"Siyonist Çoğunluk" Kimin Çoğunluğu? İsrail Seçimleri, Bir Devletin Kökleri ve Karşısında Duranlar
27 Ekim 2026 Sandığından Sürgün Tarihine, Sulama Borusundan Gözetim Yazılımına İsrail'i Sınıf Penceresinden Okumak

Sevgili Genç Yoldaşlar,
Dün, 27 Ekim 2026'da İsrail sandığa gitti. Seçim gecesi iki büyük rakibin, Benjamin Netanyahu ile Gadi Eisenkot'un ağzından aynı kavram çıktı: "Siyonist çoğunluk." Netanyahu "Siyonist çoğunluk aklını başına toplamalı ve birleşmeli" dedi. Eisenkot ise kuracağı hükümetin ancak "Siyonist çoğunluğa" dayanacağını aylardır tekrarlıyor. Birbirini yıkmak isteyen iki blok, bir konuda tam olarak anlaşıyor: Ülke nüfusunun beşte birini oluşturan Arap yurttaşların oyu, hükümet kurma hesabında sayılmayacak.
Bu yazıda bu cümlenin nereden geldiğini anlamaya çalışacağız. Önce kısa bir özet, sonra ayrıntılar: güncel seçim, İsrail siyasal sisteminin yapısı, devletin kurulmasından önce dünyanın dört bir yanına dağılmış Yahudi topluluklarının nasıl oluştuğu ve birbirine nasıl bağlandığı, Siyonizmin ne olduğu ve neden bu kadar tepki gördüğü, neden bir devlet kurulmasına karar verildiği, İsrail'de yaşayan toplulukların hayattaki rolleri, bugünkü İsrail'in teknoloji ve tarımdaki "atılımları", Filistin'de neyin denendiği, dünyada ne yapmaya çalıştığı, Büyük Ortadoğu Projesi ve CIA–Mossad ilişkileri gibi çok konuşulan konularda belgelenmiş olanla iddia edilenin ayrımı ve son olarak bu milliyetçi siyasetin karşısında kimlerin durduğu, ne istedikleri.
Başlamadan bir ilke koyalım, çünkü yazının tamamı bunun üzerinde duruyor: Yahudi halkı, Siyonizm ve İsrail devleti üç ayrı şeydir. Yahudi düşmanlığı (antisemitizm), insanlık tarihinin en uzun soluklu ırkçılıklarından biridir ve bizim için hiçbir biçimde kabul edilemez. İsrail devletinin işgal ve ayrımcılık politikasını eleştirmek ise antisemitizm değildir; tam tersine, bu eleştiriyi en cesurca yapanlar arasında İsrailli Yahudiler de vardır. Türkiye'de sık rastlanan "Yahudi komplosu" dilinin bizim saflarımızda yeri yoktur. Irkçılığa nereden gelirse gelsin karşıyız; bunu daha önce "Nedir Şu Irkçılık Dedikleri Şey?" yazısında ayrıntılı tartışmıştık.
Önce Özet: On Dört Maddede İsrail
- Seçim kilitlendi. Sandıkların yaklaşık yarısı sayıldığında Likud 27, Eisenkot'un Yaşar! partisi 21 sandalyede görünüyor. Netanyahu bloku 56, Eisenkot'un muhalefet bloku 49 sandalye civarında. 61'lik çoğunluğa kimse ulaşmıyor. Kesin sonuçlar 4 Kasım'da açıklanacak.
- Asıl haber Arap seçmen. Katılım %77,7 ile 1999'dan bu yana en yüksek düzeyde. Arap yurttaşlarda tahminen %80'e çıktı. Ortak Liste ile Raam birlikte 15 ile 19 arası sandalye alıyor; bu, tarihi bir rekor.
- Her iki blok da Arap partileriyle hükümet kurmayı reddediyor. Yalnızca Yair Golan'ın Demokratları bu kapıyı açık tutuyor. Böylece "kilit" aslında İsrail siyasetinin ırksal sınırıdır.
- İki blok, iki sağ. Muhalefetin başında bir eski genelkurmay başkanı (Eisenkot), yanında bir eski yerleşimci lobisi yöneticisi (Bennett) ve bir aşırı milliyetçi (Liberman) var. İşgal ve Gazze konusunda ana muhalefet ile iktidar arasında ilke farkı yok, yöntem ve yönetim farkı var.
- Yahudi diasporası tek bir halk değil, çok katmanlı topluluklar. Aşkenaz, Sefarad ve Mizrahi toplulukları yüzyıllar boyunca din, dil, ticaret ağları ve cemaat örgütleriyle birbirine bağlandı; ama sınıfsal yapıları ve kaderleri çok farklıydı.
- Siyonizm, Yahudiler arasında uzun süre azınlık akımıydı. 1897'de aynı yıl iki örgüt doğdu: Basel'de Siyonist Örgüt ve Vilnius'ta sosyalist Bund. Biri "Filistin'e git" dedi, öteki "olduğun yerde eşit yurttaşlık ve sosyalizm için savaş".
- Siyonizm, Avrupa milliyetçiliklerinin bir çocuğudur. Antisemitizme "ayrı bir ulusuz, kendi devletimizi kuracağız" diye yanıt verdi; bunu başka bir halkın toprağında, onu yerinden ederek ve emperyalizmle ittifak kurarak gerçekleştirdi. Tepki görmesinin haklı nedeni budur. Ama "Siyonist" kelimesinin "Yahudi" yerine kullanıldığı nefret dili, düpedüz ırkçılıktır.
- Devleti Holokost ve büyük güçlerin hesapları doğurdu. Batı, soykırımdan kurtulan Yahudi mültecileri kendi topraklarına almak istemedi; İngiltere çekildi; ABD ve SSCB, farklı nedenlerle, 1947 BM Taksim Kararı'nı destekledi. Bedelini 750 bin Filistinli sürgünle (Nakba) ödedi.
- İsrail siyasi sistemi tek seçim çevreli, yazılı anayasası olmayan bir koalisyon rejimidir. Hiçbir parti tek başına çoğunluk almadı. Ordu, din ve "demografi" sistemin üç taşıyıcı direğidir.
- İsrail toplumu bir etnik iş bölümü üzerinde durur. Laik Aşkenaz seçkinler, Mizrahi işçiler, Haredi topluluk, askerlik yapan Dürziler ve Çerkesler, tanınmayan köylerdeki Bedeviler, hastanelerin yükünü taşıyan Arap sağlık emekçileri, haklardan yoksun göçmen işçiler. Her katmana ayrı statü vermek, emekçileri bölmenin aracıdır.
- "Start-up ülkesi" ve "çölü yeşerten ülke" anlatılarının arkasında ordu, işgal ve devlet sermayesi vardır. Yüksek teknoloji ihracatın %58'i; silah ihracatı 2025'te 19,2 milyar dolarla rekor kırdı. Sulama ve arıtma teknolojileri gerçek birer başarıdır, ama suyun bölüşümü de işgalin parçasıdır.
- Filistin bir laboratuvardır. İzin rejimi, yüz tanıma, casus yazılım, kalori hesabıyla abluka, yapay zeka ile hedefleme: İsrail milyonlarca insanı hak tanımadan yönetmenin yöntemlerini orada geliştiriyor ve "sahada denenmiş" etiketiyle dünyaya satıyor. Bugünkü muhalefet lideri Eisenkot, sivil altyapıyı hedef alan "Dahiye doktrini"nin mimarıdır.
- Büyük Ortadoğu Projesi ve CIA–Mossad ilişkisi gerçektir, ama "her şeyi yöneten gizli el" değildir. Bölgeyi bölünmüş ve zayıf görmek isteyen açık stratejik metinler (Yinon, "Temiz Bir Kopuş", PNAC) ve belgelenmiş istihbarat ortaklıkları (Trident, İran-Kontra, Stuxnet) var. Bunlarda Türkiye'nin egemenleri de taraftı. Komplo dili ise hem sınıfları hem halkları görünmez kılar.
- Karşı duranlar var. Arap partileri, Komünist Parti'nin çekirdeğini oluşturduğu Hadaş, Yahudi-Arap ortak hareketi Omdim Beyahad (Birlikte Duruyoruz), vicdani retçiler, insan hakları örgütleri ve dünyanın dört bir yanındaki Yahudi barış hareketleri. İstedikleri ortak bir şey: eşit yurttaşlık, işgalin sona ermesi ve savaşın değil emeğin konuşulduğu bir siyaset.
Şimdi ayrıntılara geçelim.
Sandıkta Ne Oldu?
Seçimin arka planı
Bu seçim, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısından (İsrail'de yaklaşık 1.200 kişi öldürüldü, 251 kişi rehin alındı) bu yana yapılan ilk genel seçim. Aradan geçen üç yılda Gazze'de, Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre 74 binden fazla Filistinli öldürüldü. 10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkesten bu yana bile 1.400'den fazla kişi hayatını kaybetti; İsrail, Şeridin yaklaşık %60'ını "sarı hat" denilen çizginin arkasında elinde tutuyor (Al Jazeera). 2026'nın Şubat sonunda ABD ile birlikte İran'a saldırıldı, Mart'ta Lübnan'da yeni bir savaş başladı. Batı Şeria'da yerleşimci saldırıları 2026'da bir önceki yıla göre %50'den fazla arttı, E1 koridorunda inşaat ihaleleri açıldı (PISM).
- Knesset, 1988'den bu yana süresini dolduran ilk meclis oldu ve 17 Temmuz 2026'da dağıldı. Netanyahu'nun koalisyonu yargı reformu krizini, Haredi (ultra-Ortodoks) gençlerin askerlik muafiyeti krizini ve savaşı birlikte taşımaya çalıştı. Muafiyet konusunda Yüksek Mahkeme'nin 2024 kararından sonra Haredi partiler hükümetten çekilip geri döndüler; Ekim 2026'da Şas ve Birleşik Tora Yahudiliği, muafiyet yasası olmadan hiçbir hükümete girmeyeceklerini açıkladı (Wikipedia, seçim kampanyası).
Netanyahu ise hem yolsuzluk davalarıyla hem de Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Kasım 2024'te çıkardığı tutuklama kararıyla yargılanıyor. Cumhurbaşkanı Herzog'a yaptığı af başvurusunda Herzog, Nisan 2026'da karar vermeden önce bir uzlaşma görmek istediğini söylemişti (Al-Monitor). Yani Netanyahu için seçim yalnızca iktidar değil, kişisel hukuki kader meselesi.
Yarışın tarafları
| Netanyahu bloku | Eisenkot'un muhalefet bloku |
|---|---|
| Likud (Netanyahu) – Gideon Saar'ın Yeni Umut partisiyle birleşik | Yaşar! (Gadi Eisenkot, 2015–2019 Genelkurmay Başkanı) |
| Otzma Yehudit / Yahudi Gücü (Itamar Ben-Gvir) | Beyahad / Birlikte (Naftali Bennett + Yair Lapid'in Yeş Atid'i) |
| Dinci Siyonizm–Zehut (Bezalel Smotriç) | Demokratlar (Yair Golan; İşçi Partisi + Meretz) |
| Şas (Arye Deri, Mizrahi Haredi) | Yisrael Beytenu (Avigdor Liberman) |
| Birleşik Tora Yahudiliği (Aşkenaz Haredi) | |
| Bloklar dışında: Ortak Liste (Hadaş + Taal + Balad, lider Yusuf Cebbarin) ve Raam (Mansur Abbas) |
Benny Gantz'ın Mavi-Beyaz partisi baraj altında kalacağı anlaşılınca seçimden 19 Ekim'de çekildi (Al Jazeera). Muhalefetin beş lideri Eylül sonunda kampanya boyunca birbirine saldırmama sözü verdi. Trump ise 18 Ekim'de Netanyahu'yu açıkça destekledi.
İlk sonuçlar
Seçim gecesi çıkış anketleri muhalefeti önde gösteriyordu; sabaha karşı tablo döndü. Sandıkların %49,7'si sayıldığında (28 Ekim sabahı) dağılım şöyleydi (Ynet):
| Parti | Sandalye (ön sonuç) |
|---|---|
| Likud | 27 |
| Yaşar! | 21 |
| Ortak Liste | 11 |
| Beyahad | 11 |
| Demokratlar | 9 |
| Birleşik Tora Yahudiliği | 9 |
| Yisrael Beytenu | 8 |
| Otzma Yehudit | 7 |
| Şas | 7 |
| Dinci Siyonizm–Zehut | 6 |
| Raam | 4 |
| Netanyahu bloku | 56 |
| Muhalefet bloku | 49 |
| Arap partileri | 15 |
Bu sayılar kesin değildir; oylar sayıldıkça ve %3,25'lik barajın etkisi netleştikçe birkaç sandalye oynayabilir. Kesin sonuçların 4 Kasım'da onaylanması bekleniyor. Ama tablonun ana çizgisi değişmeyecek gibi: Kimse 61'e ulaşamıyor.
Seçimin asıl olayı: Arap seçmenin sandığa yürüyüşü
Ulusal katılım %77,7 oldu; bu, 2022'ye göre 7 puanlık artış ve 1999'dan bu yana en yüksek oran (Jerusalem Post). Daha çarpıcısı Arap kasabalarındaki tablo. Ümmülfahm'da katılım 2022'deki %38'den %70'e çıktı; Sahnin'de %83, Kefr Kasım'da %81, Bedevi köylerinde %87'yi aşan oranlar görüldü (Ynet). Arap yurttaşların genel katılımı %80 dolayında tahmin ediliyor (Al Jazeera).
Bu yürüyüş kendiliğinden olmadı. Ortak Liste'nin üç bileşeni, Ağustos 2026'da yeniden birleşti. Balad lideri Sami Ebu Şehade'nin adaylığı Merkez Seçim Kurulu tarafından engellendi. Kampanya sırasında Otzma Yehudit militanları Ortak Liste'nin Tel Aviv merkezine saldırdı. Seçim günü Kudüs'te Likud bayraklı araçların hoparlörlerden ezan okutarak "Araplar oy veriyor, siz de verin" çağrısı yaptığı aktarıldı. Netanyahu ise sandık kuyruğunda bekleyen peçeli kadınların fotoğrafını paylaşıp "Mansur Abbas ve Ahmed Tibi hükümeti" tehlikesine karşı uyardı (Al Jazeera).
Bunun bir anlamı var: Arap seçmen, kendisini "tehdit" olarak gösteren kampanyaya sandıkta yanıt verdi. Ama bu yanıt, hükümet kurma hesabına dahil edilmiyor. Raam lideri Abbas durumu kısaca şöyle özetledi: "Elimizdeki sayılarla hükümet yok."
Seçimin sınıfsal okuması
Seçim tablosu iki şeyi aynı anda gösteriyor.
Birincisi: İsrail toplumunun ciddi bir kesimi Netanyahu'nun yönetiminden bıkmış durumda. 7 Ekim'in sorumluluğundan kaçış, devlet soruşturma komisyonunun kurulmaması, savaşın uzaması, rehinelerin uzun süre kaderine terk edilmesi ve Avrupa'nın zengin ülkelerinden %20 pahalı bir hayat. Muhalefetin kampanyası bu öfkeyi topladı: devlet soruşturma komisyonu, tekellere karşı mücadele, Haredilere askerlik.
İkincisi: Bu öfkenin siyasal biçimi sağdan ve ordudan geliyor. Muhalefetin lideri bir eski genelkurmay başkanı; ikinci büyük ortağı Bennett, geçmişte yerleşimci örgütü Yeşa Konseyi'nin yöneticisiydi; Liberman, işgal altındaki bir yerleşimde yaşayan aşırı milliyetçi bir siyasetçi. Gazze'deki yıkım, Batı Şeria'daki ilhak, Filistinlilerin siyasal hakları ana muhalefetin gündeminde değil. Tartışılan şey, savaşın daha "yetkin" kim tarafından yönetileceği.
Yani İsrail'de seçim, sermayenin ve ordunun iki fraksiyonu arasında geçiyor: bir yanda yerleşimci-dinci-popülist bir koalisyon, öte yanda laik, teknoloji ve ihracat sermayesine yakın, ordu kökenli bir merkez sağ. İkisinin ortak paydası "Yahudi ve demokratik devlet" formülünün ilk kelimesidir. "Siyonist çoğunluk" kavramı bu ortak paydanın adıdır: Seçmen olarak sayılan ama iktidar hesabında sayılmayan beşte bir.
Bu tabloyu daha önce başka seçimlerde de gördük. Almanya'da AfD'nin yükselişini tartışırken merkez partilerin aşırı sağın dilini nasıl devraldığını yazmıştık. Brezilya'da ve Sırbistan'da sandığa yürüyen kitlelerin ne kazandığını ve neyi kazanamadığını sorduk. İsrail'de de aynı soruyu sormamız gerekiyor: Rekor katılımla sandığa giden Arap işçi, köylü ve gençler, sandıktan sonra nereye yürüyecek?
İsrail Siyasal Sisteminin Yapısı
Temel kurumlar
- Knesset: 120 sandalyeli tek meclis. Bütün ülke tek seçim çevresidir; seçmen kişiye değil, parti listesine oy verir (kapalı liste nispi temsil).
- Seçim barajı: 1949'da %1'di. 1992'de %1,5'e, 2006'da %2'ye, 2014'te %3,25'e çıkarıldı. Son artışın en açık hedeflerinden biri küçük Arap partilerini dışarıda bırakmaktı; Arap partilerinin 2015'te Ortak Liste'yi kurması, bu yasaya verilmiş bir yanıttı.
- Hükümet: Cumhurbaşkanı, seçimden sonra parti liderleriyle görüşür ve hükümet kurma görevini en çok tavsiye alan kişiye verir. Aday 28 gün (14 gün uzatılabilir) içinde Knesset'te 61 oyluk güven almak zorundadır.
- Cumhurbaşkanı: Knesset tarafından seçilir, büyük ölçüde sembolik bir makamdır; ama af yetkisi ve hükümet kurma görevini verme yetkisi vardır.
- Anayasa yokluğu: İsrail'in yazılı bir anayasası yoktur. 1950'de anayasa yerine adım adım "Temel Yasalar" çıkarılması kararlaştırıldı. Anayasa yapılamamasının en büyük nedeni, devletin dinle ilişkisi ve sınırlarının tanımı konusunda uzlaşı sağlanamamasıydı. Bu yüzden Yüksek Mahkeme, yurttaş haklarının neredeyse tek kurumsal güvencesi haline geldi; 2023'teki yargı reformu kavgasının nedeni de budur.
Hiç bitmeyen koalisyon
İsrail tarihinde hiçbir parti tek başına çoğunluk elde edemedi. Bu yüzden küçük partiler, özellikle dinci partiler, her zaman "kilit" rolü oynadı. 1947'de Ben-Gurion'un Ortodoks Agudat İsrail'e yazdığı "statüko mektubu" bu pazarlığın ilk belgesidir: Cumartesi resmi tatil olacak, kamu kurumlarında koşer kuralı uygulanacak, evlilik ve boşanma dini mahkemelere bırakılacak, dini okullar özerk olacak. İsrail'de bugün hala medeni nikah yoktur; bu, yeni bir dinci saldırının değil, kuruluş pazarlığının ürünüdür.
Üç dönem
1948–1977: Mapai hegemonyası. Ben-Gurion'un İşçi partisi (Mapai) devleti, sendika federasyonu Histadrut'u ve kibbutzları tek elden yönetti. Histadrut hem işçilerin sendikası hem de ülkenin en büyük işverenlerinden biriydi (inşaat şirketi Solel Boneh, banka, sağlık sigortası, sanayi holdingi). Bu, "sosyalist" dille kurulmuş bir ulusal devlet kapitalizmiydi. Aynı dönemde 1948–1966 arasında Arap yurttaşlar askeri yönetim altında yaşadı: seyahat izni, sokağa çıkma yasağı, toprak müsaderesi.
1977–1992: "Mahapah" (devrim/altüst oluş). Menahem Begin'in Likud'u ilk kez iktidara geldi. Bunun arkasında sınıfsal bir dinamik vardı: Arap ülkelerinden 1950'lerde getirilen Mizrahi Yahudiler, Aşkenaz İşçi seçkinlerinin yönetiminde "kalkınma kasabalarına", geçici kamplara (maabarot) yerleştirilmiş, emek piyasasının alt basamaklarına itilmişti. Begin, bu öfkeyi milliyetçi ve dini bir dille topladı. 1985 İstikrar Programı ile ülke neoliberal bir dönüşüme girdi; Histadrut'un şirketleri satıldı, kibbutzlar özelleştirildi.
1992'den bugüne: Oslo, İntifada ve Netanyahu çağı. Rabin'in Oslo süreci (1993) bir Yahudi aşırı sağcı tarafından 1995'te öldürülmesiyle kırıldı. İkinci İntifada (2000–2005) "barış kampını" fiilen dağıttı. Netanyahu 1996–1999, 2009–2021 ve 2022'den bugüne başbakan oldu; ülkenin en uzun süre görev yapan başbakanıdır. 2019–2022 arasında beş seçim yapıldı. 2021'de kurulan Bennett–Lapid hükümeti, tarihte ilk kez bir Arap partisinin (Raam) koalisyona girdiği hükümet oldu ve bir yıl dayanabildi. 2018'de çıkarılan Ulus-Devlet Temel Yasası, "ulusal kendi kaderini tayin hakkının yalnızca Yahudi halkına ait olduğunu" anayasal düzeyde yazdı ve Arapçanın resmi dil statüsünü düşürdü.
Sistemin üç taşıyıcı direği
| Direk | Nasıl işler | Sınıfsal anlamı |
|---|---|---|
| Ordu | Zorunlu askerlik, generallerin siyasete geçişi (Rabin, Barak, Şaron, Gantz, Eisenkot), askeri istihbarattan teknoloji sektörüne geçiş | Ordu, Yahudi yurttaş için sınıf atlama kanalı ve ağ; Arap yurttaş için dışlanma mekanizması |
| Din | Evlilik, boşanma, defin, yurttaşlığın (Geri Dönüş Yasası) tanımı | Haredi topluluğun yoksulluğu, sübvansiyonla yönetilir; dini otorite laik sermayeyle pazarlık eder |
| "Demografi" | Yahudi çoğunluğunu koruma politikası: göç teşviki, Arap nüfusun "tehdit" diye anılması | Emekçi sınıfı etnik çizgilerle bölen temel ideolojik araç |
Devletten Önce: Dağınık Topluluklardan Ulus Fikrine
Antik kökler ve sürgün
Yahudi tarihinin ilk katmanı, Akdeniz'in doğu kıyısındaki küçük İsrail ve Yehuda krallıklarına dayanır. MÖ 586'da Babil'in Kudüs'ü yıkması, toplumun bir kısmının sürgüne gönderilmesiyle sonuçlandı; bazıları döndü, bazıları Babil'de kaldı ve büyük bir topluluk oluşturdu. MS 70'te Roma'nın İkinci Tapınak'ı yıkması ve 135'te Bar Kohba isyanının bastırılması, dini merkezin Kudüs'ten dağılmasına yol açtı.
Burada önemli bir not: Diaspora (dağılma) yalnızca bir sürgün öyküsü değildir. Roma döneminden çok önce İskenderiye'de, Antakya'da, Anadolu kentlerinde ve Babil'de büyük Yahudi toplulukları vardı. Bunlar ticaret, göç ve din değiştirme yoluyla da büyüdü. Tarihçiler arasında bugünkü Yahudi topluluklarının kökeni konusunda hala canlı tartışmalar var. Ama şu açık: Diaspora, binlerce yıl boyunca farklı coğrafyalarda, farklı dilleri konuşan ve farklı sınıfsal konumlarda yaşayan toplulukların ortak bir din ve hafıza üzerinden kurduğu bir bağdır.
Materyalist bir okuma: "halk-sınıf"
Marksist gelenekte bu soruya en ilginç yanıtlardan birini, 1944'te Auschwitz'te öldürülen Belçikalı Yahudi devrimci Abram Leon verdi. Ölümünden sonra yayımlanan Yahudi Sorunu: Materyalist Bir Yorum (1946) kitabında Leon, Yahudilerin Avrupa feodalizmi içinde bir "halk-sınıf" olarak varlığını sürdürdüğünü öne sürdü: Toprağa bağlı köylülükten ve feodal aristokrasiden dışlanmış, ama ticaret ve para işlerinde bir işlev üstlenmiş bir topluluk. Hristiyan kilisesi faizi yasakladığı için ortaçağ ekonomisinin para dolaşımı işlevi büyük ölçüde onlara bırakıldı. Bu işlev hem onları korudu hem de feodal düzen sarsıldığında onları "günah keçisi" yaptı.
Leon'un tezi tartışılabilir; ama bize şunu hatırlatır: Yahudi düşmanlığının kaynağı "Yahudilerin doğası" değil, feodal ve sonra kapitalist toplumdaki sınıf ilişkileri ve egemenlerin öfkeyi yönlendirme ihtiyacıdır. Marx da 1843'te yazdığı Yahudi Sorunu Üzerine'de asıl sorunun dini özgürleşme değil, insanın toplumsal özgürleşmesi olduğunu söylemişti.
Üç büyük kol
| Topluluk | Nerede yaşadı | Dili | Kaderi |
|---|---|---|---|
| Aşkenaz | Ren havzası, sonra Polonya-Litvanya, Rusya, Doğu Avrupa | Yidiş (Almanca temelli, İbrani harfli) | Haçlı seferlerinde (1096) katliamlar, Kara Veba'da suçlanma, getto, pogromlar; 19. yüzyılda Avrupa Yahudilerinin büyük çoğunluğu |
| Sefarad | İber Yarımadası; 1492 sürgünü sonrası Osmanlı, Kuzey Afrika, Hollanda | Ladino (Yahudi-İspanyolcası) | 1492'de İspanya'dan kovuldu; Osmanlı'ya, özellikle Selanik ve İstanbul'a yerleşti |
| Mizrahi | Irak, İran, Yemen, Suriye, Mısır, Mağrip | Arapça, Farsça ve yerel diller | Yüzyıllarca Müslüman toplumlar içinde "zimmi" statüsünde yaşadı; 1948 sonrası çoğu İsrail'e göçtü ya da göçe zorlandı |
Dışlanmış topluluklar birbirine nasıl bağlandı?
Dağınık topluluklar devletleri olmadan bin yıldan fazla nasıl bir arada kalabildi? Yanıt, bir dizi müşterek kurumda yatıyor:
- Ortak metin ve hukuk: Tevrat ve Talmud, dünyanın her yerindeki toplulukların aynı hukuki ve dini tartışmaya katılmasını sağladı. Bir rabbin Kahire'den yazdığı yanıt (responsa) Polonya'da okunuyordu. Bu, matbaadan önce kurulmuş bir bilgi ağıydı.
- Cemaat örgütü (kahal): Her topluluk kendi vergisini toplayan, okulunu, mezarlığını, yardım sandığını işleten özerk bir yapı kurdu. Avrupa krallıkları vergiyi bu yapılardan toplu olarak aldı.
- Ticaret ve kredi ağları: Akdeniz ve Hint Okyanusu ticaretinde, sonra Amsterdam ve Londra borsalarında akraba ve cemaat ağları güven yerine geçti.
- Hayırseverlik ve "kurtarma" ağları: 19. yüzyılda Paris'te kurulan Alliance Israélite Universelle (1860) Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da yüzlerce okul açtı. Baron Hirsch'in Yahudi Kolonizasyon Derneği (1891), pogromlardan kaçanları Arjantin'deki tarım kolonilerine yerleştirdi. Bu dönemde "Yahudi sorunu"na çözüm olarak Filistin dışında Arjantin, Uganda, hatta Sibirya düşünüldü.
- İşçi örgütleri ve basın: 19. yüzyılın sonunda Doğu Avrupa'daki Yahudi işçiler, Yidiş dilinde sendikalar, gazeteler ve okuma çevreleri kurdu. New York'taki konfeksiyon atölyelerinde çalışan Yahudi göçmenler ABD işçi hareketinin en militan kesimlerinden birini oluşturdu (ILGWU sendikası, Arbeter Ring yardımlaşma örgütü).
Yani Yahudi toplulukları yalnızca dinle değil, müşterek kurumlarla ayakta kaldı. Bu, bizim "bilgi müşterekleri" dediğimiz şeyin tarihsel bir örneğidir: Devleti olmayan bir topluluğun bilgiyi, yardımlaşmayı ve hukuku ortaklaştırarak hayatta kalması.
Modern antisemitizm ve üç yanıt
- yüzyıl sonunda Fransız Devrimi ile Yahudiler ilk kez eşit yurttaş sayıldı (1791). Ama 19. yüzyılda kapitalizmin krizleriyle birlikte dini Yahudi düşmanlığının yerini "ırk" temelli modern antisemitizm aldı; "antisemitizm" kelimesi 1879'da Alman gazeteci Wilhelm Marr tarafından bir siyasi program olarak icat edildi. Çarlık Rusyası, Yahudileri 1791'den itibaren batı sınır bölgesindeki bir "Yerleşim Bölgesi"ne hapsetti. 1881–1882'de ve 1903'te Kişinev'de büyük pogromlar yaşandı. Fransa'da 1894'teki Dreyfus Davası, en "aydınlanmış" ülkede bile Yahudi bir subayın düzmece bir casusluk suçlamasıyla mahkum edilebileceğini gösterdi.
Bu baskıya Yahudi toplulukları içinden üç ana yanıt çıktı:
| Yanıt | Ne öneriyordu | Kimler |
|---|---|---|
| Göç | Batı'ya, özellikle Amerika'ya gitmek | 1881–1914 arasında yaklaşık 2 milyon Doğu Avrupalı Yahudi ABD'ye göçtü |
| Sosyalizm / Bund | "Doikayt" (buradalık): Olduğun ülkede kalmak, işçi sınıfıyla birlikte eşitlik ve sosyalizm için mücadele etmek, kültürel özerklik | 1897'de Vilnius'ta kurulan Genel Yahudi İşçi Birliği (Bund); Rus ve Polonya sosyalist hareketinin büyük kesimi |
| Siyonizm | Antisemitizm yenilmez; Yahudiler kendi devletini kurmalı | Theodor Herzl'in Yahudi Devleti (1896); 1897 Basel Kongresi |
1897 yılı simgeseldir: Ağustos'ta Basel'de Siyonist Örgüt kuruldu, Ekim'de Vilnius'ta Bund. İkisi de antisemitizme yanıttı; ama biri ulusal ayrılmayı, öteki sınıf birliğini önerdi. 1940'lara kadar Siyonizm Yahudiler arasında azınlıktaydı. Ortodoks rabbinlerin çoğu, devlet kurmayı Mesih'in işine karışmak olarak gördü ve karşı çıktı. Batı'daki asimile burjuvazi, sadakatinin sorgulanmasından korktu. Sosyalistler ise Siyonizmi işçi sınıfını bölen bir burjuva milliyetçiliği olarak gördü.
Siyonizm Nedir ve Neden Bu Kadar Tepki Görür?
Tanım
Siyonizm, 19. yüzyılın sonunda Avrupa'da doğan ve Yahudilerin bir ulus olduğunu, bu ulusun antisemitizmden ancak kendi devletinde kurtulabileceğini ve bu devletin tarihi İsrail toprağında, yani Filistin'de kurulması gerektiğini savunan siyasi harekettir. Adını Kudüs'teki Siyon Tepesi'nden alır. Dini bir "dönüş" özlemi Yahudi ibadetinde yüzyıllardır vardı ("Gelecek yıl Kudüs'te"); ama Siyonizm bu dini özlemi modern, laik bir ulus-devlet programına dönüştürdü. İlk kuramcılarının çoğu dindar değildi; Herzl bir Viyana gazetecisiydi.
Siyonizm, döneminin Avrupa milliyetçiliklerinin bir çocuğudur. Almanlar, İtalyanlar, Polonyalılar ulus-devletlerini kurarken, Yahudilere "siz bu ulusa ait değilsiniz" denildi. Siyonizm buna "haklısınız, biz ayrı bir ulusuz, kendi devletimizi kuracağız" diye yanıt verdi. Yani antisemitizmin temel tezini, Yahudilerin yaşadıkları toplumlara ait olmadığı tezini, ters yönden kabul etti. Bund ve sosyalistlerin Siyonizme yönelttiği ilk eleştiri tam da buydu.
Siyonizmin akımları
| Akım | Temsilcileri | Ne savundu |
|---|---|---|
| Siyasi Siyonizm | Theodor Herzl | Büyük güçlerden bir "berat" (ferman) alarak, diplomasiyle devlet kurmak |
| Emek Siyonizmi | Ben-Gurion, Berl Katznelson | Yahudi işçi sınıfını toprağa yerleştirerek, kibbutz, Histadrut ve "İbrani emeği" ile devleti aşağıdan inşa etmek; devleti 30 yıl yöneten akım |
| Revizyonist Siyonizm | Zeev Jabotinsky, sonra Begin ve Likud | "Demir Duvar" (1923): Araplar gönüllü olarak razı olmayacağı için Yahudi devleti ancak askeri güçle kurulabilir; iki yakayı da kapsayan büyük İsrail |
| Kültürel Siyonizm | Ahad Ha'am, Martin Buber | Devletten çok kültürel-manevi bir merkez; Buber ve Judah Magnes gibi isimler iki uluslu tek devleti savundu |
| Dini Siyonizm | Rav Kuk ve oğlu, sonra Guş Emunim ve bugün Smotriç | Devlet, Mesih'in gelişinin başlangıcıdır; 1967'de alınan topraklar Tanrı'nın vaadidir; yerleşim kutsal bir görevdir |
Bugün iktidarda olan, revizyonist ve dini Siyonizmin birleşimidir. 1923'te Jabotinsky'nin yazdığı "Demir Duvar" makalesi, tarihin en açık sözlü sömürgeci metinlerinden biridir: Yazar, yerli halkların hiçbir zaman sömürgecilere gönüllü olarak razı olmadığını, bu yüzden Arapların direnişini kıracak bir "demir duvar" gerektiğini kendisi söyler.
Neden bu kadar tepki görür?
"Siyonizm" kelimesi bugün dünyanın büyük bölümünde, özellikle Ortadoğu'da, öfkeyle anılıyor. Bu öfkenin kaynaklarını ayırmamız gerekiyor; çünkü bir kısmı haklı bir siyasi eleştiriden, bir kısmı ise düpedüz ırkçılıktan beslenir.
Haklı eleştirinin kaynakları:
- Yerleşimci sömürgecilik: Siyonizm, başka bir halkın yaşadığı topraklarda bir devlet kurmayı hedefledi ve bunu o halkın rızası olmadan, onu yerinden ederek gerçekleştirdi. Filistinliler açısından Siyonizm, soyut bir ideoloji değil, 1948'de kaybedilen evlerin, 1967'den bu yana süren işgalin, bugün Gazze'deki yıkımın adıdır.
- Etnik ayrıcalık üzerine kurulu yurttaşlık: Geri Dönüş Yasası dünyadaki her Yahudiye İsrail yurttaşlığı hakkı tanırken, 1948'de sürülen Filistinlilerin ve torunlarının kendi köylerine dönme hakkı tanınmıyor. 2018 Ulus-Devlet Yasası bu ayrımı anayasal düzeye taşıdı.
- Emperyalizmle ittifak: Herzl, Osmanlı Sultanı'ndan Alman Kayzeri'ne kadar dönemin bütün güçlerinin kapısını çaldı; Siyonist hareket İngiliz İmparatorluğu'nun, sonra ABD'nin bölgedeki çıkarlarıyla iç içe geçti. Ezilen halklar için Siyonizm, emperyalizmin bölgedeki ileri karakolu olarak görüldü.
- Bugünkü pratik: Gazze'deki savaş, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti ve ilhak, dünya kamuoyunun tepkisini en üst düzeye çıkardı. 1975'te BM Genel Kurulu Siyonizmi "bir ırkçılık ve ırk ayrımcılığı biçimi" olarak tanımlayan 3379 sayılı kararı kabul etmişti; karar 1991'de, Sovyetler Birliği'nin çözülüşüyle değişen güç dengesinde iptal edildi.
Irkçı nefretin kaynakları:
- "Siyonist" kelimesinin "Yahudi" yerine kullanılması: Pek çok yerde, özellikle internette, "Siyonist" kelimesi İsrail politikasını değil, doğrudan Yahudileri hedef almak için kullanılıyor. Dünyanın bankalarını, medyasını, savaşlarını "Siyonistlerin" yönettiği iddiası, 1903'te Çarlık gizli polisinin uydurduğu Siyon Bilgelerinin Protokolleri sahte belgesinin bugünkü biçimidir.
- Komplo teorileri: Her krizin, her depremin, her ekonomik çöküşün arkasında "Siyonist bir el" arayan dil, sınıf ilişkilerini ve somut sorumluları görünmez kılar. Bir sermayedarı, bir generali ya da bir hükümeti eleştirmek yerine bir halkı suçlar. Bu, egemen sınıfların işine yarayan en eski oyundur.
Bizim ayrımımız
Marksist açıdan Siyonizm, bir ulusal kurtuluş hareketi olarak doğduğunu iddia eden, ama başka bir halkın mülksüzleştirilmesi ve emperyalizmle ittifak üzerinden gerçekleşen bir burjuva milliyetçiliğidir. Ona karşı çıkışımız, her milliyetçiliğe karşı çıkışımızla aynı ilkeye dayanır: Bir halkın kurtuluşu, bir başka halkın ezilmesi üzerinden kurulamaz.
Ama "Siyonizm eleştirisi" ile "Yahudi düşmanlığı" arasındaki çizgiyi titizlikle korumalıyız. İsrailli bir retçi genç, Siyonizmi bizden çok daha sert eleştiriyor; ABD'deki binlerce Yahudi, "bizim adımıza değil" diyerek sokağa çıkıyor. Bizim düşmanımız bir halk değil, o halkın da üzerinde egemenlik kuran bir sınıf ve devlet düzenidir.
Neden Bir Devlet Kuruldu?
Toprağa yerleşme: "İbrani emeği" ve kibbutz
Siyonist göç (alia) Filistin'e 1882'den itibaren dalgalar halinde geldi. 1904–1914 arasındaki ikinci dalga, sonradan devleti kuracak kadroyu getirdi: Ben-Gurion ve "emek Siyonizmi". İlk kibbutz Degania 1910'da kuruldu. Kibbutzlar, ortak mülkiyetli, ortak üretim ve tüketim yapan tarım komünleriydi; dünyanın en uzun ömürlü kolektif deneylerinden biri oldular.
Ama bu "sosyalist" yerleşimin temel ilkesi "İbrani emeği" (avoda ivrit) idi: Yahudi işverenler Arap işçi çalıştırmamalı, Yahudi pazarı Arap ürünü almamalıydı. 1920'de kurulan Histadrut sendikası, Arap işçileri 1959'a kadar tam üye olarak kabul etmedi. Topraklar çoğunlukla Beyrut'ta, Şam'da yaşayan büyük toprak sahiplerinden satın alındı; satıştan sonra o toprakları kuşaklardır işleyen Filistinli köylüler (fellahlar) sürüldü. 1901'de kurulan Yahudi Ulusal Fonu (KKL-JNF), satın aldığı toprağın sonsuza dek yalnızca Yahudilere kiralanmasını şart koştu.
Burada Marksist bir uyarı yapmak gerekiyor: Sosyalist dil, sömürgeci yerleşimi sosyalist yapmaz. Kibbutz içeride eşitlikçiydi; dışarıda ise yerli köylülüğün mülksüzleştirilmesinin aracıydı. Sınıf sorusu, bir yapının kendi içinde ne kadar eşit olduğuyla değil, kimin toprağının, kimin emeğinin üzerine kurulduğuyla yanıtlanır.
Büyük güçlerin hesabı
- 1917 Balfour Deklarasyonu: Birinci Dünya Savaşı'nın ortasında İngiltere, Filistin'de "Yahudi halkı için ulusal bir yurt" kurulmasını desteklediğini açıkladı. O sırada Filistin'in nüfusunun yaklaşık %90'ı Arap'tı. İngiltere'nin hesabı, Süveyş Kanalı'nın doğusunu ve Hindistan yolunu güvenceye almaktı.
- 1920–1948 İngiliz Mandası: İngiltere, iki toplumu birbirine karşı yönetti. 1936–1939 Büyük Arap İsyanı, İngiliz ordusu ve Siyonist milislerce bastırıldı; Filistin toplumunun siyasi ve askeri yapısı bu dönemde çökertildi.
- 1938 Évian Konferansı: Nazi Almanyası'ndan kaçan Yahudi mülteciler için toplanan 32 ülkenin neredeyse hiçbiri kapılarını açmadı. Bu sahne, Siyonizmin "başka gidecek yer yok" tezini güçlendiren en acı tarihsel kanıtlardan biri oldu.
- Holokost: Nazi Almanyası Avrupa'daki Yahudilerin yaklaşık 6 milyonunu öldürdü. Doğu Avrupa'nın Yidiş konuşan işçi ve zanaatkar dünyası, yani Bund'un toplumsal temeli, fiziksel olarak yok edildi. Savaştan sonra yüz binlerce kurtulan "yerinden edilmiş kişiler" kamplarında bekliyordu; ABD ve İngiltere onları kendi topraklarına kabul etmekte isteksizdi.
1947 Taksim Kararı ve SSCB'nin tutumu
29 Kasım 1947'de BM Genel Kurulu, 181 sayılı kararla Filistin'in bir Yahudi ve bir Arap devletine bölünmesini 33 evet, 13 hayır, 10 çekimser oyla kabul etti. Nüfusun yaklaşık üçte birini oluşturan ve toprağın %7'sinden azına sahip olan Yahudi topluluğuna toprağın %55'i verildi.
Burada dürüst olmamız gerekiyor: Kararın geçmesinde ABD kadar Sovyetler Birliği'nin de rolü vardı. Andrey Gromiko, Mayıs 1947'de BM'de yaptığı konuşmada Holokost'u ve Batı'nın Yahudileri koruyamamasını gerekçe göstererek iki devletli çözümü destekledi. SSCB, İsrail'i hukuken (de jure) tanıyan ilk devlet oldu; Çekoslovakya üzerinden silah gönderildi. Bu kararın arkasında İngiltere'yi bölgeden çıkarma hesabı ve yeni devletin sosyalist yöneleceği beklentisi vardı. Beklenti boşa çıktı: İsrail kısa sürede ABD'nin bölgedeki en güvenilir müttefiki haline geldi. Bu, tarihsel deneyimlerimizle olgunlukla yüzleşmemiz gereken konulardan biridir. (Türkiye de İsrail'i Mart 1949'da tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke oldu.)
1948: Bağımsızlık ve Nakba
14 Mayıs 1948'de İsrail'in kuruluşu ilan edildi. Ardından gelen savaşta yaklaşık 750 bin Filistinli evinden sürüldü ya da kaçtı; 400'ü aşkın köy yıkıldı ya da boşaltıldı. Filistinliler bunu Nakba (felaket) diye anar. Geri dönmelerine izin verilmedi; mülkleri "Yokların Mülkü Yasası" ile devlete geçti. İsrail'de kalan yaklaşık 150 bin Arap, 1966'ya kadar askeri yönetim altında yaşadı.
Aynı yıllarda Arap ülkelerindeki Yahudi toplulukları da hem yerel milliyetçiliğin baskısıyla hem de Siyonist örgütlerin organize ettiği göç operasyonlarıyla (Irak'tan 120 bin, Yemen'den 49 bin kişi) İsrail'e geldi. İki halkın da yerinden edilmesi, aynı sürecin iki yüzüdür. Bin yıllık Bağdat Yahudi topluluğu ile bin yıllık Yafa Arap topluluğu, aynı on yılda tarihe karıştı.
1967 ve işgal
1967 Altı Gün Savaşı'nda İsrail Batı Şeria'yı, Doğu Kudüs'ü, Gazze'yi, Golan Tepeleri'ni ve Sina'yı işgal etti. Sina 1979'da Mısır'a iade edildi; geri kalan topraklarda 59 yıldır süren bir işgal rejimi var. Batı Şeria'da bugün yarım milyonu aşkın, Doğu Kudüs'te 200 bini aşkın yerleşimci yaşıyor. 2023'ten bu yana 40 binden fazla konut için izin ya da ihale verildi, yaklaşık 100 kaçak "karakol" yasallaştırıldı (PISM).
İsrail'in kuruluşundan beri yanıtlanmamış temel soru şudur: Nehirden denize kadar yaşayan yaklaşık 15 milyon insanın yaklaşık yarısı Filistinli. Bir devlet, bu insanların bir kısmına yurttaşlık, bir kısmına askeri yönetim, bir kısmına abluka vererek ne kadar süre "demokratik" kalabilir? İsrailli insan hakları örgütü B'Tselem, Ocak 2021'de bu düzeni "Ürdün Nehri'nden Akdeniz'e kadar bir Yahudi üstünlüğü rejimi" olarak tanımladı ve apartheid kavramını kullandı.
İsrail'de Yaşayan Topluluklar ve Hayattaki Rolleri
İsrail'in yaklaşık 10 milyonluk nüfusunun kabaca %73'ü Yahudi, %21'i Arap, geri kalanı ise "diğer" kategorisinde sayılan topluluklardır. Ama bu üç kategori, içindeki çeşitliliği gizler. Her topluluğun devletle, orduyla ve emek piyasasıyla ilişkisi farklıdır ve İsrail yönetici sınıfı bu farkları ustalıkla kullanır: Böl ve yönet, buranın da en eski yönetim tekniğidir.
Yahudi toplulukların kendi içindeki katmanlar
| Topluluk | Yaklaşık büyüklük | Toplumsal rolü |
|---|---|---|
| Aşkenaz laikler | Yahudi nüfusun önemli bir kısmı | Kurucu seçkinler; ordu komutası, akademi, yargı, teknoloji ve büyük sermayede ağırlıklı; Tel Aviv merkezli liberal kesimin çekirdeği |
| Mizrahi Yahudiler | Yahudi nüfusun yaklaşık yarısı (karma evliliklerle sınırlar belirsizleşiyor) | 1950'lerde kalkınma kasabalarına yerleştirilen işçi sınıfı; bugün orta sınıfa kısmen yükselmiş ama Likud ve Şas'ın tabanı; Aşkenaz seçkinlerine karşı tarihi öfke, sağ popülizmin yakıtı |
| Haredi (ultra-Ortodoks) | Nüfusun yaklaşık %13-14'ü, en hızlı büyüyen kesim | Erkeklerin önemli kısmı din okullarında (yeşiva) okuyor, askerlik yapmıyor ve düşük oranda çalışıyor; kadınlar ailenin ana geçim kaynağı; yoksulluk oranı yüksek; partileri koalisyonların "kilidi" |
| Dini Siyonistler / yerleşimciler | Nüfusun yaklaşık %10-12'si | Ordunun subay kadrolarında giderek artan ağırlık; Batı Şeria'daki yerleşimlerin ideolojik çekirdeği; bugün bakanlıklarda |
| Sovyetler Birliği kökenliler | 1990'larda gelen yaklaşık 1 milyon kişi | Teknoloji ve mühendislikte güçlü; içlerinden yaklaşık 400-500 bini dini kurallara göre "Yahudi" sayılmadığı için İsrail'de evlenemiyor; Liberman'ın tabanı |
| Etiyopya Yahudileri (Beta İsrail) | Yaklaşık 170 bin | 1984 ve 1991'de havadan taşındılar; yoksulluk ve polis şiddetine karşı 2015 ve 2019'da büyük protestolar; Yahudi toplumun içindeki ırkçılığın en açık hedefi |
Arap/Filistinli yurttaşlar
Nüfusun yaklaşık %21'i, yani 2 milyonu aşkın kişi. 1948'de sürülmeyip topraklarında kalanların torunları. Kendilerini giderek daha çok "İsrail yurttaşı Filistinliler" olarak tanımlıyorlar.
- Hayattaki rolleri: İsrail'in sağlık sistemi Arap emekçiler olmadan çalışamaz. Hekimlerin yaklaşık dörtte biri, eczacıların yaklaşık yarısı, hemşirelerin önemli bir kısmı Arap yurttaşlardır. İnşaat, ulaştırma, hizmet sektörü de büyük ölçüde onların emeğine dayanır. Teknoloji sektöründe ise payları hala çok düşük.
- Ayrımcılık: Belediye bütçeleri, imar izinleri ve konut hakkında yapısal ayrımcılık; Arap kasabaları çoğu zaman genişleyemiyor, kaçak yapı yıkımlarıyla karşı karşıya. Askerlik yapmadıkları için askerlik bağlantılı haklardan, ağlardan ve iş fırsatlarından dışlanıyorlar.
- Suç örgütleri: Son yıllarda Arap kasabalarında silahlı suç örgütleri patlama yaptı; yıllık cinayet sayısı yüzleri aşıyor ve çoğu çözümsüz kalıyor. Arap siyasetçiler bunu devletin "ihmal yoluyla yönetim" politikası olarak görüyor.
"Bölünmüş" Araplar: Dürziler, Bedeviler, Hristiyanlar
İsrail, Arap toplumunu dini ve etnik alt gruplara ayırarak farklı statüler verdi.
- Dürziler (yaklaşık 150 bin): 1956'dan beri Dürzi erkekler için askerlik zorunlu. Orduda, sınır polisinde ve hapishane teşkilatında yüksek oranda görev yapıyorlar; bu, devletin "sadık azınlık" modelidir. Ama 2018 Ulus-Devlet Yasası, kendilerini ikinci sınıf ilan ettiği için Dürzilerin büyük öfkesine yol açtı; Tel Aviv'de on binlerce Dürzi bu yasaya karşı yürüdü. Golan'daki Dürzilerin çoğu ise kendilerini Suriyeli sayıyor ve İsrail yurttaşlığını büyük ölçüde reddetti.
- Bedeviler (yaklaşık 300 bin): Çoğu Negev'de yaşıyor. Bir kısmı orduda iz sürücü olarak gönüllü görev yapıyor. Aynı zamanda ülkenin en yoksul topluluğu: On binlercesi, devletin tanımadığı, su, elektrik ve yol hizmeti verilmeyen köylerde yaşıyor ve evleri düzenli olarak yıkılıyor. Al-Arakib köyü 200'ü aşkın kez yıkılıp yeniden kuruldu. 7 Ekim saldırısında öldürülen ve rehin alınanlar arasında Bedeviler de vardı; bu, onların "iki ateş arasında" kalışının trajik simgesidir.
- Hristiyan Araplar (yaklaşık 180 bin): Hayfa, Nasıra ve Celile'de yoğunlar. Eğitim düzeyi ve orta sınıf oranı yüksek; Filistin ulusal hareketinin ve İsrail Komünist Partisi'nin tarihinde önemli rol oynadılar. 2014'te devlet, bir kısmını "Arami" olarak ayrı bir ulusal kategoriye kaydetmeye başladı; amaç, Hristiyanları Arap kimliğinden ayırmak ve askerliğe çekmekti.
Türkiye'den tanıdık topluluklar
- Çerkesler (yaklaşık 5 bin): Celile'deki Kefr Kama ve Rehaniye köylerinde yaşıyorlar. 19. yüzyılda Rus Çarlığı'nın Kafkasya'daki sürgünüyle Osmanlı topraklarına göçen Çerkeslerin torunları. Müslüman oldukları halde, Dürziler gibi askerlik yapıyorlar; Çerkes dili okullarda öğretiliyor. Osmanlı'nın göçmen yerleşim politikasının bugünkü İsrail'e kadar uzanan bir izi.
- Ermeniler: Kudüs'ün Eski Şehir'indeki Ermeni Mahallesi, dünyanın en eski Ermeni topluluklarından biri. 2023'te mahallenin bir bölümünün bir yatırımcıya uzun süreli kiralanmasına karşı Ermeni toplumunun sürdürdüğü "İnek Bahçesi" direnişi, yerleşimci baskısının yalnızca Müslüman Filistinlileri değil Hristiyan toplulukları da hedef aldığını gösterdi.
Küçük dini topluluklar
- Samiriler: Yaklaşık 900 kişilik, dünyanın en küçük ve en eski dini topluluklarından biri; Nablus yakınındaki Gerizim Dağı'nda ve Holon'da yaşıyorlar.
- Bahailer: Dünya merkezleri Hayfa'da. İran'da baskı gördükleri için merkez burada; ama İsrail'de din yaymıyorlar.
- Ahmediler: Hayfa'nın Kababir mahallesinde.
Yurttaş olmayanlar: göçmen işçiler ve sığınmacılar
- Göçmen işçiler: Tarımda Taylandlılar, yaşlı ve engelli bakımında Filipinliler, inşaatta Çinliler, Hindistanlılar ve Sri Lankalılar. Vizeleri çoğu zaman işverene bağlı; işvereni değiştirmek ya da örgütlenmek çok zor. 7 Ekim'den sonra yasaklanan yaklaşık 150 bin Filistinli işçinin yerini doldurmak için yeni işçi akınları getirildi.
- Afrikalı sığınmacılar: Çoğu Eritre ve Sudan'dan gelen, yaklaşık 25-30 bin kişi. Hükümetler onları "sızanlar" diye tanımladı; Negev'deki Holot gözaltı merkezi, sınır dışı etme kampanyaları ve güney Tel Aviv'de yoksul İsrailli işçilerle sığınmacıları karşı karşıya getiren kışkırtmalar yaşandı.
- Batı Şeria'dan gelen Filistinli işçiler: İsrail ekonomisinin onlarca yıl en ucuz iş gücü kaynağıydı; sınır kapılarında sabahın dördünde başlayan kuyruklar, izin rejimi ve aracılara ödenen rüşvet bu emeğin günlük gerçeğiydi.
Sınıfsal okuma
İsrail toplumundaki bu çok katmanlı yapı, bir etnik iş bölümü oluşturur: En nitelikli ve en iyi ödenen işlerde laik Yahudi seçkinler; orta katmanlarda Mizrahi, Rus ve Dürzi emekçiler; bakımda, tarımda, inşaatta Arap yurttaşlar, Filistinli işçiler ve göçmenler. Her katmana farklı haklar ve farklı "sadakat sınavları" verilir. Bu yapı, emekçilerin ortak çıkarlar etrafında birleşmesini engeller: Güney Tel Aviv'deki yoksul Mizrahi işçi, öfkesini kendisini yoksullaştıran ekonomik düzene değil, yanındaki Eritreli sığınmacıya yöneltir. Bu, Almanya'da ve Türkiye'de gördüğümüz mekanizmanın aynısıdır.
Bugünkü İsrail: Teknoloji ve Tarım
"Start-up ülkesi"nin rakamları
İsrail İnovasyon Otoritesi'nin 2026 raporuna göre (İnovasyon Otoritesi):
- Yüksek teknoloji 2025'te yaklaşık 85 milyar dolar ihracat yaptı; bu, ülkenin toplam ihracatının %58'i.
- Sektör, gayrisafi yurtiçi hasılanın %18,3'ünü üretiyor ve ekonomideki büyümenin yaklaşık yarısını sağladı.
- Yaklaşık 400 bin kişi, yani istihdamın %11,4'ü bu sektörde çalışıyor.
- 2025'te 198 şirket satışı gerçekleşti; toplam değer yaklaşık 84 milyar dolar. Bunun büyük kısmını Google'ın siber güvenlik şirketi Wiz'i 32 milyar dolara satın alma anlaşması oluşturdu.
- Yatırımın yaklaşık %70'i yabancı sermaye.
- Ama ilk kez on yılda Ar-Ge çalışan sayısı düştü (yaklaşık 3.500 kişi). Özel yüksek teknoloji çalışanlarının İsrail'de bulunma oranı 2019'daki %69'dan Mart 2026'da %62'ye geriledi. Yönetim ve karar merkezleri yurt dışına kayıyor.
Bu başarının kaynağı nereden geliyor?
"Yaratıcı Yahudi zekası" ya da "girişimci kültür" gibi idealist açıklamalar yerine maddi kaynaklara bakalım:
- Ordu bir teknoloji okuludur. Askeri istihbaratın sinyal birimi 8200, 1979'da kurulan seçkin teknoloji programı Talpiot, her yıl binlerce gence devlet parasıyla ileri düzey teknik eğitim, gizli projelerde çalışma deneyimi ve ömür boyu sürecek bir ağ veriyor. Check Point, NSO, Cellebrite gibi şirketler bu birimlerden çıkan kadrolarla kuruldu.
- Devlet girişim sermayesi kurdu. 1993'te devletin yaklaşık 100 milyon dolarla başlattığı Yozma programı, yabancı girişim sermayesi fonlarını devlet ortaklığıyla ülkeye çekti. "Serbest piyasa mucizesi" diye anlatılan şey, devlet planlamasıyla başladı.
- 1990'larda Sovyetler Birliği'nden yaklaşık 1 milyon göçmen geldi. Bunların büyük bir kısmı Sovyet eğitim sisteminin yetiştirdiği mühendis, matematikçi ve bilim insanıydı. Yani İsrail teknoloji sektörü, büyük ölçüde sosyalist bir eğitim sisteminin ürettiği bilgi birikimini devraldı.
- ABD askeri yardımı. 2016'da imzalanan mutabakatla ABD, 2019–2028 arasında İsrail'e yılda 3,8 milyar dolar, toplamda 38 milyar dolar askeri yardım taahhüt etti. Savaş dönemlerinde buna ek paketler geldi.
- İşgal bir test sahasıdır. Gözetim, biyometrik tanıma, drone ve hedefleme sistemleri, Filistinliler üzerinde geliştirilip "sahada denenmiş" etiketiyle dünyaya satılıyor. Gazeteci Antony Loewenstein bu modele "Filistin Laboratuvarı" adını verdi. (Bunu aşağıda, Filistin laboratuvarı bölümünde ayrıntılı ele alıyoruz.)
Yapay zeka ve savaş
2023–2024'te İsrailli bağımsız yayın +972 Magazine, Gazze'de kullanılan iki yapay zeka sistemini belgeledi: binaları hedef olarak işaretleyen "Gospel" (Habsora) ve on binlerce kişiyi olası militan olarak puanlayan "Lavender". Haberlere göre hedef önerilerinin onaylanması bazen saniyeler sürüyordu. Bu, bizim "dijital panoptikon" dediğimiz şeyin en karanlık biçimidir: Gözetimden hedeflemeye, hedeflemeden öldürmeye uzanan otomatikleştirilmiş bir zincir.
Bu sistemlerin arkasında küresel teknoloji tekelleri de var. Google ve Amazon, 2021'de İsrail hükümetiyle 1,2 milyar dolarlık Nimbus bulut sözleşmesini imzaladı; buna karşı çıkan çalışanların "Apartheid'a Teknoloji Yok" (No Tech for Apartheid) hareketi işten çıkarmalarla yanıtlandı. Microsoft, The Guardian'ın Ağustos 2025'te Filistinlilerin telefon görüşmelerinin Azure bulutunda toplu olarak depolandığını ortaya koymasının ardından, Eylül 2025'te 8200 birimine verdiği bazı hizmetleri kesti. Bu kararı mümkün kılan da büyük ölçüde şirket çalışanlarının baskısıydı. Palantir'in manifestosunu tartışırken söylediğimiz şey burada somutlaşıyor: Tekno-kapitalizmin en ileri ürünleri, en eski sömürge yöntemlerinin hizmetine giriyor.
Silah ihracatı rekoru
İsrail'in silah ihracatı 2025'te 19,2 milyar dolarla üst üste beşinci kez rekor kırdı; bir önceki yıla göre yaklaşık %30 artış (Times of Israel). Dağılım şöyle:
- Bölgeye göre: Avrupa %36, Asya-Pasifik %32, Ortadoğu ve Kuzey Afrika %15, Kuzey Amerika %13.
- Ürüne göre: Hava savunma, füze ve roket %29; gözetim ve optoelektronik %22 (bir önceki yıl %6'ydı); radar ve elektronik harp %11.
Gözetim sistemlerinin payının bir yılda üç katından fazla artması tesadüf değil: Gazze'de "denenmiş" olmak bir pazarlama argümanına dönüştü. Avrupa'nın en büyük alıcılardan biri olması da ayrıca not edilmeli: Bir yanda soykırım davası ve ambargo tartışmaları, öte yanda Almanya'ya satılan Arrow 3 füze savunma sistemi. Ulm 5 davası yazısında Elbit fabrikasını hedef alan eylemcilerin yargılanmasını anlatırken bu çelişkiyi işaret etmiştik.
Tarım ve su: gerçek başarı, eşitsiz bölüşüm
İsrail'in tarım teknolojisi alanındaki başarıları gerçektir ve dünyaya yayılmıştır:
- Damla sulama: Mühendis Simha Blass'ın fikrinden yola çıkarak 1965'te Hatzerim kibbutzunda kurulan Netafim, damla sulamayı dünya çapında bir endüstriye dönüştürdü. (2018'de şirketin %80'i Meksikalı Orbia grubuna satıldı; kibbutz kökenli bir kolektif girişimin küresel sermayeye geçişinin tipik örneği.)
- Arıtılmış suyun yeniden kullanımı: Atık suyun yaklaşık %85–90'ı arıtılıp tarımda kullanılıyor; bu, dünyanın en yüksek oranı.
- Deniz suyu arıtma (desalinasyon): Akdeniz kıyısındaki büyük tesisler, evsel suyun büyük kısmını sağlıyor.
- Seracılık, tohum ıslahı, çöl tarımı ve tarım teknolojisi girişimleri.
Ama "çölü yeşerttik" anlatısının iki sorunu var.
Birincisi, tarih: Filistin, Siyonist göçten önce de tarımsal bir ülkeydi. 19. yüzyılda dünyaya ün salan Yafa portakalı, Arap bahçıvanların ürünüydü ve Avrupa'ya ihraç ediliyordu. "Boş toprak" efsanesi, orada yaşayanların görünmez kılınmasının ideolojik aracıdır.
İkincisi, bölüşüm: Su, İsrail'de devlet şirketi Mekorot'un elindedir ve aynı şirket Batı Şeria'daki yerleşimlere de su verir. Oslo II Anlaşması (1995) ile kurulan düzende Batı Şeria'nın yeraltı su kaynakları üzerindeki denetim büyük ölçüde İsrail'de kaldı; Filistinlilerin yeni kuyu açması izne bağlandı. İnsan hakları örgütlerinin raporlarına göre Batı Şeria'daki Filistinlilerin kişi başı günlük su tüketimi, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği asgari düzeyin altında kalırken komşu yerleşimlerin tüketimi bunun birkaç katıdır. Gazze'de ise savaşla birlikte su altyapısı neredeyse tamamen yıkıldı.
Bir de emek boyutu var: İsrail tarımı, büyük ölçüde göçmen işçilere, özellikle on binlerce Taylandlı işçiye dayanıyor. 7 Ekim saldırısında onlarca Taylandlı tarım işçisi öldürüldü ya da rehin alındı. Savaşla birlikte Filistinli işçilerin İsrail'de çalışması yasaklandı; boşluk, Asya'dan getirilen yeni göçmen işçilerle dolduruldu. Teknoloji ne kadar ileri olursa olsun, tarlada çalışan el yine yurttaşlık hakları olmayan bir göçmenin elidir.
İsrail toplumunun sınıf piramidi
| Katman | Kim | Durum |
|---|---|---|
| Tepe | Holding aileleri, teknoloji sermayesi, savunma sanayii, bankalar | Ekonominin büyük kısmını kontrol eden dar bir sermaye grubu; 2011 sosyal protestolarının hedefi |
| Orta-üst | Laik Aşkenaz profesyoneller, teknoloji çalışanları, ordu kökenli yöneticiler | Tel Aviv merkezli; yurt dışına göç eğilimi artıyor |
| Orta-alt | Mizrahi işçiler, Sovyet ve Etiyopya kökenli göçmenler, kalkınma kasabaları | Likud'un ve Şas'ın tabanı |
| Alt | Haredi topluluk (yüksek yoksulluk, düşük istihdam), Arap yurttaşlar | Haredi yoksulluğu sübvansiyonla yönetiliyor; Arap kasabaları suç örgütleri ve ihmalle baş başa |
| Hukuk dışı | Göçmen işçiler, Afrikalı sığınmacılar | Yurttaşlık yok, çoğu zaman işverene bağlı vize |
| Hakların dışında | İşgal altındaki Filistinliler | Askeri yönetim, abluka, oy hakkı yok |
2011 yazında Tel Aviv'in Rothschild Bulvarı'nda kira ve hayat pahalılığına karşı çadırlar kuruldu; 3 Eylül 2011'deki gösterilere yaklaşık 400 bin kişi katıldı. Bu, İsrail'de son yıllarda sınıfsal taleplerin en kitlesel biçimde dile geldiği andı. Ama hareket işgal sorusunu "siyasi" diye dışarıda bıraktı ve kısa sürede dağıldı. Ders açık: İşgali tartışmayan bir sosyal hareket, kendi ülkesinin bütçesinin neden ordu ve yerleşimlere aktığını da tartışamaz.
Filistin Bir Laboratuvar: İsrail Orada Neyi Deniyor?
Yukarıda "işgal bir test sahasıdır" demiştik. Bunu açalım. İsrail'in Filistin topraklarında yaptığı şey yalnızca toprak ele geçirmek değil; milyonlarca insanı hak tanımadan, ama tamamen yok etmeden de yönetmenin yöntemlerini geliştirmek, denemek ve sonra bu yöntemleri bir ürün olarak dünyaya satmaktır. Altı alanda bu deneyi görüyoruz.
Nüfus yönetimi: izin rejimi
Batı Şeria'daki bir Filistinlinin hayatı izinlerle düzenlenir: işe gitmek için çalışma izni, hastaneye gitmek için tıbbi izin, kendi zeytinliğine gitmek için tarım izni, ev yapmak için imar izni (C Bölgesi'nde neredeyse hiç verilmez). Oslo Anlaşması'yla Batı Şeria A, B ve C bölgelerine ayrıldı; toprağın yaklaşık %60'ını oluşturan C Bölgesi tamamen İsrail denetiminde kaldı. Yüzlerce kontrol noktası, ayrı yollar ve ayırma duvarı, bir toprağı birbirinden kopuk adacıklara böldü.
Bu sistemin "yeniliği" şudur: İnsanların her hareketini bir izin talebine, her izin talebini bir veri kaydına, her veri kaydını bir baskı aracına dönüştürmek. İzin almak isteyen bir Filistinliden istihbarat servisi için muhbirlik yapması istenebilir. Hareket özgürlüğü bir ödül, kısıtlanması bir ceza olur.
Gözetim: yüz tanıma ve veri tabanları
- Mavi Kurt (Blue Wolf) ve Kızıl Kurt (Red Wolf): Washington Post'un 2021'de, Uluslararası Af Örgütü'nün 2023'te "Otomatikleşmiş Apartheid" raporuyla belgelediği sistemler. Askerler Filistinlilerin yüzlerini telefonlarıyla fotoğraflayıp bir veri tabanına ekliyor; El Halil'deki kontrol noktalarındaki kameralar, geçen her Filistinlinin yüzünü tarayıp geçip geçemeyeceğine karar veriyor. Askerler arasında en çok kişiyi fotoğraflayanlar için yarışmalar düzenlendiği aktarıldı.
- Toplu dinleme: The Guardian'ın 2025'te ortaya çıkardığı gibi, Filistinlilerin milyonlarca telefon görüşmesi Microsoft'un Azure bulutunda depolanıyordu.
- Casus yazılım: NSO'nun Pegasus yazılımı, 2021'de Filistinli insan hakları örgütlerinde çalışanların telefonlarında tespit edildi. Aynı yıl İsrail bu örgütlerin altısını "terör örgütü" ilan etti. ABD, aynı yıl NSO'yu kara listeye aldı. Pegasus daha sonra Meksika'dan Hindistan'a, Suudi Arabistan'dan Macaristan'a gazetecilerin ve muhaliflerin telefonlarında bulundu.
Ablukanın matematiği: kalori hesabı
2007'den itibaren Gazze kara, deniz ve havadan abluka altına alındı. İsrailli insan hakları örgütü Gişa'nın yargı yoluyla ortaya çıkardığı 2008 tarihli bir belgede, İsrail Savunma Bakanlığı Gazze'ye girecek gıdanın, insanların açlıktan ölmemesine yetecek kadarını, kişi başı kalori ihtiyacı üzerinden hesaplamıştı. Belgenin adı "Gazze'de gıda tüketimi: kırmızı çizgiler"di. İsrailli bir yetkilinin o yıllarda söylediği "Gazzelileri diyete sokuyoruz" sözü bu politikanın özeti oldu.
Bu, bir halkı öldürmeden, ama yaşamasına da izin vermeden yönetmenin hesap tablosudur. 2025'te İsrail ve ABD'nin desteklediği "Gazze İnsani Yardım Vakfı"nın (GHF) yardım dağıtım noktaları, bu mantığın militarize edilmiş biçimi oldu: Yardım almak için toplanan kalabalıklar üzerine açılan ateşte yüzlerce kişi öldürüldü.
Savaş doktrinleri: "çim biçmek" ve "Dahiye doktrini"
- "Çim biçmek": İsrail askeri çevrelerinde Gazze'deki düzenli operasyonlar için kullanılan ifade. Filistin direnişinin kapasitesi belirli aralıklarla "biçilir"; sorun çözülmez, yönetilir. Gazze 2008-2009, 2012, 2014, 2021 ve 2023'ten bugüne bu döngüyü yaşadı.
- Dahiye doktrini: 2006 Lübnan Savaşı'nda Beyrut'un Dahiye mahallesinin yıkılmasından adını alan doktrin, 2008'de dönemin Kuzey Komutanı tarafından açıkça formüle edildi: Saldırı gelen her köye "orantısız güç" uygulanacak, sivil altyapı hedef alınacak, böylece halk direnişçilere karşı döndürülecek. Bu doktrini formüle eden komutan, bugün muhalefetin lideri olan Gadi Eisenkot'tur. "Netanyahu'nun alternatifi"nin askeri biyografisi, İsrail muhalefetinin sınırlarını da anlatır.
Yapay zeka ile hedefleme
Yukarıda anlattığımız Gospel ve Lavender sistemleri bu deneyin en yeni aşamasıdır: Kimin "militan" olduğuna karar verme yetkisinin istatistiksel bir modele devredilmesi, bir hedef için "kabul edilebilir sivil kayıp" sayısının önceden belirlenmesi, insan onayının saniyelere indirilmesi. Bu, savaşın endüstriyelleşmesidir; zihinsel Taylorizm dediğimiz şeyin askeri karşılığı: Öldürme kararı parçalara ayrılıyor, her parça hızlandırılıyor, sorumluluk makinenin içinde eriyor.
Demografi mühendisliği
Bütün bu araçların ortak hedefi bir "demografik" sorunun yönetimidir: Toprağı ele geçirirken üzerindeki insanları yurttaş yapmamak. Kudüs'te Filistinlilerin oturma izinlerinin iptali, Doğu Kudüs'te ev yıkımları, Ürdün Vadisi'nde ve Güney El Halil Tepeleri'ndeki (Masafer Yatta) köylerin askeri tatbikat alanı ilan edilerek boşaltılması, Gazze'de nüfusun güneye sıkıştırılması ve "gönüllü göç" planları bu stratejinin parçalarıdır.
Laboratuvardan pazara
Deneyin son halkası ihracattır. Gazze sınırında ilk kez kullanılan sistemler, El Halil'de denenen yüz tanıma kameraları, Batı Şeria'da test edilen drone'lar ve kalabalık kontrol araçları (koku bombası "Skunk" gibi) "sahada kanıtlanmış" etiketiyle dünyaya satılıyor. Silah ihracatı içinde gözetim sistemlerinin payının 2025'te %6'dan %22'ye çıkması bunun en çarpıcı göstergesi. ABD'li polis teşkilatlarının İsrail'de eğitim alması, Avrupa'nın sınır duvarlarında İsrail yapımı sensörlerin kullanılması, Hindistan'ın Keşmir'deki gözetim altyapısı, bu laboratuvarın küresel ölçekli bir yönetim teknolojisine dönüştüğünü gösteriyor.
Bu yüzden Filistin meselesi yalnızca Filistinlilerin meselesi değildir. Orada denenen, yarın İstanbul'un bir mahallesinde, bir fabrikanın kapısında, bir eylem alanında uygulanabilecek bir yönetim modelidir. Astor fabrikasındaki çipli takip ile El Halil'deki yüz tanıma kamerası arasında ölçek farkı var, mantık farkı yok: Emekçinin bedenini ve hareketini veriye dönüştürüp denetlemek.
Dünyada İsrail Ne Yapmaya Çalışıyor?
ABD'nin bölgedeki "batmaz uçak gemisi"
İsrail'in dış politikasının merkezinde ABD ile stratejik ittifak var. Bu ittifak, Soğuk Savaş'ta Arap milliyetçiliğine ve Sovyetler Birliği'ne karşı kuruldu; bugün İran'a ve Çin'in bölgedeki etkisine karşı sürüyor. 2026'da ABD ile birlikte İran'a yönelik savaş, bu ilişkinin en açık ifadesi oldu. Trump'ın seçimden on gün önce Netanyahu'yu açıkça desteklemesi de aynı ilişkinin iç siyasete yansımasıdır.
Normalleşme ve bölgesel ekonomik mimari
2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile BAE, Bahreyn, Fas ve Sudan İsrail'le ilişkileri normalleştirdi. Amaç, Filistin sorunu çözülmeden Körfez sermayesi, İsrail teknolojisi ve ABD güvenlik şemsiyesi arasında bir bölgesel ekonomik blok kurmaktı. Hindistan–Ortadoğu–Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projesi de bu mimarinin parçası. BRICS yazısında tartıştığımız bloklar arası rekabette İsrail, Batı blokunun bölgedeki teknoloji ve güvenlik düğümü olarak konumlanıyor.
Silah, gözetim ve ideoloji ihracatı
İsrail tarihsel olarak, Batı'nın açıktan silah satamadığı rejimlerle de çalıştı: apartheid Güney Afrikası, Latin Amerika'daki askeri cuntalar. Bugün Hindistan, Azerbaycan ve Avrupa ülkeleri en büyük müşteriler arasında. Azerbaycan'la ilişki Türkiye açısından da önemli: İsrail'in petrol ithalatının önemli bir kısmı Bakü–Tiflis–Ceyhan boru hattıyla, yani Türkiye üzerinden geliyor; bu, Türkiye'nin Mayıs 2024'te ilan ettiği ticaret kısıtlamalarının sınırlarını da gösteriyor.
Ama ihraç edilen yalnızca silah değil. İsrail'in "terörle mücadele" modeli, yani nüfusu sürekli gözetim altında tutma, kalabalığı yapay zekayla puanlama ve bunu "güvenlik" adına meşrulaştırma yöntemi, dünyanın dört bir yanındaki polis ve istihbarat teşkilatlarına satılıyor. Ve bir ideoloji de ihraç ediliyor: "Yahudi-Hristiyan medeniyeti"ni İslam'a karşı savunma söylemi, Avrupa'nın aşırı sağıyla, Macaristan'ın Orbán'ıyla, Arjantin'in Milei'siyle, Hindistan'ın Hindutva milliyetçiliğiyle kurulan ittifakın ortak dili. Tarihin acı ironisi: Bir zamanlar antisemitizmin en ateşli taşıyıcıları olan Avrupa aşırı sağ akımlarının bir kısmı, bugün İsrail hükümetinin en yakın müttefikleri arasında.
Uluslararası hukukla çatışma
- Uluslararası Adalet Divanı: Güney Afrika, Aralık 2023'te İsrail'e karşı Soykırım Sözleşmesi kapsamında dava açtı; Divan Ocak 2024'te geçici tedbirlere hükmetti. Dava sürüyor.
- Uluslararası Ceza Mahkemesi: Kasım 2024'te Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gerekçesiyle tutuklama kararı çıkardı.
- İsrail içinden: B'Tselem ve İsrail İnsan Hakları İçin Hekimler örgütü Temmuz 2025'te yayımladıkları "Bizim Soykırımımız" başlıklı raporla, Gazze'de yaşananı soykırım olarak tanımladı. Bu, İsrail içinden gelen en ağır suçlamaydı.
- 2026'da çıkarılan idam yasası, pratikte neredeyse yalnızca Filistinlilere uygulanacak bir ceza düzeni getirdi.
Peki ne yapmaya çalışıyor?
Kısa bir özet yapalım. İsrail yönetici sınıfının stratejisi üç katmanlı görünüyor:
- Toprak: Filistin devletinin fiziksel olarak imkansız hale getirilmesi; Batı Şeria'da resmi ilhak yerine fiili ilhak, Gazze'de uzun süreli askeri denetim.
- Bölge: İran'ın ve müttefiklerinin askeri olarak zayıflatılması, Körfez sermayesiyle ekonomik entegrasyon, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının kalıcı kılınması.
- Dünya: Silah ve gözetim teknolojisinde vazgeçilmez tedarikçi olmak; böylece diplomatik yalnızlaşmayı, ticari bağımlılıkla dengelemek.
Bu stratejinin zayıf noktası ise ülkenin kendi içinde: Toplumun yarısı yargı reformuna karşı sokağa döküldü, Haredi muafiyeti ordu içinde öfke yaratıyor, teknoloji çalışanları yurt dışına gidiyor ve beşte birlik Arap nüfus, sandıkta tarihinin en güçlü sesini çıkardı.
Büyük Ortadoğu Projesi, CIA ve Mossad: Belgeyle Komplo Arasında
Türkiye'de "Büyük Ortadoğu Projesi", "kan sınırları haritası", "Mossad'ın parmağı" gibi kavramlar çok konuşulur. Bu konuda iki tuzaktan kaçınmamız gerekiyor. Birincisi, emperyalizmin bölgeye dönük planlarını yok saymak; çünkü bu planlar gerçektir ve çoğu açık belgelerde yazılıdır. İkincisi, her olayın arkasında her şeyi bilen, her şeyi yöneten gizli bir el aramak; çünkü bu, sınıf ilişkilerini, yerel egemenlerin kendi çıkarlarını ve halkların kendi mücadelelerini görünmez kılar. Ayrıca "her şeyin arkasında Mossad var" dili, kolayca Yahudi düşmanlığına kayar.
Bilimsel tavır şudur: Belgelenmiş olanı belgeleriyle anlatmak, iddia olanı iddia olarak işaretlemek.
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)
- Ne idi? 2003 Irak işgalinin ardından Bush yönetiminin "Büyük Ortadoğu Girişimi" adıyla ilan ettiği, Haziran 2004'te G8'in Sea Island zirvesinde "Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ortaklığı" adıyla resmileşen programdır. Fas'tan Afganistan'a uzanan bir bölgede "demokratikleşme", serbest piyasa reformları, sivil toplumun desteklenmesi ve eğitim reformu hedefleniyordu.
- Gerçek içeriği: "Demokrasi ihracı" söylemi altında bölge ekonomilerinin neoliberal yeniden yapılandırılması, ABD'ye yakın "ılımlı" yönetimlerin desteklenmesi ve İsrail'in bölgeye entegre edilmesi. Irak işgali bu projenin askeri ayağı oldu.
- Türkiye'nin rolü: Dönemin hükümetinin projede "eşbaşkan" ya da "model ülke" olarak konumlandığı yönündeki ifadeler, Türkiye'de uzun süre tartışıldı. "Ilımlı İslam" modeli, ABD'nin bölge için öngördüğü siyasi formüllerden biriydi.
- İsrail'in yeri: BOP'un açık metinleri İsrail'i bir hedef olarak değil, bölgesel düzenin doğal parçası olarak ele aldı. 2006 Lübnan Savaşı sırasında ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, yaşanan yıkımı "yeni bir Ortadoğu'nun doğum sancıları" olarak tanımladı.
Haritalar ve stratejik metinler
Türkiye'de sıkça dolaşan bazı metinlerin ne olduğunu ve ne olmadığını ayıralım:
| Metin | Ne | Ne değil |
|---|---|---|
| Yinon Planı (1982) | İsrail Dışişleri Bakanlığı'nda daha önce çalışmış Oded Yinon'un Kivunim dergisinde yayımladığı "1980'lerde İsrail İçin Bir Strateji" makalesi; Arap devletlerinin mezhepsel ve etnik birimlere bölünmesinin İsrail'in çıkarına olacağını savunuyor | Resmi bir devlet politikası olduğu belgelenmiş değil; ama İsrail stratejik düşüncesindeki bir eğilimin açık ifadesi |
| "Temiz Bir Kopuş" (A Clean Break, 1996) | Richard Perle, Douglas Feith, David Wurmser gibi isimlerin, yeni seçilen Netanyahu için hazırladığı rapor: Oslo'dan vazgeçmek, Saddam'ı devirmek, Suriye'yi geriletmek | Gizli bir belge değil, açıkça yayımlandı; ama yazarlarının birkaçının sonra Bush yönetiminde Irak savaşını tasarlayan kadrolarda yer alması, ABD ve İsrail sağının stratejik iç içeliğinin belgesidir |
| Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi (PNAC, 1997-2000) | ABD'nin tek süper güç olarak kalması için askeri üstünlüğü kalıcılaştırmayı savunan düşünce kuruluşu; Irak'ta rejim değişikliğini açıkça önerdi; üyelerinin çoğu Bush yönetiminde görev aldı | Gizli bir örgüt değil; açık bir neo-muhafazakar lobi |
| "Kan Sınırları" haritası (2006) | Emekli Amerikalı yarbay Ralph Peters'in Armed Forces Journal dergisinde yayımladığı makale ve harita; Ortadoğu'nun etnik ve mezhepsel hatlara göre yeniden çizilmesini öneriyor; Türkiye'nin güneydoğusunu da içeren bir "Özgür Kürdistan" gösteriyor | Resmi ABD politikası değil; bir yazarın görüşü. Ama NATO'nun bir eğitim programında bu haritanın gösterilmesi Türkiye'de büyük tepki yaratmıştı |
Bu metinlerden çıkan ders, gizli bir "master plan" değildir. Ders şudur: ABD ve İsrail yönetici çevrelerinde bölgenin zayıf, bölünmüş ve birbiriyle çatışan devletlerden oluşmasını çıkarına uygun gören açık bir stratejik eğilim vardır. Bu eğilim bazen gerçekleşir (Irak'ın parçalanması, Suriye iç savaşı, Libya), bazen başarısız olur. Ama bölgenin kaderini yalnızca bu planlar belirlemez; yerel egemen sınıfların çıkarları, halk ayaklanmaları ve bölgesel güçlerin hesapları da en az o kadar belirleyicidir.
CIA–Mossad ilişkisi: belgelenmiş olaylar
İki istihbarat örgütü arasındaki ilişki, 1950'lerden bu yana derin ama gerilimli bir ortaklıktır.
- 1950'ler, kuruluş dönemi: CIA'nın efsanevi karşı-istihbarat şefi James Jesus Angleton, ajans içinde İsrail masasını kişisel olarak yönetti. 1956'da Mossad, Kruşçev'in Stalin'i eleştirdiği "gizli konuşmanın" metnini ele geçirip CIA'ya ulaştırdı; bu, ilişkinin kurucu anlarından biri oldu.
- Lavon olayı (1954): İsrail askeri istihbaratının Mısır'da kurduğu bir hücre, İngiliz ve Amerikan hedeflerine bombalı saldırılar düzenleyerek suçu Mısırlılara yıkmaya ve İngilizlerin Süveyş'ten çekilmesini engellemeye çalıştı. Hücre yakalandı. Olay, İsrail'de yıllarca süren bir siyasi krize yol açtı ve "sahte bayrak" operasyonlarının belgelenmiş bir örneği olarak tarihe geçti.
- Çevre doktrini ve "Trident" (1958): Ben-Gurion, Arap dünyasını çevreleyen Arap olmayan devletlerle ittifak kurma stratejisi geliştirdi: Türkiye, Şah'ın İran'ı ve Etiyopya. 1958'de İsrail, Türkiye ve İran istihbarat servisleri arasında "Trident" adlı gizli bir işbirliği kuruldu. Bu dönemde İran'ın gizli polisi SAVAK'ın eğitimine Mossad da katıldı. Türkiye'nin İsrail'le istihbarat ilişkisi yani 1950'lere uzanır; Menderes hükümetinin dönemi.
- Kürt hareketiyle ilişki: 1960'lar ve 1970'lerde İsrail, İran'la birlikte Irak'taki Barzani liderliğindeki Kürt hareketine askeri ve istihbarat desteği verdi; amaç Irak ordusunu meşgul etmekti. 1975'te İran ile Irak anlaştığında bu destek bir gecede kesildi ve Kürt hareketi çöktü. Bu, büyük güçlerin ezilen halkları nasıl bir "araç" olarak kullanıp terk ettiğinin acı bir dersidir.
- İran-Kontra (1985-1986): ABD'nin, ambargo altındaki İran'a İsrail üzerinden gizlice silah sattığı ve gelirini Nikaragua'daki Kontra'lara aktardığı skandal. İsrail, silah sevkiyatlarının ilk aşamasında aracılık yaptı. Kongre soruşturmalarıyla belgelendi.
- Pollard casusluğu (1985): ABD Donanması'nda çalışan analist Jonathan Pollard'ın İsrail için casusluk yaparken yakalanması, iki müttefikin birbirine de casusluk yaptığını gösterdi.
- Stuxnet (2010): İran'ın uranyum zenginleştirme santrifüjlerini sabote eden bilgisayar solucanı. ABD basınının, özellikle New York Times'ın haberlerine göre ABD ile İsrail'in "Olimpiyat Oyunları" kod adlı ortak operasyonunun ürünüydü. Bir devletin başka bir devletin altyapısına yönelik ilk büyük siber saldırısı olarak kabul ediliyor.
- 2020'ler: İran'ın nükleer programının başındaki bilim insanı Fahrizade'nin 2020'de uzaktan kumandalı bir silahla öldürülmesi; Eylül 2024'te Hizbullah'ın kullandığı binlerce çağrı cihazının (pager) aynı anda patlatılması; ve Şubat 2026'da ABD ile birlikte başlatılan İran savaşında İran'ın dini liderinin öldürülmesi. Bu operasyonlar, istihbarat, teknoloji ve askeri gücün iç içe geçtiği yeni bir savaş biçimini gösteriyor.
Türkiye'yi ilgilendiren noktalar
- Mavi Marmara (2010): Gazze'ye yardım götüren filoya uluslararası sularda düzenlenen baskında 10 kişi öldürüldü. İlişkiler uzun süre dondu; 2016'da tazminat anlaşmasıyla normalleşti.
- Kürecik radarı (2012): Malatya Kürecik'e kurulan NATO erken uyarı radarının topladığı verilerin İsrail'in füze savunmasına da hizmet edip etmeyeceği Türkiye'de uzun süre tartışıldı; bu tartışma 2024-2026 İran-İsrail çatışmalarında yeniden gündeme geldi.
- Ticaret ve enerji: Mayıs 2024'te ilan edilen ticaret kısıtlamalarına rağmen Azerbaycan petrolünün Ceyhan üzerinden İsrail'e akışı, söylem ile çıkar arasındaki farkın en somut göstergesidir.
- Öcalan'ın yakalanması (1999): ABD'nin rolü genel olarak kabul edilir; İsrail'in ya da Mossad'ın dahli konusunda ise iddialar ve resmi inkarlar var. Bu tür konularda belgelenmiş olanla iddia edileni ayırmak gerekir.
Sınıf penceresinden
İstihbarat örgütleri, sınıf devletlerinin en gizli ama en "rasyonel" aygıtlarıdır. Ne yaptıklarını anlamak için kahramanlık filmlerine ya da komplo kitaplarına değil, hangi sermayenin, hangi enerji hattının, hangi silah sözleşmesinin, hangi bölgesel düzenin korunduğuna bakmak gerekir. Mossad ile CIA'nın ilişkisi, iki devletin ve iki egemen sınıfın ortak çıkarlarından doğar; bu çıkarlar ayrıştığında da casusluk skandalları patlar.
"Her şeyin arkasında Mossad var" diyen dil, iki kez yanıltıcıdır: Hem Türkiye'deki ve bölgedeki egemen sınıfların bu süreçlerdeki kendi rolünü ve çıkarlarını gizler (Trident'ı imzalayan Türkiye'ydi; Ceyhan'dan petrol akıtan Türkiye'dir), hem de halkların kendi iradesini yok sayar. Tarih, yalnızca istihbarat masalarında yazılmaz; sokaklarda, fabrikalarda, sandıklarda da yazılır.
Milliyetçi Politikaya Karşı Duranlar
İsrail'de "muhalefet" kelimesi yanıltıcıdır. Kağıt üzerinde muhalefet olan Eisenkot–Bennett–Liberman bloku, işgal ve milliyetçilik konusunda iktidardan farklı bir ilkeye sahip değil. Asıl karşı duranları beş grupta toplayabiliriz.
Arap/Filistinli yurttaşların partileri
- Hadaş (Barış ve Eşitlik İçin Demokratik Cephe): Çekirdeğini İsrail Komünist Partisi'nin (Maki) oluşturduğu, Yahudi ve Arap üyeleri olan bir cephe. 1977'den beri Knesset'te. Bugün liderliği Eymen Ude'den Yusuf Cebbarin'e geçti. Hadaş, İsrail'de Yahudi-Arap işçi birliğini programına yazan tek parlamenter güçtür.
- Taal (Arap Değişim Hareketi): Ahmed Tibi liderliğinde, laik-milliyetçi bir parti.
- Balad (Ulusal Demokratik Birlik): İsrail'in "Yahudi devleti" tanımı yerine "bütün yurttaşlarının devleti" olmasını savunan parti. Lideri Sami Ebu Şehade'nin adaylığı bu seçimde engellendi.
- Raam (Birleşik Arap Listesi): İslami Hareket'in güney kolunun siyasi uzantısı. Mansur Abbas'ın liderliğinde, 2021'de bir hükümete giren ilk Arap partisi oldu. Bu seçimde listesinin ikinci sırasına ilk kez bir Yahudi aday (eski İç Güvenlik Bakan Yardımcısı Yoav Segalovitz) koydu.
Ne istiyorlar?
- Eşit yurttaşlık; Ulus-Devlet Yasası'nın kaldırılması.
- Arap kasabalarını kasıp kavuran suç örgütlerine karşı devletin harekete geçmesi: 2026'da Arap toplumundaki cinayetlerin yalnızca %12'si çözüldü.
- Arap belediyelerinin bütçe, imar ve konut sorunlarının çözülmesi; Bedevi köylerinin tanınması.
- Gazze'de savaşın sona ermesi, işgalin bitirilmesi ve 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devleti.
- Netanyahu ve Ben-Gvir'in iktidardan uzaklaştırılması.
Yahudi-Arap ortak hareketler ve sol
- Omdim Beyahad (Birlikte Duruyoruz): Yahudi ve Arap aktivistlerden oluşan, kendini taban hareketi olarak tanımlayan örgüt. Barış, eşitlik ve sosyal adalet taleplerini birlikte savunuyor; Gazze sınırında savaş karşıtı yürüyüşler düzenledi, Gazze'ye yardım konvoylarını engelleyen yerleşimcilere karşı "insani muhafız" eylemleri örgütledi. Ulusal eş direktörü Alon-Lee Green savaş karşıtı eylemlerde tutuklandı.
- Mesarvot (Retçiler): Askerliği reddeden gençlere destek veren ağ. 18-19 yaşında, askerlik yerine defalarca askeri cezaevine girmeyi seçen gençler var. 2025'te 1.000'i aşkın eski ve muvazzaf pilot, savaşın siyasi amaçlarla sürdürüldüğünü söyleyen bir açık mektup imzaladı (Al Jazeera / Yahoo).
- Akademi Eşitlik İçin, Zochrot (Nakba'yı İbranice anlatan ve hatırlatan örgüt), Taayuş (Batı Şeria'da Filistinli köylülerle birlikte çalışan Yahudi-Arap ortaklığı).
Ne istiyorlar? Savaşın derhal sona ermesi, işgalin bitmesi, askerliği reddetme hakkı, Yahudi ve Arap işçilerin ortak ekonomik çıkarı üzerinden kurulan bir siyaset.
İnsan hakları örgütleri
- B'Tselem: İşgal altındaki topraklarda insan hakları ihlallerini belgeleyen örgüt. 2021'de İsrail rejimini apartheid olarak, 2025'te Gazze'de yaşananı soykırım olarak tanımladı.
- Sessizliği Kırmak (Breaking the Silence): İşgal altındaki topraklarda görev yapmış askerlerin tanıklıklarını toplayan örgüt.
- Yeş Din, Barış Şimdi (Şalom Ahşav), Savaşanlar Barış İçin, Ebeveynler Çemberi (çatışmada çocuğunu kaybetmiş İsrailli ve Filistinli ailelerin ortak örgütü).
Ne istiyorlar? Uluslararası hukuka uyum, yerleşimlerin durdurulması, suçların soruşturulması, hesap verebilirlik.
Liberal-Siyonist demokrasi hareketi
2023'te yargı reformuna karşı her cumartesi Tel Aviv'in Kaplan Caddesi'nde yüz binlerce kişi toplandı. Bu hareket İsrail tarihinin en büyük sokak hareketiydi. Rehine aileleri forumu da savaş boyunca hükümete karşı en etkili baskı gruplarından biri oldu.
Ne istiyorlar? Yargı bağımsızlığı, Netanyahu'nun gitmesi, 7 Ekim için devlet soruşturma komisyonu, Haredilere askerlik, rehinelerin geri getirilmesi.
Sınırı ne? Bu hareketin büyük kısmı "Yahudi ve demokratik devlet" formülünü sorgulamıyor; işgali ve Filistinlilerin haklarını demokrasi tartışmasının dışında tutuyor. Hareketin içinde bu sınırı aşmaya çalışan "işgal karşıtı blok" ise azınlıkta kaldı. Bu, Sırbistan yazısında tartıştığımız "örgütlenme biçimi ileri, siyasi içerik sınırlı" geriliminin İsrail'deki bir başka biçimidir.
Dini karşıtlar ve diaspora
- Siyonizm karşıtı Haredi gruplar (Neturei Karta gibi küçük gruplar), devleti dini gerekçeyle meşru görmüyor. Haredi toplumun geniş kesiminin askerlik reddi ise farklı bir motivasyona, cemaatin kapalı yapısını koruma isteğine dayanıyor; bunu ilerici bir tutumla karıştırmamak gerekir.
- Diaspora Yahudi hareketleri: ABD'de Barış İçin Yahudi Sesi (Jewish Voice for Peace) ve IfNotNow, Avrupa'da benzer örgütler, "Bizim adımıza değil" diyerek Gazze savaşına karşı en kitlesel eylemleri örgütleyenler arasında yer aldı. Bu hareketler Bund'un "doikayt" geleneğinin bugünkü mirasçıları sayılabilir: Yahudi güvenliğini bir devletin ordusunda değil, yaşadıkları toplumlarda eşitlik ve dayanışmada arıyorlar.
Karşılaştırma: İki tür "muhalefet"
| Ana muhalefet (Eisenkot–Bennett–Liberman) | Gerçek karşı duranlar (Hadaş, Arap partileri, Yahudi-Arap sol, retçiler) |
|---|---|
| Netanyahu gitsin, savaşı daha yetkin biz yönetelim | Savaş dursun, işgal bitsin |
| Hükümet "Siyonist çoğunlukla" kurulur | Bütün yurttaşların eşit oyu sayılır |
| 7 Ekim için devlet soruşturma komisyonu | 7 Ekim'in de, Gazze'deki yıkımın da bağımsız soruşturması |
| Tekellere karşı piyasa rekabeti | Tekellerin ve savaş ekonomisinin kamusal denetimi, emekçi hakları |
| Haredilere askerlik | Askerliği reddetme hakkı |
| Filistin devleti gündemde yok | 1967 sınırlarında Filistin devleti ya da tek devlette eşit yurttaşlık |
| Ordu kökenli liderlik | Yahudi-Arap işçi ve gençlik tabanı |
Sınıf Tavrımız
Sevgili genç yoldaşlar, İsrail'e bakarken iki yanlıştan kaçınmamız gerekiyor.
Birinci yanlış: İsrail'i "Yahudilerin devleti" diye okuyup Yahudi halkını İsrail yönetici sınıfıyla özdeşleştirmek. Bu, hem gerçeğe aykırıdır hem de doğrudan antisemitizme kapı açar. İsrail'in içinde de bir işçi sınıfı, yoksul Mizrahi mahalleleri, ezilen Haredi kadınlar, sömürülen Taylandlı tarım işçileri, cezaevine girmeyi göze alan retçi gençler var. Yahudi tarihinin en parlak sayfalarından biri, Bund'un ve Yidiş işçi hareketinin enternasyonalist mirasıdır.
İkinci yanlış: Filistin sorununu dinler arası ya da medeniyetler arası bir kavga gibi okumak. Mesele dinsel değil, toprak, emek ve egemenlik meselesidir: kimin toprağında, kimin suyuyla, kimin emeğiyle, kimin denetiminde ve kimin yararına bir düzen kurulduğu. Bilgi Müşterekleri'nin üç sorusunu buraya uygulayalım:
| Soru | İsrail'deki yanıtı |
|---|---|
| Kimin elinde? | Toprak, su ve teknoloji altyapısı, devletle iç içe geçmiş dar bir sermaye ve ordu seçkinleri grubunun elinde |
| Kimin denetiminde? | Nehirden denize kadar yaşayan nüfusun yarısının oy hakkıyla ulaşamadığı bir devlet aygıtının ve onu destekleyen ABD'nin denetiminde |
| Kimin yararına? | Savunma sanayii, yerleşimci ekonomi, küresel teknoloji tekelleri ve Körfez sermayesiyle entegre olmak isteyen yönetici sınıfın yararına |
Bu seçimden çıkaracağımız ders şu: Milliyetçiliğin karşısında, bir başka milliyetçilik değil, emekçilerin ulusal sınırları aşan birliği durabilir. Rekor katılımla sandığa giden Arap seçmen ve ona omuz veren Yahudi solcular, İsrail siyasetinin ırksal sınırını görünür kıldı. Bu sınır sandıkta aşılamaz; ancak ortak örgütlenmeyle, ortak sendikalarla, ortak mücadeleyle aşılabilir. Ekim Devrimi'nin "ezilen ulusların kendi kaderini tayin hakkı" ilkesi bugün de yol gösterici: Bir halkı ezen bir halk özgür olamaz.
Somut Görevler
- Dili temizleyelim. Yahudi düşmanlığını, "Yahudi komplosu" söylemini ve İsrail eleştirisini Yahudi halkına yönelten her ifadeyi kendi çevremizde açıkça reddedelim. Siyonizm eleştirisi ile antisemitizmi birbirinden ayırmayı öğretelim.
- İsrail'in içindeki sesleri tanıyalım ve çevirelim. +972 Magazine, B'Tselem, Omdim Beyahad, Mesarvot gibi kaynakları okuyalım, Türkçeye kazandıralım. Filistin'le dayanışma, İsrail'deki muhaliflerle dayanışmayı da içerir.
- Teknolojinin sınıfını soralım. Bilişim emekçileri olarak çalıştığımız şirketlerin, kullandığımız bulut ve gözetim altyapısının işgal ve savaşta nasıl kullanıldığını araştıralım. Google'da, Microsoft'ta çalışanların örneği gösteriyor ki bu sorunun yanıtını en iyi bilen ve en etkili baskıyı kurabilen, o şirketlerde çalışanlardır.
- Türkiye'nin ilişkilerini izleyelim. Ticaret kısıtlamalarına rağmen boru hatları, petrol ve dolaylı ticaret yoluyla devam eden ilişkileri belgeleyelim. Hükümetlerin söylemiyle pratiği arasındaki farkı açığa çıkaralım.
- Silah ve gözetim ihracatını gündemde tutalım. "Sahada denenmiş" gözetim teknolojilerinin hangi ülkelere, hangi polis güçlerine satıldığını izleyelim; Türkiye dahil.
- Kendi milliyetçiliğimizle de yüzleşelim. İsrail'deki "Siyonist çoğunluk" söylemine karşı çıkarken, kendi ülkemizde de "çoğunluk" adına bir halkın oyunu, dilini ya da varlığını hesap dışı bırakan her söyleme aynı ilkeyle karşı çıkalım. Tutarlılık, enternasyonalizmin ilk koşuludur.
Kapanış
Sevgili genç yoldaşlar,
Bin yıllar boyunca devletsiz yaşayan bir topluluk, yardımlaşma sandıklarıyla, ortak metinleriyle, işçi örgütleriyle, gazeteleriyle ayakta kaldı. Bu topluluğun en ileri kesimleri, Bund'un işçileri, New York'un konfeksiyon atölyelerinin grevcileri, Avrupa'nın direniş savaşçıları, kurtuluşu bir devletin ordusunda değil, bütün ezilenlerle kurulan birlikte aradılar. Holokost bu dünyayı yok etti; büyük güçlerin hesapları ise kurtulanları başka bir halkın toprağına yerleştirdi. Bugün o devletin seçiminde iki blok, birbirini yıkmak isterken tek bir konuda birleşiyor: beşte birlik bir halkın oyunu saymamak.
Ama sandıktan bir başka ses de çıktı. Ümmülfahm'da sandığa yürüyen yaşlı kadın, Tel Aviv'de saldırıya uğrayan seçim bürosunda nöbet tutan genç, askeri cezaevinde üçüncü kez yatan retçi kız, Gazze sınırında "Askere hayır, işgale hayır" diye yürüyen Yahudi ve Arap gençler. Bu ses henüz azınlıkta. Ama tarih bize şunu öğretti: Her çoğunluk bir zamanlar azınlıktı ve her duvar, bir gün iki yanından birden yıkılır.
Daha güzel bir gelecek için, nehirden denize kadar herkesin eşit, özgür ve güvenle yaşayacağı bir dünya için, hep birlikte.
Kaynaklar
Seçim
- Wikipedia: 2026 Israeli legislative election
- Wikipedia: 2026 Israeli legislative election campaign
- Ynet: Netanyahu bloc at 56 seats with nearly half of polling stations counted
- Ynet: Arab voter turnout surges as parties projected to nearly double their seats
- Jerusalem Post: With over 2 million votes counted, Netanyahu pulls ahead of Eisenkot
- Jerusalem Post: The parties, blocs and battles that will shape Israel's future
- Al Jazeera: Arab parties on track to win record seats
- Al Jazeera: Benny Gantz drops out of Israel's election race
- Haaretz: Joint List head says party "cannot be ignored"
- CNN: No clear winner as exit polls suggest rebuke for Netanyahu
- Al-Monitor: Herzog wants a deal before pardon decision
Gazze, Batı Şeria, bölge
- Al Jazeera: What has Trump's Board of Peace achieved a year after the Gaza "ceasefire"?
- PISM: The risk of escalation in the West Bank
- Wikipedia: 2026 Lebanon war
- UN News: Escalating attacks on West Bank olive farmers
Teknoloji, silah, ekonomi
- Israel Innovation Authority: Israeli High-Tech Report 2026
- Times of Israel: Israeli arms sales break record for 5th year, $19.2 billion in 2025
- İsrail Savunma Bakanlığı: All-Time Defense Export Record
Filistin laboratuvarı, BOP ve istihbarat (rapor ve belgeler)
- Uluslararası Af Örgütü, Automated Apartheid: How facial recognition fragments, segregates and controls Palestinians in the OPT (Mayıs 2023)
- The Washington Post, "Blue Wolf" gözetim sistemi haberi (Kasım 2021)
- Gisha, "Food Consumption in the Gaza Strip – Red Lines" belgesinin yayımlanması (2012)
- +972 Magazine, "Lavender" (Nisan 2024) ve "Gospel / Habsora" (Kasım 2023) araştırmaları
- The Guardian, 8200 biriminin Azure bulutunda Filistinlilerin telefon görüşmelerini depolaması üzerine araştırma (Ağustos 2025)
- B'Tselem, A regime of Jewish supremacy from the Jordan River to the Mediterranean Sea: This is apartheid (Ocak 2021); B'Tselem ve PHRI, Our Genocide (Temmuz 2025)
- Oded Yinon, "A Strategy for Israel in the Nineteen Eighties", Kivunim (1982)
- IASPS, A Clean Break: A New Strategy for Securing the Realm (1996)
- Ralph Peters, "Blood Borders", Armed Forces Journal (Haziran 2006)
- G8 Sea Island Zirvesi, Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ortaklığı belgesi (Haziran 2004)
- ABD Kongresi, İran-Kontra soruşturma raporu (1987)
- Zeev Jabotinsky, "Demir Duvar" (1923)
- BM Genel Kurulu Kararı 3379 (1975) ve iptali, Karar 46/86 (1991)
Muhalefet ve hareketler
- Al Jazeera / Yahoo: "No soldiers, no occupation": Israel's anti-war protests
- J Street: Arab Israeli Politics and Society Ahead of the 2026 Election
- Socialist Project: The Anti-War Left Makes Inroads in Israel
Tarih ve kuram (kitaplar)
- Karl Marx, Yahudi Sorunu Üzerine (1843)
- Abram Leon, Yahudi Sorunu: Materyalist Bir Yorum (1946)
- Theodor Herzl, Yahudi Devleti (1896)
- Ilan Pappé, Filistin'de Etnik Temizlik (2006)
- Antony Loewenstein, The Palestine Laboratory (2023)
- Dan Senor ve Saul Singer, Start-up Nation (2009) — "start-up ülkesi" anlatısının kaynağı olarak, eleştirel okuma için
Bilgi Müşterekleri'nden ilgili yazılar
- Nedir Şu Irkçılık Dedikleri Şey?
- AfD Nereye?
- Umut Güneyden Geldi (Brezilya)
- Algoritmayı Yürüyerek Geçtiler (Sırbistan)
- Palantir Manifestosu
- Panoptikonun Kapıcısı
- Ulm 5 Davası
- BRICS 2026
- Ekim Devriminin Getirdikleri
Bilgi Müşterekleri — Bilgi Herkesindir. Bu yazı bir canlı belgedir. Seçim sonuçları 4 Kasım'daki kesin sonuçlarla ve koalisyon görüşmelerinin seyriyle güncellenecektir. CC BY-SA 4.0.







