Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaKılavuzlarPopüler İçeriklerİletişim

Ağustos'ta İşsizlik Nereye Saklandı?

İşsizlik Azalmadı, Kılık Değiştirdi: Eksik İstihdam, Umutsuzluk ve Uzayan Mesai

Yazar: Oğuz Demirkapı
Ağustos'ta İşsizlik Nereye Saklandı?

Yüzde 7,8 Düştü, Yüzde 31 Yükseldi: Ağustos'ta İşsizlik Nereye Saklandı?

Bu sabah TÜİK iki cümle kurdu ve iki cümle aynı bültende yan yana durdu:

İşsizlik oranı 0,3 puan azalarak yüzde 7,8 oldu.

Atıl işgücü oranı 0,4 puan artarak yüzde 31,0 oldu.

Akşam haberlerinde birinci cümleyi duyacaksınız. İkinci cümleyi BirGün ve Karar gibi birkaç gazete başlığa taşıdı. Oysa iki cümle birbirini yalanlamıyor; birbirini açıklıyor. İşsizlik azalmadı; biçim değiştirdi. Bir kısmı "işsiz" hanesinden çıkıp "eksik çalışan" ve "umudunu kesmiş" hanelerine geçti.

Sevgili Genç Yoldaşlar, bir ay önce Temmuz verileri üzerine "İki Rakam, Tek Ülke: %8,1 ve %30,6" başlıklı yazımızı yazmıştık. O yazıda dar tanımla geniş tanım arasındaki makasın bir ölçüm hatası değil, bir ideoloji olduğunu söylemiştik. Ağustos verisi bu tezi bir kez daha sınadı: makas bir ayda 22,5 puandan 23,2 puana açıldı. Bu yazıda üç şey yapacağız: rakamları sökeceğiz, işsizliğin nereye saklandığını göstereceğiz, ve bunu son üç ayda ekonomi başlığı altında yazdığımız yazılarla, yani enflasyonla, mazotla, borsayla, kuryeyle, yapay zekâyla bağlayacağız. Çünkü işsizlik rakamı tek başına okunursa bir istatistiktir; ötekilerle birlikte okunursa bir programın bilançosudur.


Rakamlar: Bültenin Kendisi

Önce çıplak veri. TÜİK'in Ağustos 2026 hanehalkı işgücü istatistikleri, mevsim etkisinden arındırılmış (Alomaliye, İşçi Haber, Yeni Ankara):

GöstergeAğustos 2026Aylık değişim
İşsiz sayısı (15+)2 milyon 740 bin−106 bin
İşsizlik oranı%7,8−0,3 puan
Erkek / kadın işsizlik%6,6 / %10,1—
Genç (15-24) işsizlik%13,0−1,1 puan
Genç erkek / genç kadın%9,7 / %19,4—
İstihdam32 milyon 507 bin+136 bin
İstihdam oranı%48,4+0,1 puan
Erkek / kadın istihdam oranı%65,8 / %31,5—
İşgücü35 milyon 247 bin+29 bin
İşgücüne katılma oranı%52,5değişmedi
Erkek / kadın katılma%70,5 / %35,0—
Zamana bağlı eksik istihdam + işsiz%20,2—
Potansiyel işgücü + işsiz%20,2—
Atıl işgücü oranı%31,0+0,4 puan
Ortalama fiili haftalık çalışma42,5 saat+0,5 saat

Bu tabloda göze çarpan ilk şey aritmetiğin kendisidir. İstihdam 136 bin arttı, işsiz 106 bin azaldı, işgücü 29 bin büyüdü. Yani yeni işlerin büyük kısmı işsizler havuzundan doldu; bu iyi haber gibi görünür. Ama aynı ay atıl işgücü oranı arttı. İşsiz azalıp atıl işgücü artıyorsa, artış öteki iki kalemden gelmiştir: ya daha fazla insan istediğinden az saat çalışıyor, ya daha fazla insan iş aramaktan vazgeçmiş ama çalışmaya hazır bekliyor. Büyük olasılıkla ikisi birden.


Üç Katmanlı İşsizlik: Kavramları Yerine Oturtmak

TÜİK'in bültenindeki dört oranı ayırt etmeden tartışma yapılamaz. Bunları sade bir dille yerine koyalım.

Dar tanımlı işsiz. Son dört hafta içinde iş aramış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan, ama anket haftasında bir saat bile çalışmamış kişi. Bir saat çalıştıysanız istihdamdasınız; dört hafta aramadıysanız işgücünün dışındasınız.

Zamana bağlı eksik istihdam. Çalışıyor, ama haftada 40 saatten az; daha fazla çalışmak istiyor ve buna hazır. Yarı zamanlı kasiyer, parçabaşı kurye, haftada iki gün çağrılan inşaat işçisi. İstatistikte "istihdam" hanesindedir.

Potansiyel işgücü. Çalışmaya hazır ama iş aramıyor, ya da iş arıyor ama hemen başlayamıyor. İçinde en kalabalık grup "iş bulma ümidi olmayanlar"dır: aradı, bulamadı, bıraktı. İstatistikte "işgücü dışı" hanesindedir.

Atıl işgücü. Bu üçünün toplamının, genişletilmiş işgücüne oranı. ILO'nun "labour underutilization" dediği şey; TÜİK de 2014'ten beri bu oranı yayımlıyor.

Şimdi Ağustos'un iki ara oranına bakalım. İşsizlerle eksik istihdamın bütünleşik oranı %20,2; işsizlerle potansiyel işgücünün bütünleşik oranı da %20,2. Buradan kaba bir hesapla her katmanın büyüklüğünü çıkarabiliriz (hesap bize ait; mevsimsellikten arındırılmış veriler üzerinden yaklaşık değerler):

Katmanİstatistikteki yeriYaklaşık büyüklük
Dar tanımlı işsizİşsiz2,7 milyon
Zamana bağlı eksik istihdam"Çalışıyor"4,4 milyon
Potansiyel işgücü"İşgücü dışı"5,5 milyon
Toplam atıl işgücü—~12,6 milyon

Temmuz'da DİSK-AR'ın hesapladığı geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 305 bindi (Evrensel). Ağustos'ta oran yükseldi ve işgücü büyüdü; sayı 12,5 milyonun üzerinde. Resmî işsizin her bir kişisine, istatistiğin görmediği yaklaşık üç buçuk kişi eşlik ediyor. Dar tanımlı işsizlik bu buzdağının su üstündeki kısmıdır; ve bu ay su çekilmedi, buzdağı aşağıya doğru büyüdü.


Temmuz'dan Ağustos'a: Makas Açılıyor

Bir önceki yazımızla yan yana koyalım:

Temmuz 2026Ağustos 2026
Resmî işsizlik oranı%8,1%7,8
Atıl işgücü oranı%30,6%31,0
Makas22,5 puan23,2 puan
İstihdamdaki aylık değişim−388 bin+136 bin
Geniş tanımlı işsiz12,3 milyon (DİSK-AR)~12,6 milyon (hesap bize ait)

Temmuz'da 388 bin iş kaybolmuştu; bunun yalnızca 150 bini işsiz olarak göründü, 238 bini "buharlaştı". Ağustos'ta 136 bin iş geri geldi. Ama kaybolan işin yarısı bile geri gelmedi ve gelenler, gidenlerin yerine aynı koşullarda gelmedi. İki aylık bilanço şudur: istihdam 250 bin kişi eksik, atıl işgücü daha kalabalık, resmî işsizlik oranı ise daha düşük. Resmî oranın düşmesi bir iyileşmenin değil, bir yer değiştirmenin kaydıdır.


Çalışan Fazla Çalışıyor, Çalışmayan Hiç Çalışamıyor

Bültenin en az konuşulacak satırı şudur: istihdamdakilerin ortalama fiili haftalık çalışma süresi yarım saat artarak 42,5 saate çıktı.

Aynı ay 4,4 milyon insan "daha fazla çalışmak istiyorum" diyor, 5,5 milyon insan iş bulma umudunu yitirmiş bekliyor, çalışanlar ise daha uzun çalışıyor. Bu çelişki değildir; kapitalist emek piyasasının olağan işleyişidir. Marx bunu Kapital'in birinci cildinde, sermaye birikiminin genel yasasını anlattığı bölümde şöyle özetler: işçi sınıfının çalışan kesiminin aşırı çalıştırılması yedek kesimin saflarını kabartır; yedek kesimin rekabet yoluyla çalışan kesim üzerinde yarattığı baskı ise çalışanları aşırı çalışmaya ve sermayenin dayatmalarına boyun eğmeye zorlar. Birinin fazlası, öbürünün eksiğidir; ikisi aynı mekanizmanın iki yüzüdür.

Temmuz yazımızda "yedek sanayi ordusu" kavramını ayrıntılı anlatmıştık. Ağustos verisi kavrama somut bir sayı veriyor: fazladan yarım saat, 32,5 milyon çalışan için haftada yaklaşık 16 milyon saat demektir; bu, 40 saatlik 400 bin tam zamanlı işe denk düşer (hesap bize ait). Yani sermaye, Ağustos'ta 136 bin kişiyi işe alırken mevcut çalışanlardan 400 bin kişilik ek iş saati çekti. İşsizliğin azalmamasının bir nedeni, işin var olmaması değil, var olan işin daha az kişiye daha uzun saatlerle yaptırılmasıdır.


Kadın ve Genç: Oranın Altındaki Oranlar

Kadınlar. Kadınların işgücüne katılma oranı %35,0. Yani çalışma çağındaki her üç kadından ikisi istatistikte "işgücü dışı". Bu kadınların büyük bölümü çalışmıyor değildir; ücretsiz çalışıyordur: ev işi, çocuk ve yaşlı bakımı, tarlada "ücretsiz aile işçisi". Kapitalizm bu emeği ücretlendirmez, ama onsuz bir gün bile dönemez: ertesi sabah fabrikaya gidecek işçiyi doyuran, giydiren, dinlendiren bu emektir. Kadınların istihdam oranı %31,5, erkeklerin %65,8. Makas iki kat. İşgücüne girebilen kadının işsizlik oranı ise erkeğin bir buçuk katı: %10,1'e %6,6.

Gençler. Genç işsizlik 1,1 puan düşerek %13,0'a indi; ama genç kadınlarda %19,4, genç erkeklerde %9,7. Beş genç kadından biri iş arıyor ve bulamıyor; üstelik bu oran yalnızca iş arayanları sayıyor, okulu bitirip evde bekleyen, ne okulda ne işte olanları saymıyor. Genç işsizlikteki düşüş sevindirici görünebilir; ama aynı ay atıl işgücü arttığına göre, gençlerin bir kısmının "işsiz"den "eksik çalışan"a, yani haftada birkaç gün çağrılan, parçabaşı, sigortasız işe geçtiğini düşünmek için yeterli neden var.

Gig Ekonomi Dosyası'nda anlattığımız "esnaf kurye" tam da bu geçişin simgesidir. Vergi levhası alıp platform için motor süren genç, istatistikte "kendi hesabına çalışan" olarak istihdamda görünür. Ne işsizdir ne işçidir; ne kıdem tazminatı vardır ne sendikası. İşsizlik oranını düşüren, güvencesizliği yükselten bir istihdam biçimi.


Ekonomi Yazılarımızla Birlikte Okumak

İşsizlik rakamı boşlukta oluşmuyor. Son üç ayda ekonomi başlığı altında yazdığımız yazıların her biri, bu tablonun bir parçasını anlatıyordu. Şimdi parçaları birleştirelim.

Enflasyon: bölüşüm şokunun öteki yarısı

Temmuz başında yazdığımız "Sınıf Mücadelesinin Pusulası: Enflasyonun Ekonomi Politiği" yazısında enflasyonu bir bölüşüm şoku olarak tanımlamıştık: fiyatlar yükselirken ücretin alım gücü erir, maddi varlık sahiplerinin serveti büyür. Bugün uygulanan "dezenflasyon programı" bu şokun öteki yarısıdır. Enflasyonu düşürmek için talebi, talebi düşürmek için ücreti ve istihdamı baskılamak. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bunu 16 Eylül'de açıkça söyledi: "Dezenflasyon, kısa vadede büyümede yavaşlama gerektirir." Yavaşlayan büyümenin ilk kestiği kalem istihdamdır; ama kesilen şey her zaman "işsiz" olarak kaydedilmez. Tam zamanlı iş yarı zamanlıya, sigortalı iş sigortasıza, iş arayan insan umutsuza dönüşür. %31'lik atıl işgücü, dezenflasyon programının emek piyasasındaki faturasıdır.

Mazot: fiyat haftalık, ücret yıllık

"Bir Litre Mazotun Sınıfı" yazısında asgari ücretin Ocak'tan Eylül'e motorin cinsinden yüzde 45 değer kaybettiğini hesaplamıştık; mekanizmayı da tek cümleyle koymuştuk: fiyatlar haftalık, ücretler yıllık belirlenir. Bu mekanizmanın emek piyasasındaki karşılığı şudur: ücreti yetmeyen işçi ikinci işe, fazla mesaiye, hafta sonu vardiyasına razı olur. Çalışma süresinin 42,5 saate çıkması, ücretin erimesinin saat cinsinden kaydıdır. Aynı yazıda TÜRK-İŞ'in Ağustos hesabını da vermiştik: dört kişilik ailenin açlık sınırı 37.388 lira, net asgari ücret 28.075 lira. Açlık sınırının dörtte üçüne çalışan bir işçi için "istihdamda olmak" yoksulluktan çıkmak anlamına gelmiyor. İşsizlik rakamının düşmesi bu yüzden tek başına hiçbir şey söylemez; iş, işçiyi yoksulluktan çıkarmıyorsa, istatistikteki hane değişikliği mutfakta hiçbir şeyi değiştirmez.

Borsa: sermaye için devre kesici var, işçi için yok

17 Eylül'de, BIST 100'ün bir günde %5,54 düştüğü ve 130 fonun tasfiye edildiği haftayı "Devre Kesici: Burjuvazinin Borsası Kendine Bile Güvenmiyor" yazısında saat saat anlatmıştık. O hafta Finansal İstikrar Komitesi toplandı, Merkez Bankası bankalara üç likidite adımı attı, kaldıraçlı büyük oyuncunun teminat oranı düşürüldü. Borsada fiyat çok düştüğünde işlemi durduran bir "devre kesici" vardır; sermayeyi kendi paniğinden korur.

İşçi için böyle bir mekanizma yok. Temmuz'da 388 bin iş kaybolduğunda ne bir komite toplandı ne bir likidite adımı atıldı. İşsizlik ödeneğine erişim hâlâ dar; işsizlerin küçük bir bölümü ödenek alabiliyor, çünkü koşullar güvencesiz çalışanı baştan dışarıda bırakıyor. İşsizlik Sigortası Fonu'nun birikimi ise yıllardır işsize değil, işverene teşvik olarak aktarılıyor. Kriz anında sermayeye devre kesici, işçiye atıl işgücü. Aynı ayın iki bülteni, aynı devletin iki refleksidir.

Yapay zekâ: tsunami değil, organik bileşim

Temmuz'daki "'Yapay Zekâ Tsunamisi' Neyi Gizliyor?" yazısında, teknolojik işsizliğin bir doğa afeti gibi anlatılmasına itiraz etmiştik. Makinenin emeğin yerini alması, sermayenin organik bileşiminin yükselmesidir; bunu belirleyen teknoloji değil, üretim araçlarının kimin elinde olduğudur. Türkiye'nin Ağustos verisinde yapay zekânın etkisini doğrudan ölçmek bugün mümkün değil; TÜİK'in bülteninde böyle bir gösterge yok. Ama hareketin yönü belli: çağrı merkezlerinde, muhasebede, yazılım destek birimlerinde işi yarıya indirip kalan işçiye daha fazla iş yükleyen bir "verimlilik" dalgası, tam da eksik istihdamı ve uzun çalışma saatini aynı anda üretir. Tsunami denen şey, aslında yedek ordunun yeni bir kuşakla, zihinsel emekçilerle takviye edilmesidir.

"Gereksizler" değil, yedekler: kendi yazımıza bir düzeltme

Burada bir özeleştiri borcumuz var. 3 Temmuz'da yazdığımız "Piramidin Kanlı Basamakları: 2026 Küresel Mülksüzleştirme Savaşı" yazısında, milyarlarca insanın bir "Gereksizler Sınıfı"na düştüğünü yazmıştık. Yazının organik bileşim ve mülksüzleşme çözümlemesi yerindeydi; ama "gereksiz" kelimesi yanlıştı ve bu kelimeyi Harari gibi yazarlardan ödünç aldığımız için yanlıştı.

Ağustos verisi bunu açıkça gösteriyor: 12,6 milyon atıl işgücü gereksiz değildir; sermaye için son derece gereklidir. Çalışanın ücretini bastıran, fazla mesaiyi dayatan, "beğenmiyorsan kapıda bekleyen var" cümlesini mümkün kılan onlardır. Marx'ın "yedek sanayi ordusu" kavramındaki "yedek" kelimesi bu yüzden seçilmiştir: yedek, oyunda olmayan değil, oyunu belirleyendir. "Gereksiz" demek, bu insanları sistemin dışına atılmış bir artık gibi göstermek, dolayısıyla onların örgütlenme gücünü de görünmez kılmaktır. Bundan sonra bu kavramı kullanmayacağız.

Acemoğlu ve sağ: kurumlar değil mülkiyet, kin değil güvencesizlik

Ağustos'taki "Acemoğlu ve The Economist Tartışması ve Sınıfsal Anlamı" yazısında, burjuva iktisadının işsizliği "kurumların kalitesi" ve "beceri uyumsuzluğu" diliyle anlatmasının neyi örttüğünü tartışmıştık. Bu dilde %31 bir "eşleşme sorunu"dur; çözümü eğitim ve esnekliktir. Oysa 5,5 milyon potansiyel işgücünün sorunu beceri değil, iş olmamasıdır; 4,4 milyon eksik istihdamın sorunu esneklik eksikliği değil, esnekliğin fazlasıdır.

Ve 19 Eylül'de sorduğumuz soruya da buradan dönelim: "İşçiler Neden Sağa Oy Veriyor?". Orada Gramsci'nin "sağduyu" kavramıyla anlattığımız şey, güvencesizliğin kendiliğinden sol bilinç üretmediğiydi. Her ay "yüzde 31" rakamıyla karşılaşan ama bu rakamı sınıf diliyle açıklayan kimseyi duymayan genç, açıklamayı başka yerde bulur: göçmende, kadının çalışmasında, "başkasının" payında. Atıl işgücü, örgütlenmezse gericiliğin yedeğine de dönüşebilir. Bu yüzden rakamı doğru okumak yetmez; onu kimin anlatacağı meselesi, rakamın kendisi kadar önemlidir.


Bülten Ne Diyor, Sınıf Ne Okuyor

Bültenin ve resmî anlatının cümlesiSınıfsal okuma
"İşsizlik oranı %7,8'e geriledi."İşsizlik azalmadı, biçim değiştirdi: atıl işgücü %31'e çıktı, makas 23,2 puana açıldı.
"İstihdam 136 bin arttı."Temmuz'da kaybolan 388 bin işin yarısı bile geri gelmedi; iki ayda istihdam 250 bin eksik.
"Genç işsizlik 1,1 puan düştü."Genç kadınlarda %19,4; düşüşün bir kısmı işsizlikten güvencesiz, parçabaşı işe geçiş.
"Ortalama çalışma süresi 42,5 saat."Çalışan fazla çalışıyor, 4,4 milyon kişi daha fazla çalışmak istiyor: aynı mekanizmanın iki yüzü.
"Kadınların katılımı %35."Üç kadından ikisinin emeği ücretsiz; istatistik ev içindeki fabrikayı görmüyor.
"Dezenflasyon programı başarıyla sürüyor."Programın emek piyasasındaki bedeli: eksik istihdam, uzun saat, açlık sınırının altında ücret.
"Piyasalarda istikrar sağlandı."Borsaya devre kesici ve likidite; işsize dar ödenek ve teşvike aktarılan fon.

Genç Yoldaşlara: Bir İşsizlik Rakamını Nasıl Okumalı?

Yoldaş, bir sonraki işsizlik bülteninde şu dört soruyu sor; cevapları bültenin içinde, ama başlıkta değil.

Hangi işsizlik? Dar tanım mı, atıl işgücü mü? Başlıkta hangisi varsa, öbürünü ara. İkisi arasındaki makas genişliyorsa, iyileşme değil yer değiştirme var.

Nereye gitti? İşsiz sayısı azaldıysa, o insanlar işe mi girdi, yoksa işgücünün dışına mı çıktı? İstihdam artışı işsiz azalışından küçükse, fark "umudunu kesenler"dir.

Nasıl bir iş? İstihdam arttıysa, tam zamanlı mı, eksik zamanlı mı, sigortalı mı, kendi hesabına mı? Kuryenin vergi levhası, istihdam rakamını büyütür, sınıfı küçültmez.

Kimin saati? Çalışma süresi arttı mı? Çalışanlar daha uzun çalışırken işsizler bekliyorsa, sorun işin azlığı değil, işin bölüşümüdür. Ve işin bölüşümü, mülkiyetin bölüşümünden ayrı düşünülemez.

Bu dört soruyu sorduğunda "yüzde 7,8" rakamı şu cümleye dönüşür: "Ağustos'ta 12,5 milyonu aşkın insan ya işsiz, ya eksik çalışıyor, ya da iş bulma umudunu kaybetmiş durumda; çalışanlar ise geçen aydan daha uzun saatler çalışıyor ve kazandıkları açlık sınırının altında." Bu cümleyi bülten kurmuyor. Sen kuracaksın.


Somut Görevler

Atıl işgücünü manşete taşı. Her ay sonunda TÜİK bülteni çıktığında, işyerinde, sendikada, sosyal medyada paylaştığın rakam %31 olsun, %7,8 değil. Dar oranı paylaşacaksan yanına mutlaka geniş oranı koy.

Kendi serini tut. Temmuz'dan başlayarak her ayın resmî oranını, atıl işgücünü ve makası bir tabloya yaz. Aralık'ta asgari ücret tartışması başladığında elinde altı aylık bir seri olsun.

Çalışma saatini gündem yap. İşyerinde fazla mesainin gönüllü olup olmadığını, ücretinin ödenip ödenmediğini sor. "Çalışan fazla çalışırken işsiz bekliyor" cümlesinin somut karşılığı senin vardiya çizelgendir. Haftalık çalışma süresinin ücret kaybı olmadan kısaltılması, bugün bir işsizlik politikasıdır.

İşsizlik Sigortası Fonu'nun hesabını sor. Fonun birikiminin ne kadarının işsize, ne kadarının işverene teşvik olarak gittiğini sendikanın, meslek odasının gündemine taşı. Ödenekten yararlanma koşullarının genişletilmesini talep et.

Esnaf kuryeyi, yarı zamanlıyı, çağrı üzerine çalışanı örgütlenmenin içine al. Eksik istihdamdaki 4,4 milyon insan, sendikanın klasik üye profiline uymuyor. Sendika bu insanlara uymuyorsa, değişmesi gereken insanlar değil sendikadır.

Kadının ücretsiz emeğini görünür kıl. Kreş, yaşlı bakım evi, toplu mutfak taleplerini işsizlik talepleriyle birlikte dile getir. Kadınların işgücüne katılımı, bakım yükü kamusallaşmadan artmaz.

Rakamı anlatacak kişi ol. Mahallendeki, işyerindeki, okulundaki işsiz gence bu rakamın ne anlama geldiğini anlat. Sen anlatmazsan, rakamı başkası, başka bir düşmanla açıklayacak.


Sevgili Yoldaşlar,

TÜİK bu sabah iki rakam açıkladı. Biri düştü, öbürü yükseldi. Düşen rakam haberlere çıkacak, yükselen rakam ise bir sonraki ayın bülteninde yeniden yükselene kadar unutulacak. Ama iki rakam aynı ülkeyi anlatıyor: bir yanda daha uzun saatler çalışan, ücreti açlık sınırına yetmeyen 32 milyon insan; öbür yanda çalışmak isteyip çalışamayan, eksik çalışan, umudunu yitirmiş 12,5 milyonu aşkın insan. Bu iki kalabalık birbirinin rakibi değil, aynı sınıfın iki yarısıdır. Sermayenin gücü, bu iki yarının birbirini rakip sanmasından gelir; bizim gücümüz, birbirini tanımasından.

İşsizlik azalmadı; kılık değiştirdi. Kılığı değiştiren istatistik değil, sermayedir. Kılığı yırtacak olan da istatistik değil, örgütlü emektir.


Bağlantılı yazılarımız

Ekonomi ve sınıf hattımız için: bilgimusterekleri.org/tag/ekonomi

İşsizlik ve işgücü

Enflasyon, ücret, fiyat

Sermaye ve kriz

Teknoloji, ideoloji, bilinç

Kaynaklar

Katman büyüklükleri (eksik istihdam ~4,4 milyon, potansiyel işgücü ~5,5 milyon, toplam ~12,6 milyon) ve ek çalışma saatinin tam zamanlı iş karşılığı, TÜİK'in açıkladığı oranlardan bizim yaptığımız yaklaşık hesaplardır; mevsim etkisinden arındırılmış veriler kullanıldığı için DİSK-AR'ın ham verilerle yapacağı hesaptan küçük farklarla ayrılabilir.

İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği