Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaKılavuzlarPopüler İçeriklerİletişim

Medeni Kanun'un 100. Yılında Nafakanın Sınıfı

Kutlama Fotoğrafının Dışında Kalan Kadınlar İçin

Yazar: Oğuz Demirkapı
Medeni Kanun'un 100. Yılında Nafakanın Sınıfı

Yüz Yıllık Kanun, Bitmeyen Pazarlık: Medeni Kanun'un 100. Yılında Nafakanın Sınıfı

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Bu fotoğrafa iyi bakın.

Türkiye Barolar Birliği bu sabah paylaştı: bir kalabalığın önünde yürüyen Mustafa Kemal ve yanında, çan şapkalı, uzun paltolu kadınlar. Üstünde kırmızı harflerle bir tarih: 4 Ekim 1926. Altında: Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğe Girişinin 100. Yılı Kutlu Olsun.

Güzel bir fotoğraf. Ama dikkat edin, fotoğraftaki kadınların hepsi kentli, hepsi eğitimli, hepsi aynı sınıftan. O yıl bu ülkede yaşayan kadınların dörtte üçünden fazlası köydeydi. Tarlada, ahırda, tezgâhta. Fotoğrafa girmediler.

Bu yazıda üç soru soracağız:

  1. Medeni Kanun ne getirdi?
  2. Kime ulaştı, kime ulaşmadı?
  3. Yüz yıl sonra neyi geri almaya çalışıyorlar?

Üçüncü sorunun bugünkü adı nafaka. Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafaka kararı dört gün önce, 30 Eylül'de Resmî Gazete'de yayımlandı. Meclis bu ay 13. Yargı Paketi'ni bekliyor. Yüzüncü yıl kutlaması ile geri adımın takvimi aynı haftaya denk geldi. Bu bir rastlantı. Ama rastlantıların da okunması gerekir.


Giriş: Kısaca Ne Anlatacağız?

Ayrıntıya girmeden önce bütün yazıyı birkaç paragrafta özetleyelim.

Ne getirdi? 4 Ekim 1926'da yürürlüğe giren Medeni Kanun, İsviçre'den alınan bir metinle aile hukukunu dinden ve cemaatten ayırdı. Tek eşlilik, resmî nikâh, mahkemede boşanma, mirasta ve tanıklıkta eşitlik getirdi. Kadını hukuken birey yaptı. Bu büyük bir adımdı. Ama aynı gün Borçlar Kanunu da yürürlüğe girdi: Medeni Kanun, laik hukukun olduğu kadar soyut, eşit, mülk sahibi bireye dayanan burjuva hukuk düzeninin de kuruluş belgesiydi.

Ne getirmedi? Kocayı "birliğin reisi" saydı. Kadının çalışmasını 1990'a kadar kocasının iznine bağladı. Ve en önemlisi, mal ayrılığı rejimiyle kadının evlilik içindeki ücretsiz emeğini hukuken sıfır kabul etti.

Kime ulaştı? Kentli, okumuş kadına. Köylü ve işçi kadına ancak örgütlü emek onu oraya taşıdıkça ulaştı. Cumhuriyet boyunca defalarca çıkarılan nüfus afları, kanunun toplumun bir kesimi için kâğıt üstünde kaldığının resmî itirafıdır.

Dünyada ne oldu? Aynı yıl Sovyet Rusya ev içi emeği mülk paylaşımına dönüştüren bir aile kanunu çıkardı, on yıl sonra geri adım attı. Fransa'da 1965'e, Batı Almanya'da 1977'ye, İsviçre'de 1988'e kadar evli kadın kocasının gölgesindeydi. İran 1979'da, Türkiye 2021'de geri gitti. Ders açık: kazanılmış hak yoktur, korunan hak vardır.

2001'de ne değişti? Yeni Medeni Kanun reisliği kaldırdı, edinilmiş mallara katılmayı getirdi; ama yalnızca 2002 sonrası edinilen mallar için. 2002 öncesi evlenmiş kadınların çoğunun bugün elinde tek bir güvence var: süresiz yoksulluk nafakası.

Bugün ne oluyor? Anayasa Mahkemesi 2012'de Anayasa'ya uygun bulduğu "süresiz" ibaresini 4 Haziran 2026'da iptal etti; karar 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek. 13. Yargı Paketi taslağı nafakayı evlilik süresinin yarısına, en az beş yıla bağlıyor; kesinleşmiş nafakaları da bir yıl sonra kesmeyi öngörüyor.

Sınıfsal okuma ne diyor? Nafaka, devletin üstlenmesi gereken sosyal güvencenin eski eşe devredilmiş hâlidir. Onu kaldırmak erkek işçinin ücretini artırmaz, kadını daha da yoksullaştırır; kazanan, sosyal harcamadan kurtulan devlet ve ücretsiz bakım emeğinin süreceğinden emin olan sermayedir. Nafakanın az olduğu ülkeler, kreşin ve sosyal güvencenin çok olduğu ülkelerdir. Türkiye faturayı kaldırıyor, hizmeti getirmiyor.

Ne yapmalı? Tartışmayı "erkek mi mağdur, kadın mı" sorusundan "devlet neden ikisini de yalnız bırakıyor" sorusuna taşımak. Nafaka güvence fonu, kreş, istihdam ve yaşlı kadınlar için prim borçlanması talep etmek. Ve dokuz ayı saymak.

Şimdi ayrıntıya geçelim.


Bir Gün, İki Kanun: 4 Ekim 1926

743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi 17 Şubat 1926'da kabul edildi, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girdi. Kaynağı, 1907'de kabul edilip 1912'de yürürlüğe giren İsviçre Medeni Kanunu'ydu (ZGB). Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt'un komisyonu metni büyük ölçüde çevirdi, az sayıda yerde uyarladı.

Şimdi takvime bir daha bakın. Aynı gün, 4 Ekim 1926'da, bir kanun daha yürürlüğe girdi: 818 sayılı Borçlar Kanunu. Sözleşmeler, alım satım, kira, hizmet akdi, haksız fiil. Aynı yıl İtalyan modelinden Ceza Kanunu, Alman ve İtalyan kaynaklı Ticaret Kanunu geldi.

Bu sıralama tesadüf değil. Bir yanda kişi ve aile hukuku: kim kişidir, kim evlenebilir, kim mirasçıdır. Öte yanda sözleşme hukuku: kim kiminle hangi koşulda anlaşma yapar, mülk nasıl el değiştirir. İkisi aynı binanın iki katıdır. Sözleşme yapabilen birey olmadan piyasa olmaz. Piyasa olmadan da sözleşme yapabilen bireye ihtiyaç duyulmaz.

Yoldaş, buradaki hareketi iyi kavrayın. 1926 hukuk devrimi, dinî hukuktan laik hukuka geçişti; bu doğru ve büyük bir adımdı. Ama aynı zamanda, Mecelle'nin parçalı, topluluk ve statü temelli dünyasından burjuva hukuk düzeninin soyut, eşit, mülk sahibi bireyine geçişti. Medeni Kanun bu yüzden hem bir özgürleşme metniydi hem de bir sınıf düzeninin kuruluş belgesi. İkisini aynı anda görmek zorundayız. Birini görüp ötekini görmeyen ya mezar sever olur ya da inkârcı.


Ne Getirdi? — Mecelle'den Kanun-ı Medenî'ye

1917'de Osmanlı'da bir Hukuk-ı Aile Kararnamesi çıkarılmış, iki yıl sonra, 1919'da kaldırılmıştı. 1926'ya gelindiğinde aile hukuku hâlâ dinî kurallara, mezheplere, cemaatlere göre bölünmüştü. Medeni Kanun bunu tek hamlede kaldırdı.

1926 öncesi4 Ekim 1926 sonrası
Erkeğe dört kadınla evlenme hakkıTek eşlilik; ikinci evlilik hükümsüz
Dinî nikâh, kayıt yokResmî nikâh zorunlu, devlet memuru önünde
Erkeğin tek taraflı boşama hakkı (talak)Boşanma mahkeme kararıyla, iki taraf da dava açabilir
Mirasta kız çocuğuna erkeğin yarısıMirasta eşitlik
Mahkemede iki kadının tanıklığı bir erkeğe denkTanıklıkta eşitlik
Velayet babadaVelayet anne ve babada (anlaşmazlıkta babanın sözü geçer)
Evlilik yaşı yok, çocuk evliliği olağanAsgari evlilik yaşı
Mezhebe, cemaate göre ayrı hukukHerkese tek kanun

Bunlar küçük şeyler değil. Bir kadının kocası tarafından tek cümleyle sokağa atılamaması, mahkemeye kendi adıyla gidebilmesi, babasının mirasından kardeşiyle eşit pay alabilmesi. Dört yıl sonra, 1930'da yerel, 1934'te genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı geldi.

Bir de şunu bilin: İsviçre, kanununu Türkiye'ye "öğreten" ülke, kadınlara federal oy hakkını 1971'de verdi. Türkiye'den otuz yedi yıl sonra. Ve İsviçre, kocanın "evlilik birliğinin reisi" olduğu hükmü kendi kanunundan 1988'de çıkardı. Öğretmen öğrenciden geri kalabilir. Hukukun ilerlemesi düz bir çizgi değildir.

Nazan Moroğlu'nun bu sabahki cümlesi meseleyi doğru yere koyuyor: Medeni Kanun, "kadının birey ve yurttaş olarak kabul edilmesinin hukuki temelidir." (Cumhuriyet, 4 Ekim 2026)

Hukukî temel. Bu kelimeyi aklınızda tutun. Temel binanın kendisi değildir.


Ne Getirmedi? — Reis, İzin ve Karşılıksız Emek

1926 kanunu kadını birey yaptı. Ama evliliğin içinde onu ikinci birey olarak bıraktı.

Kocanın reisliği. Kanun kocayı "birliğin reisi" saydı. Oturulacak evi koca seçti, ailenin geçimi ve temsili ondaydı.

Çalışma izni. Kadının bir meslek ya da sanat icra etmesi kocasının açık ya da örtülü iznine bağlıydı. Bu hüküm 1926'dan 1990'a kadar yürürlükte kaldı. Altmış dört yıl. Kaldıran Meclis değil, Anayasa Mahkemesi oldu.

Soyadı. Kadın evlenince kocasının soyadını aldı. Bu kural Anayasa Mahkemesi'nin iptaliyle 28 Ocak 2024'te düştü. (bianet) Kasım 2024'te iktidar, kadının bekârlık soyadını yalnızca kocasının soyadıyla birlikte kullanabilmesini öngören bir maddeyi 9. Yargı Paketi'ne koydu; kadın örgütlerinin itirazıyla madde 7 Kasım 2024'te Genel Kurul'da geri çekildi. (Medyascope) Yüz yıl sonra bile bir soyadı için Meclis kapısında nöbet tutuluyor.

Mal ayrılığı. Ve en önemlisi, en az konuşulanı. 1926 kanununun yasal mal rejimi mal ayrılığıydı. Yani evlilik boyunca kimin adına ne kaydedildiyse onundu. Ev kocanın adına alındıysa kocanın, tarla kocanın adına tapuluysa kocanın. Kadının yirmi yıl boyunca o evi çekip çevirmesi, çocukları büyütmesi, kocası fabrikada ya da dükkândayken hasta kayınvalideye bakması, tarlada ücretsiz aile işçisi olarak çalışması, hukuken sıfırdı.

Engels bunu 1884'te yazmıştı: modern bireysel aile, kadının açık ya da örtülü ev köleliği üzerine kurulur. (Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni) Medeni Kanun bu köleliği kaldırmadı. Ona eşit miras ve resmî nikâh ekledi, ama emeğin karşılığını sormadı.

Bu soru tam yetmiş beş yıl bekledi. Ve hâlâ bitmedi. Nafaka tartışmasının kökü burada.


Kâğıt ile Köy Arasında

Kanun Ankara'da yürürlüğe girdi. Köye yürüyerek gitmedi.

Bunun en çıplak kanıtı bizzat devletin çıkardığı kanunlardır. Cumhuriyet boyunca, resmî nikâhsız birleşmeleri ve bu birleşmelerden doğan çocukları kayda geçirmek için defalarca "nüfus affı" çıkarıldı. 1945'te 4727 sayılı, 1956'da 6652 sayılı, 1965'te 554 sayılı, 1981'de 2526 sayılı, 1991'de 3716 sayılı kanunlar. Bir kanunun her on yılda bir affa ihtiyaç duyması, o kanunun toplumun bir kesimi için kâğıt üstünde kaldığının resmî itirafıdır.

Neden? Çünkü resmî nikâh, nüfus kaydı, mahkeme, avukat, tapu; bunların hepsi para, okuma yazma ve kente erişim demekti. 1926'nın köylü kadını için boşanma davası açmak, ulaşılamayacak kadar uzaktı. Miras eşitliği, mirasın tek bir tarla olduğu ve o tarlanın erkek kardeşte kalmasının "örf" sayıldığı yerde işlemedi. Çok eşlilik yasaktı, ama ikinci eş "imam nikâhlı" olarak yaşadı ve çocukları affa kadar babasız kaldı.

Hukuk eşitliği ilan edebilir. Eşitliği gerçekleştiren, maddî koşullardır.

Bu, 1926'yı küçültmek için söylenmiyor. Tersine: Medeni Kanun'un kentli orta sınıf kadınına sağladığını köylü ve işçi kadına da sağlamak, bu ülkenin sol ve kadın hareketinin yüz yıllık programı oldu. Köy Enstitüleri, ebe-hemşire okulları, kooperatifler, sendikalar, kreş talebi. Kanunu köye götüren kendisi değil, örgütlü emek oldu. Bugün de öyle.


Aynı Yıl, Başka Bir Kanun: Dünyada Neler Yaşandı?

1926'nın Kasım ayında, Moskova'da da bir aile kanunu kabul edildi. Sovyet Rusya'nın 1926 Evlilik, Aile ve Vesayet Kanunu, resmî kaydı olmayan fiilî evlilikleri de tanıdı; evlilik içinde edinilen malın eşit bölüşümünü getirdi; nafaka yükümlülüğünü genişletti. Bu, 1918 kanununun devamıydı: dinî nikâhın yerine sivil nikâh, gerekçe gösterilmeden boşanma, "gayrimeşru çocuk" kavramının kaldırılması, eşlerin soyadını koruyabilmesi. (Family in the Soviet Union)

Aynı yıl iki kanun. Biri kadını birey yapıp mal ayrılığında bıraktı; öteki ev içi emeği mülkiyet paylaşımına dönüştürmeye çalıştı. Kollontai'nin programı açıktı: ev işini toplumsallaştırmak, çamaşırhaneyi, yemekhaneyi, kreşi kamusal hâle getirmek.

Ve sicilimizi dürüst tutalım: 1936'da Sovyetler Birliği'nde kürtaj yasaklandı, boşanma zorlaştırıldı; 1944'te boşanma daha da güçleştirildi, çok çocuklu annelere "Kahraman Anne" unvanı verildi. Sanayileşme ve savaş nüfus istiyordu; aile buna göre yeniden tanımlandı. Aile Dosyası'nda yazdığımız tez burada da geçerli: üretim ilişkileri neyi gerektiriyorsa, "aile" ona göre yeniden yazılır. Sağ iktidarlarda da, bürokratik yönetimlerde de.

Şimdi dünyaya geniş açıdan bakalım:

YılÜlke ve gelişme
1907 / 1912İsviçre Medeni Kanunu (ZGB) kabul / yürürlük
1918 / 1926Sovyet Rusya: sivil nikâh, serbest boşanma; fiilî evliliğin tanınması, edinilmiş malın eşit bölüşümü
1926Türkiye: Medeni Kanun
1936 / 1944Sovyetler Birliği: kürtaj yasağı, boşanmanın zorlaştırılması
1956Tunus: Kişisel Statü Kanunu, çok eşlilik yasağı, mahkemede boşanma (Code of Personal Status)
1965Fransa: kadın kocasının izni olmadan çalışabilir, banka hesabı açabilir
1967 / 1975 / 1979İran: Aileyi Koruma Kanunu; 1979 devriminden sonra askıya alındı (Family Protection Law)
1970 / 1975İtalya: boşanma yasası (1974 referandumuyla korundu), aile hukuku reformu
1977Batı Almanya: "ev kadını evliliği" modeli kanundan çıkarıldı
1981İspanya: Franco sonrası boşanma hakkı
1988İsviçre: kocanın reisliği kaldırıldı
1990Türkiye: kadının çalışmasında koca izni Anayasa Mahkemesi'nce iptal
1995İrlanda: referandumla boşanma hakkı
2001 / 2002Türkiye: yeni Medeni Kanun, reislik kalktı, edinilmiş mallara katılma
2004Şili: boşanma hakkı
2011Malta: referandumla boşanma hakkı
2021Türkiye: İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme
2022Küba: Aile Yasası, ev içi bakım emeğinin yasal tanınması

Bu tablodan üç ders çıkıyor.

Birincisi: Kadının hukukî eşitliği Avrupa'da da yakın tarihtir. Fransa'da 1965'e, Batı Almanya'da 1977'ye, İsviçre'de 1988'e kadar evli kadın kocasının gölgesinde yaşadı. "Batı bunu çoktan çözdü, biz geriyiz" anlatısı yanlıştır.

İkincisi: Haklar geri alınabilir. İran 1979'da, Sovyetler 1936'da, Türkiye 2021'de geri adım attı. Kazanılmış hak diye bir şey yoktur; korunan hak vardır.

Üçüncüsü: Her ilerleme bir örgütlülüğün ürünüdür. İtalya'da boşanma referandumu, İspanya'da Franco sonrası işçi ve kadın hareketi, Türkiye'de 2001'e giden kadın kampanyaları. Hiçbiri yukarıdan bağışlanmadı.


2001: İkinci Dalga ve Yarım Kalan Hesap

1990'larda kadın örgütleri Medeni Kanun'un yeniden yazılması için kampanya yürüttü. Sonuç 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu oldu: 22 Kasım 2001'de kabul, 1 Ocak 2002'de yürürlük.

Ne değişti?

  • "Reis" kalktı. Eşler birliği birlikte yönetir, oturulacak evi birlikte seçer.
  • Evlilik yaşı kadın ve erkek için eşitlendi.
  • Yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma oldu. Evlilik boyunca emekle edinilen mal, boşanmada yarı yarıya paylaşılır.

Üçüncü madde 1926'nın en büyük eksiğini kapatmaya çalıştı. Ev içi emeğin bir karşılığı vardı artık: ev kimin adına alınırsa alınsın, o evde emeği geçen kadının yarı hakkı.

Ama. Yürürlük Kanunu, edinilmiş mallara katılmanın yalnızca 1 Ocak 2002'den sonra edinilen mallara uygulanmasını öngördü. Öncesi için mal ayrılığı sürdü. Yani 1970'te evlenip 2003'te boşanan bir kadının otuz iki yıllık emeğinin otuz yılı, yine hukuken sıfırdı.

Bu kadınlar bugün altmışlı, yetmişli yaşlarda. Ellerinde mal yok, çoğunun sigorta primi yok, çünkü hayatları boyunca "ev kadını" oldular. Ellerinde tek bir şey var: süresiz yoksulluk nafakası. Ve şimdi o da gidiyor.

Bunu bir kenara yazın. Az sonra döneceğiz.


Geri Sayım: Yüzüncü Yıla Giden On Yıl

2001'den sonra yön değişti. Kanun yerinde duruyor, etrafı oyuluyor.

TarihNe oldu
17 Mayıs 2012Anayasa Mahkemesi süresiz nafakayı Anayasa'ya uygun buldu
Kasım 20177039 sayılı Kanun: müftülere resmî nikâh kıyma yetkisi
20 Mart 2021İstanbul Sözleşmesi'nden gece yarısı kararnameyle çekilme
28 Ocak 2024Kadının soyadı kuralının iptali yürürlüğe girdi
7 Kasım 2024Kocanın soyadını zorunlu kılan madde yargı paketinden geri çekildi
6 Ocak 20252025 "Aile Yılı" ilan edildi
2 Mayıs 20262026/4 sayılı Genelge: "Aile ve Nüfus On Yılı"
4 Haziran 2026Anayasa Mahkemesi süresiz nafakayı iptal etti
23 Haziran 2026Nafaka maddesi 12. Yargı Paketi'nden çıkarıldı
20 Ağustos 202613. Yargı Paketi nafaka taslağı basına yansıdı
30 Eylül 2026İptal kararı Resmî Gazete'de
4 Ekim 2026Medeni Kanun'un yüzüncü yılı
30 Haziran 2027İptal yürürlüğe giriyor

İlk ve sekizinci satırı yan yana koyun. Aynı madde, aynı mahkeme. 2012'de Anayasa'ya uygun, 2026'da aykırı. Anayasa'nın ilgili maddeleri değişmedi. Değişen ne?

Aile Dosyası'nda yanıtını yazdık. Değişen, devletin aileden beklediğidir.


Nafaka: Ne Oldu?

Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026'da, Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin itiraz başvurusu üzerine, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. Karar oy çokluğuyla alındı; üç üye karşı oy kullandı. Esas 2025/156, Karar 2026/131. İptal kararı 30 Eylül 2026 tarihli, 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı ve dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek. (Av. Murat Aydar, SonKarar)

Gerekçe: süresiz yükümlülük, nafaka ödeyen tarafın mülkiyet hakkını ölçüsüz biçimde sınırlıyor; taraflar arasındaki "adil denge" bozuluyor.

Mahkeme aynı maddeyi 17 Mayıs 2012'de (E.2011/136, K.2012/72) incelemiş, aykırılık görmemişti. On yıllık bekleme süresi dolunca yeniden inceleyebildi.

Karşı oy yazan üyelerin dediği şuydu: nafaka bir ödül ya da ceza değil, boşanmanın yarattığı ekonomik çöküşe karşı bir güvencedir; çocuk bakımı ve ev işi, ki bunları çoğunlukla kadınlar üstlenir, boşanmadan sonra da süren bir kazanç kapasitesi açığı yaratır. (BirGün)

Çoğunluk gerekçesinde bu açığa, yani kadın emeğinin istatistiğine dair tek bir veri yok. Mülkiyet hakkı var. Emek yok.

Sınıfsal okuma: Burada iki hak karşı karşıya getirildi: nafaka yükümlüsünün mülkiyet hakkı ile nafaka alacaklısının yaşama hakkı. Mahkeme mülkiyeti seçti. Bu, 1926'nın Borçlar Kanunu'yla Medeni Kanun'u aynı gün yürürlüğe sokan mantığın yüz yıl sonraki yankısıdır: bir yanda soyut, eşit, mülk sahibi iki birey; öte yanda yirmi yıl boyunca mülk edinmesi engellenmiş bir insan. Soyut eşitlik, somut eşitsizliğin üstüne serilince eşitsizliği korur.


Taslak Ne Diyor?

Habertürk'ün 20 Ağustos 2026 tarihli haberine göre AKP'nin hazırladığı 13. Yargı Paketi taslağında nafaka için öngörülen model şöyle: (Habertürk)

  • Nafaka süresi evlilik süresinin yarısı kadar olacak.
  • Evlilik ne kadar kısa olursa olsun, en az 5 yıl.
  • Süre dolduktan sonra, yaşlılık ya da çalışamama hâlinde bir yıl içinde başvurulursa hâkim süreyi uzatabilecek.
  • Aylık nafaka toptan ödemeye çevrilebilecek.
  • Kesinleşmiş nafakalar, kanunun yürürlüğünden sonra bir yıl daha ödenecek, sonra kesilecek.
  • Boşanma davası önce karara bağlanacak; nafaka, velayet, tazminat ve mal paylaşımı ayrı davalarda görülecek.
  • Mal paylaşımı davalarında zamanaşımı 10 yıldan 5 yıla inecek.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 18 Eylül'de paketin Ekim'de Meclis'e geleceğini söyledi. 1 Ekim itibarıyla teklif henüz sunulmamıştı. (Habertürk)

Şimdi taslağı üç hayatın üzerine koyalım.

Ayşe. 1998'de 22 yaşında evlendi, 2018'de 42 yaşında boşandı. Yirmi yıl. Hiç sigortalı çalışmadı. Taslağa göre nafakası 10 yıl sürer; 52 yaşında kesilir. Bu yaşta, prim günü sıfır, mesleği olmayan bir kadının işgücü piyasasında karşılaşacağı şey bellidir: kayıt dışı temizlik işi, gündelikçilik, bakım işi. Emekliliği yok.

Fatma. 1975'te evlendi, 2005'te boşandı. Otuz yıllık evliliğin edinilmiş malının hepsi 2002 öncesine ait, yani mal ayrılığına tabi; payı yok. Bugün 70 yaşında, tek geliri süresiz nafaka. Taslağın geçiş hükmüne göre yasa yürürlüğe girdikten bir yıl sonra nafakası kesilecek. Uzatma imkânı geçiş hükmüne tabi olanlara da açık mı? Taslağın basına yansıyan hâli bunu söylemiyor.

Zeynep. 2019'da evlendi, iki çocuğu var, 2025'te boşandı. Velayet onda; TÜİK'e göre 2025'te velayetin %74,6'sı anneye verildi. Altı yıllık evlilik, nafaka en az 5 yıl. Çocuklar okul çağına geldiğinde nafaka biter; iştirak nafakası çocuk içindir, Zeynep'in kaybettiği kariyer yılları için değil.

Üç hayatta ortak olan ne? Hepsinde kayıp evlilik süresinden değil, evlilik içinde üstlenilen ücretsiz emekten kaynaklanıyor. Taslak süreyi takvimle ölçüyor. Emeği ölçmüyor.


Yoksulluk Nafakası Ne Değildir?

Tartışma o kadar çarpıtıldı ki önce kanunun kendisini okumak gerekiyor. TMK 175:

"Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz."

Buradan dört şey çıkıyor.

Nafaka cinsiyetsizdir. Kanun "kadın" demiyor, "taraf" diyor. Boşanma yüzünden yoksullaşan erkek de nafaka isteyebilir. Moroğlu'nun bu sabah hatırlattığı gibi, nafaka yalnızca kadınların hakkı değildir. (Cumhuriyet) Kadınların ağırlıkla alması, kanunun değil, iş bölümünün sonucudur.

Nafaka yoksulluk şartına bağlıdır. Herkes alamaz. Boşanma yüzünden yoksullaşmayan kimse istemez, alamaz.

Nafaka yükümlünün gücüyle sınırlıdır. "Malî gücü oranında." Asgari ücretli erkekten, olmayan para istenmez.

"Süresiz", "ömür boyu koşulsuz" demek değildir. TMK 176'ya göre nafaka alan yeniden evlenirse nafaka kendiliğinden kalkar. Evlenmeden fiilen evli gibi yaşarsa, yoksulluğu sona ererse ya da "haysiyetsiz hayat" sürerse mahkeme kararıyla kalkar. Tarafların malî durumu değişirse artırılır ya da indirilir.

Yani "süresiz nafaka" denen şey, aslında yoksulluk sürdüğü sürece demektir. İptal edilen, yoksulluğun sürüp sürmediğini sormadan, takvim doldu diye kesme yetkisidir.


Rakamla Konuşalım

Nafaka tartışmasında en çok konuşan şey sıfatlar oldu: "mağdur", "ömür boyu", "kölelik". Rakamlara bakalım.

  • 193.793 çift 2025'te boşandı; kaba boşanma hızı binde 2,26. Boşanmaların %34'ü ilk beş yılda. (TÜİK, Evlenme ve Boşanma İstatistikleri 2025)
  • Velayetin %74,6'sı anneye verildi.
  • Kadın istihdam oranı %32,1, erkek %66,4. 25–49 yaşında, 3 yaş altı çocuğu olan kadınlarda istihdam %26,2; aynı durumdaki erkeklerde %91. (Cumhuriyet, TÜİK verileri)
  • EMEP'ten Selma Gürkan'a göre ortalama nafaka aylık 2.000 TL civarında; pek çok kadın buna da ulaşamıyor. (aynı kaynak)
  • TÜRK-İŞ'e göre Ağustos 2026 açlık sınırı 37.388 TL. Net asgari ücret 28.075,50 TL.

Son iki satırı yan yana koyun. Ortalama nafaka, açlık sınırının yüzde beşi kadar. Net asgari ücretin yüzde yedisi. (Hesap bizim.)

Yani bu ülkede "nafaka" diye savaşılan para, çoğu durumda bir kadını geçindirmeye yetmiyor. Bir sembol. Ama sembol önemli: devletin, evlilik içinde harcanan emeğin bir borç doğurduğunu kabul ettiğinin sembolü. Kaldırılmak istenen şey para değil, bu kabuldür.

EŞİK'in cümlesi bunu söylüyor: mesele hiçbir zaman nafakanın miktarı olmadı; mesele kadının ekonomik bağımsızlığını elinden almak ve itaate dayalı hiyerarşik bir aile modelini dayatmak. (Cumhuriyet)


Dünyada Nafaka: Kim Neyi Neyle Değiştirdi?

İktidar cephesinin en sık tekrarladığı cümle: "Dünyanın hiçbir yerinde süresiz nafaka yok." Bakalım.

ÜlkeModelAltında yatan
İsveç ve İskandinavyaBoşanma sonrası eş nafakası istisnai; ilke "kendi geçimini sağlama" (1987 Evlilik Kanunu)Evrensel kreş, bireysel vergilendirme, bireysel emeklilik, yüksek kadın istihdamı. Nafakanın yerini sosyal devlet tutuyor
Almanya2008 reformu: "öz sorumluluk"; çocuk bakan eşe nafaka esas olarak çocuk 3 yaşına kadar. 2013'te düzeltme: evlilik süresi yeniden dikkate alınacak (LTO)Reform, kariyerini aileye feda eden kadınları yoksullaştırdı; beş yıl sonra geri adım atıldı. Çocuk nafakası ödenmezse devlet avans veriyor (Unterhaltsvorschuss)
Massachusetts (ABD)2011 Nafaka Reformu: süre evlilik süresinin yüzdesi (5 yıla kadar %50, 15–20 yıl %80); 20 yılı aşan evliliklerde süresiz nafaka mümkünUzun evliliklerde ekonomik bağımlılığın kalıcı olduğu kabul ediliyor
Florida (ABD)2023: kalıcı nafaka kaldırıldı; süreli nafaka evlilik süresinin %50–75'i (Lowndes)Yeni ve görülmekte olan davalara uygulandı
Türkiye (taslak)Evlilik süresinin yarısı, en az 5 yıl; kesinleşmiş nafakalar da bir yıl sonra kesilecekKreş oranı OECD'nin dibinde, kadın istihdamı %32, sosyal yardım haneye bağlı

Bu tablodan çıkan ders, iktidarın anlattığının tam tersidir.

Nafakanın az olduğu yerler, sosyal devletin çok olduğu yerlerdir. İsveçli kadın eski kocasından nafaka istemiyor, çünkü çocuğu kamusal kreşte, kendisi tam zamanlı işte, emekliliği kendi adına. Türkiye İsveç'in nafaka modelini alıp İsveç'in kreşini, istihdamını, emeklilik sistemini almıyor. Faturayı kaldırıp hizmeti getirmiyor.

Almanya'nın deneyimi de açık: 2008'de "öz sorumluluk" adına nafaka kısıldı, 2013'te uzun evlilikler için geri getirildi. Çünkü öz sorumluluk, kendini geçindirecek iş ve bakım altyapısı olmadan bir sloganın ötesine geçmiyor.

Ve "dünyada süresiz nafaka yok" cümlesi de doğru değil: Massachusetts, ABD'nin en "liberal" eyaletlerinden biri, yirmi yılı aşan evliliklerde süresiz nafakaya hâlâ izin veriyor.


"Nafaka Mağduru" Söylemi: Hakkını Teslim Et, Sonra Tamamla

Şimdi zor kısma gelelim. Çünkü sizin aranızda, ailenizde, mahallenizde nafaka ödeyen, ödeyemeyen, ödeyemediği için tazyik hapsiyle karşılaşan erkekler var. Asgari ücretle çalışan, kirasını çıkaramayan, bir de eski eşine nafaka ödemesi gereken bir işçinin öfkesi gerçek.

Bunu küçümsemeyeceğiz. Hakkını teslim edelim: Asgari ücretle iki haneyi geçindirmek mümkün değil. Bir işçinin maaşından nafaka kesildiğinde, o işçi de yoksullaşıyor.

Ama sonra şu soruyu soralım: iki yoksulun kavgasında kazanan kim?

Nafaka, işlevi bakımından, devletin üstlenmesi gereken bir sosyal güvencenin özel bir kişiye devredilmesidir. Boşanan kadının yoksulluğuna karşı bir sosyal sigorta, bir kamusal gelir desteği, bir istihdam garantisi, bir kreş yok. Onun yerine devlet diyor ki: eski kocan ödesin. Eski koca asgari ücretliyse, devlet bir yoksulu ötekinin sigortası yapıyor.

Şimdi o nafakayı kaldırınca ne oluyor? Erkek işçinin ücreti artmıyor. Kirası düşmüyor. Kadın daha da yoksullaşıyor. Devletin bütçesinden tek kuruş çıkmıyor. Kazanan, ne erkek işçi ne kadın: sosyal harcama yapmaktan kurtulan devlet ve ücretsiz bakım emeğinin süreceğinden emin olan sermaye.

Bize sunulan tartışmaBizim açtığımız tartışma
Erkek mi mağdur, kadın mı?Devlet neden ikisini de yalnız bırakıyor?
Süresiz mi, süreli mi?Yoksulluk sürüyor mu, sürmüyor mu?
Nafaka yükümlüsünün mülkiyet hakkıÜcretsiz emeğin karşılığı
"Ömür boyu kölelik"Yirmi yıllık primsiz emeğin emekliliği
Boşanmayı caydırmakBoşanabilmeyi mümkün kılmak
Aileyi korumakAile içindeki zayıfı korumak
Nafakayı kaldırmakNafaka güvence fonu, kreş, istihdam

İşçiler Neden Sağa Oy Veriyor? yazısında anlattık: sağ, sınıfın içindeki gerçek öfkeyi sınıfın kendisine çevirmekte ustadır. Erkek işçinin ekonomik öfkesi, patronuna ya da devlete değil, eski karısına yönlendiriliyor. "Nafaka mağdurları" söylemi, yoksulluğun cinsiyetlere bölünerek yönetilmesinin adıdır.


Neyin Üstü Örtülüyor?

Nafaka bir boşanma meselesi gibi görünüyor. Aslında boşanabilme meselesidir.

Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir kadın, şiddet gördüğü evliliği bitiremez. Nereye gidecek? Konukevi sayısı belli, kreş yok, iş yok. Elindeki tek güvence, boşandıktan sonra açlığa düşmeyeceğini bilmektir. O güvence takvime bağlanınca, kadın evliliği bitirmeden önce iki kez düşünür. Nafakanın kısıtlanması, boşanmanın dolaylı yoldan kısıtlanmasıdır.

Bunun neden önemli olduğunu Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun her ay açıkladığı rakamlar söylüyor. Yalnızca Temmuz 2026'da 25 kadın öldürüldü, 31 kadın şüpheli biçimde hayatını kaybetti. (Evrensel) Kadınların öldürülmesinin en sık gerekçeleri arasında yıllardır aynı şey var: boşanmak, ayrılmak, kendi hayatına karar vermek istemek.

Bir de aynı taslakta sessizce duran madde var: mal paylaşımı davalarında zamanaşımının on yıldan beş yıla indirilmesi. Boşandıktan sonra hayatını toparlamaya çalışan, avukat parası biriktiren, hangi malın kimde olduğunu sonradan öğrenen kadının hak arama süresi yarıya iniyor. Nafakadan sonra sıra edinilmiş mallara geliyor. 2001'in kazanımı, 1926'nın yüzüncü yılında kemiriliyor.

Ve hepsinin üstündeki çerçeve: Aile Dosyası'nda incelediğimiz 2026/4 sayılı "Aile ve Nüfus On Yılı" Genelgesi. Doğurganlık 1,42'ye düşmüş, 2025 "Aile Yılı"nda boşanma 25 yılın zirvesine çıkmış. İktidarın yanıtı: boşanmayı pahalılaştır. Ücretsiz bakım emeğini hane içinde tut. Ahlakı konuş, bütçeyi konuşma.

Resmî anlatıSınıfsal okuma
Süresiz nafaka adaletsizYoksulluk sürdüğü sürece; zaten yeniden evlenmeyle kalkıyor
Mülkiyet hakkı korunmalıYirmi yıl mülk edinmesi engellenen insanın hakkı ne olacak?
Dünyada böyle yokMassachusetts'te var; İsveç'te gerek yok çünkü kreş var
Erkekler mağdurYoksul erkek de yoksul kadın da devlet tarafından yalnız bırakılmış
Aileyi koruyoruzBoşanmayı pahalılaştırıyor, kadını evliliğe mahkûm ediyoruz
Yargıyı hızlandırıyoruzMal paylaşımında hak arama süresini yarıya indiriyoruz
Medeni Kanun'un 100. yılı kutlu olsunKutlarken maddelerini birer birer geri alıyoruz

Somut Görevler

Yoldaş, yüzüncü yıl bir tören değil, bir takvimdir. Meclis bu ay toplanıyor; teklif önümüzdeki haftalarda gelecek. Dokuz ay var. Şunlar yapılabilir:

  1. Kanunun kendisini oku. TMK 175 ve 176. İki madde, beş dakika. "Ömür boyu" yalanını bir sonraki sohbette tek cümleyle çürütürsün: "Yeniden evlenirse zaten kalkıyor. Sen neyin kalkmasını istiyorsun?"

  2. Tartışmayı yer değiştir. "Erkek mi mağdur, kadın mı?" sorusuna: "Devlet neden ikisine de kreş, iş, sosyal güvence vermiyor?" İki yoksulu kavgadan çıkarıp üçüncü tarafa döndürmek, en küçük ve en etkili müdahaledir.

  3. Üç rakamı ezberle. %32,1 kadın istihdamı. %26,2 küçük çocuklu kadın istihdamı. 2.000 TL ortalama nafaka karşısında 37.388 TL açlık sınırı.

  4. Taslağı takip et, metni iste. 13. Yargı Paketi Meclis'e sunulduğu gün metni oku. Geçiş hükmünü, uzatma koşullarını, zamanaşımı maddesini ayrı ayrı işaretle. Basına yansıyanla teklife giren arasındaki farkı kayda geçir.

  5. Sendikanı sok. Şube gündemine tek soru: "Üyemiz olan kadınların boşanma sonrası güvencesi ne?" Ardından talep: toplu sözleşmelere kreş, ebeveyn izni, şiddet gören işçiye ücretli izin ve iş güvencesi maddesi. Aile Dosyası'nda gösterdik: İş Kanunu md. 88'in kreş zorunluluğu işyerlerinin binde birini kapsıyor.

  6. Nafaka Güvence Fonu talebini yükselt. Nafaka ödenmediğinde devlet ödesin, sonra yükümlüden tahsil etsin. Almanya bunu çocuk nafakası için 1980'den beri yapıyor. Yoksul erkeği hapse, yoksul kadını açlığa terk etmeyen tek çözüm budur.

  7. 2002 öncesi evlilikleri unutma. Edinilmiş mallara katılmadan yararlanamayan, prim günü olmayan yaşlı kadınlar bu düzenlemenin en savunmasız kesimi. Onlar için ev kadınlarına geriye dönük prim borçlanması ve kamusal yaşlılık geliri talebini öne çıkar.

  8. Kadın örgütlerini sahiplen. EŞİK, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Mor Çatı, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, baroların kadın hakları merkezleri. Açıklamalarını oku, imza kampanyalarına katıl, eylemlerine git. Bu örgütler Ailem Güvende operasyonunda bizim yanımızdaydı. Dayanışma çift yönlüdür.

  9. Kendi evine bak. Ücretsiz bakım emeği bir soyutlama değil; annenin, kız kardeşinin, eşinin günde dört saati. Erkek yoldaşlar: bulaşık, çamaşır, hasta bakımı, çocuk. Sınıf bilinci mutfakta da sınanır.

  10. Tarihi eksiksiz bil. 1926'yı ne put yap ne inkâr et. Neyi getirdiğini, neyi getirmediğini, kime ulaşıp kime ulaşmadığını bil. Sovyet 1926'yı da, 1936'yı da bil. Ne aziz ne cani.

  11. Bilişim emekçisiysen teknik yükü üstlen. Taslak metinlerinin, AYM kararının, karşı oy yazılarının, kadın örgütlerinin açıklamalarının arşivini al. Nafaka hesaplayıcısı gibi basit bir araçla, taslağın kimin hayatına ne yapacağını görünür kıl. Somut olan ikna eder.

  12. Dokuz ayı say. 30 Haziran 2027. Takvimi duvara as. Her ay bir eylem, bir açıklama, bir toplantı. Kazanılmış hak yoktur, korunan hak vardır.


Sevgili genç yoldaşlar,

Üç soruya üç yanıt verdik.

Ne getirdi? Medeni Kanun, kadını hukuken birey yaptı: tek eşlilik, resmî nikâh, mahkemede boşanma, mirasta ve tanıklıkta eşitlik. Bu büyük bir adımdı ve bunu söylemekten çekinmeyeceğiz.

Kime ulaştı? Kentli, okumuş, mülk sahibi aileden gelen kadına. Köylü kadına, işçi kadına, ancak örgütlü emek onu oraya taşıdıkça ulaştı. Kanun kadını birey yaptı, ama ev içindeki emeğini görmedi; o emeğin karşılığı yetmiş beş yıl sonra, o da yarım yamalak geldi.

Neyi geri alıyorlar? Tam da o emeğin karşılığını. Nafaka, ücretsiz emeğin geç gelen ve eksik ödenen bir taksitidir. Kaldırılmak istenen, birkaç bin liralık bir ödeme değil; evlilik içindeki emeğin bir borç doğurduğu kabulüdür.

Bu sabah paylaşılan fotoğraftaki kadınlar yüz yıl önce bir kanunla yürüdü. Bugün o kanunun yüzüncü yaşını kutlayanların bir kısmı, aynı hafta onun maddelerini tek tek geri alıyor. Fotoğrafı paylaşmak kolay. Fotoğrafın arkasındaki kanunu korumak örgüt ister.

1926'da hukuk eşitliği ilan etti. 2026'da gördüğümüz şey, eşitliğin ilan edilmekle değil, savunulmakla var olduğudur.

Yüz yıl önce kanun kadını birey yaptı. Yüz yıl sonra onu birey olarak tutacak olan kanun değil, örgütlü kadınla örgütlü işçinin aynı safta durmasıdır.


Bağlantılı Yazılarımız

Aile, bakım emeği ve devlet

Emek ve sınıf

Tarih ve hesaplaşma


Kaynaklar

Gündem

Anayasa Mahkemesi nafaka kararı

13. Yargı Paketi

Tepkiler

Veri

Mevzuat ve tarih

Dünyada nafaka

Kuramsal arka plan


Bu yazı Bilgi Müşterekleri'nde yayımlanmıştır. Oran hesapları (ortalama nafakanın açlık sınırına ve asgari ücrete oranı) bize aittir ve metinde belirtilmiştir. Örnek hayatlar (Ayşe, Fatma, Zeynep) taslağın etkisini göstermek için kurgulanmıştır. CC BY-SA lisansıyla, kaynak göstererek çoğaltabilirsiniz. Çoğaltın.

Etiketler:#kadın#nafaka#medenikanun#hukuk#anayasa#kanun

İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği