Kara Toprak Kimin? Ukrayna Sorununun Tarihi, Sınıfı ve Türkiye
İki Emperyalizmin Arasında Sıkışan Bir Halkın Yüz Yılı

Sevgili Genç Yoldaşlar,
Bugün, 31 Ekim 2026'da, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy İstanbul'da, Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşüyor. Haberler kısa: gündemde Rusya–Ukrayna savaşı, Karadeniz güvenliği ve ikili iş birliği var; sonuçlar bu satırlar yazılırken henüz açıklanmadı. Ama bir görüşmenin ne anlama geldiğini anlamak için o odada konuşulanlardan çok, o odaya hangi tarihin, hangi sınıf ilişkilerinin ve hangi güç dengelerinin taşındığını bilmek gerekir. Bu yazı bunu yapmaya çalışıyor: önce kısa bir özet, sonra ayrıntı.
Önce Özet
Bugünkü görüşme. Zelenskiy, Erdoğan'ın davetiyle İstanbul'a geldi. Ankara'nın masaya koyduğu üç başlık var: (1) Karadeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıların durdurulması önerisi — Erdoğan eylülde BM Genel Kurulu'nda bu saldırıları "kabul edilemez" bulmuş, Moskova ve Kiev'den yanıt beklediğini söylemişti; (2) Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna liderlerini bir araya getirecek bir zirveye ev sahipliği önerisi — Zelenskiy 23 Eylül'deki New York görüşmesinden sonra buna açık olduğunu söylemişti; (3) savunma sanayii, ticaret ve yeniden yapılanmada ikili iş birliği. Görüşme, Erdoğan'ın 28 Ekim'de Trump'la telefonda müzakerelere katkı sözü vermesinin ve Kremlin'in kasım ortasında Abu Dabi'de ABD aracılığıyla yeni bir tur beklediğini söylemesinin hemen ardından geliyor.
Savaşın durumu. Savaş beşinci yılında. Rusya Ukrayna topraklarının yaklaşık beşte birini tutuyor; Donetsk ve Luhansk'ın tamamını, Zaporijya ve Herson'u ve Kırım'ı istiyor. Kiev önce cephe hattının dondurulmasını, sonra müzakereyi istiyor; Moskova kapsamlı bir anlaşma olmadan ateşkese yanaşmıyor. 2026'da tek ciddi ateşkes, nisandaki 32 saatlik Paskalya ateşkesiydi.
Sorunun kökü. Ukrayna sorunu, "iki kardeş halkın kavgası" ya da "Putin'in deliliği" değildir. Üç katmanlıdır:
- Tarihsel katman: Kiev Rus'undan bu yana ortak ama tartışmalı bir geçmiş; Çarlık Rusyası'nın Ukrayna dilini ve kimliğini bastırması; Polonya, Litvanya, Avusturya ve Rusya arasında bölünmüş bir toprak.
- Devrimci katman: 1917–1921 iç savaşında Ukrayna, Bolşevikler, Beyazlar, milliyetçi Rada/Direktuvar, Alman işgali, Polonya ve Mahno anarşistleri arasında en kanlı cephelerden biri oldu. Donbas madencileri Bolşeviklerin en sağlam üssüydü; Don Kazakları ise ikiye bölündü — zenginleri Beyaz Ordu'nun beşiği oldu, yoksulları ve "yabancı" köylüler Kızıl Süvari'yi doldurdu. Sovyet iktidarı Ukrayna'ya ilk kez kendi diliyle eğitim, okuryazarlık ve sanayi verdi; ama zorla kolektifleştirmenin 1932–33 kıtlığı ve İkinci Dünya Savaşı'nın yıkımı da bu topraklarda yaşandı.
- Kapitalist restorasyon ve emperyalist rekabet katmanı: 1991'de SSCB'nin dağılmasıyla Ukrayna, oligarkların yağmaladığı, Batı ile Rusya arasında sıkışmış bir yarı-çevre ülkesine dönüştü. NATO'nun doğuya genişlemesi, AB'nin pazar talebi, Rus sermayesinin "yakın çevre" iddiası ve Ukrayna oligarşisinin iç kavgası 2014'te Maidan, Kırım ve Donbas savaşına, 2022'de de topyekun işgale vardı.
Sınıf tavrımız. Bu savaş, iki halkın değil iki sermaye bloğunun savaşıdır: bir yanda NATO ve AB etrafında örgütlenmiş Batı emperyalizmi, öbür yanda kendi bölgesel emperyalist iddiasını silahla dayatan Rus tekelci kapitalizmi. Rusya'nın işgali saldırgan bir emperyalist savaştır ve haklı gösterilemez; ama bu, NATO'nun genişlemesini ya da Ukrayna oligarşisini aklamaz. Ukrayna halkı hem işgalin hem de kendi egemenlerinin, IMF'nin ve "yeniden yapılanma" adı altında topraklarını bölüşen sermayenin kurbanıdır. Cepheye sürülen Rus ve Ukraynalı işçilerin ortak çıkarı barıştır.
Türkiye'nin rolü. Türkiye NATO üyesi olarak Ukrayna'ya Bayraktar satıyor, Rusya'ya yaptırım uygulamıyor, Akkuyu'yu Rosatom'a kurduruyor, Rus gazını TürkAkım'la alıyor, Montrö'yü uygulayarak boğazları savaş gemilerine kapatıyor, tahıl koridoru ve esir takaslarıyla arabuluculuk yapıyor, Temmuz 2026'da Ankara'da NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Bu "dengeci" politika barışseverlikten değil, Türk sermayesinin iki pazardan da kazanma, bölgesel güç olarak pazarlık masasında yer alma çıkarından doğuyor. Barış istiyoruz; ama barışın kimin barışı olacağını da soruyoruz.
Bugün Dolmabahçe'de Ne Konuşuluyor?
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın duyurusuna göre ziyaret bir "çalışma ziyareti". Erdoğan Zelenskiy'yi Dolmabahçe'de karşılıyor; görüşmeyi ortak basın toplantısı izleyecek (sol.org.tr, Turkish Minute).
Görüşmenin arka planında dört gelişme var:
- Karadeniz'de gemi saldırıları. Savaşın iki yanı da birbirinin limanlarını, enerji altyapısını ve ticari gemileri vuruyor. Ankara, sivil gemilere saldırıların karşılıklı olarak durdurulmasını önerdi; iki başkentten yanıt bekliyor.
- Liderler zirvesi önerisi. Türkiye 2022'deki İstanbul görüşmelerinden ve 2025'teki doğrudan İstanbul turlarından bu yana kendini "barışın adresi" olarak sunuyor. Zelenskiy bir Putin–Zelenskiy zirvesine hazır olduğunu söylüyor; Kremlin ise müzakerenin zamanlamasını "sahadaki durumun" belirleyeceğini açıkça söylüyor (Kyiv Independent).
- ABD hattı. Trump yönetimi, Witkoff kanalıyla müzakere yürütüyor; dördüncü ABD aracılı turun kasım ortasında Abu Dabi'de yapılması bekleniyor. Aynı ABD, Rusya'dan dizel alımına izin veren bir anlaşma yaptı, yeni yaptırımları reddetti; Trump–Zelenskiy ilişkisi dibe vurmuş durumda (MPR News / AP).
- Ankara'nın Washington'a verdiği söz. Erdoğan 28 Ekim'de Trump'la telefonda, Moskova–Kiev diplomasisinin yeniden canlanmasına destek vermeye hazır olduğunu söyledi.
Yani bugünkü görüşme, büyük güçlerin pazarlığında Türkiye'nin kendine bir sandalye garantilemesi girişimidir. Somut sonuçları (esir takası listeleri, Karadeniz düzenlemesi, savunma sanayii anlaşmaları) açıklandığında bu yazıyı güncelleyeceğiz.
Bölüm I: Uzun Tarih — "Sınır Ülkesi"nin Doğuşu
"Ukrayna" sözcüğü Slav dillerinde "sınır bölgesi, uç" anlamına gelen bir kökten gelir. Bu ad bile tarihi özetler: bu topraklar yüzyıllarca imparatorlukların ucu oldu.
Kiev Rus'u ve ortak köken tartışması
- yüzyılda Dinyeper boyunda kurulan Kiev Rus'u, bugünkü Ukrayna, Rusya ve Belarus'un ortak atası sayılır. 988'de Ortodoksluğun kabulü, 1240'ta Moğol istilasıyla Kiev'in yıkılışı bu ortak tarihin kilometre taşlarıdır. Bugün Kremlin bu ortaklığı "Ruslar ve Ukraynalılar tek halktır" tezine çeviriyor; Ukrayna milliyetçiliği ise aynı tarihi "Moskova bizden çaldı" diye okuyor. İki okuma da tarihin kendisinden çok bugünün iktidar ihtiyacından konuşur. Marksist açıdan uluslar, feodal parçalanmışlığın kapitalist pazarla aşıldığı modern çağın ürünüdür; 10. yüzyıla bugünün ulusal sınırlarını yansıtmak tarih değil ideolojidir.
Kazaklar, Hmelnitski ve Pereyaslav
Moğol sonrası dönemde bugünkü Ukrayna'nın büyük bölümü Litvanya Büyük Dükalığı'na, sonra Lehistan–Litvanya Birliği'ne geçti. Leh soylularının toprak köleliği ve Katolik baskısı altında kaçak köylüler Dinyeper'in aşağısında, Zaporijya'da özgür bir topluluk kurdu: Kazaklar. 1648'de Bogdan Hmelnitski önderliğindeki büyük ayaklanma, Leh egemenliğini sarstı ama aynı zamanda Yahudi topluluklarına yönelik büyük katliamlar da içerdi — tarihin sınıf öfkesini yanlış hedefe yönelten ilk büyük örneklerinden biri.
1654'te Pereyaslav Antlaşması'yla Kazak hetmanlığı Moskova Çarlığı'nın himayesine girdi. Rus tarih yazımı bunu "yeniden birleşme", Ukrayna milliyetçi tarih yazımı "geçici askeri ittifak" diye okur. 1667'de Dinyeper'in doğusu Rusya'ya, batısı Lehistan'a kaldı. 1709'da Hetman Mazepa'nın İsveç Kralı XII. Karl'la birlikte Poltava'da yenilmesi Kazak özerkliğinin sonunun başlangıcı oldu. II. Katerina 1775'te Zaporijya Siçi'ni dağıttı, 1783'te Kırım Hanlığı'nı ilhak etti; Karadeniz'in kuzeyi "Novorossiya" (Yeni Rusya) adıyla Rus soylularına ve sömürgecilere açıldı.
Bu "Novorossiya" adı unutulmasın; 2014'te Donbas'taki ayrılıkçıların ve Kremlin'in diline geri döndü.
Çarlık: dil yasağı ve halkların hapishanesi
- yüzyılda Ukrayna köylülüğü Rus İmparatorluğu'nun en yoksul katmanlarından biriydi; batı Ukrayna (Galiçya) ise Avusturya-Macaristan'daydı. Çarlık, Ukraynacayı "Rus dilinin bir lehçesi" ilan etti: 1863 Valuev Genelgesi ve 1876 Ems Fermanı Ukraynaca kitap basımını, tiyatroyu, hatta şarkı sözlerini yasakladı. Lenin'in Rus İmparatorluğu'nu "halkların hapishanesi" diye anması bu yüzdendir.
Donbas: proletaryanın ithal edildiği havza
Aynı yüzyılda Donets havzasında (Donbas) kömür ve demir bulundu. 1869'da Galli sanayici John Hughes bugünkü Donetsk'in çekirdeği olan Yuzovka'yı kurdu. Fransız, Belçika ve İngiliz sermayesi havzaya aktı. Madenleri ve fabrikaları dolduran işçilerin önemli bölümü Rusya'nın merkez guberniyalarından geldi. Böylece klasik bir tablo oluştu: köylerde Ukraynaca konuşan köylülük, kentlerde ve madenlerde Rusça konuşan proletarya. Bugün Donbas'ın neden Rusça konuşan bir bölge olduğunun, neden Ukrayna'nın geri kalanından farklı bir siyasi kültüre sahip olduğunun kökü buradadır — ve bu kök etnik değil, sınıfsaldır.
Bölüm II: 1917–1921 — Ukrayna'da Devrim ve İç Savaş
Ukrayna'da iç savaş, Rusya'nın herhangi bir bölgesinden daha karmaşıktı. Kiev 1917–1920 arasında on dört kez el değiştirdi.
Merkezi Rada'dan Hetmanlığa
Şubat Devrimi'nden sonra Kiev'de tarihçi Mihaylo Hruşevski başkanlığında Merkezi Rada kuruldu; Vinniçenko ve Petliura gibi küçük burjuva sosyalist-milliyetçiler öne çıktı. Ekim Devrimi'nden sonra Rada, Kasım 1917'de Ukrayna Halk Cumhuriyeti'ni ilan etti, ama Sovyet iktidarını tanımadı. Aralık 1917'de Harkov'da toplanan Sovyetler Kurultayı karşı bir Sovyet Ukrayna ilan etti.
Ocak 1918'de Rada tam bağımsızlık ilan etti ve Şubat 1918'de Bolşevik birlikleri Kiev'e girerken, Brest-Litovsk'ta İttifak Devletleri'yle ayrı bir barış imzaladı. Almanya ve Avusturya, Ukrayna'nın tahılı karşılığında ülkeyi işgal etti. Nisan 1918'de Almanlar Rada'yı bir kenara itip toprak sahibi General Pavlo Skoropadski'yi Hetman yaptı: büyük toprak mülkiyeti geri getirildi, köylülerin el koyduğu topraklar geri alındı. "Ulusal bağımsızlık" diye başlayan süreç, birkaç ay içinde yabancı süngüye dayalı bir toprak ağası rejimine dönüştü. Bu ders önemlidir: sınıf içeriği olmayan ulusal bağımsızlık, en güçlü yabancı sermayenin vesayetine kapı açar.
Almanya'nın Kasım 1918'deki yenilgisinden sonra Petliura'nın Direktuvarı iktidarı aldı; ama hem Kızıl Ordu'ya hem Beyazlara hem de Polonya'ya karşı tutunamadı. 1920'de Petliura, Batı Ukrayna'yı (Galiçya) Polonya'ya bırakmayı kabul ederek Pilsudski'yle ittifak yaptı. Polonya–Sovyet savaşı 1921 Riga Antlaşması'yla bitti; Batı Ukrayna 1939'a kadar Polonya'da kaldı.
Beyaz Ordu: "Bölünmez Rusya"
Ukrayna'yı en çok kana bulayan güçlerden biri de Beyaz Ordu oldu. General Denikin komutasındaki Güney Rusya Silahlı Kuvvetleri, 1919 yazında Harkov'u, Kiev'i, Odessa'yı aldı ve Moskova'ya yürüdü. Beyazların sloganı "Bir ve Bölünmez Rusya"ydı: Ukrayna diye bir ulus tanımıyor, Ukraynaca okulları kapatıyor, toprakları eski sahiplerine geri veriyorlardı. Bu yüzden ne köylüler ne de Ukrayna milliyetçileri Beyazlarla kalıcı ittifak kurabildi. 1919'da Ukrayna'da Yahudilere yönelik pogromlarda on binlerce insan öldü; bu katliamların büyük bölümü Petliura'ya bağlı birliklerin, Beyazların ve çeşitli ataman çetelerinin eseriydi (Grigoryev gibi saf değiştiren bazı eski Kızıl birlikler de dahil). Sovyet iktidarı pogromu bir karşıdevrim aracı olarak tanımladı ve antisemitizmle mücadeleyi bir ilke haline getirdi.
Beyazların son kalesi Kırım oldu. General Vrangel'in ordusu Kasım 1920'de Perekop'ta yenildi; on binlerce Beyaz subay ve aileleri gemilerle İstanbul'a kaçtı. Galata'da, Pera'da, Gelibolu'daki kamplarda "Beyaz Ruslar" bir dönemin İstanbul hayatına damgasını vurdu. Bugünkü görüşmenin yapıldığı kentin bu tarihle de bir bağı var.
Mahno: köylü anarşizmi
Güneydoğu Ukrayna'da, Gulyaypole çevresinde Nestor Mahno önderliğindeki Devrimci İsyancı Ordu, toprak ağalarına, Almanlara, Hetmana ve Beyazlara karşı savaştı. Mahno Denikin'e karşı Kızıl Ordu'yla birkaç kez ittifak yaptı; 1919 sonbaharında Denikin'in cephe gerisini çökertmesi Beyazların yenilgisinde önemli rol oynadı. Ama Sovyet devletinin merkezi düzenini, tahıl toplama politikasını ve parti önderliğini reddettiği için 1920 sonunda Kızıl Ordu'yla çatıştı ve 1921'de yenildi. Mahno deneyimi, örgütsüz köylü devrimciliğinin hem gücünü hem de sınırını gösterir: düşmanı yıkabilir, ama kalıcı bir toplumsal düzen kuramaz.
Donbas'ın Bolşevikleri ve Donetsk–Krivoy Rog Cumhuriyeti
İç savaşta Ukrayna'nın en sağlam Bolşevik üssü Donbas'tı. Madenciler ve metal işçileri 1905'ten beri örgütlüydü. Lugansk'lı metal işçisi Kliment Voroşilov, Lugansk'lı işçilerle kurduğu müfrezeyle 1918'de Almanlara ve Kazaklara karşı Tsaritsin'e kadar çekilen 5. Ordu'ya önderlik etti.
Şubat 1918'de Harkov'da, Artyom adıyla tanınan Bolşevik Fyodor Sergeyev önderliğinde Donetsk–Krivoy Rog Sovyet Cumhuriyeti ilan edildi. Bu cumhuriyetin önderleri, sanayi havzasını "köylü Ukrayna"dan ayırıp doğrudan Sovyet Rusya'ya bağlamak istiyordu. Lenin ve parti önderliği buna karşı çıktı: Donbas'ın Ukrayna'dan koparılması, Ukrayna Sovyet iktidarını proleter dayanağından yoksun bırakırdı. Mart 1918'de Donetsk–Krivoy Rog Cumhuriyeti'nin Sovyet Ukrayna'ya katılmasına karar verildi; Temmuz 1918'de Moskova'da Ukrayna Komünist Partisi (Bolşevik) kuruldu.
Buradaki ilke bugün için de öğreticidir: Bolşevikler Donbas'ı "Rus" diye Rusya'ya katmadılar; tersine, Rusça konuşan proletaryayı Ukrayna köylülüğüyle aynı cumhuriyette birleştirerek işçi–köylü ittifakının maddi temelini kurmaya çalıştılar. 2014'te "Donetsk Halk Cumhuriyeti" bu tarihsel cumhuriyete atıf yaptı; ama Artyom'un işçi sovyetleri ile oligark mülkiyetini koruyan 2014 yapılanmaları arasında ad benzerliğinden başka bir ortaklık yoktur.
Don Kazakları: ikiye bölünen bir topluluk
Ukrayna'nın doğusundaki Don bölgesi (Rostov, Novoçerkassk) bugün Rusya'dadır, ama iç savaşın kaderi burada belirlendi. Don Kazakları, çarlığa askerlik hizmeti karşılığında toprak ve ayrıcalık almış bir zümreydi. Aynı bölgede bir de "inogorodniye" — "yabancı" denilen, toprak sahibi olmayan, Kazak sayılmayan köylüler ve işçiler — yaşıyordu. İç savaşta Don, bu sınıf çizgisinden ikiye yarıldı:
- Zengin Kazaklar ve atamanlar karşıdevrimin beşiği oldu. Ataman Kaledin, Ekim'den hemen sonra Bolşeviklere karşı ayaklandı. Kasım–Aralık 1917'de Novoçerkassk'ta Alekseyev ve Kornilov Gönüllü Ordu'yu, yani Beyaz Ordu'nun çekirdeğini kurdu. Kaledin'in intiharından sonra Ataman Krasnov, Alman desteğiyle "Büyük Don Ordusu" adıyla bir Kazak devleti kurdu.
- Yoksul Kazaklar ve "yabancı" köylüler Kızılların yanında saf tuttu. Mart 1918'de Fyodor Podtyolkov ve Mihail Krivoşlikov önderliğinde Don Sovyet Cumhuriyeti ilan edildi; ama birkaç ay içinde düştü, Podtyolkov ve yoldaşları Mayıs 1918'de karşıdevrimci Kazaklarca idam edildi. Filipp Mironov gibi kızıl Kazak komutanları, Semyon Budyonni gibi inogorodniye kökenli süvariler ise ünlü Birinci Süvari Ordusu'nu kurdu ve Denikin'i Don'dan Kırım'a kadar sürdü.
Bu tarih dürüstçe anlatılmalı: Ocak 1919'da Bolşevik önderliğin bir yönergesiyle başlatılan sert "dekazaklaştırma" politikası, Kazak zümresini topluca düşman sayan uygulamalarla Veşenskaya ayaklanmasına yol açtı ve kızıl Kazakları da ürküttü; politika kısa sürede geri çekildi. Mihail Şolohov'un Nobel ödüllü romanı Ve Durgun Akardı Don, bu bölünmenin, aynı köyde, aynı ailede kardeşin kardeşe silah çektiği bir sınıf savaşının en güçlü edebi anlatımıdır. Genç yoldaşlara önerimiz: bu romanı okuyun. Kazakların "etnik bir topluluk" olarak değil, içinde zengini, yoksulu, ağası ve yanaşması olan bir zümre olarak nasıl ikiye bölündüğünü hiçbir tarih kitabı bu kadar iyi anlatmaz.
Bölüm III: Sovyet Ukrayna — Kazanımlar ve Yaralar
Eşit cumhuriyetler birliği
Aralık 1922'de SSCB kurulduğunda Ukrayna SSC, Rusya, Belarus ve Transkafkasya'yla birlikte kurucu cumhuriyetlerden biriydi. Kuruluş sürecinde Lenin, cumhuriyetlerin Rusya'ya "özerk bölge" olarak katılması fikrine karşı çıkmış, eşit cumhuriyetlerin birliğinde ısrar etmişti; Büyük Rus şovenizmini sosyalizmin en tehlikeli iç düşmanlarından biri sayıyordu. Anayasa her cumhuriyete ayrılma hakkını tanıdı. Putin'in Şubat 2022 işgal konuşmasında Ukrayna'yı "Lenin'in yarattığı bir devlet" diye suçlaması boşuna değildir: Rus milliyetçiliği, Ukrayna'ya ulusal hak tanıyan Bolşevik politikayı hala affetmiyor.
Ukraynalaştırma ve medeni sıçrama
1920'lerde uygulanan korenizatsiya (yerlileştirme) politikası Ukrayna'da "Ukraynalaştırma" biçimini aldı: Ukraynaca okullar, gazeteler, tiyatrolar, yayınevleri açıldı; devlet ve parti kadroları Ukraynalılaştırıldı. Çarlığın yasakladığı dil, ilk kez devlet dili oldu. Okuryazarlık hızla yükseldi; Harkov (1934'e kadar başkentti) bir sanat ve bilim merkezine dönüştü. Sanayileşme dönemi Ukrayna'ya Dinyeper Hidroelektrik Santrali'ni (DniproGES, 1932), Harkov Traktör Fabrikası'nı, Zaporijstal'ı getirdi. Köylü ülkesi, birkaç on yılda Avrupa'nın sanayileşmiş bölgelerinden birine dönüştü.
1932–33 kıtlığı
Bu kazanımlarla birlikte, kolektifleştirmenin ve tahıl tedarik politikasının yol açtığı 1932–33 kıtlığını da açıkça anmak gerekir. Bu kıtlıkta Ukrayna'da milyonlarca insan öldü (tahminler çoğunlukla 3,5–5 milyon arasında); Kazakistan ve Kuban/Volga bölgeleri de ağır kayıplar verdi. Bugün Ukrayna devleti bunu "Holodomor" adıyla bir soykırım olarak tanımlıyor; birçok tarihçi ise bunun bir ulusu hedefleyen bir imha planından çok, kulaklara karşı sınıf savaşının, aşırı tedarik hedeflerinin ve köylülükle kurulan ilişkinin yıkıcı sonucu olduğunu savunuyor. Bu tartışma bugün de siyasal olarak kullanılıyor. Bizim tavrımız açık: bu trajediyi inkar etmek de, sosyalizmi bütünüyle mahkum etmenin aracı yapmak da yanlıştır. Geçmişimizle olgunlukla hesaplaşmak, sosyalizmin işçi–köylü ittifakını korumadan kurulamayacağını bu deneyimden öğrenmek demektir.
Faşizme karşı savaş
1939'da Batı Ukrayna Sovyet Ukrayna'ya katıldı. 1941'de Nazi Almanyası ülkeyi işgal etti. Ukrayna, İkinci Dünya Savaşı'nın en ağır yıkımını yaşayan topraklardan biri oldu: milyonlarca ölü, yaklaşık 1,5 milyon Yahudi'nin katledildiği Holokost'un bir bölümü — Kiev'deki Babi Yar'da Eylül 1941'de iki günde 33 binden fazla Yahudi kurşuna dizildi.
Bu dönemin ikinci yüzü bugün de kanayan yaradır. Stepan Bandera'nın önderliğindeki Ukrayna Milliyetçileri Örgütü (OUN-B) Haziran 1941'de Lviv'de Alman işgaliyle birlikte "bağımsızlık" ilan etti; bu örgütten doğan Ukrayna İsyan Ordusu (UPA) 1943'te Volinya'da on binlerce Polonyalı sivili katletti; Galiçyalı gönüllülerle 14. Waffen-SS "Galizien" Tümeni kuruldu. Öbür yanda milyonlarca Ukraynalı Kızıl Ordu'da ve partizan birliklerinde faşizme karşı savaştı; Kiev 6 Kasım 1943'te kurtarıldı. UPA'nın silahlı direnişi 1950'lerin başına kadar sürdü.
Sovyet sonrası Ukrayna'da Bandera'nın ulusal kahraman ilan edilmesi, sokaklara ve meydanlara adının verilmesi, Kremlin'in "denazifikasyon" propagandasına malzeme oldu. İki gerçeği birlikte söylemek gerekir: Ukrayna'da faşist gelenekten beslenen güçlü bir aşırı sağ vardır; ama bu, 40 milyonluk bir halkı "Nazi" ilan edip işgal etmeyi meşrulaştırmaz. Faşizme karşı en büyük bedeli ödeyen halklardan biri Ukrayna halkıdır.
Kırım'ın devri ve geç Sovyet dönemi
1954'te Pereyaslav'ın 300. yılında Hruşçov yönetimi Kırım'ı RSFSC'den Ukrayna SSC'ye devretti. O gün bu, aynı devlet içinde bir idari düzenlemeydi; 1991'den sonra iki devlet arasında bir sınır sorununa dönüştü. Brejnev de Ukrayna kökenli kadrolarla yönetti; Ukrayna SSC, Birleşmiş Milletler'in kurucu üyelerinden biriydi. 1986'da Çernobil felaketi, geç Sovyet bürokrasisinin şeffaflıktan yoksun, halktan kopmuş işleyişinin simgesi oldu ve Ukrayna'da milliyetçi hareketin (Ruh) yükselişini hızlandırdı.
Bölüm IV: Dağılma — Nomenklaturadan Oligarşiye
Referandumlar ve Belovej
SSCB'nin dağılışında Ukrayna belirleyici rol oynadı. Mart 1991'deki tüm-Birlik referandumunda Ukrayna seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70'i "yenilenmiş bir Birlik"in korunmasına evet dedi. Ağustos darbe girişiminden sonra, 24 Ağustos 1991'de Ukrayna Yüksek Radası bağımsızlık ilan etti. 1 Aralık 1991'de bu karar yüzde 90'ı aşan oyla onaylandı ve Leonid Kravçuk devlet başkanı seçildi. Kravçuk, Ukrayna Komünist Partisi'nin ideoloji sekreteriydi: yani bağımsızlığı, dünkü nomenklaturanın kendini bir gecede "ulusal burjuvazi"ye dönüştürmesi taşıdı. 8 Aralık 1991'de Yeltsin, Kravçuk ve Belarus'tan Şuşkeviç, Belovej Ormanı'nda SSCB'nin varlığını sona erdirdi.
Bu sahne, kapitalist restorasyonun yalın tablosudur: halk Mart'ta birliği korumak istedi; parti bürokrasisinin tepesi Aralık'ta, mülkiyeti paylaşmak için birliği dağıttı. Ukrayna'yı bağımsızlığa taşıyan şey ulusal kurtuluş hareketi değil, devlet mülkünü özelleştirme yoluyla ele geçirmek isteyen yeni bir sınıfın çıkarıydı.
Yağma on yılı
Sonrası felaketti. 1990'lar boyunca Ukrayna ekonomisi yarıdan fazla küçüldü; 1993'te enflasyon binlerce yüzdeyi buldu. Sovyet sanayisi parça parça satıldı. Ortaya çıkan oligarklar — Donbas'ta Rinat Ahmetov, Dnipro'da Kolomoyski ve Pinçuk, gazda Firtaş, şekerlemede Poroşenko — devleti kendi şirketlerinin uzantısına çevirdi. Ukrayna siyasetinin 30 yılı, "Batıcı" ve "Rusya yanlısı" diye ayrışan oligark kliklerinin kavgası olarak okunabilir; her klik kendi seçmen tabanını dil, din ve kimlik üzerinden kutuplaştırdı.
1994 Budapeşte Muhtırası'yla Ukrayna, SSCB'den kalan ve dünyanın üçüncü büyük nükleer cephaneliği sayılan silahları Rusya'ya devretti; karşılığında ABD, İngiltere ve Rusya Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne saygı sözü verdi. 2014'te bu sözün ne kadar değersiz olduğu görüldü. Karadeniz Filosu 1997'de paylaşıldı; Rusya Sivastopol'u kiraladı.
Bölüm V: NATO, AB ve İki Emperyalizmin Arasında
"Bir inç bile doğuya"
Şubat 1990'da ABD Dışişleri Bakanı James Baker'ın Gorbaçov'a, Almanya birleşirse NATO'nun "bir inç bile doğuya" genişlemeyeceğini söylediği artık arşiv belgeleriyle biliniyor (National Security Archive). Bu söz yazılı bir antlaşmaya dönüşmedi; NATO 1999'da Polonya, Macaristan ve Çekya'yı, 2004'te Baltık ülkeleri dahil yedi ülkeyi aldı. Nisan 2008 Bükreş Zirvesi'nde Ukrayna ve Gürcistan için "NATO üyesi olacaklar" denildi, ama takvim verilmedi. Dört ay sonra Rusya Gürcistan'la savaştı.
Burada iki hatalı okumadan kaçınmak gerekir. Birincisi, "Rusya yalnızca kendini savunuyor" okumasıdır: Rusya da kendi tekelleri (Gazprom, Rosneft, Rosatom, metal ve tahıl devleri) için bir etki alanı, bir pazar ve bir hammadde kuşağı istemektedir. İkincisi, "NATO yalnızca demokrasileri koruyan bir savunma ittifakı" okumasıdır: NATO, Yugoslavya'dan Afganistan'a, Libya'ya kadar ABD liderliğindeki Batı sermayesinin askeri aygıtıdır (Nuremberg'den NATO'ya yazımızda bu tarihi ayrıntılı ele almıştık). Lenin'in "Emperyalizm" tahlili tam da budur: dünya paylaşılmıştır, yeniden paylaşım ancak güç yoluyla olur; küçük ülkeler bu paylaşımın sahnesi ve kurbanıdır.
Turuncu Devrim'den Maidan'a
2004 Turuncu Devrim, Yuşçenko–Timoşenko kliğini Yanukoviç kliğine karşı iktidara taşıdı. 2010'da Yanukoviç seçimi kazandı; Harkov Anlaşmaları'yla Rus filosunun Sivastopol'daki kirasını 2042'ye uzattı, karşılığında ucuz gaz aldı. Kasım 2013'te AB ile Ortaklık Anlaşması'nı son anda askıya alması, Kiev'de Maidan protestolarını başlattı.
Maidan'a katılan on binlerce insanın yolsuzluğa, oligark diktasına karşı öfkesi gerçekti. Ama hareket kısa sürede iki gücün etkisine girdi: bir yanda sokakta örgütlü ve silahlı aşırı sağ gruplar (Svoboda, Sağ Sektör), öbür yanda yeni hükümeti Washington'da tartışan ABD diplomasisi — Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland'ın sızan telefon konuşmasında kimin başbakan olacağını belirlemesi, bu müdahalenin en çıplak kanıtı oldu. Şubat 2014'te Yanukoviç kaçtı.
Kırım, Donbas ve Odessa
Rusya Mart 2014'te Kırım'ı tartışmalı bir referandumla ilhak etti. Nisan 2014'te Donetsk ve Luhansk'ta Rus desteğiyle "halk cumhuriyetleri" ilan edildi; Kiev "terörle mücadele operasyonu" başlattı. 2 Mayıs 2014'te Odessa Sendikalar Evi'nde, aşırı sağcı grupların kuşattığı binada çıkan yangında 40'tan fazla federalist ve sol eylemci öldü; bu katliam hiçbir zaman gerçek anlamda yargılanmadı. 2014–2022 arasında Donbas savaşında BM verilerine göre 14 bine yakın insan öldü. Minsk I (2014) ve Minsk II (2015) anlaşmaları uygulanmadı; eski Almanya Şansölyesi Merkel 2022'de Minsk'in Ukrayna'ya "zaman kazandırdığını" açıkça söyledi.
Bu yıllarda Ukrayna'da "dekomünizasyon yasaları" çıkarıldı: Sovyet simgeleri yasaklandı, Ukrayna Komünist Partisi seçimlerden men edildi, 2022'de tamamen kapatıldı. 2019'da anayasaya NATO ve AB üyeliği hedefi yazıldı. Aynı yıl Zelenskiy, Donbas'ta barış sözüyle yüzde 73 oy aldı — halkın barış iradesi açıktı; ama ne Ukrayna oligarşisi ne Batılı müttefikler ne de Kremlin bu iradeyi hayata geçirdi.
24 Şubat 2022 ve sonrası
24 Şubat 2022'de Rusya topyekun işgale başladı. Mart 2022'de İstanbul'da Dolmabahçe'de yapılan görüşmelerde taraflar, Ukrayna'nın tarafsızlığı karşılığında güvenlik garantilerini içeren bir çerçeveye yaklaştı; görüşmeler Buça katliamı haberleri ve Batı başkentlerinden gelen "savaşmaya devam" baskısı arasında çöktü. Rusya Eylül 2022'de dört bölgeyi ilhak ettiğini ilan etti. 2023 Ukrayna karşı saldırısı başarısız oldu. Savaş, iki tarafa da yüz binlerce ölü ve yaralıya mal olan bir yıpratma savaşına dönüştü.
2025'te Trump yönetimiyle müzakere süreci yeniden başladı: Mayıs, Haziran ve Temmuz 2025'te İstanbul'da doğrudan Rus–Ukrayna görüşmeleri yapıldı, büyük esir takasları gerçekleşti. Ağustos 2025'te Alaska'da Trump–Putin zirvesi yapıldı. 2026'da ABD aracılığıyla Cenevre ve Abu Dabi'de turlar sürdü; nisanda 32 saatlik Paskalya ateşkesi yapıldı ve hemen bozuldu (Wikipedia). Temmuz 2026'da Ankara'daki NATO Zirvesi, Ukrayna'ya 2026 için 70 milyar avroluk askeri destek taahhüdü verdi (Enab Baladi).
Savaşın sınıfsal bilançosu
Bu savaşın faturasını kim ödüyor, kim kazanıyor?
- Ukrayna'da: Savaş koşulları gerekçesiyle 2022'de çıkarılan iş yasası değişiklikleri, küçük ve orta işletmelerde işçileri toplu sözleşme güvencesinin dışına itti, sendika haklarını daralttı. Seferberlik ağırlıklı olarak yoksulları, köylüleri, kasaba işçilerini cepheye sürdü; varlıklılar yurt dışına çıkmanın yolunu buldu. Ukrayna'nın kara toprakları uluslararası tarım tekellerine açıldı (2021 toprak piyasası reformu IMF'nin şartıydı); 2025'teki ABD–Ukrayna maden anlaşması, ülkenin yer altı zenginliklerinin silah yardımının karşılığı olarak ipotek edilmesiydi. "Yeniden yapılanma" konferansları, yıkılan bir ülkenin inşaat ve finans sermayesine pay edilmesi demektir.
- Rusya'da: Savaş ekonomisi silah tekellerini ve onlara bağlı oligarkları zenginleştirdi; cepheye en çok yoksul bölgelerden, azınlık cumhuriyetlerinden, yüksek imza parasıyla sözleşmeli askerler gönderildi. Savaş karşıtı her ses hapisle susturuldu.
- Batı'da: ABD ve Avrupa silah tekelleri (Lockheed Martin, Rheinmetall, BAE) rekor siparişler aldı; ABD LNG'si Avrupa pazarında Rus gazının yerini aldı. Avrupalı işçiler bunu enerji faturasıyla, kemer sıkmayla, sosyal harcamalardan silaha kaydırılan bütçeyle ödüyor.
| Kremlin'in anlatısı | Batı'nın anlatısı | Sınıf penceresinden | |
|---|---|---|---|
| Savaşın nedeni | NATO'nun genişlemesi, "Nazilerin" Donbas'a saldırısı | Putin'in emperyal hırsı, demokrasiye saldırı | İki emperyalist bloğun Ukrayna'yı paylaşma kavgası; Ukrayna oligarşisinin bu kavgaya taraf olması |
| Ukrayna kimdir? | "Lenin'in yarattığı yapay devlet", "tek halk" | Özgür dünyanın ön cephesi | Kendi egemenleri, işgalci ve IMF arasında sıkışmış bir halk |
| Donbas | Ezilen Rus halkı | İşgal altındaki topraklar | Yağmalanan, oligarkların kavgasında harabeye dönen bir maden havzası ve onun işçileri |
| Barış ne demek? | Toprakların teslimi, Ukrayna'nın silahsızlanması | Rusya'nın yenilgisi, güvenlik garantisi | Ateşkes, işgalin sona ermesi, halkların kendi geleceğini belirlemesi, savaş sermayesinin hesap vermesi |
| Kim kazanıyor? | "Rus dünyası" | "Özgür dünya" | Silah, enerji, tarım ve finans tekelleri |
| Kim ödüyor? | Sessiz kalıyor | Sessiz kalıyor | Cephedeki işçiler, köylüler, mülteciler, enerji faturasını ödeyen Avrupa ve dünya emekçileri |
Bölüm VI: Türkiye — "Dengecilik" Kimin Dengesi?
Montrö ve boğazlar
Türkiye'nin bu savaştaki en somut gücü coğrafyasıdır. 28 Şubat 2022'de Ankara, savaşı resmen tanıyarak Montrö Sözleşmesi'nin ilgili maddelerini uyguladı ve boğazları savaşan tarafların savaş gemilerine kapattı. Bu karar Rusya'nın Karadeniz Filosu'nu Akdeniz'den takviye edememesi demekti; aynı zamanda NATO savaş gemilerinin de Karadeniz'e girişini sınırladı. Montrö, Türkiye'ye iki tarafa karşı da bir pazarlık kozu sağlıyor.
İki pazardan birden kazanmak
Türkiye bir yandan Ukrayna'ya Bayraktar TB2 insansız hava araçları sattı, Ukrayna'da Baykar fabrikası kurulmasını kararlaştırdı, savunma sanayii iş birliğini derinleştirdi. Öte yandan Rusya'ya Batı yaptırımlarına katılmadı; Rus turistler, Rus sermayesi ve Rus gazı için kapılar açık kaldı. TürkAkım boru hattı, Rosatom'un kurduğu Akkuyu Nükleer Santrali, S-400 füzeleri, savaş yıllarında patlayan ihracat ve "yeniden ihracat" trafiği, Türk sermayesinin Rus pazarına bağlılığının göstergeleridir.
Arabuluculuk sahnesi
Türkiye, 2022'deki İstanbul görüşmelerine, BM ile birlikte 2022–2023 Karadeniz Tahıl Girişimi'ne (yaklaşık 33 milyon ton tahıl), çok sayıda esir takasına, 2025'teki doğrudan İstanbul görüşmelerine ev sahipliği yaptı. Romanya ve Bulgaristan'la birlikte Karadeniz'de mayın temizleme görev grubu kurdu. Bugünkü görüşme de bu çizginin devamı.
NATO'daki Türkiye
Türkiye NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip. 2022–2024 arasında İsveç ve Finlandiya'nın üyeliğini pazarlık kozu olarak kullandı: Finlandiya'yı Mart 2023'te, İsveç'i Ocak 2024'te onayladı; karşılığında F-16 alımında ABD'den, "terörle mücadele" başlığında İskandinav ülkelerinden taviz aldı. Temmuz 2026'da Ankara'da NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı; zirve, Avrupa'nın silahlanmasını ve savunma sanayii ticaretindeki engellerin kaldırılmasını karara bağladı — bu, büyüyen Türk savunma sanayii için yeni bir pazar demektir.
Sınıf okuması
Türkiye'nin "dengeci dış politikası" çoğu zaman bir barış politikası gibi sunuluyor. Gerçekte bu, bölgesel güç olmaya çalışan bir sermaye sınıfının pazarlık stratejisidir:
- İnşaat sermayesi, Ukrayna'nın yeniden yapılanmasında pay istiyor.
- Savunma sanayii, hem Ukrayna'ya hem NATO'ya hem Körfez'e satış yapıyor.
- Enerji ve turizm sermayesi, Rus pazarından vazgeçmek istemiyor.
- Siyasi iktidar, arabuluculuk sahnesini içeride ve dışarıda meşruiyet kaynağı olarak kullanıyor.
Bu dengecilik, savaşı sona erdirmekten çok, savaşın sürdüğü her gün iki taraftan da kazanmanın yoludur. Türkiye'nin bir barış gücü olabilmesi için ne NATO'ya, ne Kremlin'e, ne de kendi silah ve inşaat tekellerine değil, savaşın bedelini ödeyen halklara dayanması gerekir. Bunu bugünkü iktidardan beklemiyoruz; bunu ancak Türkiye işçi sınıfının örgütlü barış mücadelesi dayatabilir.
Bugün İçin Dersler
- Ulusal sorun sınıf sorunundan ayrılamaz. Donbas'ın Rusça konuşması etnik değil, 19. yüzyıl sanayileşmesinin ürünüdür. Bugün dil ve kimlik üzerinden kurulan her kutuplaşma, oligarkların ve emperyalistlerin işine yarıyor.
- Sınıf içeriği olmayan bağımsızlık, en güçlü yabancı sermayenin vesayetine kapı açar. 1918'de Rada'nın Alman süngüsüyle Hetmanlığa dönüşmesi ile 2020'lerde Ukrayna topraklarının IMF ve maden anlaşmalarıyla ipotek edilmesi aynı dersi verir.
- Büyük ulus şovenizmi karşıdevrimin dilidir. Beyazların "Bölünmez Rusya"sı ile Putin'in "Lenin'in yarattığı devlet" suçlaması aynı ideolojik hattan gelir. Ekim Devrimi'nin bu topraklara getirdiği ulusal eşitlik ilkesi (Ekim Devrimi'nin getirdikleri), bugün de geçerliliğini koruyor.
- Faşizmle mücadele seçici olamaz. Ukrayna'daki Bandera kültüne karşı çıkmak ile Rusya'nın işgaline karşı çıkmak birbirini dışlamaz; Rusya'daki aşırı sağ ve dini gericilik de aynı mücadelenin konusudur.
- Barış, büyük güçlerin masasında değil, halkların örgütlülüğünde kurulur. Rusya'nın emperyalist karakterini Rusya Gerçeği dosyamızda, yeni güç bloklarını BRICS yazımızda ele almıştık: hangi bloğun kazandığı, işçi sınıfının kurtuluşunu getirmez.
Somut Görevler
- Okuyun ve okutun: Lenin, Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı ve Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması; Şolohov, Ve Durgun Akardı Don; Nikolay Ostrovski, Ve Çeliğe Su Verildi (iç savaşın Ukrayna'sını bir genç işçinin gözünden anlatır).
- Dezenformasyona karşı uyanık olun: Savaşın iki tarafının propaganda aygıtları ve onların Türkiye'deki yankıları ("Putin anti-emperyalisttir" de, "NATO özgürlüktür" de) aynı tuzağın iki ucudur. Haberi okurken hep aynı üç soruyu sorun: kimin elinde, kimin denetiminde, kimin yararına?
- Savaş karşıtlarıyla dayanışma kurun: Rusya'da hapsedilen savaş karşıtları, Ukrayna'da sendika haklarını savunan işçiler, Belaruslu ve Rus vicdani retçiler, Türkiye'ye sığınan mülteciler — dayanışmamız bunlarladır.
- Türkiye'nin silah ticaretini sorgulayın: Türk savunma sanayiinin savaşlardan kazandığı paranın, Türkiye'deki işçinin ücretine, eğitimine, sağlığına değil, sermayeye aktığını gösterin. Savunma sanayiindeki işçilerin örgütlenmesi bu sorgulamanın parçasıdır.
- Barış talebini somutlaştırın: Derhal ateşkes; işgal edilmiş topraklardan çekilme ve halkların uluslararası denetimde kendi geleceğini belirlemesi; esirlerin tamamının takası; Karadeniz'in silahsızlandırılması; NATO'nun ve yabancı üslerin bölgeden çekilmesi; savaştan kazanç sağlayan tekellerin vergilendirilmesi ve yeniden yapılanmanın kamusal denetimde yapılması.
Sevgili genç yoldaşlar,
Bugün Dolmabahçe'de iki devlet başkanı el sıkışacak, fotoğraflar çekilecek, "barış" kelimesi çok kez kullanılacak. Ama barış, kameraların önünde değil, Donbas madenlerinde, Harkov fabrikalarında, Rostov'da cepheye gönderilmemek için saklanan gençlerin evlerinde, İstanbul'da geçim derdine düşmüş Ukraynalı ve Rus göçmenlerin hayatında karar bulacak.
Yüz yıl önce aynı topraklarda Don'un yoksul Kazakları, Donbas'ın madencileri, Kiev'in işçileri ve Ukrayna'nın köylüleri, çarın generallerine, Alman işgaline ve toprak ağalarına karşı birlikte savaştı; kendi dillerinde okulu, kendi topraklarında ekmeği ve kendi fabrikalarında sözü ilk kez o zaman kazandılar. Bu kazanımlar kapitalist restorasyonla yitirildi; ama hafıza yitirilmedi. Halkları birbirine kırdıranlara karşı, sınırın iki yanındaki emekçilerin ortak çıkarını savunmak — bugün de görevimiz budur.
Makine yeni, zincir eski. Savaş yeni, sınıf eski.
Barış için, halkların kardeşliği için, daha güzel bir dünya için.
Kaynaklar
Bugünkü görüşme ve güncel durum
- sol.org.tr, "Zelenskiy yarın İstanbul'da Erdoğan'la görüşecek" (30 Ekim 2026)
- Turkish Minute, "Zelensky to visit Turkey on Saturday for talks with Erdoğan" (30 Ekim 2026)
- Ukrinform, "Zelensky to visit Türkiye on October 31"
- Takvim, "Erdoğan ile Zelenskiy İstanbul'da buluşacak"
- MPR News / AP, "Ukraine and Russia eye new peace talks, but steep obstacles remain" (24 Ekim 2026)
- Kyiv Independent, "Russia says 'battlefield situation' will determine when Ukraine peace talks begin"
- CNBC, "Russia and Ukraine trade fresh strikes despite renewed push for U.S.-brokered peace talks" (23 Ekim 2026)
- Wikipedia, "2026 Russo-Ukrainian truce"
- Enab Baladi, "Ankara Summit Sets NATO Priorities, Backs Ukraine" (Temmuz 2026)
Tarihsel arka plan
- National Security Archive, "NATO Expansion: What Gorbachev Heard"
- İletişim Başkanlığı, Erdoğan–Zelenskiy ortak basın toplantısı (18 Şubat 2025)
- V. I. Lenin, Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı (1914); Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması (1916)
- M. Şolohov, Ve Durgun Akardı Don (1928–1940)
- N. Ostrovski, Ve Çeliğe Su Verildi (1932–1934)
Bilgi Müşterekleri'nden ilgili yazılar
Bu yazı canlı bir belgedir; görüşmenin sonuçları açıklandıkça güncellenecektir. CC BY-SA 4.0 · Bilgi Müşterekleri







