Avrupa Sokağa Çıktı: Hürmüz'den Bastille'e Bir Sonbaharın Sınıfı
Fransa'da Genel Grev, İtalya'dan Portekiz'e Hayat Pahalılığı İsyanı, Berlin'de Elif Eralp'in Koalisyon Yolu ve ABD Seçimlerine Avrupa'dan Bakış

Bugün, 5 Kasım 2026 Perşembe, Fransa'da sendikalar birlikte genel greve çıktı. Bir hafta önce İtalya durmuştu. Geçen cumartesi Almanya'nın otuzdan fazla kentinde gençler yürüdü, Lizbon'da çadır kuran kiracılar sabaha karşı copla dağıtıldı. Aynı günlerde Berlin'de Sol Parti, seçimden birinci çıkarak hükümet kurma müzakerelerine başladı ve Atlantik'in öte yakasında Demokratlar Kongre'nin iki kanadını da aldı.
Bu yazı, bu dağınık görünen haberleri tek bir resimde toplamak için yazıldı. Önce kısa bir özet, ardından ülke ülke ayrıntı ve en sonda sınıfsal bir değerlendirme.
Özet: Yedi Başlıkta Avrupa'nın Sonbaharı
Kıvılcım savaştan geldi. ABD ile İsrail'in İran'a açtığı savaş Hürmüz Boğazı'nı kapattı, Körfez enerji ihracatı büyük ölçüde durdu. Avrupa'da motorinin litresi eylül sonunda ortalama 2,24 avroyla rekor kırdı. Fransa'da 2,37 avroyu gördü. Avrupa Komisyonu savaşın Avrupa'ya maliyetini yaklaşık 100 milyar avro olarak hesaplıyor ve bu faturanın büyük kısmı ücretlinin cebine kesiliyor.
Fransa'da hareket akaryakıttan ücrete, ücretten bütçeye yürüdü. 15 Eylül'de balıkçı ve çiftçi eylemleriyle başlayan dalga, liselilerin okul blokajları, üç cumartesi üst üste yürüyüşler ve bugün CGT, CFDT, FO, UNSA ve FSU'nun ortak genel greviyle büyüdü. Talep listesi net: genel ücret artışı, asgari ücretin (SMIC) yükseltilmesi, kamu hizmetine kaynak, servet ve temettüden vergi. Dün gece Meclis, 2027 bütçesinin gelir bölümünü 458'e sıfır oyla reddetti.
İtalya 30 Ekim'de durdu. USB'nin genel grevi, Bakan Salvini'nin yasak kararnamesine rağmen 60'tan fazla noktada yapıldı. Sendikaya göre 1,5 milyon, İçişleri'ne göre 255 bin kişi katıldı. Sloganın özü: "Ücret yaşamaya yetmeli", silaha değil okula ve hastaneye para.
Gençlik kıtanın ateşleyicisi oldu. Fransa'da liseliler, Almanya'da "Gen Z regelt" girişimi, İspanya ve Portekiz'de konut hareketleri. Talepler aynı: eğitim, barınma, iklim, zorunlu askerliğe dönüşe hayır.
Aynı öfkeyi aşırı sağ da topluyor. Fransa'da Ulusal Birlik (RN) nisan 2027 cumhurbaşkanlığı seçimi için anketlerde önde. Almanya'da AfD ulusal anketlerde birinci. İtalya'dan Polonya'ya aşırı sağ, "Rus gazına dönelim" milliyetçiliğiyle akaryakıt öfkesine talip.
Berlin bunun karşı örneği. 20 Eylül seçiminde Sol Parti yüzde 25,7 ile birinci çıktı. Elif Eralp'in kırmızı çizgisi büyük konut şirketlerinin toplumsallaştırılması. 2 Kasım'da SPD ve Yeşillerle koalisyon müzakereleri başladı. Federal hükümet ise toplumsallaştırmayı fiilen imkansız kılacak bir "yatırım koruma" yasası hazırlıyor.
ABD seçimine Avrupa'dan tepki: temkinli sevinç, değişmeyen bağımlılık. Sánchez "nefrete karşı oy" dedi, Merz "Trump kararnameyle yönetmeye devam eder" diye uyardı. Analistlerin ortak görüşü: gümrük vergileri yerinde kalacak, NATO baskısı artabilir. Egemenlerin vardığı sonuç "Avrupa daha çok silahlanmalı". Bu da sokaktaki "silaha değil ücrete" talebiyle doğrudan çatışıyor.
Kıvılcım: Hürmüz Kapanınca Kimin Deposu Boşaldı?
Avrupa'daki dalganın kökü bir savaş. ABD ile İsrail'in İran'a açtığı savaş Hürmüz Boğazı'nı kapattı ve Körfez'in enerji ihracatını büyük ölçüde durdurdu. Rusya-Ukrayna savaşının zaten daralttığı arz bu kez çöktü. Al Jazeera'nın derlediği Avrupa Komisyonu verilerine göre eylül sonunda Avrupa'da motorinin ortalama litre fiyatı 2,24 avroyla rekor kırdı. Fransa'da 15 Eylül'de 2,37 avroyu gördü. Cyprus Mail'in aktardığına göre gaz fiyatları yüzde 140 civarında arttı, motorin ikiye katlandı. Almanya'da eylülde enerji enflasyonu yüzde 14,9 oldu. Komisyon, İran savaşının Avrupa'ya maliyetini yaklaşık 100 milyar avro olarak hesaplıyor.
Bu tabloda ABD'nin tavrı öğretici. Washington, kendi deposu boşalınca seçim öncesinde Avrupa'dan stratejik motorin rezervlerinden 120 milyon varil salmasını istedi. Salmazlarsa Fransa, Almanya, İtalya, İrlanda ve İngiltere'ye motorin ihracatını yasaklamakla tehdit etti. Avrupa "tek sesle" yanıt verdi, daha küçük bir salım önerdi ve karşılığında ABD'den tek taraflı ihracat yasağı yapmayacağı sözünü istedi.
Kısacası müttefikler arasında da "önce benim pompam" kuralı geçerli. Savaşın kararını Washington'da birileri verdi. Faturayı ise Nantes'ta servis şoförü, Sicilya'da çiftçi, Lizbon'da kiracı ödüyor. Türkiye'deki akaryakıt tartışmasını hatırlayanlar için bu tablo yabancı değil: "dışsal şok" denen şey, sınıflar arasında kimin ne kadar ödeyeceğine dair iç siyasal bir karara dönüşüyor.
Fransa: Akaryakıttan Ücrete, Ücretten Bütçeye
Hareket nasıl büyüdü?
Fransa'daki dalganın aşamaları kısa sürede birbirini izledi. 2026 Fransa akaryakıt protestoları kaydı, cestlagreve.fr ve Euronews üzerinden derlenen kronoloji şöyle:
| Tarih | Gelişme |
|---|---|
| 15 Eylül | Motorin 2,37 avro. Balıkçılar Nice ve Sète limanlarını kapatıyor; çiftçiler, inşaat ve sağlık emekçileri katılıyor, Fos-sur-Mer akaryakıt depolarının yolları kesiliyor |
| 16 Eylül | Başbakan Sébastien Lecornu etkilenen sektörlere AB'nin izin verdiği tavana kadar yakıt sübvansiyonu açıklıyor. Eylemler ertesi gün sürüyor |
| 29 Eylül | Kamu hizmetlerinde ilk eylem günü. Öğretmenlerde katılım bakanlığa göre yüzde 14-15, sendikaya göre ilkokulda yüzde 40 |
| 5 Ekim | CFDT, CGT, FO, UNSA ve FSU'dan oluşan sendikalar arası koordinasyon 5 Kasım'da ulusal grev çağrısı yapıyor |
| 7 Ekim | Hükümet stratejik rezervlerden 10 milyon varil motorin salıyor |
| 17 Ekim | Sarı Yelekliler sokağa dönüyor. İlk büyük cumartesi: hükümete göre 550 bin, düzenleyicilere göre 800 bin kişi |
| 24 Ekim | İkinci cumartesi: 410 bin / 800 bin |
| 31 Ekim | Üçüncü cumartesi: İçişleri'ne göre 320 bin (Paris'te 70 bin), gençlik koordinasyonuna göre 500 bin (Paris'te 200 bin) |
| 3 Kasım | Tatil dönüşü liselerde blokajlar yeniden başlıyor |
| 4 Kasım | Meclis 2027 bütçesinin gelir bölümünü 458 ret, 0 kabul, 2 çekimserle reddediyor |
| 5 Kasım | Genel grev ve 200'ü aşkın kentte yürüyüş |
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: hareketi sendikalar başlatmadı. Önce kendi işini yapamaz hale gelen küçük üreticiler (balıkçı, çiftçi, nakliyeci) yolları kesti. Ardından liseliler okulları kapattı. Sendikalar ancak bu basıncın üzerine ortak bir takvim koydu. Bu sıra, örgütlü işçi sınıfının hareketin önünde değil, arkasından gelerek ona biçim verdiğini gösteriyor.
Liseliler neden öndeydi?
Liselilerin öfkesi yalnızca harçlıkla ilgili değil. Kalabalık sınıflar, öğretmen açığı ve üniversiteye yerleştirme sistemi Parcoursup'un yarattığı belirsizlik, akaryakıt zammıyla birleşince patladı. Hükümetin ilk tavizleri doğrudan bu alana geldi: daha fazla öğretmen, sınıf mevcuduna tavan ve Parcoursup'un yerine yeni bir sistem sözü. Cumhurbaşkanı Macron bu adımların gençlerin taleplerini karşıladığını söyledi, öğrenci örgütleri yetersiz buldu.
Sırbistan'da gençliğin plenumlarla sandığı yendiği seçimi konuşurken söylediğimiz şey burada da geçerli. Gençlik, kaybedecek kazanımı ve kariyeri olmadığı için kuşatmayı ilk yaran kesim oluyor. Ama kalıcı bir güce dönüşmesi, işyerindeki örgütle buluşmasına bağlı.
Bugünkü grev: Kim, ne istiyor?
Ana çağrı beş konfederasyondan geldi: CGT, CFDT, FO, UNSA ve FSU. Solidaires/SUD ve öğretmen sendikaları ayrı grev bildirimleriyle katıldı. Demiryolu sendikaları ve hava trafik kontrolörleri de iş bıraktı. Talep listesi kısa ama sınıfsal açıdan çok net:
- Ücret görüşmelerinin derhal açılması, genel ücret artışı ve asgari ücretin (SMIC) yükseltilmesi
- Emekli aylıklarının ve memur maaş katsayısının artırılması
- Sosyal yardımların artırılması ve kamu hizmetlerine kaynak
- Servet, miras ve temettüden vergi adaleti
- Şirketlere verilen kamu yardımlarının (sendikaların hesabıyla yıllık 211 milyar avro) denetlenmesi ve koşula bağlanması
Karşı tarafta 2027 bütçe tasarısının yaklaşık 43 milyar avroluk kamu tasarrufu duruyor. Kamu maliyesinde 2008'den beri 34 bin kadro yok edildi. Fransa'nın iş ve işçi bulma kurumu France Travail'de 2026'da 515 kadro kaldırıldı, 400 kadro daha sırada.
Devletin yanıtı tanıdık: 70 bin polis ve jandarma, özel birimler (RAID, GIGN, BRI), Bastille-Concorde güzergahına yasak, Élysée çevresine gösteri yasağı, Lyon merkezinde yasak. Öğle saatlerindeki ilk sayımlarda İçişleri Bakanlığı Paris dışında 180 yürüyüşte 270 bin, CGT 73'ü aşkın kentte 250 binden fazla kişi saydı. Bunlar Paris'i ve öğleden sonrayı kapsamayan kısmi rakamlar. Günün bilançosu bu akşam netleşecek.
Bütçe krizi: Tepede çözülme
Dün akşam Ulusal Meclis, 2027 bütçe yasasının gelir bölümünü 458'e sıfır oyla reddetti. Metin bir aylık görüşmede değişiklik önergeleriyle öyle değişti ki sonunda kimse sahip çıkmadı. Gelir bölümü reddedildiği için harcama bölümü görüşülemeyecek, Senato'ya hükümetin ilk taslağı gidecek. Lecornu hükümetinin önünde üç yol var: Senato sonrası uzlaşma (zayıf olasılık), Anayasa'nın 49.3 maddesiyle oylamasız kabul (ve gensoru riski), ya da 17 Aralık'ta dolan 70 günlük sürenin ardından kararnameyle bütçe. 2026 bütçesi de aynı 49.3 yoluyla geçirilmişti.
Kamu Hesaplarından Sorumlu Bakan David Amiel'in milletvekillerine "cumhurbaşkanlığı seçimiyle hipnotize olmayın" çağrısı durumu özetliyor. Burjuva siyaseti nisan 2027'ye kilitlenmiş durumda. Ne sağ ne merkez sokağın talebini karşılayacak bir bütçe yazabiliyor. Aşağıda grev, yukarıda bütçe kilidi. Fransa'da klasik bir "yönetenler eskisi gibi yönetemiyor" anı yaşanıyor. Ama "yönetilenler eskisi gibi yönetilmek istemiyor" cümlesinin devrimci bir sonuca bağlanması için gereken örgütlü siyasi özne henüz yok.
İtalya: "Ücret Yaşamaya Yetmeli"
İtalya'nın taban sendikası USB, 30 Ekim'de kamu ve özel sektörde genel grev yaptı. Cub ve Usi-Cit gibi taban sendikaları da katıldı. Ulaştırma Bakanı Matteo Salvini 27 Ekim'de ulaşımda grevi yasaklayan bir kararname imzaladı. USB kararnameyi "meşru değil" diye niteledi ve uymadı. Grev 18 bölgede 60'tan fazla noktada yapıldı. USB 1,5 milyon katılımcı açıkladı, İçişleri Bakanlığı 255 bin dedi.
Talepler İtalyan işçi hareketinin tarihsel hafızasını taşıyor: ücretleri enflasyona bağlayan eşel mobil (scala mobile) sisteminin geri getirilmesi, fiyat denetimi, temel ihtiyaçlarda KDV indirimi, emekli aylıklarının artırılması ve "silaha değil okula ve sağlığa" kamu kaynağı. USB, Meloni hükümetinin politikasını açıkça "savaş ekonomisi" diye tanımlıyor.
Grevin bir ayağı limanlardaydı. Aynı gün İtalya, Fransa, Yunanistan, Bask Ülkesi, Fas ve Türkiye limanlarından liman işçilerinin çağrısıyla İsrail'e silah sevkiyatına ve Avrupa'nın silahlanmasına karşı uluslararası bir liman eylemi yapıldı. USB'ye göre dört kıtada yüzü aşkın liman katıldı. Akdeniz'in iki yakasındaki liman işçilerinin aynı gün aynı talebe sahip çıkması, sermayenin sınır tanımayan tedarik zincirine karşı işçi sınıfının da sınır tanımayan bir zinciri olabileceğini gösteren küçük ama değerli bir örnek.
Almanya, Portekiz, İspanya: Barınma ve Gelecek
Almanya. 31 Ekim'de "Gen Z regelt" girişimi otuzdan fazla kentte yürüyüş düzenledi. Düzenleyiciler on binlerce, bazı kaynaklar 100 binden fazla katılımcıdan söz ediyor. Talepler: eğitime, sağlığa, iklime yatırım, karşılanabilir bir hayat ve zorunlu askerliğin geri gelmesine hayır. Akşam saatlerinde Frankfurt, Hamburg, Köln ve Berlin'de çatışmalar, Frankfurt'ta yağma yaşandı. 100'den fazla polisin yaralandığı, 13-29 yaş arası 54 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Medyanın yağmaya odaklanması, on binlerce gencin barışçıl talebini görünmez kıldı. Ama bu talep listesinin kendisi, "savaşa hazır Almanya" projesinin genç kuşaktan onay almadığının kanıtı.
Portekiz. Kira artışları ve yeni kira yasası tasarısına karşı 31 Ekim'de Lizbon'da Camões Meydanı'nda toplanan binlerce kişi Rossio'ya yürüyüp çadır kurdu. 1 Kasım sabahı polis Lizbon ve Porto'daki oturma eylemlerini kalkan ve copla dağıttı. 13 kişi gözaltına alındı.
İspanya. 23 Eylül'de 70 yıldır oturduğu evden çıkarılan 87 yaşındaki bir kadın ülke çapında konut eylemlerini başlattı. Sánchez hükümetinin iki konut kararnamesi PP, Vox, Junts ve UPN oylarıyla Meclis'te reddedildi. Sánchez de 5 Ekim'de 29 Kasım için erken seçim çağrısı yaptı. Anketler PP'yi önde gösteriyor ve PP'nin hükümet için Vox'a ihtiyaç duyabileceği konuşuluyor. Yani konut sorunu, ya PP-Vox iktidarına ya da konutu kampanya malzemesi yapan bir sosyal demokrasiye bağlanmış durumda. Bu arada yılın ikinci ölümcül tren kazasından sonra demiryolu işçileri güvenlik için greve çıktı.
Öfkenin Öbür Talibi: Aşırı Sağ
Aynı fiyat öfkesine aşırı sağ da talip. Cyprus Mail'in derlemesine göre Fransa'da Ulusal Birlik nisan 2027 seçimleri için anketlerde önde. Elabe anketlerine göre İran savaşı başladığından beri Le Pen'in puanı yükseldi, Macron'unki düştü. Almanya'da AfD ulusal anketlerde birinci ve Rusya ile enerji bağlarının yeniden kurulmasını savunuyor. İtalya'da emekli general Roberto Vannacci'nin yeni partisi, Polonya'da Grzegorz Braun aynı çizgide. Braun'un "Sabahları Rus gazının kokusunu seviyorum" sözü bu çizginin kaba ama dürüst bir özeti.
Sciences Po'dan Gilles Ivaldi "Akaryakıt fiyatları Le Pen'i güçlendiriyor" diyor. Bunun mekanizmasını AfD'nin Yüzde 43,8'i Bir Sapma Değil yazısında tartışmıştık. Aşırı sağ, sınıf öfkesini milliyet ve göçmen eksenine çevirerek sermayeye dokunmadan "çözüm" vaat ediyor. Bugün vaat edilen çözüm de bir başka enerji tekeliyle anlaşmak, yani patron değiştirmek. Kimse "enerji neden özel tekellerin elinde ve neden kamusal değil" diye sormuyor.
Berlin: Elif Eralp ve Sol'un Sınavı
Seçim sonucu
20 Eylül'de yapılan ve 2 Ekim'deki yeniden sayımla kesinleşen Berlin Eyalet Meclisi seçiminde tablo şöyle oldu:
| Parti | Oy | Sandalye | Değişim |
|---|---|---|---|
| Sol Parti (Die Linke) | %25,7 | 45 | +23 |
| CDU | %18,8 | 33 | -19 |
| AfD | %16,3 | 29 | +12 |
| Yeşiller | %14,3 | 25 | -9 |
| SPD | %12,1 | 21 | -13 |
BSW (%4,7) ve FDP (%2,5) baraj altında kaldı. Katılım 11 puan artışla yüzde 74,2 oldu. Meclis 153 sandalyeli, çoğunluk 77. Sol, SPD ve Yeşiller birlikte 91 sandalyeye sahip. Sol Parti, Thüringen'den (2019) sonra ikinci kez bir eyalette birinci parti oldu. Türkiye kökenli Elif Eralp, Friedrichshain-Kreuzberg 1 seçim bölgesini yüzde 50,4 ile kazandı. Eralp'i seçimden önce Berlin'de Bir Sınıf Neferi: Elif Eralp yazısında tanıtmıştık. Seçimin ardından yazdığımız AfD'nin Yüzde 43,8'i Bir Sapma Değil yazısı da bu sonucu Saksonya-Anhalt'la birlikte okuyordu.
Kırmızı çizgi: Konut toplumsallaştırması
Eralp'in koalisyon için tek kırmızı çizgisi 2021'de Berlinlilerin referandumla onayladığı "Deutsche Wohnen & Co. enteignen" kararının hayata geçirilmesi: 10 binden fazla konutu olan şirketlerin konutlarının, piyasa değerinin altında bir tazminatla kamuya geçirilmesi. Koalisyon planında tazminat için 16 milyar avroya kadar bir tutar öngörülüyor. Eralp'in gerekçesi sade: "Spekülasyonun bedeli ödenmemeli."
Müzakere takvimi
| Tarih | Gelişme |
|---|---|
| 8 Ekim | Üç parti, antisemitizmin reddi ve İsrail'in varlık hakkıyla iki devletli çözüm vurgusunu içeren bir çerçeve üzerinde anlaşıyor. Sol Parti'den 100'ü aşkın üye, antisemitizm şikayetleri için öngörülen mekanizmayı eleştiriyor |
| 17 Ekim | Ön görüşmeler bitiyor, üç parti koalisyon müzakeresi öneriyor. Toplumsallaştırma uzlaşmanın parçası |
| 25 Ekim | Federal İçişleri Bakanı Dobrindt "Yatırım Koruma Yasası" taslağının ana hatlarını açıklıyor |
| 26 Ekim | Eralp taslağı "anayasaya aykırı ve Berlinli kiracılara karşı" diye niteliyor |
| 31 Ekim | Sol Parti kongresi açık çoğunlukla koalisyon müzakerelerini onaylıyor |
| 2 Kasım | Müzakereler başlıyor. 14 çalışma grubu kuruluyor. Eralp: "Şimdi başlıyor, bizim için sevinçli bir gün" |
| 3 Kasım | SPD ve Yeşiller, CDU ile görüşme çağrısını reddediyor |
Belediye başkanlığı (Regierende Bürgermeisterin) seçimi için henüz tarih yok. Müzakereler başarılı olursa Eralp, Berlin'in Sol Partili ilk belediye başkanı olacak.
Karşı cephe: Yasa, parti içi muhalefet, kampanya
Eralp'in önünde üç engel var.
Birincisi federal hükümet. Şansölye Merz'in desteklediği ve İçişleri Bakanı Dobrindt'in hazırladığı Yatırım Koruma Yasası üç şart getiriyor: tazminat yalnızca piyasa değeri üzerinden, hemen ve nakit ödenecek, toplumsallaştırma ancak "diğer tüm araçlar tükendikten sonra" ve zorunluluğu kanıtlanarak yapılabilecek. Dobrindt toplumsallaştırma talebini "fetiş" diye niteliyor. Oysa Alman Anayasası'nın 15. maddesi "toprak, doğal kaynaklar ve üretim araçlarının" bir yasayla ve tazminatla ortak mülkiyete geçirilebileceğini açıkça söylüyor. Yani burjuvazi kendi anayasasındaki bir maddeyi, kullanılma ihtimali doğduğu anda adi bir yasayla işlevsiz kılmaya çalışıyor. Mülkiyet söz konusu olduğunda "hukuk devleti"nin ne kadar esnek olduğunu görmek öğretici.
İkincisi SPD'nin içi. Eski belediye başkanı Franziska Giffey, SPD üye oylamasında "hayır" diyecek olan "Nicht um jeden Preis" (her ne pahasına olursa olsun değil) girişimini destekliyor. Gerekçesi, Sol'un antisemitizm meselesindeki tutumu ve devlet, polis ve orduyla ilişkisi. Merz de SPD ve Yeşilleri CDU liderliğinde bir koalisyona çağırıyor.
Üçüncüsü sistematik bir itibarsızlaştırma kampanyası. Sol Partili federal milletvekili Ferat Koçak'ın seçim gecesi fotoğrafları üzerinden yürütülen tartışma ve "antisemitizm" suçlamaları, konut sorunu yerine kimlik ve güvenlik tartışmasını gündemde tutmanın aracına dönüştü.
Sınıfsal anlamı
Berlin bu sonbaharın en öğretici örneği, çünkü Avrupa'da sokaktaki öfkenin ilk kez bir mülkiyet talebiyle sandıkta kazandığı yer. Sol Parti, "daha adil bir kira tavanı" değil "kamusal mülkiyet" dedi ve kazandı. Karşı tepkinin şiddeti de buradan geliyor. Ama tarih bize bir şey daha söylüyor: Sol Parti (o zamanki adıyla PDS) 2002-2011 ve 2016-2023 arasında Berlin'de iki kez hükümet ortağı oldu ve ilk döneminde kamu konut şirketi GSW'nin satışına ortak oldu. Bugün toplumsallaştırılmak istenen Deutsche Wohnen konutlarının bir kısmı, o yıllarda satılan konutlar. Bu yüzden asıl sınav seçimde değil, koalisyon protokolünün ve 14 çalışma grubunun masasında. Toplumsallaştırma takvime ve yasaya bağlanmazsa, Berlin bir zafer değil, yeni bir hayal kırıklığının adı olur. Bu sınavı geçmenin yolu da bellidir: 2021 referandumunu kazanan mahalle ve kiracı örgütlenmesinin masanın yanında, sokakta ve müzakereyi denetleyen bir güç olarak durması.
ABD Seçimlerine Avrupa'dan Tepkiler
3 Kasım ara seçimlerinde Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni ve Senato'yu aldı. Teksas'ta Talarico Senato koltuğunu Demokratlara geçirdi, Maine'de Troy Jackson Susan Collins'i yendi. Sonuçların ABD içindeki sınıfsal anlamını ABD Seçim Sonuçları: Mavi Dalga, Aynı Kıyı yazısında tartıştık. Seçim öncesindeki tabloyu da ABD Ara Seçimleri, Tekno-Sermaye ve Algoritmik Siyaset yazısında çizmiştik. Burada yalnızca Avrupa'nın nasıl okuduğuna bakalım.
Hükümetlerden gelen tepkiler
Al Jazeera ve China Daily'nin derlemesinden:
- Pedro Sánchez (İspanya Başbakanı): Amerikalıların "nefrete ve cinsiyetçiliğe karşı" oy verdiğini, sonucun küresel aşırı sağın "çözülüşünün" parçası olduğunu söyledi. 29 Kasım'da kendi seçimine giden Sánchez için bu tepki aynı zamanda bir kampanya mesajı.
- Friedrich Merz (Almanya Şansölyesi): Trump'ın Kongre'yi kararnamelerle atlatabileceğini hatırlattı: "Bundan sonra neden farklı olsun?"
- Boris Pistorius (Almanya Savunma Bakanı): Demokratları "tarihi zafer" için kutladı ve Avrupa'nın kendi güvenliği için daha çok şey yapması gerektiğini söyledi.
- Metin Hakverdi (Almanya Hükümeti Transatlantik İşbirliği Koordinatörü): "Amerika değişimi seçti" ama dış politikada belirleyici olan yine Trump. Almanya ilişkilerini tek bir siyasi kampla sınırlamamalı.
- Jean-Noël Barrot (Fransa Dışişleri Bakanı): Sonuç, Fransa'nın daha güçlü bir Avrupa kurma ihtiyacını değiştirmiyor.
- Roland Lescure (Fransa Maliye Bakanı): Trump'ın özellikle "insanları doğrudan etkileyen" benzin fiyatları konusunda tutum değiştirip değiştirmeyeceğini izleyeceklerini söyledi. Bugünkü grevin gölgesinde verilmiş bir yanıt.
- Andy Burnham (İngiltere Başbakanı): Hayat pahalılığına karşı uluslararası işbirliği için bir fırsat gördü, hiçbir ülkenin bu sorunu tek başına çözemeyeceğini söyledi.
- Christel Schaldemose (Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı): "Avrupa adına temkinli iyimserim", ama AB kendi ayakları üzerinde durma yolundan sapmamalı.
- Maroš Šefčovič (AB Ticaret Komiseri): ABD seçmeninin tercihine saygı, ABD yakın müttefik, temaslar sürecek.
- Yunanistan: Hükümet sözcüsü Pavlos Marinakis ABD'yi "stratejik müttefik" diye niteledi ve ilişkilerin güçlü kalacağını söyledi.
- Rusya: Kremlin sözcüsü Peskov sonuçların Trump'ın "barış çabalarını" etkilememesini umduklarını söyledi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Ryabkov, Demokrat liderlerin Moskova'ya "keskin biçimde olumsuz" yaklaştığını hatırlattı.
Analistlerin ortak görüşü: Rahatlama yok
Avrupalı uzmanların neredeyse tamamı aynı şeyi söylüyor:
- Gümrük vergileri sürecek. Vergiler başkanlık yetkisine dayandığı için Kongre ancak denetimi artırabilir. Ifo'dan Clemens Fuest, iç siyasette sıkışan bir başkanın gümrük vergilerini dış politika aracı olarak daha çok kullanabileceğini söylüyor. ZEW'den Achim Wambach serbest ticarete dönüş beklemiyor.
- NATO baskısı artabilir. Politico'ya konuşan beş NATO diplomatı, zayıflayan Trump'ın binlerce asker daha çekebileceğinden ve NATO ortak bütçesine katkıyı kısabileceğinden endişeli.
- Sıkıntılı dönem şimdi başlıyor. Münih Güvenlik Konferansı Başkanı Wolfgang Ischinger daha sert talepler bekliyor. Josef Braml, Trump'ın ikinci döneminin en zor iki yılının şimdi başlayabileceğini yazdı.
Sınıfsal okuma
Bu tepkilerin hepsinde ortak bir cümle var: "Avrupa kendi ayakları üzerinde durmalı." Pistorius'un ağzında bu cümlenin anlamı açık: daha çok silah, daha büyük savunma bütçesi, zorunlu askerliğin geri gelmesi. Yani Avrupa burjuvazisi, ABD'deki seçimden de silahlanma sonucunu çıkarıyor.
Tam da bu yüzden Avrupa'nın egemenleriyle sokakları aynı haftada birbirinin tam tersini söylüyor. Egemenler "stratejik özerklik" diyor, Torino'da işçiler ve öğrenciler "silaha değil okula" diyor. Pistorius askerlikten söz ediyor, Alman gençleri "askerliğe hayır" diye yürüyor. Demokratların zaferi bu çelişkiyi çözmüyor. Seçimden önce de yazdığımız gibi, ABD'de hangi parti Kongre'yi alırsa alsın, Avrupa'nın ABD tekelleriyle kurduğu bağımlılık ilişkisi ve silahlanma faturasının işçiye kesilmesi değişmiyor.
Değerlendirme: Bu Sonbahar Neyi Gösteriyor?
| Egemenler ne diyor? | Sokak ne istiyor? |
|---|---|
| "Savaş dışsal bir şok, hep birlikte katlanacağız" | Savaşın faturasını savaşı isteyenler ve ondan kazananlar ödesin |
| Akaryakıta geçici sübvansiyon, stratejik rezerv salımı | Genel ücret artışı, asgari ücretin yükseltilmesi, ücretlerin enflasyona bağlanması (eşel mobil) |
| 43 milyar avro kamu tasarrufu, 49.3 ile oylamasız bütçe | Kamu hizmetine kaynak, servetten ve temettüden vergi |
| "Avrupa kendi güvenliğini sağlamalı", silahlanma, askerlik | Silaha değil okula, hastaneye, konuta |
| Grev yasağı (Salvini), güzergah yasağı, 70 bin polis | Grev hakkı, gösteri hakkı, liman işçilerinin silah sevkiyatını durdurma hakkı |
| Konutta yatırımcıyı koruma yasası (Dobrindt) | Büyük konut şirketlerinin kamusal mülkiyete geçirilmesi (Berlin) |
| Aşırı sağ: "Rus gazına dönelim, göçmeni durduralım" | Enerji kamusal olsun, işçi sınıfı uluslararası dayanışsın |
Bu tablodan beş sonuç çıkıyor.
Birincisi: Bu bir maliyet aktarımı krizi. Savaş enerji fiyatlarını yükseltiyor, enerji tekelleri ve silah sanayii kazanıyor, devletler bütçe açığını kamu hizmetini keserek kapatıyor. Fransa'daki 211 milyar avroluk şirket yardımı ile 43 milyar avroluk kamu tasarrufu yan yana konunca kimin korunduğu görülüyor. Termometredeki Artı Değer yazısında da söylediğimiz gibi, "kriz" kelimesi bir sınıf için zarar, öteki için fırsat demek.
İkincisi: Silahlanma ile refah arasındaki çelişki artık sokakta. Avrupa'nın burjuvazisi, ABD'ye bağımlılıktan "stratejik özerklik" diye çıkmaya çalışıyor. Bu özerkliğin bedeli silah bütçesi, bu bütçenin kaynağı da ücret ve kamu hizmeti. İtalyan sendikalarının "savaş ekonomisi" tanımı bu yüzden tam yerinde.
Üçüncüsü: Gençlik kıvılcım, işçi sınıfı motor. Fransa'da liseliler, Almanya'da Z kuşağı, Sırbistan'da öğrenciler. Gençlik her yerde ilk adımı atıyor. Ama ekonomiyi durdurabilen tek güç hala işyerindeki örgüt: demiryolu, liman, okul, kamu. Bugünkü Fransa grevi bu ikisinin buluşma denemesi. Buluşma kalıcı olmazsa, gençlik öfkesi Frankfurt'taki gibi yağma görüntüleriyle itibarsızlaştırılır ve dağılır.
Dördüncüsü: Aşırı sağ ile sınıf siyaseti aynı öfke için yarışıyor. Aşırı sağ öfkeyi göçmene ve "yanlış enerji müttefikine" yöneltiyor. Sol ise ancak Berlin'deki gibi somut bir mülkiyet talebiyle ortaya çıktığında kazanıyor. Soyut "demokrasi" savunusu ya da ABD'deki Demokratlara bel bağlamak bu yarışı kazandırmaz.
Beşincisi: Mülkiyet sorusu sorulunca burjuva hukuku sertleşiyor. Berlin'de anayasal bir hak, kullanılabilir hale geldiği anda bir yasayla etkisizleştirilmeye çalışılıyor. İtalya'da grev hakkı bakanlık kararnamesiyle kısıtlanıyor. Fransa'da yürüyüş güzergahları yasaklanıyor. Hak, örgütlü bir güç tarafından korunmadığı sürece kağıt üzerinde kalıyor.
Türkiye için ders de buradan çıkıyor. Bizde de akaryakıt, elektrik ve kira aynı yükü bindiriyor. 2027 bütçesi aynı hafta Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülüyor, Avrupa'dakiyle aynı mantıkla. Akdeniz liman işçilerinin eyleminde Türkiye limanlarının da adının geçmesi, bu zincirin bize de uzandığını gösteriyor. Avrupa'daki hareketi "orada oluyor" diye seyretmek yerine, aynı taleplerin bizdeki karşılığını örmek gerekiyor.
Somut Görevler
- İzlemek ve çevirmek. Fransa'daki sendikalar arası koordinasyonun, İtalya'da USB'nin ve Berlin'deki konut hareketinin metinlerini Türkçeye kazandırmak, talep listelerini kendi sendikalarımızda tartışmaya açmak.
- Ücret talebini eşel mobil üzerinden kurmak. İtalya'daki "scala mobile" talebinin Türkiye'deki karşılığı, asgari ücretin ve tüm ücretlerin gerçek enflasyona otomatik bağlanmasıdır. Bunu sendika gündemlerine taşımak.
- Konutu mülkiyet sorusu olarak sormak. Berlin deneyimi, kira tavanının ötesinde büyük konut sermayesinin kamusallaştırılmasının bir seçim kazandıran talep olabileceğini gösteriyor. Kentlerimizdeki kiracı örgütlenmelerini bu perspektifle buluşturmak.
- Liman ve lojistik işçileriyle dayanışmak. Akdeniz liman işçilerinin silah sevkiyatına karşı eylemini Türkiye'de görünür kılmak, liman ve lojistik işçilerinin örgütlenmesini desteklemek.
- Gençlik ile işyeri örgütlenmesini buluşturmak. Liseli ve üniversiteli gençlik hareketlerini (bkz. Örgütlenme 2.0) sendikal yapılarla ortak takvimlere bağlamak.
- Aşırı sağın enerji milliyetçiliğine karşı sınıfsal bir enerji programı savunmak. "Hangi ülkeden gaz alalım" değil, "enerji kimin mülkiyetinde olsun" sorusunu sormak.
Sevgili Genç Yoldaşlar
Bu sonbahar Avrupa'da olanlar, tarihin bir yerde donup kalmadığını gösteriyor. Hürmüz'de kapanan bir boğaz, Nantes'ta bir otobüs şoförünün, Torino'da bir öğrencinin, Lizbon'da bir kiracının hayatına dokundu. Bu insanlar bir araya geldi ve "faturayı biz ödemeyeceğiz" dedi. Kimisi Bastille'e yürüdü, kimisi limanda vinci durdurdu, kimisi Berlin'de sandığa gidip konutun kamusal olmasına oy verdi.
Ama şunu da gördük: Öfke tek başına yön göstermiyor. Aynı öfkeyi aşırı sağ da topluyor, aynı öfke bir gecede yağma görüntülerine de dönüşebiliyor. Öfkeyi kalıcı bir güce çeviren şey örgüt, net bir talep ve uluslararası dayanışma. Berlin'de kazanan şey bir slogan değil, yıllarca kapı kapı örülmüş bir kiracı örgütlenmesiydi. Fransa'da ekonomiyi durduran şey bir hashtag değil, beş konfederasyonun ortak takvimiydi.
Bize düşen, bu deneyimleri seyretmek değil, onlardan öğrenmek. Daha güzel bir dünyayı ancak birlikte, örgütlü ve sabırla kurabiliriz.
Kaynaklar
Fransa
- Euronews: France, grève générale le 5 novembre après trois samedis de manifestations (4 Kasım 2026)
- Euronews: Budget 2027, l'Assemblée nationale rejette le texte à l'unanimité (5 Kasım 2026)
- C'est la grève: Grève générale et nationale le 5 novembre 2026
- franceinfo: Mobilisation du 5 novembre, canlı yayın
- Wikipedia: 2026 French fuel protests
- Socialist Worker: Workers take to the streets of Europe
İtalya, Almanya, Portekiz, İspanya ve genel tablo
- Il Fatto Quotidiano: Sciopero generale il 30 ottobre (28 Ekim 2026)
- USB: Sciopero Generale del 30 ottobre 2026
- Seoul Economic Daily: Cost-of-Living Protests Spread Across Europe (5 Kasım 2026)
- CBS News: Rioters smash, loot storefronts amid cost-of-living protests in Germany
- EUobserver: Spain's 54-day sprint to the polls
- Cyprus Mail: Soaring fuel prices fuel protests and far-right gains across Europe (20 Ekim 2026)
- Al Jazeera: Trump vs Europe as US presses for release of emergency diesel stocks (2 Ekim 2026)
- Wikipedia: 2026 European unrest
Berlin
- Wikipedia: 2026 Berlin state election
- Tagesspiegel canlı blog: Linke beschließt Koalitionsverhandlungen mit Grünen und SPD
- ZDFheute: Vergesellschaftungen, Eralp hält Pläne für verfassungswidrig (26 Ekim 2026)
- ZDFheute: Elif Eralp hat mit der Partei "Die Linke" die Wahl gewonnen
ABD seçimlerine tepkiler
- Al Jazeera: 'Seismic shift', world reacts to US midterm election results (4 Kasım 2026)
- China Daily: Europe welcomes Democrats' midterm win, but sees little relief ahead (5 Kasım 2026)
- Axios: World leaders react to 2026 midterm election results
Bilgi Müşterekleri'nden ilgili yazılar
- Berlin'de Bir Sınıf Neferi: Elif Eralp
- AfD'nin Yüzde 43,8'i Bir Sapma Değil, İki Yüz Yıllık Bir Hattın ve Otuz Beş Yıllık Bir Mülksüzleştirmenin Faturasıdır
- Termometredeki Artı Değer - İklim Felaketi Değil, Sermayenin Katliamı!
- ABD Ara Seçimleri, Tekno-Sermaye ve Algoritmik Siyaset
- ABD Seçim Sonuçları: Mavi Dalga, Aynı Kıyı
- Algoritmayı Yürüyerek Geçtiler: Sırbistan'da Plenum Sandığı Nasıl Yendi?
- Örgütlenme 2.0: Haklı Bir İsyana Fikir Önerisi
Bu yazı Bilgi Müşterekleri'nin canlı belgelerindendir; CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır. Kaynak göstererek çoğaltabilir, değiştirebilir, paylaşabilirsiniz.







