Bilgi Müşterekleri
AnasayfaKonularDizilerHakkımızdaKılavuzlarPopüler İçeriklerİletişim

Brezilya'da Meta, Türkiye'de Erişim Engeli: Seçimlerin Algoritmik Tarihi ve Teknik Anatomisi

İkinci Sandığın Anahtarı Kimde?

26 dk okumaYazar: Oğuz Demirkapı
Brezilya'da Meta, Türkiye'de Erişim Engeli: Seçimlerin Algoritmik Tarihi ve Teknik Anatomisi

Görünmez Sandık

Brezilya'da Meta, Türkiye'de Erişim Engeli: Seçimlerin Algoritmik Tarihi ve Teknik Anatomisi

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Bir seçimde iki sandık vardır. Birini görürsünüz: okul sınıfına konmuş, mühürlü, şeffaf plastik bir kutu. Ötekini görmezsiniz: seçmenin oyunu vermeden önce neyi gördüğünü, kimi duyduğunu, hangi adayın adını aradığında karşısına ne çıktığını belirleyen bir yazılım. Birinci sandığın başında müşahitler, parti temsilcileri, seçim kurulu bekler. İkinci sandığın başında kimse yoktur. Onun anahtarı Kaliforniya'daki bir şirketin mühendislerindedir.

Bu hafta Brezilya'dan sızan belgeler, o ikinci sandığın bir seçimin tam ortasında nasıl tek yöne eğildiğini ilk kez bu kadar açık gösterdi. Bu yazıda önce orada ne olduğunu anlatacağız. Sonra bu ortamın nasıl yaratıldığını, Obama'dan Brexit'e, Cambridge Analytica'dan Romanya'ya uzanan kısa bir tarihle göstereceğiz. Ardından bir bilişimcinin gözüyle "teknik olarak ne yapılıyor" sorusunu açacağız. En sonda kendi ülkemize döneceğiz: Türkiye'de geçmiş seçimlerde neler yaşandı ve önümüzdeki seçimde ne beklemeliyiz?


Kısaca: Ne Oldu, Ne Anlatıyoruz?

  • Brezilya'da ne oldu? 25 Ekim'deki cumhurbaşkanlığı ikinci turu öncesinde Folha de S.Paulo, Meta çalışanlarının iç yazışmalarını yayımladı. Yazışmalar, Lula'nın Instagram hesabının gerçekten kısıtlandığını, rakibi Flávio Bolsonaro'nun ise öneri sistemlerinde öne çıktığını şirketin bildiğini ve sorunu geç düzelttiğini gösteriyor. Lula kampanyası tek bir günde yaklaşık 1,3 milyon kişiye ulaşamadı.
  • Kasıt kanıtlandı mı? Hayır. Yazışmalarda "müdahale edelim" diyen bir satır yok. Seçim mahkemesi de kasıt kanıtı bulunmadığını yazdı, ama Meta'ya günlük 500 bin real ceza tehdidiyle eşit muamele emri verdi.
  • Asıl mesele ne? Kasıt gerekmiyor. Bir seçimin adilliği, başka bir ülkedeki mühendislerin hangi hatayı ne kadar hızla düzelttiğine bağlı hâle geldiyse, sorun hatanın kendisinde değil, o kanalın kimin mülkü olduğundadır.
  • Bu ortam nasıl kuruldu? Sosyal medyanın gelir modeli, insanların dikkatini davranışlarına göre sınıflandırıp satmaktır. Reklamcıya satılan araç kampanyacıya da satılır. 2008'den bu yana her seçim bu aracın biraz daha keskinleştiği bir deney alanı oldu.
  • Teknik olarak ne yapılıyor? Mikro hedefleme, sahte hesap ağları, montaj ve deepfake gibi dışarıdan yapılan müdahaleler var. Bir de erişim düşürme, arama ve öneri ayarı, reklam teslimatı gibi platformun içeriden yapabildikleri var. Devletler de ülke bazlı gizleme ve bant daraltmayla bu tabloya katılıyor.
  • Türkiye'de durum ne? Türkiye'de Brezilya'daki gibi bir platform–devlet çatışması yok, tersine bir ittifak var. Devlet karar veriyor, platform uyguluyor. 2023 seçiminin arifesinde Twitter hükümet talebiyle hesapları kapattı. Yalnızca Eylül 2026'da en az 1.270 X hesabı engellendi.
  • Önümüzdeki seçimde ne bekleniyor? Sansür altyapısı seçimden önce kuruluyor, anonimlik e-Devlet doğrulamasıyla kalkıyor, yapay zekâ sahteciliği ucuzluyor, platformlar susuyor. Ama asıl müdahale büyük olasılıkla sosyal medyada değil, mahkemede yapılacak.

Şimdi ayrıntıya geçelim.


Brezilya: Sızan Yazışmalar Ne Söylüyor?

Brezilya'da 4 Ekim'deki ilk turu, aşırı sağcı eski cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu Senatör Flávio Bolsonaro beklenenden güçlü bir sonuçla önde bitirdi. Lula dördüncü dönemi için ikinci tura kaldı. İkinci tur 25 Ekim'de yapılacak.

11 Ekim'de Lula kampanyası, Meta'nın platformlarında Lula'nın içeriklerinin erişiminin kısıtlandığını açıkladı ve seçim mahkemesine başvurdu (France 24). Meta suçlamayı "tamamen yanlış" diye reddetti. Bu noktada elde yalnızca bir kampanyanın iddiası ve bir şirketin inkârı vardı.

16 Ekim'de Folha muhabiri Patrícia Campos Mello, Meta çalışanlarının iç yazışmalarını yayımladı. Haber kısa sürede uluslararası basına taşındı (Al Jazeera, ICL Notícias, Revista Fórum). Yazışmaların ortaya koyduklarını tarih sırasıyla dizelim:

TarihNe oldu?Meta'nın açıklaması / iç yazışma
23 Eylülİki kampanyanın reklam hesapları da yaklaşık bir saat "şüpheli etkinlik" gerekçesiyle reklam yükleyemediOtomatik sistem hatası
1 EkimFlávio kampanyasının bazı reklamları, yasak dönemde yapay zekâ kullanıldığı gerekçesiyle reddedildiKampanya yapay zekâ kullanmadığını söyledi
Ekim başıInstagram aramasında Flávio'nun profili öneriliyor, Lula'nınki tam adıyla aratıldığında bile çıkmıyor"Lula'nın adı çok uzun" (teknik açıklama); çalışanlar Flávio'nun önerilmemesi gerektiğini kabul ediyor
Ekim başıWhatsApp'ta "Exército do Lula" kanalı arandığında sonuçlarda Flávio destekçilerinin "Tropa do Flávio" kanalı çıkıyorSeçim kuralları adayların algoritmik önerisini yasaklıyor
7 EkimBazı hesaplar görüntülenme sayılarını göremiyor"Yaklaşık 3 bin hesabı etkileyen küresel veri kesintisi" (iç yazışmaya göre 5 saat sürdü)
9 EkimLula'nın resmî hesabı feed gönderilerini yaklaşık 24 saat ücretli olarak öne çıkaramıyor; kampanyanın tahminiyle 1,3 milyon kişiye ulaşılamıyorBir çalışan Lula'nın hesabının Flávio'nunkine göre "kısıtlı" olduğunu ve hukuki işlem ihtimalinin "yüksek" olduğunu yazıyor
9–10 EkimBrezilya ekibi olayın "SEV2" (ciddi vaka) olarak sınıflandırılmasını istiyorÇalışanlar ABD'deki mühendislerin aciliyet göstermemesinden yakınıyor
14 EkimRevista Fórum'un testinde Meta AI, Lula için seçim görseli üretmeyi reddediyor, Flávio için kampanya materyali üretiyor"Güvenlik filtrelerinin uygulanmasındaki hata"

Tabloya dikkatle bakın: aksaklıkların bir kısmı iki adayı da vurmuş. Flávio kampanyası da 23 Eylül'de bir saat kadar reklam veremedi, bazı reklamları reddedildi, kampanya "hesabımız normal çalışıyor" dedi ve Brezilya kurallarının erişimi etkileyebileceğini kabul etti. Bunu saklamıyoruz, çünkü kanıtı saklayan taraf olmak istemiyoruz. Ama en büyük ve en uzun etki, ikinci turun en kritik haftasında, tek yönde gerçekleşti: 24 saat süren reklam engeli, 5 saatlik küresel kesintiyle örtülmeye çalışıldı.

Mahkeme ne dedi?

Yüksek Seçim Mahkemesi (TSE) yargıcı Marco Aurélio Bellizze, 15 Ekim'de şu kararları verdi:

  • Meta, iki aday arasında dengesizlik yaratacak biçimde siyasi içeriğin dağıtımını azaltamaz, aramayı kısıtlayamaz, gönderi kaldıramaz.
  • Yapay zekâ aracı iki adaya "aynı ölçütleri" uygulamak zorunda.
  • Otomatik reklam hesabı engellemeleri insan incelemesinden geçecek.
  • Meta, Lula kampanyasına teslim edilmeyen reklam erişimini 21 Ekim'e kadar telafi edecek ve "teknik hata" iddiasını belgeleyecek.
  • 255 şüpheli profil ve 1.204 gönderi incelenecek.
  • Uyulmazsa günlük 500 bin real (yaklaşık 98.700 dolar) ceza uygulanacak.

Aynı kararda yargıç, Meta'nın kasıtlı manipülasyon yaptığını kanıtlayacak yeterli unsur bulunmadığını da yazdı. Karar ikinci turun sonuna kadar geçerli ve TSE Tam Kurulu'nda görüşülecek.

Kanıtlanan, kanıtlanmayan

Burada dürüst bir ayrım yapmamız gerekiyor, çünkü sosyal medyada bu haber "Meta Bolsonaro'yu seçtirmeye çalışıyor" başlığıyla dolaşıyor.

Kanıtlanan: Kısıtlamalar gerçekti. En ağır olanı tek yönlüydü. Şirket bunu biliyordu. Brezilyalı çalışanlar alarm verdi, düzeltme geç geldi. Öneri sistemi seçim kurallarına aykırı biçimde bir adayı önerdi.

Kanıtlanmayan: Bunun bilinçli bir siyasi karar olduğu. Yazışmalarda bir müdahale kabulü yok.

Biz kanıtlanmayanı iddia etmeyeceğiz. Ama kasıt sorusunun bu olayın asıl sorusu olmadığını göstereceğiz.


Kasıt Gerekmiyor

Liberal çerçeve bir olayı "kötü niyet var mı?" sorusuyla tartar. Kötü niyet kanıtlanmazsa dosya kapanır. Marksist çerçeve başka bir soru sorar: bu sonucu üreten yapı kimin mülkü, kimin denetiminde, kimin yararına çalışıyor? Bu soruyla bakınca üç şey görünür hâle geliyor.

Hata da siyasettir

Çekişmeli bir ikinci turda, bir günde 1,3 milyon kişiye ulaşamamak sonucu değiştirebilecek bir büyüklüktür. Bir yazılım hatası doğada kendiliğinden oluşan bir şey değildir. Hangi hata hangi yönde işler, ne kadar hızla fark edilir, hangi öncelikle düzeltilir: bunların her biri bir karardır. "Teknik arıza" savunması sorumluluğu sistemin kendisine yükler. O sistemin sahibi ise Meta'dır. Sistem kimin mülküyse, hatası da onundur.

Merkez–çevre hiyerarşisi şirketin içinde de işliyor

Brezilyalı çalışanlar alarm verdi, olayın ciddi vaka sayılmasını istedi, aciliyetin anlaşılmamasından yakındı. Ama karar ve müdahale yetkisi Kaliforniya'daydı. Bir ülkenin seçiminin adilliği, başka bir ülkedeki mühendislerin önceliklendirme listesine kaldı. Burada emperyalizm bir darbe ya da işgal biçiminde görünmüyor. Bir destek bileti sırası olarak işliyor. Çevre ülkenin çalışanı uyarır, merkezin mühendisi sırasını bekletir.

Denetim ancak sızıntıyla mümkün

Bu sorunları bağımsız bir denetçi bulmadı, sızan yazışmalar ortaya çıkardı. Mahkeme bile 255 profili ve 1.204 gönderiyi incelerken Meta'nın kendi kayıtlarına bakmak zorunda. Seçmen ile aday arasındaki kanalın nasıl işlediğini, o kanalı işleten şirket raporluyor. Birinci sandığın başında müşahitler var. İkinci sandığın raporunu sandığın sahibi yazıyor.

Kasıt aramak, mülkiyet sorusunu sormamanın en kibar yoludur.


Bağlam: Bu Olay Boşlukta Yaşanmadı

Bir şirketin siyasi tercihi olmaz demek naif bir iyimserlik olur. Meta'nın ve büyük teknoloji tekellerinin Brezilya ile ilişkisinin bir geçmişi var:

  • Zuckerberg'in Ocak 2025 dönüşü. Zuckerberg, ABD'de üçüncü taraf doğruluk kontrolü programını kaldırdığını açıklarken Latin Amerika'daki "şirketlere sessizce içerik kaldırma emri veren gizli mahkemeleri" açıkça hedef aldı. Bu, doğrudan Brezilya Federal Yüksek Mahkemesi'ne yönelik bir mesajdı. Aynı açıklamada siyasi içeriği yeniden önermeye başlayacaklarını da duyurdu. Oysa Meta, Şubat 2024'te Instagram ve Threads'te siyasi içeriği varsayılan olarak önermeyi bıraktığını açıklamıştı. Siyasi içeriğin kime ne kadar gösterileceği, tek bir şirketin bir yılda iki kez değiştirebildiği bir ayar.
  • Trump yönetimi ve Bolsonaro ailesi. Jair Bolsonaro, 2022 seçimini tanımayıp darbe girişimine öncülük etmekten Eylül 2025'te mahkûm edildi. Trump yönetimi bu yargılamayı gerekçe göstererek Temmuz 2025'te Brezilya mallarına yüzde 50 gümrük vergisi getirdi ve davaya bakan yargıç Alexandre de Moraes'e yaptırım uyguladı. Bugün aynı ailenin siyasal mirasını Flávio taşıyor.
  • Platformların Brezilya siyasetine doğrudan katılımı. Google, Mayıs 2023'te Brezilya'nın platform düzenleme yasa tasarısına (PL 2630) karşı arama sayfasından kampanya yürüttü. Musk'ın X'i, Ağustos–Ekim 2024'te mahkeme kararlarına uymadığı için Brezilya'da haftalarca kapatıldı.

Yani ortada siyasi tercihlerini açıkça göstermiş bir şirket, bu şirketin "düşman" ilan ettiği bir yargı, bu yargıyla çatışan bir ABD yönetimi var. Kasıt kanıtlanmasa da şüphenin maddi zemini sağlam.


Bu Ortam Nasıl Yaratıldı?

Şimdi bir adım geri çekilelim ve şunu soralım: bir şirketin bir seçimi bu kadar etkileyebileceği bir dünya nasıl kuruldu?

Ürün sizsiniz

Sosyal medya platformlarının sattığı şey uygulama değildir. Uygulamayı ücretsiz verirler. Sattıkları şey sizin dikkatinizdir: kim olduğunuz, neye tıkladığınız, hangi gönderide kaç saniye durduğunuz, kimlerle konuştuğunuz. Bu bilgiyle sizi binlerce kategoriye ayırırlar ve bu kategorilere erişimi reklamcıya satarlar. Kristalleşmiş Emeğin İsyanı'nda bunu "dijital çitleme" diye adlandırmıştık: toplumsal etkileşimin, ortak dilin, birbirimize söylediklerimizin özel mülke kapatılması.

Bu modelin siyasete uygulanması bir sapma değil, kaçınılmaz bir sonuçtur. Deterjan satmak için kurulan bir hedefleme makinesi aday satmak için de çalışır. "Meşru kampanya" ile "müdahale" arasındaki çizgiyi teknik değil, siyasal ölçütler çizer: aynı aracı kim, kime karşı kullanıyor?

Tekel, kanal, kapı bekçisi

İkinci koşul tekelleşmedir. Bir toplumun siyasal konuşmasının büyük kısmı birkaç ABD şirketinin altyapısı üzerinde dönüyor. Meta tek başına Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi. Bir ülkede bir adayın seçmene ulaşma kanallarının üçü aynı şirketin elindeyse, o şirket bir aracı değil, bir kapı bekçisidir. Mark Zuckerberg Gerçekte Ne İstiyor? yazısında Meta'nın akış algoritmasını "kullanıcının hedeflerini biçimlendiren bir araç" olarak tartışmıştık. Brezilya bunun seçim günündeki karşılığı.

Kısa bir tarih: Deney alanı olarak seçimler

Bu ortam bir günde kurulmadı. Önemli durakları sırayla hatırlayalım.

Facebook'un oy deneyi (2010). ABD ara seçimlerinde Facebook, 61 milyon kullanıcıya "Oy verdim" düğmesi ve oy veren arkadaşlarının fotoğraflarını gösterdi. Nature'da yayımlanan çalışmaya göre bu tek düğme yaklaşık 340 bin ek oya yol açtı. Bir şirketin, hiç kimseye hesap vermeden, seçmen katılımını istediği kesimlerde değiştirebileceği bu deneyle görülmüş oldu.

Obama, 2008–2012: "iyi" mikro hedefleme. 2008 "ilk sosyal medya seçimi" diye anıldı. Kampanyanın dijital ayağında Facebook'un kurucu ortaklarından Chris Hughes vardı. 2012'de kampanyanın Facebook uygulaması, uygulamaya izin veren destekçilerin arkadaşlarının verisini de topladı. O arkadaşların hiçbiri buna onay vermemişti. Kampanyanın medya analitiği direktörü Carol Davidsen 2018'de bunu açıkça anlattı: Facebook tüm sosyal ağı çekmelerine şaşırmış, ama fark ettikten sonra da durdurmamıştı. Liberal basın buna "veri devrimi" dedi.

Brexit (2016). Vote Leave kampanyası bütçesinin büyük kısmını, Cambridge Analytica'nın ana şirketi SCL ile bağlantılı Kanadalı AggregateIQ firmasına aktardı. Kampanya stratejisti Dominic Cummings, son günlerde yaklaşık bir milyar hedefli dijital reklam gösterildiğini kendisi anlattı. Seçim Komisyonu harcama limitinin paravan bir grup üzerinden aşıldığını tespit etti, Vote Leave 61 bin sterlin ceza aldı. Bir düzeltme notu: İngiltere Bilgi Komiserliği'nin 2020 raporu, Cambridge Analytica'nın Brexit'te sanıldığı kadar belirleyici olmadığını gösterdi. Asıl mesele tek bir şirket değil, para ve veriyle kurulmuş, denetimi kâğıt üstünde kalan bir kampanya makinesiydi.

ABD 2016: Cambridge Analytica. Bir akademisyenin kişilik testi uygulamasını yaklaşık 270 bin kişi kullandı. Uygulama bu kişilerin arkadaşları üzerinden 87 milyon kişinin Facebook verisini topladı. Veriler Trump kampanyasının hizmetine girdi. Obama kampanyasının 2012'de geçtiği kapının aynısıydı bu. ABD Federal Ticaret Komisyonu 2019'da Facebook'a 5 milyar dolar ceza kesti. Şirketin büyüklüğü düşünüldüğünde, işin maliyeti sayılabilecek bir rakam.

ABD 2016: Rus trolleri. Rusya'nın İnternet Araştırma Ajansı sahte hesaplarla faaliyet yürüttü. Ancak 2023'te Nature Communications'ta yayımlanan geniş çaplı bir çalışma, bu içeriklerin zaten koyu Cumhuriyetçi küçük bir kesime ulaştığını ve tutumlarda ya da oy davranışında ölçülebilir bir etki bulunmadığını gösterdi (Eady vd.). Dört yıl boyunca işlenen "Trump'ı Rusya seçti" anlatısı, ABD toplumunu Trump'a götüren yerli sınıfsal çöküşü konuşmamanın elverişli bir yoluydu.

Çevre ülkeler laboratuvar olarak. Cambridge Analytica'nın ana şirketi SCL yöntemlerini önce çevre ülkelerde denedi. Trinidad ve Tobago'da (2010) şirketin kendi sunumlarında övündüğü kampanya, bir etnik grubun gençlerini sandığa gitmemeye yönlendirmeyi hedefliyordu. Kenya'da (2013, 2017) Kenyatta'nın kampanyalarında, Nijerya'da (2015) çalıştı. Brezilya'da 2018'de Folha, Bolsonaro'yu destekleyen işverenlerin WhatsApp üzerinden toplu mesaj paketleri satın aldığını ortaya koydu. Brezilya mevzuatına göre bu, yasak şirket bağışı demekti. Örüntü açık: düzenlemenin zayıf olduğu çevre ülkelerde yöntem geliştir, sonra merkeze geri sat.

Paralı müdahale piyasası. Forbidden Stories konsorsiyumu 2023'te İsrailli "Team Jorge" ekibini ifşa etti. Ekip 33 seçim kampanyasında çalıştığını ve 27'sinin "başarılı" olduğunu iddia ediyordu. Yöntemleri bot ağları, hack ve sahte haber üretimiydi. 2024'te New York Times, İsrail Diaspora Bakanlığı'nın yaklaşık 2 milyon dolarlık bir sözleşmeyle bir firmaya sahte hesap kampanyası yaptırdığını ve bu kampanyanın ABD'li Kongre üyelerini hedef aldığını yazdı. Müdahale artık bir hizmet sektörü.

Batı'nın kendi operasyonları. "Yabancı müdahale" söyleminin seçiciliği en çok burada görülür. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), 2010–2012 arasında Küba'da gizlice "ZunZuneo" adlı bir "Küba Twitter'ı" kurup yönetti. Reuters 2024'te, ABD ordusunun pandemi sırasında Filipinler'de Çin aşısına karşı sahte hesaplarla kampanya yürüttüğünü belgeledi. Bunlar Rus ya da Çin operasyonları kadar manşet olmadı.

Romanya 2024: kavramın silaha dönüşmesi. Romanya Anayasa Mahkemesi Aralık 2024'te cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunu, aşırı sağcı Georgescu lehine yürütülen bir TikTok kampanyası gerekçesiyle iptal etti. Gerekçe, Rusya destekli bir operasyon olduğunu öne süren istihbarat belgeleriydi. Sonradan yapılan araştırmalar, kampanyanın bir kısmının merkez sağ bir partinin ödediği bir hashtag kampanyası olduğunu ve ardından başkalarınca ele geçirildiğini gösterdi. Bu örnekte iki tehlike birlikte duruyor. Gerçek bir manipülasyon var. Öte yandan "dezenformasyon" gerekçesi, sandıktaki iradeyi devlet aygıtının iptal etmesine meşruiyet sağlayabiliyor.

Musk ve X: sahibin kendisi aktör olduğunda. Musk Twitter'ı satın aldıktan sonra kendi paylaşımlarının algoritmada öne çıkarıldığı tartışıldı. 2024 ABD seçiminde Trump'a doğrudan kaynak ve kampanya desteği verdi. Ocak 2025'te Almanya seçimi öncesinde AfD lideri Weidel ile canlı yayın yaptı. Burada artık aracı kalmıyor. Kanalın sahibi siyasal aktör oluyor.

Bu tarihin vardığı nokta Brezilya. Üçüncü taraflar (kampanyalar, danışmanlar, devletler) yerine doğrudan platformun kendi algoritması, öneri sistemi ve yapay zekâ aracı sahnede. 2010'daki "Oy verdim" deneyinin gösterdiği güç, bu kez bir seçimde belgeli biçimde ve tek yönde işledi.


Teknik Olarak Ne Yapılıyor? Bir Bilişimcinin Anlatımıyla

Gazete dili "algoritma", "bot", "manipülasyon" deyip geçiyor. Biraz açalım, çünkü mekanizmayı bilmeden ne talep edeceğimizi de bilemeyiz. Araçları üç gruba ayırıyoruz: dışarıdan kullanılanlar, platformun içeriden kullanabildikleri ve devletin elindekiler.

Dışarıdan kullanılan araçlar

Sosyal ağ hasadı. Bir uygulama kullanıcıdan izin alır, ama izin yalnızca kullanıcıya değil arkadaşlarının verisine de uzanır. Facebook'un 2014'e kadar açık olan programlama arayüzü (API) buna izin veriyordu. 270 bin kişinin izniyle 87 milyon kişinin verisi böyle toplandı. Bilişim dilinde buna "sosyal grafik" denir: kimin kimi tanıdığı, kimin kiminle konuştuğu haritası.

Mikro hedefleme. Toplanan veri, seçmenleri küçük gruplara böler: "kırk yaşın üstünde, kırsalda yaşayan, göçmen haberlerine tepki veren erkekler" gibi. Her gruba ayrı mesaj gönderilir. Bir gruba ekonomik kaygı, ötekine kimlik korkusu anlatılır. Kampanya herkese farklı bir şey söyleyebilir ve hiç kimse ötekine ne söylendiğini görmez.

Benzer kitle (lookalike). Elinizde bin destekçinin listesi varsa, platform size onlara "benzeyen" bir milyon kişiyi bulur. Kampanyanın veri toplamasına bile gerek yoktur. Platform hedeflemeyi kendi verisiyle yapar.

Karanlık gönderiler (dark posts). Kampanyanın sayfasında hiç görünmeyen, yalnızca hedeflenen kişinin akışına düşen reklamlardır. Brezilya yazışmalarında da geçiyor: Lula kampanyası feed gönderilerini öne çıkaramadığı gün, karanlık gönderilerle reklam vermeyi sürdürebildi. Kamusal tartışmanın denetleyemeyeceği bir siyaset türüdür bu.

A/B testleri. Aynı reklamın onlarca farklı sürümü (başlık, renk, görsel, cümle) küçük gruplarda denenir, en çok tepki alan büyütülür. Trump'ın 2016 dijital kampanyası günde on binlerce reklam varyasyonu çalıştırdığını anlattı. Mesajı artık kampanyacı değil, tıklama verisi yazıyor.

Sahte hesap ağları ve koordineli davranış. Gerçek kişi gibi görünen yüzlerce, binlerce hesap aynı etiketi aynı saatte yayar, aynı gazeteciye aynı anda saldırır, aynı haberi aynı yorumla paylaşır. Amaç ikna etmekten çok, bir konuyu "gündemmiş" gibi göstermek ve hedef alınan sesi yıldırmaktır. Platformlar buna "koordineli sahte davranış" der ve zaman zaman bu ağları kapatır. Ne zaman kapatıp ne zaman kapatmayacaklarına kendileri karar verir.

Etkileşim ve izlenme şişirme. Bir videonun izlenme sayısını ya da bir gönderinin beğenisini satın alınmış etkileşimle yükseltmek, onu algoritmanın gözünde "popüler" yapar. Algoritma da popüler sandığını daha çok kişiye gösterir. Sahte talep gerçek dağıtıma dönüşür.

Kapalı mesajlaşma üzerinden toplu yayın. WhatsApp gibi uçtan uca şifreli kanallarda dolaşan içeriği dışarıdan kimse göremez, doğrulayamaz. Brezilya 2018'de olduğu gibi binlerce gruba aynı anda içerik basan hizmetler satın alınabilir. Yalan, aile grubunda bir akrabanın paylaşımı olarak gelir ve güvenilir görünür.

Montaj ve deepfake. Sahte ses, sahte video, bağlamından koparılmış görüntü. Üretken yapay zekâyla bunun maliyeti sıfıra yaklaştı. İkinci bir etkisi de var: gerçek bir kayıt ortaya çıktığında "yapay zekâyla üretilmiş" demek kolaylaştı. Buna "yalancının kârı" deniyor. Kuşku herkese eşit dağılmaz, kaynağı ve medyası en güçlü olanın işine yarar.

Platformun içeriden yapabildikleri

Bunlar Brezilya olayının asıl konusu. Hiçbiri dışarıdan görünmez.

Erişim düşürme (gölge yasak). Bir gönderi silinmez, ama daha az kişiye gösterilir. Kullanıcı bunu fark etmez, yalnızca etkileşiminin neden düştüğünü merak eder. Platformlar "siyasi içerik", "hassas içerik", "düşük kalite" gibi sınıflandırıcılarla milyarlarca gönderiye her gün görünmez bir not verir. Bu notlar kimseye açıklanmaz.

Arama ve öneri ayarı. Bir adayın adı yazıldığında hangi hesabın çıkacağı, "bunları da takip etmek isteyebilirsiniz" kutusunda kimin önerileceği, otomatik tamamlamada hangi kelimenin geleceği bir yazılımın kararıdır. Brezilya'da Lula'nın tam adıyla bile çıkmaması, Flávio'nun önerilmesi, WhatsApp kanal aramasında rakip kanalın gelmesi bu katmanda yaşandı. Türkiye'de 2023'te de bir montaj videonun Google'da "Kılıçdaroğlu" aramasının önerileri arasına girdiğini gördük.

Reklam teslimatı ve otomatik hesap engelleme. Ücretli bir reklamın kaç kişiye, hangi hızda, hangi fiyatla ulaşacağına platformun teslim algoritması karar verir. Bir hesabın reklamı "şüpheli etkinlik" gerekçesiyle otomatik olarak durdurulabilir. Seçimin son haftasında bir günlük durdurma, telafisi olmayan bir kayıptır. TSE'nin "otomatik engellemeler insan incelemesinden geçsin" kararı bu katmana yöneliktir.

Üretken yapay zekânın asimetrik reddi. Platforma gömülü bir yapay zekâ aracı bir aday için görsel üretip ötekini reddediyorsa, bu bir "güvenlik filtresi" sorunu olarak sunulur. Ama sonuçta adaylardan biri ücretsiz bir kampanya tasarımcısına sahip olur, öteki olmaz. Filtreyi kimin, hangi ölçütle yazdığı açıklanmaz.

Katılım düğmeleri. 2010 deneyinin gösterdiği gibi, "Oy verdim" düğmesinin kimlere gösterileceği bile seçimi etkileyebilir. Düğme bir bölgede gösterilip ötekinde gösterilmezse, katılım farkı yaratılabilir.

Bu katmanın ortak özelliği şudur: her biri tek bir yapılandırma ayarı, tek bir model güncellemesi ya da tek bir öncelik kararıyla değişebilir ve bunların hiçbiri kamuya açık değildir.

Devletin elindekiler

Ülke bazlı gizleme (geo-blocking). Bir hesap silinmez, ama belli bir ülkeden görünmez kılınır. X'te bunun adı "withheld in Turkey". Liste Uzuyor yazısında söylediğimiz gibi: bu bir mahkeme mührü değil, bir programlama arayüzü çağrısıdır. Bir veri tabanı alanı değişir ve seksen beş milyon insan bir sesi duyamaz hâle gelir.

Bant daraltma. İnternet servis sağlayıcıları, belirli platformlara giden trafiği "derin paket inceleme" (DPI) denen teknikle tanıyıp yavaşlatır. Platform kapanmaz, ama video açılmaz, fotoğraf yüklenmez. Yasaklanmış gibi görünmeden işlevsizleştirilir. Bu bir sansür aracı olmasının yanında, uymayan platformu hizaya getirmek için bir tehdittir.

Kimlik doğrulama zorunluluğu. Sosyal medya hesabını devletin kimlik sistemine bağlamak, anonimliği ortadan kaldırır. Kimin hangi hesabı kullandığı bir veri tabanında toplanır. Bu hem çekinme etkisi yaratır hem de hangi hesabın kime ait olduğunu devletin elinde toplar.

Özet tablo
AraçKim kullanır?Görünür mü?Kim denetler?
Sosyal ağ hasadı, mikro hedefleme, benzer kitleKampanyalar, danışmanlık şirketleriHayırÇoğunlukla kimse
Karanlık gönderiler, A/B testleriKampanyalarYalnızca hedeflenenePlatform (kendi kurallarıyla)
Sahte hesap ağları, etkileşim şişirmePartiler, devletler, paralı ekiplerKısmenPlatform (seçici olarak)
WhatsApp toplu yayınKampanyalar, işverenlerHayırKimse
Montaj, deepfakeHerkes, en çok kaynağı olanEvet, ama sahte olduğu değilDoğrulama ağları (geç)
Erişim düşürme, arama/öneri ayarıPlatformHayırPlatform
Reklam teslimatı, otomatik engellemePlatformHayırPlatform
Yapay zekâ filtreleriPlatformKısmenPlatform
Ülke bazlı gizlemeDevlet + platformEvetSulh ceza hâkimliği (sonradan)
Bant daraltmaDevletEvetKimse
Kimlik doğrulamaDevletEvetDevlet

Tablonun son sütununu okuyun. Denetim ya hiç yok, ya platformun kendisinde, ya da devletin kendisinde. Seçmenin, adayın, kamunun bağımsız denetimi hiçbir satırda yok.


Türkiye: Geçmiş Seçimlerde Neler Yaşandı?

Şimdi kendi ülkemize gelelim. Türkiye'de de bu araçların çoğu kullanıldı. Ama mekanizma Brezilya'dakinden farklı işliyor.

Belgeli trol ağı (2020)

Twitter, Haziran 2020'de AKP Gençlik Kolları ile bağlantılı olduğunu açıkladığı 7.340 hesabı kapattı. Stanford Internet Observatory ağı inceleyip rapor yayımladı: hesaplar koordineli biçimde parti mesajlarını büyütüyor, muhalefeti hedef alıyordu. Ancak bu, bir platformun Türkiye'de kendi iradesiyle yaptığı son büyük kapatmaydı. Sonrasında benzer bir temizlik olmadı.

2023 seçimi: montaj, karalama, sansür

2023 seçimi, bu yazıda anlattığımız araçların neredeyse hepsinin aynı anda kullanıldığı bir seçimdi (GMF Alliance for Securing Democracy).

  • Montaj video. Erdoğan miting ekranında, PKK yöneticisi Murat Karayılan'ın 2022 tarihli görüntülerine Kılıçdaroğlu'nun kampanya şarkısının eklendiği bir montaj gösterdi. Montaj olduğu ortaya çıkınca "montaj olup olmaması önemli değil" dedi. Video, Google'da "Kılıçdaroğlu" aramasının öne çıkan önerileri arasına girdi.
  • Karalama ve çekilme. Muharrem İnce, kendisine ait olduğu öne sürülen sahte cinsel içerikli bir video gerekçesiyle seçimden üç gün önce adaylıktan çekildi.
  • Kanıtlanmamış Rusya iddiası. Kılıçdaroğlu, Rusya'yı montaj ve deepfake içerik yaymakla suçladı. Bu iddiayı destekleyen bir kanıt kamuoyuyla paylaşılmadı.
  • Twitter'ın uyumu. Seçimden bir gün önce Twitter, hükümet talebiyle bazı hesapları Türkiye'de erişime kapattı. Musk bunu "ya Twitter tümüyle yavaşlatılacaktı ya da bazı tweetler kısıtlanacaktı" diyerek savundu (JURIST, The New Arab). Bu tehdidin yasal dayanağı vardı: 2020'de çıkan 7253 sayılı yasa, kurallara uymayan platformların bant genişliğinin yüzde 90'a kadar daraltılmasına izin veriyor.
  • Ana akım medyadaki dengesizlik. Sosyal medyadaki manipülasyon bu tablonun içinde okunmalı. 1 Nisan–11 Mayıs arasında TRT, Erdoğan'a 49 saat, Bahçeli'ye yaklaşık 29 saat, Kılıçdaroğlu'na 32 dakika yer verdi. Muhalefet için sosyal medya bir tercih değil, kalan tek kanaldı. O kanalın da arife günü daraltılabildiğini gördük.
Bant daraltma bir alışkanlığa dönüştü

2023 depreminin ardından ve Mart 2025'te İmamoğlu gözaltına alındığında sosyal medya erişimi saatlerce yavaşlatıldı. İmamoğlu'nun X hesabı da Türkiye'de erişime kapatıldı. Bunlar seçim döneminde yaşanmadı. Ama sonuç aynı: bir adayın seçmenine ulaştığı kanal, devletin kararıyla kapanabiliyor. Bu noktada çizgimizi bir kez daha yazalım: İmamoğlu'nu savunmuyoruz, ama hukuk herkese lazım. Bugün bir belediye başkanına uygulanan yöntem, yarın bir sendikaya, bir gazeteye, bir sol partiye uygulanıyor.

Veri altyapısı hazır

2016'da MERNİS'ten yaklaşık 50 milyon kişinin kimlik verisi sızdırıldı. Bu veri on yıldır dolaşımda ve "sorgu panelleri" onun üzerine kurulu (KVKK yazımız, Aydo Yazılım Operasyonu). Siyasi partiler seçmen listelerine yasal olarak erişebiliyor. Seçim dönemlerinde telefonlara düşen toplu SMS'ler bunun sonucu. Türkiye'de Cambridge Analytica ölçeğinde belgelenmiş bir mikro hedefleme operasyonu yok. Ama bunun için gereken bütün malzeme ortada duruyor.

Bilmediklerimiz

Türkiye'de Brezilya'daki gibi bir iç yazışma sızıntısı olmadı. Meta'nın ya da X'in algoritmasının Türkiye'de bir adayı kayırdığını gösteren bir belge yok. Bunun olmadığını söyleyemeyiz, ama bilmediğimiz kesin. Platformlar Türkiye için ayrıntılı bir seçim şeffaflık raporu yayımlamıyor. Bilmemek, denetimin olmadığının kendisidir.


İki Model: Brezilya ve Türkiye

Brezilya ile Türkiye'yi yan yana koyunca, ikinci sandığın iki farklı biçimde işlediğini görüyoruz.

BrezilyaTürkiye
Platform ile devlet ilişkisiÇatışma: yargı platformu sınırlamaya çalışıyorİttifak: devlet karar veriyor, platform uyguluyor
Müdahalenin kaynağıPlatformun kendi sistemleri (öneri, teslimat, filtre)Devletin talepleri (8/A, erişim engeli, bant daraltma)
GörünürlükGörünmez; ancak sızıntıyla ortaya çıktıGörünür; "withheld in Turkey" etiketiyle açıkça uygulanıyor
Platformun tutumu"Teknik hata"Sessizlik ve uyum (X kararların yüzde 90'ından fazlasını uyguluyor)
Hukuki dengeSeçim mahkemesi eşitlik emri ve ceza verdiEngellemeyi onaylayan yine sulh ceza hâkimliği
Ortak sonuçSeçimin kanalı kimin elindeyse, seçimi etkileme gücü de onda

Bu tablonun öğrettiği şey şu: "platform mu kötü, devlet mi kötü?" sorusu yanlış bir sorudur. Brezilya'da platform devlete karşı, Türkiye'de devletle birlikte hareket ediyor. İki durumda da seçmenin ve adayın iletişim kanalı kamusal denetimin dışında. Tekel ile devlet karşı karşıya gelebilir ya da el ele verebilir. Ama hiçbir durumda bu kanal halkın değildir.


Gelecek Seçimlerde Ne Beklemeliyiz?

Takvime göre bir sonraki genel seçim 2028'de. Cumhurbaşkanının yeniden aday olabilmesi için ise Meclis'in 360 oyla erken seçim kararı alması gerekiyor. Seçim ne zaman yapılırsa yapılsın, zemin şimdiden kuruluyor.

Sansür altyapısı seçimden önce kuruluyor

İfade Özgürlüğü Derneği'nin kayıtlarına göre yalnızca Eylül 2026'da en az 1.270 X hesabı engellendi. Bu hesapların toplam takipçisi 35 milyon. X, bu kararların en az yüzde 90'ını uyguladı (HRW). 31 Temmuz'da yürürlüğe giren 7590 sayılı yasa, 8/A engelleme yetkisini BTK'den doğrudan Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı'na devretti. Adalet Bakanlığı 24 Eylül'de dezenformasyonla mücadele için özel savcılık büroları kurduğunu duyurdu. 29 Eylül'de T24 kapatıldı. 14 Ekim'de yasal bir siyasi parti olan TİP'in X hesabı 8/A kapsamında erişime engellendi (Medyascope). Erişim engellerini sayan EngelliWeb'in kendi hesabı bile Türkiye'den görünmez kılındı (Medyascope).

Bir siyasi partinin hesabı seçim döneminin dışında kapatılabiliyorsa, seçim döneminde ne olacağını tahmin etmek zor değil. Araçlar hazır, deneme çalışmaları yapıldı.

Anonimlik kalkıyor

1 Kasım'da yürürlüğe girecek düzenlemeyle sosyal medya hesapları e-Devlet üzerinden yaş doğrulamasına bağlanıyor. Mevcut hesaplar için son tarih 31 Mart 2027 (Diken). Düzenlemenin gerekçesi çocukları korumak. Ama İFÖD'ün uyardığı gibi, uygulanabilmesi için yetişkinlerin de kimlik doğrulaması yapması gerekiyor. Sonuç: hangi hesabın kime ait olduğu tek bir devlet sisteminde toplanacak. Kimin Ailesi Güvende? yazısında gösterdiğimiz örüntü burada da işliyor: kimsenin karşı çıkmak istemeyeceği bir gerekçe (çocuk) seçiliyor, araç normalleştiriliyor, kapsam genişliyor.

Bir seçim öncesinde paylaşım yapan herkesin kimliğinin devletin elinde olması, insanların ne yazdığına daha fazla dikkat etmesi demektir. Sansürün en verimli biçimi, insanın kendi kendini sansürlemesidir.

Yapay zekâ sahteciliği ucuzluyor

2023'teki montaj kaba bir işti, sahte olduğu kısa sürede anlaşıldı. Bir sonraki seçimde ses klonu ve gerçekçi video herkesin elinde olacak. İki sonuç bekliyoruz: sahte içerik artacak, gerçek kayıtlar da "yapay zekâyla üretilmiş" diye reddedilebilecek. İki etki de kaynağı, medyası ve yargısı en güçlü olanın işine yarar.

Platformlar susmaya devam edecek

X'in sahibi Trump yönetimine yakın. Meta, HRW'nin mektuplarını bile yanıtsız bıraktı. Türkiye pazarını kaybetmek istemeyen, bant daraltma tehdidi altındaki şirketlerden direniş beklemek gerçekçi değil. Brezilya'daki TSE kararı gibi bir denge mekanizması Türkiye'de görünmüyor. Brezilya'da mahkeme platformdan eşitlik isteyebiliyor. Türkiye'de platformdan eşitsizlik isteyen bizzat devlet.

Asıl müdahale sosyal medyada olmayabilir

Bu yazının bütün dikkati sosyal medyada. Ama abartmamak gerekiyor. Türkiye'de kimin aday olabileceği, sosyal medyadan önce mahkemede belirleniyor: bir adayın diploma davası, 21 Ekim'de yeniden görülecek CHP kurultay davası, belediyelere atanan kayyımlar. Sosyal medya manipülasyonu bu süreçlerin tamamlayıcısı. Asıl işlevi seçmeni ikna etmekten çok, rakibin seçmenine ulaşmasını engellemek ve sonuca dair kuşku yaymak.

Ampirik araştırmalar da bunu destekliyor: tekil dezenformasyon kampanyalarının ikna gücü sanıldığından düşük. Asıl etki tek bir kampanyadan değil, yıllar içinde öfkeyi ödüllendiren, kutuplaştıran algoritmaların kamusal alanı biçimlendirmesinden geliyor. Bir seçim, o seçimden yıllar önce başlıyor.


Resmî Anlatı / Sınıfsal Okuma

Resmî anlatıSınıfsal okuma
"Teknik bir hataydı, düzeltildi" (Meta)Hata da siyasettir: hangi hatanın ne hızla düzeltileceği, sistemin sahibinin önceliğidir
"Sistemlerimiz kimseyi kayırmak için tasarlanmadı"Tasarım niyetle değil sonuçla ölçülür; sonuç bir seçimin en kritik haftasında tek yönlüydü
"Dezenformasyonla mücadele ediyoruz" (devlet)Mücadele edilen dezenformasyon değil, iktidarın dışındaki sesler: gazete, sendika, parti, hak örgütü
"Çocukları korumak için yaş doğrulaması"Korunan çocuk değil, anonimliğin kaldırılmasının itiraz edilemez gerekçesi
"Yabancı devletler seçimlerimize müdahale ediyor"Yabancı müdahale gerçek, ama en büyük müdahale yerli: kanalın sahibi tekel ve onu yöneten devlet
"Platformlar yasalara uyuyor"Uyulan yasa, yargı denetimini sonraya atan bir yasa; platform devletin infaz memuru
"Sosyal medya özgür bir kamusal alan"Kamusal görünen alan özel mülk; ev sahibi istediği zaman kapıyı kapatır, ışığı kısar
"Seçimler sandıkta kazanılır"Seçimler, sandığa giden yolda kimin neyi gördüğünü belirleyen ikinci sandıkta da kazanılır

Somut Görevler

Kayıt tut. Engellemeleri, erişim düşüşlerini, reklam retlerini sistemli biçimde kaydet. Brezilya'daki bilginin tek kaynağı sızıntıydı. Türkiye'deki bilginin tek kaynağı EngelliWeb gibi gönüllü arşivler. Bir kampanya çalışmasında ya da bir örgütte görev alıyorsan, erişim verilerini her gün ekran görüntüsü ve tarihle sakla. Sayılabilir hâle gelen müdahale itiraz edilebilir hâle gelir.

Reklam arşivlerini izle. Meta Reklam Kütüphanesi gibi araçlar, siyasi reklamların kim tarafından, ne kadar harcamayla, hangi kitleye gösterildiğini kısmen açıklıyor. Seçim döneminde bu arşivleri düzenli izlemek, karanlık gönderilerin bir kısmını görünür kılar.

Doğrulama ağlarını şimdiden kur. Teyit, Doğruluk Payı gibi yapılarla bağ kur. Bir örgüt olarak, sahte bir ses kaydı ya da video çıktığında kime, hangi kanaldan, ne kadar sürede başvuracağını önceden belirle. Seçimin son haftasında kurulan doğrulama ağı geç kalmıştır.

Platforma bağımlı olmayan kanallar kur. E-posta listesi, kendi web siten, RSS, Signal ya da Matrix grupları, basılı bülten. Bunlar nostalji değil, yedekleme stratejisi. Tek iletişim kanalı bir şirketin sunucusunda olan bir örgüt, o şirketin rehinidir.

Sandık güvenliğini sosyal medyaya bırakma. Oy ve Ötesi gibi gönüllü sandık örgütlenmeleri, sonucun kuşkuyla gölgelenmesine karşı en somut güvencedir. İkinci sandık ne kadar bulanık olursa, birinci sandığın başındaki müşahit o kadar önem kazanır.

Talep listesini netleştir. Sendikanın, partinin, meslek odanın programına şunları maddeleştir:

  • seçim dönemlerinde algoritmik dağıtımın bağımsız ve gerçek zamanlı denetimi,
  • platformların ülke bazında seçim şeffaflık raporu yayımlaması zorunluluğu,
  • siyasi mikro hedeflemenin ve karanlık gönderilerin yasaklanması,
  • seçim döneminde erişim engeli ve bant daraltma yasağı,
  • sosyal medya hesaplarının kimlik sistemine bağlanmaması,
  • uzun vadede kamusal iletişim altyapısının özel tekellerden çıkarılması: açık protokoller, kamusal ya da müşterek mülkiyetli platformlar.

Bilişim emekçisiysen teknik yükü üstlen. Bir sendikanın, bir derneğin, bir partinin web sitesini ayakta tutmak, ayna site kurmak, arşiv almak, erişim ölçümü yapmak bizim işimiz. Bu yazıda anlattığımız araçların her birini yazan, çalıştıran, yapılandıran bizim meslektaşlarımız. Brezilya'da alarmı veren de Meta'nın Brezilyalı çalışanlarıydı. Bir platformda çalışıyorsan, "bu ayar tek yönde işliyor" diyebilmenin ancak örgütlü bir işçi olarak mümkün olduğunu unutma. Bunu Bilişim Emekçisinin El Kılavuzu'nda uzun uzun tartıştık.


Sevgili Genç Yoldaşlar,

Brezilya'daki olayın en dikkat çekici yanı, Meta'nın Lula'yı kısıtlamış olması değil. Bunun ancak birkaç çalışanın yazışmaları sızınca öğrenilebilmiş olması. Bir ülkenin seçiminin adil olup olmadığını, o ülkenin vatandaşları değil, başka bir ülkedeki bir şirketin iç yazışma sistemi biliyordu.

Türkiye'de durum daha da açık. Burada gizlemeye bile gerek duyulmuyor. Kararlar alınıyor, şirketler uyguluyor, hesaplar "withheld in Turkey" etiketiyle kayboluyor. İki ülkede de ikinci sandığın anahtarı halkta değil.

Birinci sandığı korumak için yüz yıllık bir mücadele verildi: gizli oy, bağımsız seçim kurulu, müşahitler, sayım tutanakları. Her biri bir zamanlar "gereksiz", "uygulanamaz" denilen taleplerdi. İkinci sandık için aynı mücadele daha yeni başlıyor. Algoritmanın denetimi, kanalın kamusallaşması, kimliğin korunması bugün uzak talepler gibi görünüyor. Gizli oy da bir zamanlar öyle görünüyordu.

Seçmen sandığa gitmeden önce neyi gördüğüne kim karar veriyorsa, seçimin gerçek galibi odur. O kararı sandığın sahibinden almak, demokrasinin bu yüzyıldaki ödevidir.

Bu yazı 17 Ekim 2026'da yazıldı. Brezilya'da 21 Ekim'deki telafi süresi, TSE Tam Kurulu kararı ve 25 Ekim ikinci turu sonrasında güncellenecektir.


Bağlantılı Yazılarımız

Sansür ve dijital gözetim hattı

Veri ve mahremiyet hattı

Teknoloji tekelleri hattı

Hukuk ve siyaset hattı


Kaynaklar

Brezilya

Tarihsel arka plan ve araştırmalar

Türkiye


Bu yazı Bilgi Müşterekleri'nde yayımlanmıştır. CC BY-SA 4.0 lisansıyla, kaynak göstererek çoğaltabilirsiniz. Çoğaltın.

İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği