IMF Kürsüsünde Tekillik: Jack Clark Kime, Ne Adına Konuştu?
Makine Yeni, Zincir Eski: "Tekillik Başladı" Diyen Bir Tekel Yöneticisinin Söylediği ve Söylemediği

Sevgili Genç Yoldaşlar,
17 Ekim 2026'da Bangkok'ta IMF–Dünya Bankası Yıllık Toplantıları sürerken, Anthropic'in kurucu ortaklarından ve politika başkanı Jack Clark, IMF'nin en prestijli kürsülerinden biri olan Per Jacobsson Konferansı'nı verdi. Konuşmanın metnini iki gün sonra kendi bülteninde "IMF'ye tekilliğin başladığını söylediğim konuşma" başlığıyla yayımladı.
Konuşma beş cümleye sığar:
- Tekillik başladı. Yapay zekâ artık yalnızca yazılım yazmıyor; matematikte, biyolojide, laboratuvar otomasyonunda bilimin kendisini hızlandırıyor.
- Kanıt: Kıyaslama testlerinde iki yılda %2'den %94'e varan sıçramalar ve Anthropic araştırmacılarının artık şirketin ilk dört yılına göre yaklaşık 10 kat fazla kod üretmesi.
- Vaat: Dünyadaki yaklaşık 10 milyon bilim insanının yanına "bir milyar sanal bilim insanı" eklenebilir. ABD GSYH'si 2030'da 44 trilyon dolara çıkabilir.
- Devletlerden istek: Elektrik, veri merkezi ve tedarik zinciri kurun. Laboratuvar ve robotik kapasitesi oluşturun. Keşfi kliniğe ve fabrikaya hızlı taşıyın.
- Fren: Biyolojide sıkı insan denetimi olsun. Yapay zekâ şirketlerine kural konsun. Teknoloji "yavaş ve bilinçli" geliştirilsin.
Bizim okumamız da beş cümle:
- Üretici güçlerdeki sıçrama gerçektir; bunu inkâr etmek bizim işimiz değil. Ama tekillik üretici güçlerde yaşanıyor, üretim ilişkilerinde değil. Mülkiyet, ücret ve kâr, Vinge'in "artık geçersiz" dediği eski modellerin ta kendisi olarak yerinde duruyor.
- Clark'ın andığı 44 trilyon dolar, Anthropic'in kendi modelindeki en uç senaryo. Aynı senaryoda emeğin milli gelirdeki payı %60'tan %45'e düşüyor, bilgi işlerinde işsizlik %18'e çıkıyor. Hikâyenin bu yarısı IMF salonunda söylenmedi.
- "Bir milyar sanal bilim insanı", gerçek bilim insanlarının kolektif emeğinden damıtılmış ve birkaç şirketin mülkiyetindeki bir sermaye. Bilim emekçisine düşen rol, binlerce kopyayı denetleyen bir ustabaşılık.
- Devletlerden istenen altyapı, maliyetin toplumsallaştırılması, kârın özelleştirilmesi demek. Bunu, yarım asırdır çevre ülkelere kemer sıkmayı reçete eden bir kurumun kürsüsünden duymak ayrıca öğretici.
- "Yavaş gidelim, kural koyalım" çağrısı, temposunu tekellerin belirlediği bir kartel düzeninin dilidir. Asıl soru hâlâ aynı: Kimin elinde? Kimin denetiminde? Kimin yararına?
Bu yazı, Ağustosta yayımladığımız "Yapay Zekâ ve Teknolojik Tekillik Üzerine" yazısının üzerine kuruluyor. O yazıda tekilliği "modern bir afyon" olarak, egemen sınıfın mitosu olarak eleştirmiştik. İki ay sonra, bir yapay zekâ tekelinin kurucusu bu mitosu dünyanın maliye bakanlarına ve merkez bankacılarına resmen ilan etti.
Şimdi ayrıntıya geçelim.
Kürsü, Konuşmacı, Dinleyici
Per Jacobsson Konferansı nedir?
Per Jacobsson, 1956–1963 yılları arasında IMF'nin genel müdürlüğünü yapmış İsveçli bir iktisatçıdır. Adını taşıyan vakıf 1964'ten beri, IMF–Dünya Bankası yıllık toplantılarında para ve finans politikası üzerine bir konferans düzenler. Kürsüye çıkanlar çoğunlukla merkez bankası başkanları, eski IMF yöneticileri ve ana akım iktisadın önde gelen isimleridir.
Yani bu bir teknoloji fuarı sahnesi değil. Dinleyici kitlesi, dünyanın maliye ve para politikasını yapan kadrodur. Yapay zekâ üzerine bu kürsüden bir teknoloji şirketi yöneticisinin konuşması, sermayenin yapay zekâyı artık bir "sektör" olarak değil, makroekonomik bir rejim meselesi olarak gördüğünün işaretidir.
Konuşmacı kim?
Jack Clark gazetecilikten geliyor; teknoloji muhabiri olarak veri merkezleri üzerine yazdı. 2016'da OpenAI'ın politika direktörü oldu, 2021'de Anthropic'i kuran ekibin içindeydi ve şirketin politika başkanı. Yıllardır "Import AI" bültenini çıkarıyor.
Konuşmasında kendini hem anlatıcı hem de aktör olarak konumluyor: Yapay zekâda olup bitenin "başlıca faillerinden biri" olduğunu ve "kendi payını açıkça söylemeye" çalıştığını söylüyor. Bu dürüstlük beyanını ciddiye alalım; ama bir şeyi de not edelim: Kişisel sorumluluk itirafı, kurumsal çıkar analizinin yerini tutmaz. Konuşmanın hiçbir yerinde Anthropic'in ticari çıkarı, değerlemesi ya da yatırımcı ilişkileri tartışılmıyor. Bu kalıbı, Anthropic'ten istifa eden Jacob Coxon üzerine yazdığımız "İstifanın Sınıfı" yazısında da görmüştük: Sorun bireysel vicdanda değil, rekabet yasasında.
Dinleyici kim?
IMF'yi bu ülkenin genç kuşağı belki yalnızca ders kitaplarından biliyor. Kısaca hatırlatalım: 24 Ocak 1980 kararları, 2001 krizi sonrası programlar, "yapısal uyum", özelleştirme, kamu harcamalarının kısılması, ücretlerin baskılanması... IMF, yarım asırdır çevre ülkelere kemer sıkmayı reçete eden kurumdur.
Şimdi aynı salonda şu sözler söyleniyor: Enerjiye, veri merkezine, laboratuvara, robotiğe harcayın. Reuters'ın aktardığına göre Clark, politika yapıcılara bu büyüme düzeyine hazırlanmalarını, harcamaya hazır olmalarını söyledi. Demek ki mesele "devlet harcamalı mı?" değil; devlet kimin için harcamalı? Okula, hastaneye, emekliye harcayınca "mali disiplin" bozuluyor; veri merkezine harcayınca "geleceğe yatırım" oluyor.
Clark Ne Söyledi? Konuşmanın Akışı
Önce adil olalım ve konuşmayı olduğu gibi aktaralım.
Tekillik iddiası
Clark, matematikçi ve bilimkurgu yazarı Vernor Vinge'in 1993 tarihli tanımına dayanıyor: Tekillik, "modellerimizin bir kenara atılması gereken ve yeni bir gerçekliğin hüküm sürdüğü" noktadır. Clark'a göre bu nokta geldi, çünkü yapay zekâ artık bilimsel ilerlemenin kendisini hızlandırıyor.
Kanıtlar
| Alan | Clark'ın verdiği örnek |
|---|---|
| Yazılım | Anthropic araştırmacıları, şirketin ilk dört yılına göre yaklaşık 10 kat fazla kod üretiyor; tek kişi eskiden ekiplerin yaptığı işi yapıyor |
| Siber güvenlik | Aynı yetenek hem savunmayı hem saldırıyı güçlendiriyor, uluslararası bir yarış doğuruyor |
| Matematik | Navier–Stokes, Jacobian Varsayımı ve bazı açık Erdős problemleri için yapay zekâ çözüm önerileri |
| Biyoloji | Sıfırdan tasarlanan virüsler, yapay zekâyla belirlenen ilaç adayları, denemedeki yapay zekâ tasarımlı ilaçlar |
| Robotik | Uzaktan çalıştırılan laboratuvar ekipmanı; pil ve yakıt hücresi araştırmasında hızlanma |
| Kıyaslama testleri | Humanity's Last Exam: %8 (Ocak 2025) → %67,7. FrontierMath: %2 (Kasım 2024) → %94. TheoPhysEval: GPT-6-Astra, uzmanlar kendi cevap anahtarındaki hataları düzeltince %98 |
Konuşmadan önce yayımlanan önizleme haberlerinde bir rakam daha geçiyor: Crypto Briefing'e göre Claude, Ağustos 2026 itibarıyla Anthropic'in Ar-Ge faaliyetlerinin %26'sını yürütüyor; Şubatta bu oran %1'in altındaymış.
Vaat
Clark, iktisatçıların "iyi fikirleri bulmak giderek zorlaşıyor" tespitini hatırlatıyor: Araştırmanın birim maliyeti artıyor. Bir araştırmacı yetiştirmek on yıllar sürüyor. Oysa bir yapay zekâ modelinin yüzlerce, binlerce kopyası anında çalıştırılabilir. UNESCO'ya göre dünyada yaklaşık 10 milyon bilim insanı var; Clark soruyor: Yanlarına bir milyar sanal bilim insanı eklenirse ne olur?
Ve rakamı veriyor: Anthropic'in modellemesine göre, geniş görevleri özerk biçimde yapabilen ve hızla yayılan bir yapay zekâ senaryosunda ABD GSYH'si 2030'da 44 trilyon dolara ulaşabilir. Clark bunun tahmin değil senaryo olduğunu söylüyor.
Devletlere öneriler
- Altyapı: Elektrik kapasitesi, veri merkezi, yapay zekâ tedarik zincirleri. Clark on yıldır bunu söylediğini, ama az siyasetçinin dinlediğini söylüyor. Veri merkezi kapasitesi bugün ABD, Çin ve giderek Orta Doğu'da yoğunlaşıyor.
- Fiziksel bilim kapasitesi: Laboratuvar, robotik, test tesisleri.
- Darboğazlar: "Altyapı tek başına yetmez." Keşfin kliniğe, fabrikaya, sahaya taşınması hızlanmalı.
- Gelişmekte olan ülkeler: "Temel girdileri sağlayan" ülkeler test tesisleri kurarak ve bilim topluluklarını büyüterek sıçrayabilir.
Riskler ve fren
- Biyolojik araştırmada "en sıkı insan denetimi ve şeffaflık".
- Yapay zekâ araştırmasını yapay zekânın yürütmesine ne kadar denetim uygulanacağı, Anthropic gibi laboratuvarlar için zor bir karar; kurallar gerekiyor.
- Yapay zekânın insan için değil kendi çalışma biçimi için tasarladığı ekipmanı ve bilimi ne kadar anlamamız gerektiği sorusu.
- Teknolojinin "yavaş ve bilinçli" geliştirilmesi; yapılabilecek olanla yapılması gereken arasında ayrım.
Kapanışta Clark, gençliğindeki iklim ve kıtlık korkularını anıyor, Carl Sagan'ın "Soluk Mavi Nokta"sına atıf yapıyor ve insanlığın bilgelik ve ölçülülük için yüzyıllara değil birkaç yıla sahip olduğunu söylüyor.
Söylenmeyenler: Konuşmanın Negatifi
Bir metni sınıfsal okumanın ilk adımı, neyin söylenmediğine bakmaktır.
| Clark ne söyledi? | Ne söylemedi? | Bizim sorumuz |
|---|---|---|
| Tekillik başladı | Mülkiyet ilişkileri değişmedi | Tekillik kimin için, kimin mülkünde? |
| GSYH 44 trilyon dolar olabilir | Aynı senaryoda emeğin payı %45'e düşüyor | Pasta büyürse dilim kime? |
| Bir milyar sanal bilim insanı | Onları eğiten veri gerçek bilim insanlarının emeği | Genel zekâ kimin malı? |
| Tek kişi bir ekibin işini yapıyor | O ekibin geri kalanına ne oluyor? | İşten çıkarılanlar nerede? |
| Devletler altyapı kursun | Altyapıyı kim kullanacak, kâr kime gidecek? | Maliyet toplumun, kâr kimin? |
| Gelişmekte olan ülkeler sıçrayabilir | Hesaplama gücü merkezde kalıyor | Sıçrama mı, yeni bağımlılık mı? |
| Yavaş ve bilinçli gidelim | Hızı kim belirliyor? | Fren pedalı kimin ayağının altında? |
| Yapay zekâ şirketlerine kural konsun | Kuralları kim yazacak? | Düzenleme mi, giriş engeli mi? |
Konuşmada işsizlik, ücret, sendika, grev, emek payı, eşitsizlik sözcükleri yok. Emek yalnızca bir kez geçiyor: Yapay zekânın insan emeğinin bazı yönlerini "artırdığı, genişlettiği ve otomatikleştirdiği" cümlesinde. Bilim insanlarının "daha önemli ve daha güçlü" olacağı söyleniyor; ama hangi bilim insanlarının?
Tekillik Nerede Yaşanıyor? Üretici Güçler ve Üretim İlişkileri
Önce kendimize dönelim
"Yapay Zekâ ve Teknolojik Tekillik Üzerine" yazımızda tekillik anlatısını egemen sınıfın ideolojik aracı olarak eleştirmiş, asıl meselenin makinelerin bilinç kazanması değil, teknolojinin mülkiyeti olduğunu söylemiştik. Bu tezin arkasındayız.
Ama dürüst olalım: Clark'ın sıraladığı kıyaslama testi sıçramaları uydurma değil. İki yılda %2'den %94'e çıkan bir matematik skoru, bir laboratuvarın Ar-Ge'sinin dörtte birini yürüten bir model, uzmanların cevap anahtarındaki hatayı bulan bir sistem... Bunlar üretici güçlerde gerçek bir niteliksel sıçramaya işaret ediyor. Marksizm üretici güçlerin gelişimini inkâr etmez; tersine onu tarihsel değişimin maddi temeli sayar. "OpenAI'ın 722 Matematik Makalesi ve Genel Zekânın Kapalı Laboratuvarı" yazısında da aynı şeyi söylemiştik: Sorun yeteneğin varlığı değil, yeteneğin kapalı bir laboratuvarda, özel mülkiyet olarak birikmesi.
Ağustos yazımızdaki "tekno-feodalizm" çerçevesini ise Eylülde açıkça bırakmıştık (bkz. "Anthropic'in 2030 Modelini Sınıfsal Gözle Okumak"). Karşımızdaki feodal bir rant düzeni değil; ücret ilişkisi üzerinden işleyen tekelci kapitalizm. Bu düzeltme, Clark'ın konuşmasını okumak için de önemli: Clark yeni bir çağ ilan ediyor, ama anlattığı her şey birikim, rekabet ve devlet desteği gibi kapitalizmin en eski mekanizmaları.
Vinge'in cümlesini tersinden okumak
Clark'ın dayandığı Vinge tanımı, tekilliği "modellerimizin bir kenara atılması gereken" nokta olarak tanımlıyor. Peki hangi modeller atılıyor?
- Özel mülkiyet atılmıyor. Modeller, ağırlıklar, hesaplama gücü birkaç şirketin mülkü.
- Ücretli emek atılmıyor. Veri etiketleyenden yazılım mühendisine, emek gücü hâlâ satılıyor.
- Kâr güdüsü atılmıyor. 44 trilyon dolarlık rakamın kendisi bir değerleme dili.
- Ulus devlet rekabeti atılmıyor. Clark'ın kendisi siber güvenlikte "uluslararası yarış"tan söz ediyor.
Demek ki tekillik varsa, yalnızca üretici güçlerde var. Üretim ilişkileri ise inatla aynı. Marx'ın Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı'nın önsözünde tarif ettiği çelişki tam olarak budur: Üretici güçler belli bir gelişme düzeyine varınca, içinde hareket ettikleri mülkiyet ilişkileriyle çatışmaya girer; bu ilişkiler gelişmenin biçimi olmaktan çıkıp onun prangası olur.
Sloganımızı bir kez daha hatırlatalım: Makine yeni, zincir eski.
Tekillik söyleminin işlevi
"Tekillik" sözcüğü bir fizik terimi; kara deliğin merkezinde bilinen yasaların çöktüğü noktayı anlatır. Bu sözcüğü toplumsal bir süreç için kullanmak üç ideolojik iş görür:
- Kaçınılmazlık: Süreç bir doğa olayı gibi sunulur. Doğa olayına karşı örgütlenilmez, ona "uyum sağlanır".
- Tarih dışılık: "Eski modeller geçersiz" denince, sınıf analizinin, değer teorisinin, emek payı hesabının da geçersiz olduğu ima edilir.
- Aciliyet: "Yüzyıllarımız değil, birkaç yılımız var." Aciliyet, demokratik tartışmayı devre dışı bırakmanın en eski yoludur. Karar hızlı verilmeli; dolayısıyla kararı "bilenler", yani tekeller ve onların danıştığı devlet kadroları vermeli.
44 Trilyonun Anlatılmayan Yarısı
Clark'ın IMF'de andığı 44 trilyon dolar, Anthropic Enstitüsü'nün Eylülde yayımladığı ekonomi senaryolarından geliyor. Bu senaryoları "Anthropic'in 2030 Modelini Sınıfsal Gözle Okumak" yazımızda ayrıntılı incelemiştik. Hatırlatalım:
| Senaryo | 2030 ABD milli geliri | Emeğin payı | Bilgi işlerinde işsizlik |
|---|---|---|---|
| Bugünkü yapı (temel patika) | yaklaşık 33,5 trilyon $ | %60 | – |
| Ilımlı | 34,1 trilyon $ | %59,4 | – |
| Kayda değer | 36,3 trilyon $ | %56,1 | – |
| Ekstrem (Clark'ın andığı) | 44,4 trilyon $ | %45,2 | %17,9 (genel işsizlik %11,9) |
Tabloyu bir kez daha okuyun. Clark'ın IMF salonunda andığı rakam, en uç senaryonun rakamı. Aynı senaryoda:
- Ekonomi yaklaşık üçte bir büyüyor.
- Emeğin payı 15 puan düşüyor; toplam emek geliri neredeyse yerinde sayıyor.
- Bilgi işçilerinin ücretleri yaklaşık %11,5 geriliyor.
- Bilgi işlerinde her altı kişiden biri işsiz kalıyor.
Yani büyümenin neredeyse tamamı sermayeye gidiyor. Clark konuşmasında büyümeyi andı, bölüşümü anmadı. Oysa salondakiler bölüşümün ne demek olduğunu herkesten iyi bilir: Emek payının düşmesi, toplam talebin daralması, vergi tabanının kayması, sosyal güvenlik sistemlerinin sarsılması demektir.
Rakamlara kuşkuyla bakanlar da var. Startup Fortune'un aktardığına göre Gary Marcus, Anthropic'in on trilyonlarca dolarlık çerçevesini "fantezi" olarak niteliyor; aynı haber, veri merkezi şirketi CoreWeave'in tahvillerinin değer kaybettiğine dikkat çekiyor. Biz rakamın tutup tutmayacağına bahse girmiyoruz. Bizim için iki ihtimal de öğretici:
- Rakam tutarsa: Büyümenin çoğunu sermaye alacak; emek payı çökecek.
- Rakam tutmazsa: Bu söylem, kurgusal sermayenin (geleceğe dair beklentilerle şişirilmiş değerlemelerin) dilidir. Balon patladığında faturayı yine işçiler, emekliler, vergi mükellefleri öder.
Her iki durumda da tekillik söylemi aynı zamanda bir sermaye piyasası söylemidir. Bir yapay zekâ şirketinin yöneticisinin "tekillik başladı" demesi, aynı zamanda yatırımcıya ve devlete "parayı buraya yatırın" demesidir.
"Bir Milyar Sanal Bilim İnsanı": Genel Zekânın İkinci Gaspı
Sanal bilim insanını kim eğitti?
Clark'ın en çarpıcı imgesi "bir milyar sanal bilim insanı". Ama bu sanal bilim insanları boşluktan doğmadı. Onları eğiten veri; yüzyılların bilimsel yayınları, açık erişim arşivleri, ders kitapları, kod depoları, forumlarda yanıtlanmış sorular, laboratuvar defterleri... Yani gerçek bilim insanlarının ve bütün insanlığın kolektif emeği.
Marx bu birikime Grundrisse'te "genel zekâ" (general intellect) adını verir: Toplumsal bilginin doğrudan üretici güç hâline gelmesi. "Genel Zekânın Gaspı ve AGI İllüzyonu" yazımızdan beri söylediğimiz şu: Yapay zekâ, genel zekânın özel mülkiyete dönüştürülmüş biçimidir. Clark'ın "bir milyar sanal bilim insanı", aslında on milyon gerçek bilim insanının (ve öncüllerinin) emeğinden damıtılmış, birkaç şirketin bilançosunda duran bir sabit sermaye kalemidir.
Ekim, Uluslararası Açık Erişim Haftası'nın ayı. Bilimsel bilginin herkese açık olması için onlarca yıldır mücadele eden kütüphaneciler, araştırmacılar ve aktivistler, ürettikleri açık bilginin kapalı modellere hammadde olduğunu görüyor (bkz. "Uluslararası Açık Erişim Haftası Nedir, Neden Önemlidir?"). Açık olan girdi, kapalı olan çıktı: Çitleme budur.
Bilim emekçisine düşen rol: Ustabaşılık
Clark'a göre tek bir araştırmacı yüzlerce, binlerce yapay zekâ kopyasını yönetebilecek. Bunu "bilim insanları daha önemli ve daha güçlü olacak" diye sunuyor.
Gerçekte tarif edilen şey, Taylorizmin bilime taşınmasıdır:
- Araştırma süreci parçalara ayrılıyor.
- Yaratıcı ve yorumlayıcı iş makineye, denetim ve onay işi insana veriliyor.
- Bir avuç "kıdemli" araştırmacı ustabaşı oluyor; geri kalan asistanlar, doktora sonrası araştırmacılar, teknisyenler gereksizleşiyor.
Dünyadaki 10 milyon bilim insanının büyük kısmı zaten güvencesiz: kısa süreli projelerle, proje bazlı sözleşmelerle, düşük ücretle çalışan bir akademik prekarya. "Tek kişi bir ekibin işini yapıyor" cümlesinin öbür yüzü, ekibin geri kalanının işsiz kalmasıdır. Zihinsel Taylorizm dediğimiz şey tam olarak budur.
Keşif kimin malı olacak?
Clark keşfin "kliniğe ve fabrikaya hızla taşınmasını" istiyor. Peki bir yapay zekânın önerdiği ilaç adayının patenti kime ait olacak? Modeli eğiten verinin sahiplerine mi, modeli çalıştıran şirkete mi, laboratuvarı finanse eden kamuya mı? Konuşmada bu soru yok. Oysa ilacın fiyatını, yani kimin yaşayıp kimin ölmeyeceğini belirleyen tam da bu sorudur.
Altyapı Çağrısı: Maliyet Toplumun, Kâr Tekelin
Clark'ın devletlere en somut önerisi altyapı: elektrik, veri merkezi, tedarik zinciri, laboratuvar.
Bu öneri ilk bakışta "kamu yatırımı" gibi görünüyor. Ama şu soruları soralım:
- Enerji: Veri merkezleri muazzam miktarda elektrik ve su tüketiyor. Kapasite artışının maliyeti elektrik faturası üzerinden hanelere yansıdığında, buna "kamu yatırımı" mı diyeceğiz, "hanelerden tekellere transfer" mi?
- Arazi ve teşvik: Veri merkezlerine verilen vergi muafiyetleri, ucuz arazi, imar kolaylıkları kimin bütçesinden çıkıyor?
- Kullanım: Devletin kurduğu altyapı üzerinde kimin modeli çalışacak? Kamunun mu, tekelin mi?
Bu, kapitalizmin bildik bir örüntüsü: Altyapının maliyeti toplumsallaştırılır, getirisi özelleştirilir. Demiryollarında, enerji santrallerinde, internetin omurgasında bu böyle oldu. Fiziksel yapay zekâ ve laboratuvar otomasyonu üzerine yazdığımız "Fiziksel Yapay Zekâ Kime Karşı Silahlanıyor?" yazısında da aynı soruyu sormuştuk.
Türkiye için de bu tartışma soyut değil. "Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026–2030)" ve "Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü" üzerine yazdıklarımızda gördük: Devlet yapay zekâyı bir "altyapı ve rekabet" meselesi olarak ele alıyor; emeğin payı, veri mülkiyeti ve demokratik denetim gündemde yok. Clark'ın IMF'deki konuşması, bu bakışın uluslararası bir onayı gibi okunabilir.
"Sıçrama" Vaadi ve Uluslararası İşbölümü
Clark, gelişmekte olan ülkelere bir umut sunuyor: "Temel girdileri sağlayan" bir ülke, test tesisleri kurarak ve bilim topluluğunu büyüterek sıçrayabilir.
Cümleye dikkat edin: "temel girdileri sağlayan". Bu girdiler; kobalt, lityum, nadir toprak elementleri, bakır, su, ucuz enerji ve ucuz emektir. Veri etiketleme işçileri Kenya'da, Filipinler'de, Venezuela'da; maden işçileri Kongo'da; çip fabrikaları Tayvan'da; hesaplama gücü ise ABD'de, Çin'de ve Körfez'de.
Bu tablo yeni değil. Lenin'in Emperyalizm kitabında tarif ettiği uluslararası işbölümünün güncel hâli:
- Merkez: Sermaye, teknoloji, patent, hesaplama gücü.
- Çevre: Hammadde, ucuz emek, enerji, "test tesisi".
"Sıçrama" vaadinin ne kadar gerçekçi olduğunu tarih gösterdi. 1990'ların "bilgi toplumu" vaadi, 2000'lerin "dijital uçurumu kapatma" programları çevreyi merkeze yaklaştırmadı; bağımlılığı yeni biçimlerde yeniden üretti. Bugün de bir ülkenin "sıçraması", modellerin, ağırlıkların ve hesaplama gücünün mülkiyetine dokunmadan mümkün değil. "Yerli ve Milli Yapay Zekâ İllüzyonu" yazımızda da bunu tartışmıştık: Milliyetçi bir "kendi modelimiz" hamlesi de, sınıf ilişkileri aynı kaldıkça çözüm değil.
Bir ayrıntı daha: Konuşma Bangkok'ta yapıldı. Ev sahibi Tayland da, elektronik montajı ve teşviklerle çektiği yabancı yatırımlarıyla, Clark'ın tarif ettiği türden bir çevre ekonomisi.
"Yavaş ve Bilinçli": Fren Pedalı Kimin Ayağının Altında?
Clark konuşmasının sonunda teknolojinin "yavaş ve bilinçli" geliştirilmesini, yapay zekâ şirketlerine kural konmasını, uluslararası kuralların "alışılmadık ve ciddi" olması gerektiğini söylüyor. İlk bakışta bu, bir sorumluluk çağrısı gibi duruyor.
Ama bu çağrıyı daha önce de duyduk. Dario Amodei'nin tempo çağrısını "Fren Kimin Ayağının Altında?" yazımızda incelemiştik. Orada şunu söylemiştik ve burada tekrarlıyoruz:
- Hızı kim belirliyor? "Yavaş gidelim" diyen, en önde koşan. Kendisi yavaşladığında rakipleri de yavaşlamak zorunda kalacaksa, bu bir sorumluluk değil kartel anlaşmasıdır.
- Kuralı kim yazıyor? Karmaşık, pahalı uyum kuralları en çok küçük oyunculara, açık kaynak topluluklarına, kamu araştırmasına zarar verir. Büyük tekeller ise uyum maliyetini rahatça karşılar. Düzenleme, böylece bir piyasaya giriş engeline dönüşür.
- Denetimi kim yapıyor? Clark, yapay zekâ araştırmasının yapay zekâ tarafından yürütülmesine ne kadar denetim uygulanacağının "Anthropic gibi laboratuvarlar için zor bir karar" olduğunu söylüyor. Kararı laboratuvar veriyor. Denetimi denetlenen yapıyor. "Şirketler Kendilerini Denetleyebilir mi?" ve "Kapatma Düğmesi Kimin Elinde?" yazılarımızın sorusu hâlâ yanıtsız.
Bizim "fren" anlayışımız başka: Teknolojinin temposunu, onu kullanan, ondan etkilenen, onu eğiten verinin sahibi olan çalışanlar ve toplum belirlemeli. İşyerinde yapay zekâ kullanımının toplu sözleşme konusu olması, veri merkezlerinin enerji ve su tüketiminin yerel halkın onayına bağlanması, kamusal araştırma için kamusal modeller... Fren, tekelin ayağının altında değil, örgütlü emeğin elinde olmalı.
Tepkiler: Kim Ne Dedi?
Konuşma ana akım basında büyük ölçüde büyüme rakamı üzerinden haberleşti. CNBC, Reuters ve Asya basını (ör. Seoul Economic Daily, Manila Times) manşeti "yapay zekâ ABD GSYH'sini büyük ölçüde artırabilir" olarak attı. Kripto ve girişim basını konuşmayı yatırım fırsatı ve "ani değişim" uyarısı olarak okudu.
| Kim | Ne dedi | Neden dedi | Mülkiyeti soruyor mu? |
|---|---|---|---|
| Ana akım iş basını | "GSYH patlayabilir" | Yatırımcı okur kitlesi büyüme rakamıyla ilgileniyor | Hayır |
| Girişim/kripto basını | "Ani değişim geliyor, hazırlanın" | Değerleme ve yatırım döngüsünü besliyor | Hayır |
| Gary Marcus ve kuşkucular | "Rakamlar fantezi" | Teknik abartıyı eleştiriyor | Hayır; yalnızca rakamın doğruluğunu sorguluyor |
| Finans piyasası (CoreWeave tahvilleri) | Sessiz ama anlamlı: değer kaybı | Altyapı borçlarının geri dönüşünden kuşku | Hayır; ama balon riskini fiyatlıyor |
| Bizim okumamız | "Tekillik üretici güçlerde, zincir yerinde" | Emeğin ve genel zekânın sahipliğini soruyoruz | Evet |
Dikkat edin: Coşkulusu da kuşkucusu da aynı zemin üzerinde tartışıyor: Büyüme olacak mı, olmayacak mı? Kimse büyüme kime gidecek? diye sormuyor. Sınıf bakışı tam da bu boşluğu doldurmak için var.
Genç Yoldaşlar İçin Somut Görevler
Bu konuşmadan çıkarılacak ders "yapay zekâ kötüdür" değil. Ders şu: Üretici güçlerdeki sıçramayı, üretim ilişkilerini değiştirme mücadelesine bağlamak zorundayız. Somut olarak:
- Bölüşüm sorusunu her tartışmaya taşıyın. Biri "yapay zekâ GSYH'yi şu kadar artıracak" dediğinde sorun: Emeğin payına ne olacak? Ücretlere ne olacak? Çalışma süresine ne olacak?
- Bilim emekçileri örgütlensin. Araştırma görevlileri, doktora sonrası araştırmacılar, laboratuvar teknisyenleri yapay zekânın akademideki kullanımını, iş yükünü ve istihdamı sendikal gündeme taşımalı. Eğitim Sen'in ve üniversite emekçilerinin bu konuda söz alması gerekiyor.
- İşyerinde yapay zekâ toplu sözleşme konusu olsun. Bilişim emekçileri, yapay zekâ araçlarının işyerinde nasıl kullanılacağının, verimlilik artışının nasıl paylaşılacağının ve kimlerin işten çıkarılamayacağının sözleşmeye yazılmasını talep etmeli.
- Altyapı yatırımlarını izleyin. Türkiye'de veri merkezi teşviklerini, enerji anlaşmalarını, su kullanımını takip edin. Meslek odaları bu alanda kamusal denetimin öncüsü olabilir (bkz. "TMMOB'un Yapay Zekâ Raporunu Okumak ve Geliştirmek").
- Açık bilim ve açık modelleri savunun. Kamusal fonla üretilen bilginin kapalı modellere hammadde olmasına karşı, kamusal fonla eğitilmiş, kamusal denetimdeki modelleri talep edin. ÖYD'nin Odak 2026 konferansının teması bu yüzden önemli: "Halkın Verisi, Halkın Modeli."
- Kendi "tekillik" okumanızı yapın. Bir sonraki "tekillik geldi" haberinde dört soruyu sorun: Satılan ne? Kimden alınmış? Kime satılıyor? Bedeli kim ödüyor?
Tekillik Değil, Sınıf Mücadelesi
Sevgili Genç Yoldaşlar,
Jack Clark, IMF kürsüsünde Carl Sagan'ı anarak insanlığa bilgelik ve ölçülülük çağrısı yaptı. Bu çağrıya katılmamak elde değil. Ama bilgelik, kime ait olduğunu sormadan bilgiyi çoğaltmak değildir. Ölçülülük de, temposunu tekellerin belirlediği bir yarışta frene kimin basacağına tekellerin karar vermesi değildir.
Clark "tekillik başladı" dedi. Belki üretici güçler açısından haklı. Makineler, iki yıl önce hayal bile edilemeyen şeyleri yapıyor. Ama bu makineler, insanlığın binlerce yıllık kolektif zekâsının birkaç şirketin mülküne dönüşmüş hâli. Ve o mülkiyet ilişkisi, Vinge'in "artık geçersiz" dediği eski modellerin en eskisi olarak yerinde duruyor.
Asıl tekillik, yani gerçekten "eski modellerin bir kenara atıldığı" an, bu genel zekânın onu üretenlere iade edildiği gün gelecek. O gün, makinelerin değil, örgütlü emeğin tarihi yazacağı gündür.
Makine yeni, zincir eski. Zinciri kıracak olan da makine değil, biziz.
İlgili Yazılarımız
- Yapay Zekâ ve Teknolojik Tekillik Üzerine (9 Ağustos 2026): Bu yazının üzerine kurulduğu temel metin.
- Anthropic'in 2030 Modelini Sınıfsal Gözle Okumak: 44 trilyonluk senaryonun ayrıntılı çözümlemesi ve tekno-feodalizm özeleştirisi.
- Fren Kimin Ayağının Altında?: Amodei'nin tempo çağrısı.
- Genel Zekânın Gaspı ve AGI İllüzyonu
- OpenAI'ın 722 Matematik Makalesi ve Genel Zekânın Kapalı Laboratuvarı
- GPT-6 Astra'yı Sınıfsal Gözle Okumak
- "Hepsini Durdurduk": Bir Tekelin Kendini Aklama Grameri
- İstifanın Sınıfı
- Kapatma Düğmesi Kimin Elinde?
- Şirketler Kendilerini Denetleyebilir mi?
- "Fiziksel Yapay Zekâ" Kime Karşı Silahlanıyor?
- Yapay Zekâ Zirveleri Neyi Satıyor?
- Teknolojide Haftanın Sınıfsal Gelişmeleri — 13–19 Ekim 2026
Kaynaklar
- Jack Clark, "Import AI 477: In which I tell the IMF the Singularity has begun", 19 Ekim 2026 (konuşmanın tam metni).
- Jack Clark, X paylaşımı: konuşmanın canlı yayın duyurusu, 17 Ekim 2026.
- CNBC, "AI rapidly improving, could vastly boost U.S. GDP, Anthropic's Clark tells policymakers", 17 Ekim 2026.
- News Tribune (Reuters), "AI rapidly improving, could vastly boost US GDP, Anthropic's Clark tells policymakers", 19 Ekim 2026.
- Crypto Briefing, "Anthropic's Jack Clark takes the AI 'sudden change' warning to the IMF" (konuşma öncesi önizleme).
- Startup Fortune, "Anthropic's Jack Clark Tells the IMF AI Could Push US GDP to $44 Trillion".
- Seoul Economic Daily, "Anthropic Co-Founder Sees U.S. GDP Rising 50% in Four Years", 18 Ekim 2026.
- Manila Times, "Anthropic's Clark sees AI boosting US GDP", 19 Ekim 2026.
- TokenPost, "Anthropic Co-founder Jack Clark to Discuss AI's Economic Impact at IMF Meetings".
- Karl Marx, Grundrisse ("Makineler Üzerine Fragman"); Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, Önsöz (1859).
- V. I. Lenin, Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması (1916).
- Vernor Vinge, "The Coming Technological Singularity" (1993).
Bu yazı Bilgi Müşterekleri'nin canlı belgelerindendir; yeni gelişmelerle güncellenebilir. CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılmıştır: Kaynak göstererek ve aynı lisansla paylaşmak serbesttir.







