Fransız Liselilerin Parcoursup'a Karşı Mücadelesi
Bir Yerleştirme Algoritmasının Sınıfı ve Bir Kuşağın Yanıtı

Sırayı Kim Diziyor?
Fransız Liselilerin Parcoursup'a Karşı Mücadelesi
Sevgili Genç Yoldaşlar,
Yarın, 13 Ekim Salı sabahı, Fransa'da yüzlerce lisenin kapısı yine çöp konteynerleriyle kapatılacak. Hareketin kendi adlandırmasıyla bu, dördüncü "perde". Aynı gün Ulusal Meclis'te 2027 bütçesinin görüşmeleri başlıyor. Paris'teki liseliler Başbakanlık binası Matignon'a yürümek istiyor; valiliğin bu güzergâhı yasaklaması bekleniyor ve konuşulan alternatif güzergâh, bütçenin görüşüleceği Meclis'in birkaç adım ötesinde bitiyor.
On gün önce Avrupa gençliğinin talep listesini konuştuğumuzda Fransa'daki ablukaları sınıf mevcutları, sandalye ve bütçe üzerinden okumuştuk. Bu yazıda o listenin en "teknik" görünen maddesine, bir bilgisayar platformuna odaklanıyoruz: Parcoursup. Çünkü bu kuşağın en kısa ve en derin sorusu orada saklı: Benim geleceğimi kim, hangi ölçüyle sıraya diziyor?
Önce Özet
Ne oluyor? Eylülün son on gününde Fransa'da liselerin önünde başlayan ablukalar üç haftada ülke çapında bir gençlik hareketine dönüştü. 6 Ekimdeki üçüncü büyük eylem gününde Eğitim Bakanlığı'na göre 891 lisede dersler kısmen ya da tamamen durdu; İçişleri Bakanlığı 256 bin, örgütleyiciler 450 bin göstericiden söz etti. Hükümetin kendi açıkladığı bilançoya göre hareketin başından bu yana 6 binden fazla kişi gözaltına alındı ve bunların büyük çoğunluğu reşit değil.
Ne istiyorlar? Talepler çok sıradan: devamsız öğretmenin yerine öğretmen, otuz altı kişilik olmayan sınıflar, çökmeyen binalar, insanca bir ders programı, daha fazla eğitim bütçesi. Ve bütün bunların üstünde bir talep daha: Parcoursup'ın kaldırılması ya da kökten değiştirilmesi.
Parcoursup nedir? 2018'den beri Fransa'da liseyi bitiren gençlerin yükseköğretime başvurduğu ulusal platform. Her öğrenci on tercih yapıyor; her program başvuruları kendi ölçütleriyle, çoğu zaman da kendi "yerel algoritmalarıyla" sıralıyor. 2026'da başvuran sayısı 1 milyon 46 bin. Platformun kendisi tek bir algoritma değil, binlerce kapalı kutudan oluşan bir eleme makinesi.
Sorun ne? Üç düzeyde: Birincisi opaklık; reddedilen genç neden reddedildiğini öğrenemiyor. İkincisi eşitsizlik; bazı programlar notları öğrencinin geldiği lisenin "itibarına" göre ağırlıklandırıyor; yani yoksul bir semtteki başarılı öğrenci, zengin bir semtteki daha düşük notlu öğrencinin arkasına düşebiliyor. Üçüncüsü kaygı; liselilerin büyük çoğunluğu süreci ağır bir stres kaynağı olarak yaşıyor ve parası olan aileler bu belirsizliği özel "danışman" tutarak aşıyor.
Hükümet ne diyor? Başbakan Sébastien Lecornu talepleri "meşru" buldu, beş başlıkta "çalışma" başlattı ve Parcoursup'ta "düzeltilebilecek her şeyi düzelteceğiz" dedi. Ama kaldırma seçeneğini kesinlikle dışladı. Aynı Başbakan, gözünü ve elini kaybeden çocuklar için "polis şiddeti" yerine "kaza" kelimesini kullandı.
Bizim tezimiz: Parcoursup'ın asıl sorunu kodu değil, kıtlığı yönetmesidir. Yer az, başvuru çok; bu bir doğa olayı değil, bütçe tercihidir. Algoritma, siyasi bir karne dağıtımını teknik bir işlem gibi gösterir. Fransız liselilerin büyüklüğü, ekranın arkasındaki bu siyaseti görmeleri ve sorunu "algoritma daha şeffaf olsun" düzeyinde bırakmayıp "herkese yer" talebine bağlamalarıdır.
Şimdi ayrıntıya geçelim.
Bir Kuşağın Sabahı: Ablukalar Nasıl Büyüdü?
Hareket bir sendika takviminden ya da bir parti çağrısından doğmadı. Önce tek tek liselerin önünde başladı, sosyal medyada çoğaldı ve kısa sürede kendi takvimini kurdu: "birinci perde", "ikinci perde", "üçüncü perde". Rakamlar hareketin nasıl genişlediğini gösteriyor:
- 2 Ekim: Eğitim Bakanlığı'na göre 735 okul hareketten etkileniyordu. Bakan Édouard Geffray aynı gün sırasıyla öğretmen sendikalarını, veli derneklerini ve lise örgütlerini kabul etti. Lise Sendikal Birliği'nin (USL) başkanı Riad Rani görüşmeden "hiçbir somut duyuru yok" diyerek çıktı. (Europe 1)
- 4 Ekim: Başbakan Lecornu bakanlarına bir yol haritası mektubu gönderdi ve "beş çalışma alanı" açıkladı. (CIDJ)
- 5 Ekim: 413 okulda eylem ya da aksama vardı. Hükümet liselilerin şikâyetlerini toplamak için 23 Ekime kadar açık kalacak bir çevrimiçi danışma platformu açtı. (L'Etudiant)
- 6 Ekim, üçüncü perde: 891 lise etkilendi; bunların 250'si Paris bölgesindeydi. Paris'te ünlü elit liseler, Louis-le-Grand ve Henri-IV de abluka altındaydı. Sorbonne gibi yükseköğretim kurumları da harekete katıldı. Öğleden sonra yürüyüşlere veliler, öğretmenler, üniversite öğrencileri ve sendikacılar eklendi; en büyük veli federasyonu FCPE de sokaktaydı. (Euronews)
- 8 Ekim: Liseliler, hükümetin "somut bir adım" atmadığı gerekçesiyle yeniden sokağa çıktı; birçok eğitim sendikası grev çağrısı yaptı.
- 13 Ekim, dördüncü perde: Yeni eylem günü. Paris'teki liseliler Başbakanlık binası Matignon'a yürümek istiyor; valilik bu güzergâhı "riskli" bulduğu için yasaklamaya hazırlanıyor. (Europe 1)
Bu tabloda dikkatimizi çekmesi gereken bir ayrıntı var: Paris merkezindeki ayrıcalıklı liselerin öğrencileri, kendi binaları görece iyi durumda olsa da banliyö liseleriyle dayanışma için ablukaya katıldıklarını söylüyor. Bir lise öğrencisinin sözüyle: sınıflar "36 kişi". Brest'teki bir pankart hareketin ruhunu tek cümlede topluyor: "Sınıflarımız taşıyor, sabrımız da."
Bu, sınıf bilincinin en saf hâlidir yoldaşlar: kendi durumun görece iyi olsa bile, daha kötü durumdakiyle aynı safta durmak.
Talep Listesi: Sıradan Olanın Devrimci Gücü
Liselilerin talepleri bakanlıkların, sendikaların ve basının aktarımlarında hemen hemen aynı:
- Gelmeyen her öğretmenin yerine öğretmen
- Daha az kalabalık sınıflar
- Dökülen binaların onarımı; ısıtma, tuvaletler, sıcağa dayanıklı sınıflar
- Daha kısa ders günleri, daha uzun öğle arası
- Eğitime daha fazla bütçe
- Parcoursup'ın kaldırılması ya da opak ve eşitsiz olmaktan çıkarılması
- Polis şiddetinin sona ermesi
Bu listede tek bir "aşırı" madde yok. Hepsi, bir kamu hizmetinin olağan işleyişinden beklenecek şeyler. Ama tam da bu yüzden güçlüdür: Sıradan talepler karşılanamıyorsa, sorun taleplerde değil düzendedir.
Parcoursup bu listede neden ayrı bir yere sahip? Çünkü diğer maddeler bugünün okulunu anlatıyor; Parcoursup ise yarının kapısını. Kötü bir bina üç yıl katlanılacak bir sıkıntıdır. Kapının nasıl açıldığı ise bir ömrü belirler.
Parcoursup Nedir, Nasıl Çalışır?
Kısa tarih
Fransa'da lise bitirme sınavı olan baccalauréat'yı (bac) alan genç, yasal olarak üniversiteye girme hakkına sahiptir. Ama kâğıt üzerindeki bu hak, yerlerin yetmediği programlarda uzun süredir bir sorundu.
- 2009–2017, APB dönemi: Önceki platform Admission Post-Bac'ta, kontenjanı aşılan bazı lisans programlarında yerler son çare olarak kurayla dağıtılıyordu. Kura doğal olarak büyük tepki çekti.
- 2018, Parcoursup: Hükümet kurayı kaldırıp yerine "dosya incelemesini" koydu. 8 Mart 2018 tarihli "Öğrencilerin Yönlendirilmesi ve Başarısı" yasası (loi ORE) ile Parcoursup kuruldu. Platform 15 Ocak 2018'de açıldı.
Kâğıt üzerinde kuradan daha "adil" görünen bu adım, pratikte seçmenin kendisini yasallaştırdı. 2018 baharında Fransız üniversitelerinde geniş işgaller yaşanması bu yüzdendi: öğrenciler, "bac herkese üniversite kapısını açar" ilkesinin sessizce kaldırıldığını görüyordu.
Bugünkü işleyiş
- Her aday en fazla 10 tercih yapabiliyor. Bazı programlarda bir tercih, farklı okullara karşılık gelen alt tercihlere bölünüyor; bütün tercihlerdeki alt tercihlerin toplamı 20'yi geçemiyor.
- Her program başvuruları kendi ölçütleriyle sıralıyor: notlar, seçilen uzmanlık dersleri, motivasyon mektubu, öğretmen görüşleri, lisenin bilgileri.
- Başvuru çok olduğunda programlar, dosyaların insan gözüyle incelenmesinden önce bir ön sıralama yapıyor. Bu ön sıralamayı yapan araçlara Fransa'da "yerel algoritmalar" deniyor. Bazı programlar on binlerce, kimisi yüz binin üzerinde dosyayla uğraşıyor; bu ölçekte "tek tek inceleme" büyük ölçüde bir kurgu.
- Yanıtlar dalga dalga geliyor: "kabul", "red" ya da "bekleme listesi". Genç yaz boyunca ekranın başında sırasının yükselmesini bekliyor.
Rakamlar
- 2018'de platforma kaydolan aday sayısı 666 bin idi. Başvuran sayısı 2024'te yaklaşık 945 bin 500, 2025'te 980 bin, 2026'da 1 milyon 46 bin.
- Bir programdan diğerine geçmek isteyen "yeniden yönlenme" adayları 2024'te 169 bin, 2026'da 200 binin üzerinde. (L'Etudiant)
Bu son rakam önemli: Sistem yalnızca kapıda eleme yapmıyor, yanlış kapıdan girmek zorunda kalanları da üretiyor. Her yıl iki yüz bin genç, istemediği bir programda bir yıl kaybettiğini söylüyor.
Kapalı Kutunun İçinde Ne Var?
Opaklık: Reddedilen neden reddedildiğini bilemez
Parcoursup'ın opaklığı yalnızca öğrencilerin şikâyeti değil; Fransız devletinin kendi denetim kurumlarının da tespiti.
- Sayıştay (Cour des comptes), Şubat 2020: Yerel algoritmaların ve seçim ölçütlerinin kamuya açıklanmasını önerdi; platformun "zorunlu olarak azaltılması gereken risklere" açık olduğunu yazdı. (Next)
- Anayasa Konseyi, 3 Nisan 2020: Daha fazla şeffaflık istedi; ama programların karar komisyonlarındaki "müzakere gizliliğini" de korudu. Yani kapı aralandı, kilit yerinde kaldı.
- Platformun kendi Etik ve Bilimsel Komitesi (CESP): Programların yayımladığı raporların "geçmiş yılların sonuçlarını" anlattığını, bu yılın ölçütlerini değil, ve redlerde kullanılan en basit ölçütlerin bile belirtilmediğini söylüyor.
- Senato: Senatör Pierre Ouzoulias 2019'dan beri yerel algoritmaların kişisel verilerin korunması kurallarının (CNIL, GDPR) dışında kaldığını söylüyor. (Sud Radio)
Kamuoyu araştırmalarına göre 2025'te liselilerin yüzde 84'ü süreci stresli buluyor; 2023'ten bu yana da neredeyse her iki liseliden biri süreci şeffaf bulmadığını söylüyor.
Eşitsizlik: Notun "kur farkı"
Sistemin en can yakıcı yanı, opaklığın ardında saklanan bir uygulama: Bazı programlar, özellikle Paris'teki seçkin olanlar, adayın notlarını geldiği lisenin sıralamasına göre ağırlıklandırıyor.
Bunun anlamı, bir örnekle şudur: Paris'in kuzeyindeki bir banliyö lisesinde 17 ortalaması olan bir öğrenci, şehir merkezindeki "iyi" bir lisede 14 ortalaması olan bir öğrencinin arkasına düşebilir. Not artık bir başarı ölçüsü değil, bir döviz gibi işler; hangi "ülkede" kazanıldığına göre kuru değişir. Ve bu kurun kendisi semte, semt de büyük ölçüde sınıfa bağlıdır.
Eski Kamu Denetçisi Jacques Toubon bu riski yıllar önce dile getirmişti. Ulusal Meclis'in Şubat 2026'da yayımlanan raporu ise Parcoursup'ın "sosyokültürel eşitsizliklerin sürmesine katkıda bulunduğunu" yazdı ve 51 öneri sundu; aralarında lisenin adının dosyadan çıkarılması, yerel algoritmaların bir veri tabanında toplanması ve motivasyon mektubunun kaldırılması da var. (Sud Radio)
Kaygı ve "danışmanlık piyasası"
Fransa'nın Kamu Denetçisi (Défenseure des droits) Claire Hédon, 3 Haziran 2025 tarihli raporunda yönlendirme sistemini "az okunaklı, parçalı ve eşitsiz" diye tanımladı. Parcoursup'ı "az anlaşılan ve kaygı üreten" bir araç olarak niteledi. (L'Etudiant)
Raporun iki tespiti bizim için özellikle anlamlı:
- Okullarda ortalama 1.200 öğrenciye bir yönlendirme psikoloğu düşüyor. Bu uzmanlar öğrencilerin yalnızca yüzde 10'u için asıl başvuru kaynağı. Birçok kadro boş ve doldurulmuyor.
- Bu boşluğu pahalı özel koçlar dolduruyor; onlara da büyük ölçüde varlıklı aileler ulaşabiliyor.
Demek ki şu oluyor: Devlet, kamusal danışmanlığı kısıyor; belirsizliği büyüten bir platform kuruyor; sonra o belirsizliği aşmanın yolu piyasada satılıyor. Türkiye'den bakınca tanıdık bir döngü, değil mi? Dershane, etüt merkezi, "koçluk" paketi. Kamusal eğitimin açtığı her boşluk birinin ciro kalemine dönüşüyor.
Asıl Soru: Neden Yer Yok?
Parcoursup'ı savunanların en güçlü argümanı şu: "Başvuru yerden fazla. Bir sıralama yapmak zorundasınız. Kura mı istiyorsunuz?" Senatör Ouzoulias bile, eleştirilerine rağmen, "Parcoursup'ı kaldırmak imkânsız, çünkü başvurular yerlerden çok fazla" diyor.
İşte bütün meselenin düğümlendiği yer burası. Yer kıtlığı bir veri değil, bir karardır.
Fransa'da yükseköğretime başvuran sayısı iki yılda yaklaşık yüz bin arttı. Lise öğrencileri örgütü USL ile Union étudiante bu yüzden Eylül 2027'den itibaren yükseköğretime 250 bin ek yer açılmasını istiyor. Bu talep Parcoursup tartışmasının gerçek zeminini gösteriyor: Algoritmayı ne kadar şeffaflaştırırsanız şeffaflaştırın, bin kişilik bir salona bin beş yüz kişiyi sokamazsınız. Ya salonu büyütürsünüz ya da kimin dışarıda kalacağını belirleyen bir makine kurarsınız.
Fransız devleti ikincisini seçti. Ve o makineye "platform", "algoritma", "eşleştirme" gibi teknik adlar verdi.
Yoldaş, algoritma kıtlığı yaratmaz; kıtlığı yönetir. Ama yönettiği kıtlığı doğal, kendisini de tarafsız gösterir. İşte ideolojinin en modern biçimi budur: siyasi bir kararın bir yazılım çıktısı gibi görünmesi.
Eğitim Bakanı Geffray'nin "Parcoursup öğrencileri ayıklıyor demek bir kestirmedir; platform adaylarla programları buluşturur" sözü tam olarak bu ideolojinin dilidir. Platform elbette "buluşturur"; ama yer sayısı sabitken her buluşma başka bir ayrılık demektir.
Sınıfsal Okuma: Ayıklama Makinesi Neyi Yeniden Üretir?
Okul, iş bölümünün provası
Marksist eğitim eleştirisinin temel bir tespiti vardır: Kapitalist toplumda okul yalnızca bilgi aktarmaz; işgücünü sınıflara göre ayırarak yeniden üretir. Kim kafa emeğine, kim kol emeğine; kim yönetmeye, kim yönetilmeye hazırlanacak? Bu ayrım doğumla değil, "başarı" ile meşrulaştırılır. Herkes aynı sınava girer, herkes aynı formu doldurur; sonuç "liyakat" olarak sunulur.
Parcoursup bu ayıklamanın 21. yüzyıl biçimidir. Önceki biçimlerden farkı, ayıklamanın:
- Merkezi bir sınav ile değil, binlerce yerel ölçütle yapılması,
- Ölçütlerin görünmez olması,
- Sorumluluğun dağıtılması: kararı kimse vermiyor; "sistem" veriyor.
Buna dijital panoptikonun tersi diyebiliriz: Panoptikonda gözetleyen görünmez, gözetlenen sürekli görünürdür. Parcoursup'ta genç bütün hayatını, notlarını, mektubunu, lisesinin adını ekrana döker; ama onu tartan elin kime ait olduğunu, hangi teraziyi kullandığını göremez.
"Liyakat" maskesi
Not ağırlıklandırması bu maskenin nasıl çalıştığını çıplak biçimde gösteriyor. Sistem "notunu değerlendiriyoruz" diyor. Oysa notu, kazanıldığı lisenin itibarıyla çarparak, aslında öğrencinin adresini değerlendiriyor. Adres de bir sınıf göstergesidir: kira, ev fiyatı, ailenin geliri, göçmen kökeni.
Böylece eski bir eşitsizlik, yeni ve "nesnel" bir kılıfa kavuşuyor. Tam da bu yüzden algoritmik eşitsizlik, açık ayrımcılıktan daha tehlikelidir: itiraz edilecek bir yüzü yoktur.
Zihinsel Taylorizmin okul hâli
Gig ekonomisi dosyamızda kuryenin emeğinin bir uygulama tarafından nasıl parçalara bölünüp ölçüldüğünü konuşmuştuk. Parcoursup aynı mantığı bir genç insanın geleceğine uyguluyor: Gençlik, puanlanabilir parçalara bölünüyor. Uzmanlık dersi seçimi bir puan, mektup bir puan, lise bir katsayı. On yedi yaşındaki bir insan, daha çalışma hayatına girmeden ölçülebilir bir girdi gibi işlem görmeyi öğreniyor.
Bu yalnızca bir eğitim meselesi değil. Bu, algoritmik yönetimin çocukluktan itibaren alıştırılmasıdır. Bugün Parcoursup'ın sırasını kabullenen genç, yarın iş başvurusunu eleyen yapay zekâ filtresini, sonra da vardiyasını planlayan uygulamayı "doğal" bulacaktır. Fransız liselilerin "hayır" demesi bu yüzden yalnızca kendileri için değil, bütün kuşağın emek geleceği için önemlidir.
Algoritmanın Dili, Sınıfın Dili
| Hükümetin ve platformun söylediği | Liselilerin ve sınıfın gördüğü |
|---|---|
| "Parcoursup adaylarla programları buluşturur." | Yer sabitken her buluşma başka birinin dışarıda kalmasıdır. |
| "Seçim liyakate göre yapılır." | Not, lisenin itibarıyla çarpılınca adres ölçülür; adres de sınıftır. |
| "Sorun şeffaflık; kriterleri daha iyi açıklayacağız." | Sorun yalnızca görünmezlik değil, kıtlığın kendisi: 250 bin yer eksik. |
| "Kaldırmak söz konusu değil; düzeltilebilecek her şeyi düzelteceğiz." | Düzeltme, ayıklamanın kibar hâlidir; talep herkese yerdir. |
| "Yönlendirme için platformda simülatör ve rehberler var." | 1.200 öğrenciye bir psikolog düşerken boşluğu paralı koçlar dolduruyor. |
| "Ablukalar kamu hizmetini yıkma girişimidir." | Kamu hizmetini yıkan, öğretmen atamayan ve binayı onarmayan bütçedir. |
| "Polis müdahalesindeki yaralanmalar kazadır." | 14 yaşında bir göz, 15 yaşında bir el: kaza değil, bir siyasetin bedeli. |
Devletin İki Eli: Danışma Platformu ve Copçu Mermisi
Fransız hükümeti bu harekete iki elle yanıt verdi.
Birinci el, uzlaştırıcı: Lecornu'nun 4 Ekim mektubundaki beş çalışma alanı şunlar: devamsız öğretmenlerin yerine öğretmen, binaların onarımı, ders programlarının düzeltilmesi, Parcoursup'ta 2027 dönemi için daha fazla şeffaflık ve lise öğrenci meclislerinin önerilerine gerekçeli yanıt. 5–23 Ekim arasında bir danışma platformu açıldı; Çarşamba–Cuma arasında liselerde yarım gün ders durdurularak "iç demokrasi saati" yapılması kararlaştırıldı; 3 bin yedek öğretmenin göreve başladığı duyuruldu. İlk kararların Ekim sonunda açıklanması bekleniyor. (La Gazette France)
Bunlar küçümsenecek şeyler değil. Üç haftalık bir lise hareketinin bir hükümeti mektup yazmaya, platform açmaya ve dersi durdurup öğrenciyle konuşmaya zorlaması bir kazanımdır. Ama dikkat edin: Beş alanın hiçbirinde "yükseköğretime yeni yer" ya da "eğitim bütçesinde artış" yok. Binaların onarımı bölgesel meclislere havale edildi, inşaat hedefi 2027 yazı. Ders programları için "dijital araçlar, hatta yapay zekâ" kullanılması öneriliyor. Yani sorunun bir kısmı yine bir yazılıma havale ediliyor.
İkinci el, cezalandırıcı: Aynı hafta içinde:
- Lens'te 15 yaşında bir genç, bir lisenin önünde patlayan bir el bombası yüzünden elini kaybetti. Polisin iç denetim birimi (IGPN) soruşturma açtı.
- Val-d'Oise'da 14 yaşında bir genç bir gözünün görme yetisini kaybetti; savcılık yaraların plastik mermi (LBD) atışıyla "uyumlu" olduğunu açıkladı.
- Metz'de bir liseli kızın gözaltı görüntüsü sosyal medyaya yansıdı; polis hakkında reşit olmayana cinsel saldırı şüphesiyle soruşturma başlatıldı.
- IGPN toplam on soruşturma açtı. Hükümetin kendi bilançosuna göre hareketin başından bu yana 215 öğrenci, 85 eğitim personeli ve 715 polis yaralandı; 6 binden fazla kişi gözaltına alındı, çoğu reşit değil. (Euronews)
Lecornu 6 Ekimde Meclis'te "polis şiddeti" ifadesini reddetti ve "kaza" kelimesini kullandı. Hükümet ise talepleri "meşru" bulduğunu söylerken gösterileri artık "isyan" diye nitelemeye başladı.
Burada iki şeyi aynı netlikle söylemeliyiz.
Birincisi: Okul yakmak, öğretmene ya da okul müdürüne saldırmak hareketin çıkarına değildir. Bunu önceki yazımızda da açıkça yazdık. Liselilerin kendileri de bunu söylüyor: Bir öğrencinin ifadesiyle "eylemcilerle yağmacıları ayırmak gerekiyor; liselilerin yüzde 99'u barışçıl." Bir binayı yakmak, o binanın çatısını onarmaz; Lecornu bu konuda haklı. Ama o çatıyı yıllardır onarmayanın kim olduğu sorusunu da ortadan kaldırmaz.
İkincisi: Bir çocuğun gözünü kaybetmesinin adı kaza değildir. Devletin şiddet tekeli, kendi gençliğine plastik mermi sıktığında, sorun "orantısızlık" değil, siyasi bir tercihtir. Ve bu tercih bir gençlik hareketini sindirmek için yapılır.
Bu arada okyanusun öte yanından ABD Başkanı Trump, Fransa'daki durumu "İslam ve kontrolden çıkmış göçe" bağlayan bir paylaşım yaptı. Bu, gericiliğin her sınıf hareketine verdiği evrensel yanıttır: Sorun bütçe değil, "yabancı". Liselilerin taleplerinde göçe dair tek kelime yok. Var olan şey sandalye, öğretmen, bina ve bir algoritma.
2018'den 2026'ya: Bu İlk Değil
Fransız gençliğinin Parcoursup'la kavgası platformun doğduğu yıl başladı.
- 2018 baharı: Üniversitelerde, Paris'teki Tolbiac kampüsünden Montpellier'ye kadar uzanan işgaller yaşandı. Öğrenciler, "bac sahibine üniversite kapısı açıktır" ilkesinin seçmeyle değiştirilmesine karşı çıkıyordu.
- Aralık 2018: Liselerde Parcoursup ve lise reformu karşıtı ablukalar yayıldı. 6 Aralıkta Mantes-la-Jolie'de 151 liselinin polis tarafından elleri başlarının arkasında diz çöktürüldüğü görüntüler, Fransa'da bir kuşağın hafızasına kazındı.
Sekiz yıl sonra bugün aynı platform yine sokakta. Değişen ne? 2018'de itiraz ilkeye yönelikti: seçme olsun mu, olmasın mı? 2026'da itiraz deneyime dayanıyor: Bu kuşak Parcoursup'ı yaşadı, ablalarının, ağabeylerinin bekleme listesinde geçen yazlarını gördü. Artık bir öngörüyle değil, bir tanıklıkla konuşuyor.
Ve bir şey daha değişti: 2018'de liseliler büyük ölçüde yalnızdı. 2026'da veliler, öğretmen sendikaları, üniversiteliler ve sendikacılar yürüyüşe katılıyor. Hareket, okulun duvarlarını aşmaya başladı.
Fransız Siyaseti Ne Diyor?
Parcoursup artık 2027 cumhurbaşkanlığı seçiminin de konusu. Basına yansıyan tutumlar özetle şöyle:
- Hükümet (Lecornu, Eğitim Bakanı Geffray, Yükseköğretim Bakanı Philippe Baptiste, sözcü Maud Bregeon): Platform "işliyor", "bazı iyileştirmeleri hak ediyor"; kaldırılması söz konusu değil.
- Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon: Bütün bac sahiplerine seçmesiz yükseköğretim erişimi sözü veriyor.
- Yeşiller lideri Marine Tondelier: Motivasyon mektubu ve opak algoritma olmayan bir sistem öneriyor.
- Raphaël Glucksmann (Place Publique): Basit bir iyileştirmeyi savunuyor.
Bu yelpaze bize şunu gösteriyor: Tartışma, "Parcoursup'ı nasıl daha iyi yönetiriz" ile "seçmenin kendisini nasıl kaldırırız" arasında geçiyor. Bizim için ölçüt nettir: Kıtlığı daha adil dağıtmayı öneren her reform, kıtlığı kalıcılaştırma riski taşır. Gerçek çözüm kıtlığı ortadan kaldırmaktır.
Türkiye'den Bakınca
Türkiye'de Parcoursup yok; ÖSYM ve YKS var. Biri yerel algoritmalarla çalışan dağınık bir sistem, öteki tek bir merkezi sınav. İkisi birbirinin tersi gibi görünür. Ama aynı soruya iki farklı yanıttır: Yer yetmiyorsa kim girecek?
Fransa'nın deneyimi bize birkaç şey öğretiyor:
- Merkezi sınavın yerine "dosya"yı koymak eşitliği getirmez. Dosya; mektubu yazacak kültürel sermayeyi, iyi lisenin adını, öğretmenin tavsiyesini ödüllendirir. Türkiye'de zaman zaman dile gelen "sınav yerine portfolyo" önerileri bu açıdan dikkatle tartılmalı.
- Kamusal rehberliğin geri çekildiği her yerde danışmanlık piyasası büyür. Fransa'nın özel koçları ile Türkiye'nin dershane–etüt–koçluk sektörü aynı boşluğun iki ülkedeki adıdır.
- Opak algoritma tarafsız değildir. Türkiye'de de kamuda algoritmik karar araçları yaygınlaşıyor. Eğitimde, sosyal yardımda, istihdamda "sistem" adına verilen kararların ölçütlerini sormak, bir yurttaşlık hakkı olarak savunulmalı.
- Sınav kaygısı bireysel bir bozukluk değil, toplumsal bir baskıdır. Türkiye'de 2026 LGS'ye 1 milyonu aşkın çocuk başvurdu. Bu çocukların yaşadığı baskıyı "kaygıyla başa çıkma semineri"ne indirgemek, Fransa'nın danışma platformuna sığınmasıyla aynı kaçıştır.
Fransız liselilerden alınacak asıl ders ise örgütlenmeye dair: Sandalye, öğretmen, bina ve gelecek talebini aynı listeye yazmak. Bugünün okulu ile yarının kapısı arasındaki bağı kurmak. Biri olmadan öteki kazanılamaz.
Somut Görevler
Genç yoldaşlar, Fransa'daki bu mücadeleden bizim için çıkan görevler şunlar:
- Fransız liselilerin sesini Türkçeye taşıyın. Talep listelerini, pankartlarını, açıklamalarını çevirin; okulunuzda, öğrenci topluluğunuzda, sosyal medyada paylaşın. Dayanışma önce tanımaktan geçer.
- Kendi okulunuzun talep listesini yazın. Kaç kişilik sınıfta okuyorsunuz? Kaç dersiniz boş geçiyor? Kantinde bir öğün kaç lira? Tuvaletler, ısıtma, kütüphane ne durumda? Rakamla konuşan bir liste, en güçlü bildiridir.
- "Sistem"e ölçütünü sorun. Size uygulanan her algoritmik karar için, okulda, sınavda, bursta, yurtta: "Hangi ölçüyle, kim karar verdi, nasıl itiraz ederim?" diye yazılı olarak sorun. Bilgi edinme hakkı bir silahtır.
- Paralı danışmanlığa karşı kamusal rehberliği savunun. Okulunuzda rehber öğretmen var mı, kaç öğrenciye bir kişi? Bu sayıyı talep listesinin başına koyun.
- Öğretmenler ve velilerle aynı masaya oturun. Fransa'da hareketi büyüten, liselilerin yalnız kalmamasıydı. Eğitim sendikalarıyla, veli dernekleriyle ortak toplantılar örgütleyin.
- Kıtlığı sorgulayın. "Yer yok", "bütçe yok", "kadro yok" denildiğinde ilk soru şu olmalı: "Kimin bütçesinde ne var?" Bu soruyu bütçe rakamlarıyla sormayı öğrenin.
- Şiddeti reddedin, şiddetin hesabını sorun. Eylemi okul yakmaya dönüştürmek isteyenlere karşı hareketi koruyun; ama devletin gençliğe sıktığı merminin de kayda geçmesini, hesabının sorulmasını savunun.
Ekranın Arkasındaki El
Yoldaşlar, Parcoursup'ın ekranında bir yükleme çubuğu döner. Genç, o çubuğun dönmesini bekler; "bekleme listesinde 1.247'nci sıradasınız" yazısını yenilemek için sayfayı tekrar tekrar açar. Bütün bir yaz, bir ekranın karşısında kendi değerinin bir sayıya dönüşmesini izler.
Fransız liseliler bu ekrana bakmayı bıraktılar ve ekranın arkasındaki ele bakmaya başladılar. O elin bir bütçe yazdığını, bir kadroyu doldurmadığını, bir binayı onarmadığını, sonra da bütün bu tercihlerin faturasını "algoritma" adlı bir kapalı kutuya kestiğini gördüler.
Sıranın kendisi bir soru değildir. Soru, sırayı kimin, hangi kıtlık için dizdiğidir. Ve bu soru yalnızca Paris'in liselerinde değil, bizim okullarımızda, sınav salonlarımızda, iş başvurularımızda da sorulmayı bekliyor.
Yarın sabah Fransa'da liseliler yine sokakta olacak. Bize düşen, onların sesini duymak ve kendi sesimizi bulmaktır.
Herkese yer, herkese gelecek!
Dayanışmayla
Kaynaklar
- Euronews — "Mobilisation lycéenne, acte III : 891 lycées perturbés" (6 Ekim 2026)
- Europe 1 — "Blocus des lycées : Édouard Geffray multiplie les concertations, mais les syndicats restent sur leur faim" (2 Ekim 2026)
- Europe 1 — "Acte IV de la mobilisation lycéenne"
- CIDJ — "Blocus des lycées : les cinq chantiers de Sébastien Lecornu"
- L'Etudiant — "Mouvement lycéen : le gouvernement lance cinq chantiers prioritaires"
- L'Etudiant — "Mobilisation lycéenne : transparence, calendrier… comment améliorer Parcoursup ?"
- L'Etudiant — "Parcoursup et orientation : un système peu lisible, morcelé et inégalitaire d'après la Défenseure des droits"
- La Gazette France — "Lecornu condamne la violence, réfute toute répression policière et suspend les cours" (6 Ekim 2026)
- Sud Radio — "Algorithmes, inégalités : pourquoi Parcoursup est contesté" (7 Ekim 2026)
- Planète Grandes Écoles — "Suppression de Parcoursup : ce que demandent les lycéens et ce que répond le gouvernement"
- Boursorama/AFP — "Les revendications des lycéens : des moyens supplémentaires à la suppression de Parcoursup" (1 Ekim 2026)
- Next — "Cour des comptes : Parcoursup s'expose à des risques qui doivent être impérativement réduits"
- Wikipedia — Parcoursup
Bilgi Müşterekleri'nden ilgili okumalar:







