Kurtuluş Ellerimizde, Birlik Sınıfın Elinde
TİP'in Kurtuluş Bildirgesini Okumak, Geliştirmek ve Tüm Sol Güçleri Sınıf Saflarında Ortak Davranmaya Çağırmak

Özet
- Türkiye İşçi Partisi, 30 Ekim 2026'da Kurtuluş Bildirgesi'ni yayımladı; 2 Kasım'da Erkan Baş'ın konuşmasıyla kamuoyuna tanıttı. Toplantı bir hafta önce yapılacaktı; "istifa" pankartı açtıkları için tutuklanan iki TİP'li öğrenci nedeniyle ertelendi. Bildirgenin doğduğu ortam, anlattığı derdin kendisidir.
- Bildirge iki parçadan oluşuyor: yurttaşa hitap eden bir mektup ve talepleri, mağdurları, örgütlenme yolunu sayan asıl metin. Ücretsiz eğitim ve sağlık, kreş ve yaşlı bakımı, konutun servet aracı olmaktan çıkarılması, iş ve sendika güvencesi, MESEM'in kapatılması, ayrımcılığa son, kadın, çocuk ve işçi katillerine af yok, ABD'ye bağımlılığa hayır ve barış başlıca talepler.
- Bildirgeyi, mücadeleyi kürsüden ve ekrandan alanlara taşıma çağrısı olarak önemli buluyoruz. Siyasetin meclis koridorlarına, televizyon stüdyolarına ve seçim hesaplarına sıkıştırıldığı bir dönemde, mahalleyi, iş yerini, okulu ve meydanı yeniden mücadelenin asıl yeri olarak gösteriyor.
- En değerli yanı, bir moral çağrısı değil örgütlenme çağrısı olması. Mahallede, iş yerinde, okulda buluşmak, temsilci seçmek ve "Kurtuluş programını" birlikte yazmak öneriliyor. Seçimi beklemek yerine iktidarı önce sahada yenmek, sandığı bunun tescili saymak doğru bir yönelim.
- Metni geliştirmek için yedi öneri sunuyoruz. Düşmanı yalnızca rant ve yolsuzluk üzerinden değil sermaye ilişkisi üzerinden tanımlamak; mülkiyet ve planlama sorusunu açmak; yurttaşlık dilini iş yeri örgütlenmesiyle bağlamak; Kürt sorununda demokratik çözüme açık tutum almak; meclislere somut maddi işler vermek; teknoloji ve platform emeğini programa almak; ekolojiyi müşterekler çerçevesine oturtmak.
- Asıl çağrımız bildirgenin de ötesine geçiyor: Kurtuluş tek bir partinin elinde değil, sınıfın elindedir. Sınıfın birliği her örgütün kendi büyümesinden önce gelir.
- Tüm sol ve sosyalist partileri, sendikaları, meslek örgütlerini, gençlik ve kadın örgütlerini grupçuluktan uzak, ortak sınıf politikalarına dayalı bir eylem birliğine çağırıyoruz. Önerimiz somut: ortak bir asgari talep listesi, ortak takvim, ortak yerel meclisler ve tutuklanan her yoldaş için ortak dayanışma.
- Ortak mücadelenin nasıl kurulacağına dair önerimizi Örgütlenme 2.0 modelimize dayandırıyoruz: aşağıda örgütler arası ortak hücreler, ortada seçilen ve geri çağrılabilen delegelerden oluşan ortak meclisler, partiler ve sendikalar ise ağı yöneten değil taşıyan omurga. Ortak takvim bir tırmanma merdiveni, her ortak eylem bir yapı testi olarak kurgulanmalı.
- Sokak bir gösteri alanı değil, güç ilişkisinin değiştiği yerdir. Sırbistan'ın plenumları, Brezilya'nın sendikaları, bizim Gezi'miz ve Saraçhane'miz aynı şeyi söylüyor: örgütsüz öfke dağılır, örgütlü öfke dönüştürür.
Bildirge Ne Diyor?
Yurttaşa mektup
Metin, okurun hak ettiği hayatı tarif ederek başlıyor: güvenceli iş, oturulabilir bir konut, ücretsiz ve nitelikli eğitim, insanca emeklilik, parası sorulmayan sağlık. Ardından bu hayatın neden yaşanamadığını söylüyor. Ülkenin kaynakları rantçılar, torpil, ihale ve dolandırıcılık yoluyla bir avuç kişiye aktarılıyor; medya bu düzene bağlanmış durumda. Metin hem iktidarı hem de "muhalefet diye önümüze konan sağcılığı" çözüm olarak görmüyor ve okuru isimsiz bir "Kurtuluş hareketine" davet ediyor.
Bildirgenin kendisi
Bildirge, emeğiyle geçinen yurttaşların ülkeyi "çürümüş siyasetten" kurtarmak için bir araya geldiğini ilan ediyor. Saray'ın güdümündekileri, rejimle yarışan sağcı siyaseti ve kişisel ikbal peşindeki siyasetçileri açıkça dışarıda bırakıyor.
Kimin adına konuştuğunu da tek tek sayıyor: düşük ücretle çalışan emekçi, ısınamayan emekli, okul yerine tezgaha gönderilen çocuk, şiddete uğrayan kadın, toprağı madenciliğe açılan köylü, kirası ve borcu altında ezilen kiracı.
Talepler şöyle sıralanıyor:
- Ücretsiz, nitelikli ve bilimsel eğitim; MESEM'in kapatılması
- Ücretsiz sağlık hizmeti
- Kamusal kreş ve yaşlı bakımı
- Barınmanın servet biriktirme aracı olmaktan çıkarılması
- İş güvencesi ve sendika güvencesi
- Etnik ve dini ayrımcılığın sona ermesi
- Kadın, çocuk ve işçi katillerinin affedilmemesi
- ABD'ye bağımlılığın reddi ve barış
Örgütlenme önerisi bildirgenin omurgası: kentlerde, kasabalarda, mahallelerde, iş yerlerinde ve okullarda buluşmak, temsilciler seçmek ve "Kurtuluş programını" birlikte yazmak. Tutum net: "Derdimiz bu rejimle pazarlık değil mücadele diyorsanız, biz varız." Kapanış iki şiarla: "Kurtuluş ellerimizde" ve "Ya hep beraber ya hiçbirimiz."
Erkan Baş'ın konuşması
Baş, 2 Kasım'daki konuşmasında bildirgeyi dünyadaki karşı devrimci dalganın Türkiye ayağına karşı bir yanıt olarak konumladı. Servetin yoğunlaşmasına dair verileri hatırlattı: dünyada en zengin yüzde on servetin dörtte üçüne sahip; Türkiye'de en zengin yüzde bir servetin üçte birinden fazlasını tutarken alttaki yarı yüzde iki buçukla yetiniyor. İki cümlesi bildirgenin ruhunu özetliyor: "Moral çağrısı yapmıyoruz, örgütlenme çağrısı yapıyoruz" ve "Bu iktidar yenilecek, ondan sonra seçimler bunun tescil edileceği alanlar olabilir." (Cumhuriyet, GazeteKalem)
Bu yazıyı bir ay önce yayımladığımız Kitle mi, Sınıf mı? Türkiye İşçi Partisi Dosyası'nın devamı olarak okumak mümkün. O dosyada Erkan Baş'ın yolculuğunu, 1961–1980 TİP'i ile 2017 sonrası TİP'in mirasını, partinin Türkiye için değerini ve güçlenmesi gereken alanlarını yoldaşça bir dille ele almıştık. "İsimsizler hareketi" söyleminin ve "uluslararası karşı devrim" kavramının ilk değerlendirmesi de oradaydı. Orada bu kavramın emperyalist paylaşım krizini gözden kaçırma riskine işaret etmiştik; bildirgeyi okurken de aynı soruyu akılda tutmakta yarar var.
Toplantının ertelenme nedenini de unutmayalım. Nehir Dizdar ve Nevin Tekin, Bakan Yusuf Tekin'e istifa çağrısı yapan bir pankart açtıkları için tutuklandı. Bu konuyu Pankart Suç Değildir yazımızda ayrıntılı olarak ele almıştık; TİP'in hesaplarına getirilen erişim engelini de ayrı bir yazıda değerlendirmiştik. Bir bildirgenin, onu yazanların gençleri cezaevindeyken açıklanması, metnin neden "pazarlık değil mücadele" dediğini kendiliğinden anlatıyor.
Bildirgenin Değeri Nerede?
Mücadeleyi alanlara taşıyan bir çağrı
Bildirgeyi her şeyden önce bu yüzden önemli buluyoruz. Son yıllarda muhalefet siyaseti giderek daraldı: meclis kürsüsü, televizyon programı, sosyal medya paylaşımı ve seçim anketi. Halk bu siyasetin öznesi değil izleyicisi oldu. Öfke vardı ama gideceği bir yer yoktu; ya ekranda tüketildi ya da sandık gününe ertelendi.
Kurtuluş Bildirgesi bu daralmaya karşı mücadelenin asıl yerini yeniden gösteriyor: kiranın ödendiği mahalle, ücretin belirlendiği iş yeri, MESEM'e gönderilen çocuğun okulu, madene açılan köyün meydanı. Kentlerde, kasabalarda, mahallelerde, iş yerlerinde ve okullarda buluşma çağrısı, siyaseti yeniden insanların hayatlarını sürdürdükleri yere, yani alanlara taşıma çağrısıdır. Baskının yoğunlaştığı, gençlerin pankart için tutuklandığı bir dönemde bunu söylemek cesaret ister. Bu yönelimi sahipleniyor ve güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Alanlara çıkmak, yalnızca bir partinin değil tüm sol güçlerin ortak ihtiyacıdır. Alanda kimse tek başına yeterince güçlü değil; ama alanda yan yana durmanın, masa başında anlaşmaktan çok daha kolay olduğunu da deneyimlerimizden biliyoruz. Bu yüzden bildirgenin alan vurgusu, aşağıda önereceğimiz ortak mücadele hattının da çıkış noktasıdır.
Yeniden üretimi piyasadan çekme talebi
Taleplerin ortak bir yönü var. Eğitim, sağlık, bakım ve konut, emek gücünün her gün yeniden üretildiği alanlardır. Kapitalizm bu alanları ya metaya çevirir ya da ailenin, en çok da kadının karşılıksız emeğine yükler. Kreş ve yaşlı bakımının programa girmesi bu nedenle önemlidir. Görünmeyen emeği görünür kılar ve kamusal bir hak olarak tanımlar.
Sağcılıkla yarışmayan bir muhalefet
Bildirge, iktidarla yalnızca üslupta yarışan, onun milliyetçi ve muhafazakar zeminine kayan muhalefeti çözüm saymıyor. Bu, sınıf siyasetinin ilk koşuludur. Sağın zemininde oynanan maçı sol kazanamaz; zemini değiştirmek gerekir.
Sandığı bekleyen siyasete itiraz
"Seçimlere kadar sabredelim" anlayışı, toplumsal öfkeyi her seferinde sandık gününe erteleyip orada tüketti. Bildirge bu döngüye itiraz ediyor. Seçimi önemsiz saymıyor, ama onu mücadelenin yerine değil sonucuna koyuyor. Bu, Lenin'in parlamentoyu "kürsü" olarak kullanma ama gücü kürsüde aramama tavrının bugünkü karşılığıdır.
Örgütlenme önerisi
Programı birlikte yazmak, temsilci seçmek, mahalle ve iş yerinde buluşmak, metni bir bildiriden bir örgütlenme planına dönüştürüyor. Yukarıdan dağıtılan bir program yerine aşağıdan yazılan bir program, halkı Baş'ın deyişiyle "siyasetin öznesi" yapmanın tek yoludur.
Geliştirilebilir Yanlar
Aşağıdaki öneriler bir eleştiri listesi değil, bildirgenin kendi çağrısına verilen bir yanıttır. Program birlikte yazılacaksa, bizim de söyleyeceklerimiz var.
Düşmanı sermaye ilişkisi üzerinden tanımlamak
Metin, kaynakların rant, torpil, ihale ve dolandırıcılıkla aktarıldığını söylüyor. Bu tespit doğru ama eksik. Yağma, sermaye birikiminin Türkiye'deki özgün biçimidir; birikimin kendisi değil. Fabrikada her gün el konan artı değer de, kira yoluyla el konan ücret de "yolsuzluk" değildir; düzenin olağan işleyişidir. Eğer düşman yalnızca "çürümüş" bir kesim olarak tanımlanırsa, temiz bir kapitalizmin mümkün olduğu izlenimi doğar. TİP Dosyası'nda sol popülizm üzerine yaptığımız uyarı burada da geçerli: "halk" ile "saray" ikiliği tek başına kurulduğunda, sermayeyi, sınıf içi çelişkileri ve örgüt ihtiyacını görünmez kılabilir. Aynı dosyada teşhisin sınıfsal, reçetenin ise ağırlıkla hukuki ve kurumsal kaldığını da not etmiştik; bildirge bu açığı kapatmak için iyi bir fırsat. Önerimiz, Baş'ın konuşmasındaki servet yoğunlaşması verilerinin bildirgenin diline taşınması ve sorunun adının açıkça konmasıdır: sorun bir avuç yağmacı değil, emeğin ürününe sermayenin el koyduğu ilişkidir.
Mülkiyet ve planlama sorusunu açmak
Talepler güçlü bir sosyal devlet programı çiziyor. Ama enerji, maden, bankacılık, ulaşım ve dijital platformlar kimin elinde kalacak? Ücretsiz sağlık, ilaç ve tıbbi cihaz üretimi özel tekellerdeyken nasıl sürdürülecek? Konutu servet aracı olmaktan çıkarmak, toprak ve kentsel rantın kamulaştırılmadan nasıl başarılacak? Bu sorular yanıtlanmazsa talepler bir refah vaadi olarak kalır. Bildirgeye stratejik sektörlerde kamu mülkiyeti, işçi ve halk denetimi ve demokratik planlama başlığının eklenmesini öneriyoruz. Klasiklerin diliyle: asgari talepleri sistemin sınırına taşıyacak geçiş talepleri gerekir.
Yurttaşlık dilini iş yeri örgütlenmesiyle bağlamak
"Yurttaş" sözcüğü geniş kesimlere ulaşmayı kolaylaştırıyor ve bunu küçümsemiyoruz. Ama sömürü ilişkisi mahallede değil iş yerinde kuruluyor ve gücün asıl kaynağı da orada: üretimi durdurabilmek. Mahalle meclislerinin iş yeri komiteleriyle, sendikal örgütlenmeyle ve grev hakkının savunusuyla nasıl birleşeceği bildirgede yanıt bekliyor. Önerimiz, her meclisin bölgesindeki iş yerlerinde bir işçi ayağı kurmayı görev edinmesidir. TİP Dosyası'nda, 1966 tüzüğündeki kol işçisi kotasını hatırlatarak parti organlarında işçi temsilini güvenceye alan kurallar ve iş yeri birimleri önermiştik. Kurtuluş meclisleri bu önerinin hayata geçmesi için doğal bir zemin olabilir: meclislerin temsilcilerinde iş yerinden gelen emekçilere ayrılmış bir pay, sınıf karakterinin en somut güvencesidir.
Kürt sorununda açık tutum
Bildirge "etnik ve dini ayrımcılığın sona ermesi" talebinde kalıyor. Türkiye'de işçi sınıfının birliği, Kürt emekçilerinin eşit siyasal haklarını ve barışın demokratik içeriğini açıkça sahiplenmeden kurulamaz. Barış talebi dış politikayla sınırlı kalmamalı, içerideki barışı, anadilde eğitimi, seçilmişlerin iradesine saygıyı ve kayyım uygulamasının sona ermesini de içermeli.
Meclislere maddi iş vermek
Gezi forumları büyük bir umutla kuruldu ve birkaç ay içinde dağıldı. Dünyada da hareket-parti deneyimlerinin yerel meclisleri, somut bir işlev üstlenmediklerinde toplantı ritüeline dönüştü. Meclisler ancak insanların gündelik hayatına dokunan işler yaptıklarında yaşar: kiracı dayanışması ve tahliyeye karşı nöbet, iş cinayeti ve ücret gaspına karşı hukuki destek, mahalle kreşi, gıda ve enerji kooperatifi, öğrenci barınma ağı, fatura ve borç danışmanlığı. Sırbistan'da öğrencilerin plenumları bu yüzden ayakta kaldı. Her kararın bir sorumlusu, her görevin bir takvimi vardı. Bunu Sırbistan yazımızda teknik ayrıntılarıyla anlatmıştık. Meclislerin bağımsızlık ve parti ilişkisinin de baştan açıkça tanımlanması gerekir. Meclis hareketin malıdır, tek bir örgütün çeperi değildir.
Teknoloji ve platform emeğini programa almak
Güvencesizliğin bugünkü merkezinde algoritmalar var: kuryenin rotasını, depo işçisinin temposunu, çağrı merkezi çalışanının dakikasını, yazılımcının kod satırını ölçen sistemler. Bildirgede sayılan emekçiler arasında kurye, platform işçisi ve bilişim emekçisi yok. Boynumuzdaki Kart, Yapay Zeka Patronun Gözü Olduğunda ve Beyaz Yakalının Sefaleti yazılarımızda anlattığımız gibi, iş yerinde dijital gözetimin yasaklanması, algoritmik kararlara itiraz hakkı, verinin kamusal ve toplumsal mülkiyeti ve platform işçilerinin işçi sayılması programın parçası olmalı.
Ekolojiyi müşterekler çerçevesine oturtmak
Madencilikten etkilenen köylü bildirgede anılıyor; ama su, toprak, orman ve hava kimin? Akbelen'den Kaz Dağları'na direnişler, doğanın bir müşterek olduğu ve satılamayacağı fikrini savunuyor. Önerimiz, ekolojinin ayrı bir başlık olarak, müştereklerin kamusal korunması ve enerjide kamusal dönüşüm çerçevesiyle programa girmesidir.
Özet tablo
| Bildirgede olan | Geliştirme önerimiz |
|---|---|
| Rant, torpil ve ihale ile yağma eleştirisi | Sorunun adını sermaye-emek ilişkisi olarak koymak, servet yoğunlaşması verisini metne taşımak |
| Ücretsiz eğitim, sağlık, bakım, barınma | Stratejik sektörlerde kamu mülkiyeti, işçi denetimi ve demokratik planlama |
| Emeğiyle geçinen yurttaş | Mahalle meclisleri ile iş yeri komitelerini ve sendikal örgütlenmeyi birleştirmek |
| Etnik ve dini ayrımcılığa son | Kürt sorununda eşit siyasal haklar ve içerideki barışın demokratik içeriği |
| Mahalle, iş yeri, okul buluşmaları | Meclislere dayanışma, kooperatif ve hukuki destek gibi somut maddi görevler |
| Düşük ücretli emekçi, emekli, çocuk işçi | Kurye, platform işçisi ve bilişim emekçisi; algoritmik gözetimin yasaklanması |
| Madenciliğin tehdit ettiği köylü | Su, toprak ve ormanın müşterek sayılması; enerjide kamusal dönüşüm |
| İsimsiz "Kurtuluş hareketi" | Hareketin tek bir partinin değil, tüm sol güçlerin ortak zemini olarak kurulması |
Sınıfın Birliği Önce Gelir
Tablonun son satırı bu yazının asıl konusu. Bildirge herkesi "yan yana yürümeye" çağırıyor ama bu çağrıyı bir partinin daveti olmaktan çıkarıp sınıfın ortak işi haline getirmek, yalnızca TİP'in değil hepimizin görevi.
Klasiklerin dersi
Komünist Manifesto, komünistlerin öteki işçi partilerine karşı ayrı bir çıkar gütmediğini, proletaryanın bütününün çıkarlarından ayrı çıkarları olmadığını söyler. Komünistleri ayırt eden, hareketin her aşamasında bütünün çıkarını öne çıkarmalarıdır. Bu ilke, bir örgütün kendi büyümesini sınıfın birliğinin önüne koyamayacağı anlamına gelir.
1920'lerin başında işçi hareketi, devrim dalgası geri çekilirken bölünmenin bedelini ödedi ve birleşik cephe politikasını geliştirdi: ortak talepler etrafında, farklı programlara sahip örgütlerin eylemde birleşmesi. 1930'larda faşizmin yükselişi karşısında bu politika daha da geniş bir zemine taşındı. Ders acı ama açıktı: işçi örgütleri birbirine karşı savaşırken faşizm ilerledi; birleştikleri yerde durduruldu. Almanya'nın 1933'ü ile Fransa'nın 1936'sı arasındaki fark büyük ölçüde budur. Bugünün Avrupa'sındaki gericilik dalgasını AfD yazımızda bu tarihle birlikte okumuştuk.
Türkiye'nin dersi
Bizim tarihimiz de aynı şeyi söylüyor. 15-16 Haziran 1970'te işçiler örgüt ayrımı gözetmeden sokağa çıktı ve sendikal özgürlükleri kısıtlayan düzenlemeyi fiilen boşa çıkardı. 1970'lerin sonunda ise sol, gücünün doruğundayken kendi içindeki bölünmelerle zayıfladı ve 12 Eylül bu zayıflığı acımasızca kullandı. Gezi'de milyonlar, hiçbir örgütün tek başına çağıramayacağı bir kalabalık oldu; ama ortak bir örgütsel zemin kurulamadığı için o enerji dağıldı. Mart 2025'te Saraçhane'de ve üniversitelerde ayağa kalkan gençlik de aynı soruyla karşı karşıya kaldı: öfke var, ortak örgüt nerede?
2022'de kurulan Emek ve Özgürlük İttifakı, farklı sol partilerin ortak zemin arayışının önemli bir deneyimiydi. Seçim listeleri etrafında yaşanan gerilimler de bize bir şey öğretti: ittifak yalnızca seçim matematiği üzerine kurulduğunda, ilk sıkışmada çatlar. Birlik sandık gününden önce sokakta, iş yerinde, mahallede örülmelidir. TİP Dosyası'nda 2023 seçim tutumunun özeleştirisinin henüz yapılmadığını yazmıştık; bu özeleştiri yalnızca TİP'in değil, o süreçte yer alan tüm örgütlerin borcudur ve ortak bir masanın en sağlam başlangıcı olabilir. Aynı dosyada olumlu bir örneği de not etmiştik: Samandağ'da sol içi işbirliğiyle kazanılan belediye, yerelde kurulan birliğin sonuç alabildiğini gösteriyor.
Grupçuluğun maliyeti
Grupçuluk, her örgütün kendi bayrağını sınıfın ortak bayrağından daha önemli sayması, her eylemi kendi propaganda alanına çevirmesi, başkasının çağırdığı eyleme gitmemesi, başkasının tutuklanan gencine sahip çıkmamasıdır. Bunun bedelini hiçbir zaman örgütler ödemez; işçi sınıfı öder. Asgari ücret masasında, kiracı tahliyesinde, iş cinayetinin ardından yapılan basın açıklamasında birbirinden habersiz yürüyen beş ayrı küçük kortej, patronun ve iktidarın en sevdiği manzaradır.
Grupçuluktan uzak durmak, görüş ayrılıklarını yok saymak demek değildir. Her örgüt kendi programını, kendi tarihini, kendi eleştirisini korur. Birlik, bu farklılıkları bir kenara bırakıp ortak çıkar üzerinde birlikte davranabilmektir. Eski bir şiar bunu çok iyi anlatır: tartışmada özgürlük, eylemde birlik. Bu ilke, TİP Dosyası'nda parti içi tartışma kanallarının açılması için önerdiğimiz demokratik merkeziyetçilik anlayışının da özüdür. Bir partinin içinde geçerli olan ilke, partiler arasında da geçerlidir: farklı görüşler açıkça tartışılır, ama alınan ortak karar alanda birlikte uygulanır.
Sokakta Dönüşüm
Sokak neden önemli?
Sokak, bir gösteri ya da fotoğraf alanı değildir. Güç ilişkisinin somut olarak değiştiği yerdir. Bir hak, ilan edildiği için değil, onu almak için yeterince insan bir araya geldiği için kazanılır. Sekiz saatlik iş günü de, sendika hakkı da, ücretsiz eğitim de böyle kazanıldı. Ekim Devrimi'nin getirdikleri yazımızda anlattığımız gibi, dünyanın dört bir yanındaki burjuvazi bu hakları işçi sınıfının örgütlü basıncı karşısında tanımak zorunda kaldı.
Ama sokak tek başına yetmez. Kendiliğinden patlayan öfke, ertesi gün evine döner. Sokağı dönüştürücü kılan, arkasındaki örgüttür: kararı kim alıyor, görevi kim üstleniyor, ertesi gün ne yapılacak? Örgütlenme 2.0 yazımızda bu soruları dijital çağın araçlarıyla birlikte tartışmıştık. Brezilya yazımızda da gördük: sandıktaki zafer bile, onu mümkün kılan sendikalar, topraksız köylü hareketi ve mahalle örgütleri olmadan ayakta kalamaz.
Eylemliliğin bugünkü biçimleri
Bugün sokak yalnızca yürüyüş demek değil. Grev, iş bırakma, iş yeri önü nöbeti, tahliyeye karşı kapı önü dayanışması, mahkeme önü, cezaevi önü, okul önü, kampüs forumu, köy meydanında maden karşıtı nöbet ve dijital alanda ortak kampanya, hepsi eylemliliğin biçimleridir. Hepsinin ortak noktası, insanların bir arada, aynı amaç için ve kalıcı biçimde örgütlenmesidir.
Ortak Mücadele Nasıl Yaratılır?
Birlik çağrısı yapmak kolaydır; zor olan, birliği kalıcı kılacak yolu bulmaktır. Türkiye solunun ortak bildirileri, ortak platformları ve seçim ittifakları çoğu zaman genel merkezler arasında imzalanıp alanda karşılık bulmadan dağıldı. Bunun nedenlerini bilmek, yeni bir deneyimi kurarken en büyük güvencemizdir.
Neden dağılıyoruz?
- Birlik yukarıda kuruluyor, aşağıda yaşamıyor. Genel merkezler arasında imzalanan metinler, mahallede ve iş yerinde birbirini tanımayan üyelerle hayata geçirilemiyor.
- Birlik yalnızca takvime bağlanıyor. Seçim, 1 Mayıs ya da büyük bir saldırı geçince ortak masa da dağılıyor; sürekli bir iş olmadığı için güven birikmiyor.
- Karar alma kuralları belirsiz. Kimin neye karar vereceği, anlaşmazlık olduğunda ne yapılacağı baştan konuşulmadığı için ilk gerilim kopuşa dönüşüyor.
- Görünürlük yarışı. Ortak eylem, hangi örgütün daha kalabalık, daha görünür olduğunu gösterme alanına çevriliyor; bayrak sayısı birliğin önüne geçiyor.
- Küçük örgütlerin ezilme kaygısı. Büyük örgütün ortak yapıyı yutacağı korkusu, küçük örgütleri baştan mesafeli kılıyor.
Ortak mücadele için yol haritası
Bu sorunlara yanıt olarak, aşağıdan ve yukarıdan aynı anda kurulan bir birlik öneriyoruz. 1920'lerin birleşik cephe tartışmasının en önemli dersi de buydu: birlik yalnızca örgüt yönetimleri arasında değil, tabanda, iş yerinde ve mahallede birlikte iş yapan insanlar arasında kurulursa kalıcı olur.
- Ortak dert haritasıyla başlamak. Her ilçede farklı örgütlerden yoldaşlar bir araya gelip o bölgenin en yakıcı üç sorununu belirler: bir tahliye dalgası, bir fabrikadaki ücret gaspı, bir okulun MESEM'e dönüştürülmesi, bir maden ruhsatı.
- En küçük ortak görevle güven kurmak. Büyük programlar yerine, herkesin katılabileceği küçük ve somut bir işle başlamak: bir duruşmaya birlikte gitmek, bir tahliyeyi birlikte durdurmak, bir grev çadırına birlikte erzak taşımak. Güven bildiriyle değil, birlikte yapılan işle birikir.
- Kuralları baştan yazmak. Ortak yapının nasıl karar alacağı, anlaşmazlıkta ne olacağı, sözcülerin nasıl belirleneceği, ortak eylemde bayrak ve şiar düzeninin nasıl olacağı ilk toplantıda konuşulur ve yazılı hale getirilir.
- Ortak takvimi tırmanma merdiveni olarak kurmak. Tek seferlik büyük eylemler yerine, önceden ilan edilen ve adım adım büyüyen bir takvim: önce basın açıklaması, sonra ilçe yürüyüşü, sonra iş bırakma, sonra kent mitingi.
- Her eylemi birlikte değerlendirmek. Her eylemin ardından ortak bir değerlendirme toplantısı: kaç kişi geldi, hangi kesimlere ulaştık, nerede eksik kaldık? Başarısızlık kimsenin suçu değil, ölçülmüş bir veridir.
- Ayrılığı tanımak. Ortak yapı, her örgütün kendi programını, kendi yayınını ve kendi eleştirisini sürdürme hakkını tanır. Bir örgüt ortak karara katılmadığı bir eylemde yer almayabilir; ama ortak eylemi baltalamaz, başkasının çağırdığı eylemi karalamaz.
Örgütlenme 2.0 ile Ortak Mücadele Hattı
Örgütlenme 2.0: Haklı Bir İsyana Fikir Önerisi yazımızda yüzyıllık işçi hareketi deneyimini bugünün koşullarıyla birleştiren katmanlı bir model önermiştik. O yazının temel formülü şuydu: "Omurgasız ağ dağılır, ağsız omurga kireçlenir." Bu modelin, farklı sol örgütler arasında ortak bir mücadele hattı kurmak için de elverişli bir çerçeve sunduğunu düşünüyoruz. Çünkü model, örgütleri birleştirmeyi ya da birini ötekine bağlamayı değil, hepsinin içinde yer alabileceği ortak bir ağ kurmayı öneriyor.
Hücre: örgütler arası ortak komite
Modelin temel birimi, beş ile otuz kişi arasında, kalıcı ve somut bir işi olan küçük komitedir. Ortak mücadele hattında bu komiteler örgütler arası kurulur. Bir mahalledeki kiracı komitesinde TİP'li, EMEP'li, SOL Partili, DEM Partili, örgütsüz bir emekli ve bir öğrenci yan yana olabilir. Komitenin üyeleri kendi örgütlerinin üyesi olmaya devam eder; ama komitede örgütlerini değil, o mahallenin kiracılarını temsil ederler.
Hücrenin gücü, her gün aynı işi birlikte yapan insanların birbirini tanımasından gelir. Genel merkezler arasında yıllarca kurulamayan güven, aynı tahliye kapısında nöbet tutan iki farklı örgütün üyesi arasında birkaç haftada kurulabilir.
Meclis: seçilen ve geri çağrılabilen delegeler
Komiteler, ortak konularda ilçe ve kent meclislerinde bir araya gelir. Burada kritik ilke şudur: meclise delegeleri örgütlerin genel merkezleri değil, komiteler seçer. Delegeler seçildikleri komiteye hesap verir ve gerektiğinde geri çağrılabilir. Böylece hiçbir örgüt meclisi kendi üye sayısıyla ele geçiremez; meclisin gücü, alandaki gerçek örgütlülükten gelir.
Bu, büyük örgütün küçük örgütü yutması kaygısına da bir yanıttır. Mecliste ağırlığı belirleyen, bir örgütün kaç bayrak getirdiği değil, kaç komitede iş yaptığıdır. Sözcülük dönüşümlüdür; aynı yüz sürekli kameraların önünde durmaz. Kurtuluş Bildirgesi'nin önerdiği "temsilci seçmek" ilkesi, bu yapıyla somut bir biçim kazanabilir.
Omurga: partiler ve sendikalar ağı taşır, yönetmez
Partiler, sendikalar, konfederasyonlar ve meslek örgütleri modelin omurgasıdır. Omurga hukuki destek sağlar, avukat gönderir, grev fonunu yönetir, eğitim verir, yayın gücünü ortak kampanyaya açar, ulusal ve uluslararası bağlantıları kurar. Örgütlenme 2.0'ın ikinci formülü burada belirleyicidir: "Omurga ağı yönetmez; ağı taşır."
Bu ilke, sol partiler arasındaki ortak mücadelenin anahtarıdır. Her parti kendi omurgasını korur, kendi programını savunur, kendi seçim stratejisini belirler. Ama alandaki ortak ağı kendi çeperine çevirmeye çalışmaz; onu kaynaklarıyla besler. Bir partinin değeri, ortak ağa ne kadar avukat, ne kadar dayanışma fonu, ne kadar eğitim, ne kadar emek taşıdığıyla ölçülür.
Köprü: sınır ötesi dayanışma
Sermaye ulusötesi örgütlenmişken, karşısındaki örgütlenme ulusal sınırlarda kalamaz. Ortak mücadele hattı, Avrupa'daki göçmen işçi örgütleriyle, Sırbistan'ın plenumlarıyla, Brezilya'nın sendikalarıyla ve dünyanın dört bir yanındaki sol hareketlerle köprüler kurar. Tutuklanan her yoldaş için uluslararası dayanışma kampanyası, bu köprülerin ilk işlevi olabilir.
Ortak hattın ilkeleri
Örgütlenme 2.0'ın yedi ilkesini ortak mücadele hattına şöyle uyarlıyoruz:
- Birimi küçült, sayıyı büyüt: Her ilçede bir büyük platform yerine, onlarca küçük örgütler arası komite.
- Kararı aç, yüzü dağıt: Açık meclisler, dönüşümlü sözcüler; ortak eylemde tek bir örgütün yüzü değil, alanın yüzü.
- Önce ölç, sonra tırman: Her ortak eylem bir yapı testidir; sonuçları birlikte değerlendirilir, takvim buna göre büyütülür.
- Barajı bekleme: Genel merkezler arasında bir protokol imzalanmasını beklemeden, alanda birlikte iş yapmaya bugünden başla.
- Mülkiyeti sor: Ortak mücadele yalnızca savunmada kalmasın; kooperatif, kamusal kreş, mahalle enerji birliği gibi ortak mülkiyet biçimlerini birlikte kurmayı da hedeflesin.
- Hayatı örgütle: Ortak yapı, gündelik hayatın dertlerine yanıt veren dayanışma ağlarıyla yaşar; özen, karşılıklı yardım ve yoldaşlık birliğin harcıdır.
- Sınırı aş: Ortak mücadele hattı uluslararası dayanışmayla güçlenir.
Dijital disiplin ve ortak altyapı
Ortak mücadelenin dijital altyapısı da ortak olmalıdır, ama denetimsiz değil. Örgütler arası komitelerin iletişimi şifreli kanallarla yapılır, üye ve iletişim bilgileri asgari tutulur ve hiçbir şirketin sunucusunda değil, ortak yapının kendi altyapısında saklanır. Erişim engellerine karşı ortak aynalar, ortak bülten ve RSS akışları kurulur. Bilişim emekçileri ortak yapının dijital güvenliğini ve karartma günlerinde bilgi akışını üstlenebilir. Ortak takvim ve ortak görev dağılımı herkesin görebileceği ama dışarıya kapalı bir ortamda tutulur.
Katmanlar ve karşılıkları
| Örgütlenme 2.0 katmanı | Ortak mücadele hattındaki karşılığı |
|---|---|
| Hücre (5–30 kişilik kalıcı komite) | Mahallede, iş yerinde, kampüste farklı örgütlerden ve örgütsüz emekçilerden oluşan ortak komite |
| Meclis (açık toplantı, seçilen ve geri çağrılabilen delege) | Komitelerin seçtiği delegelerle toplanan ilçe ve kent emek ve demokrasi meclisleri |
| Omurga (sendika, parti, meslek örgütü) | Sol partiler, DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve barolar: hukuki destek, fon, eğitim, yayın gücü |
| Köprü (sınır ötesi bağ) | Göçmen işçi örgütleri ve dünyadaki sol hareketlerle ortak dayanışma kampanyaları |
| Tırmanma merdiveni | Önceden ilan edilen, adım adım büyüyen ortak eylem takvimi |
| Yapı testi | Her ortak eylemin ardından yapılan ortak değerlendirme ve ölçüm |
| Dijital disiplin | Şifreli iletişim, örgütte kalan veri, ortak aynalar ve bültenler |
İlk yapı testleri
Ortak hat tek bir büyük toplantıyla değil, birkaç somut testle kurulur. Önümüzdeki haftalar için önerdiğimiz ilk sınavlar şunlar:
- Tutuklu gençler için ortak dayanışma: Nehir Dizdar ve Nevin Tekin'in duruşmalarına tüm sol örgütlerin ortak katılımı. Hangi örgütten olduğuna bakmadan bir gence sahip çıkabiliyor muyuz?
- Asgari ücret süreci: aralık ayında belirlenecek asgari ücret için ilçe ilçe ortak açıklamalar, iş yeri önü eylemleri ve ortak bir kent eylemi.
- Kira ve tahliye: Her ilçede en az bir örgütler arası kiracı komitesi.
- Ortak 1 Mayıs hazırlığı: 1 Mayıs'ı bir gösteri günü olarak değil, bir yıllık ortak örgütlenmenin sonucu olarak planlamak.
Bu testlerden başarıyla geçilirse ortak hat kendiliğinden büyür. Geçilemezse de neden geçilemediğini birlikte konuşacak bir zeminimiz olur.
Tüm Sol Güçlere Çağrımız
TİP'ten EMEP'e, SOL Parti'den TKP'ye, DEM Parti'den sosyalist örgütlere, DİSK'ten KESK'e, TMMOB'dan TTB'ye, kadın ve gençlik örgütlerinden ekoloji hareketlerine kadar adını sayabildiğimiz ve sayamadığımız tüm emek ve demokrasi güçlerine sesleniyoruz:
Kurtuluş tek bir örgütün elinde değil, sınıfın elindedir. Kurtuluş Bildirgesi bir parti tarafından yazıldı; ama içindeki talepler hepimizin talepleridir. Bu çağrıya kimin yazdığına bakarak değil, ne söylediğine bakarak yanıt verelim. Aynı şekilde TİP'ten de çağrısını bir partinin daveti olmaktan çıkarıp ortak bir masaya dönüştürmesini bekliyoruz.
Önerimiz, programları birleştirmek değil, ortak bir asgari zeminde eylem birliği kurmak:
- Ortak asgari talepler: Asgari ücretin vergi dışı bırakılması ve yoksulluk sınırına yükseltilmesi, iş ve sendika güvencesi, ücretsiz eğitim ve sağlık, kamusal kreş ve bakım, kira artışlarına sınır ve tahliyelere karşı koruma, iş cinayetlerinde cezasızlığa son.
- Ortak demokrasi talepleri: Tutuklu gençlerin, gazetecilerin ve seçilmişlerin serbest bırakılması, kayyım uygulamasına son, erişim engellerine ve sansüre son, toplanma ve gösteri hakkının güvencesi.
- Ortak takvim: Yerel eylemlerin aynı gün, aynı şiarlarla, aynı ölçekte yapılması; asgari ücret, bütçe ve 1 Mayıs süreçlerinde ortak çıkış.
- Ortak yerel meclisler: Her ilçede, örgüt ayrımı gözetmeden açık, seçimli ve hesap veren emek ve demokrasi meclisleri.
- Ortak dayanışma: Hangi örgütten olursa olsun, tutuklanan, işten atılan ya da saldırıya uğrayan her yoldaşa ortak sahip çıkış.
- Ortak ilke: Hiçbir örgüt ortak eylemi kendi propagandasına çevirmez, hiçbir örgüt başkasının gencini yalnız bırakmaz, tartışma sürer ama eylemde birlik bozulmaz.
Somut Görevler
- Bildirgeyi okuyun, iş yerinizde, okulunuzda, mahallenizde birlikte okuma toplantısı yapın; bu yazıdaki önerileri de masaya koyun.
- Bulunduğunuz ilçede farklı sol örgütlerden en az üç arkadaşla ortak bir buluşma çağırın; ilk gündem maddesi ortak dert haritası ve ortak dayanışma ağı olsun.
- İlk buluşmada ortak yapının kurallarını yazın: nasıl karar alınacak, anlaşmazlıkta ne yapılacak, sözcüler nasıl dönecek, ortak eylemde bayrak düzeni nasıl olacak.
- Örgütlenme 2.0 modeline göre ilk örgütler arası komitenizi kurun ve ilk yapı testini belirleyin; testin ardından ortak değerlendirme toplantısını takvime şimdiden yazın.
- Bulunduğunuz iş yerinde bir işçi komitesinin ilk adımını atın: iletişim listesi, ortak dertlerin dökümü, sendikayla bağlantı.
- Mahallenizdeki somut bir derdi, örneğin bir tahliye, bir fatura sorunu ya da bir okul servisi meselesini, ortak bir dayanışma görevine dönüştürün.
- Tutuklu öğrenciler Nehir Dizdar ve Nevin Tekin için hangi örgütten olursanız olun ses çıkarın; dayanışma mesajlarını, duruşma takvimini, dilekçe kampanyalarını paylaşın.
- Kurye, depo, çağrı merkezi ve bilişim emekçilerini yerel meclislere davet edin; algoritmik gözetime karşı talepleri programa yazdırın.
- Örgütünüzün içinde grupçuluğa karşı açık bir tartışma başlatın: Son ortak eyleme neden katıldık ya da katılmadık?
Sevgili Genç Yoldaşlar
Bugün en çok ihtiyacımız olan şey yeni bir metin değil, metinleri hayata geçirecek ortak bir iradedir. Kurtuluş Bildirgesi bu iradenin bir kapısını aralıyor. O kapıdan kaç kişinin, hangi örgütlerin, hangi bayraklarla geçeceği bizim elimizde.
Sizden istediğimiz, kimin çağırdığına değil neye çağırdığına bakmanız. Bir yoldaş tutuklandığında hangi örgütten olduğunu sormadan kapısında olmanız. Bir iş yerinde komite kurarken, bir mahallede kiracıları örgütlerken, bir kampüste forum açarken, kendi bayrağınızı değil sınıfın ortak çıkarını önde tutmanız.
Tarih bize bir şeyi tekrar tekrar gösterdi: Bölündüğümüzde kaybettik, birleştiğimizde kazandık. Bu ülkenin emekçileri, gençleri ve kadınları yan yana yürüdüğünde, hiçbir saray o yürüyüşün önünde duramaz.
Kurtuluş ellerimizde. Birlik sınıfın elinde. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.
Kaynaklar
- Türkiye İşçi Partisi, Kurtuluş Bildirgesi, 30 Ekim 2026
- Cumhuriyet / ANKA, TİP Kurtuluş Bildirgesi açıklandı... Erkan Baş'tan muhalefete uyarı: "Seçimler bir sonuç olacak", 2 Kasım 2026
- GazeteKalem, TİP Kurtuluş Bildirgesi açıklandı... Erkan Baş: "İktidara teslim olmayacak bir toplumsal kuvveti sahaya çıkarmayı amaçlıyoruz", 2 Kasım 2026
- ANKA, TİP: Önceliği kendi siyasi ikbali değil, halk için bu rejimle mücadele etmek olan herkesi yan yana yürümeye çağırıyoruz, 30 Ekim 2026
- dokuz8HABER, TİP "Kurtuluş Bildirgesi" başlığıyla yurttaşa çağrıda bulundu
- Medyascope, Erkan Baş: "'Seçimlere kadar sabredelim anlayışı' doğru değil", 2 Kasım 2026
- Marx, K. ve Engels, F., Komünist Manifesto, 1848, II. Bölüm: "Proleterler ve Komünistler"
- Komünist Enternasyonal, İşçilerin Birleşik Cephesi Üzerine Tezler, Aralık 1921
- Dimitrov, G., Faşizme Karşı Birleşik Cephe, Komintern VII. Kongresi raporu, 1935
Bilgi Müşterekleri'nden ilgili yazılar
- Kitle mi, Sınıf mı? Türkiye İşçi Partisi Dosyası
- Pankart Suç Değildir
- TİP'in Hesaplarına Erişim Engeli Neden Bambaşka Bir Kategoridir?
- Algoritmayı Yürüyerek Geçtiler: Sırbistan'da Plenum Sandığı Nasıl Yendi?
- Umut Güneyden Geldi
- Örgütlenme 2.0: Haklı Bir İsyana Fikir Önerisi
- Ekim Devrimi'nin Getirdikleri
- Burjuvazi Teknolojiyle Zaman Kazanıyor, Kapitalizmi Biz Gömeceğiz
- Boynumuzdaki Kart
- Beyaz Yakalının Sefaleti
- Yine Cumhuriyet, Ama Kimin Cumhuriyeti?
Bu yazı Bilgi Müşterekleri'nin canlı belgelerindendir; CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.







