Eylül Enflasyonu, TÜİK–ENAG Makası
İki Termometre, Tek Ateş

İki Termometre, Tek Ateş: Eylül Enflasyonu, TÜİK–ENAG Makası ve Faturanın Sınıfı
Kısaca: Bugün Ne Açıklandı, Ne Anlama Geliyor?
Bu sabah saat 10.00'da iki termometre aynı hastanın ateşini ölçtü.
TÜİK Eylül'de tüketici fiyatlarının aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 29,73 arttığını açıkladı. Yılbaşından bu yana artış yüzde 24,32, on iki aylık ortalama yüzde 31,49. Yıllık rakam, aylar sonra ilk kez yüzde 30'un altına indi; hükümet cephesinin bugünkü manşeti bu (Forbes Türkiye, Gazete Vatan).
ENAG (Enflasyon Araştırma Grubu) aynı ay için aylık yüzde 2,10, yıllık yüzde 46,61 dedi (Politikars, Son Mühür).
İki rakamın arasında 16,88 puan var. Bu bir yuvarlama farkı değil; bir yılda bir asgari ücretlinin cebinden sessizce çıkan yaklaşık bir buçuk aylık ücrettir.
Beş cümlede sınıfsal özet:
- Fiyatlar her ay, ücret yılda bir kez güncelleniyor. Asgari ücret Ocak'tan beri 28.075,50 lirada sabit; TÜİK'in kendi rakamıyla bile bu ücret Ocak'tan bu yana alım gücünün yaklaşık beşte birini (yüzde 19,6) kaybetti.
- Kira artış tavanı yüzde 31,49 oldu, ücret artışı sıfır. Mülk sahibinin geliri büyük rakama, ücretlinin geliri küçük rakama, çoğu zaman hiçbir rakama bağlı değil.
- Merkez Bankasının yıl sonu "ara hedefi" yüzde 24'tü; Eylül'de yılbaşından beri artış yüzde 24,32 oldu. Hedef üç ay erken aşıldı. Ama Ocak'taki asgari ücret pazarlığı yine "hedef" üzerinden yapılmak istenecek.
- Gıda Eylül'de yüzde 0,20 düştü, eğitim, konut ve ulaştırma tırmandı. Okul açıldı, kira ve enerji zamlandı, motorinin ÖTV takvimi işliyor. Ortalama düşerken işçi hanesinin asıl kalemleri yükseliyor.
- Asıl soru "hangi termometre doğru" değil, "kimin ateşi ölçülüyor". TÜİK de ENAG da "ortalama" bir hane ölçer. Kiracı, asgari ücretli, okul çağında çocuğu olan bir işçi hanesinin enflasyonu ise ikisinden de ayrı bir şeydir. Ortalama enflasyon diye bir şey yoktur; sınıf enflasyonu vardır.
Aşağıda bunu rakam rakam açıyoruz. Bu yazı, Temmuz'da yayımladığımız Sınıf Mücadelesinin Pusulası: Enflasyonun Ekonomi Politiği ve İşçi Sınıfının Yağmalanması yazısının üzerine kurulu; ayrıca Bir Litre Mazotun Sınıfı, Ağustos'ta İşsizlik Nereye Saklandı? ve TÜİK: İki Rakam, Tek Ülke: %8,1 ve %30,6 yazılarımızla birlikte okunmalı.
Sevgili Genç Yoldaşlar,
Her ayın üçünde ya da beşinde aynı tören tekrarlanır. Saat ona doğru telefonlar ısınır, TÜİK rakamı düşer, beş dakika sonra ENAG'ınki gelir, ekranlar ikiye bölünür: bir yanda "enflasyon düşüyor", öbür yanda "TÜİK yalan söylüyor". Akşama kadar herkes kendi rakamını savunur, ertesi sabah konu kapanır.
Bu yazının amacı o törenden çıkmak. Çünkü iki rakamın kavgası, bir rakam kavgası olarak kaldığı sürece kazanan hep aynı taraftır. Temmuz yazımızda bu farka "epistemolojik savaş" demiştik ve doğru demiştik: Hangi verinin "gerçek" sayılacağı, kimin ücretinin ne kadar artacağını belirler. Ama savaşın cephesi iki kurumun arasında değil; rakamın kimin hayatına göre ölçüldüğü sorusunda.
Bugün üç şey yapacağız:
- Önce rakamları düzgünce okuyacağız: TÜİK ne dedi, ENAG ne dedi, aradaki fark neyin farkı?
- Sonra bu rakamların kimin cebine nasıl dokunduğunu hesaplayacağız: asgari ücretli, memur, emekli, kiracı, öğrenci velisi.
- En son da bize düşeni konuşacağız: termometre kavgasından ücret kavgasına nasıl geçilir?
Rakamlar: İki Kurum, İki Ölçü
TÜİK ne dedi?
TÜİK'in Eylül 2026 tüketici fiyat endeksi bülteninin özeti şöyle (Forbes Türkiye, Öğretmenler Sitesi, Meridyen Haber):
| Gösterge | Eylül 2026 |
|---|---|
| TÜFE aylık | %1,84 |
| TÜFE yıllık | %29,73 |
| Yılbaşından bu yana (Aralık 2025'e göre) | %24,32 |
| On iki aylık ortalama (kira tavanı) | %31,49 |
| Çekirdek enflasyon (C endeksi) yıllık | %29,00 |
| Yİ-ÜFE aylık | %2,07 |
| Yİ-ÜFE yıllık | %27,38 |
| Fiyatı artan / düşen madde sayısı (174 içinde) | 133 / 35 |
Ana harcama gruplarına bakınca tablo şöyle:
| Grup | Aylık | Yıllık | Yıllık enflasyona katkı (puan) |
|---|---|---|---|
| Gıda ve alkolsüz içecekler | −%0,20 | %27,62 | 6,73 |
| Ulaştırma | %2,79 | %35,10 | 5,96 |
| Konut, su, elektrik, gaz | %2,71 | %39,99 | 4,84 |
| Eğitim | %14'ün üzerinde | %48,62 | — |
| Sağlık | — | %43,26 | — |
| Giyim ve ayakkabı | — | %13,22 | — |
Kısa bir not: Eylül'ün aylık rakamı Ağustos'unkiyle aynı, yüzde 1,84 (Yeniçağ, Serbestiyet). Temmuz'da yüzde 1,78'di (Info Yatırım). Yıllık rakamın düşmesinin ana nedeni, geçen yılın Eylül'ündeki yüksek aylık artışın hesaptan çıkmasıdır; buna iktisatta baz etkisi denir. Yani yıllık rakam, bu ay fiyatlar yavaşladığı için değil, geçen yıl bu ay çok hızlı arttığı için düştü. Bu ayrımı bilmeyen, "enflasyon düşüyor" manşetine kolayca inanır.
ENAG ne dedi?
ENAG, bir grup bağımsız akademisyenin 2020'de kurduğu ve kendi fiyat derlemesiyle aylık endeks yayımlayan bir girişim. Kuruluşundan bu yana TÜİK'in şikâyetlerine ve "dezenformasyon" suçlamalarına hedef oldu; yani yalnızca bir istatistik değil, bir istatistik mücadelesinin de tarafı.
| Gösterge | Ağustos 2026 | Eylül 2026 |
|---|---|---|
| E-TÜFE aylık | %2,24 | %2,10 |
| E-TÜFE yıllık | %49,03 | %46,61 |
| TÜİK yıllık (karşılaştırma) | %31,51 | %29,73 |
| Yıllık fark (puan) | 17,52 | 16,88 |
Kaynak: Son Mühür, Politikars, Yeniçağ.
Üçüncü bir termometre: İTO
İstanbul Ticaret Odasının İstanbul perakende fiyatları endeksi Eylül'de aylık yüzde 2,11, yıllık yüzde 33,55 (Yeniçağ). İTO bir sermaye örgütüdür; işçi örgütü değildir, muhalif hiç değildir. Buna rağmen onun termometresi bile TÜİK'ten yaklaşık 4 puan yüksek gösteriyor. Bunu bir kenara yazın: TÜİK'in rakamı, patron örgütünün rakamının bile altında.
Fark nereden çıkıyor?
Burada dikkatli olmak gerekiyor; çünkü Temmuz yazımızdaki "epistemolojik savaş" tespiti doğruydu, ama savaşın bugünkü cephesi biraz kaydı.
Eylül'de iki kurumun aylık rakamları arasında yalnızca 0,26 puan var: 1,84'e karşı 2,10. Bu iki aylık rakamı on iki aya yayarsanız TÜİK için yaklaşık yüzde 24,5, ENAG için yaklaşık yüzde 28,3 eder (hesap bize ait). Yani iki termometre bugün birbirine çok daha yakın ölçüyor.
Peki yıllık rakamlar arasındaki 16,88 puan nereden geliyor? Geçmişten. ENAG'ın son on iki ayda TÜİK'ten yüksek ölçtüğü aylar üst üste biniyor ve yıllık rakamda birikiyor. Bu, iki şey anlatır:
- Ayrışmanın büyük kısmı, son bir yılın geçmiş aylarında, özellikle kira, enerji, gıda ve hizmet kalemlerinin hızla arttığı dönemde açıldı.
- Ücret ve maaş pazarlıkları geçmiş on iki ayın enflasyonuyla yapıldığı için, geçmişte açılan fark bugünün bordrosunda hâlâ yaşar. "Bu ay rakamlar yakın" demek, "geçen yıl kaybettiğin geri geldi" demek değildir.
Fark ayrıca yöntemden gelir: hangi malların sepete girdiği, hangi ağırlıkla girdiği, kiranın nasıl ölçüldüğü, fiyatın nereden derlendiği. TÜİK sepetinde kiranın ağırlığı, toplam nüfusun ortalamasına göre belirlenir; ev sahibi olan ve kira ödemeyen haneler de bu ortalamanın içindedir. Kiracı bir işçi ailesi için kira, gelirin üçte biri, bazen yarısıdır. Termometre, kiracının alnına değil, kalabalığın ortalamasına konur.
Bir termometre yanlış ölçüyor olabilir. Ama doğru ölçen bir termometre de yanlış hastaya konmuş olabilir.
Ortalama Enflasyon Diye Bir Şey Yoktur
Temmuz yazımızda enflasyonu "artı-değer emme pompası" olarak tarif etmiştik: fiyatların her gün, ücretin yılda bir değiştiği bir düzende, aradaki her gün ücretten kâra, kiraya, faize bir aktarım günüdür. Bu tespit duruyor. Bugün onu bir adım daha somutlaştıralım.
TÜİK'in de ENAG'ın da ölçtüğü şey, ortalama bir hanenin sepetidir. Ama Türkiye'de ortalama bir hane yoktur. Şu üç haneye bakın:
- Kiracı, asgari ücretli bir işçi hanesi. Gelirinin büyük kısmı kira, gıda, enerji ve ulaşıma gider. Eylül'de gıda bir miktar düştü ama kira, enerji ve ulaşım tırmandı. Çocuk okula başladıysa eğitim kalemi bir ayda iki haneli arttı. Bu hanenin enflasyonu ortalamanın üstündedir.
- Ev sahibi, ikinci evini kiraya veren bir orta sınıf hane. Kira artışı gider değil, gelirdir. Enerji ve gıda bütçede küçük paydır. Bu hane için enflasyon bir maliyet değil, kısmen bir gelir kaynağıdır.
- Mevduatı, fonu ya da dövizi olan bir sermaye sahibi hane. Yüksek faiz ortamında parası enflasyonu aşan getiri sağlar. Enflasyon, ona başkalarının ücretinden aktarılan bir faiz geliridir.
Üçü aynı "yüzde 29,73"ün içinde ortalanır. Ortalama, sınıfları birbirinin içinde eritir. İşte bu yüzden "TÜİK mi ENAG mı?" sorusu yarım bir sorudur. Tam soru şudur: Bu rakam kimin sepetidir, kimin ücretine uygulanacaktır?
Eylül'ün sınıf sepeti
TÜİK'in kendi kırılımı bile bu ayrımı gösteriyor:
| Kalem | Yıllık artış | Kimin bütçesinde ağır? |
|---|---|---|
| Eğitim | %48,62 | Okul çağında çocuğu olan, devlet okulunun "bağış" ve servis yükünü taşıyan hane |
| Sağlık | %43,26 | Özel hastaneye mecbur bırakılan, ilaç katkı payı ödeyen emekli ve işçi |
| Konut, su, elektrik, gaz | %39,99 | Kiracı, faturayı geliriyle orantısız ödeyen hane |
| Ulaştırma | %35,10 | Servise, minibüse, motorine bağlı çalışan; esnaf kurye, şoför |
| Genel TÜFE | %29,73 | "Ortalama" hane |
| Gıda | %27,62 | Herkes, ama en çok geliri en düşük olan |
| Giyim | %13,22 | Ertelenebilen harcama; yoksul hanenin ilk kestiği kalem |
Tabloya dikkatle bakın: ortalamayı aşağı çeken kalemler, yoksulun zaten erteleyebildiği ya da mevsimsel olarak düşen kalemlerdir. Ortalamanın üstündeki kalemler ise kaçılamayan, ertelenemeyen kalemlerdir: kira, enerji, okul, hastane, yol. Bir işçi ailesi kışlık montu bir yıl daha erteleyebilir; kirayı, faturayı, okul servisini erteleyemez.
Bu yüzden diyoruz ki, işçi hanesinin enflasyonu, hangi termometreyle ölçülürse ölçülsün, genel endeksin üstündedir. TÜİK'in rakamı, ENAG'ın rakamı ve işçinin rakamı üç ayrı şeydir.
Fatura: Rakamın Kimin Cebine Dokunduğu
Şimdi rakamları bordroya, kira sözleşmesine, emekli maaşına çevirelim. Bütün hesaplar bize aittir ve yalnızca yukarıdaki resmî verilere dayanır.
Asgari ücretli: dokuz ayda beşte bir
2026 net asgari ücreti 28.075,50 lira; Ocak'ta yaklaşık yüzde 27 artışla belirlendi (WageIndicator) ve yıl ortasında ara zam yapılmadı.
TÜİK'e göre fiyatlar Aralık 2025'ten bu yana yüzde 24,32 arttı. Öyleyse:
- 28.075,50 liranın bugünkü alım gücü, Aralık 2025 fiyatlarıyla 22.583 liradır.
- Kayıp, yüzde 19,6'dır. Bir asgari ücretli, dokuz ayda her beş liradan birini kaybetti. Bu, devletin kendi termometresine göre.
- Ücretin Ocak 2026'daki alım gücüne geri dönmesi için, Merkez Bankasının yıl sonu tahmini olan yüzde 28 tutsa bile, Ocak 2027'de net asgari ücretin 35.937 liraya çıkması gerekir. Bu bir "zam" değil, yalnızca yerinde saymaktır.
- ENAG'ın yıllık rakamıyla aynı hesabı yaparsak yerinde saymak için gereken tutar 41.161 liradır.
Ocak'ta açıklanacak rakamı bu iki sayının arasına koyun. 35.937'nin altında kalan her rakam, hükümetin kendi verisiyle bile ücrette kesintidir. Adı "zam" olsa da.
TÜRK-İŞ'in Eylül hesabına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 37 bin, yoksulluk sınırı 123 bin lirayı aştı (Evrensel). Net asgari ücret açlık sınırının yaklaşık dörtte üçü düzeyinde. Yani milyonlarca işçi ailesi için mesele "enflasyon kaç?" değil, ay sonunun nasıl getirileceğidir.
Kiracı ve ev sahibi: büyük rakam kime, küçük rakam kime?
Eylül verisiyle Ekim'de yenilenecek konut kira sözleşmelerinde yasal artış tavanı yüzde 31,49 oldu (Banka Dünyası, Habertürk).
Şuna dikkat edin: kira tavanı on iki aylık ortalamaya bağlıdır. Enflasyon düşerken on iki aylık ortalama, yıllık rakamdan yüksek kalır. Bugün öyle: ortalama 31,49, yıllık 29,73. Yani mülk sahibi, elindeki iki resmî rakamdan büyüğüne endekslenmiştir.
Ücretliye bakalım. Asgari ücretli hiçbir rakama endeksli değildir; ücreti yılda bir kez, pazarlıkla ve çoğu zaman "hedef enflasyonla" belirlenir. Memur ve emekli altı aylık enflasyona endekslidir ama altı ay gecikmeyle. Kiracının ücreti dokuz aydır yerinde; ev sahibinin kira geliri ise yüzde 31,49 artabilir.
| Hangi rakama bağlı? | Ne zaman güncelleniyor? | Eylül itibarıyla | |
|---|---|---|---|
| Ev sahibinin kira geliri | 12 aylık ortalama TÜFE | Her sözleşme yılında | %31,49'a kadar artış |
| Asgari ücret | Hiçbir rakama bağlı değil; pazarlık ve hedef | Yılda bir (Ocak) | Ocak'tan beri %0 |
| Memur maaşı | Toplu sözleşme + 6 aylık enflasyon farkı | Altı ayda bir, gecikmeli | Temmuz'dan beri artış yok |
| Emekli aylığı | 6 aylık TÜFE | Altı ayda bir, gecikmeli | Temmuz'dan beri artış yok |
Aynı devletin aynı kurumunun aynı ayki verisi, mülk sahibine "yüzde 31,49 al" der, ücretliye "Ocak'ı bekle" der. Barınmanın sınıfını Maricarmen'in Sedyesi, Elif'in Anahtarı: Avrupa'nın Barınma Krizi ve Evin Sınıfı yazımızda Avrupa ölçeğinde anlatmıştık; Türkiye'de aynı sınıf, kira tavanı formülünün içine yazılıdır.
Memur ve emekli: altı ayın yarısı gitti
Temmuz yazımızda Temmuz 2026 için memur zammının yüzde 13,51, emekli zammının yüzde 17,75 olduğunu not etmiştik. O zamlar, Ocak–Haziran enflasyonunu kapatmak içindi; yani yeni bir alım gücü değil, kaybın tazminiydi.
Temmuz, Ağustos ve Eylül'de aylık TÜİK rakamları sırasıyla yüzde 1,78, 1,84 ve 1,84. Üç ayın toplamı yüzde 5,56 (hesap bize ait). Memurlar için 2026'nın ikinci yarısındaki toplu sözleşme zammı yüzde 7'ydi (Borsa Gündem). Üç ayda bunun dörtte üçünden fazlası eridi; geri kalan üç ayda aynı hız sürerse altı aylık enflasyon yüzde 7'yi rahatça aşacak.
Bu "enflasyon farkı" mekanizması mağdur edici bir ayrıntı taşır: fark, kayıp yaşandıktan sonra, Ocak'ta ödenir. Temmuz'dan Aralık'a kadar her ay kaybedilen alım gücü geri ödenmez; yalnızca Ocak'tan itibaren maaş yeni düzeye çekilir. Altı ay boyunca kaybedilen para, hiçbir zaman geri gelmeyen paradır. Emekliler için de durum aynıdır. 25 Eylül'de Ankara'da Anayasa Mahkemesi önündeki emekli eyleminde yaşamını yitiren Ali Şekeroğlu'nun dövizindeki cümle bu hesabın insan diline çevrilmiş hâlidir: "Para için değil, onurumuz için."
Öğrenci velisi: Eylül'ün özel kalemi
Eylül, okulların açıldığı aydır. TÜİK'in eğitim grubu bir ayda yüzde 14'ün üzerinde, bir yılda yüzde 48,62 arttı (Meridyen Haber). Bu kalemin içinde özel okul ve kurs ücretleri ağırlıklıdır; ama devlet okulundaki "gönüllü bağış", servis, kırtasiye, yemek de işçi ailesinin gerçek eğitim enflasyonudur. Okul açılışında yazdığımız Zil Herkese Aynı Çalmaz yazısındaki tespit bugün TÜİK'in tablosunda: eğitim, bu ülkede artık bir hak değil, yıllık yüzde 48 zamlanan bir metadır.
Yol ve mazot: takvim işliyor
Ulaştırma Eylül'de aylık yüzde 2,79, yıllık yüzde 35,10 arttı; ayın en yüksek aylık artışı bu gruptaydı. Bir Litre Mazotun Sınıfı yazımızda motorinde ÖTV'nin Eylül'den Aralık'a her ay 3 lira artacağını, petrol ve kur hiç kıpırdamasa bile Ocak 2027'de motorinin litresinin 113 liraya yaklaşacağını hesaplamıştık. Eylül verisi bu takvimin ilk ayıdır. Ekim, Kasım ve Aralık'ta pompaya her ay KDV'siyle 3,60 lira daha binecek.
Üretici fiyatlarında rafine petrol ürünlerinin yıllık artışı yüzde 116,75 (Meridyen Haber). Üretici fiyatları Eylül'de aylık yüzde 2,07 ile tüketici fiyatlarından hızlı arttı. Üretici maliyeti bugün artarsa, tüketici fiyatı yarın artar. Yani Eylül'ün "iyi haberi", Ekim'in ve Kasım'ın faturasını taşıyor.
Hedef Kimin Hedefi?
Merkez Bankası Ağustos'taki enflasyon raporunda 2026 yıl sonu tahminini yüzde 26'dan yüzde 28'e çıkardı; yıl sonu "ara hedefini" ise yüzde 24'te tuttu (sol). 2027 hedefi yüzde 15.
Eylül itibarıyla yılbaşından bu yana artış yüzde 24,32. Yani yıl sonu ara hedefi, Eylül'de, üç ay erkenden aşıldı.
Yüzde 28 tahmininin tutması için Ekim, Kasım ve Aralık'ta toplam artışın yaklaşık yüzde 3, yani ayda ortalama yüzde 1 civarında kalması gerekiyor (hesap bize ait). Son üç ayın aylık ortalaması 1,8. Üstelik önümüzde motorinin ÖTV takvimi, kış enerji zamları ve üretici fiyatlarından gelecek baskı var. Ekonomistlerin Eylül beklentisi bile yüzde 2,18'di (Gazete Vatan); rakam beklentinin altında geldi diye "dezenflasyon sürüyor" denecek. Ama yıl sonu tahmininin tutması için bundan sonraki her ayın, bu aydan neredeyse yarı yarıya düşük gelmesi gerekiyor.
Bu neden önemli? Çünkü hedef, bir tahmin değil, bir pazarlık aracıdır. Ücretler ve asgari ücret, "geçmiş enflasyona" göre değil, "hedef enflasyona" göre belirlenmek istenir. Hedef hep tutmaz; ama hedefle belirlenen ücret hep tutar. Temmuz yazımızda Kemal Derviş ile Mehmet Şimşek'i "iki teknisyen, tek misyon" diye yan yana koymuştuk. Bu misyonun bugünkü işleyişi şudur:
- Hedef düşük ilan edilir.
- Ücretler, sözleşmeler, asgari ücret düşük hedefe göre belirlenir.
- Gerçekleşen enflasyon hedefin üstünde çıkar.
- Aradaki fark, ücretliden sermayeye aktarılmış olur.
- Bir sonraki yıl, yeni ve yine düşük bir hedef ilan edilir.
Merkez Bankası en son 2010'da enflasyon hedefini tutturabildi. On altı yıldır her yıl ıskalanan bir hedefin, yine de her yıl ücret pazarlığının çapası olarak kullanılması bir beceriksizlik değil, bir yöntemdir.
"Dezenflasyon" Kimin İçin Çalışıyor?
Mazot yazımızda Şimşek'in kendi cümlesini aktarmıştık: "Dezenflasyon, kısa vadede büyümede yavaşlama gerektirir." Yavaşlamanın faturasını kimin ödediğini son üç haftanın verileri gösteriyor:
- İşsizlik: Ağustos'ta dar tanımlı işsizlik yüzde 7,8'e düşerken atıl işgücü oranı yüzde 31'e çıktı (Ağustos'ta İşsizlik Nereye Saklandı?). Ücretler eridikçe daha çok insan, daha az saat, daha az güvenceyle, daha uzun haftalarla çalışıyor.
- Borsa ve fonlar: Eylül'deki fon krizinde küçük birikim sahibinin parası kilitlendi, büyük oyunculara teminat kolaylıkları sağlandı (Devre Kesici: Burjuvazinin Borsası Kendine Bile Güvenmiyor, Kontrol Sermaye İçin, Patlama Bizim İçin). Kriz yönetiminin bir sınıfı vardır.
- Ücret: Asgari ücrete ara zam konusunda hükümetten tek cümle yok. Emekli maaşı, memur maaşı, asgari ücret Ocak'a kadar yerinde.
Dezenflasyon programının mantığı şudur: talebi düşürerek fiyat artışını yavaşlatmak. Ama talep soyut bir şey değildir. Bir toplumda talebi düşürmenin en kolay yolu, en geniş kesimin, yani ücretlinin alım gücünü düşürmektir. Lüks tüketim faizle yavaşlamaz; yavaşlayan, işçinin mutfağıdır. Dezenflasyon, ücretin reel olarak eritilmesiyle sağlanan bir fiyat istikrarıdır. Enflasyon düşse de düşmese de faturası aynı adrese gider.
Bu yüzden bugünkü "yüzde 30'un altına indik" manşeti, bir başarı ilanı olduğu kadar bir itiraftır: yüzde 29,73'e, dokuz ayda asgari ücretin beşte birini eriterek inildi.
Temmuz Yazımızın Üstüne: Neyi Koruyoruz, Neyi İnceltiyoruz?
Bir yazı dizisinin değeri, önceki yazılarını sınayabilmesindedir. Temmuz'daki enflasyon yazımızın omurgası bugün de ayakta:
- Enflasyon bir bölüşüm aracıdır. Fiyat haftalık, ücret yıllık belirlendiği sürece enflasyon ücretten kâra, kiraya ve faize bir aktarımdır. Eylül verisi bunu yeniden doğruladı.
- Resmî istatistik tarafsız değildir. Hangi rakamın "resmî" sayılacağı, kimin ücretinin ne kadar artacağını belirler.
- Teknokratik dil sınıfsal tercihi gizler. "Hedef", "çapa", "beklenti yönetimi" kelimeleri ücret baskısının teknik adlarıdır.
İnceltmemiz gereken yerler de var:
- "TÜİK yalan söylüyor" demek yetmez. Bugün iki kurumun aylık rakamları arasında 0,26 puan var. Kavgayı yalnızca "kimin rakamı doğru" sorusuna sıkıştırırsak, iki rakam birbirine yaklaştığında kavga da biter. Oysa ücretlinin kaybı bitmez. Asıl talep, ücretin enflasyona otomatik ve sık endekslenmesidir; hangi rakamla olursa olsun, ücretin her ay erimesi düzenin kendisinden gelir.
- "Ortalama" eleştirisi, "kurum" eleştirisinden daha derindir. ENAG da ortalama bir hane ölçer. İşçi sınıfının ihtiyacı, kiracı, asgari ücretli, çocuklu işçi hanesinin sepetine göre hesaplanmış bir işçi hanesi enflasyonudur. Bu, sendikaların ve meslek örgütlerinin üretebileceği bir veridir.
- Rakamlarda ölçülü olmak, tezde kararlı olmanın şartıdır. Temmuz yazısında "hiperenflasyon" kelimesini kullanmıştık. İktisatta bu kavram aylık yüzde 50'nin üstündeki artışlar için kullanılır; Türkiye'nin yaşadığı, kronik ve yüksek enflasyondur. Kelimeyi doğru seçmek tezi zayıflatmaz, aksine onu karşı tarafın "abartı" itirazından korur. Bir rakamı sevdiğimiz için değil, doğru olduğu için kullanırız.
Resmî Anlatı, Sınıfsal Okuma
| Resmî anlatı | Sınıfsal okuma |
|---|---|
| "Yıllık enflasyon yüzde 30'un altına indi." | İniş büyük ölçüde baz etkisi. Aylık hız üç aydır yaklaşık 1,8'de; ücret dokuz aydır sabit. |
| "Eylül enflasyonu beklentilerin altında kaldı." | Beklenti altı rakam, asgari ücretlinin dokuz aydaki yüzde 19,6'lık kaybını değiştirmiyor. |
| "Gıda fiyatları düştü." | Mevsimsel bir düşüş. Kira, enerji, okul, hastane, yol tırmanıyor; işçi hanesinin ertelenemez kalemleri. |
| "Dezenflasyon süreci kararlılıkla sürüyor." | Yıl sonu ara hedefi (yüzde 24) Eylül'de aşıldı. Süren şey ücretin reel olarak eritilmesi. |
| "ENAG bilimsel değil, dezenformasyon." | Patron örgütü İTO'nun termometresi bile TÜİK'ten 4 puan yüksek. Tartışma bilim değil, bölüşüm tartışmasıdır. |
| "Kira artışı yasayla sınırlandırıldı." | Tavan, iki resmî rakamın büyüğüne bağlandı: yüzde 31,49. Ücretliye ise hiçbir rakam bağlanmadı. |
| "Memur ve emekli enflasyona ezdirilmeyecek." | Fark altı ay gecikmeyle ödenir; arada kaybedilen alım gücü hiç geri ödenmez. |
| "Ücret artışları hedef enflasyonla uyumlu olmalı." | On altı yıldır tutmayan hedef, her yıl ücretin çapası yapılıyor. Bu bir hata değil, bir yöntem. |
Genç Yoldaşlara: Bir Enflasyon Rakamını Nasıl Okumalı?
Yoldaş, her ayın beşinde ekrana düşen o rakamı okumak için dört soru sor:
Bu ayın rakamı mı, geçen yılın gölgesi mi? Yıllık rakam on iki ayın toplamıdır. Düşüşün nedeni bu ayın yavaşlaması mı, geçen yılın aynı ayının yüksekliği mi? Aylık rakama bakmadan yıllık rakamla sevinme.
Kimin sepeti? Rakamın içinde kira, enerji, okul, hastane ve yol ne kadar ağırlıkta? Senin hanende ne kadar ağırlıkta? Genel endeks yerine grup endekslerine bak; kendi enflasyonunu kendi sepetinle hesapla.
Hangi rakam kime bağlanmış? Aynı ayın verisi, kiraya hangi oranda, ücrete hangi oranda, emekli aylığına hangi gecikmeyle yansıyor? Bu soruyu sorduğunda istatistik, bölüşümün haritasına dönüşür.
Kimin elinde, kimin denetiminde, kimin yararına? Rakamı kim derliyor, kim yayımlıyor, kim itiraz edince "dezenformasyon" diye kovuşturuluyor? Rakamın düşük çıkmasından kim kazanıyor? Bilgi Müşterekleri'nin üç sorusu, istatistik için de geçerlidir.
Bu dört soruyu sorduğunda "TÜİK mi ENAG mı" kavgasından çıkarsın. Elinde iki termometre değil, bir bölüşüm haritası olur. Ve o haritanın üstünde senin adın yazılıdır.
Somut Görevler
- Kendi enflasyonunu hesapla. Hanenin bir aylık harcamasını kira, gıda, enerji, ulaşım, eğitim, sağlık, diğer diye yedi kaleme ayır. Her kaleme TÜİK'in o grubun yıllık artışını uygula. Çıkan rakamı genel TÜFE ile karşılaştır. Çoğu işçi hanesinde rakam genel endeksin üstünde çıkacaktır. Bu hesabı iş yerinde, okulda, mahallede birlikte yapın.
- Ücret için eşel mobil iste. Akaryakıt için "hareketli merdiven" var, ücret için yok. Asgari ücretin ve tüm ücretlerin enflasyona en az altı ayda bir, mümkünse üç ayda bir otomatik endekslenmesini sendikanın, iş yeri temsilciliğinin, öğrenci topluluğunun gündemine taşı. İtalya'da scala mobile yarım yüzyıla yakın işçi sınıfının en önemli kazanımıydı.
- Gecikmenin tazminatını iste. Memur ve emekli için enflasyon farkının yalnızca Ocak'tan itibaren değil, geriye dönük, ay ay ödenmesi talebini savun. Kaybedilen alım gücü geri ödenmedikçe "fark" gerçek bir fark değildir.
- İşçi hanesi enflasyonu için örgütlü veri üret. Sendikalar, meslek odaları, öğrenci toplulukları ve mahalle meclisleri kendi fiyat derlemelerini yapabilir: aynı market, aynı pazar, aynı kira ilanları, her ay aynı gün. Rakamı yalnızca devlet ya da yalnızca akademisyenler değil, sınıfın kendisi de ölçebilir.
- Kira tavanını tartışmaya aç. Kira artışının neden iki resmî rakamın büyüğüne, ücretin neden hiçbirine bağlı olmadığını sor. Kiracı dayanışmalarına ve barınma hakkı mücadelelerine katıl.
- Ocak pazarlığına şimdiden hazırlan. Asgari ücret tespit komisyonu toplandığında, "yerinde saymak için gereken" rakamı (TÜİK'e göre en az 35.937 lira) elinde hazır tut. Bunun altındaki her rakamı "zam" değil, "kesinti" diye adlandır.
- ENAG'ı kovuşturma tehdidine karşı savun, ama ona da soru sor. Bağımsız istatistik hakkı bir demokratik haktır. Aynı zamanda ENAG'dan da kira, eğitim ve gıda kırılımını, yoksul hane sepetini daha açık yayımlamasını iste. Bilgi müşterektir.
- Rakamını her ay güncelle. Bu yazıdaki tabloları her ayın beşinde yeniden doldur: aylık TÜFE, yılbaşından bu yana artış, asgari ücretin reel değeri, kira tavanı. Aralık geldiğinde elinde dokuz değil, on iki aylık bir seri olsun. Rakam senin olsun.
Sevgili Yoldaşlar,
Bu sabah iki termometre aynı hastanın ateşini ölçtü; biri 29,73, öbürü 46,61 dedi. Ekranlarda bütün gün termometreler tartışıldı. Hasta tartışılmadı.
Hasta, kiracı bir işçi ailesidir. Ücreti dokuz aydır aynı, kirası yüzde 31,49 artabilir, çocuğunun okulu bir yılda yüzde 48 pahalandı, servisi motorinin takvimine bağlı. Onun ateşi ne 29,73'tür ne 46,61. Onun ateşi, ay sonuna kalan paradır.
Enflasyon bir termometrenin değil, bir bölüşümün adıdır. Ateşi kimin ölçtüğünü değil, faturayı kimin ödediğini sormadıkça, her ayın beşinde aynı tartışmayı yeniden kaybederiz.
Bağlantılı Yazılarımız
Ekonomi ve sınıf hattımız için: bilgimusterekleri.org/tag/ekonomi
Enflasyon ve ücret
- Sınıf Mücadelesinin Pusulası: Enflasyonun Ekonomi Politiği ve İşçi Sınıfının Yağmalanması (3 Temmuz 2026)
- Bir Litre Mazotun Sınıfı (17 Eylül 2026)
İstatistiğin ideolojisi ve işsizlik
- TÜİK: İki Rakam, Tek Ülke: %8,1 ve %30,6 (31 Ağustos 2026)
- Ağustos'ta İşsizlik Nereye Saklandı? (30 Eylül 2026)
Krizin öteki yüzleri
- Devre Kesici: Burjuvazinin Borsası Kendine Bile Güvenmiyor (17 Eylül 2026)
- Kontrol Sermaye İçin, Patlama Bizim İçin (30 Eylül 2026)
- Maricarmen'in Sedyesi, Elif'in Anahtarı: Avrupa'nın Barınma Krizi ve Evin Sınıfı (25 Eylül 2026)
- Zil Herkese Aynı Çalmaz
- GİG Ekonomisi Dosyası (31 Ağustos 2026)
- İşçiler Neden Sağa Oy Veriyor? (19 Eylül 2026)
Kaynaklar
- TÜİK Eylül 2026 TÜFE ve grup verileri: Forbes Türkiye; Gazete Vatan; Öğretmenler Sitesi; Net Haber; Habertürk
- ENAG Eylül 2026 ve TÜİK karşılaştırması: Son Mühür; Politikars; Meridyen Haber; Yeniçağ, ENAG; Banka Dünyası
- İTO ve Eylül grup ayrıntıları: Yeniçağ, TÜİK
- Önceki aylar: Info Yatırım, Temmuz 2026; Serbestiyet, Ağustos 2026
- Merkez Bankası tahmin ve hedefleri: sol
- Memur toplu sözleşme oranları: Borsa Gündem
- Asgari ücret 2026: WageIndicator
- TÜRK-İŞ Eylül 2026 açlık ve yoksulluk sınırı: Evrensel
Hesaplanmış oranlar (asgari ücretin reel değeri, "yerinde saymak" için gereken tutarlar, üç aylık kümülatif enflasyon, aylık rakamların yıllığa yayılmış hâli, yıl sonu tahmini için gereken aylık hız) bize aittir; dayandıkları ham veriler yukarıda bağlantılıdır.
Bilgi Müşterekleri · CC BY-SA 4.0 · Çoğaltın.







