Bilgi Müşterekleri
AnasayfaKonularDizilerHakkımızdaKılavuzlarPopüler İçeriklerİletişim

TİP'in Hesaplarına Erişim Engeli Neden Bambaşka Bir Kategoridir?

Kapatma Davası Açmadan: Bir Partinin Sesini Kesmek

16 dk okumaYazar: Oğuz Demirkapı
TİP'in Hesaplarına Erişim Engeli Neden Bambaşka Bir Kategoridir?

Özet: Bugün Ne Oldu, Bu Yazı Ne Diyor?

Sevgili Genç Yoldaşlar,

14 Ekim 2026 sabahı iki haber neredeyse aynı saatte düştü.

Birincisi: Halk TV'nin binasına polis girdi, kanala TMSF kayyum olarak atandı, yayın durduruldu. Gerekçe olarak yönetim kurulu başkanı Cafer Mahiroğlu hakkındaki rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suç gelirlerini aklama soruşturması gösterildi. Süreci ve gerekçeyi bugün ayrı bir yazıda ele aldık: Ekranı Kim Kararttı? Halk TV'ye Kayyım.

İkincisi: Türkiye İşçi Partisi'nin 582 bin takipçili genel merkez X hesabına (@tipgenelmerkez) ve İstanbul İl Başkanlığı hesabına, 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında erişim engeli getirildi. Kararı hangi merciin verdiği, gerekçesinin ne olduğu açıklanmadı. X kararı henüz uygulamadı.

Bu yazının tezi tek cümledir:

Bir televizyon kanalı için "mali suç", bir gazeteci için "spekülasyon", bir dernek için "müstehcenlik" bahanesi uydurulabilir. Yasal bir siyasi partinin sesini kesmenin ise hukuk devleti içinde savunulabilecek hiçbir gerekçesi yoktur. Bu, sansürün yeni bir halkası değil, kategori değiştirmesidir: basın özgürlüğüne müdahaleden, siyasal temsilin kendisine müdahaleye geçiştir.

Yazının geri kalanında beş şeyi ayrıntılı anlatacağım:

  1. Bir aylık sansür dalgasının bilançosunu ve TİP kararının bu dalgadaki yerini.
  2. Halk TV ile TİP arasındaki farkı: birine "bahane" bulunabiliyor, ötekine bulunamıyor.
  3. "Hangi açıklama yapılabilir?" sorusuna tek tek bakıp her olası gerekçenin neden çöktüğünü.
  4. Fon krizi, Ahmet Şık'ın soru önergeleri ve bu kararın zamanlaması arasındaki zinciri.
  5. Partinin TİP olup olmamasından bağımsız olarak, neden herkesin bu kararı kendi meselesi sayması gerektiğini ve yapılabilecekleri.

Bir Ayın Bilançosu: Liste Nereden Nereye Uzadı?

İlk sansür yazımızda 12–14 Eylüldeki 48 saatlik dalgayı anlatmış ve bir "genişleme yasası"ndan söz etmiştik: araç bir kez meşrulaşınca, kapsadığı kategori genişler. O gün bir tahmindi. Bugün bir kronolojidir. Aradaki halkaları da tek tek kaydettik: T24'ün kapatılması, engellemenin teknik olarak nasıl uygulandığı, EngelliWeb'in susturulması, gazetecilerin Musk'a açık çağrısı ve fon krizini soran gazetecilere elektronik kelepçe.

TarihNe olduGösterilen gerekçe
12–13 EylülLGBTİ+ dernekleri, üniversite toplulukları, aktivistler"Ailem Güvende" soruşturması, müstehcenlik
14 EylülEvrensel, Af Örgütü Türkiye, Barış Akademisyenleri, MLSA, TİP LGBTİ+ BürosuMillî güvenlik / müstehcenlik (aynı karar numarasında iki gerekçe)
22 EylülEkonomist, gazeteci, finans uzmanı 194 hesap"Spekülasyon amaçlı paylaşım"
Eylül sonuT24'ün sitesi ve 1,9 milyon takipçili X hesabı118 haberin "LGBT propagandası" olduğu iddiası
30 Eylülbianet'in 402 bin takipçili X hesabı; fon krizi hakkında yazan en az 147 hesap dahaBelirtilmedi / spekülasyon
1 EkimSansürü kayda geçiren EngelliWeb'in hesabı"Millî güvenlik ve kamu düzeni"
5 EkimİFÖD'ün kendi hesabı; Kadın PartisiBelirtilmedi
11 Ekimbianet'in Ahmet Şık'ın fon krizi önergelerini konu alan üç haberiBelirtilmedi
14 EkimTİP Genel Merkez ve İstanbul İl hesapları8/A — gerekçe açıklanmadı

Rakamların büyüklüğünü kavrayalım. İfade Özgürlüğü Derneği'nin kaydına göre yalnızca Eylül 2026'da en az 1.270 X hesabı erişime engellendi; bunların yaklaşık yüzde 90'ı Türkiye'den görünmez kılındı, toplam takipçi sayısı 35 milyonu aştı. Karşılaştırma için: 2025 yılının tamamında 8/A kapsamında engellenen X hesabı sayısı 995'ti. (bianet, Medyascope; Eylül bilançosunu Defteri Tutanı da Sustururlar yazısında ayrıntılı tartışmıştık.)

Tek bir ayda, önceki bir yılın tamamından fazla.

Tabloda üç dönüm noktası var ve sırası önemli:

  • Önce ahlak (LGBTİ+, "aile"): savunması en zor kategori.
  • Sonra ekonomi ("spekülasyon"): fon krizini yazanlar.
  • Sonra kaydı tutanlar (EngelliWeb, İFÖD): sansürü sayanlar.
  • Ve şimdi siyasal temsil: önce Kadın Partisi, bugün TİP.

TİP'e ilk dokunuş bugün olmadı. 14 Eylülde partinin LGBTİ+ Bürosu'nun hesabı "müstehcenlik" torbasına konmuştu. Nisan 2025'te ise gençlik örgütü TİP'li Öğrenciler'in hesabı, konuyla ilgisi olmayan Mersin'deki bir hâkimlikten çıkan kararla kapatılmıştı. (Diken) Yani önce partinin kenarları, sonra çekirdeği. Genişleme yasası bir partinin iç örgütlenmesinde de aynı sırayla işledi.


Halk TV ile TİP: Bahane Bulunabilen ve Bulunamayan

Okur olarak sizin de aklınıza gelen soru şu: Halk TV'ye kayyum atandı, TİP'in hesabı kapatıldı; ikisi aynı şey değil mi?

Değil. Ve farkı görmek, bugünü anlamanın anahtarı.

Halk TV: Mülkiyet kanalından girmek

Halk TV bir şirkettir. Bir şirketin sahibi, ortakları, ihaleleri, banka hesapları, vergi kayıtları vardır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre soruşturma İstanbul Emniyeti Mali Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından yürütülüyor; MASAK'ın hesapladığı işlem hacmi 30,3 milyar lira; iddia İzmir Büyükşehir Belediyesi ihaleleri üzerinden haksız menfaat. Başsavcılık açıklamasında Halk TV'nin adı bile geçmiyor: Mahiroğlu'nun "ortak, yönetici veya ilişkili olduğu şirketlere" TMSF kayyum atandı, Halk TV de bunlardan biri oldu. (Euronews)

Bu yol yeni değil. Medyascope'un derlemesine göre Habertürk ve Show TV (Can Holding, "vergi usul kanununa muhalefet, suç gelirlerini aklama"), Ekotürk ve Flash TV ("yasa dışı bahis"), TELE1 ("casusluk") benzer biçimde TMSF yönetimine geçti. Halk TV'nin kayyum heyeti başkanı İbrahim Paşalı; Ekotürk ve Flash TV'nin de kayyumu. Flash TV, kayyum yönetiminde satıldı ve "eğlence ağırlıklı" yayına geçti. TELE1'in çalışanlarının kurduğu TELE2 ise RTÜK'ün istediği 2 milyon liralık lisans bedelini ödeyemediği için 2 Ekimde kapandı. (Medyascope)

Marksist açıdan burada çok öğretici bir şey var: Medya kapitalist bir mülk olduğu için, mülkiyet hukukunun bütün araçları sansür aracına dönüşebiliyor. El koyma, kayyum, satış, lisans bedeli. Soruşturmadaki iddiaların doğru ya da yanlış olması bu yapıyı değiştirmiyor; zaten iktidar da tam bu belirsizlikten yararlanıyor. "Basın özgürlüğüne müdahale" diyene "rüşvet soruşturmasını mı savunuyorsun?" diye yanıt verilebiliyor. Tartışma basın özgürlüğü zemininden çıkıp mali suç zeminine taşınıyor.

Bu bir bahanedir, ama işleyen bir bahanedir. Kamuoyunun bir kısmını ikna eder, en azından kafa karıştırır. Halk TV yazımızda bunu şöyle koymuştuk: Patronun dosyası yüzünden haber odasına ve oradaki emekçilere el konuluyor; yaptırım kişiye değil, kamunun haber alma hakkına yöneliyor. Aynı mantığı T24 yazısında da görmüştük: Mülkiyet yoluyla susturulamayan, hukuk yoluyla kapatılıyor.

TİP: Mülkiyet kanalı yok

Şimdi aynı işlemi bir siyasi partiye uygulamayı deneyin.

Bir siyasi partinin el konulacak holdingi, ihaleye girmiş ortağı, kayyum atanacak şirketi yoktur. Partiler, Anayasa'nın 68. maddesine göre "demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır" ve izin almadan kurulurlar. Bir partinin X hesabı bir ticari yayın organı değildir; partinin seçmenine, üyesine ve kamuoyuna doğrudan seslendiği kürsüdür. Bu kürsüden yapılan konuşma da gazeteciliğin ya da yorumun alt türü değil, siyasal konuşmanın kendisidir.

Halk TV'de iktidar, mülkiyet ilişkisinin içinden girdi. TİP'te girecek böyle bir kapı yok. Bu yüzden doğrudan, çıplak araçla girildi: 8/A, yani "gecikmesinde sakınca bulunan hal" yetkisi. Gerekçe açıklanmadan.

Halk TV'ye kayyumTİP'in hesaplarına erişim engeli
Hedef: bir şirket (ticari mülk)Hedef: anayasal bir kurum (siyasi parti)
Araç: mali suç soruşturması, TMSFAraç: 5651 md. 8/A, idari nitelikli engel
Gerekçe: rüşvet, ihaleye fesat, aklama iddiasıGerekçe: açıklanmadı
İddia yönetim kurulu başkanına yöneltiliyorOrtada yöneltilmiş bir suç isnadı yok
Tartışmayı "basın özgürlüğü"nden "yolsuzluk"a kaydırabiliyorKaydırılacak başka bir zemin yok
İtiraz: ceza yargılaması içindeİtiraz: gerekçe bilinmeden itiraz edilmeye çalışılıyor
Mülkiyetin kırılganlığını gösterirTemsilin kırılganlığını gösterir
Sansürün ekonomik yüzüSansürün siyasal yüzü

Bir cümleyle: Halk TV'de sansür bir mali dosyanın arkasına saklanabildi. TİP'te saklanacak bir dosya yok. O yüzden bu karar, sansürün maskesiz hâlidir.


"Nasıl Bir Açıklama Yapılabilir ki?" Olası Gerekçelere Tek Tek Bakmak

Kararın gerekçesi açıklanmadı. Ama 8/A'nın saydığı gerekçeler belli: yaşam hakkı, can ve mal güvenliği, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık. Ayrıca bir aydır dolaşımda olan üç torba daha var: müstehcenlik, dezenformasyon, spekülasyon. İktidar bir açıklama yapmak zorunda kalsa hangisine yaslanabilir? Bakalım.

"Müstehcenlik" ya da "aile"

Bir partinin genel merkez hesabını bu gerekçeyle kapatmak, partiyi topyekûn ahlak suçlusu ilan etmek demektir. LGBTİ+ Bürosu'nun hesabında denenmişti; ama genel merkezin 582 bin takipçiye yaptığı paylaşımların bu torbaya sığması mümkün değil. Çöker.

"Spekülasyon" ya da "finansal istikrar"

Fon krizi döneminde 194 ve 147 hesaplık iki dalga bu gerekçeyle geldi. Peki bir partinin fon krizi hakkındaki açıklamaları "spekülasyon" mudur? Muhalefet partisinin varlık nedeni, hükümetin ekonomik yönetimini eleştirmek, teşhir etmek, soru sormaktır. Bir partinin ekonomi eleştirisini "piyasayı bozan paylaşım" diye kapatırsanız, ekonomiyi siyasetin dışına çıkarmış olursunuz. Bu, liberal demokrasinin bile kabul edemeyeceği bir sonuçtur. Çöker.

"Dezenformasyon"

Bir partinin iddiası yanlışsa, cevabı vardır: tekzip, açıklama, Meclis'te yanıt, gerekirse dava. Nitekim Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ahmet Şık hakkında suç duyurusunda bulundu ve manevi tazminat davası açtı. (24 Saat) Fon krizindeki siyasi bağlantıları soran gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Saymaz da bir bakanın şikâyetiyle açılan soruşturmada elektronik kelepçeli ev hapsine alındı. Yani iktidarın elinde bireysel, yargısal, itiraz edilebilir yollar zaten var ve kullanılıyor. Bunun üstüne partinin bütün kürsüsünü kapatmak, iddiayı çürütmek değil, iddia sahibini dinlenemez kılmaktır. Çöker.

"Millî güvenlik" ve "kamu düzeni"

En büyük torba. Ama sonucunu düşünün: Yasal, TBMM'de milletvekili bulunan, seçimlere giren bir partinin kurumsal sesinin kendisi millî güvenlik tehdidi sayılıyorsa, bu ya partinin kendisinin tehdit sayıldığı ya da tehdidin partinin söylediği şey olduğu anlamına gelir.

İlk ihtimal doğruysa, Anayasa'nın öngördüğü bir yol var: 69. madde. Bir partinin kapatılması ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın açtığı dava üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla olur; iddianame vardır, savunma vardır, gerekçeli karar vardır, AİHM denetimi vardır. Türkiye bu yolu çok kullandı; yirmiden fazla parti kapatıldı. Hatırlatmak gerekir: 1961'de kurulan Türkiye İşçi Partisi de 12 Mart'tan sonra, 1971'de Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılmıştı. O karar da siyasi bir karardı. Ama ortada en azından bir dava, bir savunma, yayımlanmış bir gerekçe vardı.

İkinci ihtimal doğruysa, yani tehdit partinin söylediği şeyse, o zaman yasaklanan şey bir içerik değil, bir siyasal tutumdur. Bunun hukuktaki adı sansürdür.

İki ihtimalde de karar, anayasal kapatma rejimini atlayan fiilî bir kısmi kapatmadır. Dava açmadan, savunma almadan, gerekçe yazmadan.

Sonuç: Açıklama yapılamaz, çünkü yapılan şey açıklanamaz

İktidar bir gazeteye "yolsuzluk", bir derneğe "ahlak", bir ekonomiste "spekülasyon" diyebilir. Bir partiye ne diyecek? Hiçbir gerekçe hem hukuken ayakta durmuyor hem de kamuoyu önünde savunulabiliyor. Gerekçenin açıklanmaması bir ihmal değil, zorunluluktur.


Zincir: Önerge, Haber, Suç Duyurusu, Hesap

Kararın gerekçesi yok, ama zamanlaması var. Ve zamanlama kendi başına bir metindir.

TİP Milletvekili Ahmet Şık, Eylülün ikinci yarısında fon krizi hakkında bir dizi soru önergesi verdi:

  • 21 Eylül: Adalet Bakanı Akın Gürlek'in TLY fonuyla bağlantısının araştırılıp araştırılmadığını sordu. (Medyascope) Aynı gün Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e "neden göz yumdunuz" sorusunu yöneltti. (Evrensel)
  • 23 Eylül: Üç ismin milyon dolarlık işlem yapıp yapmadığını sordu. (Medyascope)
  • 25 Eylül: Yargı mensuplarının fonlara dahli araştırıldı mı diye sordu. (Medyascope)
  • 29 Eylül: Bakan Gürlek, Şık hakkında suç duyurusunda bulundu ve manevi tazminat davası açtı.
  • 30 Eylül: TİP, fon krizinin on dördüncü gününde düzenlediği basın toplantısında "kontrollü patlatma" iddiasını ve açılan/kilitlenen kapıları kamuoyuna taşıdı. (Kontrol Sermaye İçin, Patlama Bizim İçin)
  • 11 Ekim: bianet'in Şık'ın önergelerini ve Gürlek'in suç duyurusunu konu alan üç haberine erişim engeli getirildi. (Evrensel)
  • 13 Ekim itibarıyla: Aynı soruları soran gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Saymaz elektronik kelepçeyle ev hapsine alındı. (Murat Ağırel ve İsmail Saymaz'ın Ev Hapsi)
  • 14 Ekim: TİP'in genel merkez ve İstanbul il hesaplarına erişim engeli.

TİP'in kendi açıklaması da bağı bu yerden kuruyor: parti, kararı "fon vurgununu" teşhir eden açıklama ve paylaşımlarına bağlıyor, kararları sosyal medyadan öğrendiğini söylüyor ve şunu yazıyor: "Bir siyasi partinin sözünün engellenmeye çalışılması açıkça özgürlüklere ve hukuka aykırıdır." Açıklama, "Biz kazanacağız" diye bitiyor. (sondakika / ANKA)

Burada adım adım ilerleyen bir şey var:

  1. Milletvekili Meclis'te soruyor. Anayasa'nın 83. maddesi, milletvekilinin Meclis çalışmalarındaki sözlerinden sorumlu tutulamayacağını söyler. Önergeye dokunulamaz.
  2. Önergeyi haberleştiren gazeteye dokunuluyor. Soru sorulabilir ama duyulmamalıdır.
  3. Milletvekilinin kendisine Meclis dışından dava açılıyor.
  4. Ve sonunda önergeyi kamuoyuna taşıyan partinin kendi kanalı kapatılıyor.

Bunu bir cümleyle söyleyelim: Yasama dokunulmazlığı Meclis'in kapısında bitiriliyor. Milletvekili kürsüde konuşabiliyor, ama sözü kürsüden dışarı çıkamıyor. Meclis, sesi dışarı çıkmayan bir salona dönüşüyor. Yasama yılının açıldığı gün Meclis Açılıyor, Ama Neye Yarıyor? diye sormuş, Can Atalay örneğinden denetim araçlarının nasıl boşaltıldığını anlatmıştık. Bugün aynı sorunun yeni bir halkası ekleniyor: Denetim aracı kullanılsa bile sonucu kamuya ulaşmıyor.

8/A'nın işleyişi de bu noktada önemli bir soru doğuruyor. Madde, kararın Cumhurbaşkanlığı ya da ilgili bakanlıkların talebiyle alınabileceğini söylüyor; hâkim onayı sonra gelir. TİP'in hesabı için talebi kimin yaptığını bilmiyoruz. Ama bilmemenin kendisi bir sorundur: Önergelerde adı geçen bir bakanlığın, o önergeleri yayan partinin hesabının kapatılmasını talep edip etmediğini bilemiyorsak, "kimse kendi davasının yargıcı olamaz" ilkesinin işleyip işlemediğini de bilemeyiz.

Bu yüzden ilk talep basittir: Talebi kim yaptı? Hangi hâkim onayladı? Gerekçe ne? Bu üç sorunun yanıtı yayımlanmadıkça, kararın hukuka uygun olduğu iddiası da yapılamaz.


Neden Başka Bir Kategori? Sınıfsal Okuma

Liberal çerçeve bu kararı "ifade özgürlüğü ihlali" olarak okur. Doğrudur ama yetmez.

Parti, sınıfın kendini kurma aracıdır

Bir gazete olanı haber verir. Bir sendika işyerinde örgütler. Bir parti ise bu dağınık deneyimleri siyasal bir iradeye dönüştürmeye çalışır. Marx ve Engels'in tarif ettiği "işçilerin sınıf olarak, dolayısıyla siyasal parti olarak örgütlenmesi" tam da budur: Sınıf, kendisini ancak siyasal temsil aracılığıyla bir özne olarak kurabilir.

Bu yüzden bir partinin iletişim kanalını kesmek, bir gazetenin kanalını kesmekten farklıdır. Gazeteyi kestiğinizde haberi engellersiniz. Partiyi kestiğinizde haberi bir siyasal programa dönüştürecek bağı engellersiniz.

İlk sansür yazımızda şunu yazmıştık: "Sansür, sınıfın kendisiyle temasını kesme işlemidir." Bugün buna bir ekleme yapmak gerekiyor: Partinin sesini kesmek, sınıfın siyasal temsille temasını kesmektir.

Fon krizi bir sınıf meselesidir, susturulan da o

Fon krizinin on dördüncü gününde ayrıntılı anlattık: Tasfiye edilen 130 fonda 514 binden fazla yatırımcı vardı ve bunların büyük bölümü birikimini enflasyondan korumaya çalışan ücretlilerdi. Tedbirler büyük, kaldıraçlı oyunculara nefes aldırırken küçük yatırımcının parasını "yöntemi belirlenecek" bir tasfiyeye kilitledi.

Bir krizin bedelini kimin ödediği sorusu, en saf hâliyle bir sınıf sorusudur. Bu soruyu Meclis'te soran, kamuoyuna taşıyan, bağlantıları adıyla anan parti susturuluyor. Halk TV için "yolsuzluk" denirken, yolsuzluğun asıl büyük dosyasını, yani fon krizindeki bağlantıları soranın sesi kesiliyor. Mali suç söylemi bir yerde sansürün gerekçesi, başka bir yerde sansürün konusu oluyor. Bu çifte kullanım, bugünün özeti gibidir.

Kararı devlet verir, infazı şirket yapar

Bir ayrıntı daha: TİP'in hesabı hâlâ görünüyor, çünkü X kararı henüz uygulamadı. Bir siyasi partinin Türkiye'de duyulup duyulmayacağına, sonunda ABD'deki bir şirketin uyum ekibi karar verecek. EngelliWeb'in hesabı karardan dört gün sonra görünmez kılınmıştı.

Bu, ilk yazıda "iki ayaklı sansür rejimi" dediğimiz yapının en çıplak hâlidir: devletin karar yetkisi ve özel tekelin infaz kabiliyeti. Gazetecilerin Musk'a açık çağrısını değerlendirirken de aynı sonuca varmıştık: Çözüm platformdan rica etmekte değil, iletişim altyapısını kamusal ve müşterek kılmakta. Kararın kablodaki karşılığını ise Engelleme Teknik Olarak Nasıl Çalışıyor? yazısında anlatmıştık. Bir partinin siyasal varlığı, iki ayrı iktidarın, yani yürütmenin ve platform tekelinin arasında sıkışmış durumda. Hiçbirine oy verilmedi.


"TİP'i Savunmuyorum Ama..." Diyenlere

Bu yazıyı okuyanların bir kısmı TİP'e mesafeli olabilir. Bazıları partiyi eleştiriyor, bazıları başka bir örgütte. TİP Dosyamızda biz de partiye yoldaşça eleştiriler yönelttik. Bu tartışmalar sürecek ve sürmeli.

Ama burada tartışılan şey TİP'in programı değil. Tartışılan şey şu: Bu ülkede yasal bir partinin, mahkeme kararı olmadan, gerekçe açıklanmadan susturulabileceği bir emsal kuruluyor.

Emsal partiyi seçmez. Bugün TİP'e, dün Kadın Partisi'ne uygulanan araç, yarın her partiye uygulanabilir. Bunu kanıtlamak için tahmine gerek yok: DİSK Basın-İş bugün Halk TV için yaptığı açıklamada, geçen yıl TELE1'e yapılanın şimdi Halk TV'de tekrarlandığını hatırlattı. Bir yıl önce "bize dokunmaz" denen yer, bugün başka bir kanalın kapısıydı. Genişleme yasası, sustuğunuz her halkada sizin halkanıza bir adım daha yaklaşır.

Kısacası: Tayfun Kahraman yazısında İmamoğlu'nu savunmadan hukuku savunabildiğimiz gibi, TİP'in her tutumunu savunmadan da bir partinin konuşma hakkını savunabiliriz. Savunmak zorundayız; çünkü bu hak bizim de hakkımız.


Somut Görevler

  1. Gerekçeyi isteyin. Talebi kim yaptı, hangi hâkim onayladı, gerekçe ne? Bu üç soru, Meclis'te soru önergesiyle, barolar ve hukuk örgütleri aracılığıyla, bilgi edinme başvurularıyla tekrar tekrar sorulmalı. Gerekçesiz kararın her gün sorgulanması, onu normalleşmekten alıkoyar.

  2. Partiler arası ortak tutum isteyin. Bu karar bütün partilerin meselesidir. Milletvekili olan her partinin, kendi programından bağımsız olarak, "siyasi partilerin iletişim kanallarına idari engel getirilemez" ilkesinde ortak açıklama yapması talep edilmeli. Bunu yapmayan, yarın kendi hesabı kapatıldığında kimi yanında bulacağını düşünmeli.

  3. Kayıt tutun. EngelliWeb'in hesabı kapatıldı ama arşivi duruyor. <a href="https://ifade.org.tr/engelliweb/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">ifade.org.tr/engelliweb</a> adresindeki listeyi izleyin, eksik bildirin, kaynak göstererek çoğaltın.

  4. Sözü taşıyın. Erişim engeli bir hesabı kapatır, sözü kapatamaz. Engellenen partinin açıklamalarını, önergelerin metinlerini, Meclis tutanaklarını kendi kanallarınızdan, kaynak göstererek yayın. TBMM tutanakları kamuya açıktır; bir önergenin metnini kapatmak çok daha zordur.

  5. Tek kanala bağlı kalmayın. Hangi örgütte olursanız olun: e-posta listesi, kendi alan adınız, RSS, Matrix/Signal grupları, basılı bülten. Bir partinin ya da sendikanın üyesiyle iletişimi tek bir şirketin sunucusundaysa, o örgüt o şirketin rehinidir. Dijital öz savunma için Engelleme Teknik Olarak Nasıl Çalışıyor? yazısındaki önerilere bakabilirsiniz.

  6. Hukuki yolu kullanın ve kayda geçirin. Sulh ceza hâkimliği itirazı, Anayasa Mahkemesi bireysel başvurusu, AİHM. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, partilerin örgütlenme ve ifade özgürlüğünü Sözleşme'nin 10. ve 11. maddeleri kapsamında defalarca korudu ve Türkiye'nin parti kapatmalarını pek çok kez ihlal saydı. Reddedilen her itiraz, o yolun bir basamağıdır.

  7. Uluslararası kayıt. 12 Ekimde aralarında İFÖD'ün de bulunduğu 21 insan hakları kuruluşu engellerin kaldırılmasını istedi. Bir siyasi partinin susturulması, Avrupa Konseyi, AGİT ve Venedik Komisyonu nezdinde ayrı bir başlık olarak raporlanmalı. Sendikal ve akademik enternasyonal bağlar bu iş için kullanılmalı.

  8. Bilişim emekçisiyseniz teknik yükü üstlenin. Ayna siteler, arşiv kopyaları, örgütlere altyapı desteği. Bu, sınıf dayanışmasının en somut biçimidir.

  9. Fon krizini unutturmayın. Bu kararın en çok işe yaradığı şey, gündemin fon krizinden sansüre kaymasıdır. Sansürü konuşurken susturulanın ne söylediğini de konuşun: 514 bin küçük yatırımcının parası nerede, kim, ne zaman, kimin göz yummasıyla?


Sevgili Genç Yoldaşlar,

Bir ay önce liste bir LGBTİ+ derneğiyle başladı. Sonra gazeteler geldi, sonra ekonomistler, sonra sansürü sayanlar, sonra partiler. Her halkada bir gerekçe bulundu, ya da bulunur gibi yapıldı. Bugün ilk kez, bir gerekçe bulmanın imkânsız olduğu yere varıldı ve gerekçe hiç açıklanmadı.

Bu bir zaaf değil, bir itiraftır. Söylenemeyen gerekçe, kararın gerçek gerekçesidir: Bu ülkede iktidarın sorulmasını istemediği sorular var ve o soruları soran siyasal özne, ister bir milletvekili, ister bir gazete, ister bir parti olsun, susturulmak isteniyor.

Bir şirketin kanalına kayyum atanabilir. Bir partinin hesabı kapatılabilir. Ama bir sınıfın kendi çıkarını görmesi, sayması ve onu siyasal bir iradeye dönüştürmesi bir hesap ayarıyla durdurulamaz. Bunun yolu da bellidir: Sözü çoğaltmak, kaydı tutmak, birbirimize sahip çıkmak.

Bilgi herkesindir. Ve konuşma hakkı, kimin elinde olursa olsun, hepimizindir.


Bağlantılı Yazılarımız

Bugün, aynı sabah

Sansür dizisi

Fon krizi ve Meclis

Parti, anayasa ve tarih


Kaynaklar

TİP kararı

  • <a href="https://bianet.org/haber/bir-sansur-de-tipe-324400" target="_blank" rel="noopener noreferrer">bianet — "Bir sansür de TİP'e", 14 Ekim 2026</a>
  • <a href="https://kisadalga.net/haber/gundem/turkiye-isci-partisinin-tip-582-bin-takipcili-x-hesabina-erisim-engeli-karari-140939" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kısa Dalga — "TİP'in 582 bin takipçili X hesabına erişim engeli kararı"</a>
  • <a href="https://medyascope.tv/2026/10/14/turkiye-isci-partisinin-x-hesabina-erisim-engeli-getirildi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Medyascope — "TİP'in sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi"</a>
  • <a href="https://www.sondakika.com/guncel/haber-tipin-genel-merkez-ve-istanbul-il-x-hesaplarina-20328552/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sondakika / ANKA — "TİP'in X hesaplarına erişim engeli" (TİP açıklaması)</a>
  • <a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/turkiye-isci-partisi-x-hesabina-erisim-engeli-2546614" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Cumhuriyet — "Türkiye İşçi Partisi X hesabına erişim engeli"</a>
  • <a href="https://www.diken.com.tr/?p=1563073" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Diken — "Erkan Baş hesap kapatma kararlarındaki 'tesadüf'e dikkat çekti", 9 Nisan 2025</a>

Sansür dalgası

  • <a href="https://medyascope.tv/2026/10/14/engelliwebin-sosyal-medya-hesabi-turkiyede-gorunmez-kilindi-su-ana-kadar-hangi-hesaplar-erisime-engellendi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Medyascope — "Şu ana kadar hangi hesaplar erişime engellendi?"</a>
  • <a href="https://ifade.org.tr/engelliweb/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İfade Özgürlüğü Derneği — EngelliWeb arşivi</a>

Halk TV ve medyaya kayyum

  • <a href="https://tr.euronews.com/2026/10/14/halk-tvye-kayyum-atandi-polis-kanali-basti-yayin-durduruldu" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Euronews Türkçe — "Halk TV'ye kayyum atandı: Polis kanalı bastı, yayın durduruldu", 14 Ekim 2026</a>
  • <a href="https://medyascope.tv/2026/10/14/tmsf-yonetimine-gecen-medya-kuruluslari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Medyascope — "Halk TV'den Habertürk'e: TMSF yönetimine geçen medya kuruluşları"</a>
  • <a href="https://www.karar.com/guncel-haberler/halk-tvnin-kapatilmasina-siyasilerden-tepkiler-fon-soygununu-unutturma-2078270" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Karar — "Halk TV'nin kapatılmasına siyasilerden tepkiler: Fon soygununu unutturma hamlesi"</a>

Fon krizi ve Ahmet Şık

  • <a href="https://medyascope.tv/2026/09/21/ahmet-sik-fon-sorusturmasi-onergesi-akin-gurlek-tly-fonuyla-baglantisi-arastiriliyor-mu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Medyascope — "Ahmet Şık'tan fon soruşturması önergesi", 21 Eylül 2026</a>
  • <a href="https://www.evrensel.net/haber/6001478/ahmet-siktan-mehmet-simseke-fon-sorusu-neden-goz-yumdunuz" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Evrensel — "Ahmet Şık'tan Mehmet Şimşek'e fon sorusu: Neden göz yumdunuz?", 21 Eylül 2026</a>
  • <a href="https://medyascope.tv/2026/09/23/ahmet-sik-soru-onergesinde-3-ismi-sordu-milyon-dolarlik-islem-yaptilar-mi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Medyascope — "Üç isim milyon dolarlık işlem yaptı mı?", 23 Eylül 2026</a>
  • <a href="https://medyascope.tv/2026/09/25/ahmet-siktan-fon-krizi-hakkinda-soru-onergesi-yargi-mensuplarinin-fonlara-dahli-arastirildi-mi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Medyascope — "Yargı mensuplarının fonlara dahli araştırıldı mı?", 25 Eylül 2026</a>
  • <a href="https://www.24saatgazetesi.com/akin-gurlek-ahmet-sik-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu" target="_blank" rel="noopener noreferrer">24 Saat — "Akın Gürlek, Ahmet Şık hakkında suç duyurusunda bulundu", 29 Eylül 2026</a>
  • <a href="https://www.evrensel.net/haber/6004406/bianetin-fon-krizine-iliskin-uc-haberine-erisim-engeli" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Evrensel — "bianet'in fon krizine ilişkin üç haberine erişim engeli", 11 Ekim 2026</a>

Hukuki çerçeve

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, md. 68 (siyasi partilerin kuruluşu), md. 69 (partilerin kapatılması), md. 83 (yasama sorumsuzluğu)
  • 5651 sayılı İnternet Kanunu, md. 8/A

Bu yazı Bilgi Müşterekleri'nde yayımlanmıştır. CC BY-SA lisansıyla, kaynak göstererek çoğaltabilirsiniz. Çoğaltın.

İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği