Bilgi Müşterekleri
AnasayfaKonularDizilerKılavuzlarPopüler İçeriklerHakkımızdaİletişim

Bütçenin Sınıfı: 2027'de Kimden Alınıyor, Kime Veriliyor?

Faiz, Garanti, Teşvik ve Partizan Sosyal Devlet: Bir Bütçenin Kalem Kalem Sınıfsal Okuması

33 dk okumaYazar: Oğuz Demirkapı
Bütçenin Sınıfı: 2027'de Kimden Alınıyor, Kime Veriliyor?

Bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 2027 bütçesi görüşülüyor. Ekranlarda "mali disiplin", "enflasyonla mücadele", "vergi tabanının genişletilmesi" sözleri dönecek. Bu sözlerin her biri, bir sınıftan alıp başka bir sınıfa vermenin teknik adıdır. Bu yazıda o teknik dili sade bir dile çevirmeye, 2027 bütçesini kalem kalem açmaya ve bütçenin tarih boyunca nasıl bir sınıf aracı olarak işlediğini anlatmaya çalışacağız.

Özet: On Tezde 2027 Bütçesi

  1. Bütçe bir hesap tablosu değil, bir güç ilişkisidir. Rudolf Goldscheid'in deyişiyle bütçe "devletin her türlü süsten arındırılmış iskeletidir". Kimden ne kadar alındığı ve kime ne kadar verildiği, o ülkede hangi sınıfın egemen olduğunu rakamla söyler.
  2. 2027 bütçesi 27 trilyon 276 milyar liralık gider, 23 trilyon 408 milyar liralık gelir ve 3 trilyon 868 milyar liralık açık öngörüyor (Karar).
  3. Faize 3 trilyon 975 milyar lira ayrılıyor. Bu, bütçe açığından büyük. Günde yaklaşık 10,9 milyar lira, her 100 liralık harcamanın yaklaşık 15 lirası rantiyeye gidiyor (Tele3).
  4. Vergilerin yaklaşık yüzde 60'ı dolaylı vergi. KDV ve ÖTV tek başına 9 trilyon liraya yaklaşıyor. Ekmeğe, faturaya, akaryakıta gömülü vergiyi en yoksul da en zengin kadar öder; geliriyle oranlayınca yoksul çok daha fazlasını öder (Endeks24).
  5. Sermayenin vergisi baştan siliniyor. 2027 için vergi harcaması, yani istisna, muafiyet ve indirimlerle "vazgeçilen" vergi 4 trilyon 879 milyar lira. Yalnızca kurumlar vergisinde vazgeçilen tutar (1 trilyon 79 milyar), tahsil edilmesi beklenen kurumlar vergisinin (2 trilyon 223 milyar) neredeyse yarısı (Yeniçağ, TEZ-KOOP-İŞ).
  6. Garantili müteahhitlere 2027'de 296,8 milyar lira. Şehir hastanelerine 160,7 milyar, köprü-otoyol garanti ve katkı ödemelerine 134,1 milyar lira. Günde 813 milyon lira (TR724).
  7. Silahlanma en hızlı büyüyen kalem. Milli Savunma Bakanlığı tavanı yüzde 86 artışla 1 trilyon 533 milyar liraya çıkıyor; Milli Eğitim'in artışı yüzde 26,5 (N24).
  8. Sosyal yardım, faizin üçte biri. Sosyal yardımlara 1 trilyon 341 milyar lira ayrılırken faize bunun üç katı ayrılıyor. Üstelik sosyal yardım, hak olmaktan çıkarılıp bir bağımlılık ve sadakat ağına dönüştürülmüş durumda.
  9. AKP dönemi bütçesi üç ayaklı bir birikim makinesi: dolaylı vergiyle emekçiden toplamak, faiz-garanti-teşvikle sermayeye aktarmak, sosyal yardım ve vakıf ağıyla da bu düzenin rızasını üretmek.
  10. Bütçeyi değiştiren meclis kürsüsü değil, örgütlü sınıftır. Ama kürsüde sınıfın sesini duyuran EMEP ve TİP vekillerinin eleştirileri, bu mücadelenin haritasını çıkarmak için değerli. Yazının sonunda bu noktaları tek tek listeliyoruz. Aynı bölüme DEM Parti'nin, Yeni Parti'nin ve SOL Parti'nin bütçe sözlerini de, her birini kendi çerçevesiyle, ekledik.

Şimdi ayrıntıya geçelim.


Bütçe Nedir, Kimin Elindedir?

Okul kitaplarında bütçe, "devletin bir yıllık gelir ve gider tahmini ile bunların uygulanmasına izin veren yasa" diye tanımlanır. Bu tanım doğrudur ama eksiktir. Eksik olan şudur: Gelir nereden, gider nereye?

Marksist devlet kuramı açısından bütçenin iki işlevi vardır. James O'Connor'ın "Devletin Mali Krizi" (1973) çalışmasında gösterdiği gibi devlet, bir yandan sermaye birikimini sağlamak (altyapı, teşvik, borç faizi, ucuz kredi), öte yandan bu düzenin toplumsal meşruiyetini korumak (eğitim, sağlık, sosyal yardım, güvenlik) zorundadır. Bütçe, bu iki işlevin çatıştığı yerdir. Birikim harcamaları büyüdükçe meşruiyet harcamaları kısılır; meşruiyet zayıfladıkça baskı aygıtına ve ideolojik aygıtlara giden pay artar.

Marx, Kapital'in ilkel birikim bölümünde kamu borcunu "ilkel birikimin en güçlü kaldıraçlarından biri" olarak anar: Devlet borçlanır, borcu vergiyle öder; vergiyi emekçi öder, faizi rantiye alır. Bugün bu mekanizmanın adı "borç çevirme" ya da "faiz dışı fazla" olsa da özü değişmemiştir.

Bu yazıda her kalemi şu üç soruyla okuyacağız: Kimin elinde? Kimin denetiminde? Kimin yararına?

Tarih Boyunca Bütçe ve Sınıf: Türkiye'nin Kısa Mali Tarihi

Düyun-u Umumiye: Bütçenin dışarıya rehin verilmesi

1875'te Osmanlı Devleti borçlarını ödeyemez hale geldi. 1881 Muharrem Kararnamesi ile kurulan Düyun-u Umumiye İdaresi, tütün, tuz, ipek, damga ve alkol gibi en verimli gelirleri doğrudan Avrupalı alacaklılar adına toplamaya başladı. Devletin içinde, alacaklı sermayeye hizmet eden ikinci bir maliye kuruldu. Köylünün öşürü, tütün işçisinin emeği doğrudan Paris ve Londra'daki tahvil sahiplerine aktarıldı. Bu, bugün "piyasaların güveni" denen şeyin ilk çıplak örneğiydi.

Cumhuriyetin ilk yılları: Devlet eliyle burjuva yaratmak

Cumhuriyetin ilk on yıllarında bütçe, ulusal bir burjuvazi yaratmanın aracı oldu. 1927 Teşvik-i Sanayi Kanunu ile sanayiciye arazi, vergi muafiyeti ve gümrük kolaylığı sağlandı. Köylü ise ağnam (hayvan) vergisi, yol mükellefiyeti ve dolaylı vergilerle yükü taşıdı. 1942 Varlık Vergisi, savaş koşullarında gayrimüslim tüccarın servetini Müslüman-Türk burjuvazisine aktaran, etnik ayrımcılıkla sınıfsal yeniden dağıtımı birleştiren bir maliye operasyonuydu. Cumhuriyetin burjuva karakterini tartıştığımız Cumhuriyet burjuva devrimi yazısında bu süreci ayrıntılı ele almıştık.

1960'lar ve planlı dönem: Sınıf mücadelesinin bütçeye yansıması

1961 Anayasası "sosyal devlet" ilkesini getirdi. Bu bir lütuf değil, yükselen işçi hareketinin ve 1960'ların sendikal örgütlenmesinin sonucuydu. Sosyal güvenlik, kamu sağlığı ve eğitime ayrılan pay, DİSK'in kurulduğu, 15-16 Haziran'ın yaşandığı yıllarda büyüdü. Bütçe, sınıflar arasındaki güç dengesini birebir yansıttı.

24 Ocak ve 12 Eylül: Bütçenin sermaye lehine yeniden yazılması

24 Ocak 1980 kararları ihracata dayalı birikim modelini getirdi; 12 Eylül bu modelin önündeki örgütlü işçi engelini kaldırdı. Reel ücretler darbe sonrası yıllarda dramatik biçimde geriledi. 1980'lerde bütçe dışı fonlar çoğaldı: Toplu Konut Fonu, Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu ve onlarcası. Kamu kaynağının önemli bir bölümü Meclis denetiminin dışına çıkarıldı. 12 Eylül dosyamızda bu dönüşümün sınıfsal bilançosunu çıkarmıştık.

1990'lar: Rantiye cenneti

1990'larda devlet iç borç faizleriyle bankalara ve büyük sermaye gruplarına kaynak aktardı. Holding bankaları, mevduatı devlet tahviline yatırıp yüksek reel faiz kazandı. 2001 krizine gelindiğinde faiz ödemeleri vergi gelirlerinin neredeyse tamamını yutuyordu. Kriz sonrası bankacılık sistemini kurtarmanın kamuya maliyeti kabaca 50 milyar dolar düzeyinde hesaplandı. Kar özelleşti, zarar kamulaştırıldı.

AKP dönemi: Üç ayaklı birikim makinesi

AKP, 2001 sonrası IMF programının kurduğu mali çerçeveyi devraldı. İlk yıllarda faiz yükü düştü, çünkü küresel ucuz para ve büyük ölçekli özelleştirme gelirleri vardı. Ama düşen faizin yerini yeni aktarım kanalları aldı:

  • Özelleştirme: Telekom, Tekel, SEKA, Tüpraş, Petkim, limanlar, köprü ve otoyollar, elektrik dağıtımı satıldı. Kamu mülkü, sermayenin birikim alanına dönüştü.
  • Kamu-özel işbirliği (KÖİ): Köprü, otoyol, havalimanı, tünel ve şehir hastaneleri, döviz cinsinden talep ve gelir garantileriyle yapıldı.
  • Vergi harcamaları ve teşvikler: Kurumlar vergisi oranı 2003'teki yüzde 30'dan aşağı çekildi, sayısız istisna getirildi.
  • Kur Korumalı Mevduat: 2021 sonundaki kur şokunun ardından getirilen KKM ile mevduat sahiplerinin, ağırlıkla da büyük mevduat sahiplerinin kur kaybı Hazine ve Merkez Bankası üzerinden halka ödetildi.
  • Faizin geri dönüşü: 2023 sonrasındaki sıkılaştırmayla faiz gideri yeniden bütçenin en büyük kalemlerinden biri oldu. 2027'de 4 trilyon liraya dayanıyor; Orta Vadeli Program'a göre 2029'da 5,2 trilyon liraya çıkacak.

Bu süreçte emekçi ne kazandı? Asgari ücret ortalama ücrete yaklaştı, yani ücretler asgari ücrette eşitlendi. Konut sahipliği zorlaştı, gençler ailesinin yanında yaşamaya mahkum oldu, üniversiteli gençlerin büyük çoğunluğu okurken çalışmak zorunda kaldı. Enflasyon yazımızda ve iki termometre yazımızda bu yoksullaşmanın ölçümünü yapmıştık.

2027 Bütçesinin Ana Çerçevesi

KalemTutar (milyar TL)Not
Toplam gider27.276
Toplam gelir23.408
Bütçe açığı3.868GSYH'nin %3,5'i
Faiz gideri3.975Açıktan büyük, giderin %14,6'sı
Vergi geliri19.906
Personel gideri6.318
SGK'ya transfer3.450
Mahalli idarelere paylar2.316
Mal ve hizmet alımı2.184
Sermaye giderleri1.855
Vergi harcaması (vazgeçilen vergi)4.879Faizden de büyük
KÖİ garanti ve kira ödemeleri297Günde 813 milyon TL

Kaynaklar: Karar, TEZ-KOOP-İŞ iktisadi analizi, Yeniçağ, TR724.

Bu tabloda en çarpıcı ilişki şudur: Devletin vergiden vazgeçtiği tutar (4,88 trilyon) ile faize ödediği tutar (3,98 trilyon) toplandığında, bütçe açığının iki katından fazlasına ulaşılıyor. Yani bütçe açığı "halk çok harcadığı için" değil, sermayeden alınmayan vergi ve rantiyeye ödenen faiz yüzünden var.

Gelir Tarafı: Kimden Alınıyor?

Dolaylı vergiler: Yoksulun sessiz haracı
Vergi2027 tahmini (milyar TL)Vergi içindeki pay
KDV5.681%28,5
Gelir vergisi5.533%27,8
ÖTV3.284%16,5
Kurumlar vergisi2.223%11,2
BSMV990%5,0
Harçlar748%3,8
Gümrük vergisi531%2,7
Damga vergisi467%2,3
Motorlu taşıtlar vergisi175%0,9

KDV, ÖTV, BSMV, harç, damga ve gümrük vergileri birlikte vergi gelirinin yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor. Dolaylı vergi, satın alınan mal ve hizmetin fiyatına gömülüdür; kimin aldığına bakmaz. Asgari ücretli bir işçi gelirinin neredeyse tamamını tüketime harcar; dolayısıyla gelirinin büyük bölümü KDV ve ÖTV'ye tabidir. Yüksek gelirli bir kişi gelirinin önemli kısmını tasarrufa, hisse senedine, gayrimenkule ayırır; bu kısım dolaylı vergiye hiç girmez. Sonuç: Dolaylı vergi, gelirle oranlandığında yoksuldan zengine doğru azalan, yani regresif bir vergidir.

Akaryakıtta litre fiyatının ciddi bir bölümünün vergi olduğunu "Yüz Lira Kimin İçin Ucuz?" yazımızda göstermiştik. Elektrik faturasındaki vergi ve fon yükünü elektrik tuzağı yazımızda ele almıştık. Bu kalemler, dolaylı verginin gündelik yüzüdür.

Gelir vergisi: Ücretlinin bordrodan kesilen vergisi

Gelir vergisinin büyük bölümü, ücretlilerden kaynakta kesinti (stopaj) yoluyla toplanır. İşçi maaşını almadan vergisini ödemiştir. Kaçıramaz, erteleyemez, istisna için lobi yapamaz. Üstelik vergi dilimleri enflasyon kadar güncellenmediğinde, işçi yıl ortasında bir üst dilime geçer ve net ücreti düşer. "Bordro erimesi" denen bu durum, enflasyonun ücretlilerden alınan gizli bir ek vergisidir.

Kurumlar vergisi: Yasada var, kasada yarım

Kurumlar vergisi 2027'de 2 trilyon 223 milyar lira olarak tahmin ediliyor. Ama aynı yıl kurumlar vergisi kapsamında vazgeçilen tutar 1 trilyon 79 milyar lira. Yani şirketler, ödedikleri her iki liraya karşılık neredeyse bir lirayı hiç ödemiyor. Yatırım indirimi, teşvik belgeleri, serbest bölge ve teknokent istisnaları, Ar-Ge indirimleri, ihracat istisnaları bu tutarın kaynaklarıdır. Bu teşviklerin bir kısmı gerçek yatırıma dönüşebilir; ama hangi sermayeye, hangi koşulla, hangi istihdam ve ücret şartıyla verildiği kamuoyuna açık değildir.

Servet ve mülkiyet: Neredeyse hiç

Türkiye'de servetin, gayrimenkul rantının, büyük sermaye kazançlarının vergilendirilmesi yok denecek kadar azdır. Emlak vergisi belediyelere kalır ve düşük değerler üzerinden hesaplanır. Hisse senedi kazancı büyük ölçüde vergiden muaftır. Erkan Baş'ın komisyonda aktardığı veriye göre en zengin yüzde 1, toplam servetin yüzde 40'ına sahip (Cumhuriyet). Bu servetin vergilendirilmemesi bir ihmal değil, bir tercihtir.

Gider Tarafı: Kalem Kalem Sınıfsal Karakter

Burada bütçenin her ana kalemini üç soruyla okuyoruz.

Faiz giderleri: 3 trilyon 975 milyar lira

Kimin elinde? Devlet iç borçlanma senetlerinin büyük bölümü bankaların, büyük fonların ve yabancı portföy yatırımcılarının elindedir. Mahalle bakkalının ya da asgari ücretlinin tahvili yoktur.

Kimin denetiminde? Faiz oranı, borçlanma vadesi ve döviz kompozisyonu Hazine, Merkez Bankası ve piyasa aktörleri arasında belirlenir; Meclis yalnızca toplam rakamı onaylar.

Kimin yararına? Rantiyenin. Günde yaklaşık 10,9 milyar lira faiz ödeniyor. Bu tutar, sosyal yardımlara ayrılan kaynağın üç katı (EMEP Keşan açıklaması, Keşan Postası). Faiz, vergiyle emekçiden toplanıp sermayeye ödenen en doğrudan transferdir.

İktidar, faizin GSYH'ye oranının 2002'deki yüzde 14,3'ten 2027'de yüzde 3,6'ya düştüğünü söylüyor. Doğru bir oran, yanlış bir sonuç: Önemli olan oranın değil, faize giden kaynağın sosyal harcamalarla ilişkisinin ne olduğudur. Orta Vadeli Program'a göre faiz 2028'de 4,7, 2029'da 5,2 trilyon liraya çıkacak; yani yük büyüyor.

Personel giderleri: 6 trilyon 318 milyar lira

Öğretmen, hemşire, memur, polis, asker maaşları bu kalemdedir. Bu kalem bütçenin en büyüğü olduğu için sık sık "şişkin kamu" söylemiyle hedef gösterilir. Oysa personel giderinin ezici çoğunluğu, kamu emekçilerinin ücretidir ve bu ücretler enflasyon karşısında sürekli erimektedir. Aynı kalemde üst düzey bürokrasinin çoklu maaşları, yönetim kurulu ücretleri ve atanmış yöneticilerin ayrıcalıkları da vardır; bu ikisi aynı kalemde toplandığı için kamu emekçisinin ücreti ile bürokrat elitinin ayrıcalığı aynı rakamın içinde kaybolur.

Kamu emekçileri açısından asıl sorun, toplu sözleşmenin grev hakkı olmadan, Hakem Kurulu'nun takdirine bırakılmasıdır. Bütçe, kamu emekçisinin örgütsüzlüğünü rakama döker.

Sosyal güvenlik transferleri: 3 trilyon 450 milyar lira

SGK'ya yapılan transfer, iktidar söyleminde "emekliler devlete yük" anlamında kullanılır. Gerçekte bu açığın kaynakları sınıfsaldır: yaygın kayıt dışı istihdam, patronlara verilen prim teşvikleri ve indirimleri, prim affı ve yapılandırmalar, düşük ücret üzerinden prim ödenmesi. Devlet, patronun ödemesi gereken primi teşvikle üstlenir, sonra SGK açığını vergiyle kapatır ve bunu "emekliye yapılan destek" diye sunar. Emekli ise en düşük aylıkla, ikinci bir işte çalışmaya mahkum edilir.

Mal ve hizmet alımları: 2 trilyon 184 milyar lira

Bu kalem kamunun dışarıdan satın aldığı her şeyi kapsar: temizlik ve güvenlik hizmeti, yemek, yazılım, danışmanlık, kira. Taşeronlaşmanın, ihale pazarlığının ve 21/b pazarlık usulüyle, davet yoluyla yapılan ihalelerin yoğunlaştığı yer burasıdır. Kamu İhale Kanunu yürürlüğe girdiği 2003'ten bu yana yüz defadan fazla değiştirildi; her değişiklik, istisna ve pazarlık alanını genişletti.

Sermaye giderleri: 1 trilyon 855 milyar lira

Kamu yatırımı, ilkesel olarak toplumsal mülkiyetin büyüdüğü yerdir: okul, hastane, demiryolu, su ve kanalizasyon. Ancak AKP döneminde kamu yatırımı iki biçimde içi boşaltıldı. Birincisi, yatırım KÖİ modeliyle özel sermayeye devredildi; devlet kendi okulunu, hastanesini yapmak yerine kira ödemeye başladı. İkincisi, yatırımın kendisi müteahhitlik rantının dağıtım kanalı oldu. EMEP'in aktardığına göre Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinde eğitim yatırımlarının payı 2002'de yüzde 17,18 iken 2027'de yüzde 7,75'e düşüyor (Keşan Postası).

Milli Eğitim: 2 trilyon 459 milyar lira

Mutlak olarak en büyük bakanlık bütçesi. Ama bütçenin yaklaşık yüzde 83'ü personel giderine gidiyor; okul yapımı, onarımı, öğrenciye ücretsiz yemek gibi kalemlere çok az şey kalıyor. Okullarda bir öğün ücretsiz yemek talebi, yıllardır bütçeye girmiyor. Bu arada eğitimin içeriği ve finansmanı vakıflar, dernekler ve protokollerle dini cemaat ağlarına açılıyor. Okul açılışı yazımızda "zil herkese aynı çalmaz" derken bunu kastetmiştik.

Sağlık: Kamu hastanesi kiracı, şehir hastanesi ev sahibi

Sağlık Bakanlığı'nın 2027 bütçesinde şehir hastanelerinin kullanım bedeli 82,3 milyar, hizmet alımı 78,4 milyar lira; toplam 160,7 milyar lira. Bu, bakanlık bütçesinin yaklaşık yüzde 10'u. 2026'nın ilk dokuz ayında bile ödenen tutar 108 milyar lirayı buldu (TR724). EMEP'in hesabına göre sağlık hizmet ödeneklerinin yaklaşık yüzde 69'u tedavi edici, yalnızca yüzde 27'si koruyucu sağlığa ayrılıyor. Koruyucu sağlık, hastalığı önler; tedavi edici sağlık, hastalıktan kar eder. Bütçenin tercihi, sağlığı bir "tedavi endüstrisine" teslim etmektir.

Milli Savunma: 1 trilyon 533 milyar lira, yüzde 86 artış

2027'nin en hızlı büyüyen kalemi. Milli Savunma Bakanlığı tavanı 823 milyar liradan 1 trilyon 533 milyar liraya çıkıyor (N24). Buna Savunma Sanayii Destekleme Fonu, Jandarma, Emniyet ve MİT bütçeleri eklenmiyor. Savunma sanayii, son yıllarda Türkiye'de sermayenin en karlı ve en korunaklı birikim alanlarından biri oldu: devlet garantili alıcı, uzun vadeli sözleşme, gizlilik ve teşvik. Silahlanma bütçesi, bir yandan sermayeye güvenli pazar, öte yandan iç ve dış baskı aygıtına kaynak demektir.

Diyanet: 229 milyar lira

Diyanet'in bütçesi yüzde 31 artışla 229 milyar liraya çıkıyor. Bu rakam pek çok bakanlığın bütçesinden büyüktür. Diyanet'in sınıfsal işlevi ideolojiktir: Yoksulluğu kader, sabrı erdem, itaati ibadet olarak sunan bir dilin kurumsal taşıyıcısıdır. Cuma hutbelerinin ekonomik krizlere, işçi ölümlerine, grevlere bakışı bu işlevin açık örneğidir. Aile yazımızda ideolojik aygıtın aileyi nasıl yeniden tanımladığını tartışmıştık.

Sosyal yardımlar: 1 trilyon 341 milyar lira

Bu kalemi ayrı bir başlıkta, partizanlaşma sorunuyla birlikte ele alıyoruz.

Sermayeye doğrudan destekler: 1 trilyon 9 milyar lira

EMEP'in hesabına göre bütçeden patronlara yapılan doğrudan destekler (teşvik, prim desteği, kredi faiz desteği, ihracat ve yatırım destekleri) 2025'te 561 milyar, 2026'da 713 milyar iken 2027'de 1 trilyon 9 milyar liraya çıkıyor (Keşan Postası). Bu rakama vergi harcamaları eklendiğinde, sermayeye bir yılda doğrudan ve dolaylı aktarılan kaynak yaklaşık 5,9 trilyon liraya ulaşıyor; bu, faiz giderinin bir buçuk katı.

Garantili Zenginlik: KÖİ Projelerinde Değerin Üstündeki Ödeme Nasıl Garanti Ediliyor?

Kamuoyunda "beşli çete" adıyla anılan, ana muhalefet partisinin dilinde Cengiz, Limak, Kolin, Kalyon ve Makyol'u kapsayan sermaye grubu, AKP döneminin büyük altyapı ihalelerinin önemli bölümünü üstlendi. Dünya Bankası'nın altyapıda özel katılım veritabanında bu şirketler, dünyada en çok kamu ihalesi alan şirketler listelerinde üst sıralarda yer aldı. Burada mesele tek tek şirketler değil, mekanizmanın kendisidir. Mekanizma, sermayenin riskini sıfırlayıp karını garanti eden bir sözleşme mimarisidir.

Bu mekanizma nasıl işliyor?

Talep garantisi. Köprü, otoyol ya da tünel için bir günlük araç sayısı garanti edilir. Kamuoyuna yansıyan sözleşme bilgilerine göre Osmangazi Köprüsü için günlük 40 bin, Avrasya Tüneli için günlük 68.500 araç gibi garanti eşikleri belirlendi. Bu kadar araç geçmezse, geçmeyen aracın parasını Hazine öder. Yani hiç geçmeyen bir araba için halk geçiş ücreti öder. Garanti sayıları, şirketin tuttuğu danışmanların iyimser trafik tahminlerine göre belirlenir; tahmin ne kadar şişirilirse garanti o kadar büyür.

Kur garantisi. Garanti ücretleri çoğunlukla dolar ya da avro cinsinden tanımlandı. Lira değer kaybettikçe Hazine'nin ödediği lira tutarı katlanır. Kur riskini taşıması gereken yatırımcı değil, liradaki her düşüşün faturasını ödeyen halktır. 2027 rakamları OVP'deki 56 liralık dolar kuru varsayımına dayanıyor; kur bu varsayımı aşarsa fatura büyüyecek (Başkent Postası).

Endeksli kira. Şehir hastanelerinde devlet, hastanenin sahibi değil kiracısıdır. Kira ve hizmet bedelleri döviz ve fiyat endekslerine bağlıdır. Hastane yirmi beş, otuz yıl boyunca kiralanır; sözleşme bittiğinde bina devlete geçer ama çoğu zaman o binanın inşaat maliyeti kira olarak birkaç kez ödenmiş olur.

Hizmet paketinin sözleşmeye gömülmesi. Şehir hastanelerinde temizlik, yemek, otopark, görüntüleme, laboratuvar gibi hizmetler de şirkete verilir. Böylece hastanenin "çekirdek" sağlık hizmeti dışındaki gelir getiren bütün alanları özel sermayeye açılır.

Borç üstlenimi. Proje şirketinin bankalardan aldığı krediler, Hazine'nin borç üstlenim taahhüdüyle güvenceye alınır. Proje batarsa krediyi devlet öder. Banka riski sıfıra iner, kredi maliyeti düşer, kar şirkette kalır.

Vergi istisnaları. KÖİ projelerinde KDV, damga vergisi ve harç istisnaları sözleşmenin parçasıdır. Devlet, bir yandan garanti öderken öbür yandan vergiden de vazgeçer.

Gizlilik. Sözleşmelerin önemli bölümü "ticari sır" gerekçesiyle kamuoyuna açılmaz. Sayıştay denetimi sınırlıdır, Meclis'te soru önergeleri çoğu zaman yanıtsız kalır. Halk, imzalamadığı ve göremediği bir sözleşmenin borçlusudur.

Rakamlar
DönemKÖİ ödemesi
2017–2026 (gerçekleşen)816 milyar TL (yaklaşık 31,5 milyar $)
2027 (öngörü)296,8 milyar TL
2028 (öngörü)354,7 milyar TL
2029 (öngörü)381,8 milyar TL
2017–2029 toplamyaklaşık 1,85–1,9 trilyon TL

Kaynak: YENİ Parti milletvekili Ulaş Karasu'nun bütçe ve OVP verilerine dayanan hesabı (Başkent Postası); 2027 kalemleri TR724. Bu tutarlara KİT'lerin ve merkezi yönetim dışındaki kurumların benzer sözleşmeleri dahil değildir.

Bu projelere başlanırken "cebimizden beş kuruş çıkmayacak" deniyordu. Rakamlar ortada. Kar özel, risk kamusal; buna "kamu-özel işbirliği" değil, kamunun özel sermayeye haraç ödemesi denir.

Yap-işlet-devret ile fon vurgunu arasındaki akrabalık

KÖİ ile son haftaların fon soruşturması aynı mantığa dayanır: Kamu kaynağının, iktidara yakın sermaye ve bürokrasi ağı tarafından, denetimden kaçırılarak ve "teknik" bir dil arkasına saklanarak özel birikime aktarılması. Fon vurgununun bedeli ve omurgadaki çatlak yazılarımızda bu ağı tartışmıştık. Bütçe ile borsa, garanti ile fon, aynı sınıf ilişkisinin farklı kanallarıdır.

Sosyal Devletin Partizanlaştırılması

Hak mı, lütuf mu?

1961 ve 1982 Anayasalarında "sosyal devlet" bir ilkedir. Sosyal devlet, yurttaşın belirli bir yaşam düzeyine hak olarak sahip olmasıdır: işsizlik sigortası, parasız sağlık, parasız eğitim, insanca konut. Hak, kimseye borçlu olmadan alınır.

AKP döneminde bu ilke yerini bir yardım rejimine bıraktı. Yardım rejiminde yurttaş hak sahibi değil, muhtaçtır. Yardım verilir ya da verilmez; miktarı, zamanı, biçimi idarenin takdirindedir. Takdirin olduğu yerde sadakat beklentisi vardır.

Yardımın örgütlenme ağı

Sosyal yardımın ana dağıtım kanalı, her il ve ilçede bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarıdır. Bu vakıfların başında vali ya da kaymakam bulunur; mütevelli heyetinde kamu görevlilerinin yanı sıra muhtarlar ve "hayırsever" olarak seçilen yerel kişiler yer alır. Yardıma kimin "muhtaç" olduğu, ev ziyaretleri ve yerel bilgi ile belirlenir. Bu yapı, merkezi iktidarın yerel siyasi ağlarıyla iç içe geçmeye son derece açıktır.

Seçim dönemlerinde kömür, erzak, beyaz eşya dağıtımının artması; yardım kartlarının, "Aile Destek Programı" gibi uygulamaların seçim takvimiyle eş zamanlı genişlemesi; muhalefetin yönettiği belediyelerin sosyal yardım kampanyalarının engellenmesi ya da hesaplarına bloke konması; bu rejimin yıllar içinde kamuoyuna yansıyan örnekleridir.

Vakıflar, dernekler ve cemaat ağı

Kamu kaynağı yalnızca bütçe yoluyla değil, protokoller, arsa tahsisleri, belediye bağışları ve kamu kurumlarıyla yapılan "işbirliği" anlaşmalarıyla da iktidara yakın vakıf ve derneklere aktarıldı. Yurt, kurs, burs ve gençlik çalışmaları bu ağ üzerinden yürütüldü. Böylece devletin sosyal işlevi, kısmen siyasal-dinsel bir örgütlenme ağına taşeron edildi. Bu ağdan burs alan öğrenci, yurt bulan aile, iş bulan genç; devlete değil, ağa borçlu hisseder.

Sınıfsal anlamı

Bu düzenin sınıfsal işlevi iki yönlüdür:

  1. Yoksulluğu yönetmek, ortadan kaldırmamak. Yardım rejimi yoksulu yoksulluk sınırının biraz üstüne çıkaracak kadar değil, düzene küsmeyecek kadar destekler. Ücretler düşük kalır, çünkü yardım ücretin bir kısmını sübvanse eder. Bu, patronlara dolaylı bir ücret desteğidir.
  2. Sınıf bilincinin yerine minnet ve sadakat koymak. Hak talep eden yurttaş örgütlenir; yardım bekleyen muhtaç tek başına sıraya girer. Yardım rejimi, sınıfsal dayanışmanın yerine dikey bir patronaj ilişkisi kurar.

Burada ilkemiz açık olmalı: Sosyal yardımın kendisine karşı değiliz. Yoksul ailenin kömürüne, öğrencinin bursuna, yaşlının desteğine sahip çıkarız. Karşı olduğumuz şey, bu desteğin hak olmaktan çıkarılıp partizan bir bağımlılık aracına dönüştürülmesidir. Talebimiz yardımın kesilmesi değil, evrensel, kuralı belli, siyasi takdirden arındırılmış sosyal haklardır.

İki Bütçe Mantığı Yan Yana

Bugünkü bütçe mantığıEmekten yana bütçe mantığı
Vergi gelirinin %60'ı dolaylı vergiDolaylı vergilerin temel tüketimde kaldırılması, servet ve büyük sermaye kazancının vergilendirilmesi
4,88 trilyon TL vergi harcaması, gerekçesi ve sonucu kapalıHer istisnanın istihdam, ücret ve sendika koşuluna bağlanması, kamuoyuna şirket şirket açıklanması
Faize 3,98 trilyon TLBorcun denetlenmesi, meşru olmayan borcun sorgulanması, faizin sosyal harcamanın önüne geçmemesi
KÖİ garantileri döviz cinsinden, sözleşmeler gizliSözleşmelerin tamamen açıklanması, garanti ödemelerinin durdurulması, projelerin kamulaştırılması
Sağlıkta şehir hastanesi kirası, tedavi endüstrisiKamu hastanesi, koruyucu sağlık, parasız sağlık hizmeti
Eğitimde yatırım payı %7,75Okul yapımı, her öğrenciye bir öğün ücretsiz yemek, parasız ve laik eğitim
Savunmaya %86 artışSilahlanma yerine konut, deprem güvenliği, iklim uyumu
Sosyal yardım takdire bağlı, vakıf ağıyla dağıtılıyorEvrensel sosyal haklar: işsizlik güvencesi, temel gelir güvencesi, parasız ulaşım ve enerji
Bütçe sermaye örgütleriyle hazırlanıp Meclis'te "usulen" görüşülüyorKatılımcı bütçe: sendikalar, meslek odaları, mahalle meclisleri bütçenin hazırlanmasında söz sahibi

Meclis Kürsüsünden ve Dışından: EMEP, TİP, DEM Parti, Yeni Parti, SOL Parti

Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde EMEP ve TİP vekilleri, bütçenin sınıfsal karakterini doğrudan dile getiren az sayıdaki ses oldular. DEM Parti aynı komisyonda bütçeyi barış, anadili ve yoksulluk ekseninde okuyor. Yeni Parti başka bir dille konuşuyor: "milletin kasası", "dayanıklılık", büyüme sıçraması. Yine de faiz, KÖİ, ücretlinin vergisi ve fon onların da gündeminde. Meclis dışında SOL Parti'nin bu bütçeye dair bulduğumuz sözü il yönetimi düzeyinde. TKP'nin 2027 bütçe kalemlerini açan ayrı bir metnine bu turda rastlamadık. Aşağıda her partinin kendi sözünü, kendi çerçevesiyle derledik. Liste, görüşmeler sürdükçe güncellenebilir.

Emek Partisi (EMEP)

İskender Bayhan (İstanbul), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi, 3 Kasım (Habererk/ANKA, Cumhuriyet):

  • 22 sayfalık bakanlık sunumunda "emek" kavramı yalnızca bir kez geçiyor; iş cinayetleri, sendikal haklar ve yoksulluk verileri yok.
  • Yaklaşık 2,5 milyon işyerinin 1 milyonu tehlikeli ya da çok tehlikeli sınıfta; buna karşın iş müfettişi sayısı 875'e düşürülmüş.
  • Raporlanan 5.573 denetimin 1.549'unda ceza kesilmiş; denetlenen her üç işyerinden yaklaşık birinde ihlal var.
  • Sendikalaşma oranı üç yılda yüzde 15,2'den yüzde 13,8'e geriledi; resmi oranın hesaplanma biçimi gerçek durumu gizliyor ("100 kişiden 94'ü sendikasız").
  • Sendika yetkisine itiraz davaları raporlarda yok; büyük holdingler ve tekeller yeterince denetlenmiyor.
  • Bakanlık grev alanlarına gitmiyor; sendikalı olduğu için atılan işçiler ve iş cinayetinde yakınını kaybeden aileler muhatap alınmıyor.
  • "Sosyal diyalog nutuklarını bırakın"; "emeğin kanını emen sermayenin borusunu öttürmekten vazgeçin."

İskender Bayhan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi, 3 Kasım (EMEP, Sondakika):

  • Sanayide yaklaşık 7 milyon işçi çalışıyor ama sunumda işçilerin ücreti, çalışma koşulları ve hak ihlallerinden "tek bir cümleyle bile" söz edilmiyor.
  • TÜİK verilerindeki sanayi üretimi gerilemesi sunuma yansıtılmamış.
  • Teşvikler kamu kaynağıyla holdinglere ve sermayedarlara aktarılıyor: "Sayın Bakan, kimin parasını dağıtıyorsunuz?"
  • Yüksek kar açıklayan grupların metal işçilerini işten çıkarması ve ücretleri düşürmesi; büyük fabrikalarda işçiye ikramiye yerine kek ve çikolata verilmesi.
  • Smart Solar'da sendikalaştığı için 85 işçinin işten atılması ve süren direniş.
  • Astor Enerji'de işçilerin çipli kartlarla izlenmesi (boynumuzdaki kart yazımız).
  • Diyarbakır'daki güneş enerjisi yatırımlarının Kervanpınar köylüleri üzerindeki etkileri.

EMEP'in 2027 bütçesine genel eleştirileri (EMEP Keşan ilçe örgütü açıklaması, 31 Ekim; Keşan Postası):

  • Bütçe, emekçilerden sermayeye doğru işleyen "tersine bir yeniden dağıtım mekanizması".
  • Faiz giderleri bütçenin yaklaşık yüzde 15'i ve sosyal yardımların üç katı.
  • Patronlara doğrudan destek 2025'te 561, 2026'da 713 milyar iken 2027'de 1 trilyon 9 milyar liraya çıkıyor.
  • KÖİ ödemeleri bütçe kaynaklarını "kara delik" gibi yutuyor.
  • MEB bütçesinin yüzde 83'ü personele gidiyor; eğitim yatırımlarının payı yüzde 17,18'den (2002) yüzde 7,75'e (2027) düştü.
  • Şehir hastanelerinin kira ve hizmet bedeli Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 10'unu aşıyor; sağlık "tedavi endüstrisinin" insafına bırakılıyor.
  • Kamu hizmetlerine ve yatırıma ayrılan pay düşerken vergi yükü ve cepten harcama artıyor.

EMEP'in süregelen bütçe talepleri (Sevda Karaca'nın önceki bütçe dönemlerinde dile getirdiği ve partinin bu yıl da sürdürdüğü çizgi; EMEP):

  • Yoksulluk sınırının altındaki ücretlerin vergiden muaf tutulması.
  • Temel tüketimde KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin kaldırılması.
  • Servet vergisi getirilmesi.
  • Yoksul emekçiler için elektrik, su, ulaşım ve ısınmanın ücretsiz olması.
  • Parasız ve nitelikli kamusal sağlık ve eğitim; okullarda bir öğün ücretsiz yemek.
  • Bütçenin TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB, TİSK gibi sermaye örgütleriyle hazırlanıp Meclis'te "usulen" görüşülmesinin eleştirisi.
  • "Bütçeyi mücadele değiştirir."
Türkiye İşçi Partisi (TİP)

Erkan Baş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi, 3 Kasım (Cumhuriyet):

  • AKP iktidarı döneminde 38.216 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti; bakanın sunumunda "tek bir satır" yok.
  • En zengin yüzde 1, toplam servetin yüzde 40'ına sahip; bütçe bu eşitsizliği hiç konu etmiyor.
  • İstihdam verisi 32,5 milyondan 32,4 milyona geriledi; "istihdam rekoru" söylemi gerçeği yansıtmıyor.

Erkan Baş, TBMM basın toplantısı, 4 Kasım (ANKA, Habererk):

  • "İktidarın öncelikleriyle halkın öncelikleri arasında muazzam bir uçurum var"; bütçede halkın gerçek sorunları konuşulmuyor.
  • Çalışanlar, işsizler ve iş cinayetinde ölenler iktidar için "sadece bir rakam"; ölümlerin "kaza" diye adlandırılması reddedilmeli.
  • Fon soruşturmasında Adalet Bakanı'nın açıklaması yarım kaldı; derhal idari soruşturma açılmalı, finans bürokrasisindeki rüşvet iddiaları ve siyasi bağlantılar aydınlatılmalı.
  • AYM ve AİHM kararlarına uyulmaması, Can Atalay'ın milletvekilliğinin hala iade edilmemesi; hukuk devletinin bütçeden bağımsız olmadığı vurgusu.

Not: TİP'in Meclis'te grubu bulunmadığı için Plan ve Bütçe Komisyonu'nda söz alma olanakları sınırlı. Bu nedenle partinin bütçe eleştirileri, komisyon konuşmalarının yanı sıra basın toplantıları ve Genel Kurul görüşmelerinde yoğunlaşacak. Genel Kurul görüşmeleri Aralık'ta yapılacak.

DEM Parti

DEM Parti bütçeyi EMEP ve TİP gibi bir sınıf bütçesi talebi olarak kurmuyor. Ekseni barış, anadilinde kamusal hizmet, yoksulluk ve komünal katılım. Aşağıdaki rakam ve talepler onların sözüdür.

Sevtap Akdağ Karahalı, saha kampanyasının açılışı, 16 Ekim (Evrensel). Bu konuşma komisyon görüşmelerinden önce. Karahalı, taslak ellerine ulaşınca daha ayrıntılı bakacaklarını söyledi:

  • "Bütçenin mantığının yoksulluğu derinleştirdiğini düşünüyoruz." Milli Eğitim'de personel gideri dışında kayda değer bir kalem görmediğini, sağlıkta ve tarımsal yatırımda kaynak olmadığını, silahlanma ve savaş sanayiindeki artışın en önde geldiğini, sermayeye kaynak transferinin ve teşviklerin sürdüğünü söyledi.
  • Çiftçilerin kredi ve borçlarının silinmesini, istihdam edilemeyen 18 yaş üstüne temel gelir aktarılmasını, kadınların sosyal güvenlik ve emeklilik haklarının devlet desteğiyle güvenceye alınmasını, açlık ve yoksulluk sınırının altındaki hanelere fatura ve temel gider desteği verilmesini istedi.
  • Gelirin servetten ve büyük ranttan alınması, bunun düşük ücretli kesime aktarılması, yoksul sofrasındaki dolaylı verginin düşürülmesi. Okullarda bir öğün ücretsiz ve hijyenik yemek; eğitim boyunca ulaşım, barınma ve okul giderinin parasız karşılanması.
  • Bütçe döneminin asgari ücret tespiti, kamu emekçilerinin zammı ve toplu sözleşme görüşmeleriyle eklemlendiğini söyledi. Talebin Meclis'te değil, ilde, ilçede, köyde, mahallede ve evde örgütleneceğini; ekmeğin, adaletin ve barışın birbirinden ayrılamayacağını ekledi.

Yılmaz Yıldırımcı, Ankara İl Örgütü, "Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe", 24 Ekim (Mezopotamya Ajansı):

  • Çerçeve yasadan sonraki ilk bütçe olduğunu söyledi. "Bütçede savaş için ayrılan 40 milyar doların barışçıl amaçlarla kullanılması"nı temel beklenti diye andı. Bu 40 milyar dolar onların hesabıdır.
  • Savunma bütçesinin bir önceki yıla göre yüzde 60 artışla ilk sırada olduğunu söyledi. "Savunma adı altında savaş baronlarına ve silah tekellerine dev bütçe ayrılmasını kabul etmek mümkün değildir."
  • Holdinglerin vergi borcu silinirken faiz ve rant adı altında sermayeye kaynak aktarıldığını sordu. Mitingde atılan sloganlar: "Savaşa değil halklara bütçe", "Fonculara değil emekçiye bütçe".
  • Bütçenin komünal olması gerektiğini söyledi. Halk bütçenin nesnesi değil, ortağı ve öznesidir.
  • Talepler: asgari ücret ve en düşük emekli aylığı açlık sınırının üzerine, yoksulluk sınırına endekslenerek vergiden muaf tutulsun. Emeklilere yılda dört kez asgari ücret tutarında ikramiye. Ücretler dört kişilik ailenin insanca yaşam standardına çıksın. Sağlık ve eğitim parasız, nitelikli ve anadilinde olsun. Müşteri garantili rant projeleri iptal edilsin. Her mahalleye 7/24 ücretsiz kreş ve bakım evi.

Meral Danış Beştaş ve Hakkı Saruhan Oluç, bütçenin geneli, 27 Ekim (Yeni Özgür Politika):

  • İkisi, bütçenin barış için değil ayrıcalıklı kesimler için düzenlendiğini söyledi ve ayrı bir kesin hesap komisyonu önerdi.
  • Beştaş: 86 sayfalık sunum kitapçığında yoksulluk kelimesi hiç geçmiyor. Demokrasi buharlaşmış, sosyal devlet unutulmuş, hukuk iki kez geçiyor. Savunma ve iç güvenliğe 3 trilyon 454 milyar lira ayrıldığını, bunun Milli Eğitim'in 2 trilyon 459 milyar liralık bütçesinden büyük olduğunu söyledi. Sağlık payını da bunun altında andı. Gazete bu tutarı "2 trilyon 134 milyon" diye yazmış. Cevdet Yılmaz'ın açıkladığı sağlık ödeneği 2 trilyon 134 milyardır.
  • Sosyal yardımların yüzde 46 arttığını ve bununla övünüldüğünü söyledi. "18 milyon yurttaşın muhtaç olması övünç değil, sofraya oturamayanların sayısıdır ve bu bir utanç vesikasıdır."
  • "2027 bütçesinin temel önceliği barış olmalıydı. Barış, sadece müzakere masasında değil, bütçede de karşılığını bulmalı."

Ayşegül Doğan, 27 Ekim (Yeni Özgür Politika):

  • Barış, demokrasi ve adalet için bir kalem görmediğini söyledi. Bir AKP'li yetkilinin "50 yılda 2 trilyon dolar heba edildi" sözünü andı. Bu, Doğan'ın aktardığı bir cümledir.
  • "2027 bütçesi toplumsal yaşamın hiçbir alanına dokunmuyor." "Barış ekmekten, adalet ve demokrasi de yoksulluktan ayrılabilir konular değildir."

Adalet Kaya (Diyarbakır) ve Kamuran Tanhan (Mardin), bütçenin geneli, 27 Ekim (Mezopotamya Ajansı):

  • Kaya, bunun AKP döneminin 25. bütçe planlaması olduğunu söyledi. "Siyasi varlığınızı ulusal ve uluslararası sermayenin desteğine bağlı gördüğünüz için onların çıkarını önceliklendiren bütçelerle yolunuza devam etmek istiyorsunuz." Kamu hizmetine erişimin eşit yurttaşlık hakkı olmaktan çıkıp bir lütuf gibi sunulduğunu ekledi.
  • Türkçe bilmeyen kadının hastanede, adliyede ve sosyal hizmette yaşadığı çaresizliğin, Alevi yurttaşın eşit hizmetinin bütçede bir kalemi olmadığını söyledi. LGBTİ+'ların ve göçmenlerin barınma ve sağlıkta bariyerle karşılaştığını andı. "Toplumun kırılgan kesimlerini yok sayan bu sistemin bütçesi halkların bütçesi olamaz."
  • DEM Parti olarak bu bütçeyi reddettiklerini söyledi. Karşısına, kadınların ekonomik bağımsızlığını güvenceye alan, bakım emeğini kamusallaştıran, şiddetten arınmış ve bütün ezilenleri gözeten bir bütçe hakkı koydu.
  • Tanhan: "23-25 bin lirayla bu ülkede hayatını idame ettirebilmek gerçekten bir dayanıklılık istiyor." "Bütçenin içerisinde refah yok, refahla ilgili bir iddia da yok." Bir hanenin gıda, kira ve faturayı ödemesinin insanca yaşamla aynı şey olmadığını söyledi.
  • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verisine dayanarak 18 milyonu aşkın yurttaşın sosyal yardıma muhtaç bırakıldığını, 4,5 milyon hanenin elektrik ve ısınma desteği olmadan kışı geçiremeyeceğini aktardı. "Sosyal devlette başarı, yardıma muhtaç yurttaş sayısını arttırmak ve bununla övünmek olmamalı."
  • "Ne kadar kazanıyorsanız o kadar az ödüyorsunuz veya istisnalardan yararlanıyorsunuz."

Mehmet Kamaç (Diyarbakır), Ticaret Bakanlığı bütçesi, 4 Kasım (Haberler):

  • Küçük işletme için güvenceye alınmış finansman, şeffaf destek, zamanında tahsilat, adil rekabet ve ödeme gücüne göre borç çözümü istedi.
  • "Bir bütçenin adaleti, en güçlü işletmeye ne kadar kaynak sunduğuyla birlikte en kırılgan işletmeye ayakta kalmak için nasıl imkan verdiğiyle de ortaya çıkar. Küçük esnaf ayrıcalık istemiyor."
Yeni Parti

Yeni Parti bütçeyi bir sınıf ilişkisi olarak kurmuyor. Aşağıdaki maddeler onların kendi cümleleri. Rakam, iddia ya da talep onların sözüdür; mahkeme kararı diye yazmıyoruz.

Cavit Arı (Antalya), bütçenin geneli, 27 Ekim (TBMM, Cumhuriyet):

  • Grup, komisyona "Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Fon Vurgununun Siyasi Sorumlusu" yazılı bir döviz getirdi.
  • Gelir 23 trilyon 408 milyar, açık 3 trilyon 868 milyar. Arı faiz giderini 3 trilyon 976 milyar söyledi. "Daha başlangıcında bütçenin üçte biri, bütçe açığı ve faiz giderlerinden oluşuyor."
  • 2019'da faiz gideri 100 milyar liraydı. Yedi yılda 3 trilyon 976 milyara çıktı. Arı buna "neredeyse 38 kat" dedi.
  • Enflasyon için saydığı mazeretler: Kovid, Ukrayna-Rusya savaşı, deprem, bu yıl Ortadoğu'daki savaş. Cevdet Yılmaz'ın "enflasyonun 7 puan artmasının sebebi bu savaş" sözüne itirazı şu: "Esas söylenmesi gereken artık sizin ülkeyi doğru yönetemediğiniz."

Cavit Arı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi, 3 Kasım (TBMM tutanağı, Vekilpedia):

  • Fon mağduriyetinin küçük yatırımcıya maliyetini yaklaşık 800 milyar lira söyledi. Borsa zararıyla maliyetin trilyonları geçtiğini ekledi.
  • En düşük emekli aylığı 23.552 TL, asgari ücret 28.075 TL. En düşük aylığı alan 5 milyon emeklinin maaşını asgari ücrete çıkarmanın maliyetini aylık yaklaşık 23 milyar, yıllık 270 milyar hesapladı. Aynı konuşmada bu farkı 277 milyar diye de andı. Talebi: en düşük emekli aylığı ve bayram ikramiyesi bir asgari ücret olsun.
  • Kamu mühendisinin brüt geliri 1994'te asgari ücretin 5,73 katıyken 2026'da 3,05 kata inmiş. Arı buna "yaklaşık yüzde 47 kayıp" dedi. TÜRK-İŞ'in ekim yoksulluk sınırı 123 bin TL; mühendis aylığı 92 bin TL ile bunun altında.
  • Yabancı mühendis ve mimara ödenecek ücret, brüt asgari ücretin en az 4 katı olmak zorunda. Bugün bu tutar brüt 132 bin TL. "Kendi mühendisimizden esirgediğimizi yabancı mühendislere verir durumdayız."
  • 2026'da ilk vergi dilimi 190 bin TL, 2027 öngörüsü 240 bin TL. Bordrolu çalışan üçüncü ya da dördüncü ayda üst dilime giriyor. 2002'den bu yana yeniden değerleme uygulanmış olsaydı ilk dilim 660 bin TL olmalıydı. İkinci dilim için 660 bin ile 1 milyon 400 bin arasını önerdi.
  • Kademeli emeklilik ve staj mağduriyeti ile esnaf ve çiftçinin SGK yapılandırması da talepleri arasında.

Özgür Karabat (İstanbul), bütçenin geneli, 27 Ekim (TBMM, Antep Manşet):

  • "Bu bütçede tercihlerin yanlış olduğunu, bütçenin faize çalıştığını, her yıl hedeflerin saptığını, vergi yükünün ücretli çalışana ve tüketiciye bindirildiğini, serveti vergileme konusunda neredeyse hiçbir tedbirin alınmadığını ve Meclisin bütçe hakkının her geçen gün daraldığını görüyoruz."
  • Fon soruşturması için hazırladıkları şemada 21 isim, 11 kurum ve tek bir atama yetkisi var. "Tutuklananlar sadece şirket patronları değil. Bunlar devletin aynı zamanda ekonomi kadrosu." Şemayı suç duyurusu değil, "siyasi sorumluluk belgesi" diye tanımladı.
  • 2025 kesin hesabında ücretlilerden kesilen gelir vergisi hedefin yüzde 33,5 üzerinde, kurumlar vergisi tahsilatı hedefin yüzde 22,8 altında kaldı.
  • 2026 enflasyon hedefi yüzde 28. Ücretli gelir vergisi tahsilatındaki artış hedefi yüzde 52. Karabat bu makası sorguladı.
  • En zengin yüzde 20 gelirin yüzde 48'ini, en yoksul yüzde 20 yüzde 6,4'ünü alıyor.
  • Sayıştay bulguları 1.049'dan 1.052'ye çıktı. 38 bulgu beş yıldır aynen tekrar ediyor.
  • Aynı konuşmada çözüm diye "büyük bir sıçrama, büyük bir devrimci kalkınma hamlesi" dedi. Bu, EMEP ve TİP'in sınıf bütçesi talebinden ayrı bir programdır. Karabat'ın ölçüsü büyüme ligidir.

Özgür Karabat, Çalışma bütçesi, 3 Kasım (ANKA, TBMM tutanağı, Vekilpedia):

  • TÜİK'e göre işsizlik yüzde 8,4, atıl işgücü yüzde 31,2. "Tam sekiz milyon kişi kayıt dışı çalışıyor." "Kayıt dışı çalışma Türkiye'nin bütün ekonomisini zehirleyen bir konu."
  • 2025'te 2.105 işçi çalışırken öldü. 94'ü çocuk. Çocukların korunması programına dört yıl tek kuruş ayrılmadığını sordu.
  • SGK'nin 2 trilyon 229 milyar liralık prim alacağının mali tablolara doğru yansıtılmadığını, icraya giden 340 milyar liranın muhasebe kaydına alınmadığını savundu.
  • Emekli aylıklarının yetmediğini, kademeli emekliliğin beklediğini söyledi. Grev ertelemelerinde "millî güvenlik" gerekçesinin ölçütünü ve bu yetkiden vazgeçilip vazgeçilmeyeceğini sordu.

Ümit Özlale (İzmir), bütçenin geneli, 27 Ekim (Antep Manşet):

  • "Dayanıklılık" temasını doğru, karşısındaki bütçeyi yanlış buldu.
  • Cumhurbaşkanlığı danışmanlığı ile bir portföy şirketinin yönetim kurulu üyeliğinin aynı kişide birleşmesini "ahbap çavuş kapitalizminin en vahşisi" diye adlandırdı.
  • Türkiye Sigorta yönetimini, kendi hesabına göre, 50 milyar TL'nin üzerinde dolandırmakla suçladı. Bu bir iddiadır, mahkeme kararı değildir. Özlale'nin sorusu, bu atamadan neden istifa çıkmadığıydı.

Ulaş Karasu (Sivas), KÖİ: Rakamlar yukarıda, garanti ödemeleri bölümünde. Sözü şu: "İktidarın garantisi şirkete, faturası millete." Köprüden geçmeyen, hastaneye gitmeyen yurttaşın da bu garantiyi vergiyle ödediğini söyledi. 21/b pazarlık ihalelerini aynı cümlede andı (Sivas İrade, CUMHA).

SOL Parti

SOL Parti'nin 2027 bütçesini kalem kalem açan bir merkez açıklamasına bu turda rastlamadık. Bulduğumuz söz il yönetimi düzeyinde.

Elyesa Uygun, Artvin İl Yöneticisi, 31 Ekim (Toplumsal). Cumhurbaşkanı'nın, 2027 bütçesinde emeklilerin yaşam koşullarına kaynak ayrıldığı yönündeki sözüne yanıt:

  • Emekli aylıklarının temel ihtiyaçları karşılamaktan uzaklaştığını söyledi. "Emeklilere bu kötü yaşam koşullarını reva gören kim?"
  • Maaş zamlarının ardından zorunlu tüketim ürünlerine daha yüksek zam geldiğini, "birkaç kuruşluk artış"ın pahalılıkta eriyeceğini söyledi. Açıklanan enflasyonun gerçek hayat pahalılığını yansıtmadığını ekledi.
  • "İnsanca yaşam yalnızca emeklilerin değil, işçinin, memurun, esnafın, çiftçinin, gençlerin ve bütün toplumun hakkıdır. Emekliye zam yapmak elbette gereklidir. Ancak asıl başarı, insanları zam beklemek zorunda bırakmayan bir ülke yaratmaktır."

Kasım başında Sivas Halkevi'nin 2027 bütçe görüşmelerine karşı Cumhuriyet Meydanı'nda okuduğu açıklamaya SOL Parti de, EMEP, Yeni Parti ve KESK Şubeler Platformu ile birlikte katıldı. Meydandaki metin Halkevleri'nindir. Onu SOL Parti'nin sözü diye yazmıyoruz (Sendika.Org).

Türkiye Komünist Partisi

TKP'nin 2027 bütçe teklifini kalem kalem açan bir metnine bu turda rastlamadık. 27 Ekim tarihli "Çalınan Cumhuriyeti Geri Almak Zorundayız" açıklaması Cumhuriyet Bayramı metnidir. Bütçe kalemlerini açmaz. Metin çıkarsa bu bölüme eklenir.

Partilerin eleştirilerinden çıkan ortak hat
  1. Bütçe sunumlarında işçi sınıfı, iş cinayetleri ve sendikasızlaştırma görünmez kılınıyor.
  2. Faiz, KÖİ garantileri ve teşviklerle kamu kaynağı sermayeye aktarılıyor.
  3. Vergi yükü dolaylı vergiler ve ücret stopajıyla emekçinin sırtında.
  4. Denetim aygıtı (iş müfettişleri, Sayıştay, Meclis) işlevsizleştiriliyor.
  5. Bütçe ile hukuksuzluk, fon vurgunu ve yolsuzluk aynı iktidar ağının parçaları.

Bu ortak hat, Kurtuluş Bildirgesi yazımızda ve Örgütlenme 2.0 önerimizde savunduğumuz sol partiler arası ortak eylem için somut bir zemin sunuyor. Bütçe dönemi, grupçuluğu bir kenara bırakıp ortak rakamlar, ortak talepler ve ortak eylem takvimi kurmak için iyi bir fırsattır.

DEM Parti bu kalemlerin bir kısmını barış, anadili ve komünal bütçe talebiyle okuyor. Yeni Parti faiz, KÖİ, ücret stopajı ve fonu sayıyor; programı büyüme sıçraması ve "milletin kasası". SOL Parti'nin bulduğumuz sözü, emekli aylığının pahalılıkta eridiği ve insanca yaşamın bütün toplumun hakkı olduğu. EMEP ve TİP aynı rakamlardan servet vergisi, temel tüketimde dolaylı verginin kaldırılması ve bütçeyi mücadelenin değiştireceği sonucunu çıkarıyor.

Somut Görevler

  1. Kendi bütçeni oku. Bir aylık maaşının ne kadarının KDV, ÖTV ve gelir vergisi olarak devlete döndüğünü hesapla. Market fişindeki KDV satırına, akaryakıt fişine, elektrik faturasındaki vergi ve fon kalemlerine bak.
  2. İşyerinde ve okulda bütçe atölyesi yap. Bu yazıdaki tabloları kullanarak on beş dakikalık bir anlatım hazırla: faiz ve sosyal yardım, vergi harcaması ve kurumlar vergisi, şehir hastanesi kirası ve sağlık yatırımı.
  3. Yerel KÖİ'yi takip et. Şehrinde bir şehir hastanesi, garantili otoyol ya da köprü varsa, bunların yıllık ödemelerini bilgi edinme başvurusuyla ve muhalefet milletvekillerinin soru önergeleriyle takip et.
  4. Sosyal yardımda hak dilini kur. Yardım alan komşunun yanında dur; yardımın lütuf değil hak olduğunu, miktarının ve koşullarının kurallı olması gerektiğini anlat. Partizan dağıtım örneklerini belgele.
  5. Sendikalı ol, sendikalı yap. Bütçeyi değiştiren güç, ücret pazarlığını ve grevi yapabilen örgütlü işçidir. Sendikalaşma oranı yüzde 14'ün altındaysa bütçe de sermayenin bütçesidir.
  6. Ortak bütçe talepleri için imza ve eylem. EMEP ve TİP'in ortak noktalarını sendikalar, meslek odaları ve gençlik örgütleriyle buluşturacak yerel bütçe forumlarına katıl ya da örgütle.
  7. Genel Kurul görüşmelerini izle ve paylaş. Aralık'taki görüşmelerde sınıfın sesini yükselten konuşmaları kesip paylaş; iktidarın "mali disiplin" dilinin karşısına rakamlarla çık.

Sevgili Genç Yoldaşlar

Bütçe, her yıl Meclis'te bir maraton olarak oynanan bir oyun gibi görünür. Bakanlar sunum yapar, muhalefet eleştirir, iktidar çoğunluğu oylar, bütçe geçer. Bu tören, bütçenin asıl yazıldığı yeri gizler. Bütçe, sermaye örgütlerinin masasında, kredi derecelendirme kuruluşlarının raporlarında, müteahhitlerin sözleşmelerinde, faiz piyasasında yazılır. Meclis'e gelen, çoktan yazılmış olanın onayıdır.

Ama tarih bize şunu da öğretiyor: 1960'larda sosyal devlet ilkesinin bütçeye girmesi, işçilerin örgütlü mücadelesiyle oldu. 1989 Bahar Eylemleri, kamu emekçilerinin ücretlerini bütçe masasına zorla getirdi. Bütçeyi değiştiren her şey, Meclis'in dışında kurulan örgütlü güçtü; kürsüdeki ses, sokaktaki gücün yankısıydı.

Bugün bir işçinin bordrosundan kesilen her vergi, bir müteahhide ödenen garanti ücretinin, bir rantiyeye ödenen faizin, bir silah şirketine verilen siparişin içinde bir yere karışıyor. Bunu bilmek ilk adımdır. Bu bilgiyi örgütlü bir talebe dönüştürmek, ikinci ve asıl adımdır.

Bütçe kimin, sorusunun yanıtı bugün açık: sermayenin. Yarın ne olacağı ise bizim ne kadar örgütlü olacağımıza bağlı. Bütçeyi mücadele değiştirir.


Kaynaklar

2027 bütçesi rakamları

KÖİ ve garanti ödemeleri

EMEP ve TİP eleştirileri

DEM Parti'nin bütçe söylemi

SOL Parti ve TKP

Yeni Parti'nin bütçe söylemi

Kuramsal kaynaklar

  • Karl Marx, Kapital, Cilt I, 24. Bölüm ("Sözde İlkel Birikim")
  • James O'Connor, The Fiscal Crisis of the State (1973)
  • Rudolf Goldscheid, Staatssozialismus oder Staatskapitalismus (1917)

Bilgi Müşterekleri'nden ilgili yazılar


Bu yazı Bilgi Müşterekleri'nin canlı belgelerindendir; CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır. Kaynak göstererek çoğaltabilir, değiştirebilir, paylaşabilirsiniz. Plan ve Bütçe Komisyonu ve Genel Kurul görüşmeleri ilerledikçe güncellenecektir.

İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği