Bilgi Müşterekleri
AnasayfaKonularDizilerKılavuzlarPopüler İçeriklerHakkımızdaİletişim

Ekim'den Sonsuzluğa: Devrimin Gündelik Hayatını Okumak

Kavel Alpaslan'ın Yeni Kitabı ve Bir Genç Kuşak Tarihçisinin Kurduğu Hafıza Rafı

10 dk okumaYazar: Oğuz Demirkapı
Ekim'den Sonsuzluğa: Devrimin Gündelik Hayatını Okumak
Sevgili Genç Yoldaşlar,

Bugün 7 Kasım. Ekim Devrimi'nin yıldönümünde, devrimin dünyada neleri kalıcı olarak değiştirdiğini Ekim Devrimi'nin Getirdikleri yazısında sekiz saatlik iş gününden kadın haklarına uzanan bir hatla anlatmıştık. Bu yıl o yazının yanına koyacağımız bir kitap var: Kavel Alpaslan'ın Eylül 2026'da Kor Kitap'tan çıkan Ekim'den Sonsuzluğa – Sovyetler Birliği'nde Yaşam.

Bu yazıda önce kısa bir özet vereceğiz; ardından kitabı, yazarını ve yazarın öteki çalışmalarını ayrıntılı biçimde tanıtacağız.


Özet: Beş Cümlede Bu Yazı

  1. Ekim'den Sonsuzluğa, Sovyet deneyimini büyük tarih anlatısının yanında gündelik hayatın içinden okuyan bir yazılar derlemesi: Putilov işçilerinden barınma politikalarına, uzay programından kadınların değişen hayatına, fotoğraftan müziğe ve edebiyata.
  2. Kitabın değeri, "devrim ne vaat etti" sorusunu "devrim insanların sabahını, evini, işini, sanatını nasıl değiştirdi" sorusuna çevirmesinde.
  3. Kavel Alpaslan, 1995 İzmir doğumlu, toplumsal mücadeleler tarihi ve sosyalist kültür üzerine çalışan bir gazeteci; yani bu kitap, Ekim'i ders kitabından değil hafıza arşivinden öğrenen yeni bir kuşağın sesi.
  4. Yazarın 2023'te Sel Yayıncılık'tan çıkan Aynı Öfkenin Çocukları: Dünyadan Devrimci Portreleri kitabı ve İletişim Yayınları'nın Latin Amerika derlemesi Dünyanın Ters Köşesi'ne katkısı, aynı enternasyonalist hafıza çalışmasının öteki rafları.
  5. Önerimiz: Bu üç kitabı bir okuma halkasında birlikte okuyun; "kimin elinde, kimin denetiminde, kimin yararına" sorularını bu kez geçmişin gündelik hayatına sorun.

Bir Kitap Neden 7 Kasım'da Okunur?

Ekim Devrimi üzerine yazılanların büyük kısmı ya iktidar tarihi ya da çöküş tarihidir. Biri Kışlık Saray'ın basılmasıyla başlar, öteki 1991'le biter. Arada yaşayan milyonlarca insanın sabah işe gidişi, çocuğunu kreşe bırakması, ilk kez okuma yazma öğrenmesi, ilk kez kendi evinin anahtarını alması genellikle ya hiç anlatılmaz ya da propaganda ile karikatür arasında bir yere sıkıştırılır.

Ekim'den Sonsuzluğa tam bu boşluğa yerleşiyor. Yayınevinin tanıtımına göre kitap, "devrimin idealleri ile gündelik gerçekliği arasındaki etkileşimi" konu edinen yazıları bir araya getiriyor. Bizim için önemli olan da bu: Devrimi bir tarih olarak değil, bir yaşam biçimi olarak tartışmak.

Bunu neden önemsiyoruz? Çünkü Okudum da Ne Oldu? yazısında da söylediğimiz gibi, okuduğumuz şey hayal edebildiğimiz şeyin sınırını çizer. Kapitalizmin en büyük ideolojik başarısı, başka bir gündelik hayatın mümkün olmadığına bizi inandırmasıdır. Başka bir gündelik hayatın yaşanmış olduğunu belgelerle gösteren her kitap, o inancın karşısında bir delil gibi durur.


Kitabın İçinden: Altı Kapı

Kitabın arka kapak metni, yazıların uzandığı alanları sayıyor. Biz bunları altı kapı olarak okuyalım. Her kapının yanına, o konunun neden genç yoldaşlar için önemli olduğunu not ettik.

1. Putilov İşçileri: Devrimi Kim Yaptı?

Petrograd'ın Putilov fabrikası, Çarlık Rusyası'nın en büyük sanayi işletmelerinden biriydi ve 1905'ten 1917'ye her büyük kalkışmanın merkezinde yer aldı. Şubat 1917'deki grev dalgasının önemli halkalarından biri buradaki lokavt ve grevlerdi. Kitabın açılışını bir işçi mahallesinin mücadelesinden yapması anlamlı: Devrimi "birkaç liderin dehası" olarak değil, örgütlü işçilerin uzun soluklu emeği olarak kurmak.

Bu kapı bize şunu hatırlatıyor: Tarih kitaplarında adı geçenler değil, fabrika komitelerinde, grev kasalarında, mahalle toplantılarında adı hiç yazılmayanlar devrimin asıl özneleriydi. Örgütlenme 2.0 yazısında bugünün koşullarında tartıştığımız soru, yüz yıl önce Petrograd'da somut olarak yanıtlanmıştı.

2. Barınma: Ev Bir Meta mı, Bir Hak mı?

Kitabın Sovyetler'de barınma politikalarına ayırdığı bölüm, bugün Türkiye'de kiranın maaşı yuttuğu bir dönemde özellikle dikkatle okunmalı. Devrimin ilk yıllarında büyük konutların kamulaştırılıp işçi ailelerine açılması ve daha sonraki dönemde kitlesel konut üretimiyle barınmanın piyasa dışına çıkarılması, "ev kimin" sorusuna verilmiş tarihsel bir yanıttı.

Kapitalizmin Rantı Öcünü Alıyor ve Bina Kendiliğinden Yıkılmaz yazılarımızda konutun nasıl bir rant aracına dönüştüğünü anlatmıştık. Bu bölüm, aynı sorunun başka bir mülkiyet ilişkisi altında nasıl başka sonuçlar doğurduğunu görmek için iyi bir karşılaştırma zemini sunuyor.

3. Uzay Programı: Yoksul Bir Ülke Gökyüzüne Nasıl Çıktı?

Bir kuşak önce okuma yazma oranı düşük, sanayisi savaşla yıkılmış bir ülkenin ilk yapay uyduyu ve ilk insanı uzaya göndermesi, kamusal planlamanın ve bilime ayrılan toplumsal kaynağın ne yapabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri. Sputnik'ten Starlink'e Uzay Yarışı yazımızda bu hikayeyi anlatmış, Gökyüzünün Çitlenmesi yazısında ise bugün aynı gökyüzünün nasıl birkaç milyarderin özel mülküne dönüştüğünü tartışmıştık. Kitabın uzay bölümü bu iki yazının arasına köprü kuruyor.

4. Kadın Olmak: Yasa Değişti, Hayat Değişti mi?

Ekim Devrimi'nin ardından kadınlar seçme ve seçilme, boşanma, eşit ücret, doğum izni gibi hakları, Batı'daki pek çok ülkeden onlarca yıl önce kazandı. Ama asıl soru, yasanın gündelik hayata nasıl yansıdığı: kreşler, ortak yemekhaneler, okuma yazma kampanyaları, kadının fabrikaya ve bilime girişi. Kitabın kadınların değişen hayatına ayırdığı bölüm, bu yasal sıçramanın gündelik karşılığını izlemeye çalışıyor. Kimin Ailesi Güvende? yazımızda tartıştığımız "aile" söyleminin sınıfsal içeriği, bu bölümle birlikte okunduğunda daha anlaşılır hale geliyor.

5. Max Penson'ın Fotoğrafları: Orta Asya'nın Değişen Yüzü

Max Penson, Sovyet Özbekistan'ın değişimini yıllarca fotoğraflamış bir fotoğrafçı. Peçesini atan kadınlar, pamuk tarlasındaki traktörler, okuma yazma kurslarında yaşlı köylüler, kanal inşaatlarında çalışan kalabalıklar onun objektifinden geçti. Kitabın Penson'a yer vermesi, Sovyet deneyiminin yalnızca Rus deneyimi olmadığını, Petrograd'dan Orta Asya bozkırlarına uzanan çok uluslu bir dönüşüm olduğunu hatırlatıyor. Halkların kardeşliği ilkesi burada bir slogan olmaktan çıkıp bir fotoğraf karesine dönüşüyor.

6. Müzik ve Edebiyat: Devrimin Duygusu

Bir toplumsal dönüşümün duygusunu en iyi sanat taşır. Kitabın müzik ve edebiyat yazıları, devrimin insanların iç dünyasında neyi değiştirdiğine bakıyor. Bu, Kavel Alpaslan'ın uzun süredir sürdürdüğü bir çalışmanın devamı: Yazar, Gazete Duvar'da "Müzikli Atlas" başlıklı yazılarında, örneğin sosyalist Macaristan döneminin şarkılarında Engels'in köylülerinin izini sürmüştü. Kırılan Ellerin Şarkısı yazımızda Víctor Jara üzerinden anlattığımız "şarkının da bir sınıfı vardır" fikri, bu bölümün okunmasında iyi bir eşlikçi olabilir.


Künye

BilgiAyrıntı
KitapEkim'den Sonsuzluğa – Sovyetler Birliği'nde Yaşam
YazarKavel Alpaslan
YayıneviKor Kitap
Basım1. baskı, Eylül 2026, İstanbul
Sayfa406
Kapak tasarımıBurak Bağçeci
ISBN9786257392747
Türİnceleme - Araştırma

Yazarı Tanıyalım: Kavel Alpaslan Kimdir?

Kavel Alpaslan 1995'te İzmir'de doğdu ve Urla'da büyüdü. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde gazetecilik okudu. Gazeteciliğe 2014'te Agos'ta başladı; ardından çeşitli gazetelerde çalıştı, Özgürüz Radyo'da tarih ve müzik programları hazırladı. 2016'dan bu yana yazıları Gazete Duvar'da yayımlanıyor; bianet, 1+1 Express ve Birartıbir gibi mecralarda da yazıları ve söyleşileri çıkıyor. İngilizce, İspanyolca ve Fransızcadan çeviriler yapıyor ve İzmir'de yaşıyor.

Kendini tanımlarken öne çıkardığı alanlar toplumsal mücadeleler, tarih ve dış haberlerdir. Çalışmalarının ortak paydası ise sosyalist kültürün ve unutturulmaya çalışılan mücadele tarihinin hafızasını genç kuşaklar için yeniden kurmaktır.

Bunu özellikle önemsiyoruz. 12 Eylül'den sonra doğan kuşaklar, sosyalizm tarihini çoğu zaman ya hiç duymadılar ya da yalnızca karşıtlarının anlatısından duydular. Kavel Alpaslan, o kuşağın içinden çıkıp bu tarihi belgeleriyle, fotoğraflarıyla, şarkılarıyla yeniden anlatan isimlerden biri. bianet'te yayımlanan "Kızıl Woodstock: Doğu Berlin 1973" yazısında yaptığı gibi, ana akım liberal anlatının "karikatür ülke" tasvirlerine karşı yaşanmış gerçekliği koymaya çalışıyor.


Yazarın Öteki Kitapları

Aynı Öfkenin Çocukları: Dünyadan Devrimci Portreleri (Sel Yayıncılık, 2023)

Kavel Alpaslan'ın ilk kitabı, 264 sayfalık bir portreler derlemesi. Sel Yayıncılık'ın "Gri Yeşil Kitaplığı" dizisinde yer alıyor (ISBN 9786257370929).

Kitap, farklı kıtalardan, farklı dönemlerden devrimcileri yaşadıkları dönemin arka planıyla birlikte anlatıyor. Yayınevi tanıtımı, bu portrelerin aynı zamanda kapitalizmin tarihsel krizinin dönüm noktalarını bütünlüklü biçimde göstermeye çalıştığını vurguluyor. Bir başka deyişle, kitap tek tek kahramanlık hikayeleri değil, her biri bir dönemi açan pencereler dizisidir.

İçindekiler sayfasına bakmak bile kitabın enternasyonalist genişliğini anlatmaya yetiyor:

  • Avrupa ve Paris Komünü'nden Spartakistlere: William Morris, Gustave Flourens, Eugen Leviné, Karl Liebknecht, James Connolly, Bela Kun, Feliks Cerjinski; ayrıca Marx ve Engels'ten önceki işçi örgütlenmesinden Moll, Bauer ve Schapper.
  • Faşizme karşı direniş: Misak Manuşyan, Julius Fuçik, Nikola Vaptsarov, Aris Veluçiyotis, Olga Benário Prestes, Arditi del Popolo, Kızıl Ordu'nun Yahudi kadın askerleri, Kızıl Orkestra, Richard Sorge.
  • İspanya İç Savaşı: Fernando Gerassi, Miguel Hernández, Asturias madencileri.
  • Kıbrıs ve Kafkasya: Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis, 26 Bakü Komiseri, Nver Safaryan.
  • Fabrikalar ve sokaklar: FIAT işçileri, Kızıl Harlem, Güney Koreli işçi Chon Tae-il.
  • Latin Amerika: Camilo Torres, Jorge Masetti, Roque Dalton, Arlen Siu, José Carlos Mariátegui, Miguel Enríquez, Rogelia Cruz, FPMR tutsakları, Maurice Bishop.
  • Afrika ve Orta Doğu: Thomas Sankara, Patrice Lumumba, Amílcar Cabral, Gassan Kanafani.

Bu listede Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis'in yan yana anılmasını ayrıca önemsiyoruz. 1965'te birlikte öldürülen bu iki sendikacı, Kıbrıslı Türk ve Rum emekçilerin ortak mücadelesinin simgesi. Bu, milliyetçiliğin bölmeye çalıştığı emekçileri sınıf dayanışmasının nasıl birleştirdiğinin en yakın coğrafyadan örneğidir.

Kitabın ilk bölümlerinden biri olan Eugen Leviné portresi, yazarın anlatım tarzını iyi gösteriyor: Bavyera Sovyet Cumhuriyeti'nin önderini yalnızca siyasi kimliğiyle değil, gençlik mektupları, eşine duyduğu aşk ve "devrimcilerin ülkeler arası akışı" içindeki yeriyle birlikte anlatıyor. On beş yaşında defterine "İnsanlara hizmet etmeliyim" diye yazan bir gencin nasıl bir devrimciye dönüştüğünü izlemek, genç okurlar için devrimciliği soyut bir kategori olmaktan çıkarıp insani bir yolculuğa çeviriyor.

Yılmaz Güney yazımızda benimsediğimiz ilkeyi burada da hatırlatalım: Devrimcileri ne aziz ne şeytan olarak anlatmak, onları dönemleriyle, kararlarıyla ve bedelleriyle birlikte anlamak. Aynı Öfkenin Çocukları bu yaklaşıma yakın duruyor.

Dünyanın Ters Köşesi – Latin Amerika: Tarih, Toplum, Kültür (İletişim Yayınları, 2020)

Esra Akgemci ve Kazım Ateş'in derlediği bu kitap, Türkçede Latin Amerika üzerine en kapsamlı rehberlerden biri ve pek çok üniversitede ders kaynağı olarak okutuluyor. Kavel Alpaslan, akademisyenler ve araştırmacılardan oluşan geniş yazar kadrosu içinde bu derlemeye katkı sunanlar arasında yer alıyor.

Derleme, Monroe Doktrini'nden bu yana ABD müdahalelerini, anayasa yapım süreçlerini, Şili'deki rejim değişikliklerini, Brezilya İşçi Partisi'nin yükselişi ve düşüşünü, bölgesel örgütleri ve kentsel siyaseti ele alıyor; müzikten edebiyata, sinemadan futbola kültürel alanı da kapsıyor. Umut Güneyden Geldi yazımızda Lula'nın zaferini anlatırken değindiğimiz tarihsel arka planı derinleştirmek isteyenler için iyi bir başlangıçtır.


Üç Kitap, Tek Bir Hafıza Rafı

Kavel Alpaslan'ın üç çalışmasını yan yana koyduğumuzda ortaya tutarlı bir proje çıkıyor:

KitapOdakBize Sorduğu Soru
Aynı Öfkenin Çocukları (2023)Dünyanın dört bir yanından devrimci insanlarKim mücadele etti, hangi bedeli ödedi?
Dünyanın Ters Köşesi (2020, katkı)Latin Amerika'nın tarihi ve kültürüEmperyalizmin arka bahçesi nasıl direndi?
Ekim'den Sonsuzluğa (2026)Sovyetler Birliği'nde gündelik yaşamDevrim insanların hayatını nasıl değiştirdi?

Birinci kitap öznelerin, ikincisi bir kıtanın, üçüncüsü bir toplumsal deneyimin hafızasını kuruyor. Üçü birlikte okunduğunda, sosyalizm tarihini ne romantize eden ne de karalayan, onu yaşanmış ve yaşanabilir bir gerçeklik olarak gösteren bir okuma hattı oluşuyor.


Neden Şimdi?

Yapay zeka ve platform kapitalizmi üzerine yazdığımız yazılarda sık sık bir şeyi vurguluyoruz: Tekelci kapitalizm yalnızca emeğimizi değil, geleceğe dair hayal gücümüzü de çitliyor. Gelecek kurgularının neredeyse tamamı ya teknolojik kurtuluş vaadi ya da kıyamet senaryosu olarak önümüze konuyor; her iki durumda da bugünkü mülkiyet ilişkileri değişmeden kalıyor. Fütürizmden Tekno-Faşizme yazısında bu gelecek kurgularının sınıfsal yapısını tartışmıştık.

Ekim'den Sonsuzluğa gibi kitaplar bu çitlemeye karşı bir hafıza müştereği işlevi görüyor. Başka bir barınma politikasının, başka bir kadın hayatının, başka bir bilim örgütlenmesinin yaşandığını belgelerle gösteriyorlar. Geçmişte mümkün olmuş olan, gelecekte de mümkündür. Hafıza, bu yüzden bir nostalji değil, bir ufuk meselesidir.

Ekim Devrimi'nin Getirdikleri yazısını bitirirken söylediğimizi burada da tekrarlayalım: Geçmişimizle büyük bir olgunlukla hesaplaşacağız, deneyimlerden öğrenip daha güzel bir dünya kuracağız. Bu kitaplar o hesaplaşmanın ve o öğrenmenin malzemesidir.


Somut Görevler

  1. Okuma halkası kurun. Üç kitabı üç aylık bir okuma planına bölün: önce Aynı Öfkenin Çocukları'ndan haftada beş portre, ardından Ekim'den Sonsuzluğa'nın bölümleri, sonra Dünyanın Ters Köşesi'nden seçmeler.
  2. Her bölüme üç soruyu sorun. Okuduğunuz her uygulama için: Kimin elindeydi? Kimin denetimindeydi? Kimin yararınaydı? Ardından aynı soruları bugünkü Türkiye'nin barınma, eğitim, bilim ve kadın emeği alanlarına yöneltin.
  3. Kütüphaneye öneri verin. Okulunuzun, üniversitenizin, belediyenizin kütüphanesine bu kitapları alım önerisi olarak iletin. Hafıza müştereği raflarda da kurulur.
  4. Bir portre yazın. Aynı Öfkenin Çocukları'nın yöntemini örnek alarak kendi şehrinizden, işyerinizden, sendikanızdan adı unutulmuş bir mücadele insanının portresini yazın. Bize gönderin, birlikte yayımlayalım.
  5. Yazarı takip edin ve destekleyin. Kavel Alpaslan'ın Gazete Duvar ve bianet yazılarını okuyun, bağımsız yayın çalışmalarını destekleyin. Patronsuz gazetecilik ve araştırma, okurun desteğiyle ayakta kalır.
  6. Kor Kitap'ın Ekim ve Sovyet dizisine bakın. Aynı yayınevinden çıkan Gelecek Bizimle sözlü tarih kitabını 12 Eylül Dosyası yazısında kaynak olarak kullanmıştık. Benzer çalışmaları izlemek, hafıza rafını genişletir.

Sevgili Genç Yoldaşlar,

Bir devrimi anlamanın yolu, yalnızca onun liderlerini ve savaşlarını değil, sabahlarını da tanımaktan geçer. Kavel Alpaslan'ın kitapları bize bu sabahları anlatıyor: bir işçinin ilk kez kendi evine girdiği sabahı, bir kadının ilk kez okuma kursuna gittiği sabahı, bir köylü çocuğun gökyüzüne uydu gönderen ülkenin mühendisi olduğu sabahı.

7 Kasım'da bu sabahları hatırlıyoruz. Çünkü onları hatırlayan, başka sabahların da mümkün olduğunu bilir.

Ekim'in yıldönümü kutlu olsun. İyi okumalar.


İlgili Başlıklar

Haber Bülteni Aboneliği