint-Exupéry Lisesi'nde öğretmen grevine destek olarak başlayan blokaj, üç haftada Fransa'nın yaklaşık 3.700 lisesinin 700'den fazlasına ve 30 civarında üniversiteye yayıldı. 6 Ekim'de liseliler, üniversiteliler ve eğitim sendikaları ülke çapında üçüncü büyük eylem gününü yaptı.
  • Ne istiyorlar? İnsanca sınıflar (bugün 32–35 kişi), kadrolu öğretmen, okul hemşiresi ve psikolog, çökmeyen binalar, Parcoursup ve MonMaster eleme düzeninin kaldırılması, burs ve barınma desteği, 1 avroluk yemek, yabancı öğrencilere 16 kat harç artışının geri alınması.
  • Neden şimdi? Hükümet 2027 bütçesinde 54 milyar avroluk kesinti öngörüyor; kamu maaşları dördüncü yıl üst üste donduruldu. Gençlik, kemer sıkmanın en görünür faturasını okul sırasında ödüyor.
  • Devlet ne yaptı? Önce hareketi "kentsel şiddet" ve "LFI'nin manipülasyonu" diye damgaladı. Euronews'e göre 5 Ekim itibarıyla 5.000'i aşkın gözaltı var, gözaltına alınanların %87'si reşit değil. Sonra Başbakan Lecornu beş maddelik bir "eylem planı" açıklamak zorunda kaldı.
  • Avrupa'da? Hareket 1 Ekim'de Belçika'ya (Liège, Arlon, Charleroi, Hannut) sıçradı. Almanya'da zorunlu askerliğe karşı okul grevleri dördüncü dalgasına ulaştı. Ortak payda şu: bütçe kemer sıkmaya, silahlanmaya ve sermayeye gidiyor; fatura gençliğe kalıyor.

Komün Çağrısı: Ne Anlama Geliyor?

Önce bir dürüstlük notu

Ulaşabildiğimiz haber kaynaklarında, Fransız liselilerinin ortak bildirilerinde ya da pankartlarında "Komün" kelimesini doğrudan kullanan bir çağrı belgelenmiş değil. Bir hareketi istediğimiz gibi göstermek, onu anlamanın değil, onun yerine konuşmanın yoludur. Bu yüzden burada yapacağımız şey, gençlerin ağzına bir slogan koymak değil; taleplerinin içinde zaten var olan çağrıyı açığa çıkarmak. Marksist çözümleme, insanların kendileri hakkında ne söylediğiyle yetinmez; nesnel olarak neyi talep ettiklerine ve bu talebin hangi toplumsal ilişkiye işaret ettiğine bakar.

Talepler ne diyor?

USL ve Union Étudiante'nin 6 Ekim çağrısı ile 29 maddelik talep listesi dört ilkede toplanıyor:

  1. Ortak olan piyasanın dışında olsun. Ücretsiz ve nitelikli okul, 1 avroluk yemek, dondurulmuş yurt kirası, kaldırılmış harç artışı.
  2. Paylaşım eleme ile değil, ihtiyaçla yapılsın. Parcoursup ve MonMaster'ın kaldırılması; kıt tutulan kaynağı "liyakat" adıyla sınıfsal olarak dağıtan düzenin reddi.
  3. Kurumda söz hakkı olsun. Örgütlenme ve gösteri hakkı, eylem nedeniyle ceza verilmemesi; okulun ve üniversitenin yöneticilerin değil, orada yaşayanların meselesi olması.
  4. Ortak olan herkesin olsun. Yabancı öğrencilere harç artışına ve "ırkçı tedbirlere" karşı çıkış; ortak olanın sınırını pasaportun değil, orada okuyan ve çalışanın belirlemesi.

Bu dört ilke bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey, bir bütçe kalemi değil, bir toplumsal örgütlenme ilkesidir: Toplumun kendini yeniden ürettiği alanlar (eğitim, beslenme, barınma, sağlık) metadan çıkarılsın, onları kullananlar tarafından ve ihtiyaca göre yönetilsin. Bunun tarihte bilinen bir adı var.

1871'den 2026'ya: Komün neydi?

Paris Komünü, 18 Mart – 28 Mayıs 1871 arasında, kuşatılmış bir kentin işçilerinin iktidarı kendi ellerine aldığı 72 gündü. Komün bir ütopya olarak değil, en temel ihtiyaçları devletin ve mülk sahiplerinin değil, halkın kendisinin karşılaması pratiği olarak doğdu. İlk kararlarından bazıları:

  • Kilise ile devletin ayrılması ve ücretsiz, laik, zorunlu eğitim; kız çocuklarının eğitimine özel önem.
  • Kuşatma aylarının kira borçlarının silinmesi; tefecilere rehin bırakılan eşyaların geri verilmesi.
  • Fırınlarda gece çalışmasının yasaklanması.
  • Sahipleri tarafından terk edilen atölyelerin işçi kooperatiflerine devri.
  • Seçilmiş temsilcilerin her an geri çağrılabilir olması ve kamu görevlilerinin işçi ücretinden fazla alamaması.

Marx, Fransa'da İç Savaş'ta Komün'ü "emeğin ekonomik kurtuluşunun gerçekleştirilebileceği, nihayet bulunmuş siyasal biçim" olarak tanımladı. Komün'ün önemi, yalnızca ne verdiğinde değil, nasıl yönettiğindeydi: Yukarıdan dağıtılan hak yerine, aşağıdan yönetilen ortak alan.

İki listeyi yan yana koymak
1871 Paris Komünü2026 Fransız gençliğinin talepleri
Ücretsiz, laik, zorunlu eğitimÜcretsiz ve nitelikli okul; kalabalık sınıf, öğretmensiz ders ve dökülen binaya son
Kira borçlarının silinmesiYurt kiralarının dondurulması, barınma yardımının (APL) korunması
Rehin eşyaların iadesi, tefeciliğe karşı tedbirBurs artışı; öğrenim borçlanmasına ve harç artışına karşı çıkış
Fırınlarda gece çalışmasının yasaklanmasıOkul gününün insanca düzenlenmesi, en az 1,5 saatlik öğle arası
Yabancıların Komün'de görev alabilmesi (Macar Leo Frankel çalışma komiseri oldu)Yabancı öğrencilere 16 kat harç artışının ve ırkçı tedbirlerin reddi
Geri çağrılabilir temsilci, aşağıdan yönetimKurumda örgütlenme ve söz hakkı, eylemciye ceza verilmemesi
Atölyelerin işçi kooperatiflerine devri(Henüz yok) Okulun ve üniversitenin öğrenci-emekçi meclisleriyle yönetilmesi

Tablonun son satırı bilerek boş bırakıldı. 155 yıl arayla iki liste, toplumsal yeniden üretimin aynı alanlarına dokunuyor. Aradaki fark, 2026'nın taleplerinin hâlâ devlete yöneltilmiş talepler olması; 1871'in ise kendi kendini yöneten bir topluluğun kararları olması. Komün çağrısının anlamı tam olarak bu boşlukta yatıyor.

Komün vurgusu neden bugün önemli?

Birincisi, talebin kalıcılığı için. Okul, yemek ve yurt talepleri kapitalist bütçe çerçevesinde ancak geçici olarak karşılanabilir. Kâr oranı her sıkıştığında sermaye, emek gücünün yeniden üretim maliyetini (yani ücretin dolaylı kısmını) ilk kesilecek kalem olarak görür. 54 milyar avroluk kesinti bunun en taze örneği. Bugün Lecornu planıyla alınan her kazanım, yarının bütçesinde yeniden geri alınabilir. Komün vurgusu, mücadeleyi "biraz daha bütçe" düzeyinden "ortak olanı kim yönetecek?" sorusuna taşır.

İkincisi, örgütlenme biçimi için. Hareket TikTok'ta doğdu, okul kapısında büyüdü. Ama blokaj kalıcı bir yapıya dönüşmezse dağılır. Komün fikri, blokajın kendisinin bir öz-yönetim deneyimi olabileceğini hatırlatır: kapıyı kimin açıp kapatacağına, kararları kimin alacağına, yemeğin ve güvenliğin nasıl örgütleneceğine birlikte karar veren genel kurullar, komünün en küçük hücreleridir.

Üçüncüsü, ittifak için. 1871'de Komün'ü mümkün kılan, işçilerin, zanaatkârların, öğretmenlerin ve Ulusal Muhafız'ın aynı kentte aynı kaderi paylaşmasıydı. 2026'da da hareketin güçlendiği an, liselilerin eğitim sendikalarıyla ve kamu emekçileriyle aynı güne buluştuğu andı. Ortak olan, ortak mücadele gerektirir.

6 Ekim 2026, Nancy. "Öğretmen grevde."

6 Ekim 2026, Nancy. "Öğretmen grevde." Florian Cuny, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

Dördüncüsü, enternasyonalizm için. Komün, yabancı devrimcileri kendi yönetimine alan bir deneyimdi. Bugün Fransız sandalyesi, Belçika harcı ve Alman askerliği aynı denklemin parçaları. Komün çağrısı, "ortak olan" sınırını ulusla değil, sınıfla çizer.

Komün ve müşterekler

Bilgi Müşterekleri olarak "müşterek" kavramıyla çalışıyoruz; bu kavram, Komün'le aynı soruya yanıt arar. Bilginin, yazılımın ve verinin çitlenmesine karşı savunduğumuz ilke ile Fransız liselisinin okul için savunduğu ilke aynıdır: Toplumsal olarak üretilen, toplumsal olarak yönetilmelidir. Okul bir hizmet değil, bir müşterektir. Çitlenen kod ile kapatılan sınıf, aynı mülkiyet ilişkisinin iki yüzüdür.


Bir Lisenin Kapısından Ülkeye: Kronoloji

Olayları sırayla dizmek, hareketin kendiliğinden mi örgütlü mü olduğu tartışmasını da kendiliğinden yanıtlıyor. Aşağıdaki tablo, Küre Ansiklopedi, Euronews ve Fransız basınından derlendi.

30 Eylül 2026, Grenoble. Champollion Lisesi'nin kapısı bloke.

30 Eylül 2026, Grenoble. Champollion Lisesi'nin kapısı bloke. David Monniaux, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

TarihOlay
Eylül ortasıBretagne, Nord ve Calvados'ta tek tek liselerde "insani ve maddi sorunlar" gerekçesiyle ilk blokajlar
17 EylülCréteil Saint-Exupéry Lisesi'nde öğretmen grevine öğrenci desteği; hareketin sembolü oluyor
28–29 EylülÎle-de-France'tan (Val-de-Marne, Seine-Saint-Denis) Marsilya, Lille, Grenoble'a yayılma; 29 Eylül ulusal eylem gününde ~400 lise, 440 gözaltı
1 EkimDoruk: 1.027 lise etkilendi, 1.949 gözaltı; Rennes 2, Lyon 2, Lyon 3, Lille, Strazburg, Bordeaux, Marsilya, Rouen, Brest ve Paris kampüsleri bloke; Belçika'da Liège'de ilk eylem
2 Ekim400'ü aşkın okul kapatıldı, uzaktan eğitime geçildi
5 EkimEuronews bilançosu: 5.060+ gözaltı (%87'si reşit değil), 170+ yaralı öğrenci, 78 yaralı okul personeli; Belçika'da ikinci dalga
6 Ekim"Üçüncü perde": USL ve Union Étudiante çağrısıyla ülke çapında yürüyüş; eğitim sendikaları da sahada; Lecornu beş maddelik planı açıklıyor

Hareketin ilk araçları TikTok ve Snapchat oldu; blokaj videoları 1,5 milyon izlenmeyi geçti. Yani hareket, tek bir merkezden düğmeye basılarak değil, aynı koşulları yaşayan on binlerce gencin birbirini tanımasıyla doğdu. Örgütlü yapılar (Union syndicale lycéenne, Union Étudiante) bu kendiliğindenliği ikinci haftada ulusal bir takvime bağladı. Kendiliğindenlik ile örgütlülük burada birbirinin karşıtı değil, ardışık iki evresidir.

6 Ekim 2026, Belfort. Hareketin üçüncü perdesi; sahada CGT yelekleri de var.

6 Ekim 2026, Belfort. Hareketin üçüncü perdesi; sahada CGT yelekleri de var. Thomas Bresson, CC BY 4.0, Wikimedia Commons.


Ne İstiyorlar? Talep Listesini Sınıf Gözüyle Okumak

USL ve Union Étudiante'nin 6 Ekim çağrısı ve 5 Ekim'de derlenen 29 maddelik talep listesi birlikte okunduğunda talepler dört kümeye ayrılıyor:

a) Okulun maddi koşulları. Dökülen binaların yenilenmesi; ısınmayan ya da kavrulan sınıflar; haşere; kalabalık sınıflar (32–35 öğrenci, Avrupa'nın en kalabalık sınıflarından); öğle arasının en az 1,5 saat olması.

b) Emek gücü. Kadrolu öğretmen alımı, boşalan derslerin gerçekten doldurulması, okul hemşiresi, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı. Okulda doktor yok; öğretmen yokluğu nedeniyle ders iptali olağan hale gelmiş.

c) Eleme ve borçlanma düzeni. Parcoursup ve MonMaster'ın kaldırılması; yabancı (AB dışı) öğrencilere 16 kat harç artışının geri alınması; barınma yardımının (APL) kesilmemesi; burs artışı; tüm öğrencilere 1 avroluk CROUS yemeği; yurt kiralarının dondurulması.

d) Siyasal haklar. Eylem nedeniyle devamsızlık cezası verilmemesi; kampüste örgütlenme ve gösteri hakkının korunması.

6 Ekim 2026, Paris. "Derslerimizi kaçırıyoruz, size bir ders vermek için."

6 Ekim 2026, Paris. "Derslerimizi kaçırıyoruz, size bir ders vermek için." FreCha, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

Bu listede ne "devrim" kelimesi var ne de bir parti programı. Ama her maddenin ortak bir yönü var: hepsi, emek gücünün yeniden üretim koşullarına dair. Bir önceki yazıda da vurguladığımız gibi, eğitim, sağlık, barınma ve beslenme, işçi sınıfının savaş sonrası dönemde mücadeleyle kazandığı, ücretin dolaylı parçası olan toplumsal haklardır. Sermaye kâr oranı sıkıştığında ilk buradan keser, çünkü bu kalemler onun açısından "maliyet"tir. Lise öğrencisinin 35 kişilik sınıfı, işçi ailesinin dondurulmuş maaşı ve kamu hastanesinin kapanan servisi aynı bütçe tablosunun satırlarıdır.

Union Étudiante'nin çağrısındaki cümle bunu açıkça söylüyor: Bu politikalar "çalışanları ezerken zenginleri zenginleştiriyor." Gençlerin sınıf bilinci, ders kitabından değil, oturacak sandalyesi olmayan sınıftan doğuyor.


Neden Şimdi? 54 Milyar Avronun Kime Kesildiği

Hareketin tetikleyicisi okul sırası, ama zemin bütçe. Lecornu hükümetinin 2027 bütçesi 54 milyar avro tasarruf öngörüyor; kamu çalışanlarının maaşları dördüncü yıl üst üste donduruldu ve eylemler kamu sektöründeki ulusal grevlerle aynı günlere denk geldi. Aşırı sağ ise daha da sert kesinti talep ediyor.

Karşı tarafta tablo şu: Fransa'da milyarderlerin serveti son otuz yılda katlanarak trilyon avronun üzerine çıktı; aynı dönemde kamu borcu da birkaç kat büyüdü. Borç büyürken servet büyüyorsa, borcun nereye aktığı sorusu ortaya çıkar. Eşzamanlı olarak savunma bütçeleri bütün Avrupa'da artırılıyor. Yani mesele "para yok" değil, paranın hangi sınıfa ve hangi amaca gideceği meselesi.

6 Ekim 2026, Nancy. "Zenginleri vergilendirin, geleceklerimizi değil."

6 Ekim 2026, Nancy. "Zenginleri vergilendirin, geleceklerimizi değil." Florian Cuny, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

Devletin anlatısıSokağın gördüğü
"Kaynak sınırlı, kemer sıkmak zorundayız"Milyarder serveti ve silahlanma bütçesi artarken kesilen yalnızca okul, sağlık, barınma
"Hareket LFI ve aşırı sol tarafından manipüle ediliyor"Hareket TikTok'ta ve okul koridorunda, aynı koşulları yaşayan gençlerin kendi örgütlenmesiyle doğdu
"Bu artık eylem değil, kentsel şiddet"Gözaltındakilerin %87'si çocuk; 14 yaşındakilere yakın mesafeden biber gazı sıkıldı
"Taleplerin bir kısmı meşru"Meşru olduğu kabul edilen talepler, 5.000 gözaltından sonra beş maddelik bir planla yanıtlanabildi
"Okul siyaset yeri değil"Okulun kaç öğretmenle, kaç kişilik sınıfla açılacağı tam olarak bütçe siyasetidir
"Seçici giriş (Parcoursup) liyakattir"Seçici giriş, kıt tutulan kamusal kaynağın sınıfsal olarak paylaştırılmasıdır

Devletin Yanıtı: Önce Copla, Sonra Planla

Devletin tepkisi iki evreli oldu.

Birinci evre: suçlu ilan etmek. İçişleri Bakanı Laurent Nuñez blokajların "olağan protesto biçimleri olmadığını", "kentsel şiddete benzediğini" söyledi. Eğitim Bakanı Édouard Geffray, hareketin "doğasının değiştiğini" ve "şiddet gruplarınca kaçırıldığını" ileri sürdü. Başbakanlık kaynaklı istihbarat değerlendirmesi örgütlenmeyi "LFI ve aşırı sol uzantılara" bağladı. Mélenchon ise milletvekillerini öğrencilerle polis arasına "girmeye" çağırdı.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Okulların yakılması, öğretmenlere yönelik saldırılar (bir öğretmenin üzerine benzin dökülmesi dahil) gerçek ve kabul edilemez olaylar. Ama bunları hareketin özüne yamamak, devletin bilinen yöntemidir. 5.000'i aşkın gözaltının %87'sinin reşit olmayan çocuklar olması, şiddetin ağırlık merkezinin nerede olduğunu gösteriyor. İnsan Hakları Ligi başkanının "uluslararası hukuk tamamen çiğnendi" sözü bu yüzden önemli.

İkinci evre: geri adım. 6 Ekim'de Başbakan Lecornu beş başlıklı bir plan açıkladı: ders iptallerinin önlenmesi, binaların iyileştirilmesi, okul organizasyonu, üniversite başvurularında (Parcoursup) şeffaflık ve öğrenci desteği. Bu, hareketin ilk somut kazanımıdır. Ama dikkat: Plan, 54 milyar avroluk kesinti çerçevesini değiştirmiyor; Parcoursup'u kaldırmıyor, "şeffaflaştırıyor." Yani sistemin mantığına dokunmadan semptomu yönetmeye çalışıyor. Hareketin önündeki soru şu: Bu kırıntıyla dağılacak mı, yoksa bütçenin kendisini mi hedef alacak?


Sınırın Ötesi: Avrupa'da Aynı Fatura

Önceki yazıda Avrupa haritasını çıkarmıştık. Son bir haftada iki gelişme öne çıkıyor:

  • Belçika: Hareket 1 Ekim'de Liège'e, 5 Ekim'de Arlon, Charleroi ve Hannut'a sıçradı. Belçikalı öğrencilerin ek bir derdi var: Yükseköğretim kayıt harcı (minerval) öğrencilerin yaklaşık %58'i için 835 avrodan 1.194 avroya çıkarılıyor; sendikalara göre reformlar 2.000'e yakın tam zamanlı öğretmen kadrosunu yok edecek (Planet Today derlemesi).
  • Almanya: 25 Eylül'de zorunlu askerliğin geri getirilmesine karşı "Askerliğe Karşı Okul Grevi" ittifakının çağrısıyla yaklaşık 100 kentte 45.000'i aşkın öğrenci sokağa çıktı; Berlin'de 3.400, Hamburg'da 1.900. Bu, on ay içindeki dördüncü ulusal okul grevi.

8 Mayıs 2026, Leipzig. Zorunlu askerliğe karşı okul grevinin önceki dalgası.

8 Mayıs 2026, Leipzig. Zorunlu askerliğe karşı okul grevinin önceki dalgası. Pankart: "Savaş değil, sınıf savaşı." Roy Zuo, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

Fransız genci sınıfında sandalye, Belçikalı genç ödenebilir harç, Alman genci cepheye gönderilmemek istiyor. Üç talep tek bir denklemin üç yüzü: Toplumsal artı-ürün, gençliğin yaşamını yeniden üretmeye değil, sermayenin kârlılığını ve devletlerin silahlanmasını finanse etmeye yönlendiriliyor. Bazı sol yayınlar hareketin İspanya ve Portekiz'e de yayıldığını yazıyor; bu bilgiyi bağımsız kaynaklarla doğrulayamadık, o yüzden burada temkinli kalıyoruz.


Türkiye'den Bakınca

Fransa'daki sınıf mevcutları bize tanıdık geliyor; Türkiye'de birçok okulda 40'ın üzerinde öğrencili sınıflar, ikili öğretim, temizlik ve güvenlik personelinin velilerden toplanan parayla karşılanması olağan. Parcoursup'un bizdeki karşılığı, liseye ve üniversiteye geçişte her yıl değişen sınav düzeni ve onun üzerine kurulmuş devasa dershane-kurs piyasası. Barınma krizi ise 2021'deki "barınamıyoruz" hareketinden bu yana çözülmedi.

Fark şurada: Fransa'da lise öğrencisinin bir sendikası (USL) var ve bu sendika ulusal bir takvim ilan edebiliyor; eğitim emekçilerinin sendikaları da çağrıya katılabiliyor. Türkiye'de lise öğrencisinin örgütlenmesi neredeyse yok sayılıyor. Demokratik eğitim üzerine yazdıklarımız tam da bu boşluğa işaret ediyordu: öğrenciyle öğretmeni, veliyle eğitim emekçisini aynı talep etrafında buluşturan kalıcı yapılar olmadan, en haklı öfke de dağılıp gidiyor.


Genç Yoldaşlar İçin Somut Görevler

Önceki yazıdaki yedi görevin üzerine, Fransa'nın son bir haftasından çıkan derslerle:

  1. Kırıntıyı kazanım sanmayın, ama kazanımı da küçümsemeyin. Lecornu planı, sokağın yarattığı basıncın ürünüdür. Hangi maddenin ne zaman, kaç kadroyla, hangi bütçeden uygulanacağını takip eden bir izleme listesi tutun.
  2. Talebi bütçeye bağlayın. "Daha fazla öğretmen" yerine "şu okulda şu kadar öğretmen, şu kalemden" deyin. Kemer sıkma, soyut taleplere karşı kolay savunulur; somut rakama karşı zor savunulur.
  3. Şiddet tuzağına düşmeyin, devlet şiddetini belgeleyin. Okul yakmak hareketin değil, hareketi bastırmak isteyenlerin işine yarar. Gözaltı, yaralanma ve hukuksuzlukları tarih, yer ve tanıkla kaydedin; hukukçu ağlarıyla önceden temas kurun.
  4. "Arkanızda kim var?" sorusuna hazır olun. Doğru yanıt: "Arkamızda 35 kişilik sınıfımız, öğretmeni olmayan dersimiz ve kirasını ödeyemediğimiz yurdumuz var."
  5. Öğretmen ve veliyle ittifakı kurumsallaştırın. Fransa'da hareketin güçlendiği an, liselilerin eğitim sendikalarıyla aynı güne buluştuğu andı. Okul düzeyinde öğrenci-öğretmen-veli meclisleri bu ittifakın en küçük birimidir.
  6. Dijitali araç olarak kullanın, örgütün yerine koymayın. TikTok hareketi doğurdu; ama onu ulusal takvime bağlayan, toplantı yapan, karar alan örgütler oldu. Algoritma bugün görünürlük verir, yarın keser.
  7. Blokajı komünün okulu yapın. Kapıyı kapatmakla yetinmeyin; kararları genel kurulda alın, sözcüleri seçin ve gerektiğinde geri çağırın, yemeği, güvenliği, iletişimi birlikte örgütleyin. Talep etmeyi öğrenen hareket, yönetmeyi de öğrenmek zorundadır.
  8. Enternasyonal bağı kurun. Fransız sandalyesi, Belçika harcı, Alman askerliği ve Türkiye'nin 40 kişilik sınıfı aynı denklemin parçalarıdır. Ortak bildiriler, karşılıklı dayanışma mesajları, çeviri ve bilgi paylaşımı bu bağın ilk adımlarıdır.

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Créteil'deki bir lisenin kapısına konan birkaç sıra, üç haftada bir ülkenin bütçe tartışmasını değiştirdi, bir başbakanı geri adım atmaya zorladı ve sınırın öbür yanındaki gençlere örnek oldu. Bunun bedeli de ağır oldu: binlerce çocuk gözaltında, yüzlercesi yaralı.

Fransız gençleri bugün çok sade bir şey istiyor: insanca bir okul, insanca bir yaşam. Bu talebin sadeliğine aldanmayın. Oturacak sandalye, karnı doyacak yemek, kalacak yurt ve cepheye gönderilmeme hakkı, bütçesini sermayenin kârına ve silahlanmaya göre yazan bir düzende küçük talepler değildir.

1871'de Paris'in işçileri de büyük laflarla başlamadı; kirayı, ekmeği, okulu konuştular. Sonra bunları kimsenin kendileri adına karar vermediği bir düzende güvenceye almaya giriştiler. Komün'ün anlamı budur: Ortak olanı ortaklaşa yönetmek. Bugün Créteil'deki bir lisenin kapısında, Liège'deki bir yürüyüşte, Berlin'deki bir okul grevinde aynı soru yeniden soruluyor: Bu okul, bu kent, bu bütçe kimin?

Okulun kapısındaki sıra, komünün ilk barikatı olmayabilir. Ama ne istediğimizi açıkça söylemeye başladığımız, ortak olanı geri istediğimiz yer orasıdır. Komün çağrısı, o kapıdan geçenlerin ortak sesidir.

Daha güzel gelecekler için, hep birlikte.


Kaynaklar

İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği