Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaKılavuzlarPopüler İçeriklerİletişim

Perdenin Arkasındaki BRICS

Yeni Delhi Zirvesi'ni Sınıfla Okumak

Yazar: Oğuz Demirkapı
Perdenin Arkasındaki BRICS

Perdenin Arkasındaki BRICS

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Bu perdeye iyi bakın.

Yeni Delhi'de, Coolie Camp adlı mahallenin önüne, zirveden birkaç gün önce mavi-beyaz, üç metre yüksekliğinde bir perde çekildi. Mahallede kim oturuyor? Temizlik işçileri, günlük ücretle çalışanlar, el arabasıyla yük taşıyanlar. Perde çekilince mahallenin giriş çıkışları azaldı; el arabaları geçemedi; işçiler o hafta para kazanamadı. Mahallenin açık kanalizasyonu ve toplanmayan çöpü perdenin arkasında olduğu gibi kaldı. Bir mahalleli, gazeteciye şöyle demiş: "Hükümet perdeyi çekecek parayı buldu, perdenin arkasındaki sorunları çözecek iradeyi bulamadı."

Perdenin öteki tarafında ne var? Dünya nüfusunun yarısını, küresel üretimin yüzde 40'ını temsil eden on bir devletin liderleri. Otuz bin güvenlik görevlisi. Kapatılan okullar, kapatılan Yüksek Mahkeme, kapatılan yollar. Ve 140 paragraflık bir bildirge: "Küresel Güney'in sesi."

Bu yazıda önce BRICS'in ne olduğunu, sonra Yeni Delhi'de ne konuşulduğunu, neyin alındığını, neyin alınamadığını anlatacağım. Ama bu perdeyi yazı boyunca aklınızda tutun. Çünkü BRICS'i anlamanın en kısa yolu, perdenin iki yanında kimlerin durduğuna bakmaktır.


Üç Soru

  1. BRICS kimin örgütüdür? Devletlerin mi, sermayenin mi, halkların mı?
  2. "Çok kutuplu dünya" işçi için ne demektir? Kutup sayısı artınca sömürü azalır mı?
  3. Türkiye'nin BRICS'e girmesi ya da girmemesi bizi neden ilgilendirir?

Yanıtlara aceleyle gitmeyin. Önce olguları dizelim.


BRICS nedir: Bir yatırım bankacısının kısaltması

Genç yoldaşlar, bu örgütün adının nereden geldiğini bilmek, ne olduğunu anlamanın yarısıdır.

"BRIC" harflerini 2001'de, Goldman Sachs'ın baş ekonomisti Jim O'Neill icat etti. Bir siyasi program olarak değil, bir yatırım tavsiyesi olarak. Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in büyüme hızlarına bakıp Wall Street müşterilerine "paranızı buraya koyun" demenin kısaltmasıydı. Yani BRICS, doğumunda bir halk hareketinin, bir ulusal kurtuluş cephesinin değil, bir yatırım bankasının raporunun adıdır.

Bu dört devlet 2009'da ilk zirvelerini Rusya'nın Yekaterinburg kentinde yaptı; 2010'da Güney Afrika katıldı, "S" harfi eklendi. Uzun süre beşli kaldı. 2024'te Mısır, Etiyopya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri; 2025'te Endonezya katıldı. Suudi Arabistan davet edildi, ama üyeliğini hâlâ resmen tamamlamış değil; Yeni Delhi'ye de "davetli" gibi katıldı. Bugün on bir üye, on "ortak ülke" var: Belarus, Bolivya, Küba, Kazakistan, Malezya, Nijerya, Tayland, Uganda, Özbekistan, Vietnam.

Kurumları şunlar: 2015'te kurulan Yeni Kalkınma Bankası (NDB), Mayıs 2026 itibarıyla 139 projeye 42,9 milyar dolar kredi vermiş; yine 2015'te kurulan 100 milyar dolarlık Koşullu Rezerv Düzenlemesi (CRA), IMF'nin küçük bir kopyası; bir de sınır ötesi ödemeleri dolardan bağımsızlaştırmayı amaçlayan Ödeme Görev Gücü.

Rakamlar büyük görünüyor. Ölçek verelim: Dünya Bankası Grubu tek başına bir mali yılda yüz milyar doların üstünde taahhütte bulunur. NDB'nin on bir yılda verdiği toplam kredi, Dünya Bankası Grubu'nun yaklaşık beş aylık işidir. Bu, BRICS'in önemsiz olduğu anlamına gelmiyor; iddiasıyla kurumsal gücü arasındaki makası gösteriyor. O makasa döneceğiz.

Sınıfsal okuma: Devletler mi, sermayeler mi?

Burjuva basını BRICS'i "devletler kulübü" olarak anlatır; liberal basın "otoriter rejimler ekseni" olarak. İkisi de sınıfı görmez.

BRICS, on bir ülkenin egemen sınıflarının koordinasyon platformudur. Masada oturanlar Hindistan'ın Adani-Ambani sermayesi, Çin'in devlet ve özel tekelleri, Rusya'nın enerji oligarşisi, Körfez'in petrol monarşileri, Brezilya'nın tarım ve maden sermayesidir. Zirvenin bir gün önce yapılan İş Forumu'na iki bin delege katıldı, altı yüzden fazla ikili iş görüşmesi yapıldı. Modi'nin sloganı "10-100-1000": en büyük on ticaret engelini kaldır, yılda yüz start-up destekle, yılda bin yeni iş ortaklığı kur.

Bildirgede "işçi" sözcüğünü arayın. 140 paragraf içinde emek yalnızca "aile çiftçileri, küçük üreticiler ve gençler" olarak, tarım paragrafında geçiyor. Zirvenin adı "Küresel Güney'in sesi"; Küresel Güney'in nüfusunun büyük çoğunluğu ücretli ya da güvencesiz çalışan insanlar; ve bildirgede bu insanların adı yok.

Yoldaş, buradaki hareketi iyi kavrayın. Bir belge kimin adına yazıldığını, kimin adını yazmadığıyla söyler. "Halkların sesi" olarak sunulan bir metinde halkın yokluğu bir eksik değil, bir bilgidir.


Yeni Delhi'de ne oldu: Olgular

Tarih ve yer. 12-13 Eylül 2026, Bharat Mandapam, Yeni Delhi. Hindistan'ın dönem başkanlığının teması "Dayanıklılık, Yenilik, İşbirliği, Sürdürülebilirlik". Bildirge 12 Eylül'de kabul edildi.

Kim geldi. Putin, Şi Cinping (yedi yıl sonra ilk Hindistan ziyareti, yanında yaklaşık dört yüz görevli), İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Güney Afrika'dan Ramaphosa, Mısır'dan Sisi, Endonezya'dan Prabowo, Etiyopya'dan Abiy Ahmed. BAE'yi Abu Dabi Veliaht Prensi Halid bin Muhammed temsil etti. Ortak ülkelerden Lukaşenko, Tokayev, Mirziyoyev, Díaz-Canel, Tinubu, Enver İbrahim.

Kim gelmedi. Brezilya Devlet Başkanı Lula, "iç gündem" gerekçesiyle gelmedi; yerine Dışişleri Bakanı Mauro Vieira katıldı. Beş kurucu üyeden birinin lideri masada yoktu. Suudi Arabistan üye gibi değil, davetli gibi oturdu. Şi Cinping zirveye katıldı ama Modi'nin akşam yemeğine gelmedi; "otelde dinleniyor" dendi. Abu Dabi Veliaht Prensi de yemekten önce ayrıldı. Bangladeş, BIMSTEC'i temsil etme davetini reddetti.

Bildirge. Tam adı "BRICS Yeni Delhi Bildirgesi: Dayanıklılık, Yenilik, İşbirliği ve Sürdürülebilirlik İçin İnşa". Kaç sayfa, kaç paragraf? Kaynaklar burada uyuşmuyor: Wikipedia 140 paragraf, Hindistan Başbakanlığı sitesindeki metnin özeti 107, Asia Times'taki analiz "130'dan fazla" diyor; sayfa sayısı için 40 ve 45 rakamları dolaşıyor. Bu çelişkiyi gizlemiyoruz; paragraf sayımı bile belirsiz olan bir belgenin "tarihî" diye sunulması başlı başına bir gösterge.

Ne söylendi. Modi: "BRICS kimseye karşı değildir"; Küresel Güney "kural alıcı değil kural yapıcı" olmalı. Putin: bazı güçler yükselen rakiplerini "gümrük vergileri, yaptırımlar ve kaba kuvvetle" durdurmaya çalışıyor. Şi: İran'daki savaş "ortak çıkarlara hizmet etmiyor". Bunları Al Jazeera derledi.

Arka plan. İki savaş ve bir gümrük duvarı. 28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail İran'a saldırdı; İran yanıt olarak Körfez ülkelerini, BAE ve Katar dahil, vurdu; Hürmüz Boğazı aylarca tıkandı; Haziran'daki ateşkes Temmuz'da Trump tarafından "bitti" ilan edildi (Britannica). Ukrayna savaşı beşinci yılında. Trump 2025 Ağustos'unda Hindistan'a Rus petrolü aldığı için ek yüzde 25 gümrük vergisi koymuştu; Şubat 2026'da bu kaldırıldı, "karşılıklı" vergi yüzde 18'e indirildi. Zirveden üç gün sonra, 15 Eylül'de, ABD Temsilciler Meclisi Rus enerjisi almaya devam eden ülkelere yüzde 100 gümrük vergisi yolunu açan yasayı usul oylamasında 214'e 211 geçirdi.

Olgular bu kadar. Şimdi neyin alındığına bakalım.


Ne alındı: Bilançonun artı hanesi

Hakkını teslim edelim; bu bloğun içinde bir şey yapılmadığını söylemek doğru olmaz. Yeni Delhi'de alınan somut sonuçlar şunlar:

Oybirliği. İran ile BAE, aynı savaşın karşı taraflarındayken, aynı kâğıdı imzaladı. Mayıs'taki dışişleri bakanları toplantısında ortak bildiri bile çıkmamıştı; Eylül'de çıktı. Bu bir diplomatik başarıdır ve Hindistan'ın eseridir.

Filistin. Bildirge Gazze'den zorla yerinden etmeye "kesin karşı" çıkıyor, Filistin'in BM'ye tam üyeliğini, 1967 sınırlarında Doğu Kudüs başkentli bir devleti ve UNRWA'nın çalışmasını destekliyor. Batı'nın herhangi bir zirve bildirgesinde bu cümleler yoktur.

Gümrük duvarına itiraz. "Tek taraflı gümrük ve gümrük dışı önlemler" ve BM Güvenlik Konseyi onayı olmayan yaptırımlar "uluslararası hukuka aykırı" ilan edildi. ABD'nin adı geçmedi; ama kastedilen belli.

Ödeme altyapısı. Ödeme Görev Gücü'ne "hızlı, düşük maliyetli, şeffaf ve güvenli" sınır ötesi ödeme sistemi kurma görevi verildi (SCMP). Yerel parayla ticaret "teşvik" edildi.

Elli küsur mekanizma. Tahıl Borsası önerisi, 2026-2030 Küresel Değer Zinciri Eylem Planı, Çok Taraflı Garanti Mekanizması, gümrük işbirliği anlaşması (ilkesel onay), Start-up Fonu, Kuluçka Ağı, Akıllı Şebeke Mükemmeliyet Merkezi, Denizaltı Kablo fizibilitesi, Yapay Zekâ Yönetişimi Liderler Bildirisi'nin uygulanması, kritik mineraller tedarik zinciri. Rusya odaklı bir analiz sitesi elliden fazla çıktı saydı.

Modi-Şi görüşmesi. Sınır, ticaret dengesizliği, pazar erişimi konuşuldu; Financial Times ve Guardian bunu "ihtiyatlı yumuşama" olarak okudu. 2020 Galwan çatışmasından bu yana ilk kez iki ülkenin lideri Hindistan topraklarında yan yana geldi.

Çin'in 2027 gündemi. Dönem başkanlığı Çin'e geçti; 19. zirve Pekin'de. Şi beş öncelik açıkladı: BRICS açık kaynak yapay zekâ bölgesi, özel ekonomik bölge ortaklığı, dijital ekosistem bulut platformu, mühendis yetiştirme ittifakı, genç bilim insanı değişimi. Bunun ilkine aşağıda döneceğiz; çünkü distilasyon yazımızda anlattığımız kavgayla doğrudan ilgili.

Ticaret rakamı. BRICS içi mal ticareti 2003'te 84 milyar dolardı, 2024'te 1,2 trilyon dolar. Bu rakam gerçek ve bloğun maddi temelini gösteriyor: bu ülkeler birbirleriyle giderek daha çok alışveriş yapıyor.


Ne alınamadı: Hayal kırıklıkları

Şimdi bilançonun öteki hanesi. Sırayla.

Ortak para yok. Yıllardır konuşulan "BRICS parası" bu zirvede resmen gündem dışı bırakıldı. Hindistan Dışişleri Müsteşarı'nın cümlesi: "Şu an itibarıyla BRICS'te bir BRICS para birimi önerisi yok." Bildirge, yerel parayla ticaret için "herkese uyan tek bir çözüm yoktur" diyor. Yani doların yerine geçecek bir şey yok; doların yanında birkaç köprü var.

ABD'nin adı yok. Gümrük vergilerini eleştiren bildirgede vergiyi koyan ülkenin adı geçmiyor. Hindistan bunu bilinçli olarak istedi: "BRICS Batı karşıtı değildir." Indian Express'ten C. Raja Mohan'ın özeti: "ateş ve kükürt yok."

Ukrayna yok. Beşinci yılındaki savaş bildirgede adıyla anılmıyor; "diyalog, istişare ve diplomasi" var. Mısır ve Endonezya BM'de Rusya'nın çekilmesi çağrısına oy vermişti; masada bu ayrım örtüldü.

Vurulan üyenin adı yok. Bu en çarpıcı olan. Bloğun bir üyesi, İran, Şubat'ta ABD ve İsrail tarafından vuruldu. Bloğun bir başka üyesi, BAE, İran tarafından vuruldu. Bildirge ne ABD-İsrail saldırısını ne İran'ın Körfez'e saldırısını adıyla anıyor; "azami itidal" çağrısı yapıyor (EnterpriseAM). Kendi üyesi bombalanan bir bloğun bombalayanı anamaması, bloğun ne olduğunu her şeyden iyi anlatıyor.

Lula yok, Şi yemekte yok, Suudi belirsiz. Kurucu üyelerden birinin lideri gelmedi. Çin lideri zirveye geldi, ev sahibinin yemeğine gelmedi. Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı iki yıldır üye mi değil mi belli değil. Bunlar protokol ayrıntısı değil; bloğun iç hiyerarşisinin dışa vurumu.

Bağlayıcı hiçbir şey yok. Asia Times'ta Golam Rasul bildirgenin dilini saymış: "memnuniyetle karşılıyoruz", "not ediyoruz", "teşvik ediyoruz", "dört gözle bekliyoruz". On dört bilim-teknoloji çalışma grubu, yedi sanayi işbirliği çalışma grubu var; hiçbirinin izleme ya da hesap verme mekanizması yok. Elli küsur çıktının büyük çoğunluğu "gönüllü, bağlayıcı olmayan platform".

Türkiye yok. Bu yazının üçüncü sorusuna bağlanıyor; ayrı bölümde ele alacağız.

Perde var. Ve mahallenin adı bildirgede yok.


"Çok kutupluluk" işçi için ne demektir?

Şimdi ikinci sorumuza gelelim. Türkiye'de BRICS tartışması iki kalıba sıkışmış durumda. Ulusalcı ve Avrasyacı kesim BRICS'i "emperyalizme karşı cephe" olarak görüyor; liberal kesim "otoriter rejimler kulübü" olarak. İkisi de aynı hatayı yapıyor: sınıfı görmüyor, mülkiyeti sormuyor. Acemoğlu tartışmasında yazmıştık; Türkiye'deki yorumların büyük çoğunluğu milliyetçi, liberal ya da jeopolitik-devletçi; hiçbiri "bu ekonomi kimin" diye sormuyor. BRICS tartışması aynı hastalığın bir başka belirtisi.

Bizim çerçevemiz açık. Lenin, emperyalizmi bir ülkenin kötü niyeti olarak değil, tekelci kapitalizmin bir aşaması olarak tanımladı: sermayenin yoğunlaşması, banka ve sanayi sermayesinin kaynaşması, sermaye ihracı, dünyanın tekeller arasında paylaşılması ve yeniden paylaşım için rekabet. Bu tanımda emperyalizm tekildir, emperyalist güçler çoğuldur. Yüz yıl önce İngiltere, Almanya, Fransa, ABD, Japonya, Rusya bir "çok kutuplu dünya"ydı. O çok kutupluluğun adı Birinci Dünya Savaşı oldu.

"Çok kutupluluk" bugün, dünya pazarının tek bir hegemon yerine birkaç sermaye bloğu arasında yeniden paylaşılması talebidir. Bu talebin öznesi, ABD hegemonyasından pay isteyen sermayelerdir; Hindistan'ın, Çin'in, Rusya'nın, Körfez'in sermayeleri. Bu sermayelerin kendi işçileriyle ilişkisi, Wall Street'in kendi işçileriyle ilişkisinden nitelikçe farklı değildir.

Somutlaştıralım. Hindistan'ın Rus petrolü almasına ABD yüzde 25 ek vergi koydu; BRICS bunu "tek taraflı zorlayıcı önlem" diye kınadı. Doğru. Peki o petrolü kim alıyor, kim rafine ediyor, kim Avrupa'ya satıp kâr ediyor? Reliance Industries; Mukesh Ambani'nin şirketi. Ambani'nin serveti ile Coolie Camp'teki temizlik işçisinin ücreti aynı ekonomideki iki kutuptur. Trump'ın gümrük vergisi Ambani'nin kârını vurur; işçinin ücretini zaten hiç kimse korumuyordu. "Egemenlik" ve "stratejik özerklik" sözcükleri bu iki kutup arasındaki farkı örten perdedir.

Bir başka örnek. Bildirge kritik minerallerde "güvenilir, sorumlu, çeşitlendirilmiş, dirençli, adil, sürdürülebilir ve hakkaniyetli tedarik zincirleri" istiyor; "kaynaklar üzerindeki egemenlik hakkı"nı vurguluyor. Kobalt, lityum, nikel; bunları kim çıkarıyor? Kongo'da, Endonezya'da, Bolivya'da madenciler; kimi çocuk. "Egemenlik" madenin devletin mi şirketin mi olduğunu söyler; madencinin akciğerini söylemez.

Sınıfsal okuma: Kutup sayısı sömürüyü azaltmaz

Marksist gelenek içinde bu tartışmanın bir adı var: alt-emperyalizm. Brezilyalı Marksist Ruy Mauro Marini 1970'lerde Brezilya'yı böyle tanımladı: merkeze bağımlı ama kendi bölgesinde sermaye ihraç eden, kendi çevresini sömüren bir güç. Bugün Hindistan'ın Güney Asya'daki, Çin'in Afrika'daki, Rusya'nın Orta Asya'daki, Körfez'in Afrika Boynuzu'ndaki konumu bu kavramla okunabilir. BRICS, alt-emperyalist güçlerin kendi aralarındaki ve hegemonla aralarındaki pazarlık masasıdır.

Bu, "BRICS = ABD" demek değildir. ABD hegemonyasının aşınması, gerçek bir olgudur ve dünya işçi sınıfı için yeni olanaklar açabilir; hegemonun tek olduğu bir dünyada manevra alanı daha dardır. Ama olanağı kimin kullanacağı, blokların kendisiyle değil, blokların içindeki sınıf mücadelesiyle belirlenir. Bu yüzden sorumuz "hangi blok" değil, "hangi sınıf" olmalıdır.

Çok kutupluluk, sermayenin kendi içindeki bir tartışmadır. İşçi sınıfının tartışması, kutupların sayısı değil, kutupların mülkiyetidir.

Bunun somut bir kanıtı da masadaki devletlerin kendi işçileriyle ilişkisidir. Hindistan'da Modi hükümetinin 2020'de çıkardığı dört iş kanunu, sendikaların on yıllardır direndiği en kapsamlı esnekleştirmedir; Kasım 2020'deki genel greve sendikaların sayımıyla 250 milyon işçi katıldı. Mısır'da bağımsız sendikacılık fiilen yasaktır. Körfez'de göçmen işçiler kefalet sisteminin altında çalışır. Rusya'da savaş ekonomisi grev hakkını askıya almıştır. Çin'de bağımsız sendika yoktur. Endonezya'da Prabowo'nun geçmişi bilinir. Bu bir ahlak listesi değil; bloğun sınıf karakterinin dökümüdür. "Küresel Güney'in sesi" bu ülkelerin işçilerinin sesi değil, egemenlerinin sesidir.


Yapay zekâ ve tekeller: Çin'in "açık kaynak bölgesi"

Bir konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum, çünkü bu blogda sürdürdüğümüz yapay zekâ hattıyla doğrudan kesişiyor.

Şi'nin 2027 için açıkladığı ilk öncelik "BRICS açık kaynak yapay zekâ bölgesi". Bildirge de "Yapay Zekânın Küresel Yönetişimi Liderler Bildirisi"nin uygulanmasına, Küresel Güney için "güvenli, kapsayıcı ve erişilebilir" yapay zekâya bağlılık bildiriyor.

Bunu bağlamına oturtun. 8 Eylül'de ABD kurumları altı Çinli şirketi model distilasyonuyla suçladı; o yazıda bunu "genel zekânın ikinci kez gaspı" olarak okumuştuk: herkesin emeğinden öğrenmek "adil kullanım", tekelin çıktısından öğrenmek "hırsızlık". Aynı hafta Amodei'nin "tempo" çağrısı, Musk ve Altman'ın onayı; kartelin kendi adını koymasıydı. Şimdi Çin, kendi yapay zekâ modelini "açık kaynak" bayrağıyla BRICS'e sunuyor.

İki sermaye bloğu, aynı gasp edilmiş genel zekâ üzerinde, biri "güvenlik" biri "açıklık" diliyle rekabet ediyor. Çin'in açık ağırlıklı modelleri, ABD tekellerinin kapalı modellerine karşı gerçekten daha erişilebilirdir; bu, işçi sınıfı için bir avantajdır ve bunu görmezden gelmek aptallık olur. Ama "açık kaynak bölgesi", modelin eğitildiği veriyi kimin ürettiğini ve kimin sahip olduğunu sormaz; Çin devlet tekellerinin bulutunu Küresel Güney'e satmanın adıdır. Sosyalist Yapay Zekâ Manifestosu'nda söylediğimiz şey burada da geçerli: iki bloktan birini seçmek zorunda değiliz; ikisinden de genel zekânın iadesini talep ediyoruz.

Bir de kablo meselesi var. Bildirge "yüksek hızlı denizaltı kablo ağı" fizibilitesi istiyor. Denizaltı kabloları, kıtalar arası veri trafiğinin yüzde 95'inden fazlasını taşır ve yeni döşenen kabloların giderek büyüyen bölümü ABD tekellerinin (Google, Meta, Amazon, Microsoft) mülkiyetindedir. BRICS'in kendi kablosunu istemesi anlaşılır; ama kablonun sahibi yine bir tekel olacaksa, işçi için değişen şey kablonun dili olur, mülkiyeti değil.


Türkiye: Perdenin dışında bekleyen

Üçüncü sorumuz. Türkiye BRICS'in neresinde?

Kısa yanıt: hiçbir yerinde. Uzun yanıt bir ders içeriyor.

Türkiye 2024 Eylül'ünde tam üyelik için başvurdu; Ekim'de Kazan'da Erdoğan Putin'le görüştü; BRICS, Türkiye'ye on iki ülkeyle birlikte "ortak ülke" statüsü önerdi. Türkiye bu statüyü resmen kabul etmedi; kabul ettiğini de reddettiğini de açıklamadı. Karar gazetesinden Mustafa Karaalioğlu Ekim 2024'te yazmıştı: "Galiba aday olduk ve galiba kabul edilmedik." Aradan iki yıl geçti; "galiba" hâlâ yerinde.

Yeni Delhi'deki on ortak ülke listesinde Türkiye yok. Zirveye Türkiye'den kimin, hangi sıfatla katıldığına dair ana akım uluslararası basında tek bir kayıt bulamadık. Türkçe bir haber sitesi Dışişleri Bakanı Fidan'ın "ortak ülke" sıfatıyla katılıp "tam üyelik için yol haritası" istediğini yazıyor; ama bunu Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamalarıyla, AA ile ya da herhangi bir uluslararası kaynakla doğrulayamadık. Dolayısıyla bu yazıda bunu olgu olarak vermiyoruz. Bir ülkenin dünyanın en büyük bloklarından birinde olup olmadığının bile belirsiz olması, o ülkenin dış politikasının ne kadar şeffaf olduğunun ölçüsüdür. KVKK yazısında "verinin yokluğu da bir veridir" demiştik; burada da öyle.

Peki neden bu belirsizlik? Çünkü Türkiye'nin egemen sınıfı iki kapılı bir evde yaşıyor. Sermayesi Avrupa'ya bağlı: ihracatın yüzde 40'ı aşkın kısmı AB'ye, gümrük birliği 1996'dan beri yürürlükte, NATO üyeliği 1952'den beri. Enerjisi ve turizmi Rusya'ya bağlı: Akkuyu nükleer santralini Rosatom kuruyor, doğalgazın büyük kısmı Rusya'dan, her yıl milyonlarca Rus turist. Ticareti giderek Çin'e bağlı. Bu sermaye, Batı'nın gümrük birliği güncellemesini de BRICS'in pazarını da istiyor; ikisinden birini seçmek istemiyor. "Ne Doğu ne Batı, her ikisi" söylemi bir ilke değil, bir bilançodur.

Bizim için sorunun biçimi farklı. Türkiye BRICS'e girse Akkuyu'nun sahibi değişmez, gümrük birliği kalksa Avrupa'ya çalışan tekstil işçisinin ücreti artmaz. Hangi bloğa yaslanırsa yaslansın, Türkiye sermayesinin işçiyle ilişkisi aynı kalır: düşük ücret, güvencesizlik, sendikasızlaştırma, iş cinayetleri. İHD raporunda saydığımız ölümlerin yüzde 77'sinin iş cinayeti olması BRICS'e girmekle de girmemekle de değişmez.

Bloklar sermayenin sorusudur. Bizim sorumuz, hangi blokta olursak olalım, fabrikanın kimin olduğudur.

Bu, jeopolitikle ilgilenmeyelim demek değildir. Tam tersi: NATO'nun Türkiye'yi bir savaşa çekmesi, Rusya'nın bir enerji santraliyle Türkiye'yi kendine bağlaması, ABD'nin gümrük vergisiyle Türkiye'yi hizaya sokması, hepsi işçiyi doğrudan ilgilendirir. Ama bunları "hangi blok iyi" sorusuyla değil, "hangi bloğa yaslanırsa sermaye ne kazanır, biz ne kaybederiz" sorusuyla okuyoruz.


Resmî anlatı / Sınıfsal okuma

Resmî anlatıSınıfsal okuma
"Küresel Güney'in sesi"On bir ülkenin egemen sınıflarının koordinasyon platformu; bildirgede işçi sözcüğü yok
"Çok kutuplu dünya düzeni"Dünya pazarının hegemonla alt-emperyalist güçler arasında yeniden paylaşımı; kutup sayısı sömürü oranını değiştirmez
"BRICS kimseye karşı değildir"Hindistan sermayesinin ABD pazarını kaybetmeme ihtiyacı; vergiyi koyanın adı bildirgede yok
"Azami itidal çağrısı"Kendi üyesi bombalanan bloğun bombalayanı anamaması; BAE'nin İran'la aynı kâğıda imza atması yeter sayıldı
"Dolara alternatif ödeme altyapısı"Ortak para yok; yerel parayla ticaret için "herkese uyan tek çözüm yok"; dolar yerine değil, yanına köprü
"Elliden fazla somut çıktı"Büyük çoğunluğu gönüllü ve bağlayıcı olmayan platform; izleme mekanizması yok
"Açık kaynak yapay zekâ bölgesi"Çin tekellerinin bulutunun Küresel Güney'e satışı; verinin sahipliği sorulmuyor
"Stratejik özerklik" (Türkiye)İki kapılı evde yaşayan sermayenin ikisini de kaybetmeme hesabı; işçi için Akkuyu'nun sahibi değişmez
"Bharat Mandapam'da dünya liderleri"Coolie Camp'in önünde üç metrelik perde; otuz bin polis; kapatılan okullar

Neyin üstü örtülüyor?

Perde yalnızca Coolie Camp'in önünde değil. Tartışmanın üstünde de bir perde var; üç şeyi örtüyor.

Birincisi, ev sahibinin kendi gündemi. Bildirge, Nisan 2025'teki Pahalgam saldırısını adıyla kınıyor; terörizmde "çifte standart" reddediliyor. Hindistan bunu Pakistan'a karşı bir diplomatik kazanım olarak kullanacak. Yani "Küresel Güney'in ortak sesi", ev sahibinin komşusuyla kavgasında bir araç. Her dönem başkanı bunu yapıyor: Kazan'da Rusya Ukrayna'yı, Rio'da Brezilya Amazon'u, Delhi'de Hindistan Keşmir'i sokuyor. Blok, üyelerin kendi çıkarlarını "ortak" diye paketlediği bir ambalaj.

İkincisi, iç hiyerarşi. BRICS'te Çin'in ekonomisi, öteki on üyenin toplamından büyük. Çin'in BRICS'e ihtiyacı, BRICS'in Çin'e ihtiyacından az. Bu, bloğun bir "eşitler kulübü" değil, bir merkez-çevre ilişkisi olduğu anlamına gelir; Batı'daki merkez-çevre ilişkisinin küçük ölçekli bir kopyası. Hindistan'ın Çin'e karşı "köprü rolü" istemesi, Brezilya'nın Şi'nin gelmediği bir zirveye ev sahipliği yapmış olması, Rusya'nın Çin'e enerji bağımlılığı: hepsi bu hiyerarşinin görüntüleri.

Üçüncüsü, işçi. Bildirgede yok; zirve haberlerinde yok; Türkiye'deki BRICS tartışmasında yok. Perdeyi çeken de işçi, perdenin arkasında kalan da; ama ne bildirgede ne tartışmada adı geçiyor. Bu, kaza değil; iş bölümü. Zirve sermayenin işidir; işçinin işi perdeyi çekmek ve sonra perdenin arkasında beklemektir.


Türkiye'de zirve nasıl konuşuldu?

Kısaca. Türkçe basının büyük bölümü zirveyi ajans metniyle geçti: "Yeni Delhi Bildirgesi yayımlandı, çok kutuplu dünya vurgusu yapıldı." AA, Çin Dışişleri Üniversitesi'nden Marcus Vinicius de Freitas'ın analizini yayımladı: "BRICS'in asıl sınavı çelişkileri yönetmekte." Doğru bir gözlem; ama çelişkilerin sınıfsal içeriğine hiç girmiyor. Murat Yetkin, Fidan'ın aynı hafta yaptığı ziyaretler üzerinden zirveyi jeopolitik denge ekseninde okudu. Ulusalcı kanallarda "BRICS'e girmeliyiz", liberal kanallarda "Batı'dan kopmayalım" tekrar edildi.

Ortak nokta: hiçbirinde "bu bloğun sınıf karakteri ne, Türkiye işçisi için anlamı ne" sorusu yok. Evrim Ağacı'nın muhalefet videosunu değerlendirirken ve Amodei yazısında "sınıfsız yorum" dediğimiz şey, jeopolitikte de aynı. Özne "Türkiye"; Türkiye'nin içinde kim var, sorulmuyor.


Somut Görevler

Teşhis bir program değildir. Somut olalım.

  1. Kısaltmanın kökenini anlat. Çevrende biri BRICS'i "emperyalizme karşı cephe" diye tanımladığında, adı Goldman Sachs'ın koyduğunu söyle. Bu tek bilgi, tartışmanın zeminini duygudan mülkiyete taşır.

  2. Bildirgede işçiyi ara. Metni aç, "worker", "labour", "trade union" sözcüklerini ara. Bulamayacaksın. Bunu "bloğun sınıf karakteri" tartışmasının kanıtı olarak kullan.

  3. "Hangi blok" sorusunu "hangi sınıf" sorusuna çevir. Jeopolitik tartışmaya girdiğinde, blokların kendisini değil, blokların içindeki sermaye-emek ilişkisini konuş. Hindistan'ın Rus petrolü alması meselesinde Ambani'nin adını an.

  4. Perdeyi belgele. Her büyük zirvede ev sahibi kent yoksullarını gizler: 2023 G20 Delhi, 2016 Rio Olimpiyatları, 2010 Şangay Expo. Bu örüntüyü bir listede topla; zirvelerin sınıfsal karakterinin en görünür kanıtı bu listedir.

  5. Türkiye'nin statüsünü sor. Dışişleri Bakanlığı'na, milletvekiline, gazeteciye: "Türkiye BRICS ortak ülkesi mi, değil mi? Yeni Delhi'ye kim, hangi sıfatla gitti?" Yanıt gelmezse, yanıtsızlığın kendisini yaz.

  6. Bloklar arası işçi dayanışmasını öğren. Hindistan'daki 2024 genel grevi, Çin'deki işçi eylemleri veri tabanlarını (China Labour Bulletin), Brezilya CUT'un, Güney Afrika COSATU'nun BRICS'e ilişkin açıklamalarını oku. BRICS ülkelerinin işçileri kendi hükümetleriyle ne diyor, bunu bilmeden BRICS hakkında konuşma.

  7. Yapay zekâ hattını bağla. "Açık kaynak yapay zekâ bölgesi" haberini gördüğünde, distilasyon davası ve tempo anlaşmasıyla birlikte oku. İki blok, aynı gasp edilmiş genel zekâ üzerinde rekabet ediyor; ikisine de aynı soruyu sor: veriyi kim üretti, model kimin?

  8. Bilişim emekçisiysen teknik yükü üstlen. BRICS bildirgelerini (2009'dan bugüne on sekiz metin) tek bir aranabilir veri setinde topla; "işçi", "sendika", "ücret", "grev" sözcüklerinin geçme sıklığını yıllara göre çıkar. Bu grafik, bin sayfalık analizden daha çok şey anlatır.

  9. "Alt-emperyalizm" kavramını öğren. Marini'yi, Bond'u, Türkiye'de bu kavramı tartışan Marksist yazını oku. Kavram eksikse tartışma da eksik olur.

  10. İki bloğa da hayır demeyi öğren ama teslimiyete de. ABD hegemonyasının aşınması gerçek; bunu küçümseme. Ama aşınmanın kimin lehine olacağını bloklar değil, blokların içindeki sınıf mücadelesi belirler. Senin yerin bir bloğun yanı değil, kendi ülkendeki fabrikanın, ofisin, deponun içidir.

  11. Örgütlen. Zirvelere gelen her devletin ortak korkusu, kendi işçisinin örgütlenmesidir; bu korku Vaşington'da da Pekin'de de Delhi'de de Ankara'da da aynıdır. Bloklar arası tek gerçek "kutup" budur.


Sevgili Genç Yoldaşlar,

Perdeyi hatırlayın. Coolie Camp'in önündeki perde, zirve biter bitmez kaldırılacak. Mahalle, açık kanalizasyonu ve toplanmayan çöpüyle olduğu gibi kalacak. Bildirge, "welcome" ve "encourage" fiilleriyle raflara kalkacak. 2027'de Pekin'de yeni bir bildirge yazılacak; onda da işçi sözcüğü olmayacak.

BRICS'in anlamı, üye devletlerin iddiasında değil, perdenin iki yanında kimlerin durduğundadır. Bir yanda on bir ülkenin egemen sınıfları, dünya pazarının yeniden paylaşımını konuşuyor. Öte yanda o ülkelerin işçileri, perdenin arkasında, konuşulmuyor. "Çok kutuplu dünya" bu perdenin bir yanının sorusudur. Bizim sorumuz öteki yanındadır.

Kutupların sayısı sermayenin meselesidir. Kutupların mülkiyeti bizim.

Pekin zirvesinde yeniden yazacağız.

Yoldaşça.

Bilgi herkesindir.


Bağlantılı Yazılarımız

Emperyalizm ve dünya düzeni

Yapay zekâ ve iki sermaye bloğu (#yapayzeka)

Sınıfsız yorumun eleştirisi

Devlet ve sınıf


Kaynaklar

İlgili Başlıklar