Bilgi Müşterekleri
AnasayfaHakkımızdaKılavuzlarPopüler İçeriklerİletişim

Yapay Zekâ Zirveleri Neyi Satıyor?

Ajanlar Aramızda, Emekçiler Salonun Dışında

Yazar: Oğuz Demirkapı
Yapay Zekâ Zirveleri Neyi Satıyor?

Vitrinin Adı Vizyon: Yapay Zekâ Zirveleri Neyi Satıyor?

Bileti programdan önce satılan bir etkinliğin sattığı şey bilgi değildir.

Kısaca, ne anlatıyoruz?

  • Örnek olay: Türkiye Yapay Zeka Zirvesi 2026, Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) tarafından 11–12 Kasımda yapılacak. Tema "Ajanlar Aramızda". 11 Kasımda Levent'te fiziksel gün, 12 Kasımda ücretsiz online gün var. Bilet fiyatı 21.000, 30.000 ve 36.000 TL.
  • Program yok, bilet var: Biletler 1 Nisandan beri satılıyor. Zirveye bir ay kala sitede tek bir oturum başlığı yok, 2026 konuşmacısı da yok; sergilenen isimler geçen yılın konuşmacıları. Yani alıcı içeriği bilmeden ödüyor. Satılan şey içerik değil, salonda bulunma hakkı.
  • Sahne sponsorun: 2025 zirvesinin "Vizyon" sahnesinde adı basına yansıyan dört konuşmacıdan üçü, zirvenin sponsoru olan şirketlerin yöneticileriydi (Rafay, HPE, Yandex). 2024'te de Meta ve Yandex hem sponsor hem ana sahne konuşmacısıydı. "Vizyon" diye sunulan şey, büyük ölçüde satıcının kendi ürün yol haritası.
  • Gelişmek isteyen şirkete bile yaramıyor: MIT'nin 2025 raporuna göre kurumsal üretken YZ pilotlarının yaklaşık %95'i anlamlı getiri sağlamıyor. Raporun teşhisi model eksikliği değil, "öğrenme açığı". Bu açık, kurumun kendi verisi, kendi süreci ve kendi çalışanlarının bilgisiyle kapanır. Satıcının yirmi dakikalık sahne konuşması bunu kapatamaz.
  • Gövde gösterisi: "Rekor katılım", "2.000 kişi", "110 konuşmacı" gibi rakamlar ölçünün kendisi hâline geliyor. Zirve, sermayenin teknolojiye ne kadar "uyum sağladığını" kendine ve devlete gösterdiği bir tören.
  • Öğrenme yer değiştirdi: Bilgi artık kıt değil. Makaleler aynı gün açık arşivde, en iyi dersler ücretsiz, modeller açık ağırlıklı yayımlanıyor. Zirvenin kendisi de ikinci günü ücretsiz veriyor; bu da içeriğin bedava olduğunu kabul etmek demek. Kıt olan şey zaman, birlikte deneme pratiği ve eleştirel süzgeç. Sahne-salon biçimi bunların hiçbirini üretmiyor.
  • Vizyon bakımından da miadını doldurdu: Her yıl yeni bir sözcük geliyor: "Çok Gerçek", "Zekânın Ötesi", "Ajanlar Aramızda". Aynı biçim, aynı sponsorlar, yeni etiket. Önceki moda sözcüklerle (blokzincir, metaverse) kurulan zirvelerin başına gelen, bunun da başına gelecek.
  • Sınıfsal soru: "Ajanlar aramızda" diyen bir zirvede, ajanların yerine geçeceği emekçiler sahnede değil; biletin fiyatı onları salonun da dışında tutuyor.
  • Önerimiz: Ücretsiz, sponsorsuz, katılımcının konuştuğu, emekçinin masada olduğu öğrenme alanları. Sendikalar, meslek odaları ve gönüllü topluluklar bu boşluğu doldurabilir. Doldurmalı.

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Geçen hafta Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü yazısında devletin yapay zekâ aygıtını, dün TMMOB'un yapay zekâ raporu üzerine yazdığımız yazıda da meslek örgütlerinin konumunu tartıştık. Bu yazıda üçüncü bir kurumu, sermayenin kendi yapay zekâ buluşma yerini konuşacağız: zirveyi.

Bu yazıda bir kurumu yermiyoruz. Bir biçimi anlamaya çalışıyoruz. Türkiye Yapay Zeka Zirvesi'ni örnek seçmemizin nedeni, kötü bir örnek olması değil; tersine, türünün en düzenli, en büyük ve en uzun soluklu örneklerinden biri olması. 2018'den beri her yıl kesintisiz yapılıyor. Bir biçimin mantığını görmek için en iyi örneğine bakmak gerekir. En kötü örneğinde sorun hep "kötü organizasyon" diye geçiştirilebilir. İyi örneğinde ise geriye yalnızca biçimin kendisi kalır.

Okuma şablonumuz bildik: kimin elinde, kimin denetiminde, kimin yararına? Bir soru da ekliyoruz: burada gerçekte ne öğreniliyor?


Önce olguyu doğru kuralım

BaşlıkBilgi
EtkinlikTürkiye Yapay Zeka Zirvesi 2026, 9. zirve
DüzenleyenTürkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), 2017'de kuruldu
Tarih ve yer11 Kasım fiziksel (Wyndham Grand İstanbul Levent), 12 Kasım online
Tema"Ajanlar Aramızda"; İngilizce slogan "Join the world greatest AI Revolution"
Ölçek (hedef)420'den fazla kurumdan 2.000'i aşkın katılımcı; 65'ten fazla oturum, 110'dan fazla konuşmacı
SahnelerVizyon, Etki, İnovasyon
Bilet (KDV dâhil)Erken kayıt 21.000 TL (1 Nisan–31 Ağustos), standart 30.000 TL (1 Eylül–1 Kasım), son şans 36.000 TL; 2. gün online ücretsiz
Program durumu (10 Ekim itibarıyla)Oturum başlığı yok; "yakında açıklanacak". Konuşmacı bölümünde "Zirve 2025'ten öne çıkan konuşmacılar" gösteriliyor
Hedef kitleKurumsal liderler, teknoloji ekipleri, girişimler, yatırımcılar, kamu temsilcileri, akademisyenler
SponsorlukSayfada "Sponsor Ol" çağrısı; 2026 sponsorları henüz yok

Kaynaklar: zirve.turkiye.ai, Foreks, Chip.

Basına yansıyan konu listesi şöyle: yapay zekâ ajanları, üretken yapay zekâ, siber güvenlik, kuantum teknolojileri, bireysel kullanım eğilimleri. Sektörler finans, sağlık, üretim, perakende, ulaşım, enerji ve akıllı şehirler. Bu listeyi aklınızda tutun; yazının ilerisinde, listede olmayan şeylere döneceğiz.

Geçmiş yıllar da aynı çizgide:

YılTemaÖlçekSponsorlar (basına yansıyan)
2024 (7.)"Yapay Zeka Çok Gerçek"~280 kurum, ~1.300 katılımcıMeta, Yandex, AWS/Skyloop Cloud/TD Synnex, Etiya, Google/Global IT, HPE/Nvidia, Logosoft/Microsoft, SambaNova/Exodus, Inveon, Yapı Kredi Teknoloji
2025 (8.)"Zekânın Ötesi"420'den fazla kurum, 1.800'ü aşkın katılımcıAWS, Digitopia, Etiya, Global Bilgi, HPE/NVIDIA, KKB/Kloudeks, Meta, Rafay/Exodus, SabancıDx/Bulutistan, SmartIQ, Yandex Türkiye
2026 (9.)"Ajanlar Aramızda"2.000'i aşkın katılımcı hedefiHenüz açıklanmadı

Kaynaklar: CNBC-e, 2024, Para Dergi, 2025, Ekonomist, 2025.


Program yok, bilet var: satılan şey ne?

Bu yazının çıkış noktası küçük bir ayrıntı: biletler 1 Nisandan beri satılıyor, program hâlâ yok. Erken kayıt dönemi 31 Ağustosta kapandı. O tarihe kadar 21.000 TL ödeyen herkes, hangi oturumu, kimi, hangi konuyu dinleyeceğini bilmeden ödedi. Sitede 2026 için tek bir konuşmacı adı yok. Vitrinde 2025'in isimleri duruyor.

Bunu bir organizasyon kusuru olarak okumak kolay ama yanlış. Konferans sektöründe bu olağan bir durum; olağan olması da öğretici. Bir ürünü içeriğini bilmeden satın alıyorsanız, aldığınız şey o içerik değildir. Ne alıyorsunuz?

Birincisi, bir salona girme hakkı. Zirvenin kendi sayfası değer önerisini dört maddede sayıyor: liderleri dinlemek, uygulama örneklerini görmek, ekosistemle buluşmak ve dönüşüme hazırlanmak. İlk ikisi ve dördüncüsü, aşağıda göstereceğimiz gibi, büyük ölçüde başka yerlerde bedavaya bulunabilir. Satın alınan asıl şey üçüncüsü: bir odada 2.000 kişiyle, özellikle de onların içindeki birkaç yüz karar vericiyle aynı havayı solumak.

İkincisi, bir kurumsal gösterge. Biletin fiyatı bireyin değil kurumun bütçesine göre belirlenmiş. 2026'nın net asgari ücreti 28.075 TL. En ucuz bilet bunun dörtte üçü, standart bilet bir aylık asgari ücretin üzerinde, son şans bileti bir buçuk aya yakın. Bu fiyatla salona kendi cebinden giren bir çalışan düşünmek güç; salonu dolduranlar, bileti şirketi tarafından ödenenler. Bir şirket çalışanını oraya gönderdiğinde "biz de bu işin içindeyiz" demiş olur. Bilet bir eğitim harcaması değil, bir görünürlük harcamasıdır.

Üçüncüsü, ücretsiz online gün. İlk bakışta bu, yukarıdaki eleştiriyi yumuşatan bir cömertlik gibi görünüyor. Oysa tam tersine, eleştiriyi doğruluyor. Online günde "uluslararası oturumlar, güncel kullanım alanları, TRAI Akademi ve teknoloji şirketlerinin eğitimleri" var. Demek ki içerik bedava verilebiliyor. Bedava verilemeyen şey oda. Zirve, kendi fiyat yapısıyla, sattığı şeyin bilgi değil erişim olduğunu kabul ediyor.

Bu üç katmana 2025'te dördüncüsü eklendi: 50'den fazla kurumun CEO ve yönetim kurulu üyeleri için ayrı bir salonda dokuz oturumluk bir Executive Lounge. Böylece tablo tamamlanıyor:

KatmanKim?Ne alıyor?
Executive LoungeÜst yöneticiler, yönetim kurulu üyeleriKendi sınıfıyla kapalı kapılar ardında buluşma
Fiziksel salonŞirketin bilet aldığı profesyoneller, girişimciler, yatırımcılarAğ kurma, görünürlük, sponsorla temas
Ücretsiz online günGeniş kitle: öğrenciler, çalışanlar, meraklılarİçerik; yani sermayenin yapay zekâ anlatısı
Salonun dışında kalanAjanların yerine geçeceği emekçilerHiçbir şey; konuşulan konu onlar

Bu tablo bir sınıf haritasıdır. Mekânın kendisi, kimin kiminle konuşacağını önceden belirliyor.


Sahneye kim çıkıyor?

Zirvenin üç sahnesi var: Vizyon, Etki, İnovasyon. Bu üç sahne sermayenin üç işlevine karşılık geliyor. Vizyon meşrulaştırma, Etki satış, İnovasyon ise yeni yatırım alanı açma işi görüyor. Şimdi bunu isimlerle sınayalım.

2025 zirvesinin Vizyon sahnesinde basına adı yansıyan dört konuşmacı vardı (Ekonomist, Para Dergi):

KonuşmacıGöreviŞirket zirve sponsoru mu?
Haseeb BudhaniRafay CEO'suEvet (Rafay/Exodus)
Güngör KaymakHPE Türkiye Genel MüdürüEvet (HPE/NVIDIA)
Aleksander PopovskiyYandex Türkiye CEO'suEvet (Yandex Türkiye)
Peter SondergaardGartner'ın eski araştırma başkanı—

Dört kişiden üçü sponsor şirketlerin yöneticisi. Konuları da kendi ürün alanları: Rafay'ın CEO'su altyapı yatırımını, HPE'nin genel müdürü yapay zekâda "egemenlik ve sürdürülebilirlik"i, yani yerel veri merkezi ve donanım satışını, Yandex'in CEO'su yapay zekânın aramayı nasıl değiştirdiğini, yani kendi ürününü anlattı. 2024'te tablo aynıydı. Ana sahnede Meta'nın yapay zekâ politika direktörü açık kaynak dil modellerini, Yandex'in CEO'su yapay zekâ destekli aramayı anlattı (CNBC-e). İkisi de sponsordu. Aynı zirvede Meta, TRAI ve Hello Tomorrow Türkiye ile birlikte "Başlat LLM Etki Programı"nı yürütüyordu; girişimler Meta'nın Llama modeli üzerine ürün geliştirip ödül için yarıştı.

Bu isimleri suçlamıyoruz. Bir şirket yöneticisinin kendi şirketinin bakışını anlatması doğal. Ama bunun adı "vizyon" değil, ürün yol haritası. Sahnede konuşan, satıcıdır. Salonda dinleyen, alıcıdır. Arada "vizyon" sözcüğü, bir satış ilişkisini bir bilgi ilişkisi gibi gösteren bir perde işlevi görür.

Bunu biz söylemiyoruz yalnızca. Sektör kendi ağzıyla söylüyor. Büyük bir uluslararası yapay zekâ etkinliği olan RAISE Summit'in kendi blogunda, Mart 2026'da şirketlere şu tavsiye veriliyor: konuşmacı yeri ya da oturum sponsorluğu alarak kendinizi "satıcı değil, güvenilir bir otorite" olarak konumlandırın; çünkü yapay zekâ etkinlikleri "artık yalnızca ağ kurma fırsatı değil; teknolojiyi sergilemek, ortaklık kurmak ve sektör eğilimlerini etkilemek için kritik platformlar" (RAISE Summit). Bir etkinlik düzenleyicisi, sahnesinin satılık olduğunu ve bu satışın amacının satıcıyı satıcı gibi göstermemek olduğunu açıkça yazıyor.

Bu ekonominin dışında durmaya çalışan topluluk etkinlikleri de aynı şeyi öbür taraftan anlatıyor. 22 Ekimde yapılacak ücretsiz, sponsorsuz çevrim içi konferans All Day AI'ın düzenleyicilerinden biri, para sponsorluğu kabul etmeme nedenlerini şöyle açıklıyor: sponsorlu oturumlar "belirli bir tür konuşma üretir". Bunlar "aslında demo olan vaka çalışması", "her dersin tesadüfen konuşmacının ürünüyle çözüldüğü 'öğrendiklerimiz' sunumu"dur. Bu yüzden alıcı değilseniz, "oturumun tamamını kafanızda satış konuşmasını çıkararak geçirmek zorunda kalırsınız" (Kilo blog).

ABD'deki hukuk teknolojisi dünyasından gelen bir eleştiri de aynı yöne bakıyor. Above the Law yazarı Stephen Embry, 2025'te onuncu yılını dolduran büyük bir yapay zekâ zirvesini "tasarımı gereği biraz yapay zekâyı kutlayan bir alkış etkinliği" diye tarif ediyor ve soruyor: "Aynı hype döngülerini yalnızca daha yüksek ve hatta tehlikeli bir sesle mi yaşıyoruz?" (Above the Law).


"Ekosistem" ve aracı kurum: TRAI ne iş yapar?

Zirveyi anlamak için düzenleyicisini de anlamak gerekiyor. TRAI'nin sitesi kurumu 2017'den beri "ekosistemi ortak bir paydada buluşturan lider bir platform" olarak tanımlıyor. Sitede sayılan faaliyetler şunlar:

  • Kurumsal üyelik modeli
  • Kurumlara yapay zekâ stratejisi ve yol haritası danışmanlığı
  • Kurumlara özel eğitim programları (TRAI Akademi)
  • Yılda dört kez güncellenen girişim haritası (Nisan 2026'da 482 girişim)
  • Kurumların yapay zekâ kullanımını ölçen yıllık araştırma
  • Çalıştay raporları, çalışma grupları, meetup'lar, startup günleri
  • Haftalık yapay zekâ gündem bülteni
  • Ve zirve

Sitede kurumun hukuki statüsü ve finansman modeli açıkça yazmıyor. Biz de bu konuda tahmin yürütmeyeceğiz. Ama faaliyet listesinin kendisi bir yapıyı tarif ediyor, onu görmek için statü bilgisine gerek yok.

Bu, bir ekosistem aracısının faaliyet listesi. Aynı kurum, ekosistemin haritasını çiziyor (girişim haritası), ekosistemi ölçüyor (araştırma), ekosisteme ne yapması gerektiğini söylüyor (danışmanlık), ekosisteme eğitim satıyor (Akademi) ve ekosistemin yıllık buluşmasını sponsorların desteğiyle düzenliyor (zirve). Haritayı çizen, haritadaki şirketlerden üyelik alan, haritadaki şirketlere danışmanlık veren ve haritadaki büyük şirketlerin sponsorluğuyla sahne kuran bir kurum, ister istemez hem hakem hem oyuncudur. Bunu bir ahlak eleştirisi olarak söylemiyoruz; yapısal bir durum olarak söylüyoruz. Kim yönetirse yönetsin, bu yapıdaki bir kurumun sahnesi, onu finanse edenlerin sahnesi olmaya meyleder.

"Ekosistem" sözcüğünün kendisi de masum değil. Ekosistem bir doğa metaforudur. Orada tedarikçi, müşteri, devlet, girişim ve çalışan aynı ormanın birbirine uyumlu canlıları gibi görünür. Ormanda çıkar çatışması yoktur, yalnızca "denge" vardır. Oysa bu "ekosistemin" içinde ajanı satan ile ajan yüzünden işini kaybedecek olan aynı canlı türü değildir. Metafor, sınıf ilişkisini doğa ilişkisi gibi gösterir.

Bir de devlet var. 2024 zirvesine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve TÜBİTAK katıldı. Ana sahnede "Türkiye'nin Ulusal YZ Stratejisi ve Eylem Planı" başlıklı bir oturum vardı (CNBC-e). Eylem planı yazımızda ve Ulusal Yapay Zekâ Kurulu yazımızda "masada kim var, kim yok" diye sormuştuk. Zirve bu sorunun sahnelenmiş yanıtıdır. Kamu politikası, sermayenin kendi sahnesinde, sermayeyle birlikte konuşulur; emek örgütleri o sahnenin konuğu bile değildir.


Gelişmek isteyen şirkete bile yaramıyor

Şimdi yazının belki de en beklenmedik iddiasına gelelim. Bu tür zirveler yalnızca emekçinin değil, yapay zekâyı gerçekten kullanmak isteyen şirketin de işine yaramıyor. Bunu sermayenin kendi ölçütleriyle göstermek mümkün.

MIT'nin NANDA girişimi Ağustos 2025'te The GenAI Divide: State of AI in Business 2025 adlı bir rapor yayımladı. Rapor 150 iş lideriyle görüşmeye, 350 çalışanla ankete ve 300 kamuya açık yapay zekâ uygulamasının incelenmesine dayanıyor. Ana bulgu, kurumsal üretken yapay zekâ pilotlarının yaklaşık %95'inin anlamlı bir mali getiri sağlamadığı. Projeler erken aşamada takılıp ölçeklenmeden kalıyor (Computing, Virtualization Review).

Raporun teşhisi daha da öğretici. Raporun başındaki araştırmacı Aditya Challapally'ye göre sorun modellerin kalitesi değil, kurumların onları kullanma biçimi. Challapally buna "öğrenme açığı" (learning gap) diyor. Rapor bir şey daha söylüyor: bütçelerin yarıdan fazlası satış ve pazarlama araçlarına gidiyor, oysa en güçlü getiri arka ofiste, yani süreç otomasyonunda ve operasyonda görülüyor. Para, zirvede en çok parlatılan yere gidiyor; getiri ise sahnede en az konuşulan yerden geliyor.

Dürüst olmak için raporun bir bulgusunu daha aktaralım. Rapora göre dış tedarikçilerle ortaklıkla kurulan sistemlerin başarı oranı yaklaşık üçte iki; kurum içinde sıfırdan geliştirilenlerinki yaklaşık üçte bir. İlk bakışta bu, "satıcıyla tanışın" diyen zirveyi haklı çıkarıyor gibi görünebilir. Ama raporun anlattığı ortaklık, kurumun kendi süreçlerine aylarca gömülen, kendi verisiyle eğitilen, kendi çalışanlarının geri bildirimiyle uyarlanan bir iş ilişkisi. Zirvenin sattığı ise o ortaklığın değil, ilk tokalaşmanın bileti. Tokalaşma ile entegrasyon arasındaki mesafeyi kapatan şey yine kurumun kendi öğrenmesidir.

O hâlde gelişmek isteyen bir şirketin gerçekten neye ihtiyacı var? Raporun kendi diliyle söylersek, öğrenmeye. Ama bu öğrenme sahnede değil, işyerinde olur:

  • Kendi verisinin ne durumda olduğunu bilmek
  • Kendi süreçlerinden hangisinin gerçekten otomasyona uygun, hangisinin yalnızca "uygun görünen" olduğunu ayırt etmek
  • Bu ayrımı yapabilecek tek kesimi, yani o süreci her gün yürüten çalışanları sürece katmak
  • Küçük, ucuz, geri alınabilir denemeler yapmak ve sonuçlarını dürüstçe ölçmek

Bunların hiçbiri bir otel balo salonunda, yirmi dakikalık bir panelde, beş konuşmacının birbirine nezaketle katıldığı bir formatta öğrenilemez. 65 oturum ve 110 konuşmacı aynı güne sığdırıldığında oturum başına düşen konuşmacı sayısı bellidir: çoğu oturum panel, panellerde kişi başı birkaç dakika. Bu süre bir "kullanım alanı"nın adını söylemeye yeter. Nasıl başarısız olduğunu anlatmaya yetmez. Oysa bir şirketin en çok öğreneceği şey, başkalarının nasıl başarısız olduğudur. Sponsorlu bir sahnede hiç kimse başarısızlığını anlatmaz.

Burada sınıfsal bir ironi var. MIT raporunun "öğrenme açığı" dediği şey, bizim dilimizde genel zekânın işyerindeki karşılığıdır: bir süreci gerçekten bilen, onu her gün yapan insanların kolektif bilgisi. Bir yapay zekâ projesinin başarısı tam olarak bu bilgiye bağlı. "Ajanlar Aramızda" diyen bir zirve ise o bilgiyi taşıyan insanları sahneye çıkarmıyor, salona da sokmuyor. Konuştuğu konunun asıl bilgisini taşıyanları dışarıda bırakan bir buluşma, kendi katılımcısı olan şirkete bile eksik bilgi satar.


Gövde gösterisi: rakamın kendisi ölçü olunca

Bu zirvelerin haberleri hep aynı cümlelerle yazılıyor: "rekor katılım", "yoğun ilgiyle tamamlandı", "2.000'in üzerinde katılımcı", "420'den fazla kurum". 2024'te 1.300, 2025'te 1.800, 2026'da 2.000 hedefi. Haberin konusu, zirvede ne konuşulduğu değil, kaç kişinin geldiği.

Marx, Kapital'in ilk bölümünde metanın gizemli karakterini anlatırken insanlar arasındaki toplumsal ilişkinin, şeyler arasındaki bir ilişki gibi görünmesinden söz eder (Kapital I, 1. bölüm, 4. kısım). "Yapay zekâ" sözcüğü bugün böyle bir şey. Sözcüğü taşıyan her şey, bir sunum, bir ürün, bir şirket, bir etkinlik, kendi içeriğinden bağımsız bir değer kazanıyor. Bir şirketin yapay zekâ ile ne yaptığı değil, "yapay zekâ" dediği görülüyor. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Mart 2024'te yapay zekâ kullanımı hakkında yanıltıcı beyanda bulunan iki yatırım danışmanlığı şirketine ceza verdi; sektör buna artık bir ad bile koydu: "AI washing", yani yapay zekâ aklaması (SEC). Zirve, bu fetişin toplu ayinidir.

Guy Debord, Gösteri Toplumu'nda gösteriyi "imgeler topluluğu değil, imgelerin aracılık ettiği insanlar arasındaki toplumsal ilişki" olarak tanımlar (Debord, tez 4). Zirve tam olarak böyle bir ilişkidir. Bir şirket orada olduğunu gösterir, öteki şirket onun orada olduğunu görür, ikisi birden devlet temsilcisine "biz bu dönüşümün içindeyiz" mesajı verir. Sahne bir bilgi aktarım yeri değil, bir karşılıklı görünme düzeneği. Bu yüzden haberin ölçüsü içerik değil katılım rakamıdır: gösteride önemli olan, ne kadar çok kişinin gösteriyi gördüğüdür.

Thorstein Veblen'in bir asır önce "gösterişçi tüketim" dediği şey de buraya eklenebilir (Veblen, Aylak Sınıfın Teorisi). Pahalı bir bilet, pahalı olduğu için değerlidir. 36.000 TL'lik bir salonda bulunmak, o salonda bulunamayanlarla aradaki mesafeyi işaretler. Zirvenin fiyatı, yalnızca maliyetin değil, mesafenin de fiyatıdır.

Gövde gösterisinin bir de siyasal yüzü var. Sermaye, "ajanlar" çağına ne kadar hazır olduğunu her yıl kendine ve devlete gösteriyor. "Çok gerçek", "zekânın ötesi", "ajanlar aramızda": bu temalar bir bilgi iddiası değil, bir kararlılık beyanı. Mesaj şu: dönüşüm geliyor, kaçınılmaz, biz de hazırız. Bu beyanın muhatabı yalnızca rakip şirketler değil, bu dönüşümün bedelini ödeyecek olanlardır. Kaçınılmazlık söylemi, itirazı baştan anlamsız gösterir. Yapay zekâ tsunamisi yazımızda tartıştığımız doğal afet metaforu, zirvede bir pazarlama temasına dönüşür.


Her yıl yeni bir sözcük: hype döngüsünün iç yüzü

2025 zirvesinin Vizyon sahnesindeki bağımsız konuşmacı Peter Sondergaard, Gartner'ın eski araştırma başkanı. Gartner, teknoloji dünyasının en ünlü kavramlarından birinin sahibi: hype döngüsü (Gartner Hype Cycle). Model şunu söyler: her yeni teknoloji önce "şişirilmiş beklentiler zirvesi"ne çıkar, sonra "hayal kırıklığı çukuru"na düşer, sonunda "verimlilik platosu"na ulaşır. Bir danışmanlık şirketinin ürünü olan bu model, teknolojiyi değil, teknoloji hakkındaki konuşmayı tarif eder. Ve o konuşmanın her evresinde satılacak bir şey vardır: zirvede heyecan, çukurda "doğru strateji", platoda "olgunluk danışmanlığı".

Zirvenin yıllık temaları bu döngünün kendisi gibi okunabilir:

  • 2024 "Yapay Zeka Çok Gerçek": Şüpheye karşı ikna. "Bu bir balon değil."
  • 2025 "Zekânın Ötesi": Beklentiyi bir adım öteye taşıma. "Daha fazlası geliyor."
  • 2026 "Ajanlar Aramızda": Yeni bir ürün kategorisini sahiplenme. "Asistan" bitti, "ajan" başladı.

Her yıl yeni bir sözcük, aynı salon, büyük ölçüde aynı sponsorlar. Sözcük değişir çünkü satış döngüsü yenilenmelidir. Bir önceki yılın vaadi gerçekleşmediğinde, bunu tartışmak yerine bir sonraki vaada geçmek daha kârlıdır. MIT raporunun %95'i, 2025 zirvesinde bir sahne başlığı değildi. 2026'da da olmayacak; çünkü 2026'nın sözcüğü "ajan" ve ajanın vaadi, pilotların neden başarısız olduğu sorusunu bir sonraki ürün kuşağına erteliyor.

Bu biçimin daha önce de yaşandığını hatırlayalım. 2017–2018'de blokzincir, 2021–2022'de metaverse ve Web3 adıyla düzenlenen zirveler aynı salonlarda, benzer bilet fiyatlarıyla, "devrim" sloganlarıyla yapıldı. O sözcüklerin çoğu bugün etkinlik takviminden çekildi. Teknolojilerin kendisi tamamen yok olmadı; ama zirve biçimi, teknolojinin değil sözcüğün ömrüne bağlıydı. Sözcük soğuyunca zirve de dağıldı. "Yapay zekâ" bunlardan çok daha kalıcı ve çok daha gerçek bir dönüşüm. Ama zirve biçimi değişmedi; yalnızca daha büyük bir sözcüğe taşındı.

İşte bu yüzden diyoruz ki bu tür ortamlar vizyon bakımından da miadını doldurdu. Bir vizyon, bugün görülmeyeni gösterir. Sponsorlu bir sahnenin gösterebileceği gelecek ise sponsorun satmak istediği ürünün geleceğidir. "Bu teknoloji sizin işinize yaramayabilir", "bu dönüşüm çalışanlarınızın aleyhine işleyebilir", "pilotlarınızın %95'i getiri sağlamayabilir" diyebilecek bir konuşmacı, o sahnenin ekonomisine uymaz. Vizyonun ticarileşmesi, vizyonun kendisini imkânsız kılar.


Öğrenme yer değiştirdi

Kullanıcı olarak, öğrenci olarak, bilişim emekçisi olarak hepimizin gözü önünde bir şey oldu: bilgi kıt olmaktan çıktı. Bu cümle abartı değil, gözlem.

  • Yapay zekâ alanındaki makalelerin büyük çoğunluğu, hakemli dergide çıkmadan önce aynı gün arXiv üzerinde herkese açık yayımlanıyor.
  • Alanın en iyi giriş dersleri ücretsiz. Hugging Face'in kursları, fast.ai, Andrej Karpathy'nin sıfırdan sinir ağı kurmayı anlatan ders dizisi, MIT OpenCourseWare gibi kaynaklar hiçbir bilet gerektirmiyor.
  • Alanın yıllık genel görünümü bile ücretsiz. Stanford'un AI Index raporu, bir zirvenin "küresel eğilimler" oturumunun anlatabileceğinden çok daha fazlasını, kaynağıyla birlikte veriyor.
  • Modellerin önemli bir kısmı açık ağırlıklı yayımlanıyor. Bir çalışan, kendi bilgisayarında, kendi verisiyle deneme yapabiliyor.
  • Bir yapay zekâ modelinin kendisi de artık bir öğrenme aracı. Doğru sorulduğunda, bir zirve panelinin yirmi dakikada değinebileceği konuyu saatlerce, kişiye göre derinleştirebiliyor. Bunun sınırlarını ve kimin elinde olduğunu başka yazılarımızda tartıştık; ama erişim düzeyindeki değişim inkâr edilemez.

Bu tabloda bir zirve "bilgi" satamaz; çünkü bilgi her yerde. Zirvenin dili de bunu biliyor: değer önerisi "öğrenin" değil, "buluşun". Ama dikkat edin. Bu, bir zirvenin artık gereksiz olduğu anlamına gelmiyor; kıt olanın ne olduğunun değiştiği anlamına geliyor. Bugün kıt olan üç şey var:

Zaman. Bilginin bolluğu, onu sindirmeye ayrılacak zamanın kıtlığını derinleştirdi. Bir çalışanın haftada birkaç saati yapay zekâ ile deneme yapmaya ayrılıyorsa, bu bir zirve biletinden çok daha değerli bir öğrenme yatırımıdır. O saati verecek olan işverendir; bileti alan da.

Birlikte deneme pratiği. Öğrenme artık dinleyerek değil, yaparak ve birlikte yaparak oluyor. Açık kaynak toplulukları, hackathon'lar, okuma grupları, çalışma atölyeleri; bunlar "katılımcının konuştuğu" biçimler. Sahne-salon biçimi ise tersine çalışır: bir kişi konuşur, iki bin kişi dinler. Bu, yirminci yüzyılın yayın modeli. Televizyon ve radyo gibi tek yönlü bir bilgi akışı. Yirmi birinci yüzyılın öğrenme biçimi ağ biçimindedir: herkes hem öğrenir hem öğretir.

Eleştirel süzgeç. Bilgi bolluğunun asıl tehlikesi, yanlışla doğrunun, satış konuşmasıyla bulgunun aynı ekranda yan yana durmasıdır. Bugün kıt olan beceri, bir sunumun içinden pazarlamayı ayıklayabilmek. All Day AI düzenleyicisinin "kafanızda satış konuşmasını çıkarmak" dediği beceri tam olarak budur. Bu beceri bir zirvede öğrenilmez; çünkü zirvenin işi o süzgeci çalıştırmamaktır.

Eğitim tartışması açısından bunun anlamı büyük. Eğitim Dosyamızda "okul kimin?" diye sormuştuk. Aynı soru şimdi mesleki öğrenme için soruluyor: öğrenme kimin? Kurumsal eğitimin bir bilet, bir sertifika, bir "katılım belgesi" ekonomisine dönüştürülmesi, bilginin bolluk çağında onu yeniden kıtlaştırmanın bir yolu. Bilgi bedava olunca, bilgiye erişimin belgesi satılır. Zirvenin online eğitimlerine "katılım belgesi" verilmesi küçük bir ayrıntı gibi görünüyor ama bu mantığın bir parçası: içerik ücretsiz, onay damgası değerli.


Sahnede olan ve olmayan

Zirvede konuşulanZirvede konuşulmayan
Ajanların "görev alıp, planlayıp, süreç yürütmesi"Bu görevleri bugün yapan çalışanların ne olacağı
Sektörlerde kullanım alanları: finans, sağlık, perakende, enerjiO sektörlerde istihdam, ücret, iş yoğunluğu
"Kurumsal dönüşüm deneyimleri"Başarısız pilotlar; MIT'nin %95'i
Siber güvenlikÇalışanların ajanlarla izlenmesi, işyerinde gözetim
"Egemenlik", "yerel bulut"Hangi yabancı tekelin altyapısına ne kadar bağımlı olunduğu
Girişimler ve yatırımGirişimlerin hangi tekelin modeline ve bulutuna kilitlendiği
Ulusal YZ stratejisiStratejiyi belirleyen masada sendikaların ve meslek odalarının yokluğu
"Ekosistemle buluşma"Bileti alamayanların bu ekosistemin neresinde durduğu
"Yapay zekâ devrimi"Devrimin kimin aleyhine işleyeceği
İnsan-ajan iş birliğiİş birliğinde kimin karar verdiği, kimin "uyum sağladığı"

Bu tablo, zirvenin içeriğini değil yapısını tarif ediyor. Sağ sütundaki başlıkların tek bir sponsorlu sahneye bile çıkabileceğini düşünmek zor; çünkü sağ sütun, sol sütunu satanların değil, sol sütunun bedelini ödeyecek olanların sorularından oluşuyor. Ajan Kaçtı, Fatura Kime? yazımızda sorduğumuz soru burada da geçerli: ajanlar aramızdaysa, faturası kimin masasına gidiyor?


Üç yaygın hata

Birinci hata: "Bu zirveler tamamen boş" demek. Değil. Orada gerçekten iş bağlantıları kuruluyor, girişimler yatırımcı buluyor, kurumlar birbirinin ne yaptığını görüyor. Sermaye için bu buluşmanın işlevi gerçek. Eleştirimiz, bu işlevin "bilgi", "vizyon" ve "eğitim" diye sunulması. Bir ticaret fuarının adı ticaret fuarıdır; sorun, fuarın kendini akademi gibi tanıtmasıdır.

İkinci hata: "Sorun kötü organizasyon ya da yanlış konuşmacı seçimi" demek. Kim düzenlerse düzenlesin, sponsorla finanse edilen, bilet fiyatı kurum bütçesine göre belirlenen bir sahne, finanse edenlerin sahnesi olur. Bu kişisel niyetle değil, gelir yapısıyla ilgili. Çözüm daha iyi bir zirve değil, başka bir biçim.

Üçüncü hata: "Yapay zekâ da bir moda, geçecek" demek. Blokzincir ve metaverse benzetmesini sözcüğün ömrü için yaptık, teknolojinin ömrü için değil. Yapay zekâ, emek süreçlerini gerçekten ve derinden dönüştüren bir teknoloji. Zirvelerin pazarlama diline duyduğumuz haklı şüphe, teknolojinin gerçek etkisini küçümsemeye dönüşmemeli. Tam tersine: etki gerçek olduğu için, o etkinin nasıl konuşulduğu, kimin tarafından ve kimin sahnesinde konuşulduğu önemli.


Somut öneriler

Şirketlerde çalışan genç yoldaşlar için. İşvereniniz size zirve bileti alıyorsa gidin, ama dinlediğiniz her oturumda üç soruyu not edin: konuşmacının şirketi sponsor mu, anlatılan "vaka" gerçekte bir demo mu, başarısızlıktan söz edildi mi? Döndüğünüzde bu notları ekibinizle paylaşın. Bir zirvenin en değerli çıktısı, sahnede söylenenlerin süzgeçten geçirilmiş hâlidir.

Yöneticiler ve küçük şirketler için. Yapay zekâda gerçekten ilerlemek istiyorsanız, bir zirve biletinin parasını çalışanlarınıza ayrılmış deneme zamanına çevirin. MIT raporunun söylediği gibi sorun model değil öğrenme. Öğrenme, süreci her gün yürüten insanların sürece katılmasıyla olur. Sizin "ekosisteminiz" otel salonunda değil, kendi ofisinizde.

Sendikalar ve meslek odaları için. TMMOB'un raporu bu alanda emek örgütlerinin de söz kurabileceğini gösterdi. Bir sonraki adım, yapay zekâ üzerine ücretsiz, sponsorsuz, düzenli buluşmalar. Sahneye sponsorların değil, yapay zekâ ile çalışan, onunla izlenen, onun yüzünden işini kaybeden ya da işi yoğunlaşan emekçilerin çıktığı oturumlar. BilişimSEN, Eğitim Sen ve TMMOB gibi örgütlerin ortak bir "emeğin yapay zekâ günleri" düzenlemesi düşünülebilir.

Topluluk düzenleyicileri için. Biçim tartışması önemli. Etkinlik Düzenleme ve Yoldaşlık kılavuzumuzda FOSDEM ve Chaos Communication Congress gibi örneklere değinmiştik. Bu buluşmalar on yıllardır gönüllülükle, ticari sponsorluğa sahneyi teslim etmeden yapılıyor. Karaburun Bilim Kongresi de yirmi yıldır aynı şeyi gösteriyor: bilgi buluşmaları bilet fiyatıyla değil, katılımcının emeğiyle ayakta durabilir. Sahne-salon yerine atölye, panel yerine soru-yanıt, katılım belgesi yerine ortak çıktı.

Basın ve sosyal medya için. Zirve haberlerini okurken "kaç kişi geldi" değil, "kim konuştu, kimin parasıyla, ne söylendi" sorusunu sorun. Katılım rakamı bir haber değil, bir bültendir.

Kendimiz için. Bilginin bol olduğu bir çağda en değerli kamusal hizmet, bilgiyi süzmek ve paylaşmaktır. Bilgi Müşterekleri olarak yapay zekâ yazılarımızı ve kılavuzlarımızı ücretsiz ve CC BY-SA lisansıyla yayımlamamızın nedeni bu. 12 Kasımdaki ücretsiz online günü de izleyeceğiz; program açıklandığında oturum başlıklarını tek tek bu yazıya ekleyeceğiz.


Sevgili Yoldaşlar,

Bir zirvenin bileti programından önce satılıyorsa, o zirvenin sattığı şey program değildir. Türkiye Yapay Zeka Zirvesi bu durumun en açık örneklerinden biri; ama tek örneği değil. Sorun bir kurumda değil, bir biçimde. Sponsorla finanse edilen, bilet fiyatı kurumsal bütçeye göre belirlenen, sahnesinde satıcının alıcıya "vizyon" anlattığı bu biçim, sermaye için gerçek bir işlev görüyor: ağ kurmak, görünür olmak, kararlılık beyan etmek, devletle aynı karede durmak. Ama kendini bir öğrenme yeri olarak sunduğunda iki kez yanıltıcı oluyor. Emekçi için yanıltıcı, çünkü konuşulan konunun asıl öznesi olan emekçi orada değil. Şirket için bile yanıltıcı, çünkü şirketin gerçekte ihtiyaç duyduğu öğrenme, o sahnede verilemeyecek türden bir öğrenme.

Öğrenme yer değiştirdi. Bilgi artık otel salonlarında değil, açık arşivlerde, ücretsiz derslerde, açık modellerde ve en çok da işi her gün yapan insanların kolektif deneyiminde. Kıt olan şey bilgi değil; zaman, birlikte deneme ve eleştirel süzgeç. Bunları üretecek olan da sermayenin vitrini değil, emeğin kendi örgütlü buluşmaları.

Genç yoldaş, bir sonraki "yapay zekâ zirvesi" ilanını gördüğünde soracağın soru bellidir: sahnede kim konuşuyor, bileti kim ödüyor, salonun dışında kim kalıyor — ve konuşulan konu, dışarıda kalanların hayatı değil mi?

Yoldaşça, Bilgi Müşterekleri


Kaynaklar

Türkiye Yapay Zeka Zirvesi ve TRAI

Konferans ekonomisi ve eleştiriler

Kurumsal yapay zekâ ve öğrenme açığı

Açık öğrenme kaynakları

Kuramsal çerçeve

Asgari ücret

Bilgi Müşterekleri'nden ilgili yazılar


Lisans: CC BY-SA 4.0 — kaynak göstererek ve aynı lisansla paylaşmak koşuluyla çoğaltabilir, dağıtabilir, uyarlayabilirsiniz.

Bu bir canlı belgedir; zirvenin programı ve 2026 sponsorları açıklandığında oturum başlıklarıyla güncellenecektir. bilgimusterekleri.org

Etiketler:#yapayzeka#kapitalizm#zirve#konferans#TRAI#türkiye#ajanlar#meta#öğrenme#eğitim

İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği