Bilgi Müşterekleri
AnasayfaKonularDizilerKılavuzlarPopüler İçeriklerHakkımızdaİletişim

ABD Seçim Sonuçları: Mavi Dalga, Aynı Kıyı

ABD Ara Seçimlerinin Sınıfsal Bilançosu ve Demokratlar Neden Hiçbir Zaman Alternatif Olamaz?

17 dk okumaYazar: Oğuz Demirkapı
ABD Seçim Sonuçları: Mavi Dalga, Aynı Kıyı

Bu yazı, seçimden bir hafta önce yayımladığımız ABD Ara Seçimleri, Tekno-Sermaye ve Algoritmik Siyaset yazısının devamıdır. Rakamlar 4 Kasım 2026 sabahı itibarıyla AP ve ana akım yayın kuruluşlarının açıkladığı sonuçlara dayanıyor; bazı yarışlar ve Temsilciler Meclisi'ndeki kesin sandalye sayısı henüz netleşmedi.


Önce Özet

  1. Sonuç: 3 Kasım ara seçimlerinde Demokratlar hem Senato'yu hem Temsilciler Meclisi'ni Trump'ın elinden aldı. Senato'da Kuzey Carolina, Güney Carolina, Kansas, Teksas, Ohio, Iowa ve Maine'de koltuklar el değiştirdi; Michigan Demokratlarda kaldı. Teksas'ta 38 yıl sonra ilk kez bir Demokrat senatör seçildi; Kansas'ta bu koltuk 1932'den beri Demokratlara geçmemişti.
  2. Öfke oyu: Seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü ülkenin gidişatından "öfkeli" ya da "memnuniyetsiz". Yaklaşık onda dokuzu hayat pahalılığını oy verirken belirleyici etken saydı; üçte ikiye yakını yüksek fiyatlardan Trump'ı sorumlu tuttu.
  3. Kayan kitleler: 2024'te Trump ile Harris arasında bölünen 30 yaş altı seçmenin yaklaşık onda yedisi bu kez Demokratlara oy verdi. Latin kökenli seçmenlerde Cumhuriyetçi oyu yaklaşık onda dörtten üçte bire geriledi.
  4. Ama en önemli rakam şu: Seçmenlerin yaklaşık onda altısı Demokrat Parti'ye de olumsuz bakıyor, tıpkı Cumhuriyetçilere baktığı gibi. Yani bu seçim bir Demokrat zaferinden çok, iktidardaki partiye karşı bir cezalandırma.
  5. Tekno-sermaye kaybetti mi? Yapay zeka şirketlerinin süper PAC'leri ön seçimlerde 50 milyon doları aşkın para harcadı; genel seçimde desteklediği kilit adaylar (Güney Carolina gibi) kaybetti. Kamuoyunda yapay zeka parasına karşı belirgin bir tepki var. Ama sermaye seçimi kaybetmez; atını değiştirir.
  6. Tarihsel örüntü: ABD'de ara seçim sarkacı neredeyse bir yasadır: 1994, 2006, 2010, 2018 ve şimdi 2026. Her dalga bir sonraki dalgayla geri alındı, çünkü hiçbirinde mülkiyet ilişkilerine dokunulmadı.
  7. Ana tezimiz: Demokrat Parti, ABD kapitalizminin iki kanadından biridir. Köleci Güney'in partisi olarak doğdu, 1930'ların işçi ayaklanmasını New Deal ile sisteme bağladı, Soğuk Savaş'ı ve Vietnam'ı yönetti, Clinton'la neoliberalizmi kurumsallaştırdı, Obama'yla bankaları kurtardı, Biden'la demiryolu grevini yasayla yasakladı. Bu bir sapma değil, partinin işlevidir: toplumsal hareketlerin enerjisini emip sermayenin yönetilebilir sınırları içine çekmek.
  8. Ders: Sevinilecek şey Demokratların kazanması değil, alttan gelen öfkenin ve gençliğin sola kayması. Bu öfke bağımsız bir işçi siyasetine, sendikalara ve tabandan örgütlenmeye dönüşmezse, 2028'de yine sarkacın öbür ucuna gidecektir.

Seçim Gecesi Ne Oldu?

Önce olguları koyalım. Seçim öncesi tablo şöyleydi: Senato'da Cumhuriyetçiler 53, Demokratlar (Sanders ve King dahil) 47 sandalye; Temsilciler Meclisi'nde Cumhuriyetçiler kıl payı çoğunluktaydı. Trump'ın onay oranı ortalama yüzde 38 civarındaydı. Erken oy rekor düzeydeydi: AP, 2022'nin aynı noktasına göre yaklaşık 10 milyon daha fazla erken seçmen saydı (Yahoo/AP canlı akış).

Gecenin sonunda (PBS/AP):

EyaletSonuçNot
Kuzey CarolinaRoy Cooper (D) kazandıKoltuk el değiştirdi
Güney CarolinaAnnie Andrews (D) kazandıBu yüzyılda ilk Demokrat senatör
KansasAdam Hamilton (D), görevdeki Roger Marshall'ı yendi1932'den beri ilk
TeksasJames Talarico (D), Ken Paxton'ı yendi38 yıl sonra ilk Demokrat
OhioSherrod Brown (D), Jon Husted'ı yendiKoltuk el değiştirdi
IowaJosh Turek (D), Ashley Hinson'ı yendiKoltuk el değiştirdi
MaineSusan Collins yenildiKoltuk el değiştirdi
MichiganAbdul El-Sayed (D), Mike Rogers'ı yendiİlk Müslüman senatör
GeorgiaJon Ossoff (D) yeniden seçildiKorundu
New HampshireChris Pappas (D) kazandıKorundu
Florida (ara)Ashley Moody (R) kazandıCumhuriyetçiler korudu

Temsilciler Meclisi'nde televizyon ağları gece 22.00 civarında Demokrat çoğunluk projeksiyonu açıkladı. Cumhuriyetçilerin Teksas, Florida ve Missouri'de yaptığı seçim bölgesi mühendisliği (gerrymandering) kağıt üzerinde onlara dokuz sandalyelik avantaj sağlamıştı; buna rağmen Demokratlar Florida'da Cumhuriyetçilerin yeniden çizdiği bölgelerde bile kazandı. Missouri'de seçmen yeni kongre haritasını referandumda reddetti.

Valilik seçimlerinde Georgia'da Keisha Lance Bottoms seçildi; ABD tarihinde vali seçilen ilk siyah kadın. Pennsylvania'da Shapiro, Maryland'de Moore yerlerini korudu. Florida'da ise Trump'ın adayı Byron Donalds kazandı.

Referandumlarda kürtaj hakkı yine kazandı: Missouri'de kürtajı yeniden kısıtlayacak değişiklik reddedildi, Virginia'da "üreme özgürlüğü" anayasal hak olarak kabul edildi. Öte yandan Ohio'da sıkılaştırılmış seçmen kimliği, Arkansas ve Batı Virginia'da "yalnızca vatandaş oy kullanır" maddeleri anayasaya girdi (AP derlemesi). Yani aynı sandıktan hem hak genişlemesi hem de seçmen tabanını daraltan hamleler çıktı. Bu çelişkiyi akılda tutalım.


Sandık Çıkış Anketleri Ne Söylüyor?

AP VoteCast ve SSRS çıkış anketlerinin verileri bu seçimin özünü gösteriyor (PBS/AP, Lee/AP):

  • Seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü ülkenin gidişatından öfkeli ya da memnuniyetsiz.
  • Yaklaşık onda dokuzu hayat pahalılığını belirleyici ya da önemli bir etken saydı; üçte ikiye yakını yüksek fiyatlardan Trump'ı sorumlu tuttu.
  • En önemli sorun olarak yaklaşık onda dördü ekonomiyi, onda üçü "demokrasinin durumunu" gösterdi. Trump'ın bütün kampanyasını üzerine kurduğu göç ve suç bu ikisinin çok gerisinde kaldı.
  • Yaklaşık onda altısı, Trump'ın kişisel çıkarını ülke çıkarının önünde tuttuğunu düşünüyor; yüzde 70'e yakını Kongre'nin başkanlığı daha fazla denetlemesini istiyor.
  • 30 yaş altında Demokrat oyu yaklaşık onda yediye çıktı (2024'te bu kesim neredeyse ikiye bölünmüştü).
  • Latin kökenli seçmenlerde Cumhuriyetçi oy yaklaşık onda dörtten üçte bire düştü; bu kesimin onda yedisi Trump'ın politikalarının ekonomik koşulları kötüleştirdiğini söylüyor.
  • Ve kilit veri: seçmenlerin yaklaşık onda altısı Demokrat Parti'ye de olumsuz bakıyor, Cumhuriyetçilere bakışla neredeyse aynı oranda.

Son madde her şeyi özetliyor. Amerikan seçmeni bir programa "evet" demedi; iktidara "hayır" dedi. Elinde iki seçenek vardı ve ikisini de sevmiyor. Bu, iki partili sistemin en çıplak hali: öfkenin gidebileceği tek kapı, bir önceki öfkenin çıktığı kapı.


Tekno-Sermaye Bu Seçimde Ne Yaptı?

Seçim öncesi yazımızda platform sahiplerinin seçimin tarafı haline gelmesini ele almıştık. Sonuçlara bakınca tablo daha da ilginçleşiyor.

The Intercept'in analizine göre (The Intercept, 29 Ekim):

  • OpenAI başkanı Greg Brockman ve eşinin 25 milyon dolarla beslediği Leading the Future ile Anthropic çevresinden destek alan rakip ağ Public First, ön seçimlerde birlikte 50,7 milyon dolar harcadı. Bunun yaklaşık 21 milyon doları tek bir kişiye, New York'ta eyalet düzeyinde yapay zeka düzenlemesi yazan Alex Bores'a karşı harcandı; Bores kaybetti.
  • Genel seçimde Leading the Future'ın rekabetçi yarışlardaki harcamasının büyük kısmı Güney Carolina'daki Cumhuriyetçi adaya gitti. O aday kaybetti.
  • Iowa, Michigan ve Ohio'da yapılan bir ankette seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü, yapay zeka süper PAC'lerinin desteklediği bir adaya oy verme olasılığının düştüğünü söyledi.
  • Leading the Future, 30 milyon doları aşkın harcamayı yeni kurulmuş Delaware şirketleri üzerinden geçirdi; seçim denetim kurumu FEC'in karar yeter sayısı olmadığı için şikayetler sonuçsuz kaldı.

Buradan "tekno-sermaye kaybetti" sonucu çıkarmak saflık olur. İki nedenle:

Birincisi, bu para iki partiye birden akıyor. Brockman'ın ağı Cumhuriyetçi adayları desteklerken, Demokrat ön seçimlerinde de düzenleme yanlısı adaylara karşı harcadı. Sermaye için seçim bir at yarışı değil, bir portföy yönetimidir: her iki ata da oynanır, kim kazanırsa kazansın masada sizin adamınız olur. Yapay zeka balonu yazımızda gösterdiğimiz gibi, veri merkezi yatırımlarının borcunu kamuya yıkacak düzenlemeler iki partinin de gündeminde.

İkincisi, asıl güç PAC parasında değil, akışın kendisinde. Seçmenin seçim gündemini gördüğü yer Meta'nın, Google'ın, X'in ve TikTok'un sıralama algoritmaları. Bu altyapının sahibi değişmedi; seçimi kim kazanırsa kazansın, bir sonraki seçim de aynı akışta yapılacak.

Yine de kaydedilmesi gereken bir olgu var: Amerikan halkında yapay zeka sermayesine karşı kendiliğinden bir öfke birikiyor. Elektrik faturası, işten çıkarmalar, öğrenme merdiveninin çekilmesi. Bu öfke henüz bir sınıf bilinci değil, ama bir hammadde.


Toplumsal Dinamikler: Tarihsel Bir Okuma

Bir seçimi anlamak için o seçimin içinde yapıldığı toplumsal yapıyı anlamak gerekir. ABD'de iki partili sistem gökten inmedi; sermaye birikiminin farklı evrelerinde farklı sınıf ittifaklarını taşıyan iki aygıt olarak biçimlendi.

Köleci Güney'in Partisi: Kuruluştan İç Savaş'a

Demokrat Parti, 1828'de Andrew Jackson'ın etrafında kuruldu. "Halkın adamı" söylemiyle beyaz küçük çiftçileri ve kent esnafını, Güney'in köle sahibi plantasyon aristokrasisiyle aynı çatı altında topladı. Jackson'ın adı aynı zamanda Gözyaşı Yolu'yla, yani yerli halkların topraklarından sürülmesiyle anılır. Parti İç Savaş'a kadar köleliğin siyasi kalkanıydı.

İç Savaş sonrasında Demokratlar "Katı Güney"in (Solid South) partisi oldu. Yeniden Yapılanma döneminin kazanımlarını geri alan, Jim Crow ayrımcılık yasalarını yazan, siyahların oy hakkını vergi ve okuryazarlık sınavlarıyla gasp eden, Ku Klux Klan'la iç içe geçmiş bir yapı. Bu tarih bir dipnot değil: Güney'in ucuz ve örgütsüz emek rejimi, ABD kapitalizminin temel taşlarından biriydi ve Demokrat Parti bu rejimin yüz yıl boyunca bekçisi oldu.

Popülistlerin Yutulması: 1896
  1. yüzyılın sonunda borç batağındaki çiftçiler ve demiryolu işçileri bağımsız bir parti kurdu: Halk Partisi (Populists). Demiryolu tekellerinin kamulaştırılmasını, gelir vergisini, bankacılığın denetlenmesini istiyordu. 1892'de bir milyonu aşkın oy aldı. 1896'da Demokratlar William Jennings Bryan'ı aday göstererek bu hareketin söylemini benimsedi; Popülistler de Bryan'ı destekledi. Bryan kaybetti, Halk Partisi ise bir daha toparlanamadı.

Bu, sonraki yüz yılda defalarca tekrarlanacak bir örüntünün ilk büyük örneğidir. ABD'li tarihçilerin deyişiyle Demokrat Parti "toplumsal hareketlerin mezarlığıdır": hareketin dilini alır, örgütünü dağıtır, taleplerini sulandırır.

New Deal: Kurtarılan Kimdi?

New Deal, Demokratların "işçi partisi" efsanesinin temelidir. O yüzden dikkatle bakmak gerekir.

1929 bunalımından sonra ABD'de işsizlik dörtte bire çıktı. 1934'te Toledo, Minneapolis ve San Francisco'da genel grevler patladı; Minneapolis'te kamyoncuları Troçkistler, San Francisco'da limancıları komünistlere yakın sendikacılar örgütledi. 1936-37'de Flint'te General Motors işçileri fabrikaları işgal etti. Komünist Parti işsiz konseyleriyle mahallelerde örgütlüydü. Yani Roosevelt'in önünde yalnızca bir ekonomik bunalım değil, bir sınıf ayaklanması olasılığı vardı.

Roosevelt'in kendi ifadesi açıktır: kapitalizmi kurtarmak. Wagner Yasası (1935) sendikalaşma hakkını tanıdı, ama aynı zamanda sendikaları devletin denetiminde bir hukuki çerçeveye bağladı. Sosyal Güvenlik Yasası, Güney'deki Demokrat senatörlerin baskısıyla tarım işçilerini ve ev hizmetlilerini, yani siyah işçilerin büyük çoğunluğunu kapsam dışında bıraktı. New Deal, işçi sınıfının basıncıyla elde edilmiş gerçek kazanımlar içerir; ama Demokrat Parti'nin işlevi bu basıncı devrimci bir yöne değil, sermayeyle işbirliğine akıtmaktı. Bunu Ekim Devrimi Dünyaya Ne Kazandırdı? yazısında anlattığımız genel dinamikle birlikte okumak gerekir: Batı'daki refah ödünleri, 1917'nin yarattığı korkudan bağımsız değildir.

Soğuk Savaş Liberalizmi: Sendikaların Evcilleştirilmesi

1947'de Taft-Hartley Yasası çıktı: dayanışma grevleri yasaklandı, sendika yöneticilerine "komünist değilim" yemini zorunlu kılındı, eyaletlere "çalışma hakkı" (right-to-work) yasalarıyla sendikaları zayıflatma yolu açıldı. Yasa Cumhuriyetçi Kongre'den Truman'ın vetosuna rağmen geçti; ama vetoyu aşan oyların bir bölümü Güneyli Demokratlardan geldi ve Truman bu yasayı başkanlığı boyunca grevlere karşı defalarca kullandı.

Ardından Makartizm geldi. Sendikalar komünistlerden "temizlendi"; CIO, sol eğilimli on bir sendikayı ihraç etti. ABD işçi hareketi, en örgütlü ve en bilinçli kadrolarını kendi eliyle tasfiye ederek Demokrat Parti'nin bir oy deposuna dönüştü. Bugün ABD'de sendikalaşma oranının yaklaşık yüzde 10'a, özel sektörde yüzde 6'ya inmiş olmasının kökü buradadır.

Aynı dönemde Kore Savaşı'nı (Truman), Domuzlar Körfezi çıkarmasını (Kennedy) ve Vietnam'ın tırmandırılmasını (Johnson) yöneten Demokratlardı. 1968 Chicago kurultayında savaş karşıtı gençleri cop altına alan da Demokrat belediye başkanı Daley'nin polisiydi.

Neoliberal Dönüşüm: Carter'dan Clinton'a

Neoliberalizmi genellikle Reagan'la başlatırız. Ama ABD'de deregülasyonu başlatan Carter'dır: havayolu, kamyon taşımacılığı ve demiryolu serbestleştirmesi onun döneminde geldi. Faizleri yüzde 20'ye çıkararak işçi sınıfının pazarlık gücünü kıran "Volcker şoku"nun mimarı Paul Volcker'ı Merkez Bankası başına Carter atadı.

Clinton ise bu dönüşümü Demokrat Parti'nin kimliği haline getirdi:

  • 1994, NAFTA: Sanayi işlerinin Meksika'ya ve ardından Asya'ya taşınmasının yasal zemini. Ohio, Michigan, Pennsylvania'nın "Pas Kuşağı"na dönüşmesinin başlangıç noktalarından biri.
  • 1994, Suç Yasası: Kitlesel hapsetmenin genişlemesi; yükü en çok siyah ve yoksul işçi mahalleleri taşıdı.
  • 1996, Sosyal Yardım Reformu: "Bildiğimiz anlamıyla refahı bitireceğiz" sözüyle yoksullara yapılan nakit yardımlar süreye ve çalışma şartına bağlandı.
  • 1999, Glass-Steagall'ın kaldırılması: Ticari bankacılık ile yatırım bankacılığı arasındaki duvar yıkıldı; 2008 krizinin zeminlerinden biri.

Bu dönemde parti, tabanını sanayi işçisinden kentli profesyonellere, Wall Street'e ve doğmakta olan Silikon Vadisi'ne kaydırdı. Sosyologların "profesyonel-yönetici sınıf" dediği eğitimli orta katmanlar partinin kültürel yüzü oldu; işçi sınıfı ise "gidecek başka yeri yok" denerek hesaptan düşüldü.

Obama: Bankalar Kurtarıldı, Evler Gitti

2008 krizinde milyonlarca işçi ailesi evini kaybetti. Obama yönetimi bankaları kurtardı, ipotek borçlularını kurtarmadı; krizi yaratan yöneticilerden neredeyse hiçbiri yargılanmadı. Sağlık reformu (Obamacare), tek ödemeli kamu sağlık sistemi yerine özel sigorta şirketlerine devlet destekli müşteri sağlayan bir model olarak kuruldu. Obama döneminde yaklaşık 3 milyon kişi sınır dışı edildi, insansız hava aracı savaşları genişledi, Snowden'in ifşa ettiği kitlesel gözetim sürdürüldü. 11 Eylül'ün 25. yılı yazımızda söylediğimiz gibi: Bush aygıtı kurdu, Obama normalleştirdi, Trump içeri çevirdi.

2010 ara seçiminde Demokratlar ağır bir yenilgi aldı. 2011'de Occupy Wall Street "yüzde 1'e karşı yüzde 99" diye sokağa çıktı. Hareket polis operasyonlarıyla dağıtıldı, operasyonları yürüten belediyelerin çoğu Demokrat yönetimdeydi.

Trump'a Giden Yol ve Biden Arası

2016'da Trump'ı iktidara taşıyan şey, Demokratların otuz yılda terk ettiği Pas Kuşağı işçisinin öfkesiydi. Bu öfkeyi sola çekebilecek bir aday vardı: Bernie Sanders. Parti aygıtı 2016'da ve 2020'de Sanders'ın önünü kesti. 2020'de Biden "temelde hiçbir şey değişmeyecek" vaadiyle bağışçılarla buluştu.

Biden dönemi bir istisna gibi sunuldu: altyapı yatırımları, yarı iletken (CHIPS) yasası, sendika yanlısı söylem. Ama Aralık 2022'de 100 binden fazla demiryolu işçisinin grev hakkını, işçilerin çoğunluğunun reddettiği sözleşmeyi yasayla dayatarak ortadan kaldıran da Biden'dı. İşçiler ücretli hastalık izni istiyordu. Biden'ın sanayi politikası, sermayenin Çin'le rekabetinin devlet eliyle sübvanse edilmesiydi; Gazze'ye silah akışı ise aynı "ulusal güvenlik" uzlaşmasının ürünüydü.

2024'te işçi sınıfı yine öfkeyle sandığa gitti ve yine sağa kaydı. 2026'da aynı öfke sola kaydı. Sarkaç işliyor; mekanizma aynı kalıyor.


Ara Seçim Sarkacı: Dalgalar Neden Hep Geri Çekiliyor?

YılDalgaSonraki Durum
1994Cumhuriyetçi dalga (Gingrich), Clinton'a karşıClinton sağa kayarak yeniden seçildi, neoliberal uzlaşma derinleşti
2006Demokrat dalga, Irak Savaşı'na karşıSavaş bütçeleri onaylanmaya devam etti
2010Cumhuriyetçi dalga (Çay Partisi), Obama'ya karşıKemer sıkma ve bütçe tavanları
2018Demokrat dalga, Trump'a karşı2020 zaferi, 2024'te Trump'ın daha güçlü dönüşü
2026Demokrat dalga, Trump'a karşı?

Bu tabloda ortak olan şu: Her dalga, bir önceki iktidara duyulan öfkenin ürünü. Hiçbiri sermaye ile emek arasındaki güç dengesini kalıcı olarak değiştirmedi. Çünkü dengeyi değiştirecek olan şey sandıkta kimin kazandığı değil, işyerinde, mahallede, sokakta kimin örgütlü olduğudur.


Demokratlar Neden Hiçbir Zaman Alternatif Olamaz?

Bu sorunun yanıtı bir ahlak ya da ihanet meselesi değildir. "Demokratlar sözlerini tutmadı" demek eksik bir eleştiridir; çünkü verilen sözler zaten sistemin sınırları içinde verilmişti. Sorun yapısaldır. Beş başlıkta toplayalım.

Birincisi: Mülkiyet

Demokrat Parti'nin programında hiçbir zaman üretim araçlarının mülkiyetine dair bir soru yer almadı. Sağlık sistemi özel sigorta şirketlerinde, enerji özel tekellerde, veri ve hesaplama altyapısı beş-altı teknoloji şirketinde, konut finans sermayesinde. Demokratların en ileri önerileri bile bu mülkiyeti vergilendirmeyi ya da düzenlemeyi hedefler, sorgulamayı değil. Bizim üç sorumuzla söylersek: Kimin elinde? Kimin denetiminde? Kimin yararına? Demokratlar ilk soruyu hiç sormaz; ikincisine "devletin hafif denetimi" der; üçüncüsüne "herkesin" der.

İkincisi: Finansman

ABD'de bir Senato yarışı onlarca, bazen yüz milyonlarca dolara mal oluyor. Citizens United kararından (2010) beri şirketler ve milyarderler süper PAC'ler üzerinden sınırsız harcama yapabiliyor. Bu seçimde yapay zeka sermayesinin yaptığı gibi, para iki partiye birden akıyor. Bir partinin kasası kimin parasıyla doluyorsa, kritik anda kimin çıkarını gözeteceği de bellidir. Demokratların başlıca bağışçıları arasında Wall Street, Silikon Vadisi ve Hollywood'un büyük şirketleri vardır. Parti, bu bağışçıların çizdiği sınırı geçen her adayı, Sanders'ta ya da Bores'ta görüldüğü gibi, ya ön seçimde ya da parti aygıtında durdurur.

Üçüncüsü: Emperyalist Uzlaşma

ABD dış politikasında iki parti arasında stratejik bir fark yoktur. NATO'nun genişlemesi, İsrail'e koşulsuz destek, Çin'le hegemonya rekabeti, Latin Amerika'daki müdahaleler iki partinin ortak mirasıdır. Bu seçimde Michigan'da El-Sayed'in İsrail'e verilen desteğin kesilmesi çağrısı yüzünden, kendi partisinin önde gelen isimlerinden Haley Stevens'ın son günlerde Cumhuriyetçi adayı desteklemesi, bu uzlaşmanın ne kadar sert savunulduğunu gösteriyor. Dünya hegemonyasını sürdüren bir devletin yönetici partisi, aynı zamanda o devletin işçi sınıfının kurtuluş partisi olamaz.

Dördüncüsü: Emme ve Etkisizleştirme İşlevi

Popülistler 1896'da, işçi hareketi 1930'larda ve 1940'larda, sivil haklar ve savaş karşıtı hareket 1960'larda, Occupy 2011'de, Sanders hareketi 2016-2020'de, Black Lives Matter 2020'de hep aynı kapıdan geçti: "Şimdi sokağı bırakın, sandığa gelin." Her seferinde hareketin kadroları parti aygıtına, vakıflara, danışmanlık şirketlerine çekildi; talepler "gerçekçi" hale getirildi; sokak boşaldı. Demokrat Parti'nin tarihsel işlevi, sistemin sınırlarını zorlayan enerjiyi o sınırların içine geri almaktır. Bu bakımdan Cumhuriyetçilerden daha az değil, belki daha etkili bir istikrar aygıtıdır.

Beşincisi: Sınıf Temsilinin Yokluğu

ABD, gelişmiş kapitalist ülkeler arasında hiçbir zaman kitlesel bir işçi partisi kurulamamış tek ülkedir. Avrupa'da sosyal demokrasinin bile, AfD'nin Yüzde 43,8'i Bir Sapma Değil yazısında tartıştığımız gibi, 1914'ten Hartz IV'e kadar sınıf çıkarlarını nasıl terk ettiğini biliyoruz. ABD'de bu aşamaya bile gelinmedi. Sendikalar Demokrat Parti'ye bağımlı birer bağış ve oy kaynağına dönüştü; işçi sınıfı kendi adına siyaset yapan bir örgütten yoksun bırakıldı. Kongre'de oturanların büyük çoğunluğu milyoner; işçi kökenli temsilci oranı yüzde 2'nin altında. Bu tablo, kim kazanırsa kazansın değişmiyor.


Peki İçerideki Sol? Mamdani, El-Sayed, Talarico

Bu seçimde partinin içinden yükselen isimler var. 2025'te New York belediye başkanlığını kazanan demokratik sosyalist Zohran Mamdani'nin açtığı yol, 2026'da Michigan'da El-Sayed'le, Teksas'ta Talarico'yla sürdü. Gençlerin bu adaylara yönelmesi önemli: kira, sağlık, ücret ve Gazze üzerinden kurulan bir dil, kitlelerde karşılık buluyor.

Ama verilere de bakmak gerekiyor. Brookings'in Ağustos 2026 incelemesine göre DSA şubelerinin desteklediği 282 adayın büyük çoğunluğu yerel ya da eyalet düzeyinde yarıştı; zaten sola yatkın bölgelerde yoğunlaştı (Brookings). El-Sayed DSA üyesi bile değil.

Buradan iki sonuç çıkıyor:

  1. Bu adayların yükselişi, parti aygıtına rağmen gerçekleşiyor, onun sayesinde değil. Kitlelerdeki sola kaymanın göstergesi olarak değerlidir.
  2. Ama bu adaylar yine o aygıtın içinde, onun kurallarıyla, onun bağışçılarıyla aynı masada çalışmak zorunda. Tarih, "partiyi içeriden dönüştürme" stratejisinin, parti tarafından dönüştürülmeyle sonuçlandığı örneklerle dolu. ABD solunda "kirli ayrılık" (dirty break) olarak tartışılan soru tam da budur: Bu adaylar ve onları seçen hareketler, bir gün bağımsız bir işçi partisinin çekirdeği olabilecek mi, yoksa bir sonraki kuşağın "gerçekçi" Demokratları mı olacak?

Yanıtı seçim sonuçları değil, örgütlenme verecek. Umut Güneyden Geldi yazısında Lula'nın zaferini umut olarak okurken de aynı şeyi söylemiştik: Umut, sandığın ötesinde örgütlü bir sınıf gücüne dönüştüğü ölçüde gerçektir.


İki Okuma Yan Yana

Liberal OkumaSınıfsal Okuma
Demokrasi kazandı, Trump durdurulduİktidar partisi cezalandırıldı; öfke programa değil, karşı kanada aktı
Demokratlar Latin ve genç seçmeni geri kazandıHayat pahalılığı bu kesimleri iktidara karşı itti; Demokratlara bakış da onda altı olumsuz
Yapay zeka parası kaybettiSermaye iki ata birden oynadı; akışın mülkiyeti değişmedi
Kongre artık Trump'ı denetleyecekKongre başkanı denetleyebilir; sermayeyi kim denetleyecek?
Mamdani ve El-Sayed sol bir Demokrat Parti'nin habercisiSola kayan kitlelerin habercisi; partinin değil
2028'de Beyaz Saray da alınacak2028'de sarkaç yine dönebilir; kalıcı olan yalnızca örgütlü güçtür
Sorun Trump'ın kişiliğiSorun Trump'ı doğuran birikim rejimi ve onu sürdüren iki partili düzen

Dünyadaki Dönüşümle Bağı

Bu seçimi tek başına okumak yanıltıcı olur. Son birkaç ayda yazdığımız seçim yazılarına birlikte bakalım:

Ortak payda şu: Dünyanın her yerinde kitleler, krizin bedelini ödemeyi reddediyor ve bu reddi ellerindeki ilk araçla, sandıkla dile getiriyor. Öfke bazen sağa, bazen sola akıyor; yönünü belirleyen, o ülkede örgütlü bir sınıf alternatifinin olup olmadığı. Sırbistan'da sokaktaki plenumlar vardı; Almanya'da sol dağınıktı; ABD'de iki partili kafes var. Öfkenin nereye gideceği, kanalın kimin elinde olduğuna bağlı.


Somut Görevler

Bu bir Amerikan seçimi; ama bizim için çıkarılacak dersler var.

  • Seçim sonuçlarını sınıf verisiyle okumak: Seçmen davranışını kimlik kategorileriyle (Latin, genç, kadın) okuyan yorumlara karşı, bu kategorilerin altındaki ekonomik koşulları (kira, fiyat, ücret) öne çıkarmak.
  • "Daha az kötü" tuzağını teşhir etmek: Türkiye'de de benzer bir iki kutuplu sıkıştırma var. "Önce şunu gönderelim, gerisi sonra" mantığının ABD'de yüz yıldır nasıl işlediğini anlatmak.
  • Tekno-sermayenin seçim parasını izlemek: Türkiye'de de platform şirketlerinin, reklam ağlarının ve veri aracılarının siyasetle ilişkisini belgelemek; Örgütlenme 2.0 çerçevesinde açık veri ve müşterek araştırma araçları geliştirmek.
  • ABD'deki taban örgütlerini izleyip öğrenmek: Amazon ve Starbucks'taki sendikalaşma kampanyalarından, UAW'ın 2023 grevinden, kiracı sendikalarından, teknoloji işçilerinin örgütlenmesinden çıkan dersleri Türkçeye aktarmak.
  • Enternasyonal bağ kurmak: ABD'deki sola kayan gençliği "Amerikalılar" diye değil, aynı sermayeye karşı mücadele eden yoldaşlar olarak görmek; Kızıl Korku Yeniden yazısında tartıştığımız ufku canlı tutmak.

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Dün gece ABD'de bir dalga kabardı. Teksas'ta, Kansas'ta, Güney Carolina'da onlarca yıldır görülmemiş sonuçlar çıktı. Gençler ve göçmen işçiler, kendilerini aşağılayan bir iktidara sandıkta yanıt verdi. Bu öfkeyi küçümsemeyelim; o öfke bizim de öfkemiz.

Ama dalga ne kadar yüksek olursa olsun, aynı kıyıya vuruyor. Kıyı, iki kapılı bir evin bahçesi: Bir kapıdan çıkıp öbüründen giriyorsunuz, ev sahibi değişmiyor. Demokrat Parti iki yüz yıldır bu evin kapılarından biri. Köleliği korudu, işçi ayaklanmasını yatıştırdı, sendikaları evcilleştirdi, fabrikaları taşıdı, bankaları kurtardı, grevleri yasakladı. Bunu kötü niyetinden değil, işlevinden yaptı.

Gerçek alternatif bir parti adının değişmesiyle değil, işçinin işyerinde, öğrencinin okulunda, kiracının apartmanında örgütlenmesiyle doğar. Sandık bir termometredir; ateşi ölçer, hastalığı iyileştirmez. Hastalığın adı kapitalizm, ilacının adı örgütlülük.

Makine yeni, zincir eski. Zinciri kıracak olan da kimin hangi kapıdan girdiği değil, evin kimin olduğunu soran örgütlü emektir.


Kaynaklar

Bilgi Müşterekleri'nden ilgili yazılar


Bu yazı Bilgi Müşterekleri'nin canlı belgelerindendir ve "ABD Ara Seçim Dosyası"nın parçasıdır; CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır. Kaynak göstererek çoğaltabilir, değiştirebilir, paylaşabilirsiniz. Canlı belgedir; kesinleşmeyen sonuçlar netleştikçe güncellenecektir.

İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği